gasteci.com
 
     Ana Sayfa Reklam Tüm Haberler İletişim

Nuh Gönültaş

Nuh Gönültaş “Birinci tehdit” artık Taraf gazetesidir!
Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’u ilk defa bu kadar sert ve kızgın gördüm. ...

Tamer Korkmaz

Tamer Korkmaz “İçimizdeki İrlandalılar”
“- Mali krizle birlikte bazı büyük Amerikan ve Avrupa finans kuruluşlarına ilişkin kaygıların ...

Harun Tokak

Harun Tokak Sükutun çığlıkları
Kararsız bir Sonbahar günüydü. Yağmur yağmak istiyor, sonra birden vazgeçiyordu. İnsanın n...

Aydoğan Vatandaş

Aydoğan Vatandaş NY Türk Film Festivali ve akılda kalanlar
NY Merkezli ‘Moon and Stars Project’ özellikle Türk görsel sanatlarında yaşanan değişi...

Sebahattin Çelebi

Sebahattin Çelebi Alman komutanlar golf oynar mı?
Aktütün baskınında şehit verdiğimiz 17 gencimiz teröristlerle çatır çatır savaşırken, Hava Kuvvetler...

Halit Esendir

Halit Esendir Deniz Feneri Almayna Türkiye savaşı
AK Parti başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a Doğan grubu gazetelerinin Almanya’da...

Taceddin Kayaoğlu

Taceddin Kayaoğlu Bu meseleyi bizim Kürtler çözer -2
Aynı şey ilginç bir şekilde Kürtlük veya Araplık için de söz konusu olmuştur. Bu iki etnik kimlik ya...

Mehmet Ali Bulut

Mehmet Ali Bulut Kürt kimin umurunda be kardeş!
MHP lideri Devlet Bahçeli, Irak sınırında tampon bölgeler oluşturulmasını isteyince “eyvahR...

Sezai Şen

Sezai Şen Hoşgeldin Ey Şehr-i RamaZAM
Lafa gelince “Yüzde 99’u Müslüman olan Türkiye” oluruz ama acaba icraata gelince d...

Gasteci Kulislerde

Gasteci Kulislerde Eğer AK Parti kapatılsaydı...
3.5 aylık baş döndürücü trafik bitti. Ak Parti kapatılacak mı ?, kimler siyasi yasak alacak ? gibi s...

Erol Kavas

Erol Kavas Mini Laptop - Asus Eee PC Türkiye'de!!!
İlk kez hepsiburada.com tarafından satışa çıkarılan ürünün özelliklerini inceliyelim....

Kanlı postallar

Harun Tokak
1998 baharında Bosna'dayız.

1. Dünya Savaşının fitilinin ateşlendiği köprüdeyiz. Bir Sırp milliyetçisi, Avusturya-Macaristan veliahdı Arşidük Ferdinand'ı bu köprüde öldürmüştü.
Harun Tokak

Bu ilk dünya savaşında milyonlarca asker ölmüş, bir o kadarı kaybolmuş veya esir düşmüştü. Köprüden parlayan bir kıvılcımla dünya, yangın yerine dönmüştü.

Henüz hatıraları taze Bosna savaşının da sarmaladığı bu garip duygularla Bosna sokaklarında yürürken, bahçesinden cıvıl cıvıl çocuk seslerinin yükseldiği bir okulun önünde buluyoruz kendimizi.

Biraz sonra Bosna'daki Türk okulundayız. Müdür beyin odasının penceresinden, koşup oynayan çocukları seyrediyoruz. Aman Allah'ım!, diye geçiriyorum içimden, “bu çocukların babaları daha düne kadar acımasızca birbirini boğazlamıyorlar mıydı?”

“Kim bilir kaç tanesi öksüz ve yetimdir? Diye geçerken aklımdan, bir kenarda, banketin üzerine ilişmiş, elini yüzüne dayamış, sevimli bir kız çocuğu ilişiyor gözüme.

Yakında Bosna'ya gideceğiz

Babamla konuştuğumda sesini güçlükle duydum

Fakat onu anladım.

Benim babam,

Düşmanları dağlarımızdan kovacak

mısralarını yazan okulun başarılı öğrencisi Emine olduğunu öğrendim. Bu satırları yazdıktan bir müddet sonra babasının Bosna dağlarında şehit düştüğünü öğreniyoruz. Kimi kimsesi yok mu? diyorum, “Biz varız ya” diyor, Müdür bey. Doğru. İyi ki varlar...

Kalbimin derin vadilerinden kopan bin bir acı rüzgâr alıp savuruyor beni benden. Nice çığlıklar uğulduyor kulaklarımda. Evlerden, vadilerden, dağlardan savaş günlerinde duymadığımız, duyamadığımız çığlıklar yükseliyor... Sanki şehitlerin ruhlarıyla kuşatılmışız dört bir taraftan. Bizi sorguluyorlar daima.

Nerede kaldınız?

Neden gittiniz ve bıraktınız bizi buralarda?

Cevapsız sorular bunaltıyor bizi. Başımızı önümüze eğiyoruz mecburen. Çünkü her köşede aynı sorularla karşılaşıyoruz.

Neyse ki, imdadımıza müdür bey yetişiyor. Odasında oturan iki öğretmene işaret ederek, “Evvela Ali ve Mehmet öğretmenler gelmiş Bosna'ya” diyor, “hem de savaştan önce”. Okulun bilcümle açılış hikâyesini onlardan dinlemeye davet ediyor bizi. Kulak kesiliyoruz:

“Fırtınadan önceki sükûnet günlerinde indik Saraybosna'ya. Burada bir okulla işe başlamayı düşündük” diye başlıyor söze Ali öğretmen ve devam ediyor:

“Daha önce bir vesile ile Cemal bey'e de anlatmıştım başımızdan geçen bazı olayları. Bosnalı kardeşlerimiz gerçekten, bize çok yardımcı oldular. Bize evlerini ve gönüllerini açtılar. Yetkililer okul olabilecek bazı binaları gösterdiler. Maddi destek devşirmek üzere Türkiye'ye döndüğümüzde ise, Bosna'dan savaş haberleri gelmeye başladı. İyi günlerinde yanlarında olduğumuz kardeşlerimizi kötü ve zor günlerinde yalnız bırakamazdık tabii. Ne var ki yollar ya kapalı ya da çok tehlikeliydi. Önce Hırvatistan'a gittik. Orada bir Hırvat mafyası ile anlaştık. Bizi Bosna'ya ulaştıracaklardı. Sözlerinde durmadılar. Tehlikeli ve meşakkatli bir yolculuktan sonra bizi İngman dağının tepesinde kaderimizle baş başa bıraktılar. 'Anlaşmamız Bosna'ya kadardı' dedikse de dinletemedik.

Aşağıda Bosna havaalanının fersiz ışıkları belli belirsiz görülüyordu. Eh, en azından nereye doğru yürüyeceğimizi biliyorduk. Bu da bir şeydi.

Sonu belirsiz bir maceranın tam ortasındaydık. Fırtına karı harmanlarken, şehre 'hakim tepelerden' gelen silah sesleri yamacımızda yankılanıyordu. Yürüyen kardan adamlar gibiydik. Rüzgarın içimizi ürperten ıslıkları şiddetini gittikçe artırıyor, kalınlaşan kar, yürüyüşümüzü zorlaştırıyordu. Akşamla birlikte umudumuz da tükeniyordu. Karanlık basınca kader arkadaşları olarak Mehmet öğretmenle el ele tutuştuk. Birbirimizden kopmamalıydık. Boşta kalan ellerimizde koca valizlerimizi sürüklüyorduk.

Bir anda nasıl olduysa oldu ve vadiden kopan bir kar fırtınası yere savurdu bizi. Karların üstünde ne kadar yuvarlandığımızı hatırlamıyorum. Birbirimizi kaybetmiştik.

- Mehmeeeeet! Mehmeeeeet! diye bağırıyordum ısrarla. Önce karşı tepeler yankı verdi, sonra derinlerden mecalsiz bir ses gelir gibi oldu kulağıma:

- Aliiiii!

Ses, yamacın üst yanından geliyordu. Oraya doğru yürüdüm. Karlı tepeyi yeniden tırmanıyordum. Sonunda buldum onu. Bizim Mehmet bir kar çukuruna öylesine gömülmüştü ki, sadece başı dışarıdaydı. Bir hayli uğraştıktan sonra çıkarabildim onu. Ama bu defa da valizi kayıptı. Üşümüş iki ürkek ceylan gibi birbirimize sarıldık. Sonra silah seslerinin altında kâh yerlere kapaklanarak, kâh yuvarlanarak indik ölüm tepesinden.

Elimizde beyaz bayrak, bitkin ve mecalsiz bir halde yaklaştık havaalanına. Bizi karşılayan BM yetkilileri son zırhlı aracın az önce şehre gittiğini söyleyince olduğumuz yere çöktüğümüzü hatırlıyorum sadece. Havaalanında kalamazdık. Bin bir tehlikeyi göze alarak, gece karanlığında düştük yine yollara. Başımızın üzerinde vızıldayan kurşunlardan korunmak için dere yataklarından yürüyorduk. Çetniklerin silahları gecenin karanlığında ışıktan kavisler çiziyordu gökyüzünde.

Yine de Bosnalı dostlarımızın bizi karşılarında gördüklerinde, yaşadıkları sevinç her şeye değerdi. Ne var ki, günün ağarmasıyla birlikte biz de savaşın acı yüzünü bütün dehşetiyle görmüş olduk.

O eski güzel günlerden eser kalmamıştı şehirde. İnsanların yüzlerindeki sürur çoktan uçup gitmişti. Sirenler çalıyor, ambulanslar durmadan yaralı taşıyor, evlerden çığlıklar yükseliyordu.

1995 Dayton Anlaşması'na kadar çok acılar yaşadı bu kanlı topraklar. Vakfınızın da yardımıyla bu yarım yamalak anlaşmayı fırsat bilerek, ertelenmiş okul hayalimizi gerçekleştirmek için yetkililerden bir bina istedik. İçinde bulunduğumuz binayı gösterdiler. Etrafı tel örgülerle çevriliydi, duvarları delik deşikti. Mayın döşeli olduğu için temizleninceye kadar bahçesine dahi adım atamadık. Yol tarafındaki kırık pencereden içeriye baktığımızda, sağa sola savrulmuş saçlar, duvarlarda kan izleri ve içi pıhtılaşıp kurumuş kan dolu postallar görünüyordu.”

Sınıflarda kan izleri ve içi kan dolu postallar! Ali öğretmenin bu son sözleri, savaşın dehşetini bir fotoğraf makinesi kadar kudretle getirmişti gözümüzün önüne. Demek ki, dedim kendi kendime, “Boşnak, Hırvat ve Sırp çocuklarının beraberce koşuşup oynadığı şu bahçe, bu sevimli eğitim yuvası, şu kapının önünde çocuklarını bekleyen anneler o dehşetin bataklığı içinden yeni bir dirilişe tanık oluyorlar.” Ali öğretmen sözlerini, 'İşte Bosna Türk lisesinin hikâyesi' der gibi ellerini iki yana açarak bitirdi.

Ardından hep beraber bahçeye çıktık. Gözlerimiz Emine'yi arıyor ama nafile. “Bir köşeye çekilmiş, ağlıyordur” diyor Müdür bey. Lakin kanepe boş değil. Omuzları çökmüş, mahalli kıyafeti içinde yaşlı bir Boşnak anası, bastonunu elleriyle birlikte çenesine dayamış, talebeleri seyrediyor. Yanına yaklaşıyoruz. “Nasılsın anacığım” deyip hal hatır soruyoruz. Derinden bir oh çekip “Ah evlatlarım ah!” diyor, “şu çocukları seyrediyorum da. Bu günleri de görecek miydim diye Allah'a şükrediyorum. Burası o zamanlar Sırp Çetniklerin karargâhıydı. Buradan şehre ateş ederlerdi. Sabahlara kadar esir Boşnakların, gencecik kızların işkence çığlıkları duyulurdu buradan. Yaşlı diye bana dokunmazlardı. Ah! Birlikte ne güzel yaşayıp duruyorduk. Kim yaptı bize bunları, kim düşman etti bizi birbirimize anlayamadım.”

Belli ki, okulun bahçesi ona, özlediği kardeşlik ve huzurun havasını teneffüs ettiriyordu.

Bütün bir dünyayı yangın yerine çeviren ilk kıvılcım Bosna'da ki bu köprüde parlamıştı. Şimdi buradan, Dünya'ya barış köprüleri kuruluyor olmanın, mutluluğu içinde ayrılıyoruz Bosna'dan.

Bosna'da eğitim meşalesini tutuşturan bu önden giden atlılar, bir gün bütün dünyayı aydınlatacaklarını düşündüler mi bilemiyorum. Ama bildiğim bir şey varsa, o da bütün aydınlıkların, şafak sancılarının kıvılcımları ile tutuştuğudur.

Ne mutlu! karanlıkları yok etmeye azmetmiş, gurbet sancısı çeken şafak işçilerine!



03.Aralık.2006 06:52:45

Puan: 3.0/5 (275 oy verildi)

Yazıcı Görünümlü Sayfa Arkadaşına Yolla Yorum Yazabilirsiniz
Yorumlar
   Ali ERDEM
Yazılarınızı zevkle okuyorum.Teşekkür ederim.Kaleminize sağlık.
   salim yılmaz
sayın hocam yazılarınızı derslerde öğrencilerime okuyorum.Önden gidenlerin aşkını anlatıyorum.Gençler gelecek neslin gönüllüleri olacak inşallah.selam ile...
   @lperen53
ve ne mutlu böyle bir sancıyı ve işçileri bağrında taşıyan milletime ve ülkeme...Allah yapandan koşandan çarpışandan, yazandan razı olsun...vesselam
   el kürdi
Allah razi olsun sizden sayin Hocam haftada bir kere yazmak az en az haftada üc bes yazi bekliyoruz saygilar sevgiler
   serra atalay
butun dunya barisla huzurla doluncaya kadar durmayacaktir onden giden atlilar.. Yollari acik olsun. Sn Tokak, yazilarinizin ictenligi ve hadiseleri butun yalinligi ile anlatiminiz icin sizi tebrik ederiz.
   fatih okay
sayın tokak,her hafta yazilarınızı özlemle berklediğimi ifade eder saygılarımı sunarım.
   ENGİN KARADİREK
YAZILARINIZI TİTİZLİKLE TAKİP EDİYORUM HER YAZIDA AYRI BİR VADİYE DALIYORUM TEŞEKKÜRLER
   ATSIZCI
Biliyormusunuz?O Sırpın Müslüman dava arkadaşları varmış.Hatta birinin adı Mehmetmiş.

Harun Tokak Arşivi
Sükutun çığlıkları 12.Ekim.2008
Ramazan çocukları 05.Ekim.2008
Musibet meteorlarını parçalayan kadın 29.Eylül.2008
Mozambik'te Ramazan Esintileri 21.Eylül.2008
O arslan ayakta öldü 14.Eylül.2008
İslam'ın sesi Bilal 09.Eylül.2008
Gurbettekiler için ezan vakti 31.Ağustos.2008
'Yine ayakların üşüyor mu?' 24.Ağustos.2008
Babacığım! Ceketin 'Sen' kokuyor 22.Haziran.2008
“Adsız oğlan” öldü 15.Haziran.2008
Veda busesi 08.Haziran.2008
Bir sevdadır Türkiye 01.Haziran.2008
Anasız acılar 25.Mayıs.2008
Bizim iller sensiz… 18.Mayıs.2008
Meleğimin adını söyler misin? 17.Mayıs.2008
Yoldakiler 11.Mart.2008
O Küheylan… Süvarisiz döndü ülkesine 10.Haziran.2007
Önden Giden Atlılar ki... Geçtiler Ülkelerinden 03.Haziran.2007
Güneş yeni bir çağa doğar 27.Mayıs.2007
Krizantem Çiçeği 22.Mayıs.2007
Güller de yanar dumansız 13.Mayıs.2007
Hüzünlü bir tebessümdür ki… Dondu anıların dudaklarında 06.Mayıs.2007
Coşkun'dur Türkçe'nin gül günleri 30.Nisan.2007
Allah'a yazılan mektup 22.Nisan.2007
ALDANIŞ DEDE... 16.Nisan.2007
Lefter... 10.Nisan.2007
Bir Pribadi ölür, bin Pribadi doğar 01.Nisan.2007
Ölümü bir yorgan gibi çekti üzerine… 25.Mart.2007
Yiğitlerin saçları bakımlı olmalı… 18.Mart.2007
Çığlıklar yükselirdi yanık çöl gecelerinden 11.Mart.2007
Yusuf Yüzlüler Dolaşıyor Nil Kıyısında 04.Mart.2007
Ölüm treninden bozkıra savrulanların aşkı biter mi? 25.Şubat.2007
Benden sonra ölüm gelir 18.Şubat.2007
Rû- be- Rû 11.Şubat.2007
Suya Düşen Kan: Kerbela 04.Şubat.2007
DELİK AYAKKABILAR VURDU BENİ 29.Ocak.2007
Ayçürök 21.Ocak.2007
Bir Kınalı Küheylan 14.Ocak.2007
Yeşeren düşler 08.Ocak.2007
Baba gitmesen olmaz mı? 01.Ocak.2007
Ateşinde üşüdüm bir meçhul adamın 17.Aralık.2006
Yollar derin uçurumlara varmadan 11.Aralık.2006
Kanlı postallar 03.Aralık.2006
Gözümün nuru, canım ağabeyim! 27.Kasım.2006
“Damarlarımda Türk kanı var” 19.Kasım.2006
YORGUN GÜVERCİN 12.Kasım.2006
MAGADANLI EMİNE 06.Kasım.2006

Gazetelerin 1. Sayfaları

NEW YORK TİMES'IN TÜRBAN ANALİZİ!

NEW York Times Gazetesi’nin Türkiye muhabiri Sabrina Tavernise, özellikle Pakistan’daki Fethullah Gülen okullarına büyük övgü yağdırdığı ünlü yazısından sonra, bu defa da Türkiye’deki türban sorununa el attı.

AHMEDİNEJAD LARY KİNG'İN KONUĞU OLDU!

Dünyaca ünlü 'talk showcu' ağır politik konulardan, özel yaşamına kadar Ahmedinejad'a pek çok soru sordu..

FADİME ŞAHİN OLAYINDA SİSİ KOORDİNATÖRDÜ!

Son Ergenekon operasyonunda gözaltına alınan 'travestiler kraliçesi' lakaplı Seyhan Soylu ve oyuncu Nurseli İdiz'in yeni bir 28 Şubat süreci için zemin hazırlamakla suçlandığı öğrenildi.

METALLİCA'NIN OLAY KLİBİ...

Metallica'nın son klibi Amerika'yı karıştırdı. Klipte iki Amerikan askerinin Irak ya da Afganistan'da yaşadıkları anlatılıyor.

YANILMIŞIM, TANRI VARMIŞ!

Ünlü ateist artık Tanrı’ya İnanıyor: Dünyanın önde gelen ateistlerinden biri artık, büyük ölçüde, bilimsel kanıtlara dayanarak Tanrı’ya inanıyor.”

BÜYÜK PATLAMANIN İSPATI İÇİN BÜYÜK DENEY!

Dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı" (LHC), 13.7 milyar yıl önce meydana geldiği düşünülen Büyük Patlama'dan hemen sonraki başlangıç şartlarını oluşturarak maddenin sır perdesini aralayabilmek için yarın çalıştırılacak.

MODERN HAYATA BAŞKALDIRAN HALK: AMİSHLER

ABD'de yaşayan Amishler, dünyadan tecrit edilmiş bir hayat sürüyor. Elektriksiz yaşıyor, at arabası kullanıyor, TV ve bilgisayardan uzak duruyor. İşte Amishler'in izole hayatı...

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR


DÜN EN ÇOK OKUNANLAR

» YALÇIN KÜÇÜK ÖCALAN'I KURTARDIĞINI İTİRAF ETTİ
» GENELKURMAY BAŞKANI'NIN TEHDİT EDEN AÇIKLAMALARINA TARAF GAZETESİ CEVAP VERDİ!
» GENELKURMAY BAŞKANI TARAF'IN SORULARINI CEVAPLAMAK YERİNE TEHDİT ETTİ!
» NEW YORK TİMES'IN TÜRBAN ANALİZİ!
» GENELKURMAY BAŞKANI'NIN CEVAPLAMADIĞI 9 KRİTİK SORU!
» “Birinci tehdit” artık Taraf gazetesidir!
» BOĞAZİÇİ'NDE YASAKÇI PROFESÖRE ÖĞRENCİLERİNDEN DEMOKRASİ DERSİ!
» GENELKURMAY BAŞKANI'NIN SERTLİĞİNE GAZETECİLERİN TEPKİSİ...
» AYDIN DOĞAN'A ŞOK KARAR!
» ASKERİ MAHKEMENİN ŞOK KARARI!

EN ÇOK ARANANLAR

» Ahmet Hakan
» Ali Kırca
» Nurettin Veren
» Galatasaray
» Fethullah Gülen
» Nuh Gönültaş
» Minik Dualar
» Video Haberler

VİDEO HABERLER

» İŞTE GENELKURMAY BAŞKANI'NIN SERTLİK TARİHİNE GEÇECEK KONUŞMASI
» HOCAEFENDİ İLE GURBETTE BİR BAYRAM DAHA...
» ZAHİT AKMAN MEYDAN OKUDU!
» METALLİCA'NIN OLAY KLİBİ...
» ÇANAKKALE DE TÜRK ASKERİNİN YEMEK LİSTESİ NASILDI? VİDEODOO
» BÜYÜK PATLAMANIN İSPATI İÇİN BÜYÜK DENEY!
» HOCAEFENDİ'NİN BİR ŞİİRİ TRT'DE İLK DEFA OKUNDU
» BU DEVLET BANA ADAM ÖLDÜRTTÜ!
» BAYAN PAKSÜT ERGENEKON KAPSAMINDA ADLİYEYE ÇAĞRILINCA...
» 15 BİN ASKERİMİZ NASIL KÖR EDİLDİ?
gasteci.com © 2008