Orhan Pamuk, Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı ve bunun keyfini sürüyor doğal olarak. Ben olsam ben de böyle bir ödülü, hak ederek veya etmeyerek, kazanmaktan dolayı büyük bir gurur ve mutluluk duyardım. 1.36 milyon dolarlık ödül de bu sevincimi hayli pekiştirirdi. Ne var ki bu ödül Türkiye’yi alçaltıyor, Pamuk’u yüceltiyor. Sezai Şen
Nobel Edebiyat Ödülü’nün veriliş nedeni her ne kadar Orhan Pamuk’un edebi eserleri olarak da gösterilse, ödülün verilişinin kesinlikle romanları ve romanlarda başarılı olması değil. Orhan Pamuk, Türkiye’de belli başlı medya grupları tarafından pohpohlanmış, parlatılmış ve bu sayede kitapları çok satarak iyi para kazanmış, deyim yerinde ise oldukça şanslı biridir. Ne kadar yazardır veya değildir bunu tartışamam; nihayetinde her okur onun ne derece iyi bir yazar olduğunu kendi içinde değerlendirir, yazdıklarını okuduktan sonra.
Orhan Pamuk’a verilen ödül, Türkiye aleyhine söylediği sözlere verilmiştir, onun yazdığı eserlere değil. Özellikle de Türklerin Ermenileri katlettiğine dair sözleri bu ödülü almasında etkili olmuştur. Ödülü verenler hiçbir zaman gerçekte hangi niyetle böyle bir ödülü verdiklerini bugüne kadar ifade etmiş değillerdir ki Pamuk’a verilen ödülden sonra gerçekte niye verdiklerini açıklasınlar.
Türkiye’yi ve Türkleri, Müslümanlığı alçaltan, aşağılayan yazar ve çizer takımı her zaman Yahudi ve Hıristiyanlar tarafından destek görmüşlerdir. Bu tür insanların hapse girme tehlikesi karşısında bu yüzden hemen ayağa kalkarlar, içimizdeki medyaları kanalı ile. Bu tür durumlarda demokrasi, fikir özgürlüğü gibi kavramlar hatırlanır. Bu ülkenin ve insanlarının aşağılanmasından nemalanan yazar ve çizer takımından değilseniz başınıza ne gelirse gelsin ne Batı ne de onların içerideki maşaları sizi umursarlar. O zaman fikir özgürlüğü, demokrasi kavramları da unutulur.
Nobel Edebiyat Ödülü, Pamuk’a Türkiye’deki 70 milyon insanı katliamcıların torunları konumuna indirdiği, o konuma kadar alçalttığı için verilmiştir. Nihayetinde Türkiye Cumhuriyeti’ne ve halkına karşı sesini yükselttiği içi verilmiştir. Eğer bunları yapmamış olsa idi ağzıyla kuş tutsa ve tuttuğu kuş ile ilgili muazzam bir roman yazmış olsa idi bile böyle bir ödül alamaz, alabilecekler arasında bile ismini sokamazdı. Orhan Pamuk’un kendisi de bunun böyle olduğunun farkında; ancak insanın kendi başarısını gölgeleyebilecek kadar açık sözlü olması hemen hiç mümkün olmaz. İnsanlar ne kadar dürüst olursa olsun kendi başarılarını gölgeleyecek itiraflarda bulunamazlar. İşte bu yüzden bu ödül Pamuk’a verilmiştir, Türkiye’ye değil; Pamuk yüceltilmiştir, onure edilmiştir ancak Türkiye aşağılanarak yapılmıştır bu. Ülkenizi alçaltan, ancak kendi ülkesini, insanlarını alçaltmaktan kaçınmayan bir kişiyi yücelten bir ödülü başka hiçbir şekilde değerlendirmek mümkün değildir.
Hatırlarsanız yazar Elif Şafak için de ayağa kalkmıştılar. Çünkü Şafak da yazdığı kitapta Türkleri, Ermenileri katletmekle itham eden cümlelere yer vermişti. Eğer kendi ülkenizin aleyhine yazıp çizerseniz ve özellikle kendi insanlarınızı katliamcıların torunları olarak nitelendirmekten çekinmezseniz onların ansiklopedilerinde hakkınızda övücü cümlelerle yer alırsınız. (Bkz. Ermeni Ansiklopedisi. Armeniapedia - The Armenia Encyclopedia) http://www.armeniapedia.org adresinde ‘search’ yazan bölümü bu iki yazarın ismini yazın, sözde Ermeni Soykırımı ile ilgili tavır ve yazılarından dolayı nasıl da desteklendiklerini göreceksiniz.
Şunu unutmayın! Hıristiyanlar ve Yahudiler bir Müslüman ülkede yaşayan bir insanı bir şekilde ödüllendiriyorlarsa bunda bir bit yeniği vardır kesin! Çünkü hiçbir zaman kendi ülkesine ve insanlarına sadık kalan birine ödül vermezler. Hatta bizi içimizden vurmaya çalışan hainleri desteklerler; kimi zaman silah vererek, kimi zaman ödül altında para vererek. Ben de arzu ederdim ki bizim bir yazarımız gerçekten hak ederek, arkasında hiçbir art niyet olmadan Nobel Edebiyat Ödülü’nü alsın ve hepimiz bundan gurur duyalım. Kendi devletimizi, neslimizi kötülememiz karşılığında edinilen bir ödülden duyulsa duyulsa utanç duyulur! Keriman Halis’i, kendileri karşısında soyunan ilk Osmanlı kadını olduğu için ödüllendiren ve hak etmediği halde ‘Dünya Güzeli’ seçen, bunu itiraf etmekten de çekinmeyen Batı’nın içimizde birilerine verdiği her ödül bir yerde millet olarak alçaltılmamızın sembolüdür, bunu aklınızdan çıkarmayınız!
Diğer yandan yazar-çizer takımına da bir çift sözüm var: Batılı ülkelerden ödül altında rüşvet alacağınıza kendi insanlarınızın gönlünü alın! Bu bankadaki paranızın miktarını artırmasa da şerefinizi ve haysiyetinizi artırır!
Yorumlar tayfunturan7 Sayın Sezai ŞEN,
Orhan Pamuk hakkında söylediklerinize katılıyorum.Siz nasıl olurda Kerima Hali ECE'yi Orhan Pamukla bir tutarsınız!Bu ne cahillik, ne bağnazlıktır.Tarihten haberiniz yok.Dünyada ilk kez Emperyalizmi yerlebir etmiş,bağımsızlık savaşını kazanmış bir Ulusun bayrağını soyunarak değil, dalgalandırarak onca insana Türk Bayrağına Saygıyı öğreterek Ülkesini temsil etmiş,ve ömrü boyunca birtek dedikoduya karışmadan faziletle yaşamış bir Türk Annesi için nasıl olur da bu kadar seviyesizce yazabiliyorsunuz?Nasıl olur da utanmadan "soyundu" diyebiliyorsunuz?Bu kadar mı gözleriniz kör?Ne soyunması?!Bu kadar büyük bir haksızlığı bilmeden yazdığınız için sizi kınıyorum.Orhan Pamuk'un,neler söylediği malum.Yenilmeyi kabul edemeyen batının pisliklerine inanıyorsunuzda,kendi tarihinize mi inanamıyorsunuz.Akla karayı karıştırmayın!Bugün 94 yaşında olan ve canlı Tarih olarak yaşayan gerçek bir Türk Hanımefendisine bunca hakaret ve aslı olmayan bir abuk kitabi kaynak göstererek insanların yanlış bilgilendirilmesine neden olmak Size yakışmaz.Dava açılacak kadar net delili olan bir olayı saptırmayın ve vazgeçin!Söyledikleriniz faziletli bir aileye "hakarettir".
Gungor Aydemir sezai bey gunlerdir hep ayni yazi.
yeni bireyle ryain artik:)Ferit Altınel -onemli degil gibi- kimi okurlar yazıyı hiç okumadan yorum yapmışlar.Ayıp denen birşey var.Feyza Özpetek 'İtham ediyorum'!Bu sözler ünlü Fransız aydın ve yazarı Emile Zola'nın bir makalesidir. Zola'nın bu unutulmaz makalesi, Fransız ordusunda görevli Yüzbaşı Dreyfus'un Yahudi olması nedeniyle askeri yargı tarafından haksız yere mahkum edilmesi sonucunda,Fransa Devlet Başkanı'na hitaben yazdığı bir makaledir.Bütün baskılara rağmen Dreyfus'u savunarak aydın olmanın gereğini yerine getirmiş,ayrıca davanın yeniden görülmesini sağlayarak Dreyfus'un aklanmasına neden olmuştur.Zola gerçek bir Fransızdır,doğrusu Fransız aydınıdır.Ne yazık ki sizin gibiler yüzünden ülkesini bir süreliğine terk ederek İngiltere'de yaşamak zorunda bırakılmıştır.Gerçek Türk,sahte Türk gibi müphem kavramların arkasına sığınarak insan olmanın değerlerini,erdemlerini bizlere unutturamazınız.Bu saatten sonra çabalarınız nafile!!! ônemli degil. hayret,sezai sen ,tûrkiye yi rencide edenleri ne kadarda seviyormus,o zaman git fransada yada ermenistanda yasa ya bu ûlkeyi sev yada terket,bizim bu gibi sahte tûrklere ihtiyacimiz yok.Muallime Sn.Mihri Melek 'kaale almamak'değil'kale almamak'olacak kullandığınız sözcüğün doğru yazımı.Aslında size hak veriyorum.Bazı kendini bilmez hanımlar boylarından büyük işlere kalkışıyorlar.Otursunlar evlerinde pasta, börek yapsınlar,kabul günlerinde yesinler,içsinler.Meydan da Mihri Halil Meleklere kalsın.Değil mi efendim?Eskiler ne demişler?'eski tas,eski hamam','eski köye yeni adet'...Candan Ben kendi adıma girdiğim her ortamda fikirlerimi cesurca savunabilirim.Bu ortam resmi zevatın bulunduğu ortam da olabilir,sonsaniye.net de...Halil Bey'in ve sizin fikirlerinizi de dinleyip, saygı da duyabilirdim.Ne yazık ki bu imkansız hale geldi,neden derseniz üslubunuzu çok avam ve alışagelmiş buldum.Benim teranelerime gelirsek,o teranelerdir ki yaşadığımız yüzyılın tekrarından bıkılıp usanılmayacak değerleridir.Dünya eskici ülkelerin geri teknoloji ürünlerinin atıklarını dönüştürecek teknolojiler peşindeyken,bireyin hakları,özgürlükleri derken siz hala hamasi nutuklar atıyorsunuz...Ne diyelim,geçmişler olsun!!!!Ayşegül Annemin kabul gununde konusulanlar da bu cercevede olabilirdi,zira kendisi ve çevresi etrafında olan bitenlerin bilincinde olan,vasıflı hanımlardır.Klişeleşmiş memleket sevgisi,üstün vatan aşkı nağmeleri kulaklarımızda öyle yer etmiş ki,gerçek yurtseverlik kavramının ne olduğunu,ne olması gerektiğini bir türlü çözememekte,anlayamamaktayız.Bana göre yurtseverlik; mevsim geçişlerinde yağan yağmurlara,sellere yurttaşını, ülkeyi teslim etmemektir,edebiyatta,sanatta,sporda dünya çapında bireyler yetiştirmenin alt yapısını hazırlamaktır,denizleri,akarsuları,yaşanılan çevreyi kirletmemektir,trafiği felç etmemek için toplu ulaşım vasıtalarını tercih etmektir,ifade özgürlüğünü savunmaktır(sizinkilerle taban tabana zıt dahi olsalar dahi)...Örnekler çoğaltılabilir.Benim yurtseverlikten anladığım bireyin üstünlüğü,bireyin kutsanmasıdır.Üstün değerlerle donanmış birey ülkesini,yurttaşını yüceltir. Kutsanmış devlet bürokrasisinin bir süre sonra dokunulmazlık zırhına büründüğünü,yapılan hataların bedelini yurttaşına kan,can verdirerek ve borçlandırarak ödeten yönetimlerin elinde yıllarımızın heba olup,gittiğini göremeyenlerden olduğunuzu düşünüyorum.Meseleyi tamamen bu minvalde ele almalıyız efendim,saygılarımla...mihri melek Bu sütun sacmalıklar polemigine dönüsmüs .
Sn.bn.candan ve aysegul,sizlere en güzel cevabı bir kac sıra asagıda Halil bey vermis.
Siz sabit fikir yapmıssınız,aynı nakaratları tekrarlayıp duruyorsunuz.
Essiz (!)bilgilerinizi rahatca atıp tutabileceginiz baska ortam yok herhalde.
Buyrun konusun.Ben sizi dinlemiyorum ve kaale almıyorum.
Herhalde kimsede almıyor ki burada dakika bası bir vecize yumurtluyorsunuz.
Bugune kadar bilmediginiz ve ögrenmediginiz memleket sevgisi ,memleket tarihi gibi konuları bundan sonra da ögrenmeniz ve algılamanız mümkün görünmüyor.
Benim sahsımı anarak olayları kisisellestirmeyiniz.
Burası annenizin kabul günü degil!
Ayşegül Dilinizin ucuna gelen her sözcüğü sarfederseniz benzerlerinizden farkınız kalmaz Sn. Melek .İnsanları benzerlerinden ayıran bir-iki küçük detay olmalı.Huyunuzu suyunuzu bilemem ama en azından bu tip yazıları yazarken isminizle/soyadınızla mütenasip bir üslubunuz olabilirdi.Karşıt fikirleri vurgulamanın yolu herkesin bildiği,kullandığı yöntemlerse(açıkça avam diyorum) yazılanlar bir süre sonra okunmaz olur.Candan ''Şerefsizlik,vatan hainliği''gibi kavramlar artık herkesin diline yapışmış durumda.O zaman gerilere doğru uzanalım,tarihin karanlık sayfalarına...Yıl 1935.Nobel Barış ödülü Alman yayıncı-yazar ve pasifist savaş karşıtı Carl Von Ossietzky'e verilir.O sırada iktidarda olan milli Almanya'nın devlet büyükleri Goebbels ve Goring, Hitler'in talimatıyla bu ödülün yazara verilmesini engellerler.Sonrasında 1936'da Hitler'in icadı ''Milli Ödül''sanat ve bilim alanında Nobel'e karşı konulur ve milli(!)Alman vatandaşlarına verilmeye başlanır.Carl Von Ossietzky 1938'de toplama kamplarında geçirdiği kötü günlerin sonucunda veremden ölür.Kendisi hakiki,öz bir vatan hainidir.Gelelim Nazım'a...Yıllarca hapislerde vatan hainliğiyle suçlanıp,çürütülen evrensel şairimizin naaşını Türkiye'ye getirmek için neredeyse -milli,gayrimilli- bütün politikacılarımız seferber olmuş durumda.En sevdiğimiz şiiriyse'Vatan Haini'.Unutmadan,Carl von Ossietzky'nin anayasal yurttaşlık temelinde bir yönetim anlayışını savunduğunu,Orhan Pamuk'a bu açıdan da çok benzediğini not edelim.mihri melek orhan pamuk ülkesini satmıs bir vatan haini.Degil tebrik etmek suratını bile görmek istemem.İnsan kendi vatandaslarını asıp kesen ermeni eskiyalarının neresini savunabilir ki?500 000 türk'ün katledildigi arsiv belgelerinde acıklanıyor.
Osmanlı arsivlerinden kusku duyanlar yabancı yazarlara ait pek cok belgeden de bu katliamlara ulasabilirler.Ülkesine hayrı olmayan vatan haininin hickimseye faydası olmaz.Yalnız onun gibi satılmıs usakların yalakalıgına kavusur.Orhan Pamuk kitaplarını basanlar diger tarihi belgeleri de bassınlar.Tüm bunları bilip de hala onun kitaplarını okuyanlara da serefsiz demekten baska bir kelime gelmiyor dilimin ucuna.Candan Tarihi olayları tahrif etmeden yazabilen tarihçi sayısı çok az.Ben yüzyıllardır bu topraklarda yaşamış bir halkın toplu olarak göç ettirilmiş olması gerçeğini biliyorum,bu da bir takım sonuçlara varabilmemiz için yeterli.İnsani açıdan bakıyorum yapılanlara, İttihat Terakki Cemiyeti'nin siyasaları açısından bakamıyorum.Çünkü yapılanlar beceriksiz,basiretsiz,deli cesaretli bir grup azınlığın marifetleri!!!Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu gözü dönmüş azınlığın yaptığı hataları kamufle edemez efendim. nihal gures Tarih kitaplarında ve arsivlerde konuyla ilgili pek cok bilgi varken bazı sahıslar neyin gizlendigi paranoyası icindeler anlamak mümkün degil.Prof.Dr.NEJAT GÖYÜNC-OSMANLI IDARESİNDE ERMENİLER -adlı kitabı tavsiye ederim.Hem konu hem de ulasılabilecek kaynaklar acısından cok yararlı bir kitap.Orhan Pamuk kitaplarını durmadan cogaltan yayınevleri ERMENİ MEZALİMLERİNİ anlatan kitapları da cogaltıp cogaltıp satıyorlar mı acaba?Yoksa baska hizmetlerin (!) mi pesindeler?Candan Orhan Pamuk'u ilk okuduğumda şaşkınlık içinde kalmıştım.'Cevdet Bey ve Oğulları'nı okumadan,'Beyaz Kale'yi okumuştum.Batılı romancılardan bazılarında görülebilen dili iyi kullanabilme,okurken satranç oynar gibi ihtimalleri ardı ardına düşünme,romanın sonunu adeta bilmece çözer gibi anlamaya çalışma...Kitap bittiğinde hemen bir arkadaşıma verdim.Romeo Jülyet'le değiş tokuş yapmıştık.Arkadaşım farklı bir sonuca ulaştı,ben daha değişik bir çıkarımda bulundum.Neticede insanı düşündüren,çelişkilerden,karşılaştırmalardan hoşlanan bir yazar olduğunu anladım ve bir sonraki kitabını merakla bekledim.O zaman ne siyasi bir duruşu vardı(aslına bakılırsa siyasi duruşu yok,sadece entelektüelliğin gereğini yapıyor)ne de ufukta Nobel beklentisi vardı.Ama bir okur olarak benim dikkatimi çekmeyi başardı.Bakalım eleştiriyi hakaret zannedenler buna ne diyebilecek,merak ediyorum. Halil Ben bu Orhan Pamugu suratina tukurdugum bir balgamla tebrik ederim
O benim midemi bulandirdiginda fazla bulandirmayacak bu onuTamer KILIÇASLAN Sayın BAKIRCI'ya soruyorum. Ulaşılması çok zor olan bu yerlere gelmeyi başaran O. PAMUK'un bizleri katil çocukları yerine koyarken yapmış olduğu beyanlar konusunda acaba ne tür ilmi araştırmaları olmuş, ne tür yayınlar yapmıştır? Yapmamış ise bağırsaktan mı atmıştır? Bu Nobelci komite sağda solda bağırsaktan atan herkese ödül veriyorsa ödülün değeri kalmışmıdır?doğan bakırcı sizlere soruyorum bizim cahit arf (arf haklaları ile ünlü matematikçimiz)nerede okuyup geliyor bunu araştırın. doğan bakırcı yazıyı yazan arkadaşıma bir sorum ve sizerede olacak. Biryerler gelen insanlar ( Türkiye gibi zor bir ülkede)harcamak koly mı birileri bu yazıyı yazan arkadaşımızın emeklerini bir çırpıda yakacak olursa ne gibi bir tepkide bulunacağını merak ediyorum kolay mı bu yerler gelmek arkadaşlar sizler bir üniversiteyi kazanmak için ne gibi zorluklar yaşadınız bunu hemen unutmayın diyorum...... Candan Çekilen acılar karşılıklıdır.Bunun hesabı da bir şekilde sorulmalıdır.Tarih kitaplarımızda detaylı verilmediğine, irdelenmediğine göre,nedir öğrenilmesini istemedikleri?Madem bu kadar alnımız pak yapılanlardan,o zaman neden bu sır perdesi?Yoksa servetlerin sorgulanmasından mı çekiniliyor? Hain Godiva Ne kinmiş ama!Pekala Ermenilerin bıraktığı servetler ne oldu,bileniniz var mı?Topraklar,silolar,evler, mücevherler,paralar,hayvanlar buharlaştı mı yoksa birilerini zengin mi etti?Benim bildiğim erdemli insan(Müslüman)başkasının malını haksız yere gasbetmez,ganimet gibi el koymaz.Aynı hadise Kıbrıs'ta yaşandı,Rumlar Türk mallarını korurken,bizimkiler Türkiye'den gelenlere ulufe gibi dağıttılar.nihal gures 1915 olanlar zaten hic bir zaman gizlenmedi ki.Ben kendi ailemden ermenilerin yaptıkları mezalimi bizzat isittim.Benim gibi bunu dinlemis olan pek cok Türk vatandası var.
Ermeniler Türkleri kesip ,bicip yakarken demek ki Osmanlı devleti aman efendim buyrun oturun yaptıklarınıza devam edin demeliydi.
Hangi millet topraklarında boylesine zulum yapanları konuk etmeye devam etti de Osmanlı devleti edecekti?
Tandırlara atılan gebe kadınlar ,dipciklerle karınları desilen ,öldürülen 500 ooo Türk vatandasının ugradıgı zulmun hesabı sorulmayacak da tehcirin suc olup olmadıgı mı tartısılacak?
Komik olmayın lutfen...'Türk milleti yapılanların kinini tutmadı.Unutmaya calıstı.
Kudurup saldıran onlar.
Kini devam ettirip prim yapmaya calısanlar onlar.
Bunları ilkokul cocukları dahi biliyor da bizim aydınımsılarımız mı bilmiyor ?Memleketlerini satarak nobel kazanmaya calısanlar gözlerine at gözlükleri mi takmıslar?
Artık öyle bir duruma geldik ki ülkesini sevmek fasistlik olarak adlandırılıyor.
Rahmetli babaannecigim ve babacıgım Türk bayragı görünce gözyaslarını tutamazdı.Erzurumda bulundukları zamanlarda sanlı Türk bayraklarını ermenilerin zulmunden korktukları icin sandıkların dibinde saklarlarmıs.
Bir insan bazı konularda bilgi sahibi olmayabilir ama ülkesini bilmeden yargılamaya calısmak dangalaklıgın dikalasıdır.
Bunu yapanlarda utanma duygusu bulunsaydı yaptıklarından utanabilirlerdi ama hic bir erdemi kalmamıs bu insanlardan bunu beklemek hayalden baska bir sey olmaz.Candan 'Ya sev,ya terket'!mantığı.Artık 'kabak tadı verdi'desek de ne fayda!Ama bakıyorsunuz birileri de Basra'da ayak yıkamaya pek hevesli.Sonuç olarak kimi insan New-York'ta yaşamak ister,kimisi de Basra Körfezi'nde ayak yıkamak...Özdenur Orhan Pamuk sadece 1915'te ne olduğunu tartışmaya açmamış,karşılıklı çekilen acıların rehabilitasyonu için bir zemin oluşmasını sağlamıştır.Bunu çok isteyerek,gönüllü olarak mı,yani çözümün bir parçası olmak için mi yapmıştır.Bence hayır!Aydın olmanın gereğini yapmıştır,o kadar.Bence herkes istediği yerde yaşayabilir,mahsuru yok.Belki de bıktırıldığı bir anında o sözleri sarfetmiştir.Orhan Pamuk'un romanlarında ağırlıklı olarak İstanbul'un,Kar romanındaysa Kars'ın yer aldığını biliyoruz.Aslına bakarsanız bu ülkenin çocukları,bizler Orhan Pamuk'tan pek farklı değiliz.Doğu'nun gizemiyle,Batı'nın gerçekçiliğinin arasında sıkışıp kalmışız.Zor bir durum irdelendiğinde.Sürekli çelişki yaşamak zorundayız,yaşıyoruz da.Orhan Pamuk gibi romancılar bu çelişkileri,kabullenmeleri yaşamakla kalmıyor,harika edebi eserler yaratıyorlar.Bekir Özdenur ve benzerlerine. Sizin büyük annenizin annesi benimki gibi Ermeniler tarafından katledilmiş değil. Erkekleriniz değişik cephelerde savaşırken mallarınız Ermenilerce yağmalanmış değil. Sizler Ermeniler tarafından katledilen 1 milyon Kürt ve Türk'ü görmezden gelecek kadar Evrensel değerleri, yani Batının her zaman kendisini haklı, haksız göstermek istediğini ise suçlu gösteren mantığını kabullenmişsiniz. Afferin size, Orhan Pamuk ile birlikte ekmeğini yediğiniz milleti küçültme yarışına girmişsiniz. Orhan Pamuk, Amerikan gazetesine yaptığı açıklamada da Türkiye'de yaşamak istemediğini belirtmişti. Şu an ABD'de yaşıyor. Umarım sizler de bizim gibi katliamcıların torunları (!) arasında yaşamaktan hoşnut değilsinizdir ve çok yakında zihninize ve kalbinize sahip olanların ülkesine ikileyeceksinizdir.NİHAT Özdenur hanımın düşüncelerine tamamen katılıyorum. Evrensel değerlere sahip çıkmak sureti ile yerel bağnazlığı eleştirmek ve bu bağnazlığa karşı savaşmak gerekiyor. Orhan Pamuk son derece doğru bir davranış sergilemiştir. Tehcir bir insanlık suçusur. Kemal Engin Bu yazayı beğenip onay veren arkadaşlar düne kadar eleştirdikleri Cumhurbaşkanında hakkını vermeleri gerekir.Özdenur Sıradan bir yurttaş olarak meramım;1915'te yaşananları ayrım yapmadan anlamaya,öğrenmeye çalışmak,sır dolu,öğrenilmesi sakıncalı bir olay olmaktan çıkarılmasını istemek,sivil toplum olarak çözümü tamamen tarihçilere ve siyasilere bırakmayı istememek.Ermeni Halkı'yla barışmanın,yaraları sarmanın zamanı geldi,geçiyor.Bizler politikacı değiliz,ben kendi adıma fanatik milliyetçi hiç değilim(yurttaş ağırlıklı milli siyasetten yanayım).Geçmişimizle barışıp,geleceğe umutla bakmak isteyenlerdenim efendim. nurettin ziyaoğlu ya tamam evrensel değerler falan anladıkta özdenur hanım ermenilerin hiç mi suçu yok. sadece mazlum olarak göstermişsiniz. anadoluda o yıllarda yaptıklarını araştırmanızı tavsiye ederim. anadoluda yaşayan müslüman türke karşı tahakküm içinde olduklarını, zamanın rantını tamamiyle kendilerine çevirdiklerini ve daha sonra osmanlı zayıfladığında yaptıklarını tamamiyle gözardı ederek, başka bir osmanlı toprağına techir edilmelerini zamanın şartlarıyla değerlendirmeden yorum yapmanızı yadırgadığımı belirtmeliyim. bence şu andada techiri hakedenler var biz burdayız diyorlar da neyse o konuya girmeyelim. selamlar:)Özdenur Tehcir insanlık suçudur.Soykırım denemez ama 'insanlık suçu'dur.Hiç bir aydın,yazar bu suça iştirak edemez,etmemelidir,eleştirmelidir.Hem de acımasızca eleştirmelidir.Bu işin Türklükle alakası yoktur,Müslümanlıkla hiç yoktur.Müslüman;çoluk çocuk bir halkın ölüm yolculuğuna çıkarılmasını mazur göremez,hakedilmiş servetlerinin birilerinin eline geçmiş olmasına göz yumamaz. Yazılanları okuyorum ve şaşıyorum,değerli,doğru bildiğim her şey sarsılıyor.Orhan Pamuk hiç değilse bunu yapmıştır.Kimin ne olduğu,gerçekte ne düşündüğü ortaya çıktı.Evet efendim,Orhan Pamukla gurur duyuyorum;edebiyatımız,dilimiz adına gurur duyuyorum,aydın olmanın gereğini yerine getirdiği için,vicdanları sarstığı için gurur duyuyorum.Ve her şeyden önemlisi mütevazi duruşunu takdir ediyorum.Kitaplarının pek çoğunu okudum ve okumaya devam edeceğim.Beyaz Kale'yle başlayan roman serüveni devam edecek.Bir farkla,artık elimizde Nobelli bir yazarımızın kitabı olacak.Şunu unutmayınız ki insanlık artık evrensel değerlerin önem kazandığı,hatta daha da ileri giderek en ön sıraya çıktığı bir çağı yaşıyor.Ayak uyduramayan yerelin bağnazlığına,tutuculuğuna sarılacaktır.Avusturya Sezai Bey, Türkiye'de Başbakan dahil bir çok insan Pamuk'u tebrik etti. Medyanın önemli bir bölümü de bir sarhoşluk içinde. Bütün bunlara rağmen böyle bir yazı yazmak cesaret işi bence. Helal olsun.Mustafa Abiciğim helal olsun size. Yazdımı insan böyle dobra dobra yazmalı.
ABD'de yaşayan Amishler, dünyadan tecrit edilmiş bir hayat sürüyor. Elektriksiz yaşıyor, at arabası kullanıyor, TV ve bilgisayardan uzak duruyor. İşte Amishler'in izole hayatı...
Ünlüler geçmişlerini inkar ediyor. Örnek Ebru Şallı... Ünlü manken, "İstanbul'da hangi semtlerde oturdunuz?" sorusuna 'Bebek ve Etiler' yanıtını verdi. Oysa Şallı, ünlü olmadan önce Feriköy'de gecekonduda yaşıyordu.
Gülben Ergen'in içi dışı bir!!! İşte Hürriyet'in en çok okunan haberi!!!
Ne Orman yangını, ne YAŞ kararları, ne de Ergenekon... Gündeme bomba gibi düşen ikinci Sibel Can vakası haberi Kıbrıs'tan geldi!
Her kim bu tatlıdan üç lokma yese, göğsüne şifa, gönlüne nur olur. Dindar, yaşlı ve sevimli bir dostu ziyarete gitmiştik. Ben, hüsn-i hat merakım dolayısıyla duvarlardaki eski-yazı levhalarını incelerken, bir levha özerinde ilgi çekici ve hoş bir ilâç târifnâmesine rastladım, ilâcın hazırlanışı şöyle: