gasteci.com
 
     Ana Sayfa Reklam Tüm Haberler İletişim

Nuh Gönültaş

Nuh Gönültaş Önce edep, sonra haşema!
Bu sütundan "Caiz mi hanımefendi, beyefendi" diye sordum kıyamet koptu. Meğer Türkiye'de haşeması...

Tamer Korkmaz

Tamer Korkmaz Bombalar
Bu kaçıncı bombalı tezgah? Her tarafa döküp saçmışlar, bombaları… Korku imal edip Kaos'a oy...

Harun Tokak

Harun Tokak 'Yine ayakların üşüyor mu?'
“Yine ayakların üşüyor mu?” Soğuk kış gecelerinde kalacak yer bulamadığında sabahı a...

Aydoğan Vatandaş

Aydoğan Vatandaş Gürcistan ve ABD Seçimleri
Doğrusu ben, Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili’nin Güney Osetya’yı kontrol alt...

Sebahattin Çelebi

Sebahattin Çelebi Cüzzamlılar, başörtülü müdür?
Habertürk'ten meslektaşımız Balçiçek Pamir ilginç bir yazı kaleme aldı. Başörtülülere cüzzaml...

Halit Esendir

Halit Esendir Şuradan sürpriz çıkmadı
4-5 aydır Türkiye ve dünya gündemini etkileyen Cumhuriyet başsavcısının bir çoğu zorlama delillerle ...

Taceddin Kayaoğlu

Taceddin Kayaoğlu Yeni inisiyatif ve derinlik avantajı
Mehmet Z. İbrahimgil ve Neval Konuk tarafından Türk Tarih Kurumu yayınları arasında çıkmış olan R...

Mehmet Ali Bulut

Mehmet Ali Bulut Başbuğ ve ideolojik muhalefet döneminin sonu!
Biraz erkence varılmış bir hüküm gibi algılayabilirsiniz bu başlığı....

Sezai Şen

Sezai Şen Hoşgeldin Ey Şehr-i RamaZAM
Lafa gelince “Yüzde 99’u Müslüman olan Türkiye” oluruz ama acaba icraata gelince d...

Gasteci Kulislerde

Gasteci Kulislerde Eğer AK Parti kapatılsaydı...
3.5 aylık baş döndürücü trafik bitti. Ak Parti kapatılacak mı ?, kimler siyasi yasak alacak ? gibi s...

Erol Kavas

Erol Kavas Mini Laptop - Asus Eee PC Türkiye'de!!!
İlk kez hepsiburada.com tarafından satışa çıkarılan ürünün özelliklerini inceliyelim....

KUSURA BAKMA ANNECİĞİM, KUSURA BAKMA!

Sezai Şen Yine sordun aynı soruyu anneciğim ve karşılık buldu sorun her zaman aynı olan cevapla:
“Nasılsın yavrum?”
“İyiyim anneciğim; nasırlı ellerinden öper öksüz dudaklarım!”
Sezai Şen
Hayatın boyunca ağzımdan hiç duymadın “iyi değilim” sözünü, iyi olduğum zamanların azlığına ve hatta yokluğuna rağmen. Kusura bakma anneciğim, hayatta en çok sana karşı yalan söylediğim, en çok seni kandırdığım için.

Anneciğim içinde bulunduğumuz dünya mı böyle yoksa onu dolduran insanlar mı çok değişti, bilmiyorum. Artık kimseye güven olmuyor, sevgiler intikam, arkadaşlıklar da sadece maddiyat kokuyor. İnsanlar yaptığınız iyiliklerden şüpheleniyor, ardından kendilerine bir kötülük geleceğini sanıyorlar; bu nedenle sahtekârlar bile namuslulardan daha şanslı bu dünyada. Onların işleri her zaman rast gidiyor, bu nedenle de birçoğumuza göre daha mutlular. Onların bu durumunu gören her insan mutlu olmak için onlar gibi olmaya özeniyor.

Ben artık bir nevi ‘sahtekâr’ kabul ediliyorum, işleri rast gitmeyen cinsinden, biliyor musun anne? Biliyor musun anne, alnıma çalınan bu leke niye? Kalbime sokulan bu hançer, ruhuma takılan bu azap niye? Sakın sebebi sana karşı söylediğim yalanların çokluğu olmasın anne!

Evet, anneciğim, sana karşı bugüne kadar çok yalan söyledim. İtiraf ediyorum işte. Her ne zaman “nasılsın yavrum?” diye sorduğunda sana verdiğim cevaplar ya tamamen yalandı ya da gerçeği gizleyecek şekilde kurgulanmıştı.

Henüz 11 yaşında teslim edildiğim yatılı okulda okurken hep sorardın “Nasıl evladım, yemekleriniz iyi mi?” diye. Sana hep yalan söyledim anneciğim “Çok iyi yemeklerimiz, tabakta hiç bırakmıyorum!” diye. Hâlbuki bizim yemeklerimiz hiç iyi olmadı ki anne; bu yüzden okulda kaldığımız 8 ay boyunca hiç boy atamaz, en az 5 kilo kayıp ile evimize dönerdik. Sen sorardın “Madem yemekleriniz o kadar iyi de oğlum neden bu kadar zayıfsın ve hiç büyümüyorsun?” diye. Ben “Senin elin hazırlamayınca, senin yüreğinden bir şeyler katılmayınca yemekler bana yaramıyor ki anacığım” derdim. Sen her zaman sezerdin aslında olanları, kalbine fısıldanırdı gerçekler; bir gün olsun beni yalan söylemekle itham eden en basit bir söz veya ima da bulunmazdın anneciğim. Benim söylediklerimden hiçbir şüphe duymamış, bütün kalbinle inanmış gibi davranırdın. Hem benim gibi bir evlat sana karşı nasıl yalan söyleyebilirdi ki, değil mi anne?

İki üniversitede geçirdiğim 7 yıl boyunca bana hep sorardın “Oğlum nasılsın, paran var mı? Bir ihtiyacın var mı?” diye. Benim cevabım hep aynı olurdu: “Çok iyiyim anneciğim. Param var; senin duandan, sevginden ve şefkatinden başka bir ihtiyacım yok!” diye.

Sana yalan söylediğim için kusura bakma anneciğim: Benim o zamanlar aslında hemen hemen hiç param olmadı. Biliyorsun gönderebilecek kimsem yoktu. Zaman zaman gönderilenler daha önceden edinilmiş borçlara giderdi geldiği gün.

Sol göğsümün üstüne gelen yerinde bir söküğü bulunan kazağımı giyerdim; babasından Mercedes’in anahtarı yerine Opel marka arabanın anahtarını alabildiği için tepesi atmış arkadaşlar arasında. Ben aslında o kazaktan dolayı utanırdım, biliyor musun anne? Kurşun kalemle sökülen kısmı saat yönünde çevirerek içine sokardım günde bilmem kaç defa; görünüp de yüzümün kızarmasına sebep olmasın diye bir daha. Sonra anneciğim insanların giysilerindeki söküklerden değil, yüreklerinde bulunan çürüklerden utanmaları gerektiğini öğrendim. Ve sonra anneciğim kalp gözüm açıldı; gördüm güzel bedenlerin içinde taşınan o iğrenç yürekleri. Ve fark etmeye başladım tatlı sözler içinde yüreklerimizi yaralayan yalanları ve görebildim samimiyetsizliği, bakmaya doyum olmayan güzel gözlerde.

Sana yalan söyledim anneciğim! Senin sevgine, şefkatine, ilgine muhtaç olduğum kadar zamanla başkalarının sevgilerine ihtiyaç duyduğumu fark ettim. Sevdim anneciğim kimilerini; açtım sinemi onlara ummanlar gibi. Sevdiklerimin hiç birinde günahtan bir iz, haramdan bir hatıra bırakmadım; beni unutamasın diye onların hiç biriyle tatlı bir günahı da paylaşmadım anneciğim. Bana ‘haram’ olarak öğrettiğin her şeyden uzak durdum; kendimle hiçbir konuda bu konuda savaştığım kadar savaşmadım, kendimi hiçbir şey uğruna bu kadar yıpratmadım. Kimsenin geleceğinde ‘geride kalmış kirli bir leke’ olmayı düşünmedim ben anne. Şimdi Yunus’un torunları olduğunu iddia bu yeni nesil bıraktıkları her bir lekeyi, bir günahı büyük bir gururla teşhir ediyor, gururla bütün çevrelerine anlatıyorlar anne. Başkalarının geleceklerine, kendilerininki ile birlikte ihanet ediyorlar ama fark edemiyorlar ne yaptıklarını. Benim gibi ‘sahtekâr’lardan ziyade ‘olduğu gibi görünen ancak kendini farklı tanımlayan’ bu yeni yetmeler popüler artık anne. Ben senin tarafında görülüyorum; geri kafalı ve görgüsüz. Sokak ortasında başkasına kısmet olacak birini öpmediğiniz için kınanıyorsunuz artık. Senin bu yeni durumlardan haberin var mı anne? Var mı haberin, günahları ile başkalarına hava atan bu yeni nesilden, bu yeni hallerden? Var mı haberin, benim bile sana yıllarca hep yalan söylediğimden? Artık evlada da güvenilmiyor, değil mi anne?

Askerde iken hep sorardın “Nasılsın oğlum, orada rahat mısın?” diye. Ben her zaman cevaplardım ya da daha doğru bir tanımlama ile yalanımı söylerdim sana “Çok rahatım, sanki tatildeyim anneciğim!” diye.
Hâlbuki botlar ayaklarımı vurduğu için ilk bir ay doğru dürüst yürüyemedim bile; sonra bana verilen her ‘istikamet’ten sonra üç gün rapor aldım doktordan. ‘Terlik istirahatı’ ile kendime gelmeye çalıştım, tek birinin kusurundan dolayı o kişinin bulunduğu tüm topluluğu cezalandırmayı uygun gören bir anlayış nedeni ile.

Hâlbuki ben ağladım saatlerce yemin töreninin yapıldığı gün. Koskoca bölükte yalnız bendim anneciğim, tek bir ziyaretçisi bile olmayan! Ben buğulu gözlerle izledim, arkadaşlarımın ‘sen yetim misin?’ manalı bakışları arasında kendi annelerinin bağırlarına bastıkları başlarını. O başlardan birinin benim başım olması için verirdim başımı. O güne kadar yemin töreninde yakınlarımın, arkadaşlarımın bulunmamasından dolayı bu kadar üzüleceğimi hiç düşünmemiştim ben anne. Hiç düşünmemiştim büyüdükçe senin sevgi ve şefkatine daha çok ihtiyaç duyacağımı; samimi sevgi ve şefkati senden başkasının sinesinde bulamayacağımı.

Hayatım boyunca çok sıkıntım oldu, büyük ızdıraplar çektim. Ama sen sorduğun zaman ben daima ‘mutlu ve bahtiyar’dım anneciğim. Sana paso yalan söyledim bugüne kadar; gerçekte hep mutsuz oldum, ‘Bahtiyar’ diye de sadece bir arkadaşım oldu 3 ay süre ile kaldığım yurtta.

Ben hep hüzün ile kol kola gezdim, ızdarapla yemeğe çıktım akşamları. Başkalarına nasıl olur da yardımcı olurum derdi ile koyun koyuna yattım, sabahları kalktığımda yastığımda gecenin karanlığında dökülmüş gözyaşı lekesinden, günden güne aklarını artıran saçımdan bunalıp onu terk eden birkaç telden başka bir şeyi daha gördüm hep anneciğim; yalnızlığı. Başımı yastığa her koyduğumda yalnızlığın başını da aynı yastığa koyduğunu, hüznün beni sımsıkı sardığını hissettim hep. Bu nedenle ızdıraptan nur topu gibi ikiz çocuklarım oldu; umarım sen bu tür torunların saçlarını okşamasını ve onları eğlendirmenin bir yolunu biliyorsundur anneciğim!

Sana bu kadar çok yalan söylediğim için beni affeder misin anne? Biliyorum sen affedersin anne ama ben senden beni affetmeni istemiyorum ki. Ne olur anla beni; başkalarının yerine yanmaktansa senin yerine yanayım cehennemde, bende kalan hakkından dolayı. Bana hakkını helal etme anne; ben senin hakkının helal edilmesini hak etmedim çünkü. Sana yalan söyledim bu kadar yıldır; yüzünde bir tebessüm olmayı planlamışken gözünden düşen bir yaş olmayayım diye. Senin yeteri kadar derdin, kederin ve hüznün vardı; bir de benim derdimle dertlenesin, benim kederimle kederlenesin, hüznümü kapıp elimden kendi hüznüne eklemeyesin diye yalan söyledim sana. Aklın bende daha az kalsın, yüreğin yanmasın, botun vurduğu ayağımdaki sızıya, kimsem olmadığını fark ettiğim zamanlardaki gözyaşlarıma ortak olmayasın diye. Hasta olduğum zamanları da hep sakladım senden, aynı gerekçeyle. Yalan söyledim işte, yalan!

Ne de gurur duyulacak, övünülecek bir durum değil mi anne?

Kusura bakma anneciğim, bu kadar çok yalan söylediğim için sana. Kusura bakma anne, bütün bu yalanlarıma rağmen sana özlem ve hüzünden başka bir hediye veremediğim için. Kusura bakma anneciğim, ilerleyen yaşıma rağmen sana olan ihtiyacımın arttığını sana söyleyemediğim ama devamlı yalan söylediğim için!

Kusura bakma anneciğim! Benim hiçbir derdim yok; param var ve çok mutluyum. Param ile canım ne çekse alıp yiyorum, üstüme çok şık kıyafetler alıyorum. Geceleri üstümü elektrikli battaniye ile örtüyorum kış olduğunda ve yazları pencerem açık yatıyorum, üstümü hayallerimin aydınlığı ve tatlılığı ile örterek.

Kusura bakma anneciğim! Artık hiç üzülmüyorum, gözümden tek damla yaş da akmıyor. Artık başkası gördüğünde yüzümü kızartacak sol göğüs kısmı sökük kazağım yok, askere gidip bir kez daha yemin törenindeki yalnızlığı yaşama imkânım da. Kalbimde beni yakıp, yıkan bir acı yok; insanların hepsi sanki bir melek anne. Kimse kimseye üçkâğıt yapmıyor, sizi sevdiğini, değer verdiğini söyleyenler bunu samimi söylüyorlar ve sözlerinde her zaman ve her şartta duruyorlar anne; döneklik yapmıyor, şartlar değişince sizi satmıyorlar! Dünyamız artık bir başka güzel anne; sizin başarılı olmanız için gayret gösteriyor çevrenizdeki insanlar. Kimse kimsenin ardından konuşmuyor, dedikodu yapmıyor; kendisine emanet edilen sözleri hemen gidip başkalarının kulaklarına fısıldayarak başkaları ile aranızı bozmuyorlar anne.

Kusura bakma anneciğim! İçinde bulunduğumuz her şeyi ile dört dörtlük olan bu dünya ya da onun içini dolduran güzel insanlar hakkında kötü düşünmene vesile olacak sözlerimden dolayı. Ben öteden beri sana yalan söyledim, hala da söylüyorum! Farkına var şunun artık anne!

Artık farkına var şu yalanlarımın ve tükür yüzüme anne, tükür yüzüme! ‘Senin gibi evlat olmaz olsun!’ diye bağır, lanetler yağdır ardımdan. Bana verdiğin sütünü, geceli gündüzlü rahatım için harcadığın vaktini yasal faiziyle birlikte tahsil etmek için icra gönder kapıma. Ne olur anneciğim biber sür dudaklarıma, bir daha yalan söylemeyeyim diye!
Kusura bakma anneciğim!
Kusura bakma!


19.Haziran.2006 00:39:00

Puan: 3.0/5 (266 oy verildi)

Yazıcı Görünümlü Sayfa Arkadaşına Yolla Yorum Yazabilirsiniz
Yorumlar
   Meliha Yılmaz
Gerçekten çok hoş bir yazı. İnanılmaz bir duygu yoğunluğu var. Yazıyı okumaya başlayıp bitirine kadar sanki farklı bir dünyada yaşadım. Yüreğinize sağlık.
   Akın ATASAGUN
mükemmel..başka hiç bir şey söyleyemem
   Ayşen
Edebiyatla aram çok iyidir Sıdıka Hnm.Ben 'döktürmek'sözcüğünün anlamını gayet iyi biliyorum.Şöyle düşünelim:Çok iyi tanımadığımız birisine:'döktürmüşsün yine.'diyemezsiniz.Anlamı bildiğimiz gibi de olsa günlük konuşma dilinde pek kullanılmaz.Yani açıkçası avam kaçar.Sizin gibi birisi çıksa da meramımı anlatsam diyordum.Aradaki mesafeyi daraltan bir sözcük gibi gelir bana,pek de kullanmam,ama kullanan da olabilir tabii.Hiç mahsuru yok,yalnızca bir hatırlatma benimki.
   Sıdıka
Döktürmek bir oyunu güzel bir şekilde oynamak, canlandırmak, bir müzik parçasını veya şiiri çok güzel söylemek, yazıyı çok iyi,hoş,güzel yazmak, güzel ifadeler ve kurgular bulmak...
   Ayşen
Oynamak anlamına takıldım belki de.Sağol Sıdıka Hanım aydınlattın bizleri.
   Ayşen
Oynamak anlamına takıldım herhalde,teşekkürler Sıdıka...
   Sıdıka
Ayşen'e not.......... Döktürmek:Kolaylıkla ve güzel söylemek, yazmak veya oynamak.
   Ayşen
'Döktürmek' ne anlama geliyor?Bu bölümün yorumlarını ilk kez okuyorum da.
   Cemal Bursalı
Çok samimi hislerle yazılmış. Anneniz kusura bakmayacak ve affedecektir sizi.
   Buket İzmirli
Böyle yalanlar için sürülse sürülse bal sürülür dudaklara! Güzel bir yazı olmuş.
   Melih
Tek kelimeyla harika bir yazı. Yazınızı okuduktan sonra, annesine her derdini söyleyen biri olarak 'keşke şunu şunu söyleyip onu üzmeseydim'diye düşündüm. Hemen her şeye farklı bir pencereden bakmanın mümkün olduğunu, önemli olanın iyi niyet olduğunu anladım yazınızdan.
   Gül Özsaygı
Mübarek annelerimizi bir kez daha sevgi ve saygıyla anmamıza sebep oldunuz Sayın Şen.Yaşadığımız dünyayı güzelleştiren,zor şartları kolaylaştıran onların hayır duaları.Sizin de pek çoğumuz gibi annenizin dualarını aldığınızdan şüphemiz yok.Sevmeyi iyi bilen insanlar sevdikleri için dua etmeye devam edeceklerdir,eminim.
   Kenan
Sezai Abi, çok güzel yazmışsın. Annenin yüzünün güldüğünü pek fazla görmezdik biz de. Ama sizinle hep gurur duydu. Sen sıkıntılarını anlatmayarak incelik etmişsin ama emin ol o mübarek kadın onlara da katlanırdı. Eğer fırsatın olursa bana email atıver bir zahmet. Ben Danimarka'dan tatil için geldim, 3 hafta sonra döneceğim. Kolay gelsin.
   Derya Ezel Özgür
Denizin dibinde incilerle taşlar karışık bulunurlar.Övülecek şeyler de kusur ve yanlışlar arasında bulunur.MEVLANA
   Nuran Özdemir
Herkes kendisini bir parça korur korumasına da,donanımlı insanlar bu koruma işini daha seviyeli,ne demeli; daha akıllıca yaparlar.Bazı içgüdüsel tatminler hoş olmuyor sonuçta,daha akıllı olabileceğini düşündükleriniz hayal kırıklığı yaratıyor.Dersler bitti sanırım,zevk almıyoruz artık.
   Melek
Ders almaya devam ediyoruz galiba.
   Necla
Herkes kendisini korumaya alıyor sanırım.Yazar hep dürüst davranmış hayatı boyunca.(Annesine karşı dürüst olmadığını iddia etse de.)Dürüst davranmak,açık olmak,herkesin harcı değil insanın kendisini koruma içgüdüsü olduğu sürece.Özellikle formasyonunu tamamlayamamış insanlarda koruma içgüdüsü fazladır.
   Bayram Tekin
Ne de güzel eleştirmişsiniz, artık insanlar bunu bunu yapmıyor diye. Güya annenize kendinizi şikayet ediyorsunuz ama bu arada toplumun gittiği istikametten duyduğunuz rahatsızlığı da ustaca aktarmışsınız. Kimi ifadeleriniz bazı konularda düşünce tarzımı tamamıyla değiştirmeme neden olacak gibi gözüküyor. Teşekkürler.
   Petrarca
Anneye göre değişir Semih Bey.Örneğin hayatlarının her döneminde çok iyi arkadaş,sırdaş oldularsa,her şeyi paylaştılarsa söylenebilir.Anne evladını iyi tanıyorsa,hata yapmayacağını biliyorsa,söylenebilir.Ortada yanlış şey olmadığını,evladının açısından da bir şey kalmadığını da biliyor sanırım.Hayat devam ediyor Semih Bey.Her şey gönlünüzce olsun.
   Semih Sancaklı
Değişik bir yazı olmuş. İnsan annesi üzülmesin diye yalana başvurabilir mi bilmiyorum ya da insan ben doğruyu her şartta söylerim deyip annesinin üzülmesine, dertlenmesine neden olabilir mi?
   Zekai Tunalı
Sezai Bey gerçekten çok duygulu bir yazı yazmışsınız. Tebrik ederim. Neslimizin durumu maalesef anlatmaya çalıştığınız gibi. Annenize yalan söylediğinizi anlatmaya çalışırken, gençliğimizin konumu ile ilgili gerçekleri çok güzel gözler önüne sermişsiniz. Samimi olarak namuslu olmanın çok zor olduğu bir devirde yaşıyoruz. İnsanların imanlarını kalplerinde tutması, ellerinde ateş tutmak kadar zor bu devirde. Allah hepimizin yardımcısı olsun.
   Esma Nur Parlak
Çok şaşırtıcı ve güzel ifadeler var yazıda, tezatların bir arada kullanılması bakımından. Bir tanesi de ızdıraptan olan ikiz çocukların eğlendirilmesi meselesi. Yazarın annesinin işi zor görünüyor. Allah yardımcısı olsun.
   Petrarca
İdeal aşkı tartıştık.Bir de ideal evlat nasıl olur?tartışmasına girersek,işin içinden çıkamayız.Bu kez Semih Bey çıkar,ya da onun gibi hayatı tek bir şablondan ibaret görenler;olmadık ,tek tip tariflere girerler.
   Nur Polat
Kimse melek değil.Konu bu değil zaten.Yazarın iyi bir evlat olduğunu anlıyoruz.Yaşadığımız dünyada iyi yurttaş,hayırlı evlat olabilmek mucize gibi algılanır oldu.Hayırlı günler...
   Nuran Özdemir
İyi bir evlat olduğunuzdan şüphem yok.Anneler evlatlarının her şeyini bilirler.Bilirler de alışkanlıkla yine de sorarlar.Siz erkek evlatsınız.Hele anne-kız olsaydınız.En iyi sırdaş,arkadaş :anne-kızdır.
   Kerime Mutlu
Keşke bütün yalanlar sizinkiler gibi olsa! Gözünden düzen yaş olmamak, yüreğinde yanan dert olmamak için annenizin çırpınıp durmuşsunuz siz; yalan söylememişsiniz ki...
   Dilek Koru
Nasıl da yakaladınız damarımızı. Hüngün hüngür ağlattınız beni. iyi geldi. teşekkürler.
   Mehmet S. Turnalı
Harika bir yazı olmuş. Yüreğinize sağlık.
   Nazlı
İnsan önce kendisini bağışlamayı öğrenebilmeli.Kendisine toleranslı olabilen,iç hesaplaşmasını yapabilen insanlar daha bağışlayıcı oluyorlar.Yazar burada annesiyle konuşuyormuşçasına iç hesaplaşma yapıyor.Aslında yaptıklarına bakarsak etrafındaki bütün olumsuzluklara rağmen,düzgün bir insan olmayı hedeflemiş.
   Derya Ezel Özgür
'Aşk' gibi 'anne sevgisi' de bağışlar,kusura bakmaz.Anıların bizleri gülümsetmesini istiyorsak ucuz ve insan onuruna yakışmayan duygulardan kurtulmalıyız.
   Hayriye Yürekli
"Artık farkına var şu yalanlarımın ve tükür yüzüme anne, tükür yüzüme! ‘Senin gibi evlat olmaz olsun!’ diye bağır, lanetler yağdır ardımdan. Bana verdiğin sütünü, geceli gündüzlü rahatım için harcadığın vaktini yasal faiziyle birlikte tahsil etmek için icra gönder kapıma. Ne olur anneciğim biber sür dudaklarıma, bir daha yalan söylemeyeyim diye!" Müthiş bir anlatım. Siz ne kadar dolu bir insanmışsınız böyle Sezai Bey.
   Derya Ezel Özgür
Ne cefakar annelerin,ne de onların evlatlarının kusuruna bakılır.Sevgiler.
   Esma Nur Parlak
Yine döktürmüşsünüz.

Sezai Şen Arşivi
Hoşgeldin Ey Şehr-i RamaZAM 14.Ağustos.2008
AK PARTİ'Yİ KAPATACAKLAR! 24.Temmuz.2008
YOKSA SİNAN AYGÜN, ERGENEKON'UN BASIN TOPLANTILARINI MI YAPIYORDU? 05.Temmuz.2008
GÜLEN, ASLINDA GURBETTE AĞLAYANDIR 26.Haziran.2008
ALLAH ANKETİNİZİ KABUL ETSİN! ( Yüzde 82 Türkler kazanır) 24.Haziran.2008
Bir annenin tutmayan yanı... 17.Haziran.2008
Bu nefreti anlayabiliyor musunuz? 20.Mayıs.2008
HAZİRAN 2007'DE IRAK'A GİRMEKTE TEREDDÜT EDEN AKP'YE KIZANLAR ŞUBAT 2003'TE IRAK'A GİRMEK İSTEYEN AKP'YE ATEŞ PÜSKÜRÜYORLARDI 08.Haziran.2007
IRAK SINIRINA YIĞINAK YAPARKEN PÜLÜMÜR'DE BASKIN YEMEK 05.Haziran.2007
SÖYLEDİKLERİNİN HİÇBİRİNİ YERİNE GETİRMEYENLER PARTİSİ SEÇİM VAATLERİNİ GURURLA SUNAR! 04.Haziran.2007
OPERASYON İŞE YARAMAZ BİZ EN İYİSİ FETH EDELİM! 25.Mayıs.2007
TEKRAR AKP GELİRSE DARBE OLUR (YERSENİZ!) 21.Mayıs.2007
AK PARTİ'Yİ KAPATMAZLAR! 10.Mayıs.2007
DARBE VE MUHTIRALARDAN BUNALMIŞ BİR VATANDAŞIN MUHTIRASIDIR! 01.Mayıs.2007
BU ORTAMDA SEÇİM OLURSA AK PARTİ YÜZDE 50 OY ALIR! 28.Nisan.2007
SAÇMALIYORLAR! 25.Nisan.2007
GURBETİN TRENLERİ GEÇER İÇİMDEN... 23.Nisan.2007
KANATSIZ MELEK! 15.Nisan.2007
SEZER'İN KONUŞMASI SANKİ MİTİNGE ADAM TOPLUYOR!! 14.Nisan.2007
RUHUMA SIKILAN BU AZAP NİYE? 02.Nisan.2007
BAHARI UNUTTUM! 07.Mart.2007
DÖNÜŞÜM OLMAYACAK! 19.Şubat.2007
MERHABA DOSTUM HÜZÜN! 03.Şubat.2007
SADDAM'DAN ÖNCE HUZUR VE DEMOKRASİ ASILDI! 07.Ocak.2007
ESKİ ATICILARDAN BİR CEM UZAN KALDI GALİBA! 15.Aralık.2006
DİNDAR MIYIZ YOKSA SAHTEKAR MI? 26.Kasım.2006
BAŞLIKSIZ YAZI 14.Kasım.2006
HAKARET İPİNE BAĞLI NOBEL! 14.Ekim.2006
RAMAZAN BEREKETİ BÜTÜN AÇLARI DOYURMAYA YETER Mİ? 23.Eylül.2006
ASKER GÖNDERMEYELİM; YARININ ASKERLERİNİ YETİŞTİRELİM! 02.Eylül.2006
GÜN GELECEK İSRAİL İLE SAVAŞACAĞIZ! 13.Ağustos.2006
EY 'KÜFREDER' TİTRE VE KENDİNE GEL! 26.Temmuz.2006
ZULMÜN ARTMASINA NEDEN OLMAK DA ZULÜMDÜR! 14.Temmuz.2006
4 MİLYAR DOLAR BİR AYDA NASIL 6 MİLYAR DOLAR OLUR? 07.Temmuz.2006
KUSURA BAKMA ANNECİĞİM, KUSURA BAKMA! 19.Haziran.2006
ÖKSÜZLER (şiir) 12.Haziran.2006
SENSİZ OLAMAM Kİ ÇEŞM-İ SİYAHIM 31.Mayıs.2006
AĞLATAN AŞKTIR 24.Mayıs.2006
SALDIRIYI GERÇEKLEŞTİRENLER BELLİ! 19.Mayıs.2006
'Neler oluyor?'un cevabı: Kendi pimini çeken millet 13.Mayıs.2006
HÜRRİYET, BAŞBAKAN'A BUNU NİYE YAPTI? 05.Mayıs.2006
ACELE KARAR VERME! 04.Mayıs.2006
AK Parti ile ‘Tek Parti’ dönemi! 30.Nisan.2006
Irak'ta PKK, Meclis'te TMK operasyonu! 27.Nisan.2006
Demokrasiden bahsetmek suç galiba! 25.Nisan.2006
Bildin mi şehidim? 24.Nisan.2006

Gazetelerin 1. Sayfaları

MODERN HAYATA BAŞKALDIRAN HALK: AMİSHLER

ABD'de yaşayan Amishler, dünyadan tecrit edilmiş bir hayat sürüyor. Elektriksiz yaşıyor, at arabası kullanıyor, TV ve bilgisayardan uzak duruyor. İşte Amishler'in izole hayatı...

DEVLETTEN MAAŞLI ACZEMENDİ!

"Aczimendilerin Yalova'da Askeri bir kışlada eğitildiği" bilgisi daha sıcaklığını korurken, devlet görevlisi bir aczimendi ortaya çıktı.

MÜSLÜMAN ŞİRİNLER!

Avrupa, Şirinler'in Türkiye'de bazı TV kanallarında “İslami usul”de yayınlanmasını konuşuyor.

DAYAK YEMEKTEN BIKTI!

Sunucu Ece Erken, sürekli olarak dayak yediği kocasından boşanmak için davayı açtı. Erken oldukça yüksek bir tazminat istiyor.

GECEKONDUDA OTURDUĞU GÜNLERİ ÇABUK UNUTUYORLAR

Ünlüler geçmişlerini inkar ediyor. Örnek Ebru Şallı... Ünlü manken, "İstanbul'da hangi semtlerde oturdunuz?" sorusuna 'Bebek ve Etiler' yanıtını verdi. Oysa Şallı, ünlü olmadan önce Feriköy'de gecekonduda yaşıyordu.

NE ORMAN YANGINI, NE YAŞ NE ERGENEKON... İŞTE HÜRRİYET'İN EN ÇOK OKUNAN HABERİ!

Gülben Ergen'in içi dışı bir!!! İşte Hürriyet'in en çok okunan haberi!!! Ne Orman yangını, ne YAŞ kararları, ne de Ergenekon... Gündeme bomba gibi düşen ikinci Sibel Can vakası haberi Kıbrıs'tan geldi!

BİR İLAÇ VE TATLI TARİFNAMESİ...

Her kim bu tatlıdan üç lokma yese, göğsüne şifa, gönlüne nur olur. Dindar, yaşlı ve sevimli bir dostu ziyarete gitmiştik. Ben, hüsn-i hat merakım dolayısıyla duvarlardaki eski-yazı levhalarını incelerken, bir levha özerinde ilgi çekici ve hoş bir ilâç târifnâmesine rastladım, ilâcın hazırlanışı şöyle:

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR


DÜN EN ÇOK OKUNANLAR

» GELİR GELMEZ CEMAAT DEDİ!
» AZGIN TEKE MEHMET YAKUP... ZAMAN BENİ TEHDİT EDİYOR!
» ASKER BAYKALI İÇERİ SOKMAD!!!
» Önce edep, sonra haşema!
» Başbuğ ve ideolojik muhalefet döneminin sonu!
» Yeni inisiyatif ve derinlik avantajı

EN ÇOK ARANANLAR

» Ahmet Hakan
» Ali Kırca
» Nurettin Veren
» Galatasaray
» Fethullah Gülen
» Nuh Gönültaş
» Minik Dualar
» Video Haberler

VİDEO HABERLER

» BAYAN PAKSÜT ERGENEKON KAPSAMINDA ADLİYEYE ÇAĞRILINCA...
» 15 BİN ASKERİMİZ NASIL KÖR EDİLDİ?
» GÖZYAŞLARIYLA İZLEYECEĞİNİZ BİR VİDEO
» EY DOST BİZE ÖLÜMDEN BAHSET!
» RUS SNİPER GÜRCÜ MUHABİRİ BÖYLE VURDU
» ÖLECEKLERİNİ DÜŞÜNEREK ŞAHADET GETİRDİLER, SONRA PRES PRES DİYE BAĞIRDILAR
» KABE İMAMINA NAMAZ SIRASINDA SALDIRI!
» YAŞAR BÜYÜKANIT'A BİR TRİLYONLUK OTOMOBİL
» ENKAZDAN SAĞ ÇIKTI
» YUH ARTIK... YOUTUBE'DAN SONRA DAİLYMOTİON VİDEO SİTESİ DE KAPATILDI
gasteci.com © 2008