Evdeyim; camın önündeyim ya da cam benim önümde. Her neyse işte; öyle bir yerde oturuyorum. Sezai Şen
Tahmin edebileceğin gibi yine seni düşünüyorum. Duvarda, ‘tik-tak’ları ile canımı sıkan saat dikkate alındığında seni son gördüğüm andan itibaren tam 24 saat geçmiş. Yüreğime bakılırsa geçen süreyi saatlere indirgemek, büyük bir gurur ve onurla taşıdığı sevgine hakaret etmek; ona göre seni görmeyeli saatlerle ifade edilemeyecek kadar çok zaman olmuş. O derece hasret sana, o derece acı çekiyor, o derece özlem ateşinde yanıyor. O derece yokluğunda sızlıyor, kendini harcıyor… Bedenim kendi etrafında ne kadar dönerse dönsün bir şey değişmiyor…
Bu yazıyı sanki komadaki bir insan yazıyor. Elini, kolunu bin bir güçlükle hareket ettirebiliyor. Yerinden kıpırdayacak, kalemi oynatacak, ayağa kalkacak veya bir yanına dönecek gücü bulamıyor kendinde. Çünkü onun canı sensin ve o cansız, sensiz...
Benim için sen yerdeki dolunaysın, gül destesi, güzellikler bahçesisin; sen bir meleğin ruhunu tertemiz taşıyan sevda çiçeğisin. Hüznün bile güzel, öfken bile baş döndürücü; aynı nedenle kahrın da hoş…
Sensiz hiçbir şeyin tadı yok ki çeşm-i siyahım; ne bu sıcak yaz gününde tenimi serinleten meltemin, ne içime çektiğim temiz havanın, ne çevremde gördüğüm türlü türlü çiçekleri, güzellikleri seyretmenin, ne külah külah satılan dondurmaların ve ne de yaşamanın. Sen, benim hayatımın tadı, gönlümün sultanısın. Sen yoksan bedenimde canlılık, nesnelerde anlamlılık yok…
Beni senden uzaklaştıran her adım ruhuma vurulan bir darbe, seni görmediğim zamanlarda içime çektiğim her nefes bir alev. Sensiz boğazımda aşağı indirmekte güçlük çektiğim her lokma bir paket çile, içtiğim her sıvı yanardağı henüz terk etmiş bir kor. Senin çektiğin her çile, her zorluk ruhuma edilen bir işkence. Seni rahatsız eden her bir olay, her bir insan; var gücümle çarpışmaktan ve yok etmeye kalkışmaktan kaçınmayacağım bir hedef.
Eğer sen varsan ve Allah varsa yanımda, umurumda değil, bütün dünya ve her hadise olsa karşımda. Eğer sen varsan neşem var, gücüm var, inancım var, iradem var. Yoksan sen, sensizsem ben; keyfim yok, güçlü bedenimde güçsüzüm, inancımı kaybetmiş ve irademi yitirmiş gibiyim. Sen yanımdaysan zenginim; sensizsem bütün dünya benimse bile fakirim.
Ve eğer sen yoksan; bulunduğum yerin, aramızdaki mesafenin, başıma neyin geldiğinin bir önemi yok. Kahvaltı etmeyi neden akıl edemediğimin, öğle yemeğinde çevremdekilerin iştahını neden kaçırdığımın, çoraplarımdan birini giymeyi neden unuttuğumun da…
Seni görmek ne büyük sevinç, ne büyük bayram ve senden ayrı kalmak ne büyük hüzün, ne büyük hicran… İşte bu yüzden ben sensiz yaşayamam…
Yorumlar nettime@bbs.thing.net
niibacco pizdetcece ya cok beendim bn bu yazıyı cidden dogruuSaliha Bengü Yorumları tekrar okudum.En az yazarın aşka dair yazıları kadar güzel geldi.Ne kadar ıssızlaşmış ruhlarımız son günlerde!Sinem Ya bu yazı çok hoşuma gitti. Tebrikler.Gürsel 'Sensiz Olamam Ki Çeşm-i Siyahım.'Dizi film gibi oldu.Raiting rekoru kıracak neredeyse.Yazar rahat bir senaryo çıkarabilir yorumlardan.Gülce Tesadüfen gittiğim bir kuaförde saçımı yapan kızdan öğrendiklerim karşısında dilim tutuldu.Aynen film izler gibi oldum.Kızcağız hayatla ilgili tecrübelerini bir bir sıralarken,'bilmiş hatun' dediklerinizin(Maalesef içlerinden biriyim.)öğrenecekleri ne çok şey olduğunu düşündüm.Şimdi de 'kişisel gelişim'kitapları okuyormuş eşini kaybetmemek için.Bana sorarsanız dudak bükerdim bu tip kitaplara.Kitapçılarda,fuarlarda hiç uğramadan geçtiğim standlardır.Sıkıcı gelir bana başkalarının hayatla ilgili öğütlerini okumak.Karşımdaysa hayatı bir çırpıda anlamak, tüketmek isteyen capcanlı bir hayat profesörü durmaktaydı oysa.İçimden 'dur biraz!'demek geldi,'yavaşla,kaybolacaksın!.'Selanikli Göz rengimin ela olduğunu bilmesem başka renkli gözlü hatunlarla ilgili yazılmış bütün aşki yazıların(bu yazı dahil)benim için yazıldığını zannederdim.Ama bu yazıdaki güzelin ben olmadığımı ,gözlerimin ela olduğunu bildiğim kadar iyi biliyorum.Saf olduğum doğrudur,tanıdığım bütün bilmiş hatunlar safdır çünkü.Teoride her şeyi biliriz de pratik yönümüz zayıftır.Hayat denizine küçük yaşta balıklama dalan hatunların pratik zekalarına hayran olduğumu söyleyebilirim.Kısaca: sevgi=emek,aşk için de olmadık bir yol kazası diyerek bitirelim bu uzuuun mevzuyu.Ayşen Yorumlar gerçekten ilginç.Arada bir uğramadan olmuyor.Bazılarımızın 'Madam Bovary'modundan çıkıp,Dünyaya geri döndüklerine seviniyoruz.Esma Nur Parlak Burası ne kadar ilginçleşti böyle! Artık yorumları okumak için bile geliyorum buraya!Nazlı Vedalar hep üzer.İzmirli'nin vedası çok dokunaklı ama 'saflığımdan kaybettim ne demek?'pek anlaşılır değil.Sonuç olarak ayrılığın nedeni saflıktan çok ,hayata bakışlarındaki farklılıklar gibi geldi bana.Göz renginiz ne olursa olsun önemi yok,telefonda sesini duyduğunuzda da başlamış olabilirdi kalp çarpıntısı.Hatta konuşmanızı bile şaşırmış olabilirdiniz.İzmirli Gözlerimin siyah olmadığından emin olmasaydım bu yazıyı bana yazmış olabileceğini düşünüp sevinirdim. Belli ki başka birini seviyorsun; her şeyini vermişsin ona. Umarım benim kaçırdığım bu trene çeşm-i siyahın binmeyi becerir. Saflığım nedeni ile seni kaybettiğim için üzgünüm. Emin ol, senin gibisini bulmak mümkün değil. İsterdim ki ikinci bir şansım olsun. Ama hayat böyle. Sana hayatta mutluluklar dilerim. Hoşçakal.My Immortal Beloved Artık seni görmek ne büyük sevinç,ne de büyük bayram ve senden ayrı kalmak ne büyük bir hüzün veriyor bana,ne büyük hicran...Eskiden nasıl yaşıyorsam,şimdi de öyle yaşıyorum,kalbim buzzzz gibi çünkü.Ali Ekber Bir Bence hiç bir kadın bu derece kıymet verilmeye değmez. Tabii romantizm olarak düşünülünce güzel de hayatın gerçeği içinde anlamsız. Değer verilen değer verenin değerini genelde pek bilmez bu dünyada. Ancak kaybedince anlarız. Yazınızı sevdim.Cemal Ersöz Gerçekten çok duygul bir yazı. Tebrik ederim.Gül(23) Dünyada ne şanslı bayanlar var.Nazlı Günlük basit hayat deneyimlerini ustalıkla birleştirip (kurnazlığın tanımı bir bakıma)uygulama becerisi hayatımıza yerleşeli hiç bir şeyin tadı kalmadı.Kitch'in tarifine girdik şimdi de.Yazının yorumlarından çıkarımım bu oldu.Ama yazarımız saf ve içtenlikli duygularını o kadar güzel anlatmış ki !Kendisine teşekkür etmeliyiz.Melek Semih bey hayat dersi vereyim derken ders aldı galiba.Entelektuel birikim kolay edinilmiyor,ben oldum, artık ders verebilirim derseniz yanılıyorsunuz.Okumaya,öğrenmeye,yaşayarak denemeye devam.Nuran Özdemir Belki de hayat dersi vereyim,biraz amiyane kafa bulayım derken(şiir konusunda)anlaşılan Semih Bey sert bir kayaya çarptı.Herkes acı çekerken nasıl olur da arada birisi çıkıp,'Ben çekmeyi kabul etmiyorum !'der.Der,çünkü Semih Bey,bazıları mantıklarıyla duygularını her zaman iyi dengelemeyi başarırlar.Entellektuel kapasiteleri de tahmin edemeyeceğiniz kadar yüksektir.Nur Polat 'Doğu,aşk acısının iflah olmaz bağımlısı,Batı kökenli olduğu halde,'Mutlu aşk yoktur'un en iyi taraftarıdır.Acıyla bağımızın bu kadar derin olması,bir türlü onu hayatımızda makul bir seviyeye indiremeyişimizin nedeni,işte bu bağımlılığımızdır.'Radikal kitap-sf.14 Yazan:Erkan Canan Acıyla bağı derin olanların dikkatli okumasını tavsiye ederim.Demek ki Petrarca'nın örneği 'aşk acısı neden çekilsin?'derken çok haklıymış.Pozitif düşünceye iyi bir örnek.Nur Polat Aşk o kadar olağandışı bir duygu ki hayatımızı güzelleştiriyor,anlamlı kılıyor her şeyi.Aşkın kendisi güzel,aşık olunan bir kenarda dura dursun.Aşk ölmez,biz ölürüz diyor ya şarkıda.Pozitif düşünceli insanlar hayatın getirdiklerini çok olumlu karşılarlar ve yine akıllı,pozitif düşünebilen insanlar başlarına gelenleri- olumlu,ya da olumsuz- olgunlukla karşılar,yollarına devam ederler.Hayat denilen yolculuk o kadar güzel ve sürprizlerle dolu ki...Nuran Özdemir Istırap nasıl kokar bilmem de ,ıstırap çektirenler,veya çekenden zevk alanlar olduğu kesin.Bir nevi mazoşistlik mi denir ne denir bu duruma?Belki de küçük dünyalar küçük zevklerle şenleniyordur kim bilebilir?Petrarca 'Aşk ya da başka bir konuyu bir tek yazılı kaynaklara başvurarak değil,yakın sosyal çevrenizle tartıştığınızda da ilginç sonuçlara ulaşıyorsunuz.'olacaktı doğru cümle.Özürler...Petrarca Kişinin yaşadığı sosyal çevre kişiliğinin gelişmesinde en büyük etkenlerden birisi.Zeki,başarılı insanlarla bir arada bulunmak müthiş bir keyif ve enerji veriyor insana.Pozitif bilimlerle uğraşan kişiler hakikaten insanın ufkunu açıyor,genişletiyor.Aşk ya da başka bir konuyu bir tek yazılı kaynaklardan değil,yakın sosyal çevrenizle tartıştığınızda ilginç sonuçlara varıyorsunuz.Herkesin hikayesi farklı olabildiği gibi,yorumları da ilginç oluyor.Artık bitirelim,hoşçakalın...Kerime Mutlu Izdırap kokan derin duygularla bezeli güzel bir yazı.Nur Polat Hay Allah!Bu konu sakız gibi uzadı gitti.Ben de bir şey söyleyeyim.Evet,erkekler aşkı savaş gibi görüyorlar.Genelleme yapmadan olmuyor,istisnalar kaideyi bozmaz.Yapılarında var fethetme duygusu.Oysa bir kadına göre aşk savaş değildir.Aşkı daha uzun sürede kendi kriterleriyle tanımaya çalışırlar.Kesin kararlara vardıkları da doğru,çünkü kararsızlık dönemleri verecekleri kararın sürecidir bir bakıma.Evlenmemeleri de bir karar olabilir.Nuran Özdemir Galiba benim anladığım kısa yoldan sonuca varmak,kadınların kalplerini fethetmek.Erkekler vasıflı,güzel bir kadını fethetmekten çok hoşlanıyorlar.Bilinenin aksine bazı eğitimli kadınlar bu konularda amiyane saf oldukları için hemen kapılabiliyorlar.Bazı kadınlarsa kurnaz oluyorlar bu konularda.Gazi Şenol Bu yazıya çok yorum yapılmış. Ben yapmıycam işte.M.Turgut Kütür Melek’in yorumuna katılmak mümkün değil. Bir kere aşkta mantık olmaz. Mantıklı bir insan bile aşık olunca mantıktan uzaklaşabilir veya kendini unutabilir. Erkeklerin kısa yoldan sonuca varması düşüncesi biraz cinsellik çağrıştırıyor. Cinselliğin başladığı ve hedeflendiği yerde aşk kalmamıştır. Erkeklerin hırçınlaştığını ancak hırçın bir erkek düşmanı iddia edebilir. Ben bugüne kadar genelde kadınların hırçınlaştıklarına ve tanınmaz hale geldiklerine şahit oldum. Kadınların daha uzun sürede aşkı tanımaya çalıştıkları doğru: Bu da ‘bu mu olsa yoksa öbürü mü olsa, ya yoksa ,şu mu olsa?’ sorunsalından kaynaklanıyor. Çünkü kadınlar genelde kararsızdırlar ve doğru kararı isabet ettirmekte her zaman güçlük çekerler. Bu nedenle kimi kadınlar hiç evlenmezler, evde kalmayı tercih ederler. Melek Kadınların ve erkeklerin aşkı tarifleri,yaşamaları ne kadar farklı!Erkekler mantık diyorlar,kadınlar duygular.Erkekler kısa yoldan sonuca varmak istiyorlar,varamayınca hırçınlaşıyorlar.Kadınlar daha uzun sürede aşkı tanımaya çalışıyorlar,kararları kesin oluyor.Çok enteresan.Necla Karşılıklı olarak sevenler kavuştuğu zaman aşk sona eriyor genellikle.Aşkın platonik hali daha güzel.Kaldıysa tabi yaşadığımız zamanda.Petrarca'nın örneği tipik platonik aşk...Petrarca Aşk acısı çektiğini sanmıyorum örneğimizin.Aşkı yaşama biçimleri değişiktir dedik ya az önce.Aşka çok değer verdiğini söyleyebiliriz yalnızca.Ancak yeni farkına vardığı gelişmeler olabilir.Sevdiğini sandığı kişinin aslında olmasını istediği kişi olduğunu farketmiş olabilir.Aşkın sonu diyebilir miyiz bu durumda.Sanırım öyle.Mutluluklar herkese...p Ancak,aşk konusunda anlaşamıyoruz sizinle.Aşkı yaşama biçimleri farklı farklıdır.Siz de farklı bir örneksiniz.Sonradan aşık olmuşsunuz.Verilen örnekteki kişi de aşkı yeni tanımış,çünkü hiç aşık olmamış,vakti olmamış aşka.Tabii ki akıllı davranılması gerekir,sonuçta insan herşeyini aşka bağlayamaz.Petrarca Çok haklısınız evlilik konusunda.Saygı ve sevgi çerçevesinde yürüyor çoğu kişinin evliliği.Toplumları ayakta tutan değerlerdir zaten.Birçok kadın ve erkek iç denetimlerini sağlamışlardır,çok huzurlu,sevgi dolu yaşantıları vardır.Semih Sancaklı Sevgili eşim ile bir aşk evliliği yapmadım. 4 yıldır evliyim ve şimdi kendisine aşığım. Göz önünde bulundurduğum şey (Ben bu insanı sevebilirim) düşüncesi idi. Zaten evliliğinizi ayakta tutan şey aşkınız değil, sevginiz, saygınız, anlayışınızdır. Semih Sancaklı Aşk acısı çekmeyen var mıdır acaba. Bence hemen herkes bu acıyı tatmıştır. Ya en başında mantıklı davranılmamıştır ya da bir şekilde işler ters gitmiştir aşk hayatımızda. Karşılıklı olarak seven kaç kişi kavuşmuştur ki şimdiye kadar. Hisler olmalı ama akıl her daim ön planda tutulmalı bence.Nur Galiba Semih Sancaklı aşk acısı çekmiş ki,mantıksız aşkların sonucunun acı çekmek olduğu gibi bir sonuca varmış.Acı nasıl çekilir acaba?Acı çeken insanın haleti ruhiyesi nasıl olur bize de anlatsa da öğrensek.Melek Doğru hakikaten,bazen insan nedensiz de sevebilir.Gerçek yüzünü farkedince de 'Ben bir hayali sevmişim'diyebilir.Bu durumda sevilmek daha iyi gelir insana.Bakın buna katılıyorum.Nazlı Petrarca kesinlikle hiçbir konuyu karıştırmıyor.Mesela kadınların EQ'larının erkeklerden daha gelişmiş olduğu sonucuna dolaylı yollardan,sorular sorarak,sanki anlamamış gibi ulaştı.Semih Bey çok tutucu.Sanki ezberlemiş gibi bazı konuları.Oysa hayat ezber değildir.Her olayın çözümü farklıdır.Matematikte bile bir problemin değişik çözüm yolları vardır.Selamlar.Gülce Petrarca'ya katılıyorum.Bence Semih Bey son derece dar bir görüş açısına sahip yaşamla ilgili.Tamamen kendi açısından bakıyor dünyaya.Aşk bu kadar dar kalıplara sığdırılamayacak kadar geniş bir kavram.Çok kuralcı birisi galiba.Bu durumda duygusal bir kadın asla Semih Bey gibi birisiyle ömrünü geçiremez zatenPetrarca Yönetimden çok özür dileyerek aslında son kez bir şeyler yazmak isterim bu konuda.Aşk ya da başka bir konuda tartışmak,fikir teatisinde bulunmak çok da kötü olmuyor.Aslında merak etmek,araştırmak,okumak,nedenleri soruşturmak gerekiyor her zaman.Batıda Rönesans bu şekilde doğmuş.Örneğin aşk konusunda yüzlerce eser yazılmış.Osmanlı'da Divan Edebiyatı var.Padişahlarımız eserler vermişler.Aşkın aslında aklın devreden çıktığı bir boyut olduğunu hepimiz biliyoruz da,eskiden kalma bir alışkanlıkla ideal olanı arıyoruz.O zaman hayatın hiç bir anlamı olmaz ki,herkes aynı şekilde yaşarsa,hissederse.Hayata dair o güzel eserler verilemez ki.Sevgilerimle...Petrarca Ayrıca eklemeliyim ki W.Shakespeare de sonelerini Petrarca'nın başlattığı sone geleneğinden etkilenerek yazmıştır.Aynı şekilde bir 'dark lady' vardır sonelerinde,Laura gibi.Petrarca Mantıksız(!)aşkların(her ne demekse)acı çekmek gibi bir sonuç doğuracağını kim bilebilir?Özdemir Erdoğan'ın bir şarkısında 'sevgi anlaşmak değildir,nedensiz de sevilir;bazen bir an için ömür bile verilir.'denmekte.Şarkıyı bir de sahibinden dinleyin derim.Petrarca Yine son kez bir örnek verirsek,benim rumuz olarak seçtiğim Francesco Petrarca,İtalyan Rönesans şairidir ve Canzoniere adlı eserini çok sevdiği,ancak birlikte olamadığı Laura diye bir kadın için yazmış.Okumanızı öneririm.Sevgiler.Petrarca Evet işte doğruyu buldunuz siz de sonunda.Söyletmek istediğim buydu size.Herkes aşkını kendisine göre yorumlar,sonuçlarını hesap eder ve ona göre davranır.Büyük tutkularla sevebilmek de çok hoş olurdu.Edebi eserler büyük tutkulardan doğar.Semih Sancaklı Petrarca'nın mantığına göre mantıksız olan herşey aşk veya onun gibi büyük bir tutku. Aşkın bir mantığı vardır. Yoksa bile aşık olan aşkını bir mantık üzerine oturtmaya çalışır. Petrarca Acı çekmek diye bir şey söz konusu olamaz bazıları için.Sürekliliği olan bir durum olamaz ki.İnsanın hayatta başka sorumlulukları da var.Belki tehlikeli durumlar da olabilir.Dedim ya tek bir olay,tek bir doğru yoktur.Prusya Hukukunda eskiden her olaya bir yasa çıkarılırmış.Bu aşk işi aynen eski Prusya yasalarına benziyor.Petrarca Ben de sizin yine tek bir doğruda takıldığınızı anlıyorum.Size göre doğru olan,bir başkasına göre yanlıştır.Aşkın tek bir tanımı yoktur.Hislerle,duygularla alakalı bir olguyu mantıkla ilişkilendiremezsiniz.Bence hislerle,mantığı karıştıran siz olmayasınız?Semih Sancaklı Petrarca burayı da karıştırmış gibi görünüyor. Aşkta mantık neden olmasın, mantıksız aşklar insana acı çektirmekten başka bir işe yaramaz. Bence akıllı bir insan mantığını da kullanarak sever ve mantığınıza da uyan aşklarınızdan hiçbir şart altında vazgeçemezsiniz. Kişinin kendini kandırarak kavuşması mümkün olamayacak birilerini sevmesi, ona acıdan başka ne getirebilir ki? Aşık olan kişinin amacı acı çekmek değil, mutlu olmaktır.Petrarca Bana sorarsanız aşk nedir diye;Aşkın fedakarlık olduğunu söyleyebilirim örneğin.Eğer sevdiğinizi çok fazla seviyorsanız,O'nun iyiliği için serbest bırakmaktır aşk.Terketmek sevmediğiniz anlamına gelmemeli.Belki zaman içinde şiddeti azalabilir aşkın.Ve O çok özel kalmaya devam eder.Petrarca Şöyle söyleyebilir miyiz?Bu da bir tarif olacak ama...Aşk zaten mantık dışı bir olgudur diyebilir miyiz?Mantık işin içine girerse aşk olmaz zaten.Felsefeye girdik farkında mısınız?Yazar da şaşırıyordur.Petrarca İnsanın aşık olduğu kişi tarafından sevilmemesi durumunda ne yapacağını doğrusu bilemiyorum,mantık dışı olamaz çünkü olabilecek bir durum.Aşkta öncelik konusuna gelince,hayatta tek bir olay,tek bir doğru yoktur.Çok değişken olabilir sonuçları aşkın.Tek bir tarifini bulamadığımız gibi.Selda Yılmaz Aslında önemli olan sevilmek. Bir başkasına aşk duymanın çok mantıklı olduğuna inanmıyorum. İnsan sevdiği tarafından sevilemezse kahrolur, ancak kendisini seven biriyle birlikte olduğunu hissettiği her an mutlu olur. Önemli olan kime neden öncelik verdiğimizdir. Aşk bir önceliktir.Gülce Aşk değilse,nedir peki hissettiğim?Aşksa ama,Tanrı aşkına nedir,nasıl bir şey?İyiyse eğer,niçin bu acı,ölümcül etki?Kötüyse eğer,neden böyle tatlı her elem?/İsteğimle yanıyorsam,neden bu ağlayış ve yakınma?İstemiyorsam,yakınmanın ne yararı var?Ey canlı ölüm,ey zevk veren zarar,nasıl hükmediyorsun bana ,ben razı değilsem eğer?/Ve razıysam buna,çok yanlış olur üzülmem.Böyle ters rüzgarlar arasında dayanıksız kayıkta buluyorum kendimi açık denizde,dümensiz,Öyle yoksun ki bilgiden,hatayla öyle yüklü ki,ben de bilmiyorum ne istediğimi,titreyip yaz ortasında,yanıyorum kışın.Petrarca 'iplemez,kendisini dev aynasında görür'gibi yorumları doğru bulmuyorum.Bir kadın ya da erkek,birine karşı çok güçlü duygular içindeyse,karşısındaki aynı duyguları hisseder,algılar.Sevilmek,değer verildiğini hissetmek kadar güzel ne olabilir?Üstelik karşınızdaki insanın dünyaya bakışı aynıysa sizinle,daha ne istenebilir ki...Petrarca Burada 'terk etmek',bilinçten uzaklaştırmak anlamındadır, onu da belirtmeliyim.Petrarca Benim örneğimde'' çektirmek''diye bir durum yok.Hayatının başkalarının denetiminde olması,gelişmiş bir sorumluluk anlayışına sahip olması gibi sorunları olabilir kadının.Aşık olunana gelince:aynı sorumluluk anlayışına sahip olduğunu,zeki,duyarlı ve öngörülü birisi olabileceğini düşünüyorum.Ortada bir ''aşk dramı''yok anlaşıldığı üzere.Kadının karar verip,kendi içinde çözeceği sorunlar var ki 'Zaman her şeyin ilacıdır.'diyerek bu konuyu noktalayabiliriz.Semih Türk Bilmiyorum Petrarca'nın dediğini yapar mı yazar. Eğer gerçekten bir aşk varsa aşık olunanı terk etmek mantıklı bir yol değildir. Onunla birlikte olmak varken terk etmek niye? Aşık olan birlikte olmak için vardır, terk etmek için değil; Petrarca'nın önerisi aşkın mantığına ters bir durum bence. O zaman her aşık olunan aşık olduğunu terk etsin !Nevin Böyle bir durumda aşık olunan muhtemelen aşık olanı iplemez. Çünkü kendini dev aynasında görmeye başlar. Kendini bu denli seven için yıllar sonra gözyaşı döker, oflar, puflar. Biz kadınların neyin peşinde olduğunu biz kadınlar dahi bilmiyoruz. Benim tek bildiğim birilerine çektirenin mutlaka bunun karşılığını bir şekilde ödeyeceğidir.Emre Bu zamanda kendimiz iç dinamiklerimizi tam oturtamadığımız için aşk işleri çok karışık oluyor. Çoğu kendini ve karşındakini kandırmaktan ileri gitmiyor. Ya da öyle durumlar ortaya çıkıyorki gülermisiniz ağlarmısınız karar veremiyosunuz. Neyse ki Allahın yardımı kesintisiz. Bol bol dua edelim. Allahım bizi senini aşkınla yak ki gerçek aşkı anlayabilelim. Bizi senin aşkınla yak ki senin kullarına arasında gözettiğin dengeyi bizde gözetebilelim. Allahım yardımını bizden esirgeme ki şaşırmayalım şaşırsakta kendimizi toplayabilelim. Allahım senin aşkın sonsuz, net ve kuşatıcı bizimkisi ise cüzi, belirsiz ve derinlikten yoksun. Allahım lütfen bu üç eksik sıfattan dolayı aşkımızı başımıza bela, insanlara zulüm ve topluma kötü örnek olma bahanesi yapmamıza engle ol. Amin.Petrarca Tabii aşkı yaşama biçimleri farklı olabilir.Bu yalnızca bir örnekti.Kimbilir bu durumda yapılacak en doğru hareket aşık olunanı terk etmektir diyebiliriz.Anılardan silmek çok zor olsa da...Petrarca Çok az erkeğin romantik olduğu konusunda hemfikirim sizinle.Bazı kadınlar bilinçlerini aşka açtıkları için rahatsızlık duyuyor olabilirler.İçlerindeki sorunu çözmeden güçlü duygularını nasıl yazıya aktarabilirler?Oysaki aşk bütünlük ister.Zafer Edebi eserlerin erkekler tarafından yazılmış olması bütün erkeklerin romantik olduğu anlamına gelmez. Aralarında çok az romantik vardır ve onlar da güçlü duygularını yazıya dökmeyi başaranlardır. Bence durum bundan ibaret. Kadınlar duygularını sadece yakın arkadaşlarına açma cesaretini gösteriyorlar; geniş kesimler tarafından duygu ve düşüncelerinin bilinmesinden rahatsız oluyorlar belki.Petrarca Romantizm aklın devreden çıktığı bir boyutsa,neden edebi eserleri erkekler yazmışlar bugüne değin?Üstelik edebi şiirlere bakarsak,hepsinin matematiği vardır.Kadının sosyal hayattaki yerini alışının gecikmesi,eğitim gibi nedenler sayabiliriz belki.Acaba bazı erkeklerin IQ'ları kadar duygusal zekaları da mı gelişmiş?Petrarca Romantizm neden çok az erkeğin yakalayabildiği bir boyut,sormamız gerekmez mi?Erkeklerde eksik olan nedir?O zaman o güzel aşk şiirlerini kimler yazmış?Kadınlar mı,erkekler mi?Nazlı Her şeyin değersizleştiği,'kitch' olduğu toplumlarda bırakın romantik erkeği,romantik kadın bulmak da mucize bence.Zafer Hoş bir yazı olmuş. Romantizm her zaman aslında çok az erkeğin yakalayabildiği farklı bir boyuttur.Petrarca Tutku,ancak zihnin gördüğü şey üzerine eksiksiz,aşırı düşünmesiyle oluşur.Kişi(genellikle erkekler)gördüğünü diğerlerinden farklı kılan özelliklere nüfuz ederek eksiksiz düşünceye ulaşır.Edebi eserlerde genellikle yazarın ya da şairin kendi hayatından izler görebiliriz.emre ölümün sessizliği...aşkın karşılık buamayaşı...içinde buram buram karşılık bekleyen gözün nemini taşıyan yazı..her hali ile bir bakış bir duyuş istiyor.. sevgili neyi düşünür bilinmez.seven dinleniyor...inşaallah karşılık bulabilmesi dileğiyle..Sevim Türktekin Yapılan yorumları okuyunca yazarın yorumlara neden sessiz kaldığını daha iyi anlıyorum. Bence bu yazı herhangi bir insan için yazılmadı; hayaldeki bir sevgili için yazıldı. Ancak sanki gerçek bir sevgiliye yazılmış havası vererek ilgiyi artırıyor. Zaten bu derece bir sevginin olabileceğine hiçbir Allah'ın kulu beni inandıramaz.EMRE SESSİZ ÖLÜMÜN ADI AŞK..TATLI BİR ÖLÜM...DİRENÇ GÖSTEEMİYORSUN ONUN KOLLARINA DOĞRU HIZLI ADIMLARLA İLERLİYORSUN..VE SON NOKTA HÜSRAN..
SEVDİĞİN BİLE TATMİN ETMİYOR..ANLIYORSUN ONUN HAYALİNE VURGUN OLDUĞUNU...AŞK ANLAMINI KARŞILIK BULDUĞUN DA KAZANMIYOR AKSİNE KAYBEDİYOR...SEVGİNİZE SEVDİĞİNİZE SAHİP ÇIKABİLMENİZ DİLEĞİYLE..Gülce Ah,nasıl hazırlıksızdım başta,Aşk yaralamaya geldiği gün beni!Adım adım efendisi olup hayatımın,yerleşti en tepeye./Sanmazdım gücüyle eğesinin en küçük azmi ya da değeri yok edeceğini katılaşmış yürekte,ama böyle olur,aşırı beğenirse kişi kendini./Bundan sonra her savunma geç,bir şeyi sınamanın dışında:az mı çok mu değer verir Aşk bu fani dualara?/Yakarmıyorum artık-olamaz ki zaten-ölçülü yansın diye yüreğim,ama payını alsın o güzel de ateşten.Emre Abi şu "sen yoksan ... inancımı yitirmiş ve irademi kaybetmiş gibiyim" kısmı hariç iyi olmuş. Aşk insanı kör edebilir, zayıf düşürebilir ama insanın bi standartı olmalı bu tür konularda. Bu arada Faruk Aslanda yorum yazmış buraya çok hoş olmuş :) mücahit başaran seninle ankarada 3 yıl aynı ortamı,yemeğimizi,emeğimizi paylaşan bir arkadaşın olarak yazın beni başka alemlere götürdü be arkadaşım.sana aşık mahsuni şerifin dizeleriyle selam ediyorum. mücahit başaran. Çeşm-i Siyah (İşte Gidiyorum)
İşte gidiyorum çeşm-i siyahım
Önümüze dağlar sıralansa da
Sermayem derdimdir servetim ahım
Karardıkça bahtım karalansa da
Haydi dolaşalım yüce dağlarda
Dost beni bıraktı ah ile zarda
Ötmek istiyorum viran bağlarda
Ayağıma cennet kiralansa da
Bağladım canımı zülfün teline
Sen beni bıraktın elin diline
Güldün Mahzuni'nin berbat haline
Mervanın elinde parelense de
Petrarca Aşk çok özel bir duygu.Olur olmaz dile getirilmesine karşıyım.Yazarlar kitaplarında,yazılarında aşkı konu edebilirler,özel kalması gereken duygular magazin haline getirilemez.Yaşanılan her neyse iki kişinin özeli olarak kalmalı.Sevim Gedik Eğer bu yazılar gerçek bir aşk için yazılmış iseler karşı tarafın da kendini bir şekilde anlatması inanılmaz hoş olurdu, değil mi? Bu sadece bir fikir tabii.
Yazılarınız çok güzel, yüreğinize sağlık.Faruk Arslan Nihayet sevgili dostum Sezai aşık olmuş. İnşallah karşılksız değildir. Gerçi karşılıksız sevginin adı aşktır.
Evlen dostum evlen. Muzmin bekarlığa bir son ver.
Sana Eskişehirin kızları güzeldir dememişmiydim?
Bu kelamları kızlarla konuşurken yüzlerine söyleki senin ne kadar romantik olduğunu anlasınlar.
Utangaçlığı bırak artık.
Kanadalı dostunNadire Küçük 50 yaşındayım. Geçmişe dönüp baktığımda biz kadınların genelde bize çok değer veren ve bizi gerçekten mutlu edecek olan erkekleri değil bizim kendilerini sevdiğimizi sandığımız, birlikte olmaya başladıktan sonra aslında bize hiç de kıymet vermeyen kişileri tercih ettiğimizi gördüm. Çevremde hep böyle oldu. Bu nedenle çok mutsuz kadın var. Kendilerini mutlu edebilecekleri zamanında fark edemedikleri, kıymetlerini bilemedikleri için. Ben de bunlardan biriyim. Keşke bu yazıdaki kadar birisi için önemli olsaydım. Ama sanmıyorum dünyada kendisine bu kadar çok değer verilen, özlem duyulan bir kadın olduğunu. Yazarın bir kaç yazısını okudum; çok hoşuma gittiler. Teşekkür ederim.Sevim Birlik Güzel bir yazı; anlamlı, duygulu. Petrarca İnsan,nereye giderse gitsin aşk onunla geliyor.Üstelik kaçışlar aşkı pekiştiriyor.Gittiğin yerde duyduğun bir melodi,bir bakış ya da benzersiz bulduğun bir manzara O'nu hatırlatıyor.Aşkı bu umutsuz haller güzelleştiriyor,yüceltiyor.Sevgiler Sezai Bey...Petrarca Bu siyah gözlü kadının yerinde olmayı ne çok isterdim!...Dünyanın en şanslı kişileri aşkı bulup,yaşatabilenler olmalı.F.Gülay Yatır ''Aşk iki kişi arasında asla eşitlenmeyendir.''der şair.Sezai Bey'in dile getirdiği aşkın muhatabı acaba onunla aynı duyguları paylaşıyor mu?Eğer öyleyse mutluluklar...Şiir de yazabilir Sezai Bey.Duyguları çok derin ve yoğun.F.Gülay Yatır ''Aşk iki kişi arasında asla eşitlenmeyendir.''der şair.Yazılardan anlaşılan da bu.Şiir de yazabileceğini düşünüyorum yazarın.Bu kadar derin duygular ancak Divan şairlerinde olabilir diyorum.Sinem Ergüven Duygusal yazılarınız çok hoş. Müthiş ifadeleriniz var. Sanırım müthiş bir kalbinizde. Yüreğinize sağlık. Esma Nur Parlak Allah'ım! Ne müthiş bir şey bu. Kesin ortada büyük bir aşk var. Ama hoş bir durum. Bir kadın bu derece sevilir mi, gerçekten bilmiorum. Demek olabiliyormuş. Yeni yazılar bekliyoruz. Teşekkürler.
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.