Doğrusu Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, geçen ay Abdulah Öcalan'ın İmralı'dan 15 Ağustos'ta yapacağı çağrıya kulak vermemiz gerektiğini salık veren yazısını okuyunca, ne yalan söyleyeyim, şüpheye düşmüştüm. Aydoğan Vatandaş
Özkök'ün bu yazısına neden olan aslında Abdullah Öcalan'ın avukatlarının gazete genel yayın yönetmenlerine yaptığı ziyaretle başlamıştı.
Bu ziyaretin zamanlaması son derece ilginçti. Zira Öcalan'ın avukatlarının bu ziyaretleri, tam da AK Parti iktidarının Kürt kökenli vatandaşlarımıza yönelik hazırlamakta olduğu ‘demokratik açılım' çalışmalarına hız verdiği verdiği bir döneme rastlıyordu.
Nitekim, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de, ‘çok güzel şeyler olacak' sözleriyle süreci destekliyordu.
İşte tam da bu süreçte, Abdullah Öcalan, devreye avukatlarını sokarak, ‘Ben de varım. Bu meseleyi bensiz çözemezsiniz mesajı vererek, insiyatifi ele geçirmeye kalktı.'
Öcalanlı sürecin fitilini ateşleyen ise ‘Ertuğrul Özkök' oldu.
Peki Öcalan PKK'ya hakim mi?
Dağdaki kadrolara ne kadar söz geçirebiliyor?
Daha 2 gün önce Uludure ilçesinde PKK'lı teröristlerin yola tuzakladığı mayınların patlaması sonucu 1 korucu hayatını kaybederken, diğeri yaralanmadı mı?
Abdullah Öcalan'ın bu çıkışının ardından kaç kişi öldü, kaç kişi yaralandı?
Bu nasıl iş?
Barış çağrısı yapmaya hazırlanan bir liderin örgütü nasıl bu denli pervasız davranabilir?
Soru şudur:
Abdullah Öcalan gerçekten ‘çözüm'den yana mı?
Yoksa, AK Parti'nin demokratik açılımının önünü almak, bir başka deyişle bu sorunun çözümünün şerefini ve manevi doyumunu AK Parti iktidarına bırakmamak mı?
AK Parti iktidarı demokratik açılım konusunda adımlarını hızlandırıken, PKK'nın Başbakan'a suikast planları yaptığı deşifre edilmedi mi?
Kimi yazar çizerler Öcalan'ın zaman zaman ulusalcı çizgide olduğunu yazmadı mı? Hadi bir adım daha ileri gidelim, Ergenekoncu mantık, Türkiye'de bir Türk-Kürt iç barışından yana mı?
Cevap hayır ise Öcalan barıştan yana olamaz.
Dahası bu barışı AK Parti iktidarının sağlamasını da asla istemez. AK Parti'nin Güneydoğu'da yerel seçimlerde kaybetmesinin nedenlerinden biri de bu örtülü ittifaktan kaynaklanıyordu. Ortak düşman karşısında birleşme ittifakı.
Ben bu işte bir bit yeniği ararken, meğer pek de yalnız olmadığımı farkettim.
Chicago'daki Türk Festivalini izlemek için Amerika'ya gelen AK Parti Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'a bu soruyu sordum. Söylediği aynen şu oldu:
‘Abdullah Öcalan büyük olasılıkla, gerçekleştirilmesi mümkün olmayan, marjinal bazı taleplerde bulunacak. Amacının, AK Partinin, Türkiye'nin, toplumsal huzurunun ve iç barışının sağlanması yolundaki adımlarını akamete uğratma çabası olarak görüyorum. Öcalan'ın bu tutumu büyük olasılıkla demokratik açılım çabalarımızı çözümsüzlüğe götürme çabasıdır. Türkiye'de bazı partilerin de Öcalan'la çözümüzlükte buluşuyor olmaları manidardır.'
Bir fikri gözden düşürmenin en akıllıca yolu, onu en yanlış kişiye savundurtmaktır.
Geçenlerde, Güneydoğu'da görev yapacak Kürtçe bilen polis arandığına ilişkin haberlere rastladım.
Çok geç kalmış bir uygulama. Sadece polis değil, kanımca, özellikle Güneydoğu Bölgesinde devlet dairelerinde Kürtçe bilen personel bulundurma devletin görevi olmalı.
Maalesef bu konuda, yeterince empati yapamadık ve o bölgede yaşayan insanların devlet dairelerinde yaşadıkları sıkıntıları anlayamadık.
Güneydoğu'da yaşayan insanların bir kısmının Türkçe bilmediklerini, devlet dairelerindeki sorunlarını çözmede sıkıntı yaşadıklarını anlayamadık. Kasıtlı olarak, gıcıklığına, Türkçe konuşmadıklırını düşündük hep.
Orada doğan çocukların, okula gidene kadar Türkçe diye bir dilin varlığından haberdar bile olmadıklarını bilmek istemedik.
Kısacası epmati yapamadık bu insanlara. Elbette özür dilemek zorundayız onların bu sorunlarını vaktinde anlayamadığımız ve çözüm için yetereince çaba sarfedemediğimiz için.
Yorumlar Sabotajcılık ve kışkırtıcılık yapıyorlar ! Uzun süredir odatv'yi, Soner Yalçın'ı takip ediyorum..bütün işleri; devlet ve millet adına olumlu her iş ve icraata bir kulp takarak, pislik atarak karalamak..Çalışan, üreten, hizmet eden, yurtsever insanlara iftirayla aşağılamak..tehdit, şantaj, muhbirlik..Böyle yayıncılık, gazetecilik, yazarlık olur mu ? Ne Basın Konseyi, ne TGC veya ÇGD hiçbiri adamı ne kınıyor; ne durduruyor!..1980 öncesi de, hatta sonrası da Doğu Perinçek, kendi yayın organlarında birtakım insanları yalan-yanlış iftiralarla hedef gösterirdi; bir süre sonra da o kişiler öldürülür, ölü bulunurdu..Aynı alışkanlık, aynı yöntem ve taktik!..Soner Yalçın ve ekibi..Resmen devlete, Emniyete, askere meydan okuyor! Arkalarında Mümtaz Soysal ve partisi, bazı asker, MİT'çi var!..Bu ödüller kimlere, niçin verilir? Herkes Çevik Bir Paşa'nın 28 Şubat günlerinde elinde lions bayrağı salladığını hatırlar da bunu nasıl hatırlamaz?..Daha Dün Gibi: Kavaklıdere Lions Kulübünün 2005-2006 dönemi ''Güçlü, Onurlu ve Aydınlık Türkiye İçin Gerçeği Yansıtanlar Onur Ödülleri'', ATO Toplantı Salonu'nda düzenlenen törenle sahiplerine verildi. Törenin açılış konuşmasını yapan ATO Başkanı Aygün, kendi söylemlerinin ''sağıyla, soluyla'' aynı olduğunu belirtti. KKTC'nin 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın törene katılamaması nedeniyle ödülünü KKTC'nin Ankara Büyükelçisi Ahmet Zeki Bulunç, eski Bakan Kamran İnan'dan aldı. Ödülünü eski bakanlardan Selahattin Babüroğlu'ndan alan Malatya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, Cumhuriyet'in 83. yılını doldurduğunu, ancak ''başta laiklik olmak üzere temel değerlerin tehlike altında olduğunu'' savundu. Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferit Bernay ise ödülünü eski Milletvekili Uluç Gürkan'dan aldı. Bernay, ''Yetiştirdiğimiz öğrenciler dağda çobanın yaktığı ateşi şafağa çevireceklerdir'' diye konuştu.
Emekli Orgeneral Tuncer Kılınç'tan ödülünü alan emekli Orgeneral Hurşit Tolon ise ''Ulu Önder Atatürk'ün üniformalı resminin TBMM'den indirilmeye, resmi dairelerden kaldırılmaya çalışıldığını'' ileri sürdü..Eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'ndan ödülünü alan Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu, Cumhuriyet'in dün olduğu gibi bugün de korunacağını kaydetti. Eski Bakanlardan Şerif Ercan'dan ödülünü alan Sinan Aygün ise AK Parti'nin bu çoğunlukla Cumhurbaşkanı'nı seçemeyeceğini savundu. Aygün, seçimlerden sonra CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın Başbakan, DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin de Başbakan Yardımcısı olacağını iddia etti.Eski Milletvekili Kemal Palaoğlu'ndan ödülünü alan Gazeteci Yazar Tuncay Özkan ise, ''Mustafa Kemal'i sevmek için Kamran İnan olmak gerek, Mustafa Kemal'i sevmek için Sabih Kanadoğlu, Hurşit Tolon, Tuncer Kılınç, Vural Savaş olmak gerek'' dedi. CHP Grup Başkanvekili Haluk Koç'tan ödülünü alan Gazeteci Kurtul Altuğ ise Cumhuriyet'in ilk çocuklarından olduğunu söyledi. Altuğ, ''Hayatımın hiç bir döneminde bu kadar sıkıntılı ve üzüntülü günler geçirmedim'' dedi. Törenin ardından ödül alanlar 10. Yıl Marşı'nı seslendirdiler. AA: 14 Mayıs 2006.
Benim kanım dondu; sizin de donsun ! BÜYÜK KULÜP BULUŞMALARINDA YER ALAN AYDIN DOĞAN DA İŞİN İÇİNDE: Ergenekon Silahlı Terör Örgütü’nün(ESTÖ), 3. İddianamesini okudum; dehşete kapıldım. Tüylerim ürperdi. Ortaya konan bilgi ve belgeler o kadar sağlam ve birbirleriyle destekli idi ki sözkonusu örgüt ve eylemleri hakkında hiçbir şeüphem kalmadı. Daha önceleri Prof. Dr. Yalçın Küçük’ü küçümser, hafife alır; deli-meli gibi görürdüm..Yanılmışım..Çok yanılmışım..Ömrümde bu kadar şeytan gibi bir insan tanımadım..Örgütün en üst yöneticileri olarak Doğu Perinçek de, Sabih Kanadoğlu da, Kemal Gürüz de, İlhan Selçuk da hemen hemen aynı..Ama Yalçın Küçük’ün aktivitesi bir başka…İşte 3. İddianame delilleri içinde yer alan Yalçın Küçük’ün tuttuğu, belgeli özel notlardan bir kısmı; benim kanım dondu vallahi, sizin de donsun: “Sevk başladı. Dev-Sol’cular Sağmalcılar’a gidiyor. Dursun Karataş, Bedri Yağan, Hüseyin Solgun, Celalettin Abdullah, Dursun, Bedri ve diğerlerine güle güle dedim. Dev-Sol’un yöneticileri mahçuplar. Dursun elini uzattı, ‘olmaz’ dedim, sarılarak yolcu ettim. Hoşlarına gittiğini sanıyorum…Üçüncü haftanın başı. Dün Dursun Karataş, DS(Dev-Sol) lideri, kırmızı karanfil göndermiş, çok hoş…Dün Sultanahmet’ten Ahmet Zengin geldi, DS’den. Bir kolu, sağ elinin üç parmağı, bir gözü yok. Eylemde bomba patla…Akşam DS, tutuklu ailesi iki hanım geldi. Dursun Karataş’tan selam getirdiler…ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı gelmiş. Bu akşam buluşacağız…ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı ile üç Türk-üç Amerikalı masa yemeği yedik…Apo’yla(Abdullah Öcalan’la) buluştum. Güzelleşmiş buldum. Filozofça bir hal gelmişti…İbrahim Tezen öldü. D.Y.(Dev-Yol) avukatı iyi bir arkadaştı. Cenazesinde Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden ile ayaküstü görüştük. ‘tv’yi izledim, arada bir abine gel’ dedi…KanalD’den T.Ö (Tuncay Özkan) ve U.D.’nin(Uğur Dündar) MİT mensubu, MİT partisi olduğu artık kesindir…Yönetenler, PKK tahribatından korkuyorlardı. Sonra korkmamayı öğrendiler…Militarist, polisiye değerlerin yerleşmesinde PKK liderliğinin rolü büyüktür…8 Ağustos 2001. (TSK’da) yeni komite kademesi, 1960 Harbiye öğrencilerinden oluştu. Bir dönem olabilir mi? Ankara Ticaret Odası, Tekelistan’dan 50 adet satın almış, ilginç…Doğu Perinçek’le birlikte solu ve Türkiye’yi yeniden şekillendiriyoruz…Dün Doğu aradı. Gelecek hafta buluşacağız. Gelecek hafta Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün ile buluşacağız. Birleşik Doğu Devleti’ni görüşeceğiz…(Büyük Kulüp üyesi) Aydın(Doğan), Yiğit(Bulut), Sinan Aygün çiftlikte yemek yedik. İyi bir akşam oldu. Yeni bir döneme giriyorum. Üst yapıda mesafe aldık. Alt yapıya inmeliyim…27 Mayıs’ı yaptım. (ordu+aydınlar+öğrenciler elele). Kürtleri kalkıştırdım…Doğu Bey şunları söyledi:..Apo’nun İmralı’da kimin elinde olduğu belli değil ve sanıyorum Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın (ÖKK) elinde…İmralI’da Genelkurmay değil, ÖKK etkili…ÖKK’nin mali kaynakları Türk Ordusu’ndan değil, ABD’den karşılanıyor. ÖKK komutanlarını Genelkurmay değil, kendileri(ABD) saptıyorlar…” Prof. Dr. Yalçın Küçük’ün notlarına göre; işin içinde (Kıbrıs kökenli)Prof. Dr. Vamık Volkan’ın da olduğu anlaşılıyor. Belgelerde ayrıca Doğan Yurdakul, Soner Yalçın, odatv’den Barış P. veya T, Fikret Bila, Selda ve Sebahattin Önkibar, Yeniçağ’dan Fatih, Doğu Perinçek’in oğlu Mehmet ve Mehmet’in Moskova’da aynı evi paylaştığı arkadaşı Aydın K.’ya sık sık atıfta bulunuluyor..Askeri kesimden de Aytaç Yalman, Bekir Kalyoncu, Çevik Bir, Çetin Doğan, Fevzi Türkeri, Doğu Silahçıoğlu başta olmak üzere İsmail Hakkı Karadayı, Hüseyin Kıvrıkoğlu, İbrahim Fırtına, Oktar Ataman, Tümg. Pekin, Tuğg. Özçer, Tuğg. Gürdere, Alb. Kutlu, Alb. Mehmet Özdemir, Fahri Kepek gibi komutanlar da aktif olarak işin içinde görünüyor; faaliyetlerinden insanı şok eden kesitler, bilgi ve belgeler sunuluyor..Bilhassa İbrahin Şahin ve ekibinin komutanlarla temasları, yaptığı işler, konuşmaları gerçekten insanın kanını donduruyor..
Zaman; 200 bin okur kaybetti ! Ekrem Bey dimdik ayakta; tasfiye edilecek gazeteleri ve gazetecileri tartışıyor: Yaz dönemi kabusu bitiyor..Ekrem Bey, Zaman'ın yaz döneminde 200 bin okur kaybını izah etmeli.Zaman bağımlılık yapsa, yaz tatilinde de öğrencisi-öğretmeni yine okurdu..her yerde bayi var..var ama, çoğunda Zaman bulunmuyor! 3-5 bin tirajlı gazeteler var bayide, Zaman yok!..Ekrem Bey, bence yeni dönemde bayi satışını da artırmalı.Sokaktaki vatandaş, "bugün Zaman ne yazmış" diye merak etmeli.Zaman; farklı çevrelerden yeni yazarlar da kazanmalı.Zaman; hafta içi pek aile, çocuk, genç gazetesi değil! Zaman son derece bilgili, kültürlü, aydın bir kesime hitap ediyor; ama eğitim, üniversite, gençlik, çevre, kadın, bilim haberleri çok az!..Ekrem Bey, yerli-yabancı ilginç haber yorumcuları olacağını söylemişti; ama pek göremedik..Kendi muhabir ve yazarları da silik...Örneğin Zaman'ın Başbakan, Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanı, Diplomasi, Diyanet, Eğitim, Sağlık, Güvenlik muhabirleri kim; bilen, tanıyan var mı?..Haber kaynakları tanıyorlar mı?...M. Nedim Hazar, Bülent Korucu, Mehmet Kamış, Hamidullah Öztürk, Mehmet Yılmaz, Abdülhamit Bilici, Kadir Dikbaş..Bence bu yazarlar hiç tutmadı, 100 yıl geçse de tutmaz..Derinlik, karizma, sosyalite, istikrarlı yazma yok..Keşke bu kişiler; sadece haber, özel haber yazsalar!..Zaman'ın, Mustafa Ünal'dan başka çok güncel yazan yazarı da yok aslında..Münzevi yazarları var Zaman'ın; kendi dünyasında derya; Ali Çolak, Ahmet Selim, Ali Ünal, Hekimoğlu İsmail...Peki neden bu yazarlar; aydın, kültür, sanat platformlarında yer almazlar?..Ahmet Selim'i, Ali Ünal'ı, Fikret Ertan'ı canlı gören, okurlarıyla gören, Kitap Fuarlarında gören kaç kişi var?..Zaman, hala çok dar dairede ve kesinlikle Fethullah Gülen Hocaefendi'nin derin, geniş ufkunu yakalayamadı, yarısını bile yakalayamadı..Tarih Vakfı rezaleti yaşanıyor ! Rockefeller Vakfı’ndan yardım
alan Sorosçu Tarih Vakfı:
TÜRKSOLU gazetesinde 21 Ağustos 2006 tarihinde (sayı 114) Türkiye’deki sözde Marksistlerin içler acısı durumları başlıklı bir makalem yayınlanmıştı. Makalede sözde Marksistleri eleştirmiştim. Eleştirimin içinde “Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı” da bulunuyordu. Vakıf küresel emperyalizmin beyni olan Rockefeller’den parasal bir destek almıştı. Ayrıca iddialara göre “Tarih Vakfı” merkezi New York’ta bulunan “Açık Toplum Enstitüsü”nden yardım almaktadır. Bilindiği gibi “Açık Toplum Enstitüsü”nün (OSI) bir numaralı adamı dolar milyarderi George Soros’tur…
“Toplumsal Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı” uzun yıllardan beri ayda bir Tarih dergisi ile üç ayda bir İstanbul dergisi çıkartmaktadır. Vakıf çeşitli konularla ilgili kitaplar da üretmektedir. Ayrıca söyleşiler, paneller, geziler vakfın faaliyetleri içerisinde bulunmaktadır. Vakıf genellikle Marksist düşünceye sahip insanlar tarafından kurulmuş, desteklenmiş ve günümüze kadar da etkinliklerini sürdürerek gelmiştir.
Yazımızın içerisinde vakfın genellikle Marksist görüşlü düşünürler tarafından kurulduğunu belirtmiştik. Hemen akla gelenler ise tarihçi Mete Tunçay, gazeteci Murat Belge… Tarih Vakfı’nın üç ayda bir çıkardığı İstanbul isimli dergi bir ara 55 sayı kadar çıkmış sonra ilgi görmediğinden faaliyetlerini askıya almıştı. Dergi bu yılın (2006) Temmuz ayında 56. sayı olarak tekrar okuyucularına kavuşmuştur. Derginin 56. sayısı daha çok “İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti” konusuna ayrılmıştır. Derginin 98. sayfasında “Tarih Vakfı”nın, Rockefeller Vakfı’ndan kaynak sağladığı yazmaktadır. Açıkçası çok şaşırdım. Rockefeller, Amerikan emperyalizminin ve yeni dünya düzeninin küresel seçkinler listesinin en ön sırasında bulunan bir ailedir. 1921’de ABD’de kurulan The Council On Foreign Relations-CFR’nin (Amerikan Dış İlişkiler Komisyonu) onursal başkanı ve kurucusu Rockefeller ailesidir.
CFR dünyayı daha iyi sömürmek için ekonomileri kontrol altına alan emperyalist bir oluşumdur. Çok uluslu şirketlerle CFR, dünya ekonomisinin %50’sine sahiptir. Rockefeller, ABD ayağını temsil ederken, Avrupa ayağı Rothschild ailesidir. “Yeni Dünya Düzeninin Sezar’ı” Rockefeller ABD’nin gizli iktidarıdır.
1973 yılında Rockefeller tarafından The Trilateral Comission (Trilateral Komisyon) ABD-Avrupa-Japonya’yı da içine alabilecek şekilde oluşturulmuştur. Amaç üç kıtanın finans ve devlet liderlerini bir araya getirerek sömürüyü genişleterek sürdürmektir.
1969’da kurulan “Pinay Cercle” (Güç Çemberi) “Süper NATO” ve Gladio örgütlenmesinin beyin takımı olarak ortaya çıkmıştır. Pinay Cercle istihbaratçılar, NATO yetkilileri ve ordu mensuplarından oluşmaktadır. Rockefeller, kurucu üye olarak yine ön plandadır.
Yukarda saydığımız bütün bu örgütler Masonik özellikleriyle dünyayı istedikleri gibi sömürüp yok etmektedirler. Yeryüzündeki savaşların, gelir adaletsizliklerinin, terörün, işkencenin ve daha birçok kötülüğün baş sorumluları olarak bunları gösterebiliriz. Ülkelerin iç işlerine karışan darbeler yapan, işbirlikçileriyle düzene hakim olan, kendisine karşı çıkanları ezen, insanlık düşmanları için her yol mübahtır. Onların tanrıları sadece ama sadece paradır.
İnsan kan içerek yaşamını sürdüren küresel emperyalizmin yukarıda saydığımız örgütlerin bir numaralı üyesi Rockefeller ailesidir. Bu aile ilk zenginliğini Amerika’da hırsızlık, eşkıyalık ve sahte ilaç satarak elde etmişti. Günümüzdeki en önemli temsilcisi David Rockefeller’dir. David Rockefeller 1999’da Türkiye’yi ziyaret etmiş ve dönemin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve başbakanı Bülent Ecevit’le de görüşmüştür.
CFR örgütü ülkemizde çeşitli faaliyetler içerisinde bulunmuştur. Örgütün en önemli üyelerinden birisi olan G. Soros’dur. Soros üstten gelen emirlerle çeşitli ülkelerde “Ukrayna, Gürcistan gibi” Amerikancı hükümetleri iktidara getirebilmek için sivil toplum örgütlerini kullanmıştır. Aynı ülkemizde yaptığı gibi...
9 Ekim 2006 tarihi Vatan gazetesinde, “Toplumsal Saydamlık Harekatı Derneği” başkanı Erciş Kurtuluş daha önce kendisinin de üye olduğu TESEV (Türkiye ve Ekonomik Sosyal Etütler Vakfı) hakkında çok ağır ithamlarda bulunmuştur. TESEV’in Soros’un parasıyla desteklenen, emir alan ve Amerikancı işbirlikçisi olduğu Erciş Kurtuluş tarafından iddia edilmiştir. Erciş Kurtuluş bu bağlantıyı Soros, Dünya Bankası, AB ve CIA’nın güdümündeki National Endowment for Democracy’den oluştuğunu ve bunlarında çeşitli ülkelerdeki sivil örgütlerle işbirliği yaptığını söylemiştir. Örgütün Türkiye ayağındaki sivil toplum kuruluşları “Helsinki Yurttaşlar Derneği”, TESEV, TEPAV vb. gibilerinden oluşmaktadır. Rockefeller’den maddi yardım alan Tarih Vakfı da Soros tarafından desteklenen başka bir kuruluştur.
Emperyalizmin dünya üzerindeki bir numaralı ismi David Rockefeller ve onun vakfından yardım almak bir yerde onunla ortak olmak demektir. Araştırmacı yazar Talat Turhan uzun yıllardan beri bu konular üzerinde makaleler, konferanslar ve kitaplar yazmaktadır. İleri Yayınları’ndan çıkan Talat Turhan’a ait “Küresel Çete”, “Mont Pelerin”, “Bohemian Club” kitapları küresel güçler hakkında yazılmış en kapsamlı, en nitelikli kitaplardır.
“Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı”nın Rockefeller’den yardım alması ve bunu övünerek söz etmesi gerçekten utanç vericidir. Vakfın Marksist yazarları bu utanç hakkında acaba ne düşünüyorlar? Gerçekten merak ediyorum. Bir de acaba vakıf Rockefeller’den ne kadar yardım almıştır? Bunları da dergilerinde yayınlamaları boyunlarının borcudur. Ayrıca vakıf yazımızın içerisinde belirttiğimiz gibi CIA ajanı Soros tarafından da desteklendiği çeşitli kişiler ve kuruluşlar tarafından iddia edilmiştir. Sınıfsız, sömürüsüz, eşit, barış içinde birlikte bir dünya düşleyen vakfın bazı yazarları acaba bizleri yıllardan beri kandırmışlar mıdır? Veya onlar faka mı basmıştır?
Sözde bazı “Sivil Toplum Kuruluşları” CIA tarafından desteklenmiş ve korunmuştur. Bu ilişkiyi TÜRKSOLU gazetesi ve İleri dergisi yazarı Talat Turhan belki on yıldan beri söylemekte, yazmaktadır…
Atatürkçü düşünceyi küçümseyen yurt sevgisini ırkçı bir milliyetçilikle özdeşleştiren kendilerini ilerici sayanlara son söz olarak şunu söylüyoruz: “Evet biz ulusalız; bundan da onur duyarız. Ama siz küreselsiniz. Bu utanç da size yeter de artar bile.” Nedret Ebcim: http://www.turksolu.org/118/ebcim118.htm
veysi aziz kardesim kankan nuh gonultasi biraz ikaz etsen olmazmi? o ne bicim yazilar? sanki 20 yasinda bir genc cikmis heyecanla bir seyler karalamis. hicbir hassasiyeti gozetmeyen yazilar. sanki ortada savasan iki ordu var. gonultas efendi de cikmis baris kahramanligi yapiyor. bu kadar basit mi bu is? bu kadar alelade yazilirmi bu? toplumda nuh gonultas gibiler yzuunden cemaat aponun agziyla konusuyor baris olsun da ne olursa olsun. baris olsun da gerekirse apoyla da goruselim gibi dusuncelerin cemaatin dusuncesi oldugundan suphelenmeye basladi. lutfen uslube dikkat.. selam ve saygilarimla
ATV'de bir programda şarkı söylemeye başladıktan sonra televizyon fenomeni haline gelen 10 yaşındaki Berna Karagözoğlu'nin 2005 yılında, yani 5 yaşındayken çekilmiş görüntüleri youtube.com da yayınlandı.