gasteci.com
     Ana Sayfa Reklam Canlı Tv Seyret Resim Yukle Tüm Haberler İletişim

Nuh Gönültaş

Nuh Gönültaş Ordudan atılmış olmak hayatın sonu değil!
İskender Pala'nın yaşadıkları "Türk Silahlı Kuvvetleri'nde dindar bir subayın nasıl barındırılmadığı...

Tamer Korkmaz

Tamer Korkmaz Perde Arkası
Balyoz Planı'nın lokomotifi Çetin Doğan, "Batı Çalışma Grubu"nu kurmuş bir paşa olarak, Çevik Bir çi...

Taceddin Kayaoğlu

Taceddin Kayaoğlu Kürtler 10 Eylül 1979 - Birileri 12 Eylül 1980
PKK Terör Örgütü’nün ivme kazanmaya başladığı tarihler 1982-1983’lere rastlar. Kırılma n...

Harun Tokak

Harun Tokak "Analar Çocuklarınızı Atmayınız!"
Soğuk bir kış gecesi daha sona eriyor ve Moskova, sokaklarda sabahlayan kimsesiz bir adam gibi yavaş...

Aydoğan Vatandaş

Aydoğan Vatandaş MONŞER Saklı seçilmişler
“Monşer” sözcüğü Türk toplumunun kolektif hafızasında bir hitap şekli olmaktan çok öte farklı anlaml...

Hamdullah Öztürk

Hamdullah Öztürk On ikinci dalganın püf noktası
On ikinci dalganın ardından kopan fırtınanın püf noktası Ergenekon'un beyninin irkilmesidir. Ne ...

Sebahattin Çelebi

Sebahattin Çelebi Sen Adammışsın Reis!
Hani Reis.. hani "parke parke taş duvarlara" baktığın günler vardı ya... Hani şu ömründen ...

Halit Esendir

Halit Esendir MAYINLARI KİMLER DÖŞÜYOR
Gün geçmiyor ki güneydoğudan mayına basarak şehit olan asker haberleri gelmesin. Özellikle günd...

Mehmet Ali Bulut

Mehmet Ali Bulut KIRILAN KOL YEN İÇİNDE Mİ KALMALI?
Siz de ‘kırılan kolun yen içinde kalması gerektiği'ne inananlardan mısınız? Eğer öyle ise, zah...

Sezai Şen

Sezai Şen DEMOKRATİK AÇILIMDA PARTİLERİN YANLIŞLAR SİLSİLESİ
Hükümetin ‘Demokratik Açılım’ olarak nitelendirdiği, daha başkalarının ise Kürt Açılımı ...

Gasteci Kulislerde

Gasteci Kulislerde Eğer AK Parti kapatılsaydı...
3.5 aylık baş döndürücü trafik bitti. Ak Parti kapatılacak mı ?, kimler siyasi yasak alacak ? gibi s...

Erol Kavas

Erol Kavas Mini Laptop - Asus Eee PC Türkiye'de!!!
İlk kez hepsiburada.com tarafından satışa çıkarılan ürünün özelliklerini inceliyelim....

KATLİAMDA TAKILAN MASKELER HANGİ YÜZLERİ GİZLEMEK İÇİNDİ

Mehmet Ali Bulut


Mardin katliamı değişik boyutları ile ele alınıyor.

Bu feci katliamın husumet kaynaklı olduğu üzerinde nerede ise mutabakat sağlanmış. Biz de öküzün altında buzağı aramayalım deyip sadede gelmelim.
Mehmet Ali Bulut

Bölge töre cinayetlerine ve husumet kavgalarına öteden beri tanıktır. Fakat bu kadar kapsamlı bir husumet ve intikam, görülmüş bir şey değildir.
Töre cinayetleri geleneksel de olsa, yine de dini kaynaklardan kendisine bir me’az bulabildiği için süregelmiştir. Çünkü. Kur’an, ‘bi gayri hakkin’ (haksız yere) bir insan öldürmeyi yasaklar. Fakat ölenin ailesine de ‘kısas’ hakkı verir.(17/33) Bu, haklı öldürmeye zımnî cevazdır.

Bir hadiste, ‘haksız yere’ olmayan öldürmeler üç kategoride toplanır; cinayet işleyen, namus kirleten, zorbalıklı eden…

Bu zımni cevaz hakkını kullanacak odak da yalnızca ‘devlet’tir.

Ancak devletin şu veya bu şekilde adaletin temininde acz gösterdiği zamanlarda özellikle de şark toplumlarında, kişiler kendi başlarına ‘kısas’ yapmaya kalkışmışlardır. Onun da kendine göre bir usulü ve ‘haddi’ vardır. (Bu sözlerim bir tespittir, TASVİP değil)

Fakat Mardin’deki katliamda ne ‘had’ var ne ‘usul’ var ne ‘mütekabiliyet”!…

Öyleyse bu cinayeti farklı kategoride ele almak gerekir.

1-Eskiden bölgede medreseler ve hatırı sayılır din âlimler vardı. Bu zatların toplum nezdinde ciddi bir ağırlığı olurdu ve bir caniye bile ‘otur oturduğun yerde’ dediklerinde otururlardı. Onları geçtikten sonra de beyler ve onlara bağlı ağalar vardı. Kendi içinde bir otokontrol sağlarlardı.

Çok büyük husumetler olduğunda o zatlar devreye girer sükûnu sağlarlardı.

Elbette medeni bir toplumda ve modern bir devlette, bu tür mekanizmalara gerek yoktur. Çünkü bir devletin temel vazifesi asayişi temin etmek, adaleti tesis ederek öfkelerin birikmesine mani olmak, geliri uygun bir şekilde topluma yaymak, herkesin istidatlarını serbestçe ve kolayca gerçekleştirebileceği bir sosyal rekabet ortamı hazırlamak… tır.
Devlet bu temel vazifelerinden herhangi birini ihmal ettiği zaman, toplum hemen o vazifeyi görecek bir mekanizma devreye sokar. Bu da her zaman legal ve makul olmaz…
İşte cinayet gibi insan tabiatına en ağır gelen bir meselede, devlet, yüreklerde toplanan öfkeyi cidden boşaltacak bir mekanizma üretmemişse, sonu bu tür cinayetlere varır.
Kur’an, “Kısas’ta sizin için ‘hayat’ vardır; ey başında beyin taşıyanlar ibret alın” (2/178-179) derken, işte tam da bu tür olayları önlemek için, adam öldürenin öldürülmesini emreder.
Bugünkü Batı yaklaşımı, güya insana duyduğu saygıdan dolayı kısası ve idamı reddediyor. Türkiye de ona uyuyor. Hâlbuki şark toplumlarıyla batı toplumlarının mizaç ve yapıları tamamen farklıdır. Eskiden, o âlim ve meşayihler toplumu böyle dehşetli, feci hadiselerden bir parça alıkoyabiliyorlardı.
Cumhuriyet’le birlikte o medreseler kapatıldı, irfan ocakları söndürüldü, amiller ya sürgün edildi, ya telef edildi ya sindirilip köşelerine oturtuldu. Ağalar ve beyler ‘feodal yapı düzeni’ denilip bertaraf edildi, yerine de onların eksikliğini kapatacak bir müessese oluşturulmadı. Eğitim, imkân ve refah götürülmedi/götürülemedi.
Batı’dan alınan ve dinden tecerrüt ettirilmiş bir eğitim, mizanı bozulmuş bir adalet, bölgenin tabitanı ve geleneksel anlayışı görmezlikten gelen bir idare ile ‘zapt u rapt’ sağlanmak istendi. İşte olacak budur!
2-Bu kadar yüksek oranlı bir katliam yapılabilmesinde elbette ki silahların da payı vardır. Maalesef bunda da devletin ciddi ve büyük kabahati vardır.
Uzun zamandır bölgede adı konulmamış bir savaş devam ediyor.

Türkiye’yi idare edenler, kendilerini, ‘laik cumhuriyeti koruyup kollamakla’ görevlendirmiş ve gücünü illegal yapılanmasından alan bir takım derin ‘ağa’ ve ‘paşa’ların bölgedeki her türlü tepki ve kıpırdanmayı illa da silahla bastırma alışkanlığından kurtarıp farklı çözümler üretemedikleri için, bölge tam bir öfke gayyasına bürünmüş.
Bölge halkının, son otuz yıldır, artık tamamen psikolojileri zedelenmiş, bütün refleksleri öldürmeye odaklanmış güvenlik görevlilerinin insafına havale edilmiş olması; yaşanmakta olan gayri insani muamele ve işkencelerin, faili meçhul cinayetlerinin hiç birinin aydınlatılamaması, yüreklerde biriken öfkelerin şu veya bu şekilde boşaltılamaması bölgeyi adeta bir cehennem çukuruna dönüştürmüş.

En ufak bir eylem, büyük tahriplerin vesilesi yapılabiliyor, öfkeler ‘orantısız olarak’ dışarıya taşırılabiliyor.

Öfke ve tahrip arttıkça, bastırma psikolojisiyle, şiddet uygulanması da artıyor. Taraflar giderek itidallerini de kaybediyorlar.

Böyle bir ortamda, devlet, tutuyor bölge halkının bir kısmına, ancak bir orduda bulunması gereken ağır silahları verip, güya onunla terörü önlemeye çalışıyor.
Evet koruculardan söz ediyorum. Elbette elindeki silahı amaca uygun kullananlar olabilir ama görülüyor ki, Koruculuk da en az Hamidiye Alayları kadar bölge için bela olmuş durumdadır.

Koruculuk ta baştan itibaren yanlış bir uygulamaydı. Şimdi öyle bir noktaya gelmiş ki, devlet de çözemiyor. O zaman da kendimce Hamidiye Alaylarını hatırlatarak, bunun çözüm olmayacağını, ileride devletin, bu silahları, korucuların elinden almak için de terörle mücadele ettiği türden bir mücadele vermek zorunda kalacağını yazmıştım.
Fakat dinleyen olmadı, olmaz da. Çünkü zaten dinleyebilecek idareciler olsaydı işler bu noktaya gelmezdi gelmeyecekti.

İşte bakın Bediuzzaman, Munazarat’ta tam bir asır önce şunları söylemiş. Dinleseydik, işler bu noktaya mı gelir miydi bilmiyorum. Buyurun:
“Şimdi bakınız, hükümet bir hekim (doktor) gibidir, millet ise hasta. Farz ediniz ki ben şu çadırda oturmuş bir doktorum. Şu etrafta bulunan köylerin her birinde birbirinden ayrı hastalıklar var. Ama ben o hastalıkları teşhis etmemişim. Üstelik o hastalıklara müdahale etmemi istemeyenler de çok. Muhataplarım (yani meselelere güya çözüm arayanlar) da hep bu yalancılar ve kötü niyetliler. Şimdi ben onların söylediklerine itimat edip, teşhisi yapmadığım hastalıklara reçetesiz ilaçlar yazıp gönderirsem, hasta şifa mı bulur, ölür mü?
Elbette ki ölür. Bunu anladınız değil mi?

İşte, her köye (hastalığın ne olduğunu bilmeden) böyle ilaç göndermek de buna benzer. Görmeden, hastanın asıl derdinin ne olduğunu bilmeden, yapılacak tedavi hastalığı daha da şiddetlendirir.

Çünkü açlıktan kıvranan ve o yüzden mide ağrısı çeken bir insana hazım ilacı veremezsiniz. Siz böyle birine iane(yardım) topluyorsunuz. Bu iane onun için hazım ilacı gibidir.

Veya eşkıyalık ve kan davası gibi husumetlerle vücudu iltihaplanmış topluma, iltihabı arttıracak Hamidilik (bugün köy Kuruculuğu) icra etmek, acaba tedavi midir, yoksa ölüm meleğine davetiye midir?

İşte istibdat budur. Yaraları sarmak yerine yıllarca uzaktan gönderilen ilaçlarla sizler daha da hasta oldunuz…….

Amacı meşru bir birliktelik olan hükümetin meşrutiyet idaresini gelince… (Bu satırların Meşrutiyet döneminde kaleme alındığını unutmayalım) .
Farz edin ben bir doktorum. Şu çadır dahi eczahanedir ve ben o çadırın içindeyim. Bütün bu köylerdeki hastalıkları tesbit teşhis etmekle görevlendirilmiş bir adam, o teşhis ve reçetelerle bana geliyor. Reçetesini gösteriyor ve diyor ki:

"Bu adam cehalet hastalığına yakalanmış, başı ağrıyor". Reçeteyi de gösteriyor.

Ben de onlara fen (bilim ve teknoloji) afyonunu bir ilaç yapıp veriyorum.

Sonra bir başkasının reçetesini gösteriyor ve diyor ki, "Bu adam da bir tür kalp rahatsızlığı olan dinde zaaf hastalığına yakalanmış"

Ben de, fenleri, İslami bilimlerle terkip edip bir macun haline getiriyor ve ona bu ilacı veriyorum"
Diğer birinde düşmanlık hastalığı ve ihtilalcilik (ayrılıkçılık) sıtması var. Ben de, milliyet fikrini uyandırıp ışıklandırarak, içine adalet ve sevgi nurunu da katarak hastalığı kesin tedavi edecek bir sıtma ilacı haline getirip veriyorum.

İşte ancak böyle bir hekim, vatan evlatlarını, millet hastanesinde tedavi edebilir.
Ha şunu da belirtmeliyim; Meşru bir meşrutiyet hükümetinin bütün büyük adamları da "Hepiniz çobansınız ve idareniz altındaki insanlardan sorumlusunuz" hadisi gereği bu bilinçte olmalılar.” (Munazarat)
Buna daha ne eklemek istersiniz? Katliamı kim işlemiş? Üç beş gözü dönmüş mü, ihmalkarlıkla bu tör vahşetlere zemin hazırlayan idareciler mi?
Bakın tam bir asır önce hastalıklar ve çareleri önerilmiş. Çarenin tatbik şekli de belirtilmiş. Siz ne yapmışsınız, ‘Said Kürdi mi kaldı bize akıl verecek’ diyerek onu vatan haini, rejim düşmanı addetmiş, dinlememişsiniz.
E buyurun. İşte daha çooook böyle olaylarla karşılaşacaksınız. Dinlememeye devam(!)
Hem artık, bakın ejderha (ETÖ), savcılara kaptırdığı kuyruğunu kurtarmak ve sizleri sarmalamak için yeniden harekete geçti. Cindoruk’u iyi izleyin.
Ve tabii, husumet cinayeti gibi gösterilen Mardin katliamında takılman maskelerin gerçekte hangi yüzleri kapatmış olabileceğini de siz düşünün…

07.Mayıs.2009 19:51:21

Puan: 4.3/5 (15 oy verildi)

Yazıcı Görünümlü Sayfa Arkadaşına Yolla Yorum Yazabilirsiniz
Yorumlar
   said okur
nasil bolgeymis nasil insanmis, o kadar anadolu koyu de fakirlik ve zaruret icinde hic boyle vahset gormedik. En fazla tarla yuzunden cikan nizada kardes kardesi vurmus ama boylesi olmamis. Her milletten cani cikabilir ama 8'i birden boyle bir canilikte ittifak eder mi?

Mehmet Ali Bulut Arşivi
KIRILAN KOL YEN İÇİNDE Mİ KALMALI? 13.Ağustos.2009
KÜRT AÇILIMININ EN BÜYÜK ENGEL YİNE KÜRTLERDİR" 05.Ağustos.2009
MOĞULTAY, HSYK VE AK PARTİ 31.Temmuz.2009
CUNTAYI MİLLET TEMİZLEYEBİLİR AMA MİLLET UYUYOR 18.Temmuz.2009
ARTIK AĞLAMAK İSTEMİYORUM 13.Temmuz.2009
Gül gül ile mi yoksa diken ile mi tartılır görveceğiz 04.Temmuz.2009
Darbeciye atılan tokat ordunun gözünü çıkarmasın 04.Temmuz.2009
Asimetrik harbin galibi millet olacak! 04.Temmuz.2009
TSK en temel partidir, diğerleri fasa fiso 04.Temmuz.2009
İran nereye... 04.Temmuz.2009
Gidip hasmınızın evinde oturacak yürek var mı? 18.Haziran.2009
Müsbet hareketin gücü yahut Fethullah hareketi... 18.Haziran.2009
Beyaz Türklerin tanrısı sekeratta 18.Haziran.2009
Eşyanın hakikati sabit mi? 18.Haziran.2009
İyilik insanı ahmaklıktan kurtarır mı? 18.Haziran.2009
KÜRT HALKI’NDAN ÖZÜR DİLEMEK… 04.Haziran.2009
Yaşasın islam! 04.Haziran.2009
İstanbul Konstantiye olur mu? 30.Mayıs.2009
BAŞLIĞI OKURA BIRAKILMIŞ BİR YAZI! 21.Mayıs.2009
Kadın hayatın özüdür! 12.Mayıs.2009
Kadın kıble olunca 12.Mayıs.2009
KATLİAMDA TAKILAN MASKELER HANGİ YÜZLERİ GİZLEMEK İÇİNDİ 07.Mayıs.2009
TİYNİYET DEĞİŞMEZSE KABİNE İYİ NİYETTEN İBARET KALIR... 02.Mayıs.2009
İşte bu yüzden korkuyorum! 24.Nisan.2009
Başı göğe erdi ama aramızda yaşadı 24.Nisan.2009
Baharda kış soğuğu 14.Nisan.2009
Obama Kanuni, Türkiye Fransa olur mu? 09.Nisan.2009
Millet CHP'ye dedi ki... 01.Nisan.2009
Millet iktidara dedi ki... 31.Mart.2009
Senin için ağlıyorum, seninle gurur duyarak! 28.Mart.2009
Bu kadar acz bir devlete yakışır mı? 28.Mart.2009
Ağız tadıyla iktidarı bile eleştiremiyoruz 24.Mart.2009
ASKER ASABİLEŞMESİ 19.Mart.2009
DARWİN’İ SUSTURAN CEVAP 12.Mart.2009
AHMET TÜRK’ÜN DEDESİNİN DE BULUNDUĞU MECLİSTE KONUŞULANLAR… 04.Mart.2009
“BEN CUMHURİYETİN ADALETSİZ VE HUKUKSUZ OLANINI SEVERİM” 04.Mart.2009
Neden Kılıçdaroğlu değil de Topbaş? 25.Şubat.2009
Ergenekon'dan çıkış ve Bediüzzaman 17.Şubat.2009
Seçim atmosferine girerken... 09.Şubat.2009
Bediüzzaman yaşasaydı kime oy verirdi? 07.Şubat.2009
Sultanın gölgesine basan adamın başına gelenler 30.Ocak.2009
Madımak'ı yakanlarla İpekçi'yi öldürenler 23.Ocak.2009
Atatükçü sanıyorduk, meğer mandacıymış! 20.Ocak.2009
Masuniyet karinesi ha! 17.Ocak.2009
Kerbela siyaseti ve iktidar! 13.Ocak.2009
Sistemin tanrısına dokunmak! 07.Ocak.2009
İsrail ve canımı sıkan bir ayet (2) Yorumlar, tarizler, cevaplar... 05.Ocak.2009
İsrail ve canımı sıkan bir ayet 29.Aralık.2008
Tuncay Güney'in karmaşıklığı Ergenekon'u masum yapar mı? 06.Aralık.2008
CHP nereye koşuyor? 25.Kasım.2008
APO'nun yeni komşusu İskender Büyük mü? 21.Kasım.2008
Siyasette müspet hareketler 20.Kasım.2008
Anayasanın değişmezleri... 14.Kasım.2008
Ergenekon savcısı 11.Kasım.2008
Obama'nın beriki yüzü 08.Kasım.2008
O ba ma, Necdet Sezer ve Cumhurbaşkanı Apo ! 06.Kasım.2008
Mustafa 04.Kasım.2008
Allah bizi sizin Cumhuriyetinizden korusun! 30.Ekim.2008
Evet, daha kötü günler geliyor, ama kime? 27.Ekim.2008
Temel Ağabey'i uğurlarken... 26.Ekim.2008
Sermaye ve iktidar! 20.Ekim.2008
Sayın başbakanım bu sizin gerçek duruşunuz ise... 17.Ekim.2008
Başbakan, Bahçeli'yi muhatap almak zorunda! 16.Ekim.2008
Kürt kimin umurunda be kardeş! 09.Ekim.2008
Neden askerler hiç mesul olmazlar? 05.Ekim.2008
AK Parti'nin geleceği 26.Eylül.2008
Benim hırsızım iyidir! 21.Eylül.2008
Başbakan'ın adamları ne yapıyor? 15.Eylül.2008
Talut Calut'u yener, nitekim yenmişti... 11.Eylül.2008
Kenya'ya kar yağıyor! 06.Eylül.2008
Bir sarhoş Yeltsin yok mu? 03.Eylül.2008
Türkiye için semirme vakti! 02.Eylül.2008
Başbuğ ve ideolojik muhalefet döneminin sonu! 29.Ağustos.2008
Ergenekon'un Kürt Memetleri 25.Ağustos.2008
Gürcistan dramından Asya Medeniyetine... 14.Ağustos.2008
Amerika'nın İp'i yahut kan oyunları 11.Ağustos.2008
Değerlerin ihyası! 08.Ağustos.2008
AK Parti'nin farzı, vacibi, sünneti... 05.Ağustos.2008
Bediüzzaman Önder Sav'a ne dedi 02.Ağustos.2008
Batı'nın Karlofçası 31.Temmuz.2008
Eyvah, AK Parti kapatılmıyor! (Adnan Menderes Çıkmazı'nda kan gölü= 29.Temmuz.2008
Evet bu bir hesaplaşmadı 24.Temmuz.2008
Agarta'nın gelini 18.Temmuz.2008
Perestroyka yahut temellerin çöküşü 12.Temmuz.2008
BU mu yanlış? 10.Temmuz.2008
AK Parti out olurken nasıl oluyor da Şener in? 09.Temmuz.2008
Yarasalar gündüz uçuyor, demek ki karanlıktakilerin de keyfi kaçtı 03.Temmuz.2008
Ben yazmasam bir şey olmaz ama siz tepki koymazsanız çok şey kaybederiz 01.Temmuz.2008
Firavun, Musa ve Deveyi Kesen 9 Kişi 07.Haziran.2008
Mustafa Kemal ve arkadaşları nerede, şu kafa yapısı nerede? 03.Haziran.2008
Öğretmeni kim mağlup etti? 28.Mayıs.2008
Önder Sav'a din öğretildi de o mu yanlış öğrendi? 23.Mayıs.2008
Turhan Çömaz Ali Suavi mi olmak istiyor? 20.Mayıs.2008

Gazetelerin 1. Sayfaları

BİLAL BABA EMMOĞLU İLE FİNALDE...

Acun Ilıcalı, Yetenek Sizsiniz finali ile ekranlara kitledi. İşte görme özürlü Bilal'i finale taşıyan, Emmoğlu...

MÜSLİM GÜRSES EZAN OKUDU

İftar saati için stüdyoya giren Müslüm Gürses ATV Ana Haber'de ezan okudu

BERNA KARAGÖZOĞLU BEŞ YAŞINDAYKEN ŞARKI SÖYLÜYOR!

ATV'de bir programda şarkı söylemeye başladıktan sonra televizyon fenomeni haline gelen 10 yaşındaki Berna Karagözoğlu'nin 2005 yılında, yani 5 yaşındayken çekilmiş görüntüleri youtube.com da yayınlandı.

EVRENESOĞLU'NUN ALLAH İLE KONUŞMA ANI!

İskender Evrenesoğlu'nun bir müridi için Allah ile iletişime geçme görüntüleri 'simsarcılığın da bu kadar' dedirtiyor.

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR


DÜN EN ÇOK OKUNANLAR

EN ÇOK ARANANLAR

» Ahmet Hakan
» Ali Kırca
» Nurettin Veren
» Galatasaray
» Fethullah Gülen
» Nuh Gönültaş
» Minik Dualar
» Video Haberler

VİDEO HABERLER

» BİLAL BABA EMMOĞLU İLE FİNALDE...
» BAŞBAKANA LAF ATIYORLARDI Kİ, NTV YAYINI KESTİ
» BAYRAMINIZI ZEHİR ETMEYİN
» İLKER BAŞBUĞ 4 ŞEHİT ASKER İÇİN NE DEDİ?
» MÜSLİM GÜRSES EZAN OKUDU
» BU MAYINLARI KOMUTAN YERLEŞTİRDİ!
» BERNA KARAGÖZOĞLU BEŞ YAŞINDAYKEN ŞARKI SÖYLÜYOR!
» GÜNÜN KLİBİ... BENDE YETİM BİR KIZIM!
» GÜNÜN KLİBİ... MUSTAFA YILDIZDOĞAN'DAN SÜPER ŞARKI
» İdiz Yatak Odasından Bildiriyor
gasteci.com © 2008