Millete karşı "bastırma harekatı"nın, baskı altında tutarak, ezerek, sindirerek yönetmenin bir numaralı aktörü şeksiz-şüphesiz hep "Bir kısım basın" oldu. Nuh Gönültaş
İsim vermeye gerek yok, hepiniz kimlerden, nelerden bahsettiğimi anlıyorsunuz.
Allahım, neydi o günler!
Bir cinayet işleniyor.
Malum medya hemen katilin mensup olduğu kesimi işaret ediyor.
Ne olduğundan bihaber bazı kesimler hemen sokağa sürülüp İslam ve dindarlar aleyhine sloganlar atıyor.
Öyle bir atmosfer oluşturuluyor ki, kendinizi bir anda "sanki cinayeti siz işlemişsiniz" gibi hissediyorsunuz.
Gazeteci Uğur Mumcu öldürüldüğünde bunu iliklerime kadar yaşamıştım!
Öyle bir hava oluşturuyorlar ki sokağa çıkamaz oluyordunuz.
Atılan sloganlar adeta beni, bizi işaret ediyordu!
Aynı şeyler Bahriye Üçok, Turan Dursun, Kışlalı cinayetlerinde de oldu.
Aynı şey "Sivas olayları"ndan sonra da oldu.
Taktik çok açıktı.
Laikçiliği ile önde gelen biri öldürülür, basın bunu öldüren "dinci örgütler" der, arkasından Anıtkabir'e akın edilir ve ülke bu cinayetin meydana getirdiği atmosferde bir süre diken üstünde tutulurdu.
O atmosferde hükümete, başında kim olursa olsun MGK'da bazı yeni yasalar çıkarması gerektiği anlatılır. Meclis aritmetiği bu yasaları çıkartmaya müsait değilse başbakan grubu üzerinde gerekli baskıyı kurar, "Bunu MGK istiyor, asker istiyor" der ve gereğini yapardı.
Bu sistem daha çok Demirel Hükümetleri döneminde çok iyi işledi. ANAP hükümetleri döneminde de defalarca denendi.
Rahmetli Özal'ın kaldırdığı TCK 163. madde'nin Sivas olayları bahane edilerek nasıl geri getirilmeye çalıştığını çok iyi hatırlıyorum. Bunu terörle mücadele yasası içine yeni bir madde ekleyerek yapmaya çalıştılar, ama bunda muvaffak olamadılar.
Muvaffak olamayınca 312'yi işletmeye başladılar!
Milletimiz bu türlü bastırma ve sindirme olayları ile yıllarca bastırıldı. Demokratik haklarını değil hayata geçirmek düşünemez hale getirildi. Ve her siyasi cinayetten sonra demokratik hakları daha fazla kısıtlayan yasal düzenlemeler yapıldı.
Postmedya.com sitesi dün güzel bir haber analiz çalışması yapmış ve bu türlü cinayetlerden sonra bir kısım basının attığı başlıkları bir araya getirmiş.
Herkesin hatırladığı en son olay tabii ki Danıştay Saldırısı'ydı. Hrant Dink cinayetinde de aynı şey tezgahlandı.
Bakın Danıştay Saldırısı sonrası, ki önceki gün bu olay Ergenekon Terör Örgütü davası ile birleştirildi, atılan manşetler neler:
18 Mayıs 2006, "Kaşıya kaşıya laikliğe kurşun" "Laikliğe Türk-İslam sentezci saldırı", "Siyasilere öfke, askere alkış", "Bu kezde aynı el, öfke".
Aynı başlıklar diğer siyasi cinayetlerden hemen sonra da yürürlüğe konulmuştu.
Üzerinden fazla geçmedi, herkes Danıştay saldırısı sonrası yapılanları hatırlar.
Emin Çölaşan'ın karısının Danıştay binasının önüne gelip katilin "Allahu Ekber" diye bağırarak ateş ettiğini söylemesini, olayı bu sözlerle yönlendirmeye çalışmasını hiç unutmuyorum mesela.
Danıştay'ın önüne gelen herkes, özellikle CHP'li milletvekilleri saldırıyla "laikliğin temeline nasıl dinamit konulduğunu" falan anlatıyordu.
Cenaze törenlerinde de sivil hükümet aleyhinde sloganlar atılır, cenazeye katılan askeri erkan alkışlanırdı.
Benzeri davranışlar şehit cenazelerinde de sergilenirdi.
28 Şubat'ın en önemli aktörü yine bir kısım medyaydı.
Onlar şimdi Ergenekon Terör Örgütü davasını sulandırma peşindeler. Çünkü sıranın kendilerine de geleceğini tahmin ediyorlar. Çünkü işin içindeler, hem de en önemli eleman olarak...
Şoför molasız, darbe medyasız olmaz!
Ergenekon davası kendi sokak edebiyatını da oluşturmaya başladı. İşte kamyonların ve dolmuşların arkasına yazılmak üzere bazı cümleler:
Rampaların ustasıyım, 1 Numara'nın hastasıyım.
Yakamoz, Sarıkız, Ayışığı, darbeden mi geliyon tugayın yakışığı.
Kazancımız bilek zoru, Allahım sen bizi 13. dalgadan koru!
Sen kaçıncı dalgadansın arkadaş?
Perinçek de sollardı.
Darbelerin ustasıyım, GATA'nın hastasıyım.
Yolların kralı man, şovların kralı Tuncay Özkan
Korkmadı cüzamdan bile Türkan, korktuğu kadar türbandan...
En hakiki mürşit, turşucu Hurşit
Özkan, Haberal, Perinçek; yine efkarlandın bi fırt çek
Yorumlar Hulusi Türk Önce TEFERRUAT, sonra VATAN !
VATAN için ÇÜRÜK çıktılar !
Bir paşanın 5 yakını ÇÜRÜK LİSTESİNDE!
Üst düzey görevlerde bulunan birçok generalin oğlunun, yeğeninin, akrabasının, eniştesinin çürük raporu alarak vatani görevini yerine getirmediği ortaya çıktı.
Yıllardır onbinlerce vatan evladı teröristlerle girdiği çatışmada şehit edilirken/yaralanırken, TSK'da görevli bazı yüksek rütbeli generallerin 1. ve 2. derece yakınlarının çürük raporlu oldukları ortaya çıktı. Vakit'in ulaştığı bilgilere göre, bazı general yakınlarının çürük raporu alarak ya askerlik yapmadıkları, ya da birliğine katıldıktan bir süre sonra rapor alarak evine döndükleri ortaya çıktı.
Bazı generallerin bizzat oğulları hatta kayınbiraderleri çürük raporları alırken, bazılarının ise 5 yeğeninin birden çürük raporu alması dikkatlerden kaçmıyor. Genelkurmay'ın, çürük raporu alınmasında general yakınlarının etkisi olup olmadıHulusi Türk Önce TEFERRUAT, sonra VATAN !
VATAN için ÇÜRÜK çıktılar !
Bir paşanın 5 yakını ÇÜRÜK LİSTESİNDE!
Üst düzey görevlerde bulunan birçok generalin oğlunun, yeğeninin, akrabasının, eniştesinin çürük raporu alarak vatani görevini yerine getirmediği ortaya çıktı.
Yıllardır onbinlerce vatan evladı teröristlerle girdiği çatışmada şehit edilirken/yaralanırken, TSK'da görevli bazı yüksek rütbeli generallerin 1. ve 2. derece yakınlarının çürük raporlu oldukları ortaya çıktı. Vakit'in ulaştığı bilgilere göre, bazı general yakınlarının çürük raporu alarak ya askerlik yapmadıkları, ya da birliğine katıldıktan bir süre sonra rapor alarak evine döndükleri ortaya çıktı.
Bazı generallerin bizzat oğulları hatta kayınbiraderleri çürük raporları alırken, bazılarının ise 5 yeğeninin birden çürük raporu alması dikkatlerden kaçmıyor. Genelkurmay'ın, çürük raporu alınmasında general yakınlarının etkisi olup olmadığı yönündeki sorularımıza sessiz kalması dikkat çekiyor.
KİMİSİNİN 3, KİMİSİNİN 5 YEĞENİ ÇÜRÜK...
Gazetemizin ulaştığı bilgilere göre; Jandarma Genel Komutanlığı eski Kurmay Başkanı Korgeneral İbrahim Açıkmeşe'nin 1981 Rize Ardeşen doğumlu yeğeni Volkan Yerebakan, 1970 Rize Ardeşen doğumlu yeğeni Mustafa Yerebakan, 1968 Rize Ardeşen doğumlu yeğeni Osman Yerebakan, 1979 Rize Ardeşen doğumlu yeğeni Mustafa Karabela, 1975 Artvin doğumlu yeğeni Adem Yılmaz; Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nda Tümamiral olan Haydar Mücahit Şişlioğlu'nun kayınbiraderi Yalın Dirik, teyzesinin oğlu Faik Aydın, dayısının oğlu Şevket Dişkaya; Harp Akademileri Komutan yardımcısı Korgeneral Selahattin Uğurlu'nun 1975 doğumlu Haydar Okay Uğurlu isimli yeğeni ile eşinin 1976 doğumlu akrabası Levent Uludoğan, Şırnak Tümen Komutanı Tümgeneral Ahmet Yavuz'un 1980 Osmaniye Bahçe doğumlu oğlu Çetin Mert Yavuz, 1972 Adana Seyhan doğumlu yeğeni Buğra Selim Ölçen, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Hasan Iğsız'ın 1975 İzmir Çeşme doğumlu dayısının oğlu İlgi Çora, Ege eski Komutanı Orgeneral Şükrü Sarıışık'ın 1978 Bursa Osmangazi doğumlu oğlu Gökhan Sarıışık, Kocaeli Garnizon Komutanı Korgeneral Galip Mendi'nin 1970 Ankara Çankaya doğumlu yeğeni Osman Bahadır Mendi, 7. Kolordu Komutanı Korgeneral Bekir Kalyoncu'nun eşinin 1982 Ardahan Posof doğumlu yeğeni Doğan Erdoğan, Tekirdağ Şarköy 95. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Nurettin Işık'ın 1984 Balıkesir Erdek doğumlu yeğeni Mustafa Kemal Işık ve Kara Kuvvetleri'nde görevli Tümgeneral Aydemir Cülcüloğlu'nun 1974 Sivas Zara doğumlu oğlu Mehmet Barış Cülcüloğlu çürük raporu almak suretiyle askerlik görevinden muaf tutulmuş.
BAZISI HİÇ KIŞLAYA GİRMEMİŞ.....
Çürük raporlarının ayrıntılarına göre, Orgeneral Hasan Iğsız'ın dayısının oğlu İlgi Çora hiç askere gitmeden çürük raporu almış. Orgeneral Şükrü Sarıışık'ın oğlu Gökhan Sarıışık da birliğe hiç katılmadan çürük raporu almış. Korgeneral Galip Mendi'nin yeğeni Osman Bahadır Mendi de hiç askere gitmeden çürüğe çıkmış. Korgeneral İbrahim Açıkmeşe'nin yeğeni Volkan Yerebakan da hiç birliğine katılmadan çürük raporu almış. Açıkmeşe'nin diğer yeğeni Mustafa Karabela ise 1999'da İzmir'de bulunan 7'nci Jandarma Komando Er Eğitim Alay Komutanlığı'na katılmış, daha sonra Mardin Savur İlçe Jandarma Komutanlığı'na sevkedilip 18 Şubat 2000 tarihinde de çürük raporu alarak evine dönmüş.
Korgeneral Bekir Kalyoncu'nun eşinin yeğeni Doğan Erdoğan da hiç askeri birliğe katılmayan paşa yakınları arasında. Tuğamiral Haydar Mücahit Şişlioğlu'nun kayınbiraderi Yalın Dirik ise yedek subay olarak Samsun'da katıldığı birliğinden Kayseri Askeri Hastanesi'ne sevkedilmiş. Yalın Dirik 10 gün kaldığı birliğinden çürük raporu alarak ayrılmış. Tuğgeneral Nurettin Işık'ın yeğeni Mustafa Kemal Işık ise Hatay'da bulunan 1'nci Deniz Er Eğitim Alay Komutanlığı'ndaki acemi birliğinden aynı alaydaki başka bir tabura sevkedilmiş ve bir süre sonra çürük raporu alarak terhis olmuş.
Tümgeneral Ahmet Yavuz'un oğlu Çetin Mert Yavuz ise hiç askere gitmeden çürük raporu alan general yakınları arasında. Ahmet Yavuz'un yeğeni Buğra Ölçen de aynen kuzeni gibi çürük alıp nizamiyenin kapısından hiç içeri girmemiş.
Tümgeneral Aydemir Cülcüloğlu'nun oğlu Mehmet Barış Cülcüloğlu da askeri birliğe hiç adım atmamış. Tümgeneral Tahir Bekiroğlu'nun teyzesinin oğlu Erkan Işık ise 1986'da Ankara'daki birliğinden Manisa Alaşehir'deki 2. tabur 9. bölüğe sevkedilmiş, buradan bir süre sonra çürük raporu alarak evinin yolunu tutmuş. Korgeneral Selahattin Uğurlu'nun yeğeni Haydar Okay Uğurlu, acemi birliğinde İzmir Ulaştırma Okulu'nda silah altına alınmış. Ardından İzmir'deki Maltepe Askeri Lisesi Destek Kıtaları Komutanlığı'na usta birliğine gitmiş. Haydar Okay Uğurlu usta birliğinde sadece 20 gün askerlik görevini yaptıktan sonra teskere almış.
GENELKURMAY YALANLAMADI...
TSK hakkında ortaya atılan en ufak bir iddia hakkında bile hemen açıklama yapan Genelkurmay Başkanlığı, general yakınlarının çürük raporu almasında generallerin payının olup olmadığı yönündeki sorularımızı 4 gündür cevaplandırmıyor. Genelkurmay'ın 4 gündür yazılı sorularımıza cevap vermemesi dikkat çekerken, kamuoyu Genelkurmay Başkanlığı'nın olaya açıklama getirmesini bekliyor.
Ergenekon terör örgütü kapsamında İşçi Partisinde yapılan arama sonucunda ele geçirilen listede karargah evleri sorumlusu olarak ismi geçen Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz'in şok görüntüleri ortaya çıktı.
habervaktim.com'un ele geçirdiği video görüntülerine göre Ramazan Cem Gürdeniz İstanbul'daki kızının evini askeri personele hem de askeri resmi plakalı araçla taşıttırıyor.
Video görüntülerine göre Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz 6 Ocak 2009 Salı günü kızının İstanbul Sarıyer'deki yalı villasındaki eşyaları taşıtmak için Balıkesir Erdek'ten getirttiği askeri araç ve askeri personel kullandığı görülüyor.
Tümamiral Cem Gürdeniz'in kızına ait ev eşyalarını taşıttığı öne sürülen görüntülerde söz konusu eşyaların İstanbul Sarıyer'deki villadan alınarak Gölcük Tersanesi depolarında muhafaza edildiği belirtiliyor. Söz konusu nakliye işini yapanlar arasında Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz'in yanı sıra Deniz Asteğmen Kıdemli Çavuş Serdar Çalışır, Deniz Asteğmen Tarık Dikbasan, Deniz Sivil Memur Tamer Köksal ile Feridun Özen bulunuyor.
İLGİNÇ GÖRÜNTÜLER VE İDDİALAR...
Görüntülerde Erdek Mayın filo Komutanı Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz hakkın ilginç iddialar yer alırken videoda “Aldığı bisküvinin parasını göstere göstere törenle ödeyen Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz, askeri aracın Erdek mayın Filo Komutanlığından İstanbula 412 km yol yaparak gelmesini iyi hesaplamış. Paşaya soruyoruz kızının evinin boyalarını hangi birlikten temiz ettiniz? Bu askeri personellerin en büyük görevi Tümamiral Ramazan Gürdeniz'in şahsi işini yapmaktır. Çünkü devletten onun için maaş alıyorlar" İfadeleri dikkat çekti.
ERGENEKON'DA RAMAZAN CEM GÜRDENİZ İSMİDE YER ALMIŞTI…
Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz'in ismi daha öncede İşçi Partisinden ele geçirilen bir CD'de karargah evleri yapılanmasında geçmişti. Ergenekon Dosyasına geçen kayıtlara göre İşçi Partisinde ele geçirilen CD'de Ergenekonla bağlantıları olduğu iddia edilen görevdeki dört paşa ile 20 albayın isimleri yer alıyor. İşçi Partisinin dördüncü katında ele geçirilen CD içinden "Çok Gizli" damgalı, beş sayfalık bir belge çıkmıştı. Bu MİT'in Genelkurmay Başkanlığı'na gönderdiği, "Konu: İP/Karargah Evleri" başlıklı belgeydi.
AMİRAL AKTİF ROL ALMIŞ…
Yapılan çalışmalar sonucunda tespit edilen isimler 9 Temmuz'da Genelkurmay Başkanlığı'na bildirildi. Bunlar arasında Korgeneral Bekir Kalyoncu, Koramiral Ahmet Feyyaz Öğçütçü, Tümamiral Ali Deniz Kutluk, Tuğamiral Cem Gürdeniz ve Albay Serdar Okan Kırçiçek bulunuyor. Bu isimler, "Ergenekon Operasyonu kapsamında tutuklanan kişilerin ifadeleri ve savcılıkta bulunan kanıtlar doğrultusunda" belirlendi ve "ismi geçen personelin bu illegal yapılanma içinde rol aldıkları, savcılık nezdinde resmi kayıtlara geçirildi" Tuğamiral Cem Gürdeniz savcılık kayıtlarında "Ergenekon yapılanması içinde aktif rol oynamak ve Ergenekon örgütünün hedefleri doğrultusunda bir cuntaya zemin hazırlamak için icra edilmesi gereken faaliyetleri içeren plan ve raporları bizzat hazırlamak" sözleriyle itham ediliyor.
Ruhat Mengi Tarih: 16.12.2008 Salı, Vatan:
Ruhat Mengi'nin acı günü :
Yazarımız Ruhat Mengi'nin büyük kaybı..
Yazarımız Ruhat Mengi, annesi Siret Ünaldı’yı kaybetti. Merhum eski Senato Başkanvekili ve Adana Senatörü Mehmet Ünaldı’nın eşi olan Siret Ünaldı (79), Fransızca öğretmeni olarak uzun yıllar çok sayıda öğrenci yetiştirdi. 3 yıl önce geçirdiği rahatsızlık sonrasında sol tarafına felç inen Ünaldı, 3 hafta önce durumu ağırlaşınca hastaneye kaldırıldı. Sağ bacağına da felç inen Ünaldı, solunum cihazına bağlı olarak verdiği yaşam mücadelesini dün kaybetti. Annesini kaybetmenin derin acısını yaşayan Ruhat Mengi annesiyle ilgili şunları söyledi: “Hayatımız boyunca annemle hep birlikte yaşadık ve hiç birbirimizi üzmedik. Onunla ilgili hiçbir kötü anı hatırlamıyorum. Çok akıllı, hep doğruyu söyleyen, kimseyi kırmaktan hoşlanmayan bir insandı. O hayatımın öğretmeniydi. Ona özgü ata sözleri vardı ve ben bunları köşemde yazılarımda sık sık kullanırdım. Eğer bugün ülkem için bir şeyler yapabiliyorsam bunda Cumhuriyet öğretmeni olan annemin çok rolü var.” Bugün Levent Camii’nde öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazı sonrası Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verilecek olan merhumeye VATAN Ailesi olarak Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz...
Örgüt'ün askeri kanadı İşte ATA Evleri ve Devrimci Karargahevlerinin başındaki komutanlar: Tuğamiral Serdar Okan Kırçiçek, Cem Gürdeniz, Ali Feyyaz Öğütçü paşalar!...İbrahim Şahin’in “Bana sahip çıkın” mesajı verir gibi ifadesinde adını andıklarından biri Ergenekon Savcısı Öz’ün listesinde de var: Korgeneral Bekir Kalyoncu. Savcı Öz, Ergenekon bağlantılı “karargâh evleri” soruşturması sırasında, Genelkurmay Askerî Savcılığı’na “çeteyle ilişkisi olduğu”ndan kuşkulandığı muvazzafların listesini gönderdi. Listede dört general vardı. Korgeneral Bekir Kalyoncu ile Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütçü’nün durumlarında Ağustos YAŞ’ında bir değişiklik olmadı. Tümamiral Ali Deniz Kutluk emekliye ayrıldı, Tuğamiral Cem Gürdeniz ve Albay Serdar Okan Kırçiçek ise terfi ettiler. MİT, “Aktütün baskınını 25 gün önce bildirdim” diyen İbrahim Şahin’i doğrulamadı ama “Güneydoğu’ya ilişkin bazı duyumlarını sosyal bir ilişki üzerinden tarafımıza aktarmıştır” dedi Ankara, Ergenekon tutuklusu ve Susurluk hükümlüsü eski Özel Harekat Daire Başkan Vekili İbrahim Şahin'in ifadesinde Genelkurmay'dan 'Metin Paşa' ile 7. Kolordu Komutanı Korgeneral Bekir Kalyoncu'nun adını geçirmesini, bu isimlerin kendisine yeni kurulacak İç Güvenlik Müsteşarlığını vereceklerini söylediğini anlatmasını tartışıyor. Eski bir hükümlünün, üstelik de hafızasını kaybettiği gerekçesiyle kalan cezası affedilmiş birinin müsteşarlık görevine getirilmesi mümkün değilken, Şahin'in Kalyoncu'nun adını vermesi ve Genelkurmay karargahı ile 'iyi ilişkiler' içinde olduğunu ima etmesi 'mesaj' olarak değerlendiriliyor. Şahin'in 'üzerime gelmeyin' demeye çalıştığı yorumu yapılıyor. Bu yorum anlamlı, çünkü Bekir Kalyoncu'nun adının verilmesi tesadür değil: Kalyoncu Ergenekon savcısı Zekeriya Öz'ün de listesinde. Yeni Aktüel gündeme getirdi Nitekim Yeni Aktüel dergisi, Kalyoncu'nun yanı sıra Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Ali Feyyaz Öğütçü, Tümamiral Ali Deniz Kutluk, Tuğamiral Cem Gürdeniz, Albay Serdar Okan Kırçiçek'in de isimlerinin bulunduğu bir listenin 9 Temmuz 2008'de Ergenekon Savcısı Öz tarafından Genelkurmay Askeri Savcılığı'na iletildiğinin haberini yapmıştı. Bu isimlerin Ergenekon operasyonu kapsamında tutuklanan kişilerin ifadeleri ve savcılıkta bulunan kanıtlar doğrultusunda belirlendiğini ve ismi geçen personelin bu illegal yapılanma içinde rol aldıklarının savcılık nezdinde resmi kayıtlara geçirildiğini belirtmişti. Suçlanan rütbeliler Genelkurmay Başkanlığı'na ulaşan bu belgede Koramiral A. Feyyaz Ögütçü, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesindeki organizasyonun yöneticisi olarak tanımlanıyordu. Bu yapının hiyerarşik sorumluluğunu üstlenmiş olduğu anlatılıyordu. Tümamiral A. Deniz Kutluk ise 'Ergenekon terör örgütü adına yargı ve siyaset erkleri arasında manipülasyon yaparak gündem yaratma ve Ergenekon yapılanması kapsamında gözaltına alınan bir kısım isimlerle diyalog halinde olma' suçlamasıyla karşı karşıyaydı. Tuğamiral Cem Gürdeniz ile Albay Serdar O. Kırçiçek'le ilgili tespitler ise benzerdi; 'Ergenekon yapılanması içinde aktif rol oynamak ve Ergenekon örgütünün hedefleri doğrultusunda bir cuntaya zemin hazırlamak için icra edilmesi gereken faaliyetleri içeren plan ve raporları bizzat hazırlamak.' Genelkurmay yalanlamıştı Genelkurmay Başkanlığı haberden birkaç gün sonra yaptığı açıklamada savcının böyle bir listeyi ilettiğini ve bu isimlerle ilgili suçlamalarda bulunduğunu yalanlamamış, ancak bu konuyla ilgili ihbarı yapan kişinin isminin sahte olduğunu, silahlı kuvvetlerde o isimde bir personel olmadığını belirtmişti. Haklarında işlem yapılmadı Ağustos'taki YAŞ'ta, savcılığa yapılan ihbar üzerine Genelkurmay'a gönderilen yazı üzerine adı geçenlerle ilgili bir işlem yapılmadı. Korgeneral Kalyoncu ile Koramiral Öğütçü, görevlerini sürdürüyor. Tümamiral Ali Deniz Kutluk, emekliye ayrıldı. Tuğamiral Cem Gürdeniz ve Albay Serdar Okan Kırçiçek ise terfi etti. Bu arada Genelkurmay'ın Yeni Aktüel dergisi için yaptığı suç duyurusu da takipsizlikle sonuçlandı. MİT: Şahin’in ihbarı ‘sosyal’ Genelkurmay Başkanlığı'nın yalanladığı Susurluk hükümlüsü ve Ergenekon tutuklusu İbrahim Şahin'e MİT'ten kısmi doğrulama geldi. Şahin'in "Aktütün baskınını MİT'e bildirdim" sözlerini reddeden MİT, Şahin'le 'kurumsal' değil 'sosyal' ilişkisi olduğunu açıkladı. MİT'ten yapılan yazılı açıklamada, "Aktütün Karakolu'na ilişkin iddia edildiği tarzda bir bildirim tarafımıza yansımamıştır. İbrahim Şahin, bir süre önce Güneydoğu'daki bazı olaylara ilişkin duyumlarını sosyal bir ilişki üzerinden tarafımıza aktarmıştır" dendi. Ergenekon operasyonu kapsamında tutuklanan eski Özel Harekat Daire Başkan Vekili İbrahim Şahin, ifadesinde Genelkurmay Başkanlığı ve MİT'e ilişkin önemli iddialarda bulunmuştu. Şahin, Genelkurmay'da görevli 'Metin' isimli bir paşa ile 7. Kolordu Komutanı Korgeneral Bekir Kalyoncu'nun, İçişleri Bakanlığı bünyesinde oluşturulacak Güverlik Müsteşarlığı'nın başına kendisinin getirileceğini söylediklerini öne sürmüştü. Genelkurmay'dan yalanlama Genelkurmay Başkanlığı, önceki gün yazılı bir açıklama yaparak Şahin'in bu iddiasını reddetmişti. Genelkurmay'ın açıklamasında, "Çeşitli basın yayın organlarında, tutuklu İbrahim Şahin'in ifadesine atfen Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bazı personeline ilişkin haberler yapılmaktadır. Yapılan bu haberler gerçeği yansıtmamaktadır" denmişti. MİT'ten kısmen doğrulama İbrahim Şahin'in diğer bir iddiası ise MİT'le ilgiliydi. Şahin, PKK'nın Aktütün'daki sınır bölüğüne yönelik baskın planını, baskından önce MİT'e bildirdiğini de ileri sürmüştü. MİT, dün yazılı bir açıklama yaparak Genelkurmay'ın yalanladığı Şahin'i kısmen doğruladı. Şahin'le kurumsal değil sosyal bir ilişki içinde olduğunu itiraf eden MİT, yazılı açıklamasında şu cümlelere yer verdi: "İbrahim Şahin ile kurumsal bir temasımız bulunmamaktadır. Aktütün Karakolu'na ilişkin iddia edildiği tarzda bir bildirim tarafımıza yansımamıştır. İbrahim Şahin bir süre önce Güneydoğu'daki bazı olaylara ilişkin duyumlarını, sosyal bir ilişki üzerinden tarafımıza aktarmıştır. Bilindiği gibi, çeşitli vesilelerle kurumumuza her türlü bilgi değişik kanallar üzerinden intikal etmektedir." Alevilerden suikast planına sert tepki Özel Harekat Daire eski Başkan Vekili İbrahim Şahin'in evinde çıkan suikast yapılacaklar listesinde isimleri geçtiği için Emniyet'in koruma tahsis ettiği Alevi Bektaşi Federasyonu yöneticileri, isimlerinin açıklanmasına tepki gösterdi. Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız, "Bizim üzerimizden Alevilere gözdağı verilmek isteniyor" derken, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Fevzi Gümüş ise, ''Suikast defterlerine örgütlerimizin liderlerini yazanlar bilmelidirler ki böyle bir durum karşısında dünyayı başlarına yıkarız'' dedi. “Dünyayı başlarına yıkarız” Mülkiler Birliği Lokali'nde düzenlenen basın toplantısında çok sayıda sivil toplum örgütü ve Alevi kuruluşlarının temsilcileri, suikast listesinde adı geçen Ali Balkız ve Kazım Genç'e destek verdi. ABF yöneticisi Gümüş, şunları söyledi: "Suikasta uğrayacak isimler arasında sayılan iki saygın genel başkanımızın isimleri deşifre edilmeden gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini ifade etmek isteriz. Suikastı planlayanların ve tetikçilerin listesinin açıklanması gerekirken, suikast yapılacakların listesinde olan diğer isimler saklı tutularak örgüt yöneticilerimizin isimlerinin deşifre edilmesi kirli bir oyunun oynandığını da ortaya koymaktadır. Öte yandan, suikast defterlerine örgütlerimizin liderlerini yazanlar bilmelidir ki, böyle bir durum karşısında, dünyayı başlarına yıkarız. Hiç kimse demokratik Alevi hareketini sahipsiz sanmasın.'' TARAF
Anahtar Kelimeler: İbrahim Şahin’i, Eski, Suikast, Güneydoğu, Nitekim Yeni Aktüel, Suçlanan, Güverlik Müsteşarlığı, Metin, Çeşitli, TARAF, Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütçü’nün, ABF, Listede, Alevilerden, Zekeriya Öz, Susurluk, İçişleri Bakanlığı, Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Ali Feyyaz Öğütçü Tümamiral Ali Deniz Kutluk Tuğamiral Cem Gürdeniz Albay Serdar Okan Kırçiçek, Aktütün, Genelkurmay Askerî Savcılığı’na, Genelkurmay Askeri Savcılığı, Kalyoncu, Korgeneral Bekir Kalyoncu Savcı Öz Ergenekon, MİT: Şahin’in, Şahin, Alevilere, Koramiral A Feyyaz Ögütçü Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, İbrahim Şahin, Ağustos YAŞ’ında, Kazım Genç, Alevi, Özel Harekat Daire Başkan Vekili İbrahim Şahin, Koramiral Öğütçü, Genelkurmay, Yeni Aktüel, Ergenekon Savcısı Öz’ün, Albay Serdar O Kırçiçek, Suikastı, Korgeneral Kalyoncu, Ağustos, Temmuz, Genelkurmay Başkanlığı, Tümamiral A Deniz Kutluk, Tuğamiral Cem Gürdeniz, Suikasta, Bilindiği, Özel Harekat Daire, Şahin PKK, Haklarında, Alevi Bektaşi Federasyonu, Kolordu Komutanı Korgeneral Bekir Kalyoncu, Ergenekon Savcısı Öz, Korgenerali Savcı, Metin Paşa, Güvenlik Müsteşarlığını, MİT Şahin, Ali Balkız, Ankara Ergenekon, Korgeneral Bekir Kalyoncu, Öte, YAŞ, Kalyoncu Ergenekon, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Fevzi Gümüş, Gümüş, Albay Serdar Okan Kırçiçek, Başkan Vekili İbrahim Şahin, MİT, Ergenekon, Tümamiral Ali Deniz Kutluk, Mülkiler Birliği Lokali, İbrahim Şahin’in, Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız Bizim, Yapılan, Aktütün Karakolu, Emniyet, Türk Silahlı Kuvvetleri, Şahin Genelkurmay, Bekir Kalyoncu İlker Paşa; CANLI CANLI konuşacak yine ! Burası Uganda mı? Uganda'da bile artık böyle rezalet yok! Ne var TSK; CANLI yayın BASIN toplantısı yapacak?Bir devletle, ülkeyle mi savaşıyoruz, ne?.Hangi çağdaş, ileri devlette böyle rezalet yaşanır?Bu ülkede Milli Savunma Bakanı yok mu? Ne iş yapar bu adam?Bu ülkede İçişleri Bakanı,Başbakan, Cumhurbaşkanı yok mu?Genelkurmay, zaten haftalık YANDAŞ medyasıyla basın toplantısı yapıyor.Kendi alanları dışında her konuya değiniyorlar?TSK'nın en büyük düşmanı NATO paşaları, BÜYÜK KUlüpçü mandacılar!Bizim Salih ! Edirne Keşan doğumlu Salih Çelen… 1964 doğumlu 35 yaşında Ankara’da avukatlık yapıyor. “Bigüncük” izin kullanalım diyoruz bu kargaşa içinde… Ne mümkün efendim. Ağırlığı Serik’ten gelen bir grup partili basmış il binasını, tabelalar, cam çerçeve inmiş. (Bir hilal uğruna ne güneşler batıyor ya-rab) Dahası, içerde masa sandalye havada uçuşmuş, Hasan Subaşı bir odaya kilitlenmiş dışarı çıkamıyor.
DYP’den ve ANAP’tan sorumluyuz o seçim. Evden geliyoruz. İrtibatlar sonucu haberi yazıyoruz. Daha sonra sıkı takip sayesinde “Jet-Pa’nın avukatı denen Salih Çelen’le ilk görüşen gazeteci biz oluyoruz. Kendisini Antalya’ya getirdiği iddia edilen Subaşı’nın seçim bürosuna gidip ilk tanışmasına da yine sadece biz şahit oluyoruz. Kumluca ilçesinde, delegenin karşısında verdiği ilk sınavda da biz varız. Bir şey daha… Sadece biz biliyoruz o zamanlar Fadıl’ın değil, Çiller ailesinin avukat kadrosunda yer aldığını…. Salih Çelen Keşan 1964 doğumlu. Vekilliği döneminde sıkı bi dostluk kurduğumuz ve hala görüştüğümüz Çelen, baştan söylediği sözü tuttu ve tam bir Antalya Milletvekili gibi davrandı. Partisinin Antalya’daki tüm davetlerine icabet ettiği, parti içi hizipleşmelerde taraf olmayıp bütünleştirici çaba harcadığı, Ankara’ya giden bir Antalyalı’ya birçok ‘Antalyalı‘ milletvekilinden fazla sahip çıktığı tarafımızdan gözlemlenmiş bir gerçek. Bir de kırsala düzenlenen gezilerde kurduğu diyaloglar. Kendisi tipik bir Traklayalı olmasına rağmen, Toroslar’ın yamaçlarındaki ‘yörük’lerle öyle sıcak diyaloglar kurdu ki, içimizden çıkan ağalar beyler bile şaşırdı bu sıcaklığa.Bunları Biliyor musunuz ? Perinçek'in oğlu CIA bursu aldı !
Sol Gösterip Sağ Vuranlar(Perinçek gibi), Sağ Gösterip Sol Vuranlar(Demirel, Denktaş, Cindoruk, Yaşar Okuyan gibi...): Bir dönem İP Öncü Gençlik İstanbul şube başkanlığı da yapan İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü araştırma görevlisi Mehmet Perinçek, 1996'da aldığı "CIA bursu" olarak bilinen American Field Service (AFS) bursuyla Rusya'nın Nijni Novgorot 35 Numaralı Lisesi'nde eğitim görmüş. Amerikan karşıtı söylemleriyle tanınan ve bu doğrultuda birçok eyleme imza atan Doğu Perinçek'in oğlu Mehmet Perinçek'in burs aldığı AFS'yi destekleyenler arasında bulunan bir kurum ise dikkat çekiyor. Perinçek'in sürekli eleştirdiği Soros Vakıflar Ağı'nın Türkiye'deki sivil toplum kuruluşları ile arasındaki ilişkiyi kolaylaştırma işlevi gören Açık Toplum Enstitüsü (Open Society Institute), AFS'ye destek veren kurumlar arasında yer alıyor. Deutsche Bank ve bireysel bağışlar da AFS'nin destek sağladığı diğer alanlar arasında bulunuyor. AFS'ye proje bazında destek veren Açık Toplum Enstitüsü, 2006'da belirlenen beş ilden başarılı ve maddi durumu iyi olmayan öğrencilerin Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerde eğitim almasına yardımcı oluyor. AFS, İkinci Dünya Savaşı'nın ardından faaliyete başlayan uluslararası öğrenci değişim programı olarak biliniyor. Servis, ilk olarak Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında gönüllü ambulans hizmetleri vermek için kurulmuş. Savaştan sonra Stephen Galatti önderliğinde 250 gönüllü ambulans şoförünün başlattığı burs programı, 1946 yılında, 10 ülkeden öğrencinin Amerika'da bir süre eğitime çağrılmasının ardından uluslararası değişim programına dönüşmüş. Dünya çapında 300 bin gönüllü destekçisi olduğu belirtilen servis, yaklaşık 60 ülkede uygulanıyor.
--------------------------------------------------------------------------------
Meslek Liselilere CIA bursu da yok !
Amerikan CIA veya BEYİN AJANLIĞI bursu olarak bilinen AFS [American Field Service]: AFS [American Field Service-Amerikan Cephe Servisi], belirli zamanlarda düzenlediği sınavlarda başarılı olan öğrencilere, Ülkelerarası Kültürel Değişim Programları kapsamında, gönüllülerden toplanan bağışlarla oluşturulan uluslararası fondan eğitim bursları sağlayan bir sivil toplum kuruluşudur. AFS; savaş cephelerinde yaralanan ve mağdur duruma düşen kişilere maddi yardım sağlamak amacıyla, A. Piatt Andrew önderliğinde 1914 yılında Fransa’da kuruldu. A. Piatt Andrew’un vefatından sonra, servisin başına 1936 yılında Stephen Galatti başkan olarak atandı. 2.Dünya savaşından sonra, Stephen Galatti önderliğinde bir araya gelen 250 AFS gönüllüsü, uluslararası hizmetlere devam etme kararı alarak yemin ettiler ve AFS Uluslararası Eğitim Bursu programını başlattılar. İlk olarak Amerika Birleşik Devletleri ile Fransa arasında uygulanmaya başlanan kültürel değişim programları kapsamında, 1919 ve 1952 yılları arasında toplam 222 üniversite öğrencisine burs verdiler. Stephen Galatti’nin vefat ettiği 1964 yılında AFS programları 60 ülkeyi kapsamaktaydı. 1990'lı yıllarda ise Toplum Hizmeti Programları başlatıldı ve AFS'nin hizmet ağı 52 ülkeye ulaştı. Türkiye’de AFS Bursu Kültürel Değişim Programları'nı TKV Türk Kültür Vakfı organize etmektedir. TKV, her yıl Kasım-Aralık ayları arasında yazılı ve sözlü sınavlar düzenler. Yazılı sınav, çoktan seçmeli tarzda hazırlanmış genel kültür ve genel yetenek sorularından oluşur. Yazılı sınavda başarılı olan adaylar sözlü sınava alınırlar. Her iki sınavda da başarılı olan öğrenci AFS bursu alacak aday öğrenci durumuna gelir. Aday öğrenciler artık potansiyel AFS’lilerdir. Seçilen öğrencilerin AFS'li olup olmayacakları, gidecekleri ülkelerden gelecek Kabul Mektupları'nın [Acceptence Letters] sonuçlarına bağlıdır. Kabul Mektubu'nun olumlu olarak gelmesi, öğrencinin AFS deneyiminin başlaması anlamına gelir. AFS sınavına katılma şartları şunlardır: 1) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak, lise hazırlıkta ve/veya liselerin 1., 2., 3. veya 4. sınıflarından birinde öğrenim görüyor olmak, 2) 16-18 yaşları arasında olmak, 3) Sağlık durumu iyi olmak 4) Türkiye’yi yabancı bir ülkede temsil edecek nitelikleri taşımak. Denklik işlemleri onaylanmadığı için, Türkiye'deki Meslek Lisesi öğrencileri AFS sınavlarına katılamazlar. AFS Sınavı başvuruları Türkiye'deki okul müdürlüklerine yazılı olarak yapılır. TKV Türk Kültür Vakfı, ilgili okulun onayını almadan başvuruları kabul edemez. İşte KİLİT İSİM !.. ...Ve işte KARARGAHEVLERİ'nin merkezi; Kocaeli...Ve işte Karargahevlerinin Ablası; AYLİN!..Bir eli ABD'de, bir eli İRAN'da!...: Sen nelere kadirsin ‘facebook’
Facebook tüm hızıyla hayırlara vesile olmaya devam ediyor. İlkokul ve lise arkadaşlarından sonra şimdi de birçok kişi uzun zamandır görüşemediği, izini kaybettikleri akrabalarını buluyor. Hatta dahası da var. Artık aileler Facebook’ta soyağaçlarını bile oluşturuyor
Facebook çılgınlığı yerini sakinliğe bırakacak derken, sürekli şekil değiştirerek karşımıza çıkıyor. İlkokul arkadaşlarından sonra olay daha bir derine indi ve uzun süredir birbirini görmeyen akrabalar Facebook’ta buluşmaya başladı. Kırgın olup görüşemeyenler, çok geniş bir aileye sahip olup fırsat bulamayanlar, Facebook’ta aile grupları kurarak birbirlerini yeniden tanıyor ve belki de hiç akıllara gelmeyen soyağaçları oluşturuluyor. Nasıl mı? İşte size uzun yıllar kuzenlerine, amcalarına, teyzelerine yani aklınıza gelebilecek anne ve baba tarafından tüm akrabalarına Facebook üzerinden ulaşanlar ve yaşanan büyük mutluluklar.
Nilüfer Tahmaz (Sigortacı)
Meğer tanımadığım çok akrabam varmış
Ailemizin soyu İran’da Şah Tahmaz’a dayanıyor. Bunu az çok biliyordum ama Facebook’ta Tahmazlar grubu kurulduğunda daha iyi anladım. İran’da karışıklık çıktığında Şah Tahmaz ve 9 çocuğu dünyanın çeşitli yerlerine dağılmış. Bir kısmı Avusturya, Lübnan, Suriye’ye bir kısmı da Türkiye’nin şehirlerine yerleşmiş. Meğer hiç tanımadığım çok akrabam varmış. Benimle aynı yaşta olan kuzenim Can Tahmaz 4. Levent’te oturuyormuş, şaka gibi... Facebook’ta konuştuğumuzda inanamadık. Şimdi görüşüyoruz, insanın 24 yıl sonra birdenbire kuzeninin çıkıyor olması keyifli... Şimdi soyağacımızı çıkarmaya çalışıyoruz. İran’da ve diğer ülkelerdeki Tahmazlarla iletişim kurmaya çalışıyoruz ve bazen düşünüyorum tüm Tahmaz ailesiyle bir araya gelmek mümkün olabilir mi?
Yasemen Karaaşık (İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi)
Beni bulduğunda şok olup ağladım
Facebook Türkiye yayını yapıldığından bu yana kullanıcısıyım. İzini kaybettiğim tüm arkadaşlarımı, öğretmenlerimi buldum ama kuzenimi bulabileceğim hiç aklıma gelmemişti. Ailevi nedenlerden ötürü görüşmediğimiz, İzmir’de oturan dayımla yıllardır iletişimim yoktu. En son 18 sene önce görüşülmüş ama ben o yılları net hatırlamıyorum. Bir kuzenim vardı ama hayal meyal hatırlıyorum. Beni Facebook’ta buldu, bir mesaj gördüm posta kutusunda; “Merhaba Yasemen, nasılsın ben kuzenin Tuğba Canıtez...” Çok duygulandım, şoka girdim, ağlamaya başladım. Kuzenim şu an 25 yaşında ve ben onu bir internet sitesinden bulabiliyorum. Şimdi dil eğitimi için Londra’ya gitti, ama asla bağlarımızı koparmıyoruz, birbirimizi bulduğumuz için mutluyuz...
Mesut Paksoy (Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Teknolojisi öğrencisi)
Amerikalı bir akrabamın olması çok garip
Facebook’tan arkadaşlarımı aradım ve buldum, ancak akrabalarımı aramak hiç aklıma gelmemişti. Geniş bir aileyiz ama ben pek bu durumla ilgilenmemiştim. Ablam, büyük kuzenimiz Esat Paksoy’u buldu. Esat Abi de Paksoy ailesini biraraya getirmek için uğraşıyormuş ve Facebook’ta bir grup kurdu. Sonra öğrendim ki benim Amerikalı akrabalarım varmış. Dedemin kardeşi zamanında Amerika’ya yerleşmiş ve torunlarını yani bir şekilde bizim kuzenimiz olan Kay Paksoy’u bulduk. Üçüncü jenerasyon, artık Amerikalı olan ve Türklükle tek bağı soyadı Paksoy olan bir adamla konuşuyor olmak enteresan bir deneyimdi. Facebook’ta ilk mesajımız komikti. İngilizce konuşuyorum ve adamın ismi Kay ve ben ona “Merhaba biz akrabaymışız” diyorum. O da durumun farkında, güzel oldu. Şimdi msn’den sürekli konuşuyoruz. Amerikalı kuzenim olması garip ama gerçek. Facebook sen nelere kadirsin diyesi geliyor insanın. Zamanla daha nasıl süprizlerle karşılaşacağımızı merak ediyorum.
Aylin Duruoğlu (gazetevatan.com’un yöneticisi)
Kuzenimi 36 yıl sonra buldum
Facebook’a üye değilim, kardeşim üye olmuştu. 36 yıldır bulamadığımız kuzenimiz Murat Duruoğlu’nu bulduğumuzda tüm aile gözyaşına boğuldu diyebilirim. Murat, amcamın oğlu ancak doğduğunda amcam vefat ediyor ve eşi bir başkasıyla evleniyor. Başka bir yere taşınıyorlar ve dolayısıyla izini kaybediyoruz. Aile büyüklerimiz bu konuda çok mutsuzdu, çünkü hiçbir şekilde nasıl bulabileceklerini bilmiyorlardı. Murat’ın soyadı Duruoğlu ama ne annesinin, ne de babasının soyadı aynı olmadığından o da çocukluk döneminde bir süre bocalama yaşamış. Facebook furyası başladığında kardeşime bir mesaj geliyor; “Merhaba ben Murat” diye, “Kim bu” demeye bile gerek kalmadı, hemen yanımıza çağırdık ve görüştük. Tüm aileyi ziyarete geldi, bu buluşma hepimizi çok mutlu etti. Murat da İstanbul’da yaşıyormuş. Eğer böyle bir internet platformu olmamış olsaydı nasıl karşılaşabilirdik bilmiyorum. Facebook hayatımıza ilk girdiğinde bu denli mucizeler yaratabileceğinin farkında değildim, ama 36 yıldır görmediğim ve bir daha görebileceğimi zannetmediğim kuzenimi bulmak güzel oldu.
Mehmet Cemil Basa (İletişim Danışmanı)
Cemil Basa (soldan üçüncü) Facebook’ta daha önce hiç görmediği kuzenleri Zeynep, Berat ve Fatoş’u bulmanın mutluluğunu yaşıyor.
Facebook ne çöpçatan sitelerine, ne “blog”lara, ne de mail gruplarına benziyor. Eh, 30’lu yaşların sonuna gelen bir kişi için de geçmişi ile bağlarını güçlendirmek, hatta yeniden kurmak için daha iyi bir yol olmadığına karar verdim. “İlkokul arkadaşını bulma” histerisine kapılmadım, ama hayatımda olmasını istediğim diğer kişiler için hızlı bir araştırma yapmaya başladım. Önce, zaten bir mail grubumuz olan lise arkadaşlarımızla buluştuk, her kullanıcı gibi grubumuzu kurduk. Sonra üniversite ve eski iş arkadaşları... Beni en çok heyecanlandıran aile bağlarını güçlendirmek olacaktı, çünkü bizim ailemiz biraz geniştir. Şimdilik 100 kişiye ulaşabildim ve hâlâ eksikler olduğunu düşünüyoruz. Özellikle baba tarafım çok geniş bir aile ve birkaç arama seansından sonra, bir bölümü daha önce hiçbirini görmemiş “kuzenler” olarak birbirimizi bulduk. Bu sayede iş gezisi için gittiğim Trabzon’dan Rize’ye geçtim ve daha önce hiç görmediğim akrabalarımın muhteşem bir karşılaması ile “şımartıldım”. Birbirimize benziyoruz ama yıllarca kimse kimseyi görmemiş, bu aslında ne kadar kopuk yaşadığımızın da bir göstergesi... Bütün bir akşam hayatlarımızı konuşarak geçirdik. Ardından İstanbul’da bir buluşma organize ettik ve aile üyelerinin buluştuğu Basa-Telatar-Balta Aileleri Grubu kurduk. Facebook ciddi bir buluşma noktası oldu, hatta birlikte çalıştığımız şirketlerden birindeki arkadaşlarımın listesinde beni görüp, kendisini tanıtan bir kuzenim bile var. Bu sitenin bana en büyük hediyesi ise yıllar önce Amerika’ya yerleşen en yakın arkadaşımın beni bulması oldu. Ağustos’ta Amerika’daki düğününe gidiyorum ama büyük bir sürprizle: Yine Facebook sayesinde arkadaş olduğumuz “kız tarafı” ile düğünde sürpriz olarak çalacağımız bir şarkının hazırlıklarına başladık. Gelin ve damat için daha büyük bir şok olamaz herhalde, her şey büyük gizlilik içinde yürüyor.
Zeynep Bakır
23.02.2008
KAYNAK:
http://w10.gazetevatan.com/bizimkahve/haberdetay.asp?hkat=1&hid=12169Çok enteresan vallahi ADD'nin Genel Merkez Dençlik Kollarında Genelkurmay Başkanları, Kuvvet Komutanları ve...
http://www.addgenclik.net/genclik-kollari/yonetim-kurulu.html
ATV'de bir programda şarkı söylemeye başladıktan sonra televizyon fenomeni haline gelen 10 yaşındaki Berna Karagözoğlu'nin 2005 yılında, yani 5 yaşındayken çekilmiş görüntüleri youtube.com da yayınlandı.