TSK adına her hafta açıklama yapan General Metin Gürak'ın performansı ortaya ya yeni bir general tipi çıkarıyor, ya da mevcudun fotoğrafını ortaya koyuyor. Nuh Gönültaş
Bir kere bu general Türk Silahlı Kuvvetleri personeli hakkındaki olumsuzluk çağrıştıran sorulara hiç cevap vermiyor, ya da cevap verse de iddiaları ortaya koyan kişi, kurum veya kuruluşlar hakkında garip ve acayip ifadeler kullanıyor.
Cevap verme tarzı da ilginç.
Bazı sorulara, mesela bir generalin aile arkadaş ve dost çevresiyle birlikte savaş helikopteri ile pikniğe gitmesi hakkındaki gibi sorulara "Bu gibi maksadı belli yayınlara cevap vermiyorum" diyor.
Velev ki dedik, maksadı belli, ortada bir cinayet var, ortaya konulan tablo TSK'nın cevap vermesini gerektirmiyor mu?
Bu basın toplantılarında benzeri cevaplama tarzı defalarca yaşandı.
General hoşlanmadığı soruya cevap vermiyor, verse de müddeiler hakkında aşağılayıcı ve küçük düşürücü ifadeler kullanıyor.
General siyasi içerikli sorulara cevap vermekten, çok hoşlanıyor!
Milletvekillerine, bakanlara, ya da siyasi parti mensuplarına cevap yetiştirmekten çok hoşlanıyor bu tür içerikli sorulara büyük bir gayret, büyük bir hışımla cevap veriyor.
İşte en son Bülent Arınç örneği...
Ne dedi Bülent Arınç?
Bir kısım emekli generallerin cuntacılıkları, darbecilikleri, hukuksuzlukları, konuşmalarında bir kısım siyasilere küfür etmeleri, kendi sicillerinin bozuk olduğundan söz etmeleri hakkında kendi ses kayıtlarından, kendi günlüklerinden vs yola çıkarak "İyi ki Türkiye bu generaller zamanında bir savaşa girmedik, yoksa..." diyen cümleler kurdu.
Burada söz konusu olan generallerin muvazzaf olanları değil, Ergenekona bulaşmış, hükümet darbesi yapmak için can atan, örgüt, kuran vs. adı kamuoyunda bilinen bir kısım emekli generaller olduğunu anlamamak için sadece nasıl olmak gerekir?
Peki Generalin cevabı nasıl oldu?
"Aslında bu tip kişilerin önyargılı saptırıcı düşünce ve ifadeleri üzerinde fazla durulmasına gerek yok. Çünkü bu konuşmalar hiçbir zaman doğru olguları değiştirmez... " Vs.
Adam general. TBMM Başkanlığı yapmış, halen milletvekili olan birisi hakkında "Bu tip kişilerin" diye söze başlıyor.
Nerede general nezaketi, nerede general saygınlığı?
Bu noktada düşünüyorum da Deniz Baykal'ın söyleyip durduğu gibi milletvekili dokunulmazlıkları kaldırılsa kim bilir siyasilerin başına daha neler neler gelir!
Bu tür açıklamalar ordunun siyaset dışı kalma çabalarıyla örtüşmüyor.
Ordu hakkında yüzlerce şaibe, iddia olan, haklarında binlerce sayfalık iddianamelerle terör örgütü suçlaması bulunan emekli subayları niçin savunmak gereği duyar ki?
Bülent Arınç generale cevap olarak "Üniformanı çıkar da gel" dedi.
Cevap?
Cevap yok!
Belki bu hafta için daha sert bir cevap hazırlanıyordur.
Şanlı Türk ordusunu dışarıdan yapılan konuşmalar değil, içeriden yapılan bu tip konuşmalar ve davranışlar daha fazla yıpratıyor.
General Metin Gürak'ın savunduğu, savunurken de TBMM Başkanlığı yapmış bir siyasiye "Bu tip kişi" diye hitap ettiği konu Ergenekoncu generaller...
Oysa General, Bülent Arınç'a cevap verirken "Ordumuzun darbecilerle, cuntacılarla alakası yoktur" diyebilirdi.
Bu söylemedi ve saldırı yolunu seçti. Yoksa "Buna kim inanır" diye mi düşündü acaba!
Yorumlar Ramazan YARSAV'cı Ömer Faruk Beyin açıklamalarını okudum; dehşete kapıldım. Asıl olan vatana hizmet diyor, askerlik şart değil diyor!..Eeee! Bugüne kadar yüzlerce kişi halkı askerliğe karşı soğutmaktan yargılandı, ceza aldı, hapis yattı. Yehova Şahitleri de böyle düşünüyor! Ömer Faruk bey yapınca suç olmuyor mu? Şimdi bazı gazeteci ve yazarlara bakıyorum; kampanya halinde Mustafa Balbay'a destek veriyorlar. Balbay'ın notlarını okuyoruz; resmen örgüt militanı, cuntacı! Gazetecilikten başka her şey var!..Ordunun tepesindekilerde de askerlikten başka sanki her şey var!..Bazı iş adamları da, sık sık karargahta!..Ne iş ama!..Şimdi Hurşit Tolon, İsmail Hakkı Karadayı, Ö.F.Eminağaoğlu, Balbay, yapınca suç değil; ne yaparlarsa yapsınlar! DTP'liye suç!..Sıradan vatandaşlara onların yaptıklarının binde biri bile suç!..Çünkü onlar tanrı(!), dokunulamaz!..Arif Anlar Önceki Gün; NTV'nin konuğu Sevil Atasoy'du..Adli Tıp uzmanı diye verdiler..Silopi taraflarında kuyulardan çıkarılan kemikleri yorumladı..Peki bu uzman kimdir?..ETÖ'den tutuklu mason doçent Ümit Sayın'la olan yazışmalarına bir bakalım, tüylerimiz ürpersin.. Ergenekon iddianamesinin eklerinde, sanık Ümit Sayın ile dönemin Adli Tıp Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy arasında 2007 yılında geçen chat konuşmalarına yer veriliyor. Konuşmalarda Ümit Sayın, 'Şato' olarak şifrelendirdikleri 1. Ordu Komutanlığı'na çağrılacağını ifade ediyor.
İstanbul Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan Ergenekon iddianamesinin 441 klasör tutan ekleri, sanık avukatlarına verildi. Eklerde; sanıkların birbirleriyle yaptıkları chat, evlerde yapılan aramalarda ele geçirilen dokümanlar ve birçok delillere yer verildi.
Ümit Sayın ile Sevil Atasoy arasında 2007 yılında geçen chat konuşmalar;
Ümit Sayın- Bildiğiniz tüm duyumları bana iletin lütfen!
Sevil Atasoy- Şu anda hiçbir şey bilmiyorum.
Ümit Sayın- Biraz düşünün. Bana gizli mail adresinizden bir mail atın. Bu kısım çok önemli.
Sevil Atasoy- Bülent dedikleri adamın kim olduğunu bilmiyorum, sen biliyorsun sanırım!
Ümit Sayın- Evet onu yazdım.
Ümit Sayın- Yazdıklarımı buraya 'paste' edemiyorum, çünkü çok gizli.
Ümit Sayın- 'For your eyes only' okuyacaksınız.
Ümit Sayın- Bu rapor daha ilki.
Ümit Sayın- Teknik istihbaratı dahil etmiyorum, yani telefon ve oda dinleme gibi.
Ümit Sayın- Onlar jandarmada
Ümit Sayın- Bu raporda sadece duyumlarla yetiniyorum, vaktim yok zaten
Ümit Sayın- Ama en ufak bir isim ve bağlantı bile işe yarar.
Ümit Sayın- Şimdi olmazsa sonra Faruk bey istihbaratı toplayabilir.
Ümit Sayın- Yazdıklarımı okuyunca hem küçük dilinizi, hem de büyük dilinizi yutacaksınız.
Sevil Atasoy: Öyle mi!
Ümit Sayın- Bu rapor Hurşit Tolon'a ve Yaşar Büyükanıt'a verilecek.
Ümit Sayın- Ama Cumhurbaşkanlığı konusunda emin değilim.
Sevil Atasoy: Sağlık olsun!
Ümit Sayın- Bunu '3. MİT raporu' olarak basına da sızdırırsak seyreyleyin gümbürtüyü.
Ümit Sayın- :)) ho ho ho
Sevil Atasoy- Zafer online
Ümit Sayın- Jitem'e her şeyi o aktaracak, o jokerimiz.
Ümit Sayın- Ama Jitem'e aktarmak yetmez, bol belge sunmalıyız.
Sevil Atasoy- Anlaşıldı, öperim, görüşürüz.
25 Haziran 2005
Sevil Atasoy- Keramettin cephesinde ne oluyor? bilgin var mı?
Ümit Sayın- Hayır
Ümit Sayın- Bugün Can paşaya da materyalin hard copysini yollayacağım.
Ümit Sayın- Keramettin ile koptuk.
Sevil Atasoy- Kopmamak lazım.
Ümit Sayın- Ama dün mgk'yı aradım ona destek istedim. Onlar da 'Keramettin'i almaya güçleri yetmez' dediler.
Ümit Sayın- Telefonlar konusunda gelişme var mı? Onları 3-4 yere veriyoruz.
Sevil Atasoy- Paralel konularda konuşmayalım! Bir dakika, ben de bir kahve alıyorum, sonra sistemli bir biçimde devam ederiz. Arada bir gündem yap!
Ümit Sayın- Ben de kahve alıyorum.
Ümit Sayın- 1-Genel durum değerlendirmesi
2-ATUD
3-Adli Tıp Kurumu
4-Askerlerle bağlantı
5-Enstitüde olanlar
6-Enstitüde kişiler
7-INCB mektubu
Sevil Atasoy- Haydi bakalım 1 . telefon numaralarını, kimleri istiyordun?
Ümit Sayın- İnternette olmaz. O listeyi sizden bugün alıp elden vereceğim.
Sevil Atasoy- Benden alıp bana ne vereceksin? Arkadaş Türkçe konuş!
Ümit Sayın- İnternet ve e-posta aracılığı ile bana telefon konusunda birşey vermeyin. E posta ile istemiyorlar. G-2 faaliyeti konusunda profesyonelleşmemiz gerekiyor.
Ümit Sayın- Listeyi sizden alıp, bütünleştirip elden 'face to face' vereceğim.
Sevil Atasoy- Anladım ama bu yazışma işi çok uzun sürüyor. Telefonları Pazartesi sabahında alacağım.
Ümit Sayın- Peki o zaman. G-2'nin 3 adet targeti var, bu konuda anlaşalım.
Sevil Atasoy- G-2'nin tek bir amacı var; üniversiteyi bu yönetimden kurtarmak.
Ümit Sayın- Hayır, G-2'nin amaçları çok farklı; üniversitede bir iç istihbarat grubu kurmak ve daha sonra üniversiteyi yönetmek.
Ümit Sayın- Ben Kafkanın romanlarındaki gibi Şatoya (1.Ordu) çağrılacağım.
Sevil Atasoy- Şatoda neler olacağını bilemem.
Ümit Sayın- Şatoya bir kez çağrılanlar bir daha dönmezler ve değişirler.
Sevil Atasoy- Haydı bakalım!
02 Temmuz 2005
Ümit Sayın- Rapor Yaşar Büyükanıt'a koruması Sedat Üsteğmen tarafından 3 gün önce gizli bir ortamda verilmiş ve Yaşar Büyükanıt hemen okumaya başlamış.
Ümit Sayın- Rapor paşaya bir de Gürsel paşa kanadından elektronik gitti.
Sevil Atasoy- Hayır ama. se nin aytınlatılması gerek. Tek başına kaldı ve ne yapacağını bilmiyor. O salak gönül'ün ve jalenin maşası olmaya başladı, farkında değil. Ulaşabilirsen mutlaka hafiften bilgilendir.
Ümit Sayın- Tamam onu bana bırakın. Yaşar beyi de kontrol etmek gerekli, onları ben ayarlarım.Lutfi Yeter TSK sasirtmaya devam ediyor..Kendi halkini ciddiye almayan, dusman gibi goren bir ordu ile savasa girilebilir mi ? Girilse sonuc ne olur ? Doguda ki basarisizligin nedeni bu mudur? Lagaluga'yla gecen bir omur...Ayrica bir donem TBMM baskanligi yapmis, degerli bir vekile "laf ebeligi" yapilirken," bu tip kisi" diye hicte etik olmayan bir hitap seklini secmesi, affedilebilir bir olay degildir.Lutfen pasalar orduyu asli gorevine cekin ve demokrasiye daha fazla mudahale etmeyin.
ATV'de bir programda şarkı söylemeye başladıktan sonra televizyon fenomeni haline gelen 10 yaşındaki Berna Karagözoğlu'nin 2005 yılında, yani 5 yaşındayken çekilmiş görüntüleri youtube.com da yayınlandı.