Teksas Amerika’da yaşayan Türklerin en başarılı olduğu eyaletlerin başında geliyor. Aydoğan Vatandaş
Teksas’ın Houston şehrinde bu yıl ikinci kez jüri üyesi olarak katılmaktan büyük mutluluk duyduğum Türkçe olimpiyatları ile ilgili çok şey söylendi. Geçen yıla göre oldukça profesyonel olduklarını gözlemlediğim Teksas Türkçe Olimpiyat Komitesini kuşkusuz kutlamak gerekiyor. Bu arada prodüksiyon sürecinin mimarı Cavit Karabağ’ı mutlaka anmak gerekiyor. Karabağ böyle giderse Amerika’da ses getirecek çok sayıda önemli işlere imza atacağının sinyallerini veriyor.
Bu arada elemeler sırasında jüri üyeleri arasında yer alan değerli gazeteciler Bugün Gazetesi’nden Erhan Başyurt, Ahmet Taşgetiren ve Sabah’tan Mahmut Övür’le sohbet etme imkanı da bulduk.
Başyurt, Bugün Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni. O konumunu da yıllardır mesleğin hemen her aşamalarında bulunurak haketti. Oldukça da başarılı bir gazete yapıyor. Göreve geldiği günden beri tirajda olmasa da, gazetenin habercilik refleksinde belirgin bir hareketlilik farkediliyor. Bunda kuşkusuz Ankara Temsilcisi Adem Yavuz Aslan’ın da gayretleri olmalı.
Elemeler bittikten sonra, Başyurt, Taşgetiren ve Mahmut Övür Pensilvania’da gurbet hayatı yaşayan Fethullah Gülen Hacaefendi’yi de ziyaret etmişler.
Ne yalan söyleyeyim Taşgetiren ve Mahmut Övür’ün Hocaefendi’yi ziyaretleri sırasında duyduklarını köşelerine taşıdıklarını görünce şaşkınlığımı gizleyemedim.
Gazeteci’nin görevi elbette gördüklerini, duyduklarını yazmaktır. Ancak gazetecliğin kuralları arasında kuşkusuz ‘izin’ de önemli bir yere sahip.
Örneğin Amerika’da izin almadan bir insanın fotoğrafını bırakın yayınlamayı çekemezsiniz bile. Erhan Başyurt, Gülen’le kahvaltı sırasında konuşulanları köşesine taşımadı. Taşgetiren ve Mahmut Övür ise duyduklarını köşelerine taşıdılar.
Övür’ün Hocaefendi’den nakille özellikle Ergenekon davası ve Amerikan dış politikası konusunda aktardıkları kuşkusuz krize neden olacak nitelikteydi. Oldu da. Vatan Gazetesi Övür’ün söz konusu yazısından yola çıkarak 2 gün üstüste yayın yaptı.
Mahmut Övür de, Ahmet Taşgetiren de, mesleğin kıdemli isimleri. Onlara fikir vermek haddim de değil. Ancak, kendisiyle sohbet etme imkanı buldukları Hocaefendi’den, sözlerini köşelerine taşıma konusunda izin istemeleri, sanırım, gazetecilik etiği açısından daha doğru olurdu. Hem böylelikle önü-arkası belli olmayan sözlerin bağlamından koparılarak yanlış ve de maksadını aşan yorumlara neden olmasının önü kesilmiş olurdu.
Fethullah Gülen Hocaefedendi toplumun farklı kesimlerinden isimlerle bir araya gelmekten çekinmeyen bir isim. Bu tür geçişkenliklerin artması toplumsal barış açısından da son derece önemli.
***
Hamdullah Öztürk, Zaman’da dikkatle takip ettiğim bir isim. Güngeçtikçe de kalemi güçleniyor. Uzun yıllar hem Zaman’da hem de Aksiyon’da danışmanlığımızı yaptı. Son yazısı oldukça ilginç mesajlarla doluydu:
‘Onlar ne yaparsa yapsın biz insanca davranmak zorunda olduğumuzu biliyoruz. Ergenekon davasında adalet mekanizmasının bağımsız bir şekilde işlemesine mani olmak için ortaya konulan yoğun çabaları görmek ve mahkemeye destek vermek zorunda olduğumuzu biliyoruz. Apar topar iddianame yazdırarak mahkemeyi hataya zorlayanları görmek, iddianamenin bu şartlar altına bazı hatalar içerebileceğini kabullenmek ve haksız yere adı ETÖ mensupları arasında geçenleri de aynı şekilde savunmak zorundayız. Mesela ismi Aslan olduğu için aslında bir başka Aslan'a ait olan "Ankara İmparatorluğu" yazısından dolayı adı karışanların arkasında olacağız. Yazının gerçek sahibi bunu itiraf etmese de biz böyle büyük davalarda bu tür hatalar olur anlayışını Türkiye'nin tam bir hukuk devleti olması adına gaflet sayacağız. İnsani durumları mühendislik hesaplarının boğmasına izin vermeyip, "bir kişinin hakkı da olsa küçümsenemez" ciddiyetini elden bırakmayacağız. Çünkü bu ülke bizim, biz millet olarak kaderin yolumuza bir kere daha su serptiğini görüyoruz. Baskılar, haksızlıklar, çıkarcılıklarla yolların tıkanmaması için elimizden geleni yapmak boynumuzun borcudur.
Muhafazakar kesimden ilk defa bir yazar, Ergenekon iddianamesinde bazı hatalar olabileceğini yazıyor, bununla da kalmayıp ‘gaflet’ kelimesini de kullanıyor. Bence at iziyle it izinin karışmaması için doğru bir yaklaşım bu. Bu arada bahsettiği olay da ayrıca incelenmeye değer bir konu. Malum Ergenekon davasında Agarta adlı ezoterik bir öğretiden bahsediliyor. Bu konuyla ilgili bazı dökümanlar Sevgi Erenol’un evinde ele geçirilmişti. İşte iddianameye giren o dökümanda geçen o ifadeler:
“…Agarta' da bu sistemin gönderilişi ve hazırlanışı üç kişilik bir Ruhsal İdari Evrim Üstadları tarafından Türkiye'de (Anadolu topraklarında) yedi kişiye ulaştırılır. Bu ökült ve ezoterik bir öğretidir. Bu evrimsel üstadların adı TÜRK'tür. Tanrı'yı Türk kelimeleriyle anlatan ezoterik bilgi çok az inisiye bilmektedir. Bu sebeple şöyle bir söylemi bizler kullanır olduk: "Çalış didin ve çalış yıldızlar kapacaksın, Bir Tanrı'ya bir de Türklüğe tapacaksın!" Bu ulaşımın şifreleri çözülür. Alt Birimi olan kırk kişiye dağıtılır. Kırk görevli bu sistemin dağılımını teknik bir şekilde Türk İnsanına sunar. Bu öğretinin ve uygulamanın bizzat sahibi ERGENEKON' dur. Ergenekon' un görev alanlarının içinde Türk Ordusu'nun çok önemli yeri vardır. Türk Ordusu içinde bu görevler ve görevliler Alpler ve Erenler olmak üzere iki misyona ayrılırlar. Her birim Türk Ordusunun okült birimlerini oluşturur. Alpler, Özel Harp Dairesinin faaliyetlerini devam ettirir. Erenler ise işin Parapsikolojik spiritüel ya da başka bir anlatımla ilâhi yönünün sergilemesini yapar. Bu sistemin idarecileri çok özeldir. Sistemin başında görülmezler. Ve asla deşifre olmazlar.
O öz ve çekirdek asla kaybolmaz. Çünkü Kundalini gücü nasıl ki zor zamanlarda ortaya çıkarsa, Türk Milletinin zor anlarında da bu sistem olaylara direk el koyar. Sistem sürekli olmasına rağmen kendisini her zaman hissettirmez.”
İşte bu ifadeleri kimin yazdığı ile ilgili bir tartışma yaşanıyor. Hamdullah Öztürk’e göre bu satırlar geçen yıl Yeni Çağ’dan ayırlan Aslan Tekin’e ait değil. O yüzden adı yanlışlıkla iddianameye girmiş olan Aslan Tekin’e sahip çıkmalıyız diyor. Peki diğer Aslan kim?
Yeniçağ yazarı Aslan Bulut kastedilen kişinin kendisi olduğunu iddia ederek dün Haber 7’ye sert bir açıklama gönderdi. Zira Öztürk’ün yazısında önce Aslan Tekin Haber 7’de benzeri bir yazı kaleme almıştı. Aslan Bulut’un açıklamasında, söz konusu yazının 15 yıl kadar önce Mehmet Ali Bulut tarafından yazıldığı belirtiliyor. Aslan Bulut da Mehmet Ali Bulut tarafından yazılan bu yazının altına imza atarım diyor.
Mehmet Ali Bulut çok değer verdiğim kıymetli bir yazar. Doğrusu yukarıda alıntı yaptığım bölüm gerçekten ona mı ait, affına sığınarak, bir okuru olarak merak ediyorum.
Öncelikle yukarıdaki cümleler Mehmet Ali Bulut’un yazılarında kullandığı Türkçe’ye pek benzemiyor. Yukarıdaki yazının dili İslami gelenekten gelen birinin Türkçesi’ni değil, daha çok son yıllarda kamuoyunda sıkça gördüğümüz kimi modern kült gruplarının metinlerini andırıyor. Dahası, Bulut’un Türklüğe ve Türkçülüğe bu denli vurgu yapması da geldiği gelenek açısından pek anlamlı gelmiyor bana. Yine de herşeyin makul bir açıklaması vardır diye düşünüyorum…
Yorumlar www Mehmet Ali Bulut bir zamanların Türkçüsü idi. Şimdilerin kürdçüsü ve İslamcısı. Böyle bir yazı yazmış olabilir. Binlerce yazısı var. Zamana göre de yazılarını değiştirir. Bazen Türkçe, bazen İslamca bazende kürtçe yazar. Asyanın ayak sesleri adlı bir kitabı var. ona da bakmalısınız.okur Aydogan Bey, yogun gundemler sizi mesgul ediyordur, fakat bizi de unutmayin. Sizinle hasbihali ozluyoruz.
ps:kaleminizi sogutmayin,saygilar... Agartha İŞ DÖNÜP DOLASIP HEP BANA GELİYOR NEDENSE :) SEVGİLER. AGARTHAZehra Tebrikler Sayın Vatandaş. Türkçe'ye yaptığınız katkılardan ötürü teşekkür ediyoruz, ailece:)M. ALİ BULUT Sevgili Aydoğan kardeşim. önce ferasetine saygı duydum. ikincisi Arslan Bult'a bir teşekkürüm olmalı. Arslan Bulut, kaleminin ve sözünün sahibi bir arkadaşımdır. uzun yıllardır da tanırım. hatasını da en az sevabı kadar kabul edebilen biridir. Arslan Tekin kardeşim de kendisini ayıklamaya çalışıyor ve onu da cidden anlıyorum. fakat fazla telaş gösterdi.
Evet Ankara İmparatorluğu diye bir yazı yazdım. Ve o yazıda, Müştak Baba'nın bir 'muamması'ndan hareketle, ileride, inşallah Ankara'nan da İstanbul gibi büyük işler yapacağını anlattım. o zamanlarda yaşanmakta olan hadiseleri di milletin sırtındaki kamburlardan kurtulma çabası olarak zikrettim. nitekim bugün Ergenekon olarak gündemde bulunan şu mesele de o sıkıntıları aşma ve çekirdeğin, kabuğunu çatlatma ameliyesidir diye hissediyor.
Bu konu etrafında çok şey söylendi. ben yazının orijinalini bulmaya çalışıyorum. benim arşiv'im, kitap hazırlamak üzere verdiğim bir editör kardeşimizin gafletiyle yok oldu. gazeteden ulaşmaya çalışıyorum.
bulunca detaylı yazacağım işi. benim agarta ile, magarta ile işim yok. ve hatırlarsanız agarta konusunda da en eleştirel yazıyı ben yazdım. ben milletin bekasının ve imanının kaygısındayım. gerisi beni ilgelendirmiyor.. sevgiler Zehra Kusursuz Türkçe'niz için teşekkürler... İkinci kez üye seçilmenizden dolayı da tebrik ediyoruz. Başarılar, selamlar...Aydogan Vatandas Sayın Aslan Bulut,
Verdıgınız bılgıden oturu cok tesekkur ederım. Ben de zaten bu konuyu anlamaya çalıştım. O ifadelerin Sayın Mehmet Alı Bulut'a ait olabileceğine ihtimal vermediğimi yazımın sonunda anlatmaya çalıştım zaten. Saygılarımla.
Aydogan Vatandas Arslan Bulut Sayın Aydoğan Vatandaş
Adaşım Arslan Tekin, yazısında her şeyi birbirine karıştırdığı için siz de yanlış bilgi üzerinden yorum yapmışsınız. Sizin alıntı yaptığınız Agarta yazısı, Mehmet Ali Bulut'un Ankara İmparatorluğu yazısında yoktur. Mehmet Ali Bey, o yazıyı 1992 yılında yazmıştı ve ben yazının yayınlandığı gazetenin Yayın Koordinatörü idim.
Agarta ile ilgili bölümün ise hiçbirimizle ilgisi yoktur.
Agartayı kim yazmışsa, sonunda; "Ankara İmparatorluğu yazısından da faydalanalım" diye bir not düşmüş. Hepsi bu.
Selamlar
Arslan Bulut Arslan Bulut Sayın Vatandaş
Sizin yer verdiğiniz yazı Mehmet Ali Bulut'un yazısı değil. O yazı, Ergenekon iddianamesinde yer alan, yazarı belli olmayan bir yazıdan alınmış. Arslan Tekin her şayi karıştırdığı için, siz de yanlış bilgi üzerinden değerlendirme yapmışsınız.
Mehmet Ali Bulut'un yazısında Agarta hikayeleri yok tabii. Ben de Agarta kelimesini iddianameye kadar hiç duymamıştım. Altına imza atarım dediğim yazı bu yazı değil. Mehmet Ali Bulut'un Ankara İmparatorluğu yazısı.
O yazının orijinalini Mehmet Ali Bulut'tan isteyebilirsiniz. Göreceksiniz ki orada böyle ifadeler yok.
Selamlar
Arslan Bulut Nimet Mason Üstad Yazar'dan şok iddia: Atatürk masonluğu kapatmadı!..BKZ: http://www.uzmantv.com/ataturk-mason-muydu
ATV'de bir programda şarkı söylemeye başladıktan sonra televizyon fenomeni haline gelen 10 yaşındaki Berna Karagözoğlu'nin 2005 yılında, yani 5 yaşındayken çekilmiş görüntüleri youtube.com da yayınlandı.