Büyük Türkiye geliyor, yeter ki darbe olmasın!Amerika'nın Irak'tan çekilmesinden sonra Türkiye'nin bölgesinde uçuşa geçeceğinden hiç kuşkum yok. Nuh Gönültaş
Türkiye önümüzdeki birkaç yılda bölgesinde kendisinden izin alınmadan hiçbir makro projenin yürürlüğe konamayacağı bir ülke haline gelecek, geliyor.
Biz bunları söyledikçe bazı okuyucularımız bu tür öngörülerin hayal gücümüzle ilgili olduğunu söyleyip durumu küçümsemeye çalışıyor.
İşte buraya bir kere daha yazıyorum:
Bir askeri darbe daha olmadıkça, ki bunu mümkün görmüyorum, Türkiye birkaç yıla kadar bölgesinin lideridir.
İşte dünkü haber:
ABD'li ünlü stratejist, Stratfor'un Başkanı George Friedman, Türkiye'nin bölgesindeki gücünü artırmaya başladığını ve 2040 yılına kadar Osmanlı toprakları üzerinde yeniden hâkimiyet sağlayacağını söyledi.
2040 çok geç!
2012'den sonra Türkiye büyüklüğünü Osmanlı hinterlandında göstermeye başlayacak. 2023 Türkiye'nin zirve yaptığı bir tarih olacak.
"Süreç zaten başladı. Eğer İslam coğrafyasına bakarsanız, Türkiye'nin bu ülkelerdeki ağırlığının giderek arttığını görebilirsiniz. Türkiye bölgeyi domine etmeye başladı bile." (Sabah, 4 Mart 2009)
Neresi bu Osmanlı Hinterlandı?
Balkanlar'da Avrupa içlerine Viyana'ya kadar... Irak, Suriye, Filistin, ta Arabistan'a, Orta Asya'nın içlerine kadar...
Friedman da Türkiye'nin bölgenin başat gücü olmasının önündeki engelin yine Türkiye'den içten olabileceğini söylüyor;
"Türkiye'nin önündeki engel dışsal tehditler değildir. Türkiye'nin önündeki en büyük engeller içsel sorunlardır."
Dediğim gibi, bir askeri darbe olmadığı takdirde, iç sorunlarımız bir askeri darbeye yol açacak şekilde kışkırtılmadığı sürece Türkiye'nin önünde hiçbir dış güç duramaz.
"Türkiye, Osmanlı'nın sahip olduğu topraklara yeniden hükmedecek. Elbette, Osmanlı'dan çok farklı bir formda yapılanma olacak. Türkiye, bölge ülkelerine valiler atayacak veya 'Türkiye Birliği' adında bir örgütlenmeye gidecek. Nasıl bir örgütlenme kurulacağını süreç gösterecek."
Tabi bunun için Türkiye'nin öncelikle sistemini değiştirmesi gerekiyor.
Bir tür eyalet sistemine geçilmesi gerekiyor. Kulağımıza gelen haberler bunun hazırlıklarının yapıldığı şeklinde.
Bütün bu gelişmeleri hızlandıracak etken Amerika'nın Irak'tan çekilmesi olacak. Ki Obama çekilme takvimini açıkladı. Amerika iki yıllık bir süre içinde Irak'tan çekilecek.
Amerika Irak'tan çekilince Kuzey Irak'lı Kürtleri Arapların intikamından kim koruyacak sanıyorsunuz?
Tabii ki Türkiye.
Ama neyin karşılığında?
Bölgede Türk ordusundan daha güçlü bir askeri yapı yok.
Türk Ordusu o zamana kadar profesyonel orduya da geçmiş olur ki, bu gücünü, dış operasyon yapma gücünü katlayacaktır.
Bölgede iki güç olacak orta vadede. İran ve Türkiye
Türkiye'nin İran ile çıkarlarının çeliştiği noktalar olacak. Ama bunun hiçbir zaman çatışmaya yol açacağı öngörülmüyor. Irak'ın ABD tarafından işgalinden sonra ortaya çıkan İran Jeopolitiği Türkiye'nin tek endişesi olabilir.
Bakın, Lozan Anlaşması'nın imzalandığı masanın Türkiye'ye iade edildiği tarihten itibaren çevremde hep şunu söylüyorum:
"Lozan masası Türkiye'ye verildi. Bu Türkiye'ye gerek Lozan'ın gizli maddeleri ile gerekse bir imparatorluk bakiyesi olmasından dolayı konulan kısıtlamaların kaldırıldığı anlamına gelir."
Topraklarındaki madenleri bile çıkartılmayan Türkiye artık kendi ayakları üzerinde durmaya başladı.
Türkiye'nin her tarafından nitelikli petrol fışkırıyor. Daha önce yabancı şirketler tarafından açılıp petrol bulunan ve fakat üzeri cıva ve betonla kapatılan kuyular yeniden açılıyor.
Peki bunların Tayyip Erdoğan hükümetleri ile ne alakası var?
Hiç alakası yok, tamamen bir zamanlama meselesi.
Fakat Erdoğan hükümetleri gelişmeleri hızlandıracak katalizör işlevi görebilir.
Son bir not: Osmanlı İmparatorluğu dışında yıkılan bütün imparatorluklar güçlerini muhafaza ederek yıkıldılar. Örnek Rusya ve İngiltere... Amerika'nın gerilemesi de öyle olacak.
Osmanlı İmparatorluğu'nun ruhu yeniden uyanıyor. Uyandığında eski gücünü yeniden hissedecek!
Yorumlar SUÇ ÜSSÜ ! xyz says:
bazılarını ABD'deki locaya kaydediyorlar
xyz says:
Ömer Şarlak mason, eski gata komutanı
xyz says:
tüm basın elimizde, ama Kıvrıkoğlu GATA’daki bazı kardeşlerimize zarar verdi
Adnan says:
Gatada tanıdığın varmı senin
xyz says:
elbette. GATA'daki masonların çoğunu biliyorum
xyz says:
seni tayfunla tanıştırayım, çok yetenekli bir doktor
xyz says:
önceleri senden çekinebilir. masonlar hücre usulü çalışır sana hemen açılmaz
……………………
xyz says:
25 numara yani Nuri ziyada 8000 kişi, 111ler gurubunda 4000 kişi var
Adnan says:
Kimler var yönetimde
Adnan says:
Mesela Rahmi Koç var mı
xyz says:
evet rahmi koç var
xyz says:
hatta benim tekris olduğum locaya özleme gelmişti
xyz says:
sabancının tüm adamları var
Adnan says:
Medya patronları merkezde mi
xyz says:
dinç bilginin adamları var mesela zafer mutlu
Adnan says:
Galiba Ercan Arıklı mason
xyz says:
medya patronlarının çoğu var
xyz says:
yani tepedekilerin, tutuklanan banka patronlarının çoğu mason
Adnan says:
Vural Bayazıt’ın olduğunu da duydum
xyz says:
bunu bilebilmek mümkün değil, büyük loca bağlantılı olabilir, ben ahmet örs (medya patronlarından) ve engin ekerle aynı locadayım
Adnan says:
İç gruba girmek için ne gerekiyor
xyz says:
ananı ve babanı bile gözden çıkaracak kadar davamıza sahip olduğunda iç grubumuza girebiliyorsun
xyz says:
çekirdek grup çok gizlidir
xyz says:
Doğu beyde çekirdekte, o iyi bilir
Adnan says:
Bana bile bugüne kadar hiç belli etmedi
xyz says:
belli etmeyecek tabi. sen katılınca sen de belli etmeyeceksin
Adnan says:
Fark edilirse bi şekilde?
xyz says:
gizleyemeyecek duruma gelirsen benim yaptığımı yaparsın
Adnan says:
??
xyz says:
locadan bilgi sızdırıyorum dersin
Adnan says:
Bu işe ısınmaya başladım
xyz says:
aydınlık ne kadar yardımcı olabilir bana bu kadro işinde bir araştırabilir misin. yarın görüşelim
Adnan says:
görüşürüz...
KAYNAK: http://www.sucveceza.com/yazi-411.html
Ünlü mason ruhçu ve ETÖ... Tahsin Ünal'ın da üyesi olduğu Ruhçu kuruluşların önemli isimlerinden, mason üstadı Mehmet Haluk Akçam'ın kardeşi..Merih Akçam; 1955`de İstanbul`da doğdu. Babası eski İstanbul Osmanlı eşrafından sancak livası Abdülhalim Paşa`nın torunudur. Annesi, Almanya`da kraliyet başmimarı gibi ünlü fertleri olan Schinkel ailesindendir. Onüç yaşında özel olarak batı felsefesi ve insan psikolojisi dersleri almaya başladı. Özellikle metafizik alanında, çalışmalar yaptı. Ağabeyi Haluk Akçam`dan eski medeniyetler, okültizm ve semboller hakkında uzun yıllar eğitim gördü. Merih Akçam ilk sergisini 1969`da Kadıköy`de açtı. 1972`de Kadıköy Kız Koleji`den mezun olduktan sonra kendisini bütünüyle sanat eğitimine verdi. Akademi`nin (M.S.Ü) hocalarındAlime Fethullah Hoca'nın Beklediği «Denge» Ne?
Lafın tamamı deliye söylense de, Fethullah Hoca'nın son açıklamaları neyin ne olduğunu ortaya döktü ve panik halde düzeltme çabaları başladı.
Yok, «röportaj değil» miş, Mahmut Övür ve Ahmet Taşgetiren'in, «sohbetten çıkardığı sonuçlar» mış falan…Tek bir soru sorup, «geçiniz efendim» diyeceğim; Madem Hocaefendi'nin görüşleri yanlış aksettirildi, o halde Övür ve Taşgetiren'in yazıları Fethullah Gülen'in internet sitesinde ne arıyor?..
O yüzden, itirazları dikkate almıyor, Hoca'nın son «görüşlerini» yorumlamaya devam ediyorum. Bilgilerinize…
Bir zamanlar sadece Erdoğan'a değil, Abant Platformu'na da yakın olan Cüneyt Ülsever, 25 Aralık 2008'de Hürriyet Gazetesi'ndeki köşesinde yazdığı, «Gülen Cemaati'ne Açık Mektup» ta,
«Gülen Cemaati (Hareketi) hiçbir dönemde olmadığı kadar bu dönemde, iktidar ile iç içe bir görüntü vermektedir. Cemaat, siyaset üstü duruşu ve bütün partilere aynı mesafede olmasıyla tanınırken, bu dönemde siyasetin tam ortasında bir görünüm içinde algılanmaktadır. Neden?..»
sorusunu yöneltmişti.. Bu mektuba, 1 gün sonra Hüseyin Gülerce, «Ben Sözcü değilim ama» kaydıyla, şu cevabı vermişti:
«Zaman Gazetesi, AK Parti iktidarının sözcüsü müdür? Buna evet demek haksızlık ve insafsızlık olur…Zaman, AK Parti'nin değil, demokratikleşmenin, hukukun üstünlüğünün, özgürlüklerin sözcüsü oldu ve olacak…Zaman, kimsenin sözcüsü değil. Bütün partiler, bizim insanımızın partileri ve biz hepsine eşit yakınlıktayız…»
Ancak Fethullah Gülen, görüştüğü son gazeteciler Taşgetiren ve Övür'e, milleti, devleti, ülkeyi falan değil, «hükümeti zora sokmamak için şu an dönmeyi düşünmediğini» söyledi, «Olabilecek sıkıntıların hükümete fatura edilmesinden» duyduğu kaygıyı dillendirdi, yani açık-seçik bir şekilde AKP'ye desteklediklerini ilan etti. «Bunu zaten biliyorduk» diyeceksiniz, dikkatinize sunmak istediğim, malumun birinci ağızdan ilanı ve Türkiye'deki Sözcü'nün bizzat Fethullah Hoca tarafından «tekzip» edilmesidir.
Hoca'nın, «Hukuken bir sorun yok dönmemde ama hala bazı dengeler aleyhte…» sözlerine de çok takıldım. Vurguladığı üzere, hukuken bir sorun yok, Cemaatin en kızdığı isimlerden Cemil Çiçek bile, bizzat kaç kere, «dönebileceğini» duyurdu. Ama neredeyse «fethedilmedik» yer kalmadığı halde Hoca, «Hala bazı dengeler aleyhte» diyor. Nedir o «dengeler» ?..Tayyip Erdoğan'la birbirlerini hiç hazzetmedikleri malum da, başka bir şeyler olmalı. Yoksa daha önce açıkladığı gibi, «sessiz-sedasız» dönmeyecek de, olası nihai «gövde gösterisine» karşı «balans ayarı» yapılmasını mı bekliyor? Bu balans ayarı, mesela 29 Mart'ta, hesaplandığı-planlandığı gibi AKP'ye yüzde 47'yi aşırtıp, seçimlerden hemen sonra TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35'inci Maddesi'nin değiştirilmesi, yani «Cumhuriyeti koruma-kollama görevinin» ortadan kaldırılması olabilir mi?!..
Taraf-Bugün-Vakit Gazetelerine Övgünün Sebebi
Cüneyt Ülsever o mektubunda, şu soruyu da sormuştu:
«Ergenekon Davası'nda genelde doğru adımlar atılmasına rağmen; bazen de iktidar muhaliflerinin ve hatta TSK'nın aleyhine kullanılmak üzere bazı belgelerin, bilgilerin, resimlerin dış ülkelerden getirtildiği ve bunların basına, Emniyet'teki Gülenci grup tarafından servis edildiği şayiası/dedikodusu çok değişik kesimlerde dillendirilmektedir.»
Hüseyin Gülerce'nin cevabı ise şu olmuştu:
«Dış ülkelerden gelen bazı belgelerin, «Emniyet'teki Gülenci» gruba verilerek, bazı medya organlarına servis edilmesi iddialarına gelince; Gülen hareketinin en büyük vasfı, yabancı güçlere değil, milletimize yaslanmasıdır. Bu hareket iddia ediyorum, bu ülkenin en bağımsız hareketidir. Değerlerimiz asıldır, özümüz asıldır, millet evlatlarının himmetleri asıldır. Bu hareket, insan haklarının, vatanseverliğin, gerçek milliyetçiliğin, milletimizin, dinimizin onurunu korumayı, birinci erdem kabul ediyor. Hiçbir fiyata satın alınamayacak bir karakter ortaya konuyor. Yabancıyla, ülkemiz, milletimiz, devletimiz aleyhine işbirliği yapan, en büyük alçak, en büyük şerefsizdir.»
Son dönemlerde farkındaysanız, özellikle Ergenekon'la ilgili «belgelerde» Zaman biraz frene basarken, Vakit ve Bugün Gazeteleri ön plana fırladı. Ve bakın bugün Fethullah Gülen ne diyor;
«Bu işin içinde bir «GATA'kulli var.» Hükümete karşı da bazı hesaplar seziliyor. Bunlar iyi şeyler değil…Bu mücadelede henüz istenen noktaya gelinmedi. Bunların üzerinden zırhları yırtılamadı. Fakat bazı gelişmeler de var. Taraf, Bugün ve Vakit gibi bazı gazetelerde yüklenmeler oluyor…»
İşbirliği mi dersiniz, görev bölüşümü mü?..Acaba Sabah ve Yeni Şafak'ı niye saymadı ki?..Tayyip Erdoğan'a daha yakın oldukları için mi?
Hoca'nın Harfiyen Gerçekleşen Kasedi İçin «Montaj» Dememişler miydi?
Peş peşe internete düşen/düşürülen ses kayıtları, şüpheli belgeler, sanıklar mahkemeye varmadan gazetelere ulaşan ifadelerle insanlar peşin peşin mahkum ediliyor, sanık, şüpheli ve avukatlarının itirazları, «montaj» açıklamaları, bu cepheyi, bir nebze ırgalamıyor bile…Ya, çoğu 70 yaşın üzerindeki bu insanların sağlık sorunlarıyla «Gata'kulli» diye dalga geçilmesi!..Arkadaşlar şimdi de, «Bunlar Silivri'de niye bir arada, sakıncalı, ayrı tutulsunlar» kampanyası başlattı. Nerdeyse, «Her birini hücreye kapatın» diyecekler!..Öte yandan, güya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum İmralı'daki «beyzadenin» yanına «arkadaşların» nakledilmesi hazırlıklarının yürütülmesini alkışlıyorlar!..
Bazı şeyleri hatırlatmanın zamanı geldi. Hocaefendi, niye ABD'ye gitti, neden hala orada, şeker, kalp gibi «sağlık sorunları» sebebiyle değil mi?..Allah şifasını versin, «giran» gelen gurbetten kurtulsun.
Peki Fethullah Gülen'in Mart 1999'da ABD'ye gitmesinden 3 ay sonra ortaya çıkan, «devleti nasıl ele geçireceklerini» anlattığı iddia edilen 1993 tarihli kaset için bu çevrelerin ne dediğini hatırlıyor musunuz; «Montaj» demişlerdi!..O günlerde, bu kaset işine tepki gösteren başkaları da vardı. Mesela dönemin Fazilet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Gül, «Kasetin, Türkiye'de herkesin nasıl takip altında olduğunu gösterdiğini» söyleyip, «Bir zamanlar bu, RP ile ilgili olarak yapılmıştı. Şimdi Fethullah Hoca için yapılıyor. Yarın ise MHP ve bazı ülkücülerle ilgili olarak yapılacağını tahmin ediyorum» demiş ve şunları eklemişti:
«Senegal'den, Endonezya'ya kadar kurdukları okullarla neler yaptıklarını bizzat gördüm. Buralarda devletin yapması gerekeni yaptıklarına şahit oldum. Bu nedenle, Fethullah Gülen ve arkadaşlarının yıpratılmasının doğru olmadığı kanaatindeyim. Türkiye ve Türk Devleti düşmanı olduğuna inanmıyorum.»
Bugün kalbi vatan için çarpan insanların, «nasıl takip altında olduğunu» görüyoruz…Dün, «onlar için yapılanların» şimdi «bunlar için yapıldığını» da…Ama bu insanlar, «yıpratılmıyor» , peşinen «hain, darbeci» damgalarıyla «Türkiye düşmanı» olduğuna «inanmamız» isteniyor. Pekala; bu kampanya doğru mu, daha önemlisi kimlerin organizasyonu?..
Başbakan Erdoğan, bence Şanlıurfa'da yılın sözünü söyledi; «Kimse benim milletimin aklıyla alay etme hakkını kendinde görmesin…»
Sözün devamını da ben getireyim; «Bu milletin aklıyla alay edilmesi gerekiyorsa, onu da AKP yapar» !.. İzlediğiniz bu içeriğin bağlantı adresi:
http://www.Heddam.com/index.asp?M=5157
AÇIK İSTİHBARAT
Meyyal UYGUR
«Açık İstihbarat»
uyan vatandaş Ne güzel toplum mühendisliği yapıyorsunuz. Türkiye adım adım bölünüyor, her 5 kişiden biri işsiz, 500 milyar$ dış borç var siz kendi emelleriniz için millete masal anlatıp uyutmaya devam ediyorsunuz. Bu millette sizi yutmatya devam ediyor.Allah hepimize viçdan, izan ihsan eylesin.yavuz el garib o kadar hasretiz ki bu tür değerlendirmelere ve ytemennilere, katılmamak mümkün değil. Yani yazınızı okurken, Davos'u izlerken yaşadığım duyguları ikinci kez yaşadım desem yeridir. Allah Devlet i Ali i Osmanlı' ya yeniden ruh üslesin. Adaleti yeryüzünde hakaiki islamiyyeyi ve adaleti, hakkıyle temessül edecek olan,nesli cedid gelsin.AminTunahan Darbeciler mutlaka yargılanmalı...Bir yerden başlamak lazım...
Bence çok acele olarak:
1-Özel 12 Eylül ve Sonrasi Mahkemesi,
2-Özel 28 Şubat ve Sonrası Mahkemesi kurulmalı...
Hükümet ve Adalet Bakanlığı; bütün savcıları bu konuda cesaretlendirmeli...
Şu an hala hakim ve savcılar üzerinde inanılmaz bir askeri vesayet ve ETÖ baskısı var.
Adalet ve hukuka özgürlük; her şeyin başı.Danıştay, Sayıştay, Yargıtay, HSYK, Yar-Sav ne yazık ki halkın yanında, Türk ulusunun çıkarlarını gözetir değil!Arzuhalci Sovyetler döneminin en korkulan istihbarat birimi KGB'nin bu ünü hak ettiği bir kez daha ortaya çıktı... Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in de eski bir üyesi olduğu KGB'nin, dünya liderlerinin bilinçaltını okuyarak akıllarından ne geçirdiklerini dahi öğrenebildiği iddia edildi.
Eski KGB generali Boris Ratkinov, Rus Rossikaya gazetesine yaptığı açıklamada dünya liderlerinin bilinçaltını okuduklarını itiraf etti.
"Kendi Başkanımızın bilinçaltını da diğer devletlerin ajanlarının saldırısından koruyorduk" dedi. Liderlerin bilinçaltını istedikleri gibi yönlendirdikleri iddialarına karşılık da "Biz sadece korumakla görevliydik. Yönlendirmemiz yasaktı" dedi.
'YELTSİN'İ KURTARDIK'
Soğuk Savaş öncesi ve sonrasında bilinçaltını okuyabilen 50'ye yakın özel birimler oluşturduklarını söyledi. Eski ajan aynı zamanda bu konuda daha da ilerleme sağlandığını ve pek çok gizli servis tarafından halen kullanıldığını iddia etti. Kendisinin de 1991'den itibaren 6 yıl boyunca Başkan'ın bilinçaltını koruyan bir ekipte görev yaptığını söyledi.
Bir iddiaya göre, Yeltsin'in bilinçaltına hükmeden ajanlar, Japonya gezisini iptal ettirerek muhtemel bir savaşı engelledi. Katıldığı operasyonlara da değinen eski KGB ajanı "Avrupalı ve ABD'li üst düzey bürokratların bilinçaltını okuyorduk" Ancak bu son derece tehlikeli de olabilirdi. Komutu gönderen kişi aniden ölümcül bir hastalığa yakalanabilir" dedi.//İbret ! HSCB, İngiliz Bankacılık devidir. 146.5 Milyar dolar yıllık cirosu var ve piyasa değeri 181 Milyar dolardır.
General Electric, ABD; 173 Milyar dolar ciro, 331 Milyar dolar piyasa değerindedir.
TOYOTA; cirosu 204 Milyar dolar, piyasası 221 Milyar dolar değerindedir.
Royal Dutch Shell, Hollandalı enerji devidir. 356 Milyar dolar ciro ve 221 Milyar dolar piyasası vardır.
Türkiye, 2008 yılında 658.8 Milyar dolar gayrisafi hasılasıyla dünyanın 17 nci ekonomisidir.
Hollanda 16 ncı sıradadır.Prs Karargahevlerinin bir sağcı milliyetçi subaylar versiyonu var, bir de solcu ulusalcı subaylar versiyonu..27 mayıs darbesini yapan sağcı ve solcu subaylar gibi..Ama merkez karargah aynı..İpler aynı merkezin elinde..Karargahevleri subayları, hedef aldıkları akadaşlarını yerli-yabancı lolita fahişelerle tuzağa düşürmeye çalışırlar..Bu nedenle ellerinde çok sayıda uygunsuz, hatta sapık ilişkileri içeren CD, VCD'ler olsa gerek...
ATV'de bir programda şarkı söylemeye başladıktan sonra televizyon fenomeni haline gelen 10 yaşındaki Berna Karagözoğlu'nin 2005 yılında, yani 5 yaşındayken çekilmiş görüntüleri youtube.com da yayınlandı.