Ve ben uzun bir tarihin hatıralarını yüreğimde nefesleyerek sabaha uyandım.
Mehmet Ali Bulut
Emenim başbakanımızın zulmüne küstahlık kılıfı giydirmeye çalışan Perese haddini bildirdiği akşamın sabahına siz de benim gibi keyifle uyanmışsınızdır.
Sabah uyandığımda, aynada yüzümü baktım.
Gençleşmiştim adeta! Daha bir zinde idi bedenim.
Pazularımda, Hayber Kalesi’nin kapısını koparıp, Müslümanlara kalkan yapan Hz. Ali’nin gücünü hissettim.
Hayber Yahudileri, Hz. Peygamberle sözleşme yaptıkları halde, savaşta müşriklere yardım etmiş ve Müslümanları arkadan vurmaya kalkışmışlardı.
Yahudi, ilk defa o gün tatmıştı ‘sahibbüsseyf peygamber’in ordusunun tokadını!
Evet, pazularım güçlenmişti sanki.
Yüzüme baktım.
Ayna’da Alparslan’ı gördüm. Kuyruğunu kendi elleriyle bağladığı kır atından henüz inmişti. Yorgundu, fakat Anadolu’nun kapılarını ardına kadar Türk milletine açmış olmanın vakur gülümsemesi vardı yüzünde…
Evet, İstanbul daha bir güzeldi bu sabah. Çamlıca’nın havası daha bir ferahlatıcı ve gençleştirici idi.
Pencereyi açtım ve Çamlıca tepelerine baktım. Çok uzaktan, taaa Rumeli Hisarı’ndan yankılanıp gelen çektiri sesleri, at kişnemeleri duydum. Ve gözlerime Fatih’in o ihtişamlı ve heybetli görüntüsü takıldı.
Büyük bir coşku ve tezahüratlar arasından İstanbul’a giriyordu. Genç Rum dilberler biraz kurku ama daha çok hayranlıkla atının ayaklarına kırmızı güller serpiyorlardı…
Saygıyla eğildim ben de o hayali hatırat önünde!
Daha Fatih sahneden çekilmeden, torunu; bütün zamanların en kudretli padişahı sahneye girdi. Atı da kendisi gibi taşkındı! ‘Bu dünya bir sultana çok, iki padişaha az’ diyecek kadar muazzam bir cihan hâkimiyeti mefkûresine sahip olan Yavuz Sultan Selim han sahneye girdi.
Bir sonbahar ikindisinde, günlerdir görüşmek için bekleyen Avrupalı bir elçiyi, çıktığı küçük bir şehir turunda at sırtında kabul eder. Elçi el pençe divandır ama fark edememiştir, sultanın gölgesine bastığını.
Yüzüne bir Osmanlı tokadı patlar. Ne olduğunu anlamadan gür bir ses duyar:
Dikkat et, sultanımın gölgesine basıyorsun!
Sonra II. Abdülhamid geldi gözlerimin önüne.
Saygıyla önünde eğildim ve dedim ki: “Sultanım senden özür diliyoruz. Senin bir imparatorluğu yıkmak pahasına vermediğin o topraklarda şimdi cihanın tanık almadığı zulümler ve cinayetler işleniyor. Seni anlamadık bizi affet!
Bana “güzel günler ve ihtişamlı bir gelecek sizi bekliyor” dedi.
Sonra Mustafa Kemal’i gördüm.
Karşısında Nazi elçisi vardı. Küstah ve tehditkâr bir eda ile bir şeyler talep ediyordu.
Mustafa Kemal müsaade istedi. İçeri geçti, askeri kıyafetlerini giydi ve gelip elçinin karşısına oturdu. Elinde kamçısı vardı:
“Buyurun şimdi konuşabiliriz!” dedi.
Ona verdiği mesaj beliğdi: “Sizin maddi gücünüz, topunuz tüfeğiniz olabilir. Bizim yüreğimiz ve sizin taptığınız hayata beş para değer vermez cesaretimiz var!”
İnsanın ölümü göze alabilmesinden daha kudretli, daha izzetli bir çözüm yolu varsa, o da bunu akıllıca yapmaktır!
Sonra da bana dönüp, “-Oldu mu çocuk! dedi.
“Oldu” dedim, “oldu!”
Hiç olmayacak sandığım şey oldu!
Benim başbakanım bütün dünyanın güzü önünde, zındıka komitesinin en tepesindeki adamın suratına öyle bir Osmanlı tokadı aşk etti ki, sesi mağrib u maşrıkta yankılandı!
……
Sonra Selahaddin-i Eyyubi sahneye girdi. Yüksekçe bir tepenin üstünde, Kudüs’e bakıyordu. Fatih’in İstanbul için söylediğini O da Kudüs için terennüm ediyordu:
-Ya ben Kudüs’ü alırım, ya Kudüs beni!
İçimizde büyütüp besledikleri, ihanetle emzirip, sadakatsizlikle perverde ettikleri tüm medyacılara, monşerle, batıcılara, paralı beslemelere rağmen.
Bu hayali hatıralar beni de coşturdu. Bediuzzaman gibi avazım çıktığı kadar bağırdım:
Evet, istikbal inkılabatı içinde en yüksek gür seda İslam’ın sedası olacaktır. İşte o günler yaklaşıyor. İşte o eyyamın gölgesi başımızı okşamaya başladı!
Ey mazlum insanlar! Biraz daha dayanın. Kibri adalet, tafrası tevazu, hışmı merhamet olan kavim geliyor. O ‘Tanrının Kılıcı’dır ki, ne zaman bir yerde tefessüh, zulüm ve fesat meydana gelse, onu onlara musallat eder!
İbrahim(as)’i ateşe atan Hurrilere, mazlum Hıristiyanlara hayat hakkı tanımayan Romalılara, kendileri gibi inanmıyorlar diye ağır vergi ve kahır yüküyle Ermenileri canından bezdiren Bizansa, sırtlan sürüleri gibi dalga dalga İslam yurtlarına saldıran haçlı sürülerinin hışmını göğsünde söndürmek üzere Avrupaya haddini bildiren kavim, şimdi de zulmü huy edinmiş İsrail’e ve onun destekçilerine hadlerini bildirmek üzere ayağa kalkmış bulunuyor!
O kavim, Yahova’nın ‘Aslanı’, ‘Rabbi’nin ‘Kuzeyden gelecek hışmı’dır
"Yahuda'da duyurun, Yeruşalim'de ilan edin, ‘Ülkede boru (İsrail’de sirenler) çalın!’ deyin, ‘Toplanın’ diye haykırın, ‘Surlu kentlere kaçalım! Siyon'a giden yolu gösteren bir işaret koyun! Güvenliğiniz için kaçın! Durmayın! Üzerinize kuzeyden felaket, büyük yıkım getirmek üzereyim! ‘Aslan’ ininden çıktı, ‘ulusları yok eden’ yola koyuldu. Ülkenizi viran etmek için yerinden ayrıldı. Kentleriniz yerle bir edilecek, içlerinde yaşayan kalmayacak” (Yeremya 4/ 5-7 ayetler)
Evet nihayet, Tamara’nın çocukları, Yahova’nın Aslanı’nın üzerlerine çekmeyi başardı. Zulmün alçak basıncıyla ‘Kuzey’den gelecek fırtına’yı kabarttı…
Kur’an ‘Nuhun Çocukları’na sabrı ve şükrü tavsiye etmiş. Biz de öyle edeceğiz. İşte diyorum:
Selam size ey ihtişamlı atalarım!
Selam sana ey şanlı istikbal! Bugünümüze bakıp bizi ayıplamayın. İki şanlı zaman arasında aciz bir dönem geçiren bizlere merhamet edin, gadab değil!
Ve yazıklar olsun onlara ki, “Kalkın ey ehli vatan!” dendiğinde dizlerinin bağı çözülüp de hırs ve şehvetten ibaret olan dünya hayatlarının üzerin abanırlar! Düşmandan çok onlar, kendi halklarına zarar verirler
Bakın nasıl da gazetelerinde korunaklı mahfillerinde karınlarından konuşmaya başladılar bile. Onlar, sadece kınayıp içimize korku salmak isterler. Kalplerindeki maraz dillerine vurmuş. Şimdi “Ebu Lehebin iki eli kurusun!” ayetinin bsir kere daha okuyun! Marazları içinde heder olsunlar…
Ama bu millet artık kınayıcıların kınamasına aldırmayacak kadar büyüdü.
Yorumlar seyhan Durmak yok yola devams.ilhan yılmaz '.....
mermerlerin nabzında çarparmı hala tekbir;
bulurmu deli rüzgar o sedayı Allah bir...'
İnşaallah kim olduğumuzu hatırlayacağız.ERSOY ÇOLAK Hocam, maalesef sizi yeni tanıdım. Buna biraz da ülke tv vesile oldu.Ordaki proğramlarınızı büyük bir zevkle takip ediyorum. Buraya da ilk defa girerek bir yazınızı okuma fırsatı buldum. Yazınızı inancımızı, şevkimizi ve hamiyet-i islamiyemizi artırdı, teşekkürler...İnşallah bundan sonra da takipçiniz olmaya gayret edeceğim selamlar...iskender MGK'ya, Genelkurmay'a ve bazı yerli-yabancı kurumlara TUHAF RAPORLAR hazırlayan Bu Adam Ne İş Yapar?...M. Faruk Demir kimdir?...1970 yılında Gaziantep'in Nizip ilçesine bağlı Gevence köyünde doğdu. Eğitimini sırasıyla Keleklioğlu köyü, Nizip, Adana, Samsun ve Ankara'da tamamladı.
Çeşitli kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör kuruluşlarında politik psikoloji, taktik ve stratejik güvenlik ile bölgesel dış politika-güvenlik konularında çalışmalar yaptı. Uluslararası Taktik Güvenlik Araştırmaları Enstitüsünde Başkanlık, Başbakanlık Müsteşarlığında Kıymetlendirme Müşaviri ve Yüksek Strateji Merkezinde Başkanlık görevlerinde bulundu. Halen uluslararası anlaşma mimarileri, enerji güvenliği, enerji diplomasisi, kamu diplomasisi ve uluslararası ticaret konularında hizmetler vermeye devam etmektedir.
Ulusal ve Uluslararası medyada yayınlanmış çok sayıda makale, röportaj ve görüşleri bulunmaktadır. "21 inci Yüzyılda Türkiye için Milli Güvenlik Siyaseti" ve "Enerji Güvenliği, Enerji Ekonomisi, Enerji Diplomasisi" adlı kitaplarının yanı sıra ortak yazarlarla imza attığı "Devlet Teşkilatının Yeniden Yapılandırılması" ile "Çok Taraflı Dünya ve Türkiye İçin Yakın Gelecek" adlarıyla yayınlanmış iki kitabı daha bulunmaktadır.
Dış politika, ulusal ve uluslararası güvenlik, enerji güvenliği, Yakındoğu politik psikolojisi üzerine çalışmalar yapmaya devam etmektedir. Kaynak: http://mfarukdemir.com/bio.aspÖNEMLİ UYARI Almanya'da yaşayan yabancılar vatandaşlık hakkına sahip olabilmek için hükümetin hazırladığı teste tabi tutulmaya başlandı. Alman vatandaşı olabilmeyi zorlaştırmak için hazırlanan 33 soruluk testin en az 17 sorusuna 1 saat içinde doğru cevap verilmesi gerekiyor. Test sorularını inceleyen BM temsilcileri sorulardan bazılarının ayırımcılık içerdiğini belirttiler.
Geçen yıl yayınlanmış olan Birleşmiş Milletler raporunun verilerine göre, Avrupa'da 21 milyon Müslüman yaşamakta. Fakat Avrupa Müslüman Azınlıklar Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mahmud Sıddık Said'e göre bu rakam 50 milyonu aşkın. Yeni eklenen göçmenler ve mültecilerle Avrupa'daki Müslüman sayısı her geçen gün artış göstermekte. Tüm bu verilerin ışığında baktığımızda, sayıları gün geçtikçe çoğalan Müslümanların Avrupa toplumlarında Müslüman kimlikleriyle hayatlarını sürdürebilme hususundaki taleplerinin artış göstereceği anlaşılıyor.
Günümüzde Müslümanlara karşı uygulanan ayırımcılığın temelinde, Avrupa devletlerinin İslamiyeti kendi sınırları içerisinde inanılan resmî bir din olarak kabul etmemesi yatmaktadır. Resmî olarak kabul edilmeyen bir dinin mensuplarının, inançlarını yerine getirme hususunda yaptıkları talepler de kanunlarda karşılığı bulunmadığı için doğru adreslere ulaşmıyor. Bu noktada Avusturya'yı bir istisna olarak zikredebiliriz.
Avusturya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu döneminde, kısa bir süre de olsa egemen olduğu Bosna-Hersek'teki Müslümanlar nedeniyle İslam dinini daha o zamanlar resmî din olarak kabul etmişti. Bugün bu nedenle Avusturya'da yaşayan Müslümanların taleplerinin karşılık bulabildiğinden bahsedebiliriz.
Uyumla ilgili yapılan bir konferansta, Alman bir mühtedi konuyla ilgili yapılan hiçbir tartışmada kendilerinden bahsedilmediğini, halbuki kendisinin bir Alman olduğunu ve topluma uyum problemi gibi bir problemin mevcut olmadığını ve Alman toplumunun kendi içindeki farklılıkları hazmetmesi gerektiğini söylediğinde, salonu kaplayan sessizlik oldukça manidardı...
Mustafa Necati Özfatura - Türkiye
necati.ozfatura@tg.com.tr
Nihat Sarper ETÖ-İsrail-İngiltere-ABD bağlantısı...ETÖ davasından bir şey çıkabilmesi için askerlerin değil, bazı sivillerin sorgulanması, kendilerinden bilgi alınması gerekir. ETÖ-NATO Türk Gladyo bağlantıları ancak o zaman ortaya çıkar. Askerler kolay kolay konuşmaz..Bana göre bu konuda aşağıdaki isimlerden mutlaka bilgi-belge alınmalıdır: 1-Mustafa Kemal Cabıoğlu. 2-Necmettin Türinay. 3-Yakan Cumalıoğlu ve İbrahim Çetin Yetkin. 4-Altan Deliorman ve Necdet Sevinç. 5-Sami Yavrucak. 6-Erk Yurtsever. 7-Turan Yazgan. 8-Ertuğrul Zekai Ökte.9-Alparslan Işıklı ve Anıl Çeçen.10-Aytunç Altındal ve Erol Manisalı.11-Av. Hanifi Altaş ve Arslan Bulut.12-Adnan Oktar. 13-Yetkin Arıöz. 14-Nusret Demiral. 15-Yaşar Nuri Öztürk. 16-Zekeriya Beyaz. 17-Hayri Kozakçıoğlu ve Yaşar Okuyan.18-Hüseyin Macit Yusuf ve R.Denktaş, 19-Fuat Veziroğlu ve Sabahattin İsmail. 20-İlkay Adalı ve Zafer Mutlu...Önder Saygideger Hocam,
Cok mükemmel bir yazi ile ruhlarimiza tercüman olmussunuz.
Saygilarimla
Hakan Bakacak Milliyetçi TSK, İsrail'e Teslim!..İsrail Büyükelçi Gabby Levy, insansız haber alma uçaklarıyla ilgili olarak da şu bilgiyi verdi: "Bu insansız aracın kiralanması projesi devam ediyor. İkinci proje ise Türkiye tarafından İsrail'e ısmarlanan 10 tane haber alma hava aracı. Kasımda Savunma Bakanınız Sayın Vecdi Gönül İsrail'i ziyaret ettiğinde bunların ikisi teslim edildi. Mayıs ayına kadar da ayda ikişer tane olmak üzere geri kalan sekiz aracı teslim etmiş olacağız. Bu aynı zamanda ticari bir projedir."-Cumhuriyet-Mahmut SEMEN Değerli Hocam,
Bu konu ile ilgili neler yazabileceklerinizi çok merak ederek, bekledim. Biraz hayal kırıklığına uğradığımı ifade etmek istiyorum. Başka bir bakış açısı ile bu olaya yaklaşacağını tahmin etmiştim. Bu tokat gibi sözler Sayın Başbakanın ağzından çıkmış olabilir. Ama unutma ki bunu başbakan söylememiştir. Allah, ona söyletmiştir. Bu apaçık tarihe bir İlahi müdahaledir. Nasıl Peygamber Efendimize: “Sen o taşları atmadın Allah attı.” Derken. Aynı misal Sayın Erdoğan o sözleri söylemedi. Allah, onun diliyle tarihe apaçık bir müdahalede bulundu. İsrail’i korkutan da bu müdahaledir. Türkiye’nin gücü değildir. Araplarda Maide- 54. ayetini derin derin düşünmeye başladılar bile bir karar aşamasındadırlar.
Saygılarımla
KIZILTEPE
Yusuf Alper Oktay Ekşi Davosta başbakanımızın tavrına karşı ağır bir yazı yazmıştı sahibinin sesi olarak... Ama ertesi gün diyorduki yazdığım bu yazıdan dolayı şimdiye kadar almadığım kadar çok protesto mesajı aldım..Yanlışımı anladım ama (!!!) yazımın da arkasındayım diyordu (!!!).. Yani beyfendi kibrinden taviz vermiyor..Milletten gelen protesto e-mailleri şok etmiş kendini ummadığı kişilerden gelince... Bakmış millet ayrı kendileri ayrı duruşta.. Rezil olmamak için geri adım atıyor bir yanda da önceki yazımın arkasındayım haaa diyor ( yuhhh) Bu Doğan medyası Ergenekon yok , arkasında millet yok kimse inanmıyor bu Ergenekon olayına diyordu.. Anket yapıldı %60 ların üstünde milletin Ergenekon olayının , çetelerin olduğuna inandığını görünce hem çarkettiler hem de Ekşi gibi pişikinliği bırakmadılar.. Ertuğrul özkök Ekşi gibi bir kıvırtma yazısı yazdı... Falan fıstık ama esasında yediğim leblebi, leblebi de gaz yaptı kabilinden... (Yuhhh) AZ BUÇUK KAFALARI DANK ETMEYE BAŞLADI MİLLET AYRI TARAFTA MONŞERLER AYRI TARAFTA.. MİLLET BU İLLÜZYONİSTLERİN SÖYLEMLERİNE KANMIYOR ARTIK... BU MİLLET İÇTE DE , DIŞTA DA BAŞINA ÇORAP ÖRENLERİ DEŞİFRE ETMİŞTİR... Karşı Bayıra gömülen Osmanlı yiğidinin diriliş türkileridir... Asrın Büyüğünün müjdesini verdiği 4.dönemçteyiz... Kahraman Ordu yakasını bu içteki şebekelerin elinden kurtarıp Türkün mirasını, Osmanlının mirasını tekrardan ifa etmeye başlayacak inşaallahibrahim bu ne muhteşem bir yazı
elin e, diline ve kalemine sağlık
acaba yazrı kim
ismail tekin yazıya öylesine baktıydım ama harika olmuş olayları güzel baglanmışsınız o bahsettiginiz tarihteki olaylarıda bilince insan hayranlık uyandırıyo pek yorum yazmam ama bu yazıyada yazmassam ayıp olur sabahına saglıkMavi Hilal Aldanma topraktaki bu sessizliğe, altında patlamaya hazır bir yanardağ vardır.
Patlamamız yakındır İnşallah, toprağın üstündeki İslam düşmanlarının vay haline..mete han harika bir yazı..teşekkürlerSacid Bilgili Ben baharin mustusunu 20212'de gorunecegimi sanmistim ama o erken geldi. Gelmesiyle baharida getirdi. Gozumuz aydin ey Ummet-i Muhammed ve mazlum insanlik. Bu bahar baska olacak. Damarlarimiza yeniden kan yurudu ve basimiz asirlik agrilarindan kurtuldu. Simdi; bize dost olan sevindin ve gonensin. Dusman olanin ise vay haline. Zalim kavimlerin yok edicisi meydandadir. Kacin ininize kacabilirseniz.
Bayraminiz kutlu olsun.Servet İçimizdeki Siyonist Daha Tehlikeli: Bugünkü Kanal D(M.Ali Birand)anahaber bülteni haber başlıkları ve ifadeleri:
-Erdoğan Neden Sinirlendi?
-Peres'e Ağır sözler.
-Konuklara da Kızdı.
-Paneli böyle terketti.
-Erdoğan Daha da Gerildi.
-Davos'ta Gazze krizi.
-İsrail Sorun İstemiyor!
-Yahudi Lobisinden Sert Tepki.
-Bütün Kabak Moderatörün Başına Patladı...
İşte Aydın Doğan Medyasının Türkiye çıkarlarına hizmeti!..Ne Peres'in, ne de Moderatörün hiçbir hatası yok!..StarTv de, NTV'de böyle!..İsrail Medyası bile daha insaflı !ismail hamdi Nefis, mükemmel, harika bir yazı olmuş. Elinize, yüreğinize sağlık. Zübeyir Güngör Uslu *** Erdoğan Soylu Türk’e ***
Vur söz tokadını, pür kusur Peres’e,*
Haddini bildir Tayyip, dur deyip Teres’e,*
Rezil olmuştur bunak, ibret bu herkese,*
Hak gasp eden İsrail, kim verdi verese.*
***
Çete reisi Simon, sen sabi katili,*
Siyonist ecel yakın, her zulmün faili,*
Karşında Osmanlı var, O Ceddin vekili,*
Erdoğan soylu Türk, arz tanır Kâmili.*
***
Halk ruhuna tercüman, itibar verdin Tayyip,*
Bağrımıza bastık can, hür yurduna sahip,*
Edepsize ver dersin, söz beliğsin Edip
Göz budaktan sakınmaz, dik durur muharip.*
***
Aşık Uslu tebrik et, gönülden ver selam,*
Himmeti millet Başkan, Özü Tayyip İslam,*
Taht kurdun kalbimize, hitabı gür Adam,*
Bahtiyar ol ebedi, duamız nur kelam,*
***
Aşık Uslu Niksarî (Zübeyir Güngör Uslu
Ayyıldız Fm & www.ayyildizfm.com
Gen. Yay. Yön. ( 0542.423 00 56 )
30.01.2009 09:19
ATV'de bir programda şarkı söylemeye başladıktan sonra televizyon fenomeni haline gelen 10 yaşındaki Berna Karagözoğlu'nin 2005 yılında, yani 5 yaşındayken çekilmiş görüntüleri youtube.com da yayınlandı.