Günün birinde Genelkurmay'dan şikayet babında "Yargısız İnfaz" içerikli bir açıklama yapılacağını söyleseler asla inanmazdım. Nuh Gönültaş
Bu da oldu!
Genelkurmay Başkanlığı Jitemci emekli Albay Abdulkerim Kırca'nın intiharı üzerine "Medya yargısız infaz yapıyor" açıklamasını yaptı ve komuta kademesi topyekun biçimde albayın cenaze namazına katılarak "mesaj" verdi.
Ama asıl mesajı Genelkurmay'ın açıklamasını manşetinden haberleştiren Taraf Gazetesi vermiş ve şu başlığı atmış:
"Bak şu yargısız infaz diyene..."
Mesaj işte böyle verilir.
Yargısız infaz ha...
Doğru... Türkiye'de medyanın, ama bir kısım medyanın yargısız infaz yaptığı uzunca bir süreçten söz edebiliriz.
İşte o süreç 28 Şubat süreciydi.
O süreçte bir kısım medyamız hem savcı hem hakimdi.
Genelkurmay'ın hazırladığı andıçlarla insanlar suçlanıyor, bunlar bir kısım medyanın manşetlerine konu oluyordu.
Yok canım bunlar yargısız infaz değildi... Bir sürecin gereklilikleriydi diyebilir misiniz?
Böyle yazdım diye şimdi birileri çıkıp "Rövanşist duygularla hareket ediliyor" falan demeye kalkar.
28 Şubat'ın intikamını mı alıyorsunuz derler.
Desinler!
Öyle bir derdimiz yok.
Ama elbette bir gün bir molla kasım gelir, hesabı ödemeden çekip gidenlerden hesap sorar.
Şimdi...
Jitemci Albay hakkında çok sayıda yargısız infazı bizzat gerçekleştirmek ve yargısız infaz emri vermek iddiaları var.
Ciddi iddialar bunlar.
Kaldı ki bu iddialar yeni de değil.
Bu iddialara konu olmuş birisi için "yargısız infaz yapılıyor" açıklaması pek de şık kaçmıyor.
Bir kere Albay intihar etmiş.
Albayın hakkında çıkan haberlerden dolayı, -ki iddialar yeni değil, 16 yıllık bir süreçten söz ediliyor- intihar etmiş olduğunun dile getirilmesi, hem de Genelkurmay tarafından dile getirilmesi pek mantıklı değil.
Bu konudaki tek delil, Albay'ın intihar ettiği gün ve öncesinde bir gazetede hakkında yayınlanan yargısız infaz iddiaları...
Kim biliyor ki Albay'ın bu sebeple intihar ettiğini?
Yorumlar Salih Yıldırım Müslüman Cemaate Uyarı: ETÖ, elbette ASRIN DAVASI !..Ancak afaki alemde..Enfüsi alemdeki işleri bırakır veya ihmal eder; saatlerce, en mübarek yer ve ortamlarda dahi gereksiz-yararsız ETÖ sohbetleri yaparsak, hayırsız-yümünsüz insanların adlarını anarak ağzımızı ve mahallimizi kirletirsek çok yanlış yaparız..İşler bu defa tersine döner!...Kulluğumuzu ve kulluğumuzu pekiştiren hizmetlerimizi aksatır, hafife alır, ihmal eder; saatlerce haber dinler, gazete okur, internet başında en değerli vakitlerimizi geçirirsek; vallahi-billahi zarar ederiz!..Günümüzün bir saatini olsun imani kitapları okumaya ayırmazsak, namazımızın sünnetini, tesbihatını, Cevşenimizi, Kur'anımızı aksatırsak, geçiştirirsek çok fena tokat yeriz; hem ferd, hem de cemaat olarak; Allah muhafaza!...ETÖ davası da Türk devletinin ve milletinin aleyhine sonuçlanır..Herkes en iyi şekilde kendi görevini yapmalı; kendi hizmetlerinin şevkiyle kanatlanmalı; afaki aleme dalıp aklını, ruhunu, kalbini kirletmemeli; dünyevi bir geveze, çok bilmiş bir ukala, zanla, hatta suizanla hareket eden bir mübtezil olmamalı!...Şu an ülkemizde hizmet eden, mütedeyyim ve muttaki çizgide görünen herkese ve her cemaate acizane bu tehlikeye dikkat çekme ihyiyacı hissettim..Belki ayıp ettim..Affola!...Erdinç Gürel Mason Denktaş'tan Mason Talat Paşa Komitesi!.. http://www.lozan2007.org isimli siteden alınmıştır:
Talat Paşa Komitesi 13 Ocak 2007 günü KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş başkanlığında, Yıldız Teknik Üniversitesi Senato Salonunda toplandı. Komite Yürütme Kurulu:
1. Rauf Denktaş, KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı (Danışma Kurulu Başkanı)
2. Ferit ilsever, Ulusal Kanal Yönetim Kurulu Başkanı (Yürütme Kurulu Sekreteri)
3. Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, i.Ü. E. Rektörü
4. Prof. Dr. Ferit Hakan Baykal, Marmara Ü. Uluslararası Hukuk ABD Bşk.
5. Nüzhet Kandemir, DYP Genel Başkan Yardımcısı, E. Büyükelçi
6. Av. Ertuğrul Kazancı, Eğitimci-Hukukçu
7. Dr. Cüneyt Akalın, Marmara Ü. iletişim Fakültesi Öğrt. Ü.
8. Prof. Dr. Aygün Attar, Dumlupınar Ü. Tarih Arş. Merkezi Müdürü
9. Orhan Ayber, CHP Manisa Eski il Başkanı, inşaat Yüksek Mühendisi
10. Prof. Dr. Can Ayday, Anadolu Üniversitesi Öğr. Ü.
11. Prof. Dr. Mahir Aydın, istanbul Ü. Öğrt. Ü.
12. ibrahim Benli, Sanayici
13. Taner Beygo, Uluslararası Avukat
14. Servet Bora, Yozgat Eski Senatörü
15. Ahmet Zeki Bulunç, KKTC Eski Ankara Büyükelçisi
16. Av. Mehmet Cengiz, işçi Partisi Genel Bşk. Yrd.
17. Demirtaş Ceyhun, Yazar
18. Fazıl Ceylan, Y. Mali Müşavir
19. E. Gen. Servet Cömert
20. Yakan Cumalıoğlu, Kıbrıs Milli Koordinasyon Komitesi Başkanı
21. Zeki Çeliker, Türk Parlamenterler Birliği Bşk.
22. E. Yb. Atilla Çilingir,
23. E. Alb. Rıdvan Danış
24. Prof. Dr. Necmi Dayday, Nükleer E. Uzmanı
25. Yavuz Dedegil, Almanya ADD Birliği E. Bşk.
26. Av. Veli Devecioğlu,
27. Arif Ekim, HÜR Parti Genel Bşk. Yrd.
28. Zehra Bilge Eray, Mimar, Kıbrıs Türk Kültür Derneği ist. Şube Başkanı
29. Prof. Dr. Ö. Ahmet Ercan, Jeofizik Kurumu Derneği Kurucu Genel Başkanı
30. Prof. Dr. Uçkun Geray, istanbul Ü. E. Öğretim Üyesi
31. Prof. Dr. Erbil Gözükırmızı, i.Ü.Cerahpaşa Tıp Fak. Nöroloji AB Bşk.
32. Raif Güler, DYP Bayrampaşa ilçe Yönetim Kurulu Üyesi
33. M. Bedri Gültekin, iP Genel Bşk. Yrd.
34. Doç Dr. Emin Gürses, Sakarya Ü. Öğrt. Ü.
35. Ahmet Kayıhan Kabadayı, Eski Sivil Havacılık Genel Müdürü
36. Av. Şakir Keçeli,
37. Prof. Dr. Naci Kepkep, YTÜ E. Öğrt. Ü.
38. E. Kur. Alb. Cemalettin Korkut
39. Prof. Dr. Semih Koray, Bilkent Ü. Öğrt. Ü.
40. O. Bilge Kuruca, Kaynak Yayınları Genel Müdürü
41. Av. Mirko Lot,
42. Prof. Dr. Erol Manisalı, iÜ. Öğrt. Ü.
43. E. Korg. Yaşar Müjdeci
44. Erkan Önsel, iP istanbul il Başkanı
45. Prof. Dr. Durul Ören, Yıldız Teknik Ü. Rektörü
46. Üzeyir Özeyranoğlu, Dış ilişkiler Sorumlu Bşk. DYP istanbul il Bşk. Yrd.
47. Prof. Dr. Yakut Irmak Özden, i.Ü. AiiTAE Müdürü
48. Turan Özlü, Ulusal Kanal Genel Müdürü
49. Hüseyin Haydar Öztürk, Şair
50. Özcan Pehlivanoğlu, Balkan Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı
51. Doğu Perinçek, iP Genel Başkanı
52. Mehmet Perinçek, i.Ü. Araştırma Görevlisi
53. Şule Perinçek, ATABE Genel Yayın Yönetmeni
54. Prof. Dr. Tülin Sağlamtunç, Kütüphaneler E. Genel Müdürü
55. Bahri Sipahi, Eski DSP Milletvekili
56. Taylan Sorgun, Gazeteci
57. Prof. Dr. Kürşat Yıldız, Kocaeli Ü. Öğrt. Ü.
58. Hüseyin Macit Yusuf, Ulusal Türk Kuruluşları Dünya Konseyi Başkanı.İsmail Vardarlı Soner YALÇIN
(sonery@hurriyet.com.tr):
TMT: Gizli teşkilatın silahları Akdeniz’in dibinde yatıyor!...
“Elmas” adlı tekne 6 bin bomba, 500 silah ve çok sayıda mermiden oluşan 20 tonluk yük ile Silifke’nin Taşucu mevkiinden hareket etti.
Geminin üç mürettebatı vardı; Kaptan Reşat Yavuz, telsizci Ali Levent ve makinist Oğuz Kotoğlu. “Elmas”ın üç mürettebatı, yakalanacaklarını anlayınca tekneyi Kıbrıs açıklarında batırdılar! Sivil bir tekne olan “Elmas” neden askeri mühimmat taşıyordu? Nereye gidiyordu? Silahlar hangi gizli teşkilatındı? Ve tüm bu olup bitenin Ergenekon davasıyla ne ilgisi vardı? Tarih 13 Ağustos 1958.
Genelkurmay Başkanlığı Seferberlik Tetkik Kurulu Başkanlığı’na (Özel Harp Dairesi), MİT’ten “gizli”/ şifreli yazı geldi.
Kıbrıs’tan Anamur limanına motorlu bir kayıkla, pasaportsuz gelen, Vehbi Mahmut, Asaf Elmas, Cevdet Remzi adlı üç Kıbrıslı Türk yakalanmış ve Anamur Jandarma Komutanlığı ve MİT Adana Bölge Başkanlığı’nda sorgulanmıştı.
MİT, özel harpçilerin görev yaptığı Seferberlik Tetkik Kurulu’na soruyordu; “Siz de sorgulamak ister misiniz?”
Teşkilatta görevli Binbaşı İsmail Tansu ve Kıbrıslı Doktor Burhan Nalbantoğlu apar topar uçakla Adana’ya hareket ettiler.
Telaşlıydılar. Kimdi bu gençler? Kim göndermişti onları? Maksatları neydi? Ve en önemlisi Kıbrıs’taki teşkilattan haberleri var mıydı? Binbaşı Tansu ve Dr. Nalbantoğlu, MİT Adana Bölge Başkanı Fuat Doğu’nun makamına koşarak çıkıp bilgi aldılar. Hemen üç genci görmek istediler. Vehbi, Asaf, Cevdet’i sorguladılar. Gençler, Dr. Nalbantoğlu’nu Kıbrıs’tan tanıyorlardı. Özel harpçi Binbaşı İsmail Tansu’yu ise Adana emniyetinden komiser sanıyorlardı. Gençler benzer sözler söylediler: “EOKA’nın tecavüzlerine karşı koyabilmek için Türkiye’den silah bulalım dedik. Yanımızda para da getirdik, olmazsa parayla silah alıp eşlerimizi, çocuklarımızı koruyacağız.”Binbaşı Tansu duygulandı. Ama yanıtını aradığı başka soru vardı kafasında. Kıbrıs’taki teşkilatı biliyorlar mıydı? Hayır, teşkilattan habersizdiler.
Kıbrıs’ta özel harpçiler tarafından henüz iki hafta önce kurulan, “Türk Mukavemet Teşkilatı” (TMT)’yi bilmiyorlardı. Özel harpçiler rahatladı…
Gizli bir görev
Özel harpçi Binbaşı İsmail Tansu, Adana’da sorguladığı üç gencin ifadesini Kıbrıs’taki TMT Başkanı Yarbay Rıza Vuruşkan’a bildirdi. Ve ekledi: “Onlarla silah göndereceğim.” Binbaşı Tansu gözaltındaki üç Kıbrıslı gencin yanlarına gitti. Bu kez üzerinde askeri üniforma vardı. Gençler karşılarında bir Türk subayını görünce korktular. “Yanlış iş yaptık, bizi affedin, geldiğimiz gibi sessizce köyümüze dönelim” dediler.
Binbaşı Tansu gençlere moral verdi ve “Size gizli bir görev vereceğim” dedi. “Bu Kıbrıs için yapılacak milli bir görevdir. Bu görev hayatınızı kaybetmenize neden olabilir. Kabul edip hiç kimseye söylemeyeceğinize yemin eder misiniz?”
Gençler, Kıbrıs için ölümü göze alacaklarını söyleyip, Türk bayrağı ve Kuran-ı Kerim üzerine yemin ettiler…
İlk silah sevkıyatı
Kıbrıs’taki Türk Mukavemet Teşkilatı’na ilk silah sevkıyatını bu üç Türk gerçekleştirecekti. Onlara “Arı Ekibi” adı verildi…
İlk sevkıyatı 16 Ağustos 1958′de gerçekleştirdiler. Kayıklarına 10 makineli ile 20 adet tabanca ve iki sandık mermi koyup dalgalarla boğuşarak denize açıldılar. Başarılı da oldular.
Kıbrıslı gençlerin sevkıyatları hep sürdü. Ancak, Asaf Elmas ve Hikmet Rıdvan 9 Kasım 1958 tarihinde fırtınaya yakalanıp denizde kaybolarak şehit oldu. Arı Ekibi, Lütfü Celül, Nevzat Nasır, Feridun Hamza, Bahattin Sarı, Hüseyin Hikmet, Vehbi Mahmutoğlu, Ahmet Celal gibi Kıbrıslı gençlerin katılımıyla, bu tehlikeli sevkıyatlara devam etti.
Yeni ekipten Lütfü Celül silahları otomobille iç bölgelere götürürken, EOKA’cılar tarafından yakalandı. Hálá kayıptır. Arı Ekibi hiç yılmadı. Fakat yaklaşan kış nedeniyle kayıklarla sevkıyat zorlaştı. Vehbi Mahmutoğlu, yakalandığı fırtınadan küçük motorlu kayığındaki silahları denize atarak kurtulabilmişti. Artık daha büyük tekneye ihtiyaç vardı…
Özel harpçiler, İstanbul Liman Reisliği, İstanbul Balık Avcıları Derneği’yle irtibata geçti. Donanmadan ayrılıp balıkçılık yapan eski Deniz Binbaşısı Nejat Kosal’ın 25 tonluk teknesi sıkı bir pazarlıkla 120 bin liraya satın alındı.
Elmas’ın gizli seferleri
Sıra, tekneye sivil güvenilir personel bulmaya gelmişti. Seferberlik Tetkik Kurulu (Özel Harp Dairesi) İstanbul Bölge Başkan Yardımcısı Yüzbaşı Ferhan Çora, kaptan Reşat Yavuz ve makinist Oğuz Kotoğlu adındaki iki gemici buldu.
Tıpkı Kıbrıslı gençlere yapıldığı gibi bu gemicilere de yemin ettirilip görev teklif edildi. Teknenin telsiz görevlisi ise, TSK’dan ayrılmış gibi g
österilen muharebe astsubay Ali Levent oldu.
“Elmas” adı verilen tekne ilk seferine 10 ton silah ve cepheyle, 4 Mart 1959′da çıktı. Gece yarısı, Kıbrıs açıklarında kayıklarıyla bekleyen Arı Ekibi’yle buluşacaktı. Buluşma gerçekleşemedi; “Elmas” dönmek zorunda kaldı İkinci sefer de başarısız oldu. Kıbrıs’taki TMT’den bir kılavuz istendi.
İngiliz polis birliğinde görevli Kemal Abdullah “Elmas”a kılavuz oldu. Ayrıca özel harpçi Binbaşı İsmail Tansu da “gemi adamı” belgesi alıp sivil kıyafetlerini giyip personel arasına katıldı. Ne olursa olsun bu sevkıyat gerçekleşecekti. EOKA’cı Rumların cinayetleri her geçen gün artıyordu. Sevkıyat bu kez fırtına nedeniyle gerçekleşemedi. “Elmas” dördüncü seferini 24 Mart 1959′da yaptı ve bu kez başardı. Ardından diğer seferler geldi…Yaz ayının gelmesiyle Arı Ekibi de taşıma faaliyetlerine başladı.
TMT’ye toplam olarak; 872 tabanca, 747 makineli tabanca, 96 hafif makineli tabanca, 2997 piyade tüfeği, 6800 bomba, 43 bin 500 tabanca mermisi, 134 bin 400 makineli tabanca mermisi, 164 bin piyade tüfeği ve hafif makineli tüfek mermisi, 54 plastik tahrip kalıbı ve bir adet telsiz ulaştırıldı.Tarih 17 Ekim 1959. Saat gece yarısına geliyordu.
6 bin bomba, 500 tüfek ve çok sayıda mermi yüklenen “Elmas” yeni seferine çıktı. İstikamet Girne’nin doğusundaki EXA MİL mevkii idi.
Kaptan Reşat Yavuz, 01.30 sularında tekneye, İngiliz savaş gemisinin yaklaşmakta olduğunu gördü. Telsizci Ali Levent durumu karargaha bildirdi. Karargah “dönün” emri verdi. İngiliz gemisi takibi bırakmadı. Giderek yaklaşıyordu. Ali Levent’in son sözü, “vatan sağolsun” oldu; karargahla telsiz irtibatı kesildi.
“Elmas”ın mürettebatı, “silahlar ele geçirilmesin” diye tekneyi delerek batırmak istediler. Gemi su almaya başladı. Kaptan Reşat Yavuz, Ali Levent ve Oğuz Kotoğlu’nu lastik bota bindirip gönderdi. O bir kaptandı ve “Elmas”la batmaya kararlıydı. Su, ambardaki sandıkların üst seviyesine kadar geldi. Batması an meselesiyken İngilizler tekneye atlayıp Kaptan Yavuz’u yakaladı.Ambardan ancak iki sandık silah alabildiler. “Elmas” battı.
İngilizler botla uzaklaşmaya çalışan Levent ve Kotoğlu’nu da yakaladı.
Türkiye iddiaları reddetti
Türkiye’nin Kıbrıs’a silah sevkıyatı yapması dünya basınına haber oldu. Rum lider Makarios herkesi ayağa kaldırdı. Türkiye iddiaları reddetti. İngilizler ve Rumlar, 350 kulaç derinlikteki “Elmas”ı denizden çıkarmaya çalıştılar; başaramadılar.
Üç Türk mürettebat yargılanmak üzere mahkemeye çıkarıldı. Avukatları TMT’nin “Toros” kod adını kullanan genç bir Türk mücahidiydi: Rauf Denktaş!
Üç Türk dokuz ay ceza aldılar ve cezalarını Türkiye’de çekeceklerdi!
“Elmas” olayı ve ardından gelen 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesi, Kıbrıs’a silah sevkıyatını sonlandırdı. Diyeceksiniz ki, “Eee bu silah sevkıyatının Ergenekon davasıyla ne ilgisi var?” Sorunun yanıtını vermeden önce Kıbrıs’ta Türk Mukavemet Teşkilatı’nın nasıl kurulduğunu ve örgütlendiğini bilmeniz gerekiyor…
Başkanın kod adı Bozkurt
50 yıl önce… 1 Ağustos 1958.
Kıbrıs’ta illegal/gizli Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) kuruldu. Türkiye’nin desteklediği bu gizli örgüt neden kuruldu?
II. Dünya Savaşı’ndan sonra İngilizler Kıbrıs’tan çekilme kararı aldı. Adanın geleceğinin ve statüsünün nasıl olacağı konusunda, İngiltere, Yunanistan ve Türkiye arasında yapılan diplomatik müzakereler hep sonuçsuz kaldı.
Türksüz Kıbrıs düşleyen ve Yunanistan’la birleşmek isteyen faşist EOKA, 1 Nisan 1955 tarihinde Yunanlı Albay Grivas tarafından kuruldu. Kuruluşunun üzerinden daha bir yıl geçmeden ilk suikastını Bafa’da 11 Ocak 1956′da, Türk polisi Abdullah Ali Rıza’yı öldürerek gerçekleştirdi. Türk büyükelçiliğine bomba attılar. Ve hep sistematik şiddeti artırdı. 1957 yazında Türk köylerini basıp 74 Türk’ü katletti.
Bu son olaylar sonucunda Kıbrıs Türk Toplumu lideri Dr. Fazıl Küçük ve Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu Başkanı Rauf Denktaş Ankara’ya geldi.
Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’yla görüşüp acilen yardım istediler.
Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, Kıbrıs konusunda “şahin” idi. Türk Mukavemet Teşkilatı’nın kurulmasını; elemanlarının Türkiye’de eğitilmesini; adaya gizlice silah sevkıyatı yapılmasını ilk öneren o oldu. Başbakan Menderes kararsızdı; NATO’yu karşısına almak istemiyordu Türkiye’de aralıksız, “Ya Taksim Ya Ölüm” mitingleri yapılıyordu.
Gönüllü Subaylar
Ankara sonunda kararını verdi: Kıbrıs’ta; Rumların terör örgütü EOKA’ya karşı, Türklerin can ve mal güvenliğini koruyacak gizli bir teşkilat kurulacaktı. Bu iş için Genelkurmay Başkanlığı Seferberlik Tetkik Kurulu (Özel Harp Dairesi) görevlendirildi. Özel harpçi subaylar gönüllülük esasına g
öre seçildi.
TMT direkt Seferberlik Tetkik Kurulu Başkanı Tümgeneral Daniş Karabelen’e bağlıydı. Planı, Tümgeneral Karabelen’in yardımcısı Binbaşı İsmail Tansu yürütecekti. Binbaşı Ahmet Görmez personel ve harekat; Yüzbaşı Bedri Esen eğitim; Yüzbaşı Cemal Birer ile Yüzbaşı Recep Atasü ikmal ve Yüzba
şı Halil Pamukoğlu muhabere işlerinden sorumluydu.
TMT’yi kuran subay kadronun çoğu Kore Savaşı’nda bulunmuştu. Kıbrıs’ta gizli faaliyetlerde bulunacak yedek subaylar öğretmen maskesi altında gidecekti.
Tüm subayların görevi, 18 yaşını geçmiş kadın ve erkekleri örgütlemekti. Bunlar Ankara ve Antalya’da askeri eğitimden geçirilecekti. Hedef bir yıl içinde beş bin Kıbrıslı Türk’ü örgütlemek, eğitmekti. Hedef on beş bindi. Parasal destek örtülü ödenekten ve çeşitli fonlardan temin edilecekti.İşte TMT karargahı 1 Ağustos 1958 tarihinde Kıbrıs TMT Başkanı Yarbay Rıza Vuruşkan karargahını Lefkoşe’de kurdu. Yarbay Vuruşkan’ın yardımcısı Binbaşı Necmettin Erce ve Yüzbaşı Mehmet Özden idi. Kıbrıs Bölge Komutanı Binbaşı Şefik Karakurt’tu.
Kıbrıs TMT Bölge Komutanı Yüzbaşı Rahmi Ergün ve TMT Bölge Komutanları ise, Yüzbaşı Ahmet Göçmez, Yüzbaşı Kamil Önceler, Yüzbaşı Bedri Erkan, Yüzbaşı Osman Nalbant, Yüzbaşı Ferhan Çora, Yüzbaşı Hüseyin Ömür adlı subaylardı.Yarbay Rıza Vuruşkan’ın kod adı “Bozkurt” idi.
Lefkoşe İş Bankası’nda müfettiş maskesi altında çalışıyordu. Adı, “Ali Çonan” idi. Gerçek kimliğini üç kişi biliyordu, banka müdürü Dündar Nişancıoğlu, Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş.
TMT’de görevli Kıbrıslı Türklerin kod adları “Kurt”tu. Eğitimcilere “Temizlik Kurdu”; silah ikmalinde çalışanlara “Bereket Kurdu” ve istihbarat işlerinde çal
ışanlara “Fal Kurdu” adı verildi.
Tabancaya “serçe”, mermiye “serçe gagası” diyorlardı. Uzatmayayım, bu faaliyetler uzun ömürlü olamadı. 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesi başta TMT lideri Yarbay Rıza Vuruşkan olmak üzere bu olayla ilgili subayların çoğunu emekli etti.
Fatin Rüştü Zorlu, İmralı Mahkemesi’nde “kendi adamlarını silahlandırıyor” diye yargıladı! 92 Türk’ün şehit olduğu, 475′inin ise yaralandığı 1963′teki “Kanlı Noel” katliamına kadar TMT ile Türkiye ilişkisi kopuktu. Sonra tekrar canlandırılmaya çalışıldı. Ve daha sonra olanları da biliyorsunuz;1974 Kıbrıs savaşı vd...
Sercan Hıristiyanlar için Pazar, Yahudiler için Cumartesi tatil..Bir de Noel-Yılbaşı tatili var..Ülkemizdeki azınlıklar, ibadetlerini çok rahat yapabiliyorlar..Müslümanlar, azınlıklar kadar bile özgür değil!..Cuma namazı izni yok!..5 vakit namaz izni yok!..Çoğu kurum, kuruluş ve işyerinde bay-bayan ibadet edilecek yer yok!..Okullarda ve Diyanet'in Kur'an kurslarında 15 yaşına kadar Kur'an öğrenmek yasak!..Okullarda İncil, Tevrat okumak serbest!..Kur'an öğrenmek, öğretmek, okumak yasak!..Tahtaya Kur'an'dan bir ayet yazsan kıyamet kopar!...Notre Damme de Sion Frasız Kolejinin içinde Kilise var Harbiye'de!..Öğrencilerin de yüzde 99'u müslüman!..Ama hiçbir lisemizde bir mescit yok, cami yok!...Sanki 15 milyon öğrenci-genç, 650 bin öğretmen dinsiz, ateist!..Yazık!..Çok yazık!...Müslümanlar Türkiye'de knedi inançlarına göre de giyinemiyorlar!..Rahibeler ise azınlık okullarında istediği kıyafetle ders veriyorlar!..Kimse karışmıyor!..Bu ülkede müslümanlar 4. sınıf, parya!..İktidarda AKP olsa bile!..AKP, müslümanlara, dindarlara yönelik ne yaptı?!..Hiçbir şey!...Milletin ahlakını bozmaktan başka!...10 yaşındaki çocukları kumarbaz, pornocu yapmaktan başka!..Faizi en dindarlara kadar zorla sokmaktan başka!..Bugün Diyanet, hac ve yardım paralarını faize yatırıyor, Diyanet!...Müftüler, Diyanetçiler bu paralarla kapış kapış bedava hacca gidiyorlar, umreye gidiyorlar!...Üstüne bir de avans ve harçlıklarını alıyorlar!...Murat Altan Önce Siyasi Partiler Yasası Değişmeli!..Bizim siyasetçiler kirli, çıkarcı ve korkak!..Tansu Çiller, Mesut Yılmaz, N. Erbakan, Süleyman Demirel, Rauf Denktaş hepsi çok şey bilirler...Bilmezden gelirler...Bir kısmı kendisi de kirli işler imparatorluğunun göbeğindedir..Bir kısmı haindir, ajandır..Türk bile değil..hatta kıpkızıl Türk ve İslam düşmanıdır..yani masondur..mandacıdır..Bir kısmı korkak olduğu için mandacı-masonik NATO istihbarat subaylarının karşısında el pençe divan dururlar..Emperyalizme, NATO çirkefliğine HAYIR diyemezler!Ozan Barış Türker Devlet içinde Devletler, Devlet dışında özel ordular!..Toplantılar, kurucular, üyeler, toplantılar, kararlar resmi gibi..Ama hepsi de illegal!..Yasal hiçbir şey yok!..Encümen-i Daniş diye bir dernek veya vakıf da yok..Ve bu insanlar yasal, legal kuruluşları, dernek ve vakıflarını da tehlike ve tehdit olarak gösterebiliyorlar!.1980 İhtilali sonrası, 3 kişi bir araya gelse basılır, tutuklanırdı..Babam Aydın'da 40 kişilik mevlide katıldı, götürdüler!.Ama bunlar!.O zaman bu oluşum; tamamen İtalya'da ortaya çıkan Gladio-p2 mason locası oluşumun aynısı..sedat demir F tipi yapılanma içerisinde olduğunuzu bu kadarda belli etmeyin ayıptır yaaa...E.Albay Önder ARAKLI Büyük Palavralar; Arkasındaki Cahil ve Maskaralar!...Son zamanlarda Psikolojik Savaş Teorisyenleri tarafından üretilip sistematik olarak tüketilen ve yayılan bazı klişeler, yalanlar ve şablonlar var ki hepsi birer palavradır aslında. Elimizi-kolumuzu bağlamak için: 1-Ilımlı İslam ve BOP. 2-Karşı Devrim-1946. 3-Rejim Düşmanları. 4-Fethullah,CIA ajanı. 5-ETÖ, AKP'nin muhaliflerini susturma operasyonu. 6-AKP,sivil darbe yapıyor. 7-Bizi Bölecekler. 8-Bizi Dış Güçler ve Masonlar İdare Ediyor. 9-ETÖ Davası, Atatürkçü Saygın Aydınları Sindirme Operasyonu. 10-Bizden adam olmaz, burası Türkiye! 11-Genç subaylar darbe yapacak. 12-Orduya sızıyorlar. 13-Kravatlı irtica daha tehlikeli. 14-Kıbrıs'ı sattılar. Her yeri sattılar. 15-ABD izin vermezse yapamayız. 16-Mahalle baskısı. 17-Türkiye, Doğu'ya mı kayıyor. 18-Mollalar İran'a! 19-Başörtülülerin neler yaptıklarını biliyor musunuz siz? 20-Başlarını parayla örtüyorlar. 21-Başörtüsü siyasi bir simge. 22-Orduyu Aleviler ele geçirdi. 23-Kürtler çoğalıyor. (sanki eskisinden farklı bir çaba içerisindeler). 24-Yirmi milyon Alevi. 25-Madımak'ı şeriatçılar yaktı. 26-Milli Eğitimi ve Emniyeti Fethullahçılar ele geçirdi. 27-Tarikatların oyları kime? 28-Laikler ahlaksızdır. 29-Milletvekili maaşlarına yine zam yapılacak. 30-Yardım paraları nerelere gidiyor, biliyor musunuz?..(Biliyorum, sevap olarak ahirete gidiyor!..Kimse parasını sokağa veya çöpe atmaz elbette.) 31-Din hortumcuları. 32-Ordu, din düşmanı. 33-Anadolu şehirlerinda içki satışı yasak. 34-Türkiye'de cuma namazı kılınmaz. 35-Laikleri kıtır kıtır kesecekler. 36-Küçücük çocukların beyinlerini yıkıyorlar(Kur'an okumasını, namaz kılmasını öğretiyorlar). 37-TSK'dan rövanş alınıyor!..İşte Türkiye'yi ve Türk insanını tanımamaktan, sevmemekten kaynaklanan ve bundan dolayı da birileri tarafından halk arasında oluşturulan kin ve nefret psikolojisi.. Bunların körüklenerek kamplaşmalar ve iç savaş çatışma ortamı meydana getirilmesi...Toplumu kategorize edip sonra da atomize etme...Türkiye'nin de adım adım Filistinlileştirilmesi, Afganistanlılaştırılması, Iraklaştırılması...Fiili işgale zemin hazırlanması..Veya Türkiye'nin kendi içine kapatılıp yalnızlaştırılması, dünyadan koparılması...Tezgahlanan bu!..
ATV'de bir programda şarkı söylemeye başladıktan sonra televizyon fenomeni haline gelen 10 yaşındaki Berna Karagözoğlu'nin 2005 yılında, yani 5 yaşındayken çekilmiş görüntüleri youtube.com da yayınlandı.