gasteci.com
     Ana Sayfa Reklam Canlı Tv Seyret Resim Yukle Tüm Haberler İletişim

Nuh Gönültaş

Nuh Gönültaş Ordudan atılmış olmak hayatın sonu değil!
İskender Pala'nın yaşadıkları "Türk Silahlı Kuvvetleri'nde dindar bir subayın nasıl barındırılmadığı...

Tamer Korkmaz

Tamer Korkmaz Perde Arkası
Balyoz Planı'nın lokomotifi Çetin Doğan, "Batı Çalışma Grubu"nu kurmuş bir paşa olarak, Çevik Bir çi...

Taceddin Kayaoğlu

Taceddin Kayaoğlu Kürtler 10 Eylül 1979 - Birileri 12 Eylül 1980
PKK Terör Örgütü’nün ivme kazanmaya başladığı tarihler 1982-1983’lere rastlar. Kırılma n...

Harun Tokak

Harun Tokak "Analar Çocuklarınızı Atmayınız!"
Soğuk bir kış gecesi daha sona eriyor ve Moskova, sokaklarda sabahlayan kimsesiz bir adam gibi yavaş...

Aydoğan Vatandaş

Aydoğan Vatandaş MONŞER Saklı seçilmişler
“Monşer” sözcüğü Türk toplumunun kolektif hafızasında bir hitap şekli olmaktan çok öte farklı anlaml...

Hamdullah Öztürk

Hamdullah Öztürk On ikinci dalganın püf noktası
On ikinci dalganın ardından kopan fırtınanın püf noktası Ergenekon'un beyninin irkilmesidir. Ne ...

Sebahattin Çelebi

Sebahattin Çelebi Sen Adammışsın Reis!
Hani Reis.. hani "parke parke taş duvarlara" baktığın günler vardı ya... Hani şu ömründen ...

Halit Esendir

Halit Esendir MAYINLARI KİMLER DÖŞÜYOR
Gün geçmiyor ki güneydoğudan mayına basarak şehit olan asker haberleri gelmesin. Özellikle günd...

Mehmet Ali Bulut

Mehmet Ali Bulut KIRILAN KOL YEN İÇİNDE Mİ KALMALI?
Siz de ‘kırılan kolun yen içinde kalması gerektiği'ne inananlardan mısınız? Eğer öyle ise, zah...

Sezai Şen

Sezai Şen DEMOKRATİK AÇILIMDA PARTİLERİN YANLIŞLAR SİLSİLESİ
Hükümetin ‘Demokratik Açılım’ olarak nitelendirdiği, daha başkalarının ise Kürt Açılımı ...

Gasteci Kulislerde

Gasteci Kulislerde Eğer AK Parti kapatılsaydı...
3.5 aylık baş döndürücü trafik bitti. Ak Parti kapatılacak mı ?, kimler siyasi yasak alacak ? gibi s...

Erol Kavas

Erol Kavas Mini Laptop - Asus Eee PC Türkiye'de!!!
İlk kez hepsiburada.com tarafından satışa çıkarılan ürünün özelliklerini inceliyelim....

Atatükçü sanıyorduk, meğer mandacıymış!

Mehmet Ali Bulut Hayretle görüyorum günümüzün ‘mandacı’ları aynı zamanda Atatürkçü!

Mehmet Ali Bulut


Solcu/milliyetçi Kemalistler de bunun farkına varmış olmalı ki, kendilerine ‘Ulusalcı’ deme ihtiyacı duyuyorlar.


İstiklal Savaşı, Mustafa Kemal komutasında verildiği için, Atatürkçülüğün de ‘milliyetçi’ muhteva taşıyacağı sanılıyor.


Ama öyle değil. Çünkü daha sonraki ayrışmalarda, Atatürkçüler, Kemalist altı okun tamamını bire; yani ‘laiklik’ ilkesine indirgediler ve onu ‘İslam karşıtı bir yaşam/batıcılık’ diye algılamaya başladılar.


‘Altı Ok’, bildiğiniz gibi, Mussolini faşizmine özenti duyan Tek Parti Dönemi uydurmasıdır. Kemalizmin umdeleri yani: Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik, Milliyetçilik ve İnkılapçılık.


(-Cumhuriyetçi olamıyorlar çünkü ‘cumhur’ onlara muhalif!

-Halkçı değiller çünkü seçkin elit olmak daha cazip!

-Devletçilik dersen Çin’de bile kalmadı!

-Laiklik işlerine gelmiyor. Hakiki bir laikliğin uygulanması halinde milletin şahlanacağını bildikleri için laiklik diye laikçiliği; yani Fransızlarını sömürgelerinde uyguladığı ‘yerel dini yok sayma’ usulünü benimsiyorlar…

-Milliyetçilik, hak getire. Çünkü milleti sevmek banal bir iştir. O yüzden milliyetçiler Kemalistklerin sadece istihzalarına hedef oldular!

-İnkılapçılığa gelince… O çok tehlikelidir. Çünkü inkılâpçılık değişim ve gelişme içeriyor. Ondan uzak durmak gerekiyor ki o nedenle daha 1930’lardan bile çıkamadılar. Sık sık 10. Yıl Marşını tekrarlamaları maksatsız değil…)


Nitekim 1960 yılına kadar Atatürkçülük diye bir şey yoktu, Kemalizm vardı. Sonra bir tür faşizm içeren Kemalistliği, ‘batılı anlayışa yakıştıramadıkları için’ Kemalistlerin bir kısmı kendilerine Atatürkçü demeye başladılar.


İşte o dönemlerden itibaren, laiklik kavramı ‘İslam karşıtlığı’ anlamına ‘laikçilik’e dönüştürüldü. Ve Laikçi yapının sürdürülebilmesi için Batı uşaklığı dâhil her türlü müdahaleci, darbeci ve mandacı yaklaşıma sıcak bakıldı. Türkiye’deki laikçi yapıyı ayakta tutmak için İsrail ile bile işbirliği yapmakta sakınca görmezler.


Onlar için Atatürkçülük ve laiklik ‘İslam karşıtı olmak’tan ibarettir.


İşte bu anlayış, tam da Batı’nın istediği şeydir. Batı’nın demokrasimizle falan ciddi bir alakası yok. Biz onların arzu ettiklerini versek faşizm ile idare edilmemizden bile rahatsız olmazlar. Nitekim bakın hiçbir İslam ülkesi demokrat bir cumhuriyet değil ama Batı’nın onlarla ilişkisi bizimle olandan daha iyidir. Batı’nın kapısında dilenmeyi sürdüren bir Türkiye, Batı için bulunmaz Hint kumaşıdır! Hiç şüpheniz olmasın, Atatürkçülük bugün o kumaşın dokunduğu tezgâhlar haline getirilmiştir ki, asıl acı bu!

* * *

Hayim Naum’un, Churchill’e “Siz Türklerin bağımsızlığını tanıyın, ben size sadece maddesi kalmış bir Türk teslim edeceğime söz veriyorum” dediği rivayet edilir.


O yüzden bugün Türkiye’nin en tehlikeli mandacıları Atatürkçülerdir. İslam karşıtlığından ibaret olan Laikçililiği sürdürebilmek için, herkesle işbirliği yaparlar. Cenaze namazları olmasa caminin semtine bile uğramazlar ama Kilise veya Ağlama Duvar önünde poz vermeyi bilirler.


Artık kabul etmeliyiz ki, I. Dünya Savaşı, ‘Başarısı en kalıcı olmuş Haçlı Seferi” olmuştur. Bu savaşın bize dayattığı ‘Sevr’i yırtıp atmak için bir mücadele verdik ama bu mücadele neticesinde kurduğumuz devletin inşası için başlatılan inkılâplar, zaman içinde ‘Sevr’in örtülü maksatlarına hizmet etmekten öteye gitmemiştir.


Elbette o inkılâplar, Türk milletinin medenileşmesi(!) için yapılmıştır. Ama yazık ki iyi niyetle başlatılan bu inkılâplar, kötü ve maksatlı uygulamalar yüzünden, milletin, öz benliğini ve tarihi karakterini yitirmesine yol açmıştır. Yani inkılâplar bağımsızlığımızı besleyeceğine, -özellikle aydınlarımızda- Batı bağımlılığını arttırmıştır.


Ahmet Hakan’ın Kemal Gürüz ile yaptığı röportajı okurken, bu yöndeki kanaatim bir kere daha pekişti:


“Bunlar bizim insanımız değil. Batı’nın içimizdeki karakolları ve gönüllü mandacıları!” diye düşündüm. Çünkü yaptıklarını ancak böyle izah edebilirsiniz.


Bakın Sayın Gürüz’ün (Bu zat YÖK Başkanı idi ve yüzlerce öğretim görevlisini sadece dindar oldukları için ihraç etti) söylediklerine:


“Amerikan emperyalizmi palavradır. Ben Amerikancıyım. Dünya barışını ancak Amerika sağlayabilir. Türkiye’nin Batı ittifakının dışına çıkması felaket olur. Bu hükümet, ülkeyi Batı ittifakının dışına çıkarıyor. Asıl büyük tehlike budur.”


Hükümet, ülkeyi Batı ittifakının dışına çıkarıyormuş ve asıl tehlike bu imiş!


İşte bu, şecaat arz etmektir…


Hani bu hükümet, vatan haini idi. Hani memleketi Amerika’ya, İsrail’e peşkeş çekiyordu. Hani siz ulusalcı bağımsızlıktan yana Atatürkçü idiniz ve ülkeyi darbe dâhil her ne şekilde olursa olsun ‘Amerikan uşağı hükümet’(!)ten kurtarmaya çalışıyordunuz?


O zaman bu perhiz ne bu turşu ne?


Asılanda Sayın Gürüz’e teşekkür borçluyuz. Çünkü açıkça Batı’nın, içimizdeki ‘mandası’ olduğunu itiraf ediyor.


‘Ben Amerikancıyım, ben mandacıyım’ diyor. Eminim bunu da, malum odaklar ‘kendisine sahip çıksınlar’ diye yapıyor.


Bu tipler maalesef , ‘saklı Sevr uygulaması’nın ürünleridir. Böyle çooook insan yetiştirilip başımıza çıkarıldı. 150 yıldır çok numunesini gördük. Bizden uzak ‘onlar’a yakınlar.


Tek vazifeleri var: Türk milletini İslam’dan ve İslâmî değerlerden uzak tutmak!


Çünkü İslam ile barışık bir Türkiye, ‘Batı’nın korkulu rüyasıdır’. O yüzden Türk milletinin kendi değerleriyle, diniyle, milliyetiyle buluşmaması lazım. Batı için en tehlikeli gelişme, inancının idrakine varmış bir Anadolu’dur. Lord Gladiston’un 1894’te Lortlar Kamarası’nda yaptığı konuşmayı hatırlayın. Ne diyordu:


-Ya bu kitabı Türklerin elinden alacağız, ya da onları bu kitaptan soğutacağız. Aksi takdirde onlarla baş edemeyiz!”


İşte O Kitap –çok şükür ki halk bütün baskılara rağmen O’ndan kopmadı- aydınımızın elinden alındığından bu yana başımızı dik tutamıyoruz!


-Kim sayesinde?


Gürüz ‘Efendi’ gibi, bir talimatla milyonlarca İmam Hatipliyi üniversite okumaktan mahrum bırakan ‘hizmetliler’ sayesinde! Bilerek/ bilmeyerek Batının maksatlarına hizmet ediyorlar:


-Peki neydi İngilizlerin (yani Batı’nın) nihai maksadı?

— Türkleri geldikleri yere göndermek! Balkanlardan olduğu gibi Anadolu’dan da sürmek! Öyle diyordu Lozan Barış Konferansında Lord Gürzon: ‘Ya kapitülasyonları kabul edersiniz, ya da sizi Asya’nın tozlu topraklı yollarına göndereceğiz!’ (Kapitülasyonları reddettiğimiz söylenir ya inanmayın. Sadece adını değiştirdiler. TC, 1963’e kadar borç ödedi! Mirasını reddettiği Osmanlının!)


Siz her halde Batı’nın bugün bu emelinden vazgeçtiğini düşünmüyorsunuzdur. Hatırlayın Endülüs’ü! O köklü medeniyet 750 yıl sonra yok edilmişti de izi bile kalmadı günümüze.


Ne yazık ki aydınlarımız saf. Bu akıbetin bizim de başımıza gelebileceğinden habersizler. Bir kısmı gerçekten saf... Ama Sayın Gürüz için ‘saf’ diyemeyeceğim! Son derece bilinçli bir ‘Batı hizmetkârıdır’ kendileri! Amerikancılık ise koruma kalkanı!


20.Ocak.2009 16:45:57

Puan: 3.7/5 (61 oy verildi)

Yazıcı Görünümlü Sayfa Arkadaşına Yolla Yorum Yazabilirsiniz
Yorumlar
   Volkan Vural Aktaş
Neden pek derine inilemiyor? Bence şu isimlerler bilhassa mutlaka sorgulanmalı: Yaşar Okuyan, Rauf Denktaş, Hulki Cevizoğlu, Hasan Kundakçı, Tansu Çiller, Ünal Erkan, Hayri Kozakçıoğlu, İsmet Sezgin, Teoman Koman, Necati Özgen, Sadettin Tantan, Erdal Sarızeybek, Zeki Bingöl, Aziz Ergen, Osman Pamukoğlu, Zafer Mutlu, Aydın Doğan, Servet Cömert, Ertuğrul Zekai Ökte, Turan Yazgan, Yakan Cumalıoğlu, Süleyman Sefer Cihan, Arslan Bulut, Mehmet Nuri Yılmaz, Faik Bulut, Rıza Zelyut, Süleyman Demirel, Mesut Yılmaz, Mehmet Ağar, Necdet Menzir, Nuh Mete Yüksel, Nusret Demiral...
   Selami Ortaköy
Bağımsızlık Ağır Baskı ve Tehdit altında!..Hukuka ve ETÖ savcılarına baskı ve tehdit yapılması, işleri iyice çığırından çıkarabilir..ETÖ davası siyasallaştırılmadan ve sulandırılmadan mecrasında devam edip sonuçlanmalı.Sabih Kanadoğlu, CHP, Aydın Doğan, Uğur Dündar, Cumhuriyet gazetesi, YAR-SAV, HSYK, barolar; çok tehlikeli bir biçimde laik rejime ve sisteme müdahale ediyor, DOKUNULAMAZLAR oligarşisine hizmet ediyorlar...Sanki Laik Cumhuriyet'in Savcıları TSK, devlet düşmanı!...Bu ülkede sadece belli küçük bir azınlık değil; herkes SAYGIN T.C. vatandaşıdır ve hukuk karşısında da böyle olmalıdır!
   Ergüder Kalan
Halbuki Atatürk; devlet işlerine eşlerini(Latife'yi vs) karıştırmazdı!..Aslında daha yeni yeni ortaya çıkıyor..Orduda, özellikle kurmay subaylar arasında EŞ her şeyden önemlidir..İnsanı REZİL de eder, VEZİr de!.Bir subayın terfisi, yüzde 80 eşinin çabasına, çağdaş yaşamda sınır tanımamasına, kulis ve lobi faaliyetlerindeki, bir başka ifadeyle dedikodu yeteneğine bağlıdır.TSK'nın İç Hizmet yasaları, yönetmelikler formalite ve ayrıntıdır..Fişlemeler de eşlerin elindedir..Bir subayın eşinin beğendiği subaylar ve hanımları muteberdir..Kösem, Hürrem Sultanlar yarışı bu!..Onlar onay verirse, NATO istihbarat merkezleri ve bilhassa ABD onay verirse; Türk ordusunda bir subay General olabilir, terfi edebilir...Bu nedenle dindar bir Türk subayının General olması, terfi etmesi çok çok zordur...Olmuşsa, mutlaka özel bir nedeni vardır!..Ben bunları Bir Bilen olarak yazıyorum...Aksi iddiası olan varsa, buyursun!..Gerçek bu; doğru veya yanlış..
   sezai sezen
mantiksal bir sorun var baslikta; "oyle saniyorduk, meger oyleymis" der gibi..
   sezen sezai
soruda mantiksal bir hata var; "oyle saniyorduk, meger oyleymis" demek gibi..
   Nilüfer
ETÖ'nün sağcı kanadı: ETÖ'cüler buradan sövüyorlar: http://www.bozok.org/modules.php?name=Hakkimizda
   Halim Cillov
Tuncer Kılıç'a Fetullah Gulen Davası Soruldu!.. Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski MGK Genel Sekreteri emekli Orgeneral Tuncer Kılınç'a savcılık sorgusunda, Tuncay Özkan'da ele geçirilen dokümanlarda yer alan "Fethullah davası ile ilgili aleyhte tanıklar bulunması" konulu e-mail'de isminin geçtiği belirtilerek konu hakkında bilgisinin olup olmadığının sorulduğu ortaya çıktı. Ergenekon sanıklarıyla ilişkileri sorulan Kılınç, sadece Fenerbahçe Kulübü kongre üyesi olduğunu söyledi. Kılınç'ın savcılık ifadesini Milliyet ele geçirdi. Şener Eruygur'u devre arkadaşı olması nedeniyle, Hurşit Tolon'u ise halef-selef ilişkisi nedeniyle tanıdığını belirten Kılınç, Ergün Poyraz'ı da tehdit aldığını belirterek Jandarma bölgesinde oturduğu için kendisinden yardım istemesiyle tanıdığını anlattı. Kılınç, Veli Küçük'ü de jandarma generali olarak tanıdığını ve aynı dönemde Edirne'de görev yaptıklarını anlattı. Özkandan Ele Geçen e-mail. Tuncay Özkan'da ele geçirilen, "Sevgili Mesut, Fethullah'ın davası ile ilgili aleyhte yeni tanıklar bulmamız lazım. Bizim avukat Hüseyin bey mahkemenin aleyhimize doğru gittiğini, Eyüp ve Serhat alçaklarının da her an karşı tarafa dönebileceğini söyledi. Şu bizim Serhat'ın bir akrabası varmış, Cihat isminde bir çocuk. Biraz para vererek Fethullah aleyhinde mahkemeye çıkartmayı düşünüyorum. Bu konuda bizim emekli Albay Cem bey de çocuklarla konuşarak, teklifin sanki askerden geldiğini ima edecek. Acilen yeni tanıklar bulmamız lazım. Fevzi Türkeri Paşa ve Kemal Yavuz Paşa vasıtasıyla görüştüm. MGK Genel Sekreteri Tuncer Kılınç ile bir kez daha bu konuda görüşeceğiz. Senin söylemek istediğin bir konu varsa bana mail gönder veya bir numaralı BİKE'nin evinde görüşelim. Sakın telefonda açık konuşma.(...)Cevap bekliyorum sevgiyle kal. Gülseven Yaşer yeni telefonum 05...." ifadelerinin yer aldığı e-mail ile ilgili soruya Kılınç, şu yanıtı verdi: "İçeriğini Anladım" "Gülseven Yaşer isimli bayanı, Çağdaş Eğitim Vakfı'nın başkanı sıfatı ile tanıdım. Bu e-mail'in gönderildiği Hayri Canöz'ü tanımıyorum. e-mail içeriğini anladım, ancak burada konuşulan konularla ilgili herhangi bir şey görmedim, duymadım. Zaten devam eden bir davaya müdahil olmak, tanık yaratmak gibi bir faaliyet içerisinde olmam söz konusu olamaz. Ben yasal olmayan bir talebi hiçbir şekilde dinlemem. Bir numaralı BİKE tabirinin ne anlama geldiğini bilmiyorum." KAYNAK ÇOK ENTERESAN: http://www.turkhackteam.net/turkiye/fetullah-gulen-hain-diyenler-okusun-buyrun-yarginin-hakkinda-verdigi-kararlar-253852.html
   Halim Cillov
Fevzi Türkeri-Ruhsar Güneş Paşalar Hazırladı: Genelkurmay'ın, Ankara DGM Başsavcılığı ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yanı sıra Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay Başkanlıkları ile Askeri Yargıtay Başkanlığı'na faks kanalıyla brifinge çağrı yazısı gönderdi. Genelkurmay Genel Sekreteri Tümgeneral Erol Özkasnak imzasıyla 5 Haziran 1997 tarihinde gönderilen 3050-24 97 sayılı yazıda, yargı mensuplarından brifinge katılıp katılmayacaklarını bildirmeleri de istendi. Davet edilen yargı mensuplarının tümü, daveti aldıktan sonra katılacaklarını bildirdi. Brifinge katılacağını bildiren savcıların sayısının 90'ı bulduğu öğrenildi. Genelkurmay Başkanlığı İstihbarat ve Harekat Başkanlıkları'nın ortaklaşa hazırladıkları 'irtica' brifingi Tümgeneral Fevzi Türkeri ve Tuğamiral Ruhsar Güneş tarafından verilecek. Brifingde, Refahyol Hükümeti'nin göreve geldiği tarihten sonra İslamcı sermayenin hızla güç kazanmasına değinilerek, İslami sermaye kanalıyla irticai faaliyetlere sağlanan maddi desteğe dikkat çekilecek. Edinilen bilgiye göre komutanlar, irticai faaliyetlere kaynak yaratan İslami sermayenin tırmanışı, otomotivden turizme, temizlikten bankacılığa, dershanecilikten sigortacılığa, eğitimden giyime, taşımacılıktan gıdaya kadar somut örnekler vererek anlatacaklar. Brifingde ayrıca, İslami sermaye gruplarının holding, vakıf ve dernek görüntüsü altında irticai faaliyetlere ve irtica gruplarına nasıl destek sağladıkları da belgelerle vurgulanacak. Ayrıca, kamuda İslamcı kadrolaşma ile tarikatların Harp Okulları kanalıyla orduya sızma girişimlerine dikkat çekilecek. Brifingde, 9 Mayıs'ta Yimpaş Yönetim Kurulu üyesi Kadir Şöhret'in yurda 23 kilo 900 gram kaçak altını sokarken, 10 Mayıs'ta da Kombassan kuryesi Mehmet Uzun'un 1 milyon 700 bin mark ve bir miktar ziynet eşyasını kaçak yollardan yurda sokarken yakalanmaları hatırlatılacak. Genelkurmay yetkilileri, bu iki olay hakkında yapılan araştırmalarının yetersizliğine ve Yimpaş konusunda soruşturma başlatılmamış olmasına işaret edecek. Brifing'te, "Rejim aleyhtarı kişi ve gruplarca yönlendirilen sermayeler, ülkemimizin bütünlüğü için tehlike oluşturmakdadır. Örneğin bir grupta 5 kişi 100 trilyon liraya, bir başka grupta 6 kişi 45 trilyon liraya hükmediyor. Bu paralar, Türk halkının 'inanan-inanmayan' diye ayrılması yolunda, TSK'ya silahlı bir güç oluşturulması için harcanıyor. Bu paralarla rejim aleyhtarı örgütlenmelere destek veriliyor. Bu gelişmelere göz yumulması mümkün değildir" mesajı verilecek. Genelkurmay, sendikalar ve derneklerden İslamcı sermayenin hakim olduğu şirketlere karşı duyarlı olmalarını da isteyecek. Genelkurmay daha önce yayınladığı gizli genelge ile "Ordu kurumları ile personelini Kombassan, Yimpaş, İhlas Holding, Asya Finans, Ülkeler, Beğendik ve MÜSİAD gibi kuruluşlardan alış-veriş yapmamaları" konusunda uyarmıştı. Bu çerçevede RP'nin mali kaynakları Milli Gençlik Vakfı ile Milli Görüş teşkilatının faaliyetlerine de dikkat çekileceği öğrenildi. Milli Gençlik Vakfı ile Avrupa Milli Görüş Teşkilatı'nın RP'nin iktidara gelmesinden bu yana büyüme ve devlette kadrolaşma faaliyetleri hakkında, davetlilere bilgi sunulacak.
   Halim Cillov
Halef-Selef: Eruygur'dan irtica uyarısı!.. Jandarma Genel Komutanlığı görevini devreden Orgeneral Şener Eruygur, "Eğitim Birliği Yasası’nı Anayasal güvence altına alıp, yasal olarak icrası pekala mümkün iken, dini eğitim adı altında gerçekleştirilen maksatlı ve yasadışı faaliyetlere karşı duyarsızlık ve mücadelede etkisizlik anlaşılır gibi değildir" dedi. Orgeneral Eruygur, Jandarma Komutanlığı görevini, Komutanlık Ek Karargah Binası’nda düzenlenen törenle, Orgeneral Fevzi Türkeri’ye devretti. Orgeneral Eruygur, törende yaptığı konuşmada, Yüce Önder Atatürk’ün çok veciz şekilde belirttiği gibi Jandarma’nın bir "Kanun Ordusu" olduğunu ifade ederek, "Görev ve yetkilerini yasalardan alan Jandarma Teşkilatı, sırf vazifesini yerine getirdiği için zaman zaman bölücülerin, demokrat kimliği kendine siper eden kötü niyetli kişilerin ve yüce din duygularını sömürerek çıkar sağlayanların haksız ve bilinçli tavizlerine maruz kalmıştır" dedi. Bu tavizlerin, devleti güçsüz kılmayı amaçlayan örgütlü bir azınlık tarafından gerçekleştirildiğinin açık olduğunu söyleyen Orgeneral Eruygur, şöyle devam etti: "Çoğunluğun sessiz ve duyarsız kalmasından cesaret bulan ve yararlanan bu maksatlı kişiler, Türkiye’yi bölmeyi, yıkmayı hedefleyen dış güçlerle işbirliği yapmakta ve laik düzene karşı faaliyetlerini planlı bir şekilde sürdürmektedir. Eğitim birliği yasasını anayasal güvence altına alıp, yasal olarak icrası pekala mümkün iken dini eğitim adı altında gerçekleştirilen maksatlı ve yasadışı faaliyetlere karşı duyarsızlık ve mücadelede etkisizlik anlaşılır gibi değildir. Bu yüzdendir ki, yasaları uygulamakla görevli olanlar, maksatlı bir şekilde din düşmanlığı ile suçlanabilmektedir. Keza tekkelerin, zaviyelerin kapatıldığı, bu işlevin güvence altına alındığı bir ülkede, tarikatların kol gezmesini, siyasal yaşamımızı etkilemesini, ülkemizde giderek artan olumsuz kıyafet zorlamalarını ve manzaralarını, milli birliğimize karşı açıkça saldırıları nasıl açıklayabiliriz?" Cumhuriyet’in kuruluş yıllarındaki, Atatürklü yıllardaki heyecanı tekrar yaratmaya, kendimize güvenmeye, devletimizin güçlü ve milletimizin büyük olduğunu bilmeye ne kadar ihtiyacımız olduğunu yurtseverler kısa sürede anlayacaktır." 26 Ağustos 2004.
   Metin Pulaş
Şok!.Bu akşam Kanal D'de Mesut Yılmaz, Star TV'de Uğur Dündar'ın "1 numara" olarak takdim ettiği, eski MGK Genel Sekreteri Tuncer Kılıç Paşa vardı. Mesut Yılmaz; ETÖ operasyonlarının siyasilere de yapılmasını istedi.Kılınç Paşa ise; Türkiye'nin NATO'dan çıkıp İran ve Rusya ile birlik oluşturması gerektiğini yine vurguladı.AB'yi Alevilere, Kürtlere ve dindarlara haklar istediği için sert eleştirdi. MİT'in kendisinden bilgi kaçırdığını, Susurluk'un TSK'yla değil MİT'le ilgili olduğunu öne sürdü.
   Yücel Sarı
Kilit İsim Aranıyor...ETÖ'de Gözler O Paşa'da: Orgeneral Fevzi Türkeri (1941 - .... ). Orgeneral Fevzi Türkeri 1941 yılında Elazığ'da doğdu. 1962 yılında Kara Harp Okulu'ndan, 1963 yılında Piyade Okulu'ndan mezun oldu. 1973 yılına kadar Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı çeşitli birliklerde Takım ve Bölük Komutanlığı yapan Orgeneral Türkeri, 1975 yılında Kara Harp Akademisi'nden mezun olmasının ardından kurmay subay olarak, Genelkurmay Merkez Dairesi Başkanlığı ve Genelkurmay Özel Harp Dairesi Başkanlığı emrinde çalıştı. Kara Harp Akademisi öğretim üyeliği, Kıbrıs Güvenlik Kuvvetleri Özel İstihbarat Başkanlığı, Genelkurmay Özel Harp Dairesi Kurmay Başkanlığı ve Kara Harp Okulu Öğrenci Alay Komutanlığı görevlerini yürüttü. 1990 yılında tuğgeneralliğe terfi eden Orgeneral Türkeri, bu rütbe ile Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı görevinde bulundu. Orgeneral Türkeri, 1994 yılında tümgeneralliğe terfi etti. Bu rütbe ile Özel Kuvvetler Komutanlığı ve Genelkurmay İstihbarata Karşı Koyma ve Güvenlik Dairesi Başkanlığı görevlerini yürüttü. 1998 yılında korgeneralliğe terfi eden Orgeneral Türkeri, Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı ve Jandarma Asayiş Komutanlığı görevlerinde bulunduktan sonra 2002 yılındaki Şura'da orgeneralliğe terfi ederek, 2. Ordu Komutanlığı görevine atandı. Orgeneral Türkeri, 30 Ağustos 2004 tarihi itibariyle Jandarma Genel Komutanlığı görevine getirildi. Gülay Türkeri ile evli olan Orgeneral Fevzi Türkeri'nin 2 çocuğu bulunuyor.
   Zübeyir Güngör Uslu
(***) Gürüz neymiş duydun mu ?, harbiden mandacı,* Bunda kalsa hempa, hem Amerikancı,* Yürü hele bi kemal, sen yolcu biz hancı,* Borun öttüğü güne say, mum söner yalancı.* *** Gürüz yapar cerbeze, her sözü çelişir,* Fayda yok ecel gelir, korkak can çekişir,* Her günü ölüm sanki, kem kalpte pekişir,* Zalimin sonu yakın, ateş tez yetişir,* *** Gürüz devranın döndü, Hak çalar galebe,* Arşın burada artık, gel gitme Halep’e,* Mazlum ahını aldın, hak ister talebe,* Kemal sandın zevali, bir ismin sünepe,* *** Aşık Uslu sitemkâr, sen söyle, sen işit,* Ergenekon bataklık, şer envai çeşit,* Güya masumdur keşler, bazısı pek eşit,* Encümen-i daniş mi, her biri cemşit.* *** Aşık Uslu Niksarî (Zübeyir Güngör Uslu Ayyıldız Fm & www.ayyildizfm.com Gen. Yay. Yön. ( 0542.423 00 56 ) 21.01.2009 10.59– Samsun
   Cem Uzgören
Çok Tehlikeli Bir Kurcalama: İntihar eden Albay Kırca'nın intiharı 'Güvercinlik Askeri Lojmanı'yla ilgili JİTEM bağlantılı olayları da yeniden gündeme getirdi. Ergenekon'da tutuklanan gazeteci Tuncay Özkan, 1998'de Yeşil'in burada saklandığını ileri sürmüştü. Şemdinli Savcısı Ferhat Sarıkaya PKK itirafçısı Orhan Tekin'in Güvercinlik Kışlası'ndaki askerlerle ve teröristlerle aynı anda ilişki içinde olduğunu tespit etmişti. Sarıkaya'nın bu görüşmeleri Genelkurmay'a sorması üzerine görevden alındığı ileri sürülmüştü. Üst rütbeli subayların kaldığı lojmanlardaki daireler JİTEM'de görev alan alt rütbelilere de güvenlik nedeniyle tahsis ediliyor.Komutanın İntiharı bana hiç inandırıcı gelmedi!ETÖ Konseyi kararı,infazı gibi sanki! Konuşmasın diye!..JİTEM'in ana karargahı, Arşiv Merkezi; Güvercinlik mi yoksa?..Cephanelikler, suikast silahları buradan mı çıkıyor yoksa?..Faili meçhullerin karargahı burası mıdır?...Ah Güvercinlik, ah!...
   Emin Allahverdi
Yılmazların 1991'de Mal Varlığı: Tekrar Mesut ve Turgut Yılmaz kardeşlere dönelim. Mesut Yılmaz'ın siyasete atıldığı 1983 yılında, kendisine ve yakınlarına ait mal varlığı ile ilgili bir belgeye rastlayamadık. Bir bildiride bulundu mu onu da bilmiyoruz. Bulabildiğimiz siyasete atıldıktan 8 yıl sonra verdiği bir mal beyanı. Her ne kadar 8 yıl sonra verilen beyan, gerçekleri göstermese de, biz yine de kendi beyanlarına dayanarak Yılmaz ailesinin malvarlığına bir göz atalım. (28 Ağustos 1991 Sabah Gazetesi) Mesut Yılmaz: •İstanbul Suadiye’de bir apartman dairesi. •Beyazıt’taki Beyaz Saray Hanı’nın 6/1 hissesi. •İstanbul Ataköy’de ödemesi devam eden eşine ait bir daire. •Bodrum Yalıkavak’ta Cennet Yapı Kooperatifi tarafından yaptırılan eşine ait yazlık ev. •Bodrum Adabükü’nde Doktorlar Yapı Kooperatifi tarafından yaptırılan yazlık ev. •Alanya’da Yapı Kooperatifine ait inşaatı devam eden yazlık ev. •Ankara Beytepe’de 18 Yapı Kooperatifine ait inşaatı devam eden bir ev. •Delta AŞ.’nin 314 milyonluk hissesi (eşine ait). •Bankalarda toplam 251 milyon 62 bin 914 lira para ve yarım kilo altın. •Eşi Berna Yılmaz’a ait 300 milyon liralık mücevherat. •Bir adet 1987 model Renault marka otomobil. Birader Turgut Yılmaz: •İstanbul’da 3 daire. •Bodrum’da bir ev. •Almanya’nın Krefeld semtinde bir ev. •Türkiye’de 1 milyar 200 milyon TL. •Almanya’da 840 bin DM. •Eşine ait 500 milyon liralık ziynet eşyası. •Delta Giyim Sanayi AŞ. •Birand Giyim Sanayi AŞ. •Deneks Giyim Sanayi AŞ. •Transalkim Uluslararası Nakliyat Ltd. Şti. •Arkad Plan Proje Taahhüt AŞ. •GSD Dış Ticaret AŞ. •Aktif Finanas Factoring Hizmetleri AŞ. •Sahibi olduğu 8 şirkete ait -Ankara yolu üzerinde 7 bin metrekarelik bina -Ankara yolu üzerinde 5 bin metrekarelik bina. -Levent’te bina. -Tuzla’da bina. -Yeni Bosna’da bina. Yenge Claudia Yılmaz (Huylmons): •İstanbul Kalamış'ta bir daire, •Almanya Krefeld'de bir daire, •Tyllburg'da veraseten bir arsa, •40 milyar lira değerinde mücevher, •43 adet Cumhuriyet altını, •15 milyar lira değerinde gümüş eşya, •Almanya Sparkassebank'ta iki ayrı hesapta toplam 116 bin Mark, •Yapıkredi Bankası'nda iki ayrı hesapta 320 milyon, •Kadıköy Tekstilbank'ta 1367 dolar, •Maltepe Tekstilbank'ta 180 bin Mark, •Aynı bankada 95 bin dolar. Yılmazların 1998'de Mal Varlığı Mesut Yılmaz'ın 1988'de TBMM Malvarlığını Soruşturma Komisyonu'na verdiği mal varlığı bildirim listesinde büyük bir değişik yoktu. Yılmaz, bildirimde 1996 yılında verdiği bildiriminde kardeşi Turgut Yılmaz'dan aldığı 2 milyar 800 milyon liralık borcunu ödediğini bildirdi. Mal bildirimindeki diğer değişiklik ise eşinin sahip olduğu Suzuki otomobili Tempra ile değiştirmesi oldu. Yılmaz, daha önce inşaat olarak gösterdiği Bodrum'daki yazlığını, konut olarak listesine aldı. (Hürriyet 10 Haziran 1998, Çarşamba) "Minareyi çalan kılıfını da hazırlar" misali, Mesut Yılmaz'ın kişisel mal varlığı da, gerçekler açısından önemli değildi. Önemli olan, bir şebeke halinde çalışan Yılmaz Organizasyonunun mal varlığı idi. Bu varlığı da başta birader Turgut olmak üzere başka yerlerde aramak lazımdı. Turgut Yılmaz (Kardeş) •İstanbul Eminönü'nde dükkan, •Suadiye'de mesken, •Şişli'de mesken, •Beyoğlu'nda mesken, •Şişli'de bir işhanında yüzde 50 hisse, •Maltepe'de bir arsanın yarı hissesi, •Eminönü'nde Beyazsaray işhanının altıda bir hissesi, •Muğla Bodrum'da mesken, •117 adet Cumhuriyet altını, •30 milyar lira değerinde 72 adet tablo, •20 milyar lira değerinde çok sayıda Selçuklu eseri kolleksiyonu, •4 adet tabanca, •1993 model Mercedes araba, •8 milyar lira değerinde gümüş ev eşyası, •Almanya'da Sparkasse Bankası'ndaki iki ayrı hesapta toplam 1.5 milyon Mark para, •Tekstilbank Maltepe şubesinde 204 milyar lira değerinde Hazine bonosu, •Akbank Küçükyalı şubesinde 80 milyon lira, •Beyazıt şubesinde 3 milyar 776 milyon lira değerinde hazine bonosu, •Delta Giyim Şirketi'nde hisse, •Birand Giyim Sanayii'nde hisse, •Transalkim Uluslararası Nakliyat şirketinde hisse, •Deneks Giyim Sanayii'nde hisse, •Perfekttrans Nakliyat Şirketi'nde hisse, •Delta Holdingi Anonim Şirketi'nin sahibi, •GSD Holding şirketinde hisse, •GSD Dışticaret şirketinde hisse, •Kuruluş halinde olan Özbekistan Barakat-Alfa şirketinin ortağı. (atin.org)
   Tuncer Kılıçbay
D. Perinçek'i ne kadar tanıyoruz?...MİT'çi Mehmet Eymür anlatıyor; dudaklarınız uçuklayacak!..Tuncay Güney mi deli-psikopat, Doğu Perinçek mi daha iyi anlayacaksınız: 12 Mart 1971 darbesinden sonra güvenlik güçleri terör örgütlerine yönelik bir dizi operasyonlara girdiler. Bu faaliyetler meyanında, Fabrikatör Perinçek'in " Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi"ne (TİİKP) yönelik "Şafak Operasyonu"nunu diğerlerinden ayıran önemli bir unsur vardı. Bu örgütün İstanbul'daki karargahı bir İngiliz'e aitti... İngiliz uyruklu Hiller Samder Boyt, Robert Kollej'de profesör olarak görevliydi ve Aşiyan'daki ev, bu şahsa Robert Kolej tarafından tahsis edilmiş bir lojmandı. Örgütün önemli ismi ve İstanbul sorumlusu Ferit İlsever ve arkadaşları burada kalıyorlardı. Güvenlik güçlerince eve yapılan baskın sonunda o anda evde bulunan İngiliz profesör ile bir kaç örgüt mensubu yakalandı. Daha sonraları Aydınlık Gazetesinin sorumlu müdürü olan Aydoğan Büyüközden de yakalananlar arasındaydı. Başında perukla yakalanan Aydoğan Büyüközden, kendisini yakalayan güvenlik görevlilerine bir müddet "sağar ve dilsiz" numarası yaptı. Lojmanda telsizler ve örgütsel dökümanlar bulundu. Bu operasyon sonucunda İstanbul bölgesinde ve bütün Türkiye'de 266 örgüt mensubu yakalandı ve örgüt çökertildi. Örgütün çökertilmesinde en büyük etkenlerden biri, ele geçirilen Ferit İlsever'e ait şifreli defterdi. Ankara 3 numaralı Sıkı Yönetim Mahkemesinin Şafak Davası dosyasında delil olarak bulunan bu defterde, bugün, halen medyada yer alan, elliye yakın tanınmış insanın ismi vardı. Şifreli defterde bulunan İstanbul örgütünün şeması çözülünce, operasyon Ankara'ya atladı. Perinçek, burada, bir çiftlik evinde çoban kıyafetinde yakalandı. Baskın neticesinde İngiliz dahil yakalananlar, İstanbul Emniyet Müdürlüğüne götürüldüler. Ancak İngiliz Profesör kısa bir süre sonra üst makamlardan gelen talimatla serbest bırakıldı. Hiller Samder Boyt, alelacele Türkiye'yi terketti. Böylece İngiliz'in örgütle olan ilişkisi, veya daha doğrusu, örgütün İngilizlerle olan bağlantısı tam olarak çözülemedi. İstanbul MİT'te, yasadışı Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi operasyonun sorumlusu, Necdet Küçüktaşkıner'di. Küçüktaşkıner 1973'de teşkilattan ayrılarak serbest avukatlığa başladı. Perinçek grubu, Küçüktaşkıner'i imha edilmesi gereken hedefler listesine kaydetmişti. Ferit İlsever1978 Temmuz ayında silahlı adamları ile Küçüktaşkıner'in Taksim'deki ofisini bastı. Küçüktaşkıner'i "kontrgerilla" olarak niteliyerek, kendileriyle ilgili operasyonların emrini kimin verdiğini sordular, bazı açıklamalarda bulunmasını istediler. "Aksi taktirde seni teşhir eder, bitiririz" dediler. Küçüktaşkıner'ın "ben kontrgerilla filan değilim, ben bir MİT mensubu olarak görevliydim ve sizin sorgularınızda bulundum, bunu da kabul ediyorum. Ancak, bu ithamlarınız saçma ve talepleriniz de yersiz, lütfen burayı terkedin" cevabı ona pahalıya maloldu. Olaydan birkaç gün sonra Aydınlık gazetesi "İşkenceci Avukat Necdet Küçüktaşkıner" manşeti ile Necdet Küçüktaşkıner'i teşhir etti. Kendinin, evinin, yazahanesinin çeşitli resimleri, adresleri, şemaları yayınlandı. Küçüktaşkıner'le ilgili, normal bir kimsenin ulaşamayacağı teşkilattaki "personel bilgileri" de yayınlananlar arasındaydı. Necdet Küçüktaşkıner ayrıca 1 Mayıs 1977'de ki, 37 kişinin öldüğü "Kanlı Taksim Olayı"nın da tertipçisi olarak suçlanıyordu.. Aydınlık, MİT tarafından Emekli Sandığı kanalıyla Küçüktaşkıner'e, olaydan 15 gün önce yapılan 8, 049,041 liralık bir ödemenin belgesini yayanlamıştı. Perinçek grubu bu belgeyi delil olarak göstererek Küçüktaşkıner'i kanlı olayın faili olarak ilan ediyordu. Esasında belge doğruydu. Ancak bu meblağ, MİT kanununda yapılan bir değişiklikle tüm MİT mensuplarına ödenen "Fiili Hizmet Zammı" isimli bir tazminatın yekünü idi. Bu yekünden Küçüktaşkıner'in hizmeti karşılığı payına düşen meblağ 1,617 liraydı ve Emekli Sandığı Küçüktaşkıner'e sadece bu meblağı ödemişti. Aydınlık, Emekli Sandığı'ndan elde edildiği sanılan belgedeki, "8, 049,041 liralık ödeme meyanında" kısmında tahrifat yaparak, tüm meblağı Küçüktaşkıner'e ödenmiş gibi göstermişti. Tabiatıyla MİT'in, gizli bir operasyonun parasını "Emekli Sandığı" kanalıyla ödemesi gibi bir saçmalık da olmazdı. Bütün bunlara rağmen "provakasyon" işledi. Basın, Aydınlık'tan alıntı yaparak Necdet Küçüktaşkıner'i "37 kişinin öldüğü Kanlı 1 Mayıs olaylarının tertipçisi MİT mensubu" olarak tescilledi. Bu olumsuz gelişme, Emekli MİT mensubu Avukat Necdet Küçüktaşkıner'in yaşantısını birden bire değiştirdi. Küçüktaşkıner terör örgütlerinin başlıca hedefleri arasına girdi, İstanbul Barosu Taşkıner'in Avukatlık yapmasını engellemeye kalktı. Neticede Küçüktaşkıner'in Taksim'deki bürosu bombalandı. Şans eseri kendisine bir şey olmadı. Necdet Küçüktaşkıner hala, Perinçek ekibinin kendisine monte ettiği bu iftirayı temizleme mücadelesi veriyor. Esasında, "Kanlı 1 Mayıs" olaylarının yegâne sorumlusunun Fabrikatör Perinçek ve ekibi olduğu biliniyor. Taksim'deki miting sırasında, Perinçek'in "Maocu" grubunun barikatları yıkarak meydana girmesi ile olay başlamıştı. Sonuçta 1 polis memuru tabanca mermisiyle, 36 kişi de panik sırasında ezilerek ve havasız kalarak öldü. Fabrikatör Perinçek'in grubu belki diğer terör örgütleri kadar silahlanmış bir örgüt değildi ama, "provokasyon" ve "hedef gösterme" özellikleri onları en az diğer örgütler kadar tehlikeli kılıyordu. Kendileri yapmıyorlar, hedef gösterip başkasına öldürttürüyorlardı. Yabancı istihbarat teşkilatlarının "Türkiye Operasyonları"ndaki maşası olarak bu taktikleri, yıllardan beri aynı ustalıkla devam ettiriyorlar. 1970-1980 arası, bir çok terör örgütü gibi, Fabrikatör Perinçek'in grurbunun da en büyük amacı Türk ordusuna sızmaktı. Doğu Perinçek'in örgütü Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisine de bazı genç subaylar üye olmuşlardı. Bunlar Doğu Perinçek'e selam veriyor, "komutanım, başkanım" diye hitap ediyorlardı. Bu subaylardan, o tarihte tespit edilen birkaçı, Perinçek grubu ile birlikte yargılandılar. Fabrikatör Perinçek'in ordu bağlantısı, bilahare üst rütbelere gelen bu genç subaylarla devam etti. Bu subaylar yakın tarihde ordudan ayıklandılar. "Perinçek'i doğru teşhis etmek gerekir. Bence bu adam ruh hastası bir paranoyaktır. Karalamak için söylemiyorum, gerçekten psikiyatristler tarafından müşahede altına alınması gereken ölçüde ruh hastası olduğu kanaatindeyim. Bu yüzden ajan provokatör olarak kullanılmaya müsait bir kişiliğe sahip, zaten öyle kullanılıyor. ...Oynadığı ajan provokatör rolü, bu ülkede herkesi ilgilendirmesi gereken bir güvenlik sorunudur. Üstlendiği misyon, bu ülkede sıhhatli olabilecek herkese ve herşeye hücum etmek; kurumları yıpratmak, kişileri şaibe altında bırakmak, zayıflatmaktır. Türkiye'de kim destabilizasyon peşindeyse Perinçek, o tür güçler için bulunmaz bir nimettir. Bu amaçla kullanıldığı besbellidir. Kürt meselesi, Türkiye'nin önündeki en hayati sorunlarından biridir. Nitekim, Perinçek de bu mesele ile ilgili olarak kendini gösteriyor. En hassas olduğu konu neredeyse bu. Bu bir rastlantı olmamalı" Bu sözler, bir zamanlar Doğu Perinçek ile çok yakın olmuş, kader birliği yapmış, onu çeşitli açılardan tahlil etme imkanını bulmuş bir kişiye, tanınmış gazeteci Cengiz Çandar'a ait. 10 Kasım 1991 tarihinde Nokta Dergisinde yer alan söyleşiden paragraflar. Çandar, Perinçek'in gerçek yüzünü erken teşhis edip ondan ayrılanlar arasında. Ancak Perinçek, kendisinden kopanları hiç bir zaman hazmetmedi. Onları hemen "hain, ajan, CIA'cı" diye damgalayarak yok etmeye çalıştı. Kaynak:http://www.atin.org/detail.asp?cmd=articledetail&articleid=267
   Mavi Hilal
Allah razı olsun abi.. :)

Mehmet Ali Bulut Arşivi
KIRILAN KOL YEN İÇİNDE Mİ KALMALI? 13.Ağustos.2009
KÜRT AÇILIMININ EN BÜYÜK ENGEL YİNE KÜRTLERDİR" 05.Ağustos.2009
MOĞULTAY, HSYK VE AK PARTİ 31.Temmuz.2009
CUNTAYI MİLLET TEMİZLEYEBİLİR AMA MİLLET UYUYOR 18.Temmuz.2009
ARTIK AĞLAMAK İSTEMİYORUM 13.Temmuz.2009
Gül gül ile mi yoksa diken ile mi tartılır görveceğiz 04.Temmuz.2009
Darbeciye atılan tokat ordunun gözünü çıkarmasın 04.Temmuz.2009
Asimetrik harbin galibi millet olacak! 04.Temmuz.2009
TSK en temel partidir, diğerleri fasa fiso 04.Temmuz.2009
İran nereye... 04.Temmuz.2009
Gidip hasmınızın evinde oturacak yürek var mı? 18.Haziran.2009
Müsbet hareketin gücü yahut Fethullah hareketi... 18.Haziran.2009
Beyaz Türklerin tanrısı sekeratta 18.Haziran.2009
Eşyanın hakikati sabit mi? 18.Haziran.2009
İyilik insanı ahmaklıktan kurtarır mı? 18.Haziran.2009
KÜRT HALKI’NDAN ÖZÜR DİLEMEK… 04.Haziran.2009
Yaşasın islam! 04.Haziran.2009
İstanbul Konstantiye olur mu? 30.Mayıs.2009
BAŞLIĞI OKURA BIRAKILMIŞ BİR YAZI! 21.Mayıs.2009
Kadın hayatın özüdür! 12.Mayıs.2009
Kadın kıble olunca 12.Mayıs.2009
KATLİAMDA TAKILAN MASKELER HANGİ YÜZLERİ GİZLEMEK İÇİNDİ 07.Mayıs.2009
TİYNİYET DEĞİŞMEZSE KABİNE İYİ NİYETTEN İBARET KALIR... 02.Mayıs.2009
İşte bu yüzden korkuyorum! 24.Nisan.2009
Başı göğe erdi ama aramızda yaşadı 24.Nisan.2009
Baharda kış soğuğu 14.Nisan.2009
Obama Kanuni, Türkiye Fransa olur mu? 09.Nisan.2009
Millet CHP'ye dedi ki... 01.Nisan.2009
Millet iktidara dedi ki... 31.Mart.2009
Senin için ağlıyorum, seninle gurur duyarak! 28.Mart.2009
Bu kadar acz bir devlete yakışır mı? 28.Mart.2009
Ağız tadıyla iktidarı bile eleştiremiyoruz 24.Mart.2009
ASKER ASABİLEŞMESİ 19.Mart.2009
DARWİN’İ SUSTURAN CEVAP 12.Mart.2009
AHMET TÜRK’ÜN DEDESİNİN DE BULUNDUĞU MECLİSTE KONUŞULANLAR… 04.Mart.2009
“BEN CUMHURİYETİN ADALETSİZ VE HUKUKSUZ OLANINI SEVERİM” 04.Mart.2009
Neden Kılıçdaroğlu değil de Topbaş? 25.Şubat.2009
Ergenekon'dan çıkış ve Bediüzzaman 17.Şubat.2009
Seçim atmosferine girerken... 09.Şubat.2009
Bediüzzaman yaşasaydı kime oy verirdi? 07.Şubat.2009
Sultanın gölgesine basan adamın başına gelenler 30.Ocak.2009
Madımak'ı yakanlarla İpekçi'yi öldürenler 23.Ocak.2009
Atatükçü sanıyorduk, meğer mandacıymış! 20.Ocak.2009
Masuniyet karinesi ha! 17.Ocak.2009
Kerbela siyaseti ve iktidar! 13.Ocak.2009
Sistemin tanrısına dokunmak! 07.Ocak.2009
İsrail ve canımı sıkan bir ayet (2) Yorumlar, tarizler, cevaplar... 05.Ocak.2009
İsrail ve canımı sıkan bir ayet 29.Aralık.2008
Tuncay Güney'in karmaşıklığı Ergenekon'u masum yapar mı? 06.Aralık.2008
CHP nereye koşuyor? 25.Kasım.2008
APO'nun yeni komşusu İskender Büyük mü? 21.Kasım.2008
Siyasette müspet hareketler 20.Kasım.2008
Anayasanın değişmezleri... 14.Kasım.2008
Ergenekon savcısı 11.Kasım.2008
Obama'nın beriki yüzü 08.Kasım.2008
O ba ma, Necdet Sezer ve Cumhurbaşkanı Apo ! 06.Kasım.2008
Mustafa 04.Kasım.2008
Allah bizi sizin Cumhuriyetinizden korusun! 30.Ekim.2008
Evet, daha kötü günler geliyor, ama kime? 27.Ekim.2008
Temel Ağabey'i uğurlarken... 26.Ekim.2008
Sermaye ve iktidar! 20.Ekim.2008
Sayın başbakanım bu sizin gerçek duruşunuz ise... 17.Ekim.2008
Başbakan, Bahçeli'yi muhatap almak zorunda! 16.Ekim.2008
Kürt kimin umurunda be kardeş! 09.Ekim.2008
Neden askerler hiç mesul olmazlar? 05.Ekim.2008
AK Parti'nin geleceği 26.Eylül.2008
Benim hırsızım iyidir! 21.Eylül.2008
Başbakan'ın adamları ne yapıyor? 15.Eylül.2008
Talut Calut'u yener, nitekim yenmişti... 11.Eylül.2008
Kenya'ya kar yağıyor! 06.Eylül.2008
Bir sarhoş Yeltsin yok mu? 03.Eylül.2008
Türkiye için semirme vakti! 02.Eylül.2008
Başbuğ ve ideolojik muhalefet döneminin sonu! 29.Ağustos.2008
Ergenekon'un Kürt Memetleri 25.Ağustos.2008
Gürcistan dramından Asya Medeniyetine... 14.Ağustos.2008
Amerika'nın İp'i yahut kan oyunları 11.Ağustos.2008
Değerlerin ihyası! 08.Ağustos.2008
AK Parti'nin farzı, vacibi, sünneti... 05.Ağustos.2008
Bediüzzaman Önder Sav'a ne dedi 02.Ağustos.2008
Batı'nın Karlofçası 31.Temmuz.2008
Eyvah, AK Parti kapatılmıyor! (Adnan Menderes Çıkmazı'nda kan gölü= 29.Temmuz.2008
Evet bu bir hesaplaşmadı 24.Temmuz.2008
Agarta'nın gelini 18.Temmuz.2008
Perestroyka yahut temellerin çöküşü 12.Temmuz.2008
BU mu yanlış? 10.Temmuz.2008
AK Parti out olurken nasıl oluyor da Şener in? 09.Temmuz.2008
Yarasalar gündüz uçuyor, demek ki karanlıktakilerin de keyfi kaçtı 03.Temmuz.2008
Ben yazmasam bir şey olmaz ama siz tepki koymazsanız çok şey kaybederiz 01.Temmuz.2008
Firavun, Musa ve Deveyi Kesen 9 Kişi 07.Haziran.2008
Mustafa Kemal ve arkadaşları nerede, şu kafa yapısı nerede? 03.Haziran.2008
Öğretmeni kim mağlup etti? 28.Mayıs.2008
Önder Sav'a din öğretildi de o mu yanlış öğrendi? 23.Mayıs.2008
Turhan Çömaz Ali Suavi mi olmak istiyor? 20.Mayıs.2008

Gazetelerin 1. Sayfaları

BİLAL BABA EMMOĞLU İLE FİNALDE...

Acun Ilıcalı, Yetenek Sizsiniz finali ile ekranlara kitledi. İşte görme özürlü Bilal'i finale taşıyan, Emmoğlu...

MÜSLİM GÜRSES EZAN OKUDU

İftar saati için stüdyoya giren Müslüm Gürses ATV Ana Haber'de ezan okudu

BERNA KARAGÖZOĞLU BEŞ YAŞINDAYKEN ŞARKI SÖYLÜYOR!

ATV'de bir programda şarkı söylemeye başladıktan sonra televizyon fenomeni haline gelen 10 yaşındaki Berna Karagözoğlu'nin 2005 yılında, yani 5 yaşındayken çekilmiş görüntüleri youtube.com da yayınlandı.

EVRENESOĞLU'NUN ALLAH İLE KONUŞMA ANI!

İskender Evrenesoğlu'nun bir müridi için Allah ile iletişime geçme görüntüleri 'simsarcılığın da bu kadar' dedirtiyor.

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR


DÜN EN ÇOK OKUNANLAR

EN ÇOK ARANANLAR

» Ahmet Hakan
» Ali Kırca
» Nurettin Veren
» Galatasaray
» Fethullah Gülen
» Nuh Gönültaş
» Minik Dualar
» Video Haberler

VİDEO HABERLER

» BİLAL BABA EMMOĞLU İLE FİNALDE...
» BAŞBAKANA LAF ATIYORLARDI Kİ, NTV YAYINI KESTİ
» BAYRAMINIZI ZEHİR ETMEYİN
» İLKER BAŞBUĞ 4 ŞEHİT ASKER İÇİN NE DEDİ?
» MÜSLİM GÜRSES EZAN OKUDU
» BU MAYINLARI KOMUTAN YERLEŞTİRDİ!
» BERNA KARAGÖZOĞLU BEŞ YAŞINDAYKEN ŞARKI SÖYLÜYOR!
» GÜNÜN KLİBİ... BENDE YETİM BİR KIZIM!
» GÜNÜN KLİBİ... MUSTAFA YILDIZDOĞAN'DAN SÜPER ŞARKI
» İdiz Yatak Odasından Bildiriyor
gasteci.com © 2008