Bir süre once bir dostum bazı önemli işadamlarının aylardır yurt dışında olduğunu, Türkiye’ye dönmediğini söylediğinde yeni bir Ergenekon Operasyonu kokusunu almadım desem yalan olur. Nuh Gönültaş
O konuşmada ismi geçen Bedrettin Dalan bunlardan bir tanesiydi.
Hayatında bir gün bile tatil yapmadığı, çok çalışkan olduğu bilinen Bedrettin Dalan’ın işlerini iki aydan daha fazla süredir bırakıp yurt dışında tatilde olması oldukça ilginçti.
Dalan iki aydır neredeydi peki?
Bu konuda yakınları hiç bir bilgi verilmiyordu.
Nerede olduğunu kimse bilmiyordu.
Dün sabah İstek Vakfı ve Yeditepe Üniversitesi’nde Bedrettin Dalan’ın ofisleri aranırken Bedrettin Dalan’ın nerde olduğu ortaya çıktı.
Dalan, küçük oğlu gözaltına alınınca bulunduğu yerden başını uzattı, Amerika’dan basın mensuplarını aradı ve kendini gösterdi.
Dalan aylardır Amerika’da.
Amerika büyük bir yer. Amerika’nın neresinde?
Amerika’da Florida’da bulunuyor Bedrettin Dalan.
Nereden biliyorum?
Amerika’daki bir arkadaşım Bedrettin Dalan’ı Florida Türk Radyosu’nda dinlediğini söyledi.
Bedrettin Dalan’ın bu radyoya çok özel bir önem ve destek verdiği biliniyor.
Ulusalcı çevrelerle pozitif ilişkide olduğu değerlendirilen www.turkishny.com Dalan’ın Florida Türk Radyosu’nu ziyaretinden fotoğraflar da yayınladı. Site Dalan’ın bu radyoya çok özel önem verdiğini ve desteklediğini yazıyor!
Aylardır yurt dışında olan bir başka işadamı da Hüsnü Özyeğin.
Hüsnü Özyeğin’in Ergenekon’un önemli isimlerinden Veli Küçük Paşa ile ilişkisini Taha Kıvanç açık etmişti.
O yazıyda Veli Küçük’ün Hüsnü Özyeğin’in Fiba Şirketler Grubu’na yönetim kurulu üyesi yapıldığını yazmıştı.
Hüsnü Özyeğin Türkiye’yi terketmiş olabilir mi?
Bu konuda kesin bir bilgi yok ama Finanbank’ın da sahiplerinden Hüsnü Özyeğin’in şirketlerinin merkezini Hollanda’ya taşıdığına dair bilgiler var.
Özyeğin’i tanıyan çevreler onun Ukrayna ya da Romanya’da olabileceğini söylüyorlar.
Neyse bize ne, neredeyse nerede!
Dünkü Ergenekon operasyonuna tepki gösteren CHP çevrelerinden birisinin “Korkarım bu operasyonlar eski Cumhurbaşkanına kadar varacak” diyordu.
Bu cümle bana çok ilginç geldi. Kenan Evren’I saymazsak yaşayan iki eski Cumhurbaşkanı var. Süleyman Demirel, Ahmet Necdet Sezer.
Yorumlar E. Albay Önder Araklı Şahsım adına, Yüce Türk Milletine!..TSK'nin sağlam, güven veren bir hiyerarşik yapısı vardır. İttihat ve Terakki tecrübesinden çıkarılan bir devlet dersidir bu. TSK bu nedenle kurum içinde tarikat, masonluk,çıkar(çete, mafya) ve siyasal-ideolojik oluşumlara karşıdır, duyarlıdır. Kendi sistemi içerisinde kim olursa olsun tasfiye eder. İşte bu duyarlılık içerisinde TSK; ETÖ operasyonlarını desteklemekte, belli ölçüde Hükümeti de aşan Milli Devlet İradesini önemsemektedir. TSK, AKP'nin yanında veya karşısında değildir. Ama CHP de yanlış yolda! Çünkü CHP'liler; TSK'yı da, askeri de kendi siyasal düzlemlerine göre bir rol statü içerisinde tutmak istiyorlar..Bu nedenle bazı siyasal kişilikleri ne olursa olsun tasfiye etmeye, bu çerçevede suça ve suç örgütlerine karışanları cezalandırmaya sıcak bakmıyorlar..Böyle bir tavrı, kendi açılarından siyasal zayıflık olarak görüyorlar...Halbuki aslında her alanda hukuka güven, devlet kurumlarına güven, hukukun hiyerarşiye rağmen üstünlüğü laik sistemimizin bekası adına çok daha sağlıklı, hatta zorunluluktur..Herkes mahkemece suçu sabit görülene kadar masumdur..Sen-ben, herkes, her konumdaki T.C. vatandaşı; eylemlerinin hesabını vermeye hazır olmalı, yargılanmaktan korkmamalıdır..Hiçbir soruşturma ve beraatle sonuçlanan yargılama kişinin maddi ve manevi haklarını zedelemez, zedelememeli, öyle bir hava estirilmemeli. Medyamız bu konuda duyarlı olmalı..Ancak medyamız; bazı kişilerin asla suç işlemeyeceğine, suç örgütlerine giremeyeceğine, girseler bile yargılanamayacaklarına, hatta bunun devleti yıpratacağına dair bir ön kabul içerisinde de olmamalı..Milli Devlet İradesinin güçlenmesi için bütün devlet kurumları birbirlerine destek vermeli; kendi içlerinde de her türlü temizliğe de hazır olmalılar..Bir zaafiyet sergilenmemeli..Kısacası TSK; ETÖ Operasyonlarına ve Davasına mevcut her türlü siyasal-ideolojik yaklaşım, kaygı ve endişelerin ötesinde, Atatürkçü Düşünce Sistemi içerisinde Milli Devlet İradesi doğrultusunda bakmakta; hukuki sürece şeffaflık ve kurumlararası iletişim içerisinde tam destek vermektedir. Bu destek, herhangi bir siyasal parti veya dinsel-ideolojik oluşuma destek değildir asla..Ve TSK; ETÖ davasına karşı değildir..Saygılarımla.Cemile Türker Said Nursi'nin İtibarı İade Edilsin!..Bu ülkede en evvel, itibarı iade olunacak kişi; Bediuzzaman Said Nursi'dir..Ömrü başta İngilizler ve Ruslar-Ermeniler olmak üzere emperyalizmle mücadele ve direnmeyle geçmiş..Ama emperyalistlerin içerideki bazı maşalarının ve uşaklarının işine gelmemiş..O'nu yıprakmak için akılara ziyan tezvirat, yalan ve iftiralarda bulunmuşlar...Mahkemeler, yüzlerce defa Said Nursi'yi, eserlerini ve talebelerini yargılamış; her defasında SUŞ Unsuru bir şey bulamadıkları için beraat vermişlerdir..Buna rağmen bazı derin mandacılar ve sömürge aydınları; O'nu yok saymışlar veya hain muamelesi yapmışlardır..Bilerek ve kasıtlı olarak Said Nursi adını; İngiliz işbirlikçisi Said Molla ile Kürtçü ayaklanma önderi Şeyh Said ile karıştırmışlar...Aynı kişilermiş gibi propaganda yapmışlardır!..Bazıları bilerek, bazı Türkçüler bilmeyerek veya gaza gelerek..Ya da devrin şartları ve rüzgarı içerisinde..Said Nursi, buna rağmen halkın, milyonların, dünyanın gönlünde taht kurmuştur..Bugün yurtdışında en çok tanınan Türk vatandaşımız Said Nursi'dir!..Kur'an'dan sonra en çok basılan, okunan O'nun kitaplarıdır!..Kitapları 80-100 dile çevrilmiştir..Devletin, rejimin; böyle bir değerle hala kavgalı olması düşünelemez!..Devlet; önce O'nun kabrini bulmalı ve Devlet töreniyle türbesini açmalıdır...Bu bir vefadır!..Tarihi sorumluluktur!..Gülfem Karan Hataylı Zafer Mutlu'nun sağ kolu Oğuz Özerden kimdir?..ETÖ, sanığı Kemal GÜRÜZ, Erden'e nasıl büyük bir jest yaptı?..
Abbas Güçlü anlatıyor:
Hürriyet Pazar’da Emel Armutçu’nun ilginç bir röportajı vardı. Bilgi Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Oğuz Özerden’le Alo 900’lü seks hatlarıyla başlayıp Bilgi Üniversitesi’yle noktalanan serüveni konuşmuş...
• Örneğin Kuştepe’deki merkez kampüsün yeri kimin? Elimdeki belgeler İstanbul’un orta yerindeki bu arazinin yıllığı 1.000.000 liradan, evet evet yanlış okumadınız yılığı bir milyon liradan, hani hakkında bin tane yolsuzluk suçlaması ve mahkumiyet kararı olduğu için yurtdışına kaçan Gülay Atığ’ın Şişli Belediye Başkanlığı döneminde 49 yıllığına, toplam 49 milyon liraya tahsis edildiğini gösteriyor. Bu bir kamu desteği değil mi?..
• Zafer Mutlu’nun, dolayısıyla Sabah grubunun desteği ve yayınları olmadan herhangi bir yatırımcı bu kadar kolay mesafe kaydedebilir miydi?
• Oğuz Özerden’in ANAP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Akarcalı’nın yeğeni olmasının Alo 900’lü hatlardan Bilgi Üniversitesi’ne gelinceye kadarki yapılanmada hiç mi önemi olmadı?
• Mehmet Sağlam’ın katı tutumundan sonra YÖK Başkanlığı koltuğuna oturan Kemal Gürüz’ün, olağanüstü desteğinin yanı sıra Bilgi’den önce korsan üniversite olarak anılan İSİS’le ilgili konularda üç maymunu oynaması tesadüf müydü?..(http://www.milliyet.com.tr/2002/03/26/yazar/guclu.html)Gülfem Karan Hataylı ETÖ Sermayesine Büyük Kıyak mı?...Bu haberi mutlaka saklayın: İmtiyazlı vakfa vergi kıyağı yapıldı! Ne zaman, kimler tarafından?..Hükümet ekonomik krizi aşmak için kaynak arayışlarında yeni vergilere yönelirken, Etibank'ın içini boşaltmaktan yargılanan Zafer Mutlu'nun kızı Zeynep Mutlu adına kurulan vakfa vergi kıyağı yaptı. Bakanlar Kurulu kararıyla Zeynep Mutlu Vakfı'ndan bugüne kadar gerçekleştirdiği faaliyetlerinden dolayı vergi alınmaması kararlaştırıldı. Vakıf, Kemer Koleji adıyla özel bir okul işletirken bu okuldan elde ettiği gelirden devlete tek bir kuruş vergi ödemeyecek. Resmi Gazete'nin 5 Eylül 2001 tarihli sayısında yayınlanan Bakanlar Kurulu kararıyla Zeynep Mutlu Eğitim Vakfı'na vergi muafiyeti tanındı. Maliye Bakanı Sümer Oral'ın talebi üzerine Bakanlar Kurulu'nun 23 Temmuz 2001 tarihli toplantısında alınan kararla Zeynep Mutu Eğitim Vakfı'nın Medeni Kanun hükümleri ile vakıf resmi senedine uygun faaliyette bulunduğu dönemlere münhasır olmak üzere vergi muafiyeti tanındığı Resmi Gazete'de yer aldı. Kemerburgaz'da Kemer Koleji isimli bir özel okul işleten Zeynep Mutlu Eğitim Vakfı'nın bu okuldan elde ettiği bütün gelirlerin tamamı kendi kasasına girerken devletin kasasına tek kuruş vergi girmeyecek. Aile vakfı görüntüsündeki vakıfta vakıf başkanlığını Zafer Mutlu yürütürken, babası Latif Mutlu'nun yanında Güneş Mutlu, Füsun Mutlu, Nebahat Mutlu, Serdar Mutlu mütevelli heyeti arasında yer alıyor.
Gülfem Karan ETÖ sermayesi veya yakın dönemde ülkeyi askeri darbeye hazırlama sermayesi ne demek?..Bir dostum dedi ki; onun yalancısıyım: ZAFER Mutlu deyip geçmeyin!..Zafer Mutlu, Mustafa Taviloğlu, İlter Turan, Oğuz Özerden..? Kim bunlar?..ETÖ'nün neresinde yer alıyorlar?..Sadece Oğuz Özerden'i veya Zeyno Baran'ı araştırsanız, yeter; ne yapmak istediklerini anlarsınız..Bir de vakıfları var ki, akıllara ziyan:
Zeynep Mutlu Eğitim Vakfı Mütevelli Heyeti: • AHMED PEKİN • LATİF MUTLU
• ALİ HAKAN SÜMERVAL • MUSTAFA TAVİLOĞLU • ASAF SAVAŞ AKAT • MUSTAFA SARIGÜL • BÜLENT TANLA • NURAN APAYDIN
• BÜLENT ECZACIBAŞI • NEBAHAT MUTLU
• BAHATTİN YÜCEL • SERDAR MUTLU • CEM BOYNER • ŞÜKRÜ KIZILOT
• CEM KOZLU • YAVUZ DONAT
• DİNÇ BİLGİN • ZAFER MUTLU
• ERTUĞRUL ÖZKÖK • ZÜLFÜ LİVANELİ
• GÜNEŞ MUTLU
• HİKMET ÇETİN
• İBRAHİM BETİL
Zeynep Mutlu Eğitim Vakfı'na Katkıda Bulunanlar:
Nihat Doğan,
Turan Özsarı,
Cahide Doğan,
İbrahim Özer,
Cem Boyner,
Ani Özderici,
Ali Sümerval,
İsmet Göksel,
Selçuk Soybay,
Nazar Büyüm,
A. İhsan Karacan,
Taner Aklan,
Yıldız Özsarı,
Ahmet Sabri Uluğ,
Mustafa Dost,
Zekeriya Alp,
Selahatten Duman,
Bülent Tanla,
Mustafa Taviloğlu,
Ahmed Pekin,
İsmet Göksal,
Latif Mutlu,
Ercan Arıklı(vefat etti),
Bülent Eczacıbaşı,
Hüsnü M. Özyeğin,
Aydın Doğan,
NOT: Gazeteci Zeyno Baran kimdi?
Neocon düşünce kuruluşu Hudson Institute uzmanı. Nixon Center’dan transfer oldu. Güvenlik, enerji, Avrasya ve Türkiye uzmanı. Gazeteci Ahmet Uran Baran’ın kızı. Annesi ise gazeteci Füsun Mutlu. Gazeteci Zafer Mutlu’nun da üvey kızı. Kemal Derviş’in Dünya Bankası’ndaki ekibi arasında yer aldı. 1996’dan beri Washington’da çeşitli kuruluşlarda görev aldı. 2003’te Nixon Center’da çalışmaya başladı. Bu yılın nisan ayından beri de Hudson Institute’da görevli.
Mestan Ergenekon konusunda yazdığı kitaplarla tanınan Yazar Zihni Çakır, "Ergenekon'un Çöküşü 2" isimli kitabında, birbiriyle bağlantılı 3 ayrı toplantıya dikkat çekiyor. Yazar, konuşulanların tamamının toplantılara katılan bir istihbaratçı tarafından kayıt altına alındığını ve bağlı bulunduğu teşkilata rapor halinde sunulduğunu belirtiyor.
Bu raporlara göre, 1999 yılı Aralık ayı başlarında İstanbul Ataşehir'de yapılan birinci toplantının başlığı 'Yeniden Yapılanma Yönetimi ve Geliştirme Stratejileri'. Kitapta, toplantıya katılan isimler şöyle kodlanıyor: Fevzi Türkeri, Tuncer Kılınç, Kemal Yavuz, Çetin Doğan, Gülseven Yaser, Bike K., Haşmet Atahan, Bülent Berkarda, Ergün Poyraz, Nurettin A. (Veli Küçük'ü temsilen), Doğu Aktolga ve Doğu Perinçek ve Necip Hablemitoğlu; Toplantıda örgütün aktif hale getirilmesi kararlaştırılır. Ayrıca, 'Ergenekon: Analiz Yeniden Yapılanma, Yönetim ve Geliştirme Projesi' başlıklı metin de imzaya açılır. Bu metinde, daha sonradan basına yansıyacak olan 'Kişisel çıkarlar adına siyasete yönelmiş ve hedefe ulaşabilmek adına her şeyi mubah sayabilen siyasilerin engellenebilmesi için, geriye kalan tek yol suikasttır.' cümlesi de yer almaktadır.
3 Kasım 2002'de Balat'ta yapılan ikinci toplantı bir eylem planı şeklinde gerçekleşir. İlk toplantıya katılan Necip Hablemitoğlu buraya iştirak etmez. Ettirilmez! Bu çok önemlidir!.. Onların yerine Ümit Sayın, Veli Küçük, Muzaffer Tekin ve Sevgi Erenerenol, görüşmede yer alır. Toplantıda bulunanlar yapılacak sansasyonel bir suikastla kendilerince düşman saydıkları Gülen cemaatini ve kendilerinin bağlı oldukları yabancı istihbarat örgütü ile çatışan başka bir ülke istihbarat (Almanya) örgütünün töhmet altında bırakılmasını kararlaştırır. Eylem planı için en uygun şey, Hablemitoğlu'nun öldürülmesidir. Hablemitoğlu toplantıdan 45 gün sonra öldürülür!.. Üçüncü toplantı 27 Nisan 2006 tarihinde Ataşehir'de yapılır. Burada da ilk iki toplantının müdavimleri ile birlikte, bazı sağ ve sol örgütlere mensup tetikçiler de yer almıştır. Bunlardan birisi de Danıştay saldırganlarından Osman Yıldırım'dır. Yazar'a göre, Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet Gazetesi'ne bomba konulması da bu toplantı alınan kararlar sonrasında gerçekleştirilmiştir.
Enver Kayaalp Çok Önemli Bir Uyarı: Uğur ve Can Dündar gibi kişiler ETÖ'yü Susurluk'un üzerine yıkıp büyük dosyayı kapatma ve Büyük Resmi ortadan kaldırma niyetindeler...Dikkat edilmeli...ETÖ'nün geçmişi,kökleri çok önemli.NATO-Gladyo örgütlenmesi kapsamında...Camide Metin Yüksel'i, berberde öğretmen Sedat Yenigün'ü veya Ülkücü yazarlar Gün Sazak'ı, İlhan Darendelioğlu'nu, Kemal Fedai'yi kimler öldürdü? Yakın zamanda Nur Cemaatinden İzzettin Hocayı, Çarşamba cemaatinden Bayram ve Hızır Hocaları kim öldürdü, öldürttü? Menzil Cemaati lideri Abdülbaki Efendiyi kimler zehirlemek istedi?..Bedri İncetahtacı, M. Esad Coşan Efendi, Adnan Kahveci, Aydın Menderes ve diğerleri gerçekten kaza mı geçirdiler?...ETÖ'nün sağ, sol, İslamcı vs. kanatları ihmal edilmemeli..Sadece küçük bir aşırı sol düşünce ve eylem insanlarını ortadan kaldırmaya çalışan bir örgütlenme olarak görülmemeli..Derinleri, kökleri çok önemli..Mesela 1980 öncesi 12-15-20 yaşlarında öldürülen 5 bin civarındaki Ülkücünün veya gencin katilleri kimlerdi?..Bakınız: http://ulkucu.sehitlerimiz.orgNusret Kontgerilla Medyası!..ETÖ'nün çekirdeği TMT için yardıma gitmesinin ardından Binbaşı İsmail Tansu, kardeşi Ziya Tansu'yu Alparslan Türkeş ile tanıştırdı. Bu ilişki İsmail beyden sonra da sürdü. Alparslan Türkeş'in önerisi ile Ziya Tansu, 27 Mayıs darbesinin felsefesini güçlendirecek ve bunu halka anlatacak bir gazete kurmaya karar verdi. Yapı ve Kredi Bankası'ndan alınan 360 bin lira krediyle 26 Ağustos 1960'ta kurulan Öncü Gazetesi yayın hayatına girdi. Öncü gazetesinin kadrosu, basında sivrilmiş genç ve dinamik gazetecilerden şekillendi. Başyazar Prof. Ayhan Yalçın, Yazı İşleri Müdürü Altan Öymen, İstihbarat Şefi Oktay Ekşi, Muhabirler Nilüfer Yalçın, Mete Akyol, Mustafa Ekmekçi, Yaşar Aysev, Mustafa Özkan, Erdoğan Tokatlı, Örsan Öymen ve Hıncal Uluç...BKZ: http://www.habername.com/ Röportaj: Aksiyon.Sermet Ben O'yum işte; İBRAHİM ŞAHİN !..:1956 Tokat doğumluyum. İlk, orta, lise ve üniversite tahsilimi Ankara'da yaptım. 1976 Polis Akademisi mezunuyum. 1976'da akademiden mezun olduktan sonra, 76-78 yıllarında Sinop Emniyet Müdürlüğü emrinde çalıştım. 78-80 yılları arasında Isparta Dağ Komando Okulu ve Erzurum'da askerlik görevimi yaptım. 1980 yılının 12 Eylülüne kadar asker dönüşü Isparta'da, 12 Eylülden önce de Nevşehir'de çalıştım, 1982'ye kadar da Nevşehir Emniyet Müdürlüğünde çalıştım...Devamı Müthiş, çok müthiş: http://www.atin.org/detail.asp?cmd=articledetail&articleid=253Osman MİT'çi M. Eymür diyor ki: Oyunun Kaidesi...
Jak KAHMİ olayının arkasında, Türkiye’de istikrarsızlık çıkartmak ve Türkiye’yi İran’la kapıştırmak isteyen bir zihniyetin, bir istihbarat teşkilatının olduğu muhakkaktır.
Eylemcilerin İran’la ilişkili olmaları önemli değildir. Aksine kışkırtma operasyonunu kuvvetlendiren bir görüntüdür. Esasında eylemcilerin, operasyonun esas niyetini ve gerçekte kime hizmet ettiklerini bilmemeleri oyunun kaidesidir.
İstihbarat teşkilatları, bu faaliyetleri en ince detayına kadar planlayarak, tatbikata geçirirler. Özellikle, İran'a karşı kapsamlı bir çalışma yürüten güney komşumuz İsrail'in, bu konularda hayli deneyimli olduğunu itiraf etmek gerekir.
Muhakkak olan bunu planlayanların, Türkiye’de işbirlikçileri olduğudur.
Kahmi olayında, eylemi planladığı, silah ve araçları bulduğu, bir arkadaşlarını cebinden parasını vererek İran’a eğitime gönderdiği belirtilen “Yeryüzü Dergisi” sahibi Yaşar POLAT’ın durumu ilginçtir. Yaşar POLAT ile ilgili ne gibi bir kanuni işlem yapıldı bilmiyoruz. Ancak dikkat çeken bir noktada olduğu muhakkak.
Basına intikal eden haberlere göre, Yaşar POLAT, 1990 ile 1994 yılları arasında 4 kez gözaltına alınmasına karşın her seferinde serbest bırakılmış. İstanbul Beyazıt’ta tekrarlanan Cuma gösterilerinin tamamında en ön sırada ateşli bir şekilde liderlik yaparmış. Tam istihbarat teşkilatlarına uygun bir tip.
Bir de herhalde Yaşar’ın kardeşi Şefik POLAT var. Belirtildiğine göre neredeyse tüm Hizbullahi örgütlerde yöneticilik yapmış bir isim. Bir gazete haberine göre 1992 yılında Batman - İHD şube başkanı Sıddık TAN’ı öldürüp yakalanmış ama sorgulandıktan sonra nereden geldiği bilinmeyen bir “telkin”le serbest bırakılmış.
Merak ...
Merakımı çeken birisi daha var. O eylemci değil, daha doğrusu eski eylemci. Şimdi, “Radikal İslamcı Örgütler” konusunda bir uzman. Devletin organları bile bu konuda onun uzmanlığından, kitaplarından yararlanıyor. Faik BULUT
Hatırlayacaksınız bu sayfalarda bahsetmiştik. Şubat 1973’de İsrail komandolarının bastığı Lübnan’daki Nahr-Al-Bared terör kampında eğitim gören Aydınlık grubundan tek sağ kalan kişi.
BULUT, yaralı olarak ele geçtikten sonra, İsrail’e götürülüp yargılanmış ve 7 yıl 2 ay İsrail’de cezaevinde kalmıştı. 1980'de ceza evinden çıktıktan sonra Türkiye’ye dönen ve bir müddet Aydınlık dergisinde çalışan BULUT, şu anda “Radikal İslam Örgütleri” konusunda uzman sayılı isimler arasında.
Bu konuya nasıl merak saldı ve bu kadar bilgiye nasıl sahip oluyor merak ediyorum. Sadece merak...
Bunları neden yazıyorum.
Türkiye’nin kritik bir dönemden geçtiği bu günlerde kışkırtmalara, yönlendirmelere dikkatli olalım diye...
BKZ: http://www.atin.org/detail.asp?cmd=articledetail&articleid=301Pervin olmaz böyle bi şey !....Ünlü uyuşturucu baronu Hüseyin Baybaşin'in bile web sitesi var: http://www.huseyinbaybasin.com/habergoster.asp?id=1109Tekinay Örek CIA, MOSSAD, Pentagon eliyle terör örgütlerine silah sevkiyatı!..."Kayıp silahlar Türkiye'de kullanıldı"
Amerikan yönetiminin Irak ordusuna hibe ettiği ancak bir bölümü kaybolan silahlardan 14'ünün izi Türkiye’de bulundu...CIA ve Pentagon adamları, silahları, ETÖ elemanları aracılığıyla değişik terör örgütlerine satmışlar!..Rahip Santoro cinayeti ile Danıştay saldırısında da bu silahların kullanıldığı belirlendi. Kayıp silahlardan bazıları PKK ile Dev-Sol örgütüne yönelik operasyonlarda ele geçirildi.
Kaçakçılık ve Organize Suçlar Daire Başkanlığı'nın uyarılarıyla Amerikan Hava Kuvvetleri Özel İstihbarat Birimi (AFOSI) tarafından başlatılan "Irak'taki kayıp silahlar" soruşturmasında önemli bilgilere ulaşıldı.
Yeniden yapılandırma yardımları çerçevesinde Irak'a satılan yaklaşık 400 bin silahın sadece 12 bininin kayıt altına alındığı, kalanların ise kayıtdışı kullanıldığı belirlendi. Bu silahlardan bir kısmının ise yasadışı örgüt ve gruplara satıldığı tespit edildi. Satışlar CIA, MOSSAD ve Pentagon adamları eliyle oldu..
Amerikan tarafının yürüttüğü soruşturmada, kayıp silahların saklandığı silah deposu sorumlularının hesaplarında milyonlarca dolar tesbit edildi.
Tanık konumundaki iki depo sorumlusu suikasta kurban giderken, soruşturmanın yolsuzluk soruşturmasına dönüştüğü ve üst düzey rütbelilere kadar uzanacağı belirtildi.
Türkiye bölümünde yürütülen soruşturmada ise, Irak'ta kaybolan silahlardan 8 Glock, 4 Bumar, 2 de Walter marka silahın Türkiye'ye girdiği saptandı.
Bu silahların Trabzon'daki Rahip Santoro cinayeti ve Danıştay saldırısının yanısıra, Mayıs ayında İstanbul'da, Ocak’ta ayında İzmir'de iki polisin şehit edildiği saldırılarda kullanıldığı kesinleşti.
Ayrıca Dev-Sol ve PKK örgütüne yönelik çeşitli operasyonlarda ele geçirilen 4 Glock ve 2 Walter marka silahın da, bu kayıp silahlardan olduğu belirlendi.
Türk güvenlik birimleri, halen kayıp silahlardan olduğundan şüphelenilen yaklaşık 40 silah hakkında İnterpolden istenilen bilgi gelmedi..
Metin Ortaçgiray UĞUR DÜNDAR YİNE ŞAŞIRTTI!..: Uğur Dündar, Star TV anahaber bülteninde ilk defa açıkça ETÖ Operasyonu ve Davasını destekleyen, hatta malzeme veren yayın yaptı.Öyle bir yayın ve yorumlar yaptı ki; izleyenler şok oldu!Uğur Dündar,Susurluk Davasından yola çıkarak; açıkça kumar ve uyuşturucu ticareti üzerine kurulmuş Tansu Çiller liderliğindeki siyasi hareketi,Mehmet Ağar'ı ve Alparslan Türkeş'in yakınlarını hedef aldı..Ağar, İbrahim Şahin'e kasalarla para göndermiş.Özel Harekatçı O.Yorulmaz; M.L.Topal dahil 94 kişiyi öldürmüş!E. Albay Önder Araklı KOMUTANLARIMI ALKIŞLIYORUM!..Laik Cumhuriyet yıkılmayacak!..Şu an devlet içinde "siyaset üstü" ve "ulusal çıkar" öncelikli bir ORTAK Hareket ve mutabakat görüyorum..Hükümet, TSK, Yüksek Yargı, YÖK vs. arasında..Alkışlıyorum! Bilhassa TSK'yı ve KOMUTA Kademesini alkışlıyorum!.Dünya ve Türkiye çok zor bir süreçten geçiyor.Devlet çatısının bu hassasiyetin farkında olması; devletimiz, ülkemiz ve milletimiz adına çok hayırlı ve ümit verici görünüyor. Kesinlikle devlet içinde bir REJİM KRİZİ görmüyorum. Herkes bu konuda duyarlı. AKP de çok dikkatli ve duyarlı!.Bu arada devletimin bütün birimlerine el-kaide odaklı küresel terörün Türkiye'de planladığı eylemlere dikkat diyorum..MOSSAD ve CIA'nın Türkiye'de Yahudi ve Yahudilere yönelik kanlı bir eylem düzenleme ihtimali yüksek..İlter YÜZLERCE KARARGAH EVLERİ VAR!...Türkiye'yi adım adım Libya'laştıracaklar, Suriye'leştireceklerdi! Ergenekon Muvazzaflara Uzandı...Karargâh Evleri Tek Değil!MİT, Karargâh Evleri oluşumunu tespit etti. Oluşumun en tepe noktasında İbrahim Aslan yazılı. Aslan'a bağlı olarak, "İ. Yaşar Salihoğlu-Türkiyem Topluluğu" ve "Askeri Kesim-Albay Cengiz Köylü" isimleri var. Askeri kesim de iki gruba ayrılmış: Birinci grup, Harp Akademisi başlığını taşıyor. Burada yine Albay Cengiz Köylü ismi ile karşılaşıyoruz. Alb. Köylü'nün dışında Alb. Yavuz Göker, Alb. Turan Toker, Fırat Kaymakçıoğlu, Hasan Günay Aktaş, Osman Şen, Mahmut Melih Başdemir, Y. Selim Özmen, Rıza Okur ile ismi tespit edilemeyen Turan soyadlı bir kişi ile soyadı bilinmeyen Kemal adında birisinin isimleri geçiyor.
"Askeri Kesim" başlığının altındaki ikinci bölüm ise Hava Harp Okulu'na ayrılmış. Burada da yine soyadı tespit edilemeyen Binbaşı Bülent var. Bnb. Bülent isminin altında oluşumla ilişkileri bulunan öğrenciler sıralanıyor: Ozan Nizam, Gökhan Gülşen, Cihan Akyol, Alper Özkan, Emre Yılmaz, Çağdaş Doğan, Onur Sönmez, İbrahim Polat. Hava Harp Okulu'ndaki örgütlenme sırf bu isimlerle sınırlı değil. Destek sağlayanlar bölümünde ise; Alb. Sinan Kesici, Dr. Rıza Kurna var. Hemen altında ise TSK'da görev yapan sivil memurlara sıra gelmiş; Gönül Temiz, Nesime Akbulut tespit edilen iki isim.
ATV'de bir programda şarkı söylemeye başladıktan sonra televizyon fenomeni haline gelen 10 yaşındaki Berna Karagözoğlu'nin 2005 yılında, yani 5 yaşındayken çekilmiş görüntüleri youtube.com da yayınlandı.