Bir film seyrediyorum, ismi; Tetikçi (Shooter). Yönetmenliğini Antoine FUQUA’nın yaptığı Shooter’in başrollerinde Mark Wahlberg oynuyor. Diğer oyuncular; Michael Pena, Danny Glover, Kate Mara, Ellas Koteas, Rhona Mitra, Rade Sherbedgia ve Ned Beatty.
Rambo tipi sahneler bir tarafa, senaryo ilginç. Taceddin Kayaoğlu
Bob, Etiyopya'da görev yapan Amerikan birliklerinden birinde topçu çavuş ve aynı zamanda da iyi bir atıcı; snayper. Bir çatışma sırasında üstleri kendilerini sattığı için en yakın arkadaşını kaybediyor.
Ülkesine döndükten sonra yalnızlığa çekilmiş; bir dağ evinde yaşıyor.
Sonra günlerden bir gün karanlık adamlar tarafından ziyaret ediliyor. Başlarında bir albayın bulunduğu siyah takım elbiseli ekip, Amerikan başkanına suikast yapılacağını istihbarat aldıklarını söylüyorlar. Söz konusu bu suikast takriben 1.5-2 km. lik bir mesafeden dürbünlü tüfekle yapılacaktır.
Suikastın başkanın ziyaret edeceği üç bölgeden birisinde gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Gelenler Bob’dan bu üç bölgeyi görmesini, çevreyi incelemesini, belirlenen mesafeden atışın isabet şansını, mermiyi hedefinden şaşırtacak doğal etmenlerin neler olabileceğini kendilerine anlatmasını istiyorlar. Yani Bob, bütün bunları kendisini suikastçının yerine koyarak düşünecektir.
Etiyopya’da üstleri tarafından satılan ve en yakın arkadaşını kaybeden Bob, geçmişin verdiği kırgınlıkla teklifi kabul etmiyor. "Başka kapıya1" diyor.
Lakin gelenlerin Bob ile ilgili bildikleri çok ince bir nokta vardır; o iyi bir vatanseverdir. Ülkesine hizmet etmek onun için çok önemli bir önceliktir.
Bob’un bu duygularına sesleniyorlar ve teklif ettikleri işin bir "vatanseverlik" ve "ülkeye hizmet" olduğunu, bunu yapmazsa başkanın öldürülmesinden sonra büyük bir vicdan azabı çekeceğini dile getiriyorlar.
Ve vatanseverlik duyguları galip gelen Bob, görevi kabul ediyor.
Suikast Pensilvanya’da, başkanın konuşma yaptığı açık bir alanda yapılacaktır. Bob artık buna kesin olarak emindir.
Başkan miting alanına gelmiştir. Konuşma yapmak için kürsüye çıkar. O sırada yanında da Etiyopya Başpiskoposu bulunmaktadır.
Kahramanımız, başında albayın bulunduğu ekibi ile birlikte bir odada iş başındadır. Atışın yapıldığı yeri tahmin etmiştir. Suikastçı ile empati yapmakta, yani kendisini onun yerine koymaktadır. Yanındakilere atışın nasıl yapılacağını, mermiye etki edecek rüzgârın gücünü, hedef alırken göz önünde tutulması gereken derece ayarını, yani iyi bir atış için lazım olan her şeyi anlatmaktadır. Lakin aynı odada ekibin içinden başka birisi, Bob’un ağzından çıkan tahminlerle, uzaktan kumandaya ayarlı tüfeğini hedefe yöneltmiş, beklemektedir.
Bum...! Tam isabet.
O sırada odada işler karışır. Silahını çeken bir polis memuru iki el ateş eder ve Bob’u vurur. Bob pencereden atlayarak kaçar ve ölmekten kurtulur. O kaçmıştır, ama derin güçler ona ait bir silahı pencereye yerleştirmiş ve suçu kendisine yamamışlardır.
Sonradan öğrenir ki; başkan değil de yanındaki Etiyopya Başpiskoposu vurulmuştur. Zaten amaç da başkanı değil onu ortadan kaldırmaktır. Kahramanımız da vatanseverlik duyguları kullanılarak bu işe ustaca bir komplo ile alet edilmiştir.
Başkanı hedef göster, yanındakini vur, ki olayı hiç kimse sorgulamasın…
Niye mi?
Petrol boru hatlarının kendi köylerinden geçmesini istemeyen bir grup Etiyopyalı’nın Amerikalı şirketlerce katliama uğratılıp, -katliamı da Amerikan askerleri yapmaktadır- toplu mezarlara gömülmesinin açığa çıkmaması ile ilgili bir dizi olaylar zinciri.
Filmin bir sahnesinde Bob’un suikastı yapmasından şüphelendiği şahıs ile girdiği diyalog son derece ilginç. Şahıs Bob’a şöyle diyor;
“Ne kadar korkunç olursa olsun hiçbir şey asla hükümetin onayı olmadan yapılmaz. Ebu Garib’deki işkenceyi kim yaptı..? Sadece düşük rütbeliler hapse girdi. Patronları biliyordu. Patronlarının bildiğini biliyoruz.”
Hayır, Ergenekoncuları kafamda sorguluyorum da; onun için bu meseleyi gündeme getirdim.
Yorumlar ahmet hamdi Güzel bir yazı olmuş, konuyu bağladıgınız yer çok dusundurucu...
tebrıklerEfkan YAZICIOĞLU Saygıdeğer hocam yazı müthiş...
Nerde 1-2-3-4-5-6-7 numaralar ...
Bende düşünüyorumda...
Çölün ortasında ışıl ışıl bir kent, 40 yıla yakın süredir ilk defa görülen kar yağışıyla felç oldu. Uluslararası havaalanı ve otoyollar kapandı, okullar eğitim veremez hale geldi.
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.