3 Kasım 1996’da meydana gelen Susurluk kazasının suikast olduğunu gösteren bir çok iddia ve deliller ortaya atıldı. Ergenekon davasında yargılanan birçok isim Susurluk kazası ile doğrudan bağlantılı olduğu zaman içinde ortaya çıktı. Halen tutuklu bulunan sanıklardan bazılarına atfedilen suçlar içinde Susurluk olayı ile ilgili ilginç bağlantılar olduğu iddia edilmektedir. Halit Esendir
Susurluk kazası sonrası devletin elinde birçok belge ve Ergenekon davasında bile delil olabilecek dökümanlar bulunmaktadır. Kaza sonrasında Trafik polisinin tuttuğu kaza tesbit raporunu incelendiği takdirde Susurluk olayının bir kaza olmadığını planlanmış bir Suikast olduğunu gösteren bilgiler mevcuttur. Zaman gazetesinde 1996-97 yıllarında Genel Müdür Naci Tosun ve Genel yayın yönetmeni Hüseyin Gülerce döneminde Başdanışmanlık görevimi yaptığım sırada Trafik Polisinin (veya jandarma) tuttuğu Susurluk kaza tesbit raporunun fotokopisini inceleme imkanımız olmuştu.
Bugün hatırladığım kadarıyle raporda çizilen kaza resminde ve yazılanlarda FREN İZİNE rastlanılmadığı, herhangi bir yöne doğru DİREKSİYONUN çevrilmediği , Kaza sonrası direksiyonun KİLİTLİ olduğu ve 220 ile kamyona çarpıldığı çok açık bir şekilde yazılmaktaydı. Halbuki araba kullanan en acemi herhangi bir sürücünün bile eğer uyumuyorsa refleks olarak frene basması ve çarpmamak için direksiyonu sol veya sağa kırması söz konusudur. Kaza tesbit raporuna göre ise bunların hiçbirisi yapılmamıştır. Aracı kullanan Emniyet müdürü Hüseyin Kocadağ özel harekatçı her türlü vasıtayı en iyi seviyede kullanacak bir profesyoneldir. Uyumasıda sözkonusu değildir. Çünkü Susurluktaki 3-5 km uzunluğundaki uçakların acil durumda inmesine uygun yapılmış olan geniş yola girdikten sonra hızını ilk 1km içinde tahminen 100 km den 220 km’ye çıkarmış ve aynı hızla Kamyona çarpmıştır. Hız denemesi yaptığı bir sırada uyuması söz konusu olamaz. Tesbit raporundaki ifadelerden direksiyonun kilitlendiği ve frenlerin boşaldığı anlaşılmaktadır. 2 arızanın bir anda meydana gelmesi 500 S bir Mercedes için mümkün değildir.
O günün şartları içersinde ve elde başka bir delil olmadığından bu rapora dayanarak Zaman gazetesinde Susurluk Kaza değil SUİKAST iddialı bir manşet haber yapılmadı. Bilebildiğim kadariyle Zaman gazetesi yayın kurulu bu kaza tesbit raporuna dayanarak Susurlukta suikast iddiasını gündeme getirmemişti.
500 S Mercedes elektronik aksamı ile uzaydan dahi izlenebilen bir araç olduğu bilinmektedir. Bugün cep telefonlarının araçların elektronik aksamına zarar verdiği herkesçe malumdur. O günlerde ortaya atılan bir iddiaya göre beyaz bir mercedeste bulunan 3 -4 kişi kamyonun yola çıktığı görmesi ile ellerinde bulunan bir düzenek vasıtasıyle uzaktan kumanda ile kaza yapan mercedesin elektronik aksamının kilitlerek (veya motoru durdurarak) frenlerin boşalmasını ve direksiyonun kilitlenmesini sağlayarak kazaya sebebiyet vermişlerdi. Zaten böyle bir aracın motoru dursa frenler tutmaz ve direksiyon sağ veya sola kırılamaz. Son zamanda ortaya çıkan iddiaya göre Abdullah Çatlı ve Gonca Us’un kazada ölmediği Çatlının hala kayıp olan çantasını alan beyaz mercedesten inan şahıslarca boyunları kırılarak öldürüldüğü, Mercedesin önünde hava yastığının altına sıkışan DYP milletvekili Sedat Bucak’ı fark etmedikleri ve arkadan gelen koruma arabasının yetişmesi üzerine beyaz mercedeste olan şahısların olay yerinden uzaklaştıkları iddia edilmektedir.
Susurluk kazası sonrası Meclis araştırma komisyonuna çağrılan ancak ifade alamsına izin verilmeyen emekli tuğgeneral Veli Küçük Ergenekon davasında ciddi iddialarla yargılanmaktadır. Susurluk kazasından sonra yargılanamayan eski İçişleri bakanı Mehmet Ağar Bugünlerde mahkeme karşına çıkacak olması bazı gerçeklerin ortaya çıkmasına sebep olabilir. Son günlerde Susurluk kazasında Mehmet Ağar’ında öldürülmesi planlandığı ancak İzmir’den uçakla ankaraya gitmesi ile suikastten kurtulduğu iddia edilmektedir. Ergenekonun arşivini tutan Tuncay Güney’in gazeteci Bedir Acar’a ve bazı basın yayın kuruluşlarına yaptığı açıklamalarda susurluk ve Ergenekon olaylarını ima ederek ‘bu olaylar iki Mehmetin kavgasıdır.’ Sözünden ima ettiği İçişleri eski bakanı Mehmet Ağar ve MİT üst düzet yöneticiliğine kadar çıkan Mehmet Eymür’ün arasındaki gerilimin yansımaları mı demek istemektedir. Mehmet Eymür’de Susurluk sonrası ABD’ye gitmek zorunda kalmış ve atin.org sitesi ile birçok iddiayı gündeme taşımıştı. Bir çok bilinmez kısa zamanda ortaya çıkması zor görünmektedir.
Susurluk davasına bakan hakim Sedat Karagül, davalı özel harekat polis şefi İbrahim Şahin’in çok şeyi itiraf edeceğini mahkemeye bildirmesinden sonra şaibeli bir trafik kazası ile uzun süre komada kalması sebebiyle ifadesinin alınamadığını daha sonra da hakimin değiştirilerek İbrahim Şahinin ifadesi alınmadan davanın karara bağlandığı iddiaları bizzat Hakim tarafından gündeme getirildi. RP’li Susurluk komisyonu soruşturma komisyonu üyesi Bedri İncetahtacı ve Komisyon raportörü Hakimde şüpheli birer trafik kazası ile ölmeleri bile çok şeyi anlatmaktadır.
Devletin elinde bulunan 12 sene önce fotokopisini gördüğüm ve okuduğum Trafik veya Jandarmanın tuttuğu Susurluk kaza tespit raporunu Ergenekon savcıları incelediği takdirde kaza değil Suikast olduğu kanaatine varmaları halinde Ergenekon terör örgütü davası ve başta Susurluk kazası olmak üzere buna bağlı gelişmelerin seyri çok değişeceğini tahmin ediyorum.
Bu gün Ergenekon davasında ve 12 yılda ortaya çıkan bilgi ve belgeler ışığında Susurluk kazasının normal bir kaza olmadığı SUİKAST olduğu kamuoyuna deklare edildiğinde Ergenekon denen Gladio benzeri yapılanmanın daha de derinlere ineceğini tahmin etmek güç değildir.
Yorumlar Nazım İkizoğlu ETÖ'nün SİLAH DEPOLARI MI VAR?..Elbette!..Yüzlerce!..Yüzlerce hücreler, yüzlerce karargah evleri, yüzlerce silah depoları var!..Hatta 90 kadar atom bombası bile var!..Bir tanesi de Eskişehir'deki tesislerde!..Birkaç tanesi Konya'da!..NATO tesislerinin, üslerinin olduğu hemen her yerde veya yakınlarında!..ABD misyon binalarının yakınlarında..1950'lerden itibaren NATO-Gladyo ve yakın zamanda bir unsuru olan ETÖ tarafından Türkiye'nin muhtelif yerlerine binlerce ÇANAK adı verilen Silah Depoları, Silah Siloları kurulmuştur. Sadece Tüekiye'de değil; Kıbrıs da..Hem Türk, hem de Rum kesiminin her tarafında!..Bu üsleri, depoları kurduran hep aynı odak; ABD, İngiltere!..Kıbrısta'ki üslerden yoğun olarak İsrail de yararlanmakta..hatta buradan hala silah sevkiyatı yapılmakta..Rauf Denktaş bu işleri iyi bilir! KOCA REİS!..Evet..Bu silahlar; zaman zaman veya sık sık yurt içinde, zaman zaman da yurtdışı operasyonlarda kayıtdışı-illegal olarak kullanılmıştır, kullanılmaktadır..1980 öncesi sağ-sol olayları, Alevi-sünni çatışmaları dahil!..Büyük ölçüde terör örgütleri eliyle ve aracı kişi ve kurumlarla kullanılmıştır ve hala kullanılmaktadır. Bu silahlar sıkça yenilenmekte ve takviye edilmektedir. Bunların yapan sadece ABD'dir..yüzlerce üs ve depo var! ETÖ başındakiler, konsey bunları bilir!..Detaylarını ise çok az sayıda general veya sivil bilir..Öğreneni öldürürler!..Hepsi yeminlidir!...Bu işler çok gizlidir!..En az arada üç-dört-beş aracı kişi-kurum vardır!..NATO-Gladyo'nun dünden bugüne en etkin olduğu ülke, Türkiye'dir, Kıbrıs'tır...Orhan UYAR Bu hükümet; TÜPRAŞ ı, TELEKOM u yahudilere satmadı mı? Güney Doğudaki mayınlı arazileri temizleme karşılığında altı petrol dolu olan ve tarıma çok elverişli arazileri 49 yıllılığına İsraillilere vermeye kalkmadı mı? Kime kızıyor? Ural Aktaş Başbakan Erdoğan'ı öldürecekler.....ŞOK!.MOSSAD'ın web sitesi www.debka.com TEHDİT Başbakanı ETTİ: The close, longstanding Turkish-Israel relationship may be the first strategic casualty of Israel's Gaza offensive against Hamas. Monday, Jan. 5, Turkish prime minister Recep Tayyip Erdogan outdid many of the Jewish state's enemies in vituperation when he accused Israel of "perpetrating inhuman actions which would bring it to self-destruction. Allah will sooner or later punish those who transgress the rights of innocents," he said..Güngör Pozal STAR TV ve UĞUR DÜNDAR; epey zamandır halkı, kurumları kışkırtmaya, provoke etmeye çalışıyor..Kin ve nefret dolu ÖFKE ve ÖÇ ALMA YAYINLARI yapıyor!..Özellikle müslümanlardan, dindarlardan, dindar halktan, Ak Patilililerden!..Sanki haberci değil, zıvanadan çıkmış bir militan ! Haberlerinde SUÇLAMA ve İFTİRA gırla; ama hiç karşı tarafa söz hakkı vermiyor..Acayip yargılıyor, aşağılıyor insanları...RTÜK de uyarmıyor nedense!..Mesela..Bugun Star TV anahaber bülteninde tam 45 dakika Ankara'daki doğalgaz müdürü haberinden başka hiçbir haber vermeyen; Gazze'deki olayları görmezden gelen UĞUR DÜNDAR'ı şiddetle kınıyorum ! Belki 10 defa müdürle ilgili aynı görüntülerle, sözlerle haberi tekrarladı durdu..İyice bıktırdı, nefret ettirdi..Uğur Dündar çok değişti..Sanki gazeteci değil; insanlardan öç alan bir Öcalan !..Kınıyorum!..Aydın Doğan'ı da kınıyorum!..Star TV ne hale geldi?Sabır Allahım O devirde uydudan falan kontrol edilen bir 500s falan yok , araçta emniyet sistemi çok iyidir franlar servo hidroliktir direksyon havalı ve kramer dir yani motor dursa bile direksyon ve frenler tutar , 220 km de fren tepki süresi 5sn altına düştümü kelimeyi şaadet bile getiremeden ölürsünüz , bu tür ağır kazaların %80 i gece yorgunluktan olduğu ABD UCLA üniversitesi araştırmalarında mevcuttur , Allah aşkına kulaktan dolma şişirme saçma sapan şeyler ile uğraşmayın , İslam araştırmayı ilmi emreder gıybeti yalanı dolanı değil , kapılmayın saçma sapan her fikri allah aşkına ey cemaati müslim ,
Ben Mercedes Benz Mekanik bölümünden daha yeni emekli oldum 22 sene çalıştım Almanyada bu tür bir mercedes uydudan kitlenebilen 2006 da yapıldı oda sadece duran arabayı anahtarsız çalıştıramazsınız , insanlar hakları dolayısı ile arabanız çalınsa bile giden araca müdahale edilmesin diye emniyet chipi takıldı , 2006 da nerde 1996 nerde allah aşkına bu TÜRK MİLLETİNE yakışır tarafsız faziletli yorumlar yapın , zaten herkes bir parçamızı kapmak için sınırlarımızda bekliyor bir de hastalıklı komplo teorileri üretip milleti bölen fikirlere ve kişilere kapılmayın ,
Anlayana saygılar , komplocularıda allahın gazabı üzerinize olsun diyerek Veda ediyorum Nail Vedat Boratav Aydınlık hareketinin üst düzey yöneticilerinden Gün Zileli, hatıralarını anlattığı "Havariler" adlı kitapta, yıllardır konuşulan Aydınlık-MİT ilişkisi konusunda son derece ilginç iddialar dile getiriyor. Özeti ise: http://www.atin.org/detail.asp?cmd=articledetail&articleid=406Arslan Türkel Ü. Garih'in katilleri?...İşi çok farklı noktalara çekmeye gerek yok. Garih; masonluk yeminine ve Yahudilik dini sırlarına(Kabbalizm) ihanet ettiği için Fethullah Gülen karşıtı güçler tarafın öldürüldü..
Yener Yermez; sadece bir tetikçidir, belki tetikçi bile değildir. Garih'i kim öldürdü? Bence İshak Alaton ve Leyla Alaton da, Hahambaşı Haleva da biliyorlar..Söylemezler, söyleyemezler.Belki İzzet söyler..İzzet; Alkent Evleri'nden büyük bir ihanet yaşadı. Bu olayların arkasında elbette Ergenekon var; ama Gladyo olarak!Arslan Türkel PKK-Hizbullah Silahları Nereden?...Silahlar kesinlikle Kuzey Irak'tan değil..Bu NATO-Gladyo paşalarının ve maşalarının yalanları..Silahlar; Amerikan-NATO silahı!..NATO-Gladyo silah depolarından!..Bu depolardan Türkiye'de yüzlerce var. 90 adet de ATOM bombası var!..PKK'nın bütün silahları Amerikan-NATO güçlerinden, onların bilgisi dahilinde..Ama sevkiyat ARACI firmalarla ve maşalarla yapılıyor..Üç-beş silah da sus payı veriliyor! Olay aslında DEHŞET verici!..Hizbullah'ın silahları da Amerikan-Alman NATO silahlarıydı...Aydın Merdan Ankara'da Yüce kolejlerinin, okullarının kurucusu Yücel Kalınyazgan İNTİHAR etti..Neden?..Bıraktığı nota göre EKONOMİK sıkıntıdan!..Bana göre muhtemelen yalan!..Yüce Bey'in okullar yönetim kurulundaki Gökhan Kalınyazgan'ın eşi MİT'te çaşılıyor..Okulların Bilim Kurulunda yer alan Prof. Aykut Kence ile Hüsnü Enginarlar'ın ETÖ ile yakın bağlantıları olmalı..Kence, çok enteresan bir kişilik..Taner TSK'yı hangi çizgi temsil ediyor?
Sayın Ertuğrul Özkök’ün gazetecilik becerisi yeni açılımlar sağladı. İki emekli Orgeneralin tartışmasını kastettiğimi anlamışsınızdır. Sayın Hilmi Özkök ve Sayın İlhami Erdil.
TSK’da iki geleneksel çizgi vardır. Birincisi Büyük Atatürk’ün 15 yıl Genelkurmay Başkanlığını yapmış Fevzi Çakmak çizgisi. Meşruiyetçidir, itaat sırrı ile hareket eder. Halkın değerlerine saygılıdır. Siyasete karışmaz.
Tasavvuf ehli olan Fevzi Paşa geldiğinde Atatürk ayağa kalkarmış. Fevzi Paşa da onun içkisine hiç karışmamıştır. Bu çizgi Silahlı Kuvvetlerdeki Çanakkale ruhunu temsil ediyor. Günümüzde bu çizgiyi Hilmi Özkök Paşa temsil etmişti.
İkinci geleneksel çizgi İsmet İnönü’nün temsil ettiği çizgidir. Atatürk’ün son yıllarında İsmet İnönü’ye karşı çıktığını, başbakanlıktan uzaklaştırıldığını, Atatürk’ün vefatından sonra Fevzi Paşa’nın saflığı nedeniyle ve İsmet İnönü’nün de meclis çoğunluğunu ele geçirmesiyle Milli Şef olduğu bilinmektedir.
Bu çizgi baskıcı, eleştiriden rahatsız olan halkı küçük gören, orduevinden çıkmayan, çoğulculuktan nefret eden, kendisine benzemeyeni tehdit olarak algılayan, statükocu değişimden korkan bir karekter gösterir.
Hatta İsmet İnönü Atatürk’ün içki sofrasına karışırdı ve verdiği kararları içki sofrasında verdiği için itiraz ederdi. Atatürk’ün bile içtiği içkiye karışan bu düşünce yapısı şimdi içkiyi laikliğin sembolü yaparak istismar etmektedir. Hüseyin Kıvrıkoğlu ve İlhami Erdil bu zihniyetin son uzantısıdır.
Siyaseti seven askercilik, siyasi kulis yapma ve darbecilik, kim ne derse desin bin yıl sürmeyecek çünkü bitmiştir. Bu zihniyet darbeyi ve hukuksuzluğu hep bir seçenek olarak düşünmüştür.
27 Mayıs ruhu denilen bu ruhu taşıyan generaller askeri ihaleleri çok severler, haram yemek gibi bir kaygıları yoktur. Zenginlerin masasında sık sık gördüğümüz emekli generallere dikkat edelim. Bu generaller servet beyanlarını göğsünü gere gere veremezler. Cezaevinde bile olsalar devlet ihaleleri ile zenginleşmiş iş adamları tarafından ziyaret edilirler. Bir futbol maçında askeri ihalelerdeki yolsuzluk nedeniyle mahkum olan bir müteahhit ile E.Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın ‘Çak’ yaptığını Sabah gazetesinden Ergun Babahan yazdı.
İlginç kirli ilşikilerden rahatsız olmayan bu anlayış darbecidir. Bu kişiler ordu içinde kendine çalışan tipler olarak bilinir. İlkeli, dürüst olmayan ‘Komutancı’ olarak bilinen tipleri zaten mevcut terfi sistemi de desteklemektedir.
Atamalarda çoğu zaman kolay yerlere atanırlar. Kadro tasfiyesini çok yaparlar. 27 Mayıs sonrası ordu içinde gücü elinde bulundurdular. En son 28 Şubat’ta irtica bahanesi ile ciddi bir kadrolaşma içine girdiler. Bu ruha 27 Mayıs ruhu diyebilirsiniz. Atatürkçülüğün arkasına sığınıp Tek Particilik yaparlar. Demokrasi ile alay ederler, demokrasiyi halk popülizmi olarak tanımlarlar.
Ergenekon konusunda sessiz kalma bu çizginin tercihidir. Kaç gündür Bugün gazetesi Zeli kampında yaşanan skandalı anlatıyor. Bu skandala göre TSK’nın içerisinde bir damar terör’ün kontrollü bir şekilde sürmesini istemişti. Bu iddia çok ciddi bir iddiadır. Maalesef TSK içindeki darbeci 27 Mayıs ruhu terörün devam etmesini istiyor.
Kıvrıkoğlu’nun Hilmi Paşaya yaptığı ‘Oğlum Hilmi’ye şarap getir’ cümleleri ile belirgenleşen mahalle baskısı aslında TSK içindeki bir grubun kadrolaşma ve tasfiye için kullandığı bir yöntemdir. Albay rütbesine kadar kullanıldığını çok görüyorduk ama Orgeneral düzeyinde de var olması çok utandırıcı bir davranıştır. ‘İçki içersen severim içki içmiyorsan benim için şüphelisin.’ Ne kadar gerici bir yöntem, ilkel bir baskı örneği.
Hatta GATA’dan emekli Albay Prof. Dr. Mustafa Kahramanyol hocamızın bir hatırasını duymuştum. Yanılıyorsam düzeltirim. Belçika’da NATO görevinde kokteylde General Çevik Bir, Tabip Binbaşı Kahramanyol’a içki içmesi konusunda ısrar ediyor. Binbaşı Kahramanyol tarihi bir cevap veriyor. “Ben bu yaşa gelmişim, belli bir rütbeye ulaşmışım ne içip içmeyeceğime ben karar veririm, lütfen ısrar etmeyiniz.” Sayın Çevik Bir’in ikinci Başkan iken Kahramanyol hocamızın YAŞ kararı ile emekli edilmesinde bu hatıranın rolü olduğu bilinir.
Hilmi Paşanın Mevlana’dan aktardığı ‘...bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım, adam mı diye...’ sözünü görevdeki bazı generallere söylememesini dilerim. Yoksa kendisini orduevine almazlar, alırlarsa da yalnız bırakırlar.
Emekli generallerin mahalle baskısı üzerinde araştırma yapabilecek yiğit araştırmacılar olacak mı acaba? O günleri görebilecek miyiz? Orduevleri fildişi kulelerine Açık Toplum Enstitüsü girip bir araştırma yapsın.
Sayın Prof. Binnaz Toprak’ın yüreği varsa bu sosyolojik hazineleri keşfe cesaret eder. Gerçi son istatistiği istatistikçiler için geçerli ‘İstatistik bikini gibidir, görülmesi gerekeni gösterir, görülmesi gerekmiyeni başarı ile gizler’ kuralına çok uyuyordu. Sayın Toprak 401 kişiden hareketle bütün Anadolu’yu faşist olarak gösterebildi.
Bu mahalle baskısı konusu Çorum hamuru gibidir çok su götürür.
Nevzat TARHAN / Haber 7
ntarhan@gmail.com
Bozkurt CHP'nin Ankara adayı...Karayalçın'ın eski partili(SHP) milletvekili İbrahim Aksoy'dan şok iddialar: M.Karayalçın; Mesut Yılmaz ile aynı köydendir. Hemşin Ermenilerinden olan Karayalçın, ailesi ile Yılmaz ailesi kavgalı oldukları için, Karayalçın ailesi Samsun'a göçmek mecburiyetinde kaldı. Küçük Murat, Samsun'da dünyaya geldi. K.Evren'in ilk atadığı bürokrattır...Lütfen bu haberi, yazıyı şu adresten dikkatlice okuyun, başka inanılmaz bilgiler var; dudağınız uçuklayacak: BKZ:http://www.navkurd.net/nivisar/aksoy/ermeni_turkleri.htmSenem Yılkı SONER YALÇIN, MEHMET EYMÜR'e ÇATTI : MİT eski Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür diğeri ise Bakan Cemil Çiçek....
Eymür ve Çiçek’in tanışıklığı 1988 yılına dayanıyor. Eymür, o tarihte gündemi sarsan 1. Mit Raporu olayından sonra MİT’teki görevinden ayrılmıştı. Cemil Çiçek ise Özal hükümetinin bakanlarındandı. Eymür yapacak bir iş arıyor ancak bulamıyordu. İşte tam o zamanlarda, Eymür’ün deyimiyle “Cemil Çiçek yardım için kollarını açmıştı.”
Sonrasını Mehmet Eymür’den dinleyelim. Cemil Çiçek Eymür’e şöyle demişti:
"Siz bu devlet için çok hizmet ettiniz ama devlet sizi yalnız bıraktı. Ben Devlet Bakanı olarak size yardımcı olmak istiyorum. Nasıl yardım edebilirim. Demir-Çelik işletmeleri bana bağlı. Size bayilik verdirtebilirim. Böyle bir şeyi arzu eder misiniz?"
O bayilik işi bir türlü olmadı ama Eymür ile Çiçek’in yakınlığı o zaman başladı. Mehmet Eymür, Cemil Çiçek’i “kara gün dostu” olarak hatırlayacaktı.
Hatırlanacağı gibi; geçtiğimiz haftalarda Mehmet Eymür ve Ergenekon Davası arasındaki ilişkiyle ilgili çok çarpıcı haberler gündeme geldi. Bunlardan biri de; Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’ün Mehmet Eymür tarafından yönlendirildiği yönünde idi. Öyle ki; Ergenekon iddianamesinin arkasında Eymür’ün olduğu söylendi ve buna kanıt olarak da iddianamenin ek klasöründe yer alan bir belge ortaya çıktı. Buna göre; söz konusu belgede Eymür’ün bilgisayarının künyesi yer alıyordu.
Odatv.com olarak; Zekeriya Öz-Mehmet Eymür ilişkisi tartışmasıyla ilgili bir iddiayı gündeme getiriyoruz:
Mehmet Eymür’ün Ergenekon Soruşturması’na dahil olmasında Cemil Çiçek’in payı olduğu iddia ediliyor. Buna göre; operasyonlar daha başlamadan, yani Cemil Çiçek henüz Adalet Bakanı iken, Eymür, Cemil Çiçek vasıtasıyla Ergenekon savcılarıyla iletişime geçiyor ve soruşturma için yardımda bulunuyor.
ERDAL BÜLBÜL TSK'yı asıl kimler yıpratıyor; ibretle seyrediyoruz!..iğrendim. tepedeki şu tartışmalara bakın..milletin çocukları sapı sapır şehit oluyor..onlar neler tartışıyor..neler peşinde..hani en güvenilir kurum orduydu, bu mu? ordumuzu işte bu hareketler ve aymazlıklar yıpratıyor..laik cumhuriyet kimlerin eline geçmiş de haberimiz yok.. bizler oturmuş "vatan bölünmez, şehitler ölmez" deyip habire şehit yetiştirmeye çalışıyoruz..onlar içki, viski, şarap yetiştirmeye çalışıyorlar birbirlerine..vallahi billahi Türklüğümden utandım..şimdi bu rezaletler moda..Reis Bizim güzel Ermenilerimiz/ SONER YALÇIN:
HRANT Dink’in cenazesindeki "Hepimiz Ermeni’yiz" pankartı ve sloganı bazı çevreler tarafından "hıyanet" olarak görüldü.
Açılan bir pankartla, atılan bir sloganla "Türklüğümüzü kaybediyoruz" vehmine kapılıverdik!..
Bizim Türklüğümüz ne zamandan beri "pamuk ipliğine" bağlı algılanır oldu.
Ve, biz ne zamandan beri "kendimize benzemeyene", "bizden olmayana" karşı hoşgörümüzü kaybettik?
Ne oldu bize?
"Hıyanet" gibi ağır bir sözcüğü kullananların, Türk tiyatrosu deyince gururla adını andığımız Naşid Özcan’a ve çocukları Adile Naşit-Selim Naşit’e bir özür borcu yok mu?
Peki ya "diğerlerine"?
Siyah-beyaz filmlerin "Horoz Nuri’si" Vahi Öz’ü; Türk sinemasının sevimli, iyiliksever tonton amcası Nubar Terziyan’ı; Yeşilçam’ın en sıcak bakan garsonu/hizmetçisi Sami Hazinses’i; bir dönemin jönü Turgut Özatay’ı; güldüren, kantolarıyla herkesi eğlendiren Toto Karaca’yı; bizim hayatımızdan kim çıkarabilir?
Kırkor Cezveciyan yani Kenan Pars’sız Türk sineması düşünülebilir mi?..
Erşan Gazi Türkmenoğlu içki içmiyor, veya annesinin başı örtülü olabilir, cemaat ve tarikat ilişkisi olabilir diye diye bugüne kadar 17 bin Türk subayını ordudan attılar..çok zulmettiler, acı çektirdiler.hiçbir yerde işe almadılar..bazıları intihar etti, bunalım ve cinnet geçirdi..vicdansızlar.NATO paşaları..mason ve mason maşaları..nato istihbaratçısı subaylar. yazıklar olsun.hiçbir iyi bir ölümle ölmüyor, ölmeyecek..kıvrıkoğlu, i.h.karadayı, aytaç..hepsi nato'nun,gladio'nun adamı..hilmi paşa'yı bile hazmedemediler!Nazmi-Turhan DEVLET, DD'lere TESLİM!..Ergenekon nedir? Devlet içinde legal gibi görünüp illegal olarak faaliyet yürüten, milli-ulusalcı gibi görünüp tamamen mandacıların-masonların-misyonerlerin(3M) ymnetiminde olan, yüzlerce hücreler şeklinde örgütlenen ve halen aktif-pasif unsurlarla birlikte tahminen bir buçuk milyon üyesi bulunan bir AHTAPOT!..Kolları mı?..Çok dallı budaklı..Elbette askeri ve istihbari unsurlar ağırlıklı..Sivil kolları da çok: Demirel, Denktaş, Derviş, A. Doğan, Doğu Silahçıoğlu, Doğu Prinçek gibi..DD'ler var başlarda! DD'ler!..MİT'te bile!..İsterseniz bir örnek, Denktaş Örneğine değinelim birazcık: Rahmetli Daniş Karabelen Paşa, Kore Savaşında Amerikan istihbarat subaylarının takdirini kazanmış..Türkiye NATO'ya üye olunca unutmamışlar; O'nun başkanlığında Özel Harp Dairesi kurulmuş..(Özel Harp Dairesi, Amerikan Yardım Kuruluşu, JUSSMATT, KOntgerilla, Ergenekon içiçe hep).ABD'li subaylar gerilla eğitim ve taktiklerini öğretmişler..Her yere üsler kurulmuş..Barış Gönüllüleri de bir taraftan..Ülke fiilen ABD işgaline girmiş!..Daniş Paşa, Özel Harp'in vurucu yeraltı örgütünü(TMT) Kıbrıs'a taşımış. Başına Denktaş'ı geçirmişler. Denktaş, 1955'lerden sonra Rumlara kaç kere yakalanmış, bırakılmış!..İlginç pazarlıklar, devreye girmeler falan..
Hem PKK'nın, hem de ETÖ'nün kurucu ve yönetici kadrosundan Doğu Perinçek'in en yakın, en samimi arkadaşlarından olan Denktaş; 1955'lerde İngilizler tarafından kurulan bir yeraltı örgütü aynen Ada'ya uyarlanarak oluşturulan Türk Mukavemet Teşkilatı'nın(TMT) sivil kanadının başı.Bir de Rum kanadı EOKA cepheleri var.Aynı tarz.Türk kanadında işleri organize eden, TV görüntülerinde Veli Küçük'ün hemen yanında yer alan Yakan Cumalıoğlu..Veli Küçük'ün samimi arkadaşı, Batı Trakyalı istihbaratçı Süleyman Sefer Cihan da Yakan'ın sırdaşı..Prof. Turan Yazgan da, Prof. Mustafa Erkal da..Mış gibi yapmayalım..Milliyetçi Denktaş(!); Klerides'le İngiliz Otello Mason Locasına üye olmuş; hem de aynı yılda!..Akşamları aynı locadalar; "Ne olacak bu memleketin hali?" diye tartışıyorlar yani!..Halk birbirini yerken..Aynen Demirel örneği gibi..
Denktaş mason. Demirel de. Doğu (Perinçek) de. Mason olanın ailesi dışa kapalı olur..Kendi işlerinde, belli kişilerle evlilik yaparlar. Dışarıya SIR çıkmaz!..Rauf Denktaş'ın oğlu Raif'in Nur cemaatleriyle ilgisi başlayınca, hemen şaibeli bir kazayla ortadan kaldırdılar..Babası da ne yazık ki olayın pek peşine düşmedi..
Kızının nikahını-düğününü bile dekolte kıyafetlerle tarihi bir camide yaptıracak kadar İslam ve Türk değerlerine saygısız olan Denktaş; Türkiye'de MGK'da Kıbrıs'a imam hatip okulu açılması kararı çıkmasına rağmen arkasına aldığı masonlarla birlikte sonuna kadar direnmiş ve açtırmamıştır.Ada Türklerinin asimilasyonunda;Rumlaşma ve İngilizleşmelerinde çok büyük rol oynamıştır.Bugün TALAT'lar,peşinden gittiği MASON TALAT Paşalar O'nun eseridir.Rumlar, Hala Sultana saygı gösterirken O,intikam aldı!..
Denktaş; Kıbrıs'ı Erol Manisalı,Mümtaz Soysal, M.Özbek gibi kişilerin,TESUD paşalarının, kumarbaz ve beyaz kadın tüccarlarının, Hıristiyan ve BAHAİ misyonerlerin üssü ve İsrail-ABD-İngiltere'nin ajan devşirme merkezi haline getirdi.İşte asıl korkunç olan budur.Kirli Ada, Denktaş'ın emaneti!Talat ve Talat gibi Rumlaşmış Türkler; Denktaş'ın eseri.Nurcu Yeni Asyacılardan kitap çıkartan Denktaş; Ada'daki İngiliz Otello-Hamlet Locasına üye olma gerçeğini silebilir mi? Neymiş; ayrılmış! Demirel gibi! Masonlukta, istihbaratta öyle zırt-pırt ayrılma oluyor mu yahu?..Dalga mı geçiyorsunuz?..Bunlar YEMİNLİ kuruluşlar..İhanet edenin anasını bellerler!...
Çok milliyetçi-Milli Görüşçü bazı arkadaşlarım, size soruyorum: Sayın Denktaş'ınız, yıllardır Ada'da cihad ediyordu, ne cihadı ise; yani MÜCAHİTti de; bugüne kadar Ada'daki İngiliz ve Amerikan üslerini neden bir kere olsun gündeme getirmedi?..Bu üslerin jandarmalığını yapan Denktaş; Ada'da cirit atan MOSSAD ajanlarına eğitim ve lojistik desteği sağladı mı, sağlamadı mı?..Ada'da ilk defa Türkiye B. Mason Locasının; loca-şube açmasına izin verdi mi vermedi mi?..Cumhurbaşkanlığının kapılarını ardına kadar neden Masonlara açtı da Nazım Kıbrısi'lere açmadı?..Tolga Cümbür cemaat Ergenekon: Gamze ve Yamaç Kona'ların Hüryıldız web sitesinde başka kimler yazıyor: Rauf DENKTAŞ,
Dr.Hikmet AYTEK
Dr.Tahir Tamer KU
Dr.Gamze Güngörmü
Mustafa ASLAN
S. Mehmet ERSOY
Emine KÖSE
Necdet Cemal Ocak
Miktat ALGÜL
Kemal ÇAPRAZ
Prof.Dr.Aytuğ İza
Hilal DORUK
Emete Gözügüzelli
Ceyda GÖRK
Tülay Köse
Oben ÖZAYDIN.
Servet KABAKLI
Dr. Haldun Çancı
Sabiha SERİN
Dr.Fikret DÜŞÜNCELİ
Yaver ARANCIOĞLU
Makbule ÖTÜKEN
Suat GÜN
Yamaç Kona
Namık Kemal ZEYBEK
Ferman DEMİRKOL
Ramazan Kagan KUR
Doğan TUFAN
Yakup TUFAN
Mustafa ÇIFCI
Yilmaz ERGÜL
Ayla BERKIN
Süheyla ERGÜL
Doç.Dr.Emin GÜRSES
S. Kemal ERMETİN
Ayça
Ibrahim SOYLU
Bilal YESIL
Prof.Dr.Ümit ÖZDAĞ
Mehmet Ali KANDEMIR
Orhan KIVERLIOGLU
Hüseyin ÜNSAL
Ömer SUNMAN
Sevgi ERENEROL
Ilknur BEKTAS
Arzu ALTINÇIÇEK
Celal Odabaş
Mehmet GÜL
Güler BUĞDAY
Gazi GÜDER
Haluk Hüsnü Ongar
Fırat
Arzuhan Doğan Yalçındağ ile Mehmet Ali Yalçındağ’ın büyük oğlu Aydın Doğan Yalçındağ, kitap çıkardı.
“Gençlik ve Uyum” isimli kitap Doğan Kitap tarafından yayımlandı.
Koç Lisesi’ndeki bir ödevinden yola çıkarak Almanya’daki Türk gençlerinin sorunlarını araştıran ve inceleyen bir çalışma bu.
Kitapta Almanya’nın önde gelen isimleriyle yapılmış söyleşiler de yer almakta.
Kitabın önsözünü ise Almanya’da Uyum ve Göçten Sorumlu Devlet Bakanı Prof. Dr. Maria Böhmer yazdı.
Böhmer, lise öğrencisi bir gencin ülkesinden Almanya’ya yaşanan göçü irdeleyerek tarihi süreci başarıyla sayfalara taşıdığını ifade etti.
Bu başarılı çalışma özellikle de gençler arasında uyum adına önemli. Böyle bir çalışmayı 18 yaşında Türkiye'de yaşayan bir Türk gencinin inceleyerek onların bakış açısıyla dile getirmesi de başarının diğer bir yönü.
Bu çalışma Doğan Kitap tarafından kitap haline getirildi ve raflarda yerini aldı.
Aydın Doğan Yalçındağ'ın "Gençlik ve Uyum" isimli kitabı ayrıca Türkçe, Almanca ve İngilizce olmak üzere 3 dilde yayınlandı.
Henüz 18 yaşındaki Aydın Doğan Yalçındağ, “Gençlik ve Uyum” isimli başarılı çalışmasıyla gelecekte bayrağı dedesi Aydın Doğan’dan teyzelerinden, anne ve babasından alacağa benziyor.
Hayrettin Jandarmada şaşırtan istifalar
Jandarma Genel Komutanlığı'na 900 uzman jandarmanın istifa için dilekçe verdiği bildirildi. Bir hafta içinde 3 uzman jandarmanın intihar ettiğini dile getiren Emekli Muvazzaf Uzmanlar Derneği (EMUD) Genel Başkanı emekli Gazi Uzman Jandarma Adnan Oğuz, intihara götüren sebeplerin araştırılmasını istedi.
EMUD, yaptığı yazılı açıklamada, uzman jandarmaların sıkıntılarını dile getirdi. Son zamanlarda bir çok uzman jandarmanın istifa ettiğine dikkat çekilen açıklamada, şu an 900 personelin istifa için dilekçe ile müracatta bulunduğu kaydedildi. EMUD Genel Başkanı emekli Gazi Uzman Jandarma Adnan Oğuz imzasıyla yapılan açıklamada, bir hafta içerisinde üç uzman jandarmanın Tokat, İzmir ve Elazığ'da intihar ettiği belirtildi.
Doç. Dr. İsa Egeli Davayı izliyor musunuz?..Sanıklar acayip ciddiyetsiz, ukala ve laubali!..Terbiyesiz!..Arkalarında kimler var belli!..ETÖ hala çok aktif olarak faaliyette!..Özellikle ORDU ve Bürokrasi içinde, yargıda, medyada, STK'larda, üniversitelerde!..Bakın..Bunlar..İşin tamamen dalgasındalar!..Amaçları belli!..Malum medya da öyle!...Ne bekliyorsunuz şimdi siz?..KARAKUTULAR konuşmazsa, dağ fare doğurur! ETÖ'den hiçbir şey çıkmaz!..Boşuna heveslenmeyin!..Susurlukçular konuşmadı: M. Ağar, Teoman Koman, Sedat Bucak..Ergenekoncular da konuşmaz: Şener Eruygur, Hurşit Tolon, Veli Küçük...Eruygur da konuşmasın diye DÜŞÜRÜLDÜ; O da Bucak gibi hafızasını kaybetti..Peki siyasiler konuşur mu? Mesut Yılmaz, Süleyman Demirel, Rauf Denktaş...Hiç zannetmem!..Bu konuda başından beri zaten Hükümeti isteksiz ve KORKAK görüyorum..Hele şu seçim öncesi ne yapacak ki!..Aslında EK SORUŞTURMA DOSYASININ çoktan hazırlanması gerekiyordu!..Ama ortalıkta yok!..Nerede peki onca askeri darbe teşebbüsleri ve NOKTA'nın yayınladığı belgeler?!..Ergenekon kapatılacak; ama Ergenekoncuların İNTİKAMI pek olacak!...Özellikle de ZAMAN, STV grubuna!..Savcı Z. Öz'ü de fena halde sindirdiler ve yıprattılar!..Zaten bu işler iki-üç savcı ile el yordamıyla olur mu?!..Bakınız Ali Kırca, Uğur Dündar, M.Ali Birand şimdiden İNTİKAM YAYINLARI yapmaya başladılar; cemaatten, Hükümetten, AKP'den!...Süleyman Demirel, Rauf Denktaş gibi siyasiler, Cumhur Evcil, İ. Hakkı Karadayı, Servet Cömert, H. Kıvrıkoğlu gibi emekli subaylar iyi KARAKUTUDURlar ha!..Ya muvazzaflar?!..ETÖ'nün sağ kolu üzerine neden gidilmiyor ya?!..Ya KKTC ve TMT atağı?!..Ya medya, yargı ve üniversite ayağı?..Vs..681 muvazzaf ETÖ üyesi, yöneticisi subaydan bahsediliyordu; ne oldu?.. TSK-ORDU; Temiz Devlet'e ve bu ETÖ davasına katılmazsa ve aksine ETÖ yanlısı tavır ve demeçler içerisinde olmaya devam ederse; hiç ümitlenmeyin; bir MİLİM mesafe alınamaz!..Şu an TSK-ORDU; bu işe acayip gönülsüz-isteksiz!..Sanki Başbakan da öyle!..Kesin, yazın bir yere; DAĞ yine FARE doğracak!...Hem de ne fare!...Hiç heveslenmeyin!..Siyasi irade ve Hükümet; KORKAK, ÖDLEK, POPÜLİST, ÇIKARCI!...Hiç güvenmeyin bu adamlara!..ANAP ve DYP gibi onları da SANDIĞA gömün gitsin!..SON BİR SORU: UĞUR DÜNDAR kimdir, ne yapmak istemektedir?..Adil Srdar Saçan'la ilişkileri nedir?...Neden Ergenekon Dosyalarını hasıraltı ettiler?!..BEYLER!..BEYLER, bir dakka!..ETÖ; yüzlerce hücreden oluşan; 1.5 milyon aktif-pasif üyesi olan DEV bir örgüt!...Ve devlet içinde!...Yasal gibi çalışıyor!..Şu ana kadar daha 3-4 hücre kısmen deşifre edilebildi!..Bunlar da ele yüze bulaştırıldı!..ETÖ'nün medya desteği üzerine ısrarla gidilir ve çökertilirse ve ASKERİ-YARGI desteği de sağlanabilirse, Hükümet de kararlı-cesur duruş-destek sağlarsa; belki bir İHTİMAL bir sonuç alınır!..Ama çok zayıf bir ihtimal!..Bir defa işin Koordinasyonu yok ve çok bozek!..Güven ve cesaret zaafiyeti var!..Hem de çok!..FİLİZ Kemalist parti kuran EFSANE KOMUTAN ve Ulus gazetesi yazarı Erdal Sarızeybek'in web sitesinde FORM başlığı şu: Uyumayan Tehlike Sebataycılar!!! Sonra da bir sürü isim ve tartışma!...Allah selamet versin!...
KAYNAK: http://forum.erdalsarizeybek.com.tr/uyumayan-tehlike-sebataycilar-t2394.html?s=316b77a5e45dfc649790076a83651363&Abdullah ADEMOĞLU ERGENEKON İLE DĞRUDAN İLİŞKİLİ VE ALMAN GİZLİ SERVİSİ BND İLE İÇLİ DIŞLI BİR SİYASETÇİNİN BU OLAYDA PARMAĞI OLABİLİR Mİ? BİLİNDİĞİ GİBİ BU OTOLARA UYDUDAN HER TÜRLÜ KONTROL YAPILABİLMEKTEDİR.
Çölün ortasında ışıl ışıl bir kent, 40 yıla yakın süredir ilk defa görülen kar yağışıyla felç oldu. Uluslararası havaalanı ve otoyollar kapandı, okullar eğitim veremez hale geldi.
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.