Siyasette, sanatta, ekonomide, piyasada ‘günahı’ ne kadar çok işler veya kullanırsanız, hayat size o kadar iltifat ediyor, yüceltiyor, yüksek makamlara çıkartıyor Mehmet Ali Bulut
Buna karşılık ‘erdem’, ‘out’ olmak için yetiyor de artıyor bile…
Buna ehli Hak, ‘Ne yapalım, zaman ahir zamandır’ deyip geçiyor.
* * *
Evet, gördük ki “bu zamanın serveti murdar” olmuş. Helal mal dahi, haram sosla ikram ediliyor. Çünkü bu asrın ‘acip hastalığıdır’ ki herkese, hatta mümine bile, dünyayı ahirete tercih ettiriyor.
Mümin, âhiretin hak olduğunu bile bile, cam kırıkları mesabesindeki dünya nimet ve hazlarını, her biri elmas kadar kıymetli ahiret nimetlerine tercih ediyor.
İşte şu, hal ‘deccaliyet’in bu asra aşıladığı bir vebadır ki, ancak imanı kâmil sahibi olanlar, samimi ve sağlam bir dayanışma ve bir kanat-i tam ile şu hastalıktan kurtulabilirler.
Çünkü deccalın, bu asırda, insanları kendi düzenine baş eğmeye mecbur ettiği araçlarından biri hatta en birincisi ‘açlık’tır. Şeytan, yüreklere ‘açlık’ korkusu salarak insanları, kudsiyete imtisal etmekten vaz geçirip dünya nimetinin peşine düşürüyor.
Pozitivist düşüncenin, kalplerdeki itimadı yok edip insanı, Rezzak-ı Kerim’inden koparmasıyla beşer, koruyup kollayan ve rızkları veren bir Yaratıcı fikrinden mahrum kaldı. Bu gaddar ve münkir anlayış, rızkı temin etme sorumluluğunu da insanın zayıf omzuna yükledi.
Şu vazifeyi yapacağım diye, insan maalesef gerçek görevini bir yana bırakıp, aklını, fikrini, latifelerini, hassalarını, tüm maddi manevi cihazlarını işkembesine nimet yetiştirmek için seferber etti.
Nasıl ki insanın bir organı hastalansa, diğer bütün uzuvları bir parça vazifelerini bırakıp o acı çeken organın imdadına koşarlar… Öyle de bu asırda, insanın bütün duyu ve cihazları tüm vazifelerini bırakıp, bütün ceht ve gayretleriyle nefsi emaremize ‘kavatlık’ etmeye başladılar.
Maalesef, şu bulaşıcı hastalık, iliğimize kadar sirayet etmiş. O yüzden mal toplayan, kendisini helak edercesine para toplayan, nimet peşinde koşan, küçük dünya nimetleri için ahretlerini satan insanlar görüyorsunuz dört bir yanınızda… Etrafınıza bakın. Bakalım dünyadan nasip almak için –meşru veya gayrı meşru- fırsat yakalamış kaç insan, şu ‘murdar leş’ten yemeyi ret ediyor.
Ve o murdar etten yemeyi ret edenlere kim itibar ediyor, bir bakın. İhtimal siz bile itibar etmiyorsunuzdur!
Çünkü hepimiz “Onlar severek dünya hayatını ahiret yurduna tercih ediyorlar’ ayetinin mâsadakları olmuşuz.
Elbette güzel insanlar var. Elbette ‘deccaliyet’in boyunduruğu altına girmemiş yiğitler çok. Dikkatle bakarsanız onların hepsinde müşterek bir özellik göreceksiniz:
İsraftan uzak durmak!
Çünkü israf deccalın tuzağıdır. İsraf eden Deccalın tuzağına düşmekten kurtulamaz.
O zaman da iki yakanız bir araya gelmez, maişet kaygınız belinizi büker ve siz siyasetinizi de, davanızı da, imanınızı da cemiyet ve cemaatinizi de daha çok servet edinmek, daha çok şehvet metaı toplamak için kullanmaktan kurtulamazsınız…
Siyasetçilerimiz, bürokratlarımız, hatta o TV senin bu TV benim diye koşturan ve sonra nasihati bile parasız vermeyen hocalarımız hep şu israf tuzağından dolayı o deccalın tuzağına düşüp, ahretlerini de kendilerini de helak ediyorlar…
Evet, o tuzağa düşmemenin yegâne çaresi kanaattir. ‘Kanaat bitmez tükenmez bir hazinedir’. Müminlerin sığınağıdır.
* * *
İşte bakın, insanlık yeni bir ekonomik krize doğru sürüklenip gidiyor. Bunu, ekonomik gidişatı doğru okuyanlar da yıllardır görüyor ve söylüyorlardı ki dev bir ekonomik kiriz geliyor. Onların verileri, ekonominin gidişatı idi...
Bendeniz de kendimce, ‘insanlık hızla ağır bedeller ödemeye doğru sürükleniyor’ derdim çevremdekilere. Elbette ben ekonomik göstergeleri bilen veya okuyabilen biri değilim. Ama bir hakikati biliyorum ki, her şeyin bir bedeli vardır. Özellikle de nimetin.
Sevdiğim bir dost, arayıp -sanki anlarmışım gibi- “Bir miktar dolarım var bozdursam mı, bekletsem mi?” diye sorunca bu yazıyı yazmaya karar verdim. Sanki adeta, aman biraz daha artsa da o zaman satsam der gibiydi…
Evet, bu çağ kadar, nimet ve haz kullanmış hiçbir çağ olmadı. Ve hiçbir dönemde de insanlar bu kadar küstah ve bencil olmadı. Hiç kimse elindekinin emanet olduğunun farkında değil. Sıranın kendisine de geleceğini aklına getirmiyor. Ölümlerin ibret olmadığı gibi…
Hintlilerin bir deyimi var. ‘Tanrı değirmeni, geç öğütür ama iyi öğütür’ derler… Evet, şu zenginlik ve bolluk içinde azgınlaşmış insanların bir bedel ödeyecekleri zaman gelecektir. İşte yaşanmakta olan küresel kriz, o zamanın yaklaşmakta olduğunun ayak sesleridir.
Dünya ekonomi çevrelerinin Dr. Doom (Felaket Tellallı) dedikleri Nouriel Roubini uyarıyormuş ve diyormuş ki;
-Şu yaşananlar daha ne ki?
* * *
Biz Allah’tan merhamet dileyelim ki şu bela bizi de yakmasın.
Hatırlarsanız, Mısır’a ilahi hışmın geleceğini gören Musa, halkına, kurban kesin ve evlerinizin kapısına o kurban kanından sürün ki, bela taşıyıcıları sizin evlerinize uğramasın demişti.
Ben de diyorum ki, “Ey güzel insanlar, israftan uzak durun ki şu ejderhanın ateşi sizi de yakmasın”
Bununla birlikte tahmin ediyorum ki, yaklaşmakta olan felaket, Batı’ya ve onun yöntemleriyle (borsa ve benzeri her türlü spekülasyon mecraları) para kazananlara ödetilecek bir faturadır.
Geçen asrın başında en ağır faturayı biz ödedik. Bir imparatorluk, koca bir millet, muhteşem bir tarih, güzel bir din, harika bir aile hayatı feda edildi; karşılığında bir parça ‘çağdaş bir devlet’ (!) sahibi olalım diye.
İşte, hukukuyla, yargısıyla, yasamasıyla, askeri ve bürokratıyla kurumlarının birbirine tebelleş olduğuı muhteşem çağdaş devletimiz! Karşılığında verdiklerinize değdiğine inanıyorsanız, çekin yorganı başınıza keyfinize bakın.
“Eyvah biz ne yaptık diyorsanız” Rabbinize kani olun. O adildir. Boynuzsuz keçinin hakkını bile boynuzlu keçiden alacaktır. Her şeyin bir başlangıcı, kemali ve zevali vardır. Batının da vardır Amerika’nın da… Esas olan senin kendi halindir. Sen ne durumdasın, ona bak.
Tevrat’ta (Yeremya bahsi olması lazım) Şa’ya (as)’dan söz edilir. Cenab-ı Hak ona, “Git kavmini topla, ben senin ağzından onlara sesleneceğim” der. O da gider halkı toplar ve der ki, “Ey İsrail oğulları, ben sizi kıyamete kadar baki kılacağım. Hangi halkı yok etmek istersem sizi içlerine salacağım. Onları sizin ellerinizle (yani çıkaracağınız ekonomik ve ahlaki fitne ve fesatlarla) yıkacağım. Böylece size nefreti çoğaltacağım” (özetleyerek) ila ahir.. devam eder.
11 Eylül, Yahudilerin, sermayelerini Amerika’dan başka yere taşımaya karar verdikleri tarihtir. Bazı dostlarıma “Bu bir milattır. Yahudiler artık Amerika’yı terk ederler. Çünkü onların dini imanı paralarıdır ve paraları artık Amerika’da güvende değil…” demiştim.
Nitekim şu kriz, Siyonistlerin paracıklarına yeni mekân araması neticesinde doğmuş bir krizdir. Bunun böyle olduğunu bilenler biliyor, bilmeyenler yakında öğrenir. Lehman kardeşlerin İsrail’e transfer ettikleri söylenen para 400 milyar dolardır. Bu, Amerika’yı batırmaz. Demek ki kaçırılan para daha fazla… (Fakat merak ediyorum. Şimdi sıra kimde, Hindistan mı Çin mi? Bunu da yakında göreceğiz…)
* * *
Son sözüm dünyanın murdarlıklarına bulaşmak istemeyen sade müminlere. Derim ki, ayağınızı yorganınıza göre uzatın. Sanal hiçbir zenginliğe güvenmeyin. Şu zaman kanaat ve içtinap zamanıdır. Haramdan sakınmanın, farzlara riayetten daha ehemmiyetli bir hal aldığı bir dönemden geçiyoruz.
Bir lokma haram yememek için, bir gün oruçlu kalmak evladır.
Unutmayın, bir toplumun rahmeti hak etmesi için, yüzde 7’sinin müstakim olması yeter. Ne yapıp edin, o yüzde 7’lik gruba dâhil olmaya bakın.
Dünya bu vartayı da atlatır. İnsanoğlu var olalı, kim bilir kaç tane, asla bitmeyecek sanılan kışların yaz, yazların kış olduğunu görmüştür. Bu da geçer. Rabbim nefsine yazdı “Ben ve elçilerim galip gelecekler” diye. Çünkü ‘akıbet önünde sonunda müttekilerindir”
Hem, merak etmeyin, dehrin terazisi hassastır. Kefesinin biri aşağı inerken, ötekisi mutlaka yükselir. Yeter ki siz ‘elçi’lerden yana bir ‘müttaki’ olun. Kriz gelip geçer ve siz, verdiği nimetlere karşı kendinizi şükreder halde bulursunuz…
Yorumlar Mahmut Hüdayi. Son zamanlarda okuduğum en tesirli yazıyı yazmışsınız.Bu güzel yazılarınızın devamını dilerim.Ahmet Onur Hocam eline ağzına sağlık, hepimizin bu yorumlara ihtiyacı var.İnşaallah %7'lere bizlerde dahil oluruz. Nasibi olanlar siyasi de olsa bu yazılanlardan nasibini alır, hani Allah(cc)'ın peygamberimize ikazı varya hidayete erdirmekle ilgili... idare edenler, nasipleri varsa bu gibi yazılara erişirde nasiplenir, yoksa ne yapsın Sultan Mahmut......Nedim Arca M. Ali Hocam; bizden 100-200 sene sonra gelen nesiller çok şaşıracaklar! Kalıntı ve eserlerimize bakacaklar; bir tarafta her yerde putlar, heykeller, paganist ve şamanist kalıntılar...Bir tarafta da camiler!...Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına bakıyorum: Tam bir PAGAN TAPINMA Törenleri gibi!..Bu tür kutlamalar; eskidan Saddam'ın, Esad'ın ülkesinde oluyordu!..Şimdilerde sadece bazı Asya diktatörlüklerinde ve komünist kaılntılarında var!...Son derece gerici, çağdışı görüntüler!..Bakıyorum; ısrarla bazı TV kanalları vals, dans, tango görüntüleri, canlı kareler yayınlama yarışında!..Ve sürekli 10. Yıl Marşı çalınıyor! Ama biz 85. yılı kutladık!..Ve bu marşta; "10 yılda 15 milyon insan, nesil yarattık!" deniliyor!..Bu ne demek?!..Cumhuriyet'i kuran kadronun tamammı Osmanlı vanadaşı idi!..Bu kriz zamanında İstanbul Büyükşehir Belediyesi; havai fişek gösterileri için; 1.5 milyon YTL bulabilmiş!..Havai harcama!..Gösterileri anlatan STAR TV muhabiri fena coştu: "Şimdi uzaydan Türkiye nasıl görünüyordur acaba?" diyor! Ayyyy, ay!...İsrail; daha dün kuruldu! Ama 15 milyon insan yaratmadılar!..5 milyonla uazyda bize bir gün füze yapıp fırlatacağımız, kenetleneceğimiz yer bırakmadılar!...Hassas uydularımız olmadığı için 300 ağır silahlı PKK sürüsünü güpegündüz göremiyoruz!..Ama dünkü İsrail görüyor!..İşte uzaydan böyle görünüyoruz!..ABD'nin NASA'aı var; bizim kasamız, hatta bir masamız bile yok!..Halbuki bundan 1000 yıl kadar önce de Bağdat'ta, Semerkand'ta ilk UZAY üslerini, rasathaneleri, uzay haritalarını bizim GERİCİ-YOBAZ ecdadımız(!) yapmıştı!...Bugün masonik ve ilkel paganizm kült ve törenlerine; bizden, Türk KÜLTÜRÜNden hiçbir şey olmayan DANS, VALS, TANGO gösterilerine övgüler düzüyor, destanlar yazıyoruz!...Batılılar ve alem de bize gülüyor!...yahudiler mi yahu insaf- ne 400 milyar transfer edilmis oyle! israilde o parayi hangi bankada ne cinsinden sakliyorlar peki.. bir de yorumlarda iste krizin caresi diye yazmaz mi! tamam allah razi olsun da biraz izan mehmet bey. neyse.. Mevla görelim neyler/ Neylerse güzel eyler…Yusuf Alper Yazınıza dua etmekten öte yorum yapamıyorum... Yüreğimize tercüman olmuşsunuz her zamanki gibi.. Allah Razı olsun...osmanyhs ALLAH razı olsun! Kalemine sağlık,
İşte krizin reçetesi....
Alperen TÜRKBEYİ Atanıza Ceddinize Rahmet Olsun . Mükemmelinde Ötesinde Bir Konu ve Yaklaşım Olmuş . ALLAH ına Gurban Senin ( Bizim Malatyada Böyle Derler Coşa Gelmiş Duyguları İfadede Yetersiz Kalındığı Zaman )
Çölün ortasında ışıl ışıl bir kent, 40 yıla yakın süredir ilk defa görülen kar yağışıyla felç oldu. Uluslararası havaalanı ve otoyollar kapandı, okullar eğitim veremez hale geldi.
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.