gasteci.com
     Ana Sayfa Reklam Tüm Haberler İletişim

Nuh Gönültaş

Nuh Gönültaş Aylardır yurt dışında olan işadamları!
Bir süre once bir dostum bazı önemli işadamlarının aylardır yurt dışında olduğunu, Türkiye’...

Tamer Korkmaz

Tamer Korkmaz Camiye saldıran, çocukları öldüren İsrail…
İsrail'in Gazze Katliamı kara harekatıyla devam ediyor. Bir haftadır süren hava bombardımanında ...

Taceddin Kayaoğlu

Taceddin Kayaoğlu Kürtler 10 Eylül 1979 - Birileri 12 Eylül 1980
PKK Terör Örgütü’nün ivme kazanmaya başladığı tarihler 1982-1983’lere rastlar. Kırılma n...

Harun Tokak

Harun Tokak Son akşam yemeği...
Hepsi on iki kişiydi. Bu onlarla son akşamıydı. Son akşam yemeği… ...

Aydoğan Vatandaş

Aydoğan Vatandaş Türkiye’de Dengeler Değişirken…
CHP lideri Deniz Baykal’ın bir süre önce başlattığı ‘Türban’ açılımını nasıl yor...

Hamdullah Öztürk

Hamdullah Öztürk İsrailoğulları'nın kaderi
İsrail'in Gazze'ye düzenlediği hava saldırısı her şeyi altüst etti. İşaretler kara harekatının da ba...

Sebahattin Çelebi

Sebahattin Çelebi Angela Roosevelt!
Dünya bu denli büyük global bir ekonomik krizle yeni karşı karşıya değil. 1933 Mart'ında yaşanan ve ...

Halit Esendir

Halit Esendir Susurluk trafik kaza raporu Ergenekon'u gösteriyor...
3 Kasım 1996’da meydana gelen Susurluk kazasının suikast olduğunu gösteren bir çok iddia ve de...

Mehmet Ali Bulut

Mehmet Ali Bulut Sistemin tanrısına dokunmak!
Her sistemin bir tanrısı vardır. Adı ‘Nemrut’ (bir türlü ölmedi)tur, ‘Firav...

Sezai Şen

Sezai Şen AK PARTİ GÖKÇEK'İ YENİDEN ADAY GÖSTERMEZSE CHP'YE BÜYÜK İYİLİK YAPMIŞ OLACAK!
AK Parti bugünkü tabloda Melih Gökçek'i Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı göstermezse sanki AK...

Gasteci Kulislerde

Gasteci Kulislerde Eğer AK Parti kapatılsaydı...
3.5 aylık baş döndürücü trafik bitti. Ak Parti kapatılacak mı ?, kimler siyasi yasak alacak ? gibi s...

Erol Kavas

Erol Kavas Mini Laptop - Asus Eee PC Türkiye'de!!!
İlk kez hepsiburada.com tarafından satışa çıkarılan ürünün özelliklerini inceliyelim....

Güneydoğu'da PKK'nın Ergenekon'u işbaşında...

Halit Esendir 12 eylül askeri yönetiminin sona ermesinin hemen ardından başlayan PKK olayları 25 yıldır ülkemizin baş belası olarak durmaktadır. Kürt ve Türk halkına hasılı Türkiye’de yaşayan herkese verdiği zararın haddi hesabı yoktur.
Halit Esendir
Maalesef devlet içindeki Siyasi İktidarlar ile siyasetçi, asker, yargı,YÖK, MİT, Jandarma, emniyet istihbaratı ile Medya v,s, ülke çıkarları konusunda aralarında ciddi bir koordine ve işbirliği olmadığı için her türlü çıkar çatışmalarından dolaylı olarak beslenen ve dış destekli PKK dahil bütün terör olaylarının ve faili meçhullerin tamamı ülkemize karşı yapılan ciddi bir komplodur. Asker , yargı, MİT, Emniyet, Jandarma ve YÖK gibi özerk kurumlar ile Ülkeyi yöneten Siyasi İktidarların aralarındaki kısır çekişmeleri çözmedikleri sürece bunun önüne geçilmesi mümkün değildir.

85 yıllık Cumhuriyet tarihimize baktığımızda ilk kuruluş yılları zor şartlarını aşan genç Cumhuriyet 1950’de yapılan seçimler sonucu ilk defa Halkın tercihini yansıtan bir İktidar ile ülke yönetilmeye başlandı. 10 yılda yapılan 3 seçimde de iktidar olma şansını kaybeden iç ve dış çıkar çevreleri Asker içinde (şimdiki adıyla ERGENEKON benzeri) yapılandırılan albaylar cuntası ile Ordunun hiyerarşisini ve Atatürk sayesinde Siyaset dışı kalabilen yapısını bozarak 27 Mayıs askeri darbesini yaptılar. Rahmetli Menderes ile Sivilleşen Türkiye 27 Mayıs albaylar cuntasına Genelkurmayı ve Siyasetçisi ile dik durmasını becerememiştir. Türkiye’nin 1950 de yakaladığı demokratikleşme trendi 27 mayıs darbesi ile başlayan 12 Mart Muhtırası, 12 eylül darbesi, 28 Şubat ve 27 Nisan e-muhtırasını yaşarak yaklaşık 50 yılımız milletçe adeta heder olmuştur. (Ayrıntılı bilgi için Terör kıskacında Türkiye- Oligarşi mi ?, Demokrasi mi ?- TİMAŞ Yayınları)

Kitapta ayrıntıları ile anlatmaya çalıştığım Terör olayları ile Türkiye’deki 27 Mayıs sonrası oluşturulan Oligarşik sistemin devamını sağlamak isteyen iç ve dış dinamikler Demokratik yapının gelmesini ısrarla engellemektedirler. Rahmetli Özal ile Siyasetçiler bu Oligarşik sistemi delmeye başladılar. Özal AB tam üyeliğine başvuru yaparak Oligarşik kuşatmadan çıkmaya gayret gösterdi. Özal’ın şüpheli ölümü ile Faili meçhul cinayetler ve PKK terörü ile yeniden Oligarşinin denetimine giren Türk Siyaseti Susurluk kazasında ortaya çıkan Ergenekon’un bir yanı olan derin devlet yapılanmasını fark edemedi. Susurluk’u fasa –fiso ile değerlendiren dönemin başbakanı Erbakan ortağı Çilleri kurtaracağım derken kendi siyasi kaderini ve Ülkeyi 28 şubat postmodern darbesine teslim etmek zorunda kaldı. Oligarşi yeniden bir kere daha kazandı.

2002 seçimleri ile İktidara gelen Ak parti lideri ve Başbakan Tayyip Erdoğan Özal’ın başlattığı AB yolunda reformları hızlı bir şekilde yaparak Oligarşinin kıskacından çıkmaya gayret gösterdi. 17 Aralık 2004’te 3 Ekim 2005’te AB üyelik sürecinin başlaması için engeller aşılınca Cumhurbaşkanlığı seçimleri bahanesiyle Oligarşik güçler e-muhtıra ile süreci durdurmak istediler. Bir yandan PKK terörü ve şehirlerde bombalama olayları tırmandırıldı diğer yandan eşi başörtülü Cumhurbaşkanı olamaz diyerek toplum ve siyasi ortam belirsizliğe itilmek istendi. 27 Nisan e-muhtırası sonrasında erken genel seçimler ve 5+5 formülü ile Cumhurbaşkanını halkın seçmesi için yapılan Referandum ile 27 Nisan e- muhtırasının oligarşik engelleri aşılmaya çalışıldı. Seçimlerde % 47 ile AK parti iktidar olmasına rağmen Cumhurbaşkanının eşinin başörtülü olması sebebiyle krizler birbiri ardına çıkarılmaya ve Ak Parti Yargı kararıyle kapattırılmaya çalışıldı.

Halkın seçtiği mecliste DTP’nin bulunmasını bahane yapan karakollarını dahi saldırılardan koruyamayan (!) asker meclisi boykot ederek siyasetin içinde yerini almaya devam etti. Siyaset ve kurumlar arası mutabakatlar olmayınca İç ve dış destekler ile PKK terörü yeniden gündemimize getirilmeye çalışıldı. Ergenekon Davasının 20 Ekimde başlaması öncesinde başta Aktütün baskını olmak üzere güneydoğuda ciddi eylemler başlatıldı. Başbakanın güneydoğu gezisi öncesinde dükkanlar kapattırıldı. Çocuklar kullanılarak ülkede kaos ortamı yapılmaya başlanıldı. Ergenekon davasının ilk günü bir sanığın ifadesi ile ‘olayların durmasını ve karakol baskını olmamasını istiyorsanız Ergenekon davasını durdurun’ şeklinde bir talebin söylenebilmesi Ergenekon’un esas PKK içinde ve Güneydoğuda mevcudiyetini devam ettirdiğini göstermektedir. Hasılı Oligarşi sivil otoriteye direnmeye devam ediyor. 2009 Mart ayıda yerel seçimlerin yapılacak olması ve Ak parti iktidarının Doğu ve Güneydoğuda DTP’nin elinde bulunan Başta Diyarbakır olmak üzere Belediyeleri alma ihtimalini gören iç ve dış mihraklar Terörü azdırmaya gayret etmektedirler. Susurlukta gizlenmeyi başaran Asrın davası olarak nitelenen devlet içindeki çetelerin yargılandığı Ergenekon davasının başlaması ve İktidarın terörle mücadelede demokrasiden taviz vermeden İçişleri Bakanlığı bünyesinde ve valilerin kontrolünde oluşacak yeni yapılanmada normal asker yerine terörle mücadele için polis, jandarma ve asker işbirliği içinde yeni profesyonel güç ile mücadele kararı geleceğe ümitle bakmamıza neden olmaktadır.




22.Ekim.2008 14:48:18

Puan: 3.6/5 (20 oy verildi)

Yazıcı Görünümlü Sayfa Arkadaşına Yolla Yorum Yazabilirsiniz
Yorumlar
   Remzi
Ve bu da oldu: HSYK, Savcı Öz'ün terfisini durdurdu!..İlk adım atıldı!...Hükümet ve Adalet Bakanı ise sadece seyretti!..İşte yeni bir Ferhat Sarıkaya olayı daha!...HSYK, TERÖR örgütünün arkasında!...HSYK niçin var?...İşte belli!...Ali Kırca, Uğur Dündar, M. Ali Birand; haberi büyük bir zevk ve şehvetle verdiler!...
   Saim Atlı
Ergenekoncu PKK Yöneticisi Duran KALKAN; Türk mü? ERMENİ mi?....İşte Duran Kalkan'ın köyü: Tapu kayıtlarından yapılan araştırmalarda Eski Güzelim Köyünün XVII. yy dan itibaren yerleşim alanı olduğu; II. Abdülhamit devrinde Aziziye (Pınarbaşı) sancağına bağlı bir birim olduğu ve arazi vergisi alındığı bilinmektedir. Tarihte 93 Harbi diye bilinen 1876-1877 Osmanlı - Rus Savaşından sonra Erzurum yöresinden kopup gelen ailelerin de katılımıyla "köy" kimliği alan Güzelim Köyü; Adana'nın en uzak ilçesi Tufanbeyli'nin en küçük köylerinden birisidir. Erzurum kökenli ailelerin geldiğinde Göğ İsmailler, Hacı Abdullah, Hacı Hasan, Durdu Kahalar ve Mulla Hasanlar olarak bilinen Türk ailelerin yanında zengin ermeni aileleri de yaşamakta ve bir yaylalık niteliğinde idi. Erzurum'dan gelen büyük aileler (Gündoğan, Kalkan Aileleri) ile burada yaşayan Türk aileler, kısa sürede kaynaşmışlardır. I. Dünya Savaşı (1914-1918) yıllarında Erzurum halkı Ermeni-Rus Mezalimine uğramıştı. Bu dönemde köyümüz, Erzurum yöresinden gelen ikinci bir göç dalgasına maruz kaldı(Yurttaş, Taşpınar, Yeşil ve Yüksel Aileleri). I. Dünya Savaşı yıllarında Köyümüz, ermeni istilasını yaşamıştır. Kurtuluş Savaşı (1919-1922)'nın kazanılmasından sonra Cumhuriyet döneminde Saimbeyli İlçesine bağlı bir köy olmuştur. 1957 yılında Tufanbeyli [Mağara(Hökeççe)]'nin ilçe olması ile köyümüz Tufanbeyli'ye bağlanmıştır. Köyün tarihinin Cumhuriyet devrinde gelişimi bağlamında üç önemli aşaması (sıçraması) olmuştur. Bunlar; 1- 1961 yılında köyümüz ilk okuluna kavuşmuştur. Okulun temeli köy muhtarı Hacı Taş zamanında atılmış, Mustafa Taşpınar'ın muhtarlığı zamanında bitirilmiştir. Okul yapılmadan önce yakın köylerde okuyan ilk gencini 1962 yılında öğretmen okuluna göndermiştir. Sonraki dönemde bu süreç hızlanmış ve Tufanbeyli İlçesinin ve Adana İlinin nüfus oranına göre en fazla okuyanı olan örnek bir köy statüsüne kavuşmuştur. Yurt dışındakiler hariç 100 haneli köyümüzde 30 üniversite öğrencisi çeşitli üniversitelerde eğitim görmektedirler. Okumuş meslek grupları da azımsanmayacak kadar çoktur. ( 40 Öğretmen, 7 Doktor, 13 Mühendis, 1 Veteriner Hekim, 2 Avukat, 3 Subay, 2 Mali Müşavir, 9 İşletmeci- İktisatçı, 1 İlahiyatçı ve 1 Gazeteci). Ayrıca yurt dışında bulunan üçüncü nesilden azımsanamayacak kadar gencimiz Avrupa üniversitelerinde okumakta ve kariyer sahibi olmaktadır. Köyümüzün yüzde 99 u okur-yazardır. 2- Köyümüzün arazisinin yetersiz olması, nüfusun artması sonucu ekonomik anlamda arayışlar başlamıştır. 1966 yılında Mecit Aygün ve Ali Gündoğan'ın köye getirdikleri bir gazetedeki ilandan yola çıkılarak kooperatif kurulmuş ve başta Almanya olmak üzere yurt dışına işçi gönderilmeye başlanmıştır. Bu dönemden itibaren hem ekonomik, hem de kültürel ve eğitim bakımından Güzelim Köyünün kabuğunu yırtıp dışa açıldığı dönem başlamıştır ve bu süreç hızlanarak devam etmektedir. 3- Köyün eski yerleşim yerinin dar olması ve genişleyecek yer kalmaması; heyelan tehlikesi arz etmesi; ayrıca, köyün önünden geçen Demircik Suyunun yukarı tarafında yapılan sulama göletinin taşması durumunda sel baskınına maruz kalacağı düşünülerek köyün daha uygun bir yere taşınması gündeme gelmiştir. Seksenli yıllarda projelendirme aşaması başlatılmış, Ahmet Taşpınar'ın muhtarlığı döneminde resmi prosedür tamamlanarak 1984 yılından itibaren bugünkü Tufanbeyli-Adana yolu üzerinde "Hacı Ahmetin Düzü" denilen yere taşınmıştır. Taşınma işlemi 1993 yılında tamamlanmıştır. Bugünkü yeni Güzelim, planlı yerleşimi, modern alt yapısı (kanalizasyon, su şebekesi, elektrik, telefon vs.), eğitimli ve kültürel seviyesi yüksek insanları ile Adana'nın en başta gelen örnek köylerinden biridir. Köyümüzün bu seviyeye gelmesinde; Kurtuluş Savaşında şehit düşenlere, atılım yapmasında emeği geçen muhtarlara ve halkımıza, hayatta olmayanlara rahmet, kalanlara uzun ömürler diliyor ve şükranlarımızı arz ediyoruz. Bu bayrak yarışının nesiller boyu huzur ve barış ortamında ebediyen devam etmesi dileği ile... Kültür [değiştir]Yeni yapılan inşaatlarda dahil 113 haneli köyde okuma yazma oranı %98 lerle Tufanbeyli ve köyleri arasında en yüksek orana sahip. Köyümüz Türk Kültürünün en canlı yaşadığı yerlerden birisidir. Köyümüz; köyün yerli Türkmenleri (Afşar)ile Erzurum'dan gelen Türk ailelerinin kaynaşması ile kurulmuş bir köy olduğu için, hem Erzurum yöresine ait kültürel değerler (Düğün, oyunlar, folklorik öğeler) hem de bu yöreye ait kültürel değerlerin sentezini oluşturmuştur. Bu yıl itibariyle ülkemizin çeşitli üniversitelerinde okuyan 28 üniversite öğrencisi vardır. Bu öğrencilerden 10 tanesi Essen, Bochum, Berlin, Münster, Trier, Lyon ve Lumierre Üniversitelerinde okumaktadırlar Daha çok okumaya meyilli köyde meslek grupları aşağıdaki gibidir. Güzelim: Adana iline 175 km, Tufanbeyli ilçesine 15 km uzaklıktadır.
   Sakıp Otan
Sayın YAZAR; bu PKK'nın Ergenekoncu komutanı Duran Kalkan kimlerden?..Adana-Karaisalı imiş...ama detay ?..Cemil Bayık kim?..BAYIK ailesi bildiğim kadarıyla mason!..Apo avukatlarına demeç veriyor, İmralı'dan örgüt yönetiyor da; şu an İmralı'nın komutanı kim?..Apo'nun mektup ve demeçleri, hangi komutanın denetiminden geçiyor?!..Hani cezaevlerinde sıradan bir mahkumun mektup ve haberleşmeleri bile denetleniyor da!..Peki bu Emine Ayna kim? ÇYDD, TEGV, TÜSİAD, ÇEV, AÇEV ve SEV vakıflarıyla ilişkisi ne düzeyde?...DTP'li kadın milletvekillerinin çoğu ALEVİ kökenli!..İnanmazsanız, araştırın! Bu nasıl oluyor?..Aleviler; üniter devletten yana değiller mi?..Geçenlerde Eğitim Sen üyesi bir yöneticinin cenaze töreni vardı!..Cemevinden kaldırıldı; ama cenaze töreni PKK gösterisine dönüştü; bu nasıl oluyor?!..Aydınlatır mısınız?...
   Görünen Köy
Dikkat!.........HSYK, Savcı Z. Öz'ün TERFİSİNİ durduracak, sonra da meslekten ihraç edecek!...Hükümet ve Adalet Bakanı, arkasında durmayacak!..........!
   Erdem Tütüncü
star TV'de Uğur Dündar, MİT'çi Mehmet Eymür'e Danıştay saldırısını sordu..Ancak aldığı cevap hiç de hoşuna gitmedi. Hemen geçiştirip bir başka konuya atladı. Bana sanki Uğur Dündar'ın da hala Ergenekoncularla sıkı bağ ve ilişkileri varmış gibi geldi...M. Eymür'ü de çok ciddi bulmadım. Sanki o da trübünleri oynuyor, konjonktürel konuşuyor..Sanki O da ETÖ davasından pek haz almıyor!..NATO-gladyo ortamı ve örgütlenmesinin bütünüyle ortadan kalkmasından yana değil..Bazı kişisel hesap ve çıkarlara girenlerin tasfiyesinden yana sadece!..Eymür'de de pek milli devlet hassasiyeti göremedim..Masonik ve ABD'ci yaklaşımlar var gibi..
   Hayriye Arman
Kanal 7'de İskele Sancak programında eski DGM Başkanı, şimdi ETÖ avukatı bir hukukçuyu dinliyorum..Böyle körlük görmedim..Devletin Kendini Koruma Refleksi..Laikliği koruma adına...Adam öldürme, katliam, her türlü kirli ilişki, provokasyon ve eylem mübah anlayışındalar!..Tamam DEVLETİN kewndini KORUMA refleksi de? Hangi devlet?..Devlet kim ? Türk devleti nerede? Kimler Türk devletini temsil ediyor?..Türkiye'de okullarıyla, kiliseleriyle, hastaneleriyle, kültür organizasyonlarıyla ve firmalarıyla bir ABD var! Bir Fransa var! Bir Almanya var! Bir Avusturya, Bir İtalya, bir İngiltere, bir İsrail var!...Hepsi de Türkiye'den, Türk devletinden daha güçlü!..Türkiye'de..Bir bakın şu Robert Kolej ve Boğaziçi Üniversitesi mezunlarına; istisnalar dışında; kime hezmet ediyorlar?..Dünden bugüne kimler?..Hemen hemen devletin ve iş dünyasının, aydınların elit tabakası!..Bir Galatasaray Lisesi ve Üniversitesi ile Saint Joseph Lisesi mezunlarına bir bakın!..İstanbul Lisesi-Erkek Lisesi yani Alman Lisesi mezunlarına bir bakın!..İstisnalar dışında kime, hangi ülke çıkar ve istihbarat örgütlerine hizmet ediyorlar?!..Bugün Ergenekonculara şöyle bir bakıyorum; çoğu mason veya öasonların öaşası, tetikçisi!..İ.Güven Paşa'dan Doğu Perinçek'e, Doç. Dr. Ümit Sayın'dan Prof. Dr. Ercan Çitlioğlu'na, Tufan Türenç'ten Prof. Dr. Süheyl Batum'a kadar tutuklanan-tutuklanmayan hemen hemen çoğu mason bunların!..DEVLETİN kendini KORUMA refleksi kararları MASON LOCALARINDA ve ŞATOlarında mı alınıyor?!..Peki bu kirli, mandacı uluslararası oyuna birtakım MHP'liler, BBP'liler, Ülkücüler ve Milliyetçiler nasıl alet oluyor?!..Anlaşılır gibi değil!..İSKELE SANCAK'ta Emin Pazarcı'yı izlerken üzüldüm..Bilmemesi mümkün değil gerçekleri..Sanki bilmezden geliyor, örtüyor, duygusal bir yakınlık hissediyor birilerine!..Ama ipler Pazarcı'nın o gönül bağı olan kişilerin elinde değil ki!..Pazarcı, "Ergenekon'u bırak, PKK'ya bak!" diyor. Peki PKK ne, PKK'yı kimler yönetiyor?..Pazarcı'nın o gönül dostları PKK'nın bitmesini istiyor mu?.."TSK düşmanlığı yapılmasın!" diyor!..Tamam da YAPAN kim?..Yaygın olarak böyle bir düşmanlık yok ki!..PKK'yı bitirmek istemeyenlere, kirli düzeni ve oligarşik saltanatı sürdürmek isteyenlere eleştiri var!..Kurumlara değil!..Bu ülkede bugüne kadar kimler ihtilal yaptı, yaptırdı, kimler terör örgütlerini çıkardı, kimler siyasi cinayetler işletti?..Bunları bilmek istemek, cani ve suçluların cezalandırılmasını istemek TSK ve Ordu düşmanlığı mıdır?...Anladığım kadarıyla ETÖ'ye karşı MEDYADA ve YARGIDA bilinçli olarak çok güçlü bir DİRENİŞ ve boşa çıkarma çabası var!..Çünkü çoğu KİRLİ DÜZEN ve bataklıktan nemalanıyorlar!..
   E. Paşakan
Ergenekon Terör Örgütü sanığı Av. Kemal Kerinçsiz'in avukatı Kadir KARTAL kim ola ki?!.. Tarih: 12/12/2005. Radikal'den İSMET DEMİRDÖĞEN'in haberi: ANKARA - Yeniden Müdafaa-i Hukuk Hareketi Derneği (YMHHD) partileşme kararını somutlaştırdı. Ocakta kurulması planlanan partinin genel başkanlığına avukat Kadir Kartal'ın getirilmesi kararlaştırıldı. Emekli paşalar şimdilik parti yönetimine girmeyecek. 100 kurucu üyenin belirlenmesi aşamasında emekli orgeneral Hurşit Tolon'un 'Kemalist bir partiye ihtiyaç var, liderliğini düşünebilirim' mesajı, partileşme kararının somutlaştırıldığı son toplantıda dikkate alınmadı. Delegelerin Ankara toplantısında, adı 'Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisi' olarak belirlenen partinin başkanlığına YMHHD kurucularından genel başkan yardımcısı Kadir Kartal getirildi. Ayrıca başkanlık divanının 20 üyesi de belirlendi. Toplantıda emekli generallerin partiye katılmak ve yönetiminde yer almak konusunda 'kendilerine ulaşmış bir iradeleri' bulunmadığı tespiti yapılırken, "Biz partiyi kuralım, ileride isterlerse bir araya gelir ve istedikleri görevleri değerlendiririz" görüşü paylaşıldı. Emekli generallerin Genelkurmay çevrelerinin parti kurmalarının yanlış anlaşılabileceği uyarıları karşısında 'siyaseti bir süre için askıya aldıkları ve bekle-gör politikası izlemeyi tercih ettikleri' aktarıldı. Genel başkanlığa getirilen Kadir Kartal, 1954 Erzincan doğumlu. Bir süre Siirt hâkimi olarak görev yapan ve askerliğini Genelkurmay'da asteğmen olarak tamamlayan Kartal, partiyle ilgili şu bilgileri verdi: 'Allaha inanıyoruz, sivil bir hareketiz' "Bu 1960'larda başlamış bir harekettir. Ama biz hareketimizi 11 Kasım 1938'den başlatıyoruz. Bu tarihte Türk milleti inkılabını kaybetti. Ya mevcut duruma seyirci kalıp yok olacağız ya da dünya devleti olacağız. Allah'a inanıyoruz ve milletten başka güç tanımıyoruz. Bizimkisi bir insanca yaşama mücadelesidir. Siyasi yelpazede yer aramıyoruz. Bütün ekonomik teorilerden uzağız. Sosyal ve ekonomik dengeyi sağlayacak politikalar üreteceğiz. Sivil bir hareketiz. Bunun altını kalınca bir çizgiyle çiziyoruz. Ocakta kış çocuğu olarak doğacağız. Kış çocukları daha sağlıklı ve dayanıklıdır."

Halit Esendir Arşivi
Susurluk trafik kaza raporu Ergenekon'u gösteriyor... 10.Kasım.2008
Güneydoğu'da PKK'nın Ergenekon'u işbaşında... 22.Ekim.2008
Deniz Feneri Almayna Türkiye savaşı 29.Eylül.2008
Jandarma teşkilatı sivil ve askeri olarak yeniden yapılandırılmalı... 04.Eylül.2008
Şuradan sürpriz çıkmadı 13.Ağustos.2008
Şura öncesi generallerin iktidar mücadalesi 25.Haziran.2008
Jandarma’da yetki karmaşası 18.Haziran.2008
Kemalizm 38de kaldı yaşasın Kenanizm 31.Mayıs.2008
İç terörden kim sorumlu ? 07.Haziran.2007
Cumhur Başkanını seçebilmelidir 22.Mayıs.2007
E-muhtıra sonrası 5+5 11.Mayıs.2007
NEVZAT YALÇINTAŞ DA CUMHURBAŞKANI ADAYI OLMALIYDI 02.Mayıs.2007
KURMAY ALBAYLARA GENERALLİK YOLU AÇILMALI 11.Nisan.2007
Çankaya’da kimler olmalı 23.Mart.2007
Halk Erdoğan’ı Başbakan görmek istiyor 11.Mart.2007
İktidar faizcilere niçin direnemiyor? 26.Şubat.2007
Rüşvete karşı döner sermaye sistemi... 16.Şubat.2007
MİT YASASI YENİLENMELİ 06.Şubat.2007
ÇANKAYA BÜYÜSÜ BİTMELİ 02.Ocak.2007
ALEVİLER DE DİYANET'DE TEMSİL EDİLMELİ... 15.Aralık.2006

Gazetelerin 1. Sayfaları

KÜRT SORUNUNUN FİLMİ GELİYOR

Mahsun Kırmızıgül'ün yazıp yönettiği ve rol aldığı "Güneşi Gördüm"deki Altun ailesini yakında tüm Türkiye konuşacak...

HERKES BU SESE HAYRAN KALIYOR

Bu çocuktaki müthiş sesi dinleyen herkes takdir ediyor. Müthiş yetenek, umarım hayırlı bir yolda değerlenir!

40 YIL SONRA ÇÖLE İLK KEZ KAR YAĞDI

Çölün ortasında ışıl ışıl bir kent, 40 yıla yakın süredir ilk defa görülen kar yağışıyla felç oldu. Uluslararası havaalanı ve otoyollar kapandı, okullar eğitim veremez hale geldi.

ÇARŞAFLI STAND UP CI

39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR


DÜN EN ÇOK OKUNANLAR

EN ÇOK ARANANLAR

» Ahmet Hakan
» Ali Kırca
» Nurettin Veren
» Galatasaray
» Fethullah Gülen
» Nuh Gönültaş
» Minik Dualar
» Video Haberler

VİDEO HABERLER

» KÜRT SORUNUNUN FİLMİ GELİYOR
» İŞTE PROVAKASYONUN KRALI... BÖYLE PROVAKASYON GÖRÜLMEDİ...
» HERKES BU SESE HAYRAN KALIYOR
» BU BAYKAL'I MUTLAKA DİNLEYİN
» İŞTE VATAN SAĞOLSUN DEMEYECEĞİM DİYEN BİR ŞEHİT ANASI DAHA DAHA!
» ÇILDIRTAN AYNA...
» İŞTE GENELKURMAY BAŞKANI'NIN SERTLİK TARİHİNE GEÇECEK KONUŞMASI
» HOCAEFENDİ İLE GURBETTE BİR BAYRAM DAHA...
» ZAHİT AKMAN MEYDAN OKUDU!
» METALLİCA'NIN OLAY KLİBİ...
gasteci.com © 2008