BİZDE ŞEHİT CENAZESİ DE TERÖRE LANET DE NİYE HİÇ EKSİK OLMAZ Kİ!
Bu memlekette, jandarma dahil, 1 milyonun oldukça üstünde asker var. Rütbeli askerlerimizin sayısı bile 200 bin kadar. Ama bu memleketin güvenlik sorunu bir türlü bitmiyor! Askeri harcamalarımızın haddi var hesabı yok. Bir ara askeri harcamalarımız bütçemizin yarısına bile ulaşmıştı! Harcamanın haddi var hesabı yok, teröre verdiğimiz vatan evlatlarının haddi var hesabı yok ama sivil iradeye hesap veren tek bir askeri makamımız yok! Sezai Şen
Daha önce 4 defa baskın yiyen ve 29 askerimizi şehit verdiğimiz Aktütün Karakolu’na 5. saldırı gerçekleşti ve aralarında Eskişehirli Jandarma Astsubay Çavuş Hasan Önal’ın da bulunduğu 15 evladımız daha şehit oldu.
Bu memleketin evlatları yüzyıllar boyunca birbirleri ile kardeşçe yaşarken son bir yüzyıldan bu yana içimizdeki bazıları ile aramıza düşmanlık girdi. İlk başlarda bir kırgınlık, bir küskünlüktü bu ama zamanla bu kırgınlık ve küskünlük yabancıların kışkırtmaları, devleti yönetenlerin basiretsiz tutumları sayesinde düşmanlığa dönüştü.
Sol-sağ kavgasını 12 Eylül darbesi ile birden bire kesilmesinden bir süre sonra bu sefer PKK terörü ile tanıştı Türkiye. PKK terörünün başlamasına 12 Eylül’den sonra Diyarbakır Cezaevi’nde yapılan işkencelerin sebep olduğu söylenir ama tek başına bir sebep değildir bu.
Kendi insanımızı yanlış politikalarla
kendimize düşman ettik, sonra da suçladık!
Nihayetinde, az ya da çok, zulüm zulmedenlere ve onların yakınlarına karşı bazı saldırıların meşru görülmesine yol açar. Bu ülkeyi yönetenler Doğu ve Güneydoğu konusunda adam gibi politikalar üretemedikleri, memleketin bir bölümünü kalkındırırken bir bölümünde yaşayanları ‘kıro’ olarak çağırdıkları veya en azından o şekilde sınıflandırdıkları için kendi kardeşlerimizi kendimize karşı önce soğuttular, sonra da düşman ettiler. Bizim bu basiretsiz yaklaşımlarımız zamanla bize karşı soğuyanların bize düşman olmasını sağladı. Tabii bir de, 1945’te ABD Senatosu’nda da görüşülen ve Türkiye topraklarının bir bölümünü şu an dünya üzerinde ismen bulunmayan ancak Irak’ta fiilen var olan bir oluşuma veren bir harita kendimizden soğuttuklarımızın, gerçekleşme imkanı olsun veya olmasın, bağımsız bir devlet fikrine gittikçe daha sıcak bakmalarını sağladı. Sonra biz kendi ellerimizle kendimizden uzaklaştırdığımız bu insanları bize karşı çıkıyorlar diye ‘terörist’ olarak suçlamaya başladık. Ama acaba içimizden birilerini yine bize karşı ‘terörist’ olmaya kim itivermişti?
Doğu ve Güneydoğu’da yürüttüğümüz sivil ve askeri bir takım yanlış politikalar o yörenin halkını Türkiye Cumhuriyeti’nden soğuttukça, PKK gibi bütün gücünü döktüğü kandan, yüreklere bıraktığı acıdan alan bir terör örgütü bile taraftar bulmaya, bölge halkından, az ya da çok, destek bulmaya başladı. Destek bulamazsa şüphesiz yaşayamazdı.
1 milyondan fazla askerimiz var ama
kendi topraklarımızda baskın yiyoruz!
Doğu ve Güneydoğu’da çalışan memurlarımıza çifte maaşlar verdik. O bölgede yaşayan birçok memur daha iyi maaş alıyordu. Çünkü bu maaşlarının yüzde 20’sini PKK’ya gönülsüz olarak vermek zorunda kalıyordu birçoğu. O bölgede görev yapan devlet memurları ya maaşlarının bir bölümünü ya da canlarını vermekle arasında tercih yapmakta pek zorlanmıyorlardı!
PKK’nın kurulması, filizlenmesi ve bu derece büyümesi de tam bir muamma. PKK’nın kurucusu Abdullah Öcalan’ın, PKK’yı kurduğu yıllarda Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde öğrenci olması, asker kaçağı olmasına rağmen yakalanmaması, eşi Kesire Öcalan’ın MİT mensubu olduğu yönündeki iddiaların bugüne kadar yalanlanmaması, terör örgütünün kurucusu ve 35 bin insanın hayatından mesul tutulan Abdullah Öcalan’ın İmralı Adası’ndan terör örgütüne, avukatları kanalı ile hemen her türlü mesajı rahatça gönderebilmesi zihinlerde bu muammanın oluşmasına ve büyümesine neden olan önemli satırbaşları olarak dikkat çekmektedir.
Bu memlekette, jandarma dahil, 1 milyonun oldukça üstünde asker var. Rütbeli askerlerimizin sayısı bile 200 bin kadar. Ama bu memleketin güvenlik sorunu bir türlü bitmiyor! Askeri harcamalarımızın haddi var hesabı yok. Bir ara askeri harcamalarımız bütçemizin yarısına bile ulaşmıştı! Harcamanın haddi var hesabı yok, teröre verdiğimiz vatan evlatlarının haddi var hesabı yok ama sivil iradeye hesap veren tek bir askeri makamımız yok!
Bu ülkede dokunulmazlıklar sadece milletvekillerine has bir durum değil. Bu ülkede askeri bürokrasi başta olmak üzere çok çeşitli dokunulmazlık zırhları ile korunanlar var. Onların yaptıklarını eleştirme hakkımız bile yok maalesef. Sesimizi çıkartmamız pek hoş karşılanmıyor. Çünkü bazı konulara dokunur dokunmaz ‘askerin manevi şahsına hakaret etmiş’ oluyorsunuz.
Tezkere ile girmediğimiz Irak’tan
şimdi askerlerimizin kanına giriliyor
Halbuki terör ile mücadele sadece hükümetlerin işi değildir. Hatta bu iş bütün maddi imkanlarla donatılmış, manevi destek verilmiş askerin, ordunun işidir. Ama, maalesef, terör ile mücadelede, yapılan beyanatların tam tersine, hem yetersiziz hem de başarısız!
Eğer başarılı olmuş olsaydık, sayıları 3-5 bin arasında olduğu iddia edilen teröristleri şimdiye kadar bitirmiş olurduk. Eğer terörü bitirmeye kararlı olsaydık, ABD ile birlikte Irak’a girmekten korkmaz, tezkerenin Meclis’ten geçmesi için yapılan oylama öncesi bugün teröre karşı timsah gözyaşları döken bazıları gibi PKK ile aynı söylemlerle ‘hayır’ oyu çıkması için gayret gösterilmezdi.
Ben o zamanlar bu tezkerenin geçmesi gerektiğini savunmuştum. Çünkü eğer Irak’a biz girmezsek yarın bir gün Irak’ta beslenenler bizim kanımıza girecekti. Ben o zaman “Hayret ediyorum. Nasıl oluyor da Türkiye kamuoyu ile PKK’lı teröristler aynı fikirde, aynı düşüncede bulaşabiliyorlar!” diye feryat etmiştim. Tezkerenin Meclis’ten geçeceği o günlerde “Mehmetçik ölüme gönderiliyor!” manşetleri atan, yorumları yapanlar asker göndermediğimiz için Irak’ta ABD ve İngiltere’den sonra en çok vatandaşını kaybeden ülkenin Türkiye olduğunu nasıl gizlemeyi düşünüyorlar acaba?
Mehmetçik Irak’a ölüme gitmeyecekti, Mehmetçik Irak’a oradan gelecek ölüm tehlikelerini önlemeye gidecekti. Şimdi gidip yerleşmediğimiz o Irak’tan karakollarımıza saldırılar düzenleniyor sık sık ve biz onlarla ifade edilebilen sayıda şehit veriyoruz artık.
Ne kadar zeki olursanız olun, ne kadar kurnaz olursanız olun hiçbir akıl basiretten üstün gelemez. Eğer basiretiniz yoksa, çok akıllıca yaptığınız bir iş sayesinde sadece belli bir süre hava yapar, başkalarının gerçekte iyi bir şey yaptığınızı düşünmelerine vesile olabilirsiniz. Ama bir süre sonra yaptığınızın aslında ne kadar yanlış olduğu ortaya çıkar, hem de en acı olaylarla.
4 defa baskına uğrayan karakola 5.
baskın gündüz gözüyle yapılıyor!
Daha birkaç sene önce Irak’a girerek bugün terörist saldırıların cesurca yapıldığı toprakları kontrol altında tutmaktan korkan bir ülke Türkiye’nin bugün kendi toprakları içinde uğradığı saldırılar, egemenliğini henüz tam sağlayamamış bir ülke görüntüsü vermektedir maalesef. Uçaklarımızla Kandil Dağı’nı ve halihazırda boşaltılmış PKK kamplarını bombalıyoruz hemen her gün ama PKK da gelip güpegündüz ağır silahlarla donatılmış askerlerimizin bulunduğu karakolumuzu basıyor, 15 askerimizi şehit ediyor.
4 defa baskına uğrayan karakolumuzda baskınlara karşı hiçbir önlem alınmamış demek ki 5. baskın bu sefer gündüz yapılıyor. Meydan okumaya bakar mısınız?
Bu vatanın evlatları daha hayatlarının baharında nereden geldiğini bile anlayamadıkları bir havan mermisi ile bir kör kurşun ile canlarından oluyor, ailelerinin, sevdiklerinin yüreklerinde büyük bir acıya dönüşüyorlar. Her canımız yanışta terörün üzerine kararlılıkla gidileceği, yapanların yanına kar kalmayacağı söyleniyor; sokaklara inen vatandaşlarımız teröre lanet okuyorlar. Bizim terörle mücadelemiz de işte bundan ibaret kalıyor. Terör ile mücadelemiz şehit cenazelerine katılmak, teröre lanet sloganları atmak ve zaman zaman gözyaşı dökmekten ibaret olduğu sürece biz daha çok benzer faaliyetlerde bulunmak zorunda kalırız!
Bizim adımıza bir yerde bir şeyler yapmakla vazifeli olanların bugüne kadar göstermiş oldukları başarısızlıkları sorgulamadan her cenazenin ardından camlarımıza astığımız bayraklarla, attığımız sloganlarla terörü önleyemeyeceğimizi kavramanın vakti geldi de geçiyor artık!
SEZAİ ŞEN
(NOT: Bu yazı Eskişehir'de yayımlanan Şehir Gazetesi'nde de yayımlanmıştır.)
Yorumlar HAZAN Güzel Düşünceler lakin...sümeyye valla şöyle deyim onların istediği oluyo onların da isteği şu basında olmak ve oluyo başbakandan daha fazla gündemde...Sakıp Otan Sayın YAZAR; bu PKK'nın Ergenekoncu komutanı Duran Kalkan kimlerden?..Adana-Karaisalı imiş...ama detay ?..Cemil Bayık kim?..BAYIK ailesi bildiğim kadarıyla mason!..Apo avukatlarına demeç veriyor, İmralı'dan örgüt yönetiyor da; şu an İmralı'nın komutanı kim?..Apo'nun mektup ve demeçleri, hangi komutanın denetiminden geçiyor?!..Hani cezaevlerinde sıradan bir mahkumun mektup ve haberleşmeleri bile denetleniyor da!..Peki bu Emine Ayna kim? ÇYDD, TEGV, TÜSİAD, ÇEV, AÇEV ve SEV vakıflarıyla ilişkisi ne düzeyde?...DTP'li kadın milletvekillerinin çoğu ALEVİ kökenli!..İnanmazsanız, araştırın! Bu nasıl oluyor?..Aleviler; üniter devletten yana değiller mi?..Geçenlerde Eğitim Sen üyesi bir yöneticinin cenaze töreni vardı!..Cemevinden kaldırıldı; ama cenaze töreni PKK gösterisine dönüştü; bu nasıl oluyor?!..Aydınlatır mısınız?...Nesibe Sitenizdeki Kandil'de 10 gün boyunca kongre yapılırken hiçbir hava harekatı yapılmadığı yönündeki haberiniz ile birlikte yorumlarınızın doğruluğu iyice anlaşılıyor.V. Aksel DİKKAT: ....20 Ekim-ETÖ Davası duruşmaları başlamak üzere...Ancak ortada hala EK İDDİANAME yok!..İddianameye 28 Şubat ve sonraki askeri-sivil darbe girişimleri de girecek mi?..Tutuklu paşaların durumları hala belli değil!..Sözkonusu DARBE teşebbüslerine yönelik yeni bir DALGA var mı?..Mevcut haliyle iki-üç paşa; çok yetersiz bir durum arzediyor..Bir başka konu da ETÖ İddiamnamelerine JİTEM'in ve Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatı'nın(TMT) eylemleri de girecek mi?..ETÖ'nün yurtdışı operasyonları; silah, uyuşturucu ve beyaz kadın ticareti gibi işleri de dava kapsamında mı?..Ergenekoncuların Almanya, İsrail, İngiltere, masonluk gibi yurtdışı bağlantıları ve para kaynakları da girecek mi?..20 EKİM geliyor!..Ama ETÖ'nün merakla beklenen EK İDDİANAMESİ hala ortalıklarda yok!...Yoksa yepyeni operasyonlar mı var?..Sürpriz operasyonlar!..Savcı Z. Öz; yine şaşırtmaya devam edecek mi?..Mesela İP'in başkan yardımcıları ve yöneticileri; Servet Cömert Paşa, Mehmet Bedri Gültekin gibi kişiler ve bu kapsamda Adnan Türkkan, Ümit Zileli, Hüseyin Macit Yusuf gibi kişiler aynen faaliyetlerini sürdürüyorlar!..RIZA TÜRMEN gibi monşerlerin karın sancıları dışa vuruluyor!..AB hukuku diye!..AYDINLIK; karanlık yayınlarını aynen sürdürüyor!..Cumhuriyet de, Yeni Çağ ve Tercüman da; başta Hürriyet, Milliyet, Posta, Kanal D, CNN Türk, Star TV olmak üzere Aydın Doğan medyası da!..Ege'de Ahmet Tekin Baykal çeteleri de aynen faaliyet ve TÜRK-KÜRT kışkırtmalarına devam ediyorlar!..
Çölün ortasında ışıl ışıl bir kent, 40 yıla yakın süredir ilk defa görülen kar yağışıyla felç oldu. Uluslararası havaalanı ve otoyollar kapandı, okullar eğitim veremez hale geldi.
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.