Aktütün Karakolu’na yapılan terör saldırısı Türkiye’de akl-ı selim olanlar dahil herkesi büyük bir duygu yoğunluğuna boğdu. Taceddin Kayaoğlu
Gerek Hükümete ve gerekse de Genelkurmaya yönelik tepkiler çığ gibi büyüyor. Halkın tepkisi sokaklara taşmamış olsa bile, eğer toplu taşıma araçlarını kullanıyorsanız görüyorsunuz ki; kulaktan kulağa tepkisel fısıltılar yoğun bir şekilde dolaşıyor.
Bu saldırının kurgulayıcı merkezleri ülke içi kitlesel çatışmaları hedeflemiş olsalar bile bir kez daha şu konuyu hatırlatmakta fayda var; “Beyler! siz ne kadar çatıştırma stratejisi güderseniz güdünüz, bu topraklarda kitlesel anlamda bir Türk-Kürt çatışmasını tetiklemeniz tarihî beckgraund gereği mümkün değildir. Bu ülkenin insanlarının tarihi herhangi bir üçüncü dünya ülkesinin tarihi olmayıp, koskoca bir imparatorluğun tarihidir. Ve bu topraklarda şimdilerde devlet terbiyesi ve tecrübesi ciddî sarsıntılar geçiriyor olsa bile tarihî hafıza hâlâ canlıdır ve halkın bilinçaltındaki ‘Devlet-i Aliyye terbiyesi’ etkisini hatırı sayılır biçimde devam ettirmektedir.”
Siz gidin toplum mühendisliğinin mekanik ve yapay formüllerini tarihin çöplüğüne bırakın…
Türkiye’de siyasilerde olmayan anti-terör konsepti işte tam bu noktada gizli olan ve erbabınca ayan-beyan hissedilen “imparatorluk hafızası”dır. İşin ilginç olan yanı ise; bu konseptin uygulayıcısının siyasiler değil, sokaktaki vatandaş olmasıdır. Sokaktaki vatandaş bunu yuvarlak masa etrafında sözde uzmanların formülize etmeye çalıştığı politik stratejilerle değil, hissiyatın yönlendirdiği ilginç bir ön akıl denklemi ile yapmaktadır.
Fakat kitleler liderlik bekler sayın siyasiler. Çünkü lideri olmayanın, kaosu da çok olur. Evet bu millet belki Hanefî mezhebinden de kaynaklanan bir bilgi birikimi ve örfî terbiye geleneği ile, “en kötü devlet devletsizlikten iyidir” noktasından hareket ederek size karşı terbiyesinde kusur etmeyebilir. Lakin siz böyle devam ederseniz tarihimizde ilk defa Hanefîliğin, devlet geleneğinde Şiîliğe evrilmesine de sebebiyet verebilirsiniz. Malumunuz Şiîlik; devlete yönelik tepkisel bir siyasî mezhep olarak belirmiştir.
Öyleyse ne yapacaksınız sayın siyasiler?
Aşağıda sıralamaya çalışacağım hususlar hem kendi adınıza, hem de millet ve devletin bekası adına alınması zarurî önemli tedbirlerdir. Tabiî ki takdir keyfiyeti siz değerli siyasilere aittir;
Öncelikle soğukkanlı ve sakin olacaksınız. Soğukkanlılık; rasyonalite ile beslenmiş bir devlet adamı geleneğidir.
Bu milletin tarihî geleneğindeki devlet tecrübesini iyi analiz edeceksiniz. Gerçek bir devlet nedir? iyice ezberleyeceksiniz.
Küresel siyaseti dikkatli bir nazar ile okuyacaksınız.
Bu küresel denklem içinde ülkenize biçilmiş rolü sıhhatli bir şekilde tespit edeceksiniz.
Yine bu küresel siyasette siz ülke olarak ne yapmak, ne olmak istiyorsunuz, ona karar vereceksiniz.
Reel-politik düzlemde makro ve mikro stratejilerinizi belirleyecek ve oyun masasına süreceksiniz.
Size karşı oynanan her hamleyi siz istemediğiniz sürece karşı stratejiler ile kilitlemeyi bileceksiniz, fakat geç kalmayacaksınız. Önceden olabilecekleri tahmin edeceksiniz. Hamle yapılmadan, hamleye karşı hamle ile hazırlıklı olacaksınız.
Terörle mücadele meselesinde Türkiye’nin ülke içindeki ve dışındaki tüm dinamiklerini etkin bir oyun hamlesi halinde sahaya bırakacaksınız.
Yabancı ülkelerin sizin bünyenizde kaşıyacak yaralarınız, yumuşak karınlarınız varsa, siz de oralarda kaşıyacak yaralar, yumuşak karınlar bulacaksınız. Sultan II. Abdülhamid döneminde İranlı muhaliflerin İstanbul’da nasıl ve niye barındırıldığını merak edeceksiniz. Yine Abdülhamid ile IRA arasındaki bağlantı iddialarını “acaba?” deyip düşüneceksiniz. Kanunî Sultan Süleyman’ın bir adamının istihbaratçı olarak Fransa Kraliyet Sarayı’nda 45 yıl nasıl barındığını sorgulayacak, dersler çıkaracaksınız.
Gerektiğinde sert gücü (hard power), gerektiğinde yumuşak gücü (soft power) çok uyumlu bir şekilde etkin hale getireceksiniz.
Her saldırıda Kuzey Irak’a bir ordu halinde girmeyeceksiniz. Çok daha öncelerden küçük ve fakat etkili anti-terör timlerinizle, istihbaratçılarınızla sızacak, vuracak ve sonuç alacaksınız.
Türkiye’de ve yabancı ülkelerde bu örgütün ele başlarına, finansörlerine, medya kuruluşlarına ve daha neleri varsa onlara karşı etkin “ön vuruşlar” yapacaksınız. Gerekirse onları geceleri yataklarından çıkarıp alacaksınız.
“Devlet istihbarattır” mantığını hiçbir zaman unutmayacaksınız. Dünyanın neresinde kim varsa karış karış -istirahat ederek değil- istihbarat yaparak arayacaksınız, bulacaksınız ve pasifize edeceksiniz.
Hangi kurumda, hangi görevde, hangi mevki ve makamda olursa olsun ihanete merhamet etmeyeceksiniz. Nizâm-ı âlem ve devlet-millet bekası için kardeş ise kardeş diyeceksiniz.
Ülkenin doğusu ile batısını gerek gönül köprüleri ile, gerek kültürel köprüler ile, gerekse de siyasî ve iktisadî köprüler ile entegre edeceksiniz.
Bütün bunları yaparken kapitalist dinamiklerden değil, bizim ahlâk ve adalet üzerine inşa edilmiş devlet geleneğimizden besleneceksiniz. Asla hukuksuzluk yapmayacak, insanı ezmeyeceksiniz.
Yorumlar AĞZINA SAĞLIK Ağzına sağlık Zübeyr kardeş, ne güzel de demişsin...Zübeyir Güngör Uslu ****Mazlumun ahı, indirir tahtından şahı.***
****
Bak Başbuğ Paşa, hele duy sesimi,*
Cana tak eyledi, can kuzu kesimi,*
Siz zırha bürünün, bize nar dersimi,*
Analar kan ağlar, görün bu resimi.*
***
Kan yerde kalmazmış, nehir oldu akar,*
Çok ocaklar söndü,millet bağrı yakar,*
Boş nutuklar yeter, şehit kanı tutar,*
Hak vurur tokadı, şer bendini yıkar.*
***
Bu vatan sabırlı, ama değil ahmak,*
İndirir sağ duyu, başa sert tokmak,*
Asiler yer tokat, son vahimdir yanmak,*
Türk ve kürt kardeştir, bitsin cana kıymak.*
***
Aşık Uslu haykır, duysun kör sağırlar,*
Hepsi ahbap çavuş, baş ayak ağırlar,*
Dursun kan vergisi, son bulsun kahırlar,*
Mazlum ah ediyor, yandı can bağırlar.*
***
Aşık Uslu Niksarî (ZübeyirGüngörUslu)
Ayyıldız Fm & www.ayyildizfm.com
Gen.Yay.Yön.0542.4230056
07 Ekim 2008 Salı 16:14:19- Samsun
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.