Farkında mısınız Ak Parti, giderek inisiyatif ve mevki kaybediyor! Mehmet Ali Bulut
Eğer şu bir iki hafta içinde yeni bir hamle yapmazsa, ciddi darbe alacak. Çünkü Ak Parti’nin, Sayın Başbuğ’un ‘cemaatler’ vurgusundan tırstığı ve cemaatleri gözden çıkardığı ‘söylentisi’ yayılıyor.
Bu bir karşı fısıltı da olabilir ama bir tutarsa Ak Parti için hiç de iyi olmaz…
Bu arada karşı cephede hamla üstüne hamle yapılıyor. Alternatif çıkışlar ve arayışlar artıyor. Ve bu arada Ergenekoncu’lar da bir bir hapishaneden tüyüyor.
‘Tüyme’ kelimesini özellikle kullandım. Elbette Türkiye gibi “demokratik bir ülke’(!)de, hapisteki adamın, dışarıya çıkarılması için ciddi bir gerekçe lazımdır.
‘Sağlık’ konusu iyi keşfedildi. İlk tutuklulardan birinin içerde kanser olup ölümüne yakın tahliye edilmesinin toplumda yarattığı acıma duygusu, Ergenekoncuları uyandırdı…
Ve sanırım İlker Paşa’nın –kendileri ‘bana paşa demeyin’ demiş ama bağışlasın dil alışkanlığı- genelkurmaylığa gelmesi de umut oldu… İçerden çıkmak için bir yol var artık.
* * *
Bir askerin, Genelkurmay’ın emir ve talimatlarıyla Ergenekon zanlılarını gidip hapishanede ziyaret etmesinden sonra, AK Parti’nin nasıl tepki vereceğini bekledim.
Baktım, son derece serin davranıyorlar. Kendi kendime “Demek ki iktidar, askerle, Aydın Doğan’a karşılık Ergenekon kartını oynuyor” dedim. Çevremdekilere dedim ki:
-Yakında Ergenekoncular bir bir hastalanır ve tahliye edilirler…
Sadece üç dört gün sonra duydum ki Eruygur Paşa beyin kanaması geçirmiş. Allah şifa versin, Sayın Eruygur’un ambulansla götürülüşünü özellikle izlemiştim. Ben hiç göremedim. Siz görebildiniz mi?
Hep perdelediler. Oysa onun kendinden geçmiş haldeki bir görüntüsü çok daha acındırıcı ve ikna edici olabilirdi.
Ben inanmak istiyorum elbet. Ama nedense kuşku ağır basıyor. Neden ‘hasta hal’ görüntüleri milletten esirgendi bilemiyorum. Bu zat, kritik bir mevkide olmadığına göre. Hani Saddam Irak’ı olsa böyle gizlemeleri anlarım…
Ne ise derken, Hurşit Tolon paşamızın da hasta olduğu duyurulunca kuşkum daha da arttı. Birileri daha benim gibi düşünmüş olacak ki, ‘kör gözüme parmağın da olmasın’ dendi herhalde ve hemen yeniden cezaevine götürüldü.
Ama bunlar işaret fişekleri. Yakında, paşalarımızdan başlayarak Ergenekoncularımız hastalanabilir ve biz de onları tahliye ederiz. İçerde birkaç gariban, sahipsiz sanık kalır onlar da uzuuuuun sürecek bir yargılama sonunda ya berat ederler ya zaman aşımına uğrarlar…
* * *
Sonra ne olur? Sonra, eğer o zamana kadar, Ak Parti’nin çadırı, -yakında patlaması muhtemel yerel yönetim dosyaları nedeniyle- kendi tepesine çökmemişse, karşı hareket başlar.
Bu kere sadece parti kapatmakla kalmazlar, partililerle birlikte cemaatlere, cemaat liderlerine, onlara maddi destek verenlere ve medyadaki taraftarlarına bedel ödetirler… Çünkü Ergenekon çetesinin ortaya çıkarılması işi öteden beri bir cemaate fatura edilip duruyor. Ve deniyor ki, “hükümet bu işi kucağında buldu da o yüzden mecburen ve ‘kerhen’ bu süreci yürütüyor. Halktan korkmasalardı, Ergenekon savcısının başına da Şemdinli savcısının başına gelenler gelecekti…”
Elbette bunların hepsi dedi kodu da olabilir ama söylenenler doğru çıkar da sonunda Ergenekoncuların masum(!) olduğu kabul görürse -daha önce de söylediğim gibi- Başbakan ve etrafındakiler Erbakan kadar bile insaf göremezler!
Bana göre işleri bu noktalara getiren saik, ‘idare-i maslahatçılık’tır. Ötekilere, yani kendisini sistemin sahibi ve efendisi sayanlara yaranma yahut şirin görünme arzusu var ya işte o!
Bu hal, bizimkilerde maalesef sıkça görülen bir ‘kalbi maraz’dır.
Binlerce hukuk-i ibadı mahvetmiş, sayısız cinayetler işlemiş bir mülhitte, minnacık bir hasene görse ona taraftarlık göstermesi sebebiyle Müslümanların başı beladan kurtulmuyor.
Gazetecisi de öyle, yöneticisi de öyle, aydını da öyle, siyasetçisi de bürokratı da... Gelirler gariban müminden oy isterler, onu, inancıyla avlarlar, onun desteği ile bir yere gelirler. Sonra bir bakarsınız, ötekilerin gözüne girmek için birbirlerini tepeliyorlar. Bizi de sanki hiç tanımıyorlar. Onlara şirin görünecekler ya!
Maalesef en yakınlarımda bile bunu görmüşümdür. Haza müslüman, temiz, güya ‘Allah rızasını’ esas bilen bir mümin. Sonra bir mevkie gelir. Bakarsınız size tepeden bakmaya başlamış… Sizin küçücük işinizi ‘iltimas yapmıyoruz’ diye çevirir ama karşı tarafın en adi teklifine bile bir ‘olur’ çaresi arar ve bu arada heybesini doldurur…
İşte Ak Parti’nin bu dönemdeki adamları çoğunluk öyle tiplerdi. Başbakan, aday listelerini yaparken bu saikın tesiriyle hareket ederek, dindarları budadı. Sandı ki yaranırım. O yüzden de Allah onlardaki heybeti aldı… Dokunulabilir hale geldiler. Nerede ise parti kapatılıyordu.
Doğrusu biz de artık eskisi kadar üzerlerine titreyemiyoruz. Çünkü hiçbir beklentimiz olmadı.
Bakın bizim kızlarımız hala okuyamıyor. İmam hatip okulları hala kapalı… (Üniversite kapıları kapalı oldukça kimse rağbet etmez) Halbu ki şu iktidar da Türkiye’nin yaptığı şu açılımlar da o okullardan mezun olmuş, iman ve tarih bilinciyle yetişmiş insanlarımız sayesindedir.
Evet, bu toplumun istikbali imanlı, tarihi geçmişine saygılı, zamanın bilgileri ile mücehhez iyi yetişmiş insanların gayreti üzerinde yükselecek. İslam düşmanları bunun bildikleri için o okulların önünü kestiler. Elbette bir siyasi ekolün o okulları çok kötü istismar etmesinin de vebali büyüktür.
Yani Ak Partinin kendi asıl taraftarına verebildiği tek şey ‘biraz daha sabır’dan başka bir şey olmamıştır. Var olduğu söylenen refah da Anadolu’ya henüz sirayet etmemiştir.
Ama Aydın Doğan ve öteki medya patronları bu dönemde servetlerini iki katına çıkarmışlar. Ülkenin hazinelerinin büyük bir kısma yabancıların eline geçmiş. Birçok şey satılmış ama borç azalmamıştır.
Ak Parti’nin tabanı bile yerel yönetimlerdeki insafsızlıktan ve kayırmacılıktan bizardır. Sayın Başbakanımız, haklı olarak ‘bana dosya ve delil getirin’ diyor ama en iyi o bilir ki bu işin delili olmaz. Hem bilir ki şaibe, vakuattan daha etkilidir, daha yıkıcıdır.
Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de sık sık, ‘şundan bundan korkmayın, korkacaksanız benden korkun’ diyerek müminleri dik durmaya çağırıyor. Ama nedense biz Rabbin sesi olan halktan korkacağımıza askerden, medyadan, yargıdan korkuyoruz.
Askerin tavrı belli... Medya sana tam göbekten cephe açmış. ‘Yargı’nın hangi gizli zihniyetin elinde olduğu malum. (Aslında kimse bizim hukuk sistemimiz içindeki gizli yarayı deşmiyor. Bana göre, orada laiklik perdesi altına gizlenmiş dehşetli bir ‘tarihî intikamcılık’ hüküm sürüyor ama kimse işin adını telaffuz etmek istemiyor)
Onlar halkın önüne gelmiyor. Ama sen yine dönüp dolaşıp halkın ve seni oralara getiren cemaatlerin önüne geleceksin. Onlardan oy isteyeceksin.
Peki, sevgili Ak Partililer, siz şimdi halka ne diyeceksiniz ki halk yeniden size oy versin!
Başörtüsü meselesini halletmediniz. İmam hatipliler meselesini halletmediniz. Ekonomik refahı halka mı yaydınız?
Hayır! Enflasyonu düşürdünüz ama siz de biliyorsunuz ki o işin tedbirleri sizden önce alınmıştı.
İktidarınız boyunca millet ve devlet adına yakaladığınız en büyük fırsatı da şimdi heder ediyorsunuz.
Şu Ergenekon şebekesi gerçekten söylendiği gibi bir şey ise şunu ortadan kaldırmak, milli mücadele kadar ehemmiyetli bir iş haline gelir ve o da sizin önünüzde dağ gibi bir fırsat olarak duruyor…
Ortaya dökülen iddianame dosyaları gösteriyor ki, sağda ve solda işlenmiş tüm cinayetler, entrikalar, cuntalar, darbeler, nifaklar, örgütler… şu melanet şebekesinin başının altından çıkmış.
Peki bu, gerçekten böyle ise, neden zanlıları bir bir salıyorsunuz?
Öyle değilse neden şu mazlumları(!) böyle adi caniler derekesine düşürüyorsunuz… Yok eğer askerin yeni bir ‘ince ayarı’ ile karşı karşıyayız da siz de buna göz yumuyorsanız, haberiniz olsun bu sizin sonunuz olur.
Çünkü Aydın Doğan’ı yemek, Ergenekoncuları affetmenin bedeli olamaz!
Eğer gerçekten Ergenekoncular şu iddia edilenleri yapmışsa ve siz onları affediyorsanız, bedel, milletten yiyeceğiniz okkalı bir tokattır.
Yorumlar rıdvan çiftçi ak partinin geleceği aydnlktr 80 yılda bu milletn imanı dini ahlakı elinden alnmşsa bu tek bir hamleyle düzelir bunun için 5-10 yıla ihtiyaç vardır. lütfen sn. başbakanımıza güvenelm. çok yakında güzel günler göreceğiz inşallah. sn Mehmet Ali BULUT bey bir hemşeriniz olarak sizi tebrik ediyorm ve başarılarınızın devamını diliyorum.ALLAH hepimizin yar ve yardımcısı olsn. s.aAlpay Uzan Gülümser'in yorumlarına aynen katılıyorum...Peki...Çözüm nedir?...Terörle Mücadele Yüksek Kurulu...Falan-filan...Mırın-kırın...Şehit edebiyatı, bayram asma, slogan atma ucuzculuğu!..Çözüm: Türkiye NATO ile bütün ilişkilerini kesmelidir...Acilen Milli Ordusunu, Milli İstihbaratını ve Milli Savunma Sanayini kurmalıdır!..Kendi uydusunu yapmalı, fırlatmalı; ABD'ye, İsrail'e muhtaç olmamalıdır!..NATO'nun elini-eteğini öpüp yalvarıp durmamalıdır!...Türkiye, Batı ile ilişkilerini BM ve bağlı kuruluşlar aracılığıyla ve ikili antlaşmalarla sürdürmeli..NATO, NATO-Gladyo işi bitmediği sürece PKK de, diğer terör eylemleri ve örgütleri de bitmez!..NATO'dan nemalanan, AFERİN alıp generalliğe TERFİ eden, NATO ihalelerinden akıllara ziyan komisyonlar alan ve NATO-Gladyo şemsiyesi altında her türlü KİRLİ İŞLERİ yapan ve mübah gören bir yapılanma, bir ÖRGÜT var!...İşte o; ETÖ'nün ta kendisi!..Sivil-asker bürokrasiyi kilitlemiş; Cumhuriyeti Saltanata ve Oligarşik Faşizme dönüştürmüş!...Dolayısıyla dünden bugüne ETÖ'den, ta 1950'lerden itibaren bilhassa; NATO'dan, ABD-İsrail-İngiltere'den habersiz hemen hemen hiçbir şey yapamıyoruz..Terör örgütleri de onlardan habersiz hiçbir büyük eylem yapmamaktadırlar!..Bütün sağ-sol çatışmalarından, etnik ve dini bölücülük kışkırtmalarından, siyasi suikastlardan, cinayetlerden, baskınlardan, linçlerden, yürüyüşlerden haberleri vardır!..--Mış gibi yapıyorlar; takıyyeciler, münafıklar!..Şu anki Genelkurmay Başkanımız!..Çok iyi insan olabilir; ama ömrü NATO-ABD-Roma-İngiltere-Belçika karargahlarında geçmiş, kıdemli bir NATO İSTİHBARAT subayı!..Biyografisine bakın isterseniz!...Ve mandacı ve masonların üye olduğu Büyük Kulüp'e üye olduğu, belgesiyle açıklandı...Ve kendileri de bu üyeliği yalanlamadılar!..Halbuki Atatürk, Mason Localarını 1935'te kapatmıştı!..Aliye Ege'yi haraca bağlayan, ADD'ler, Ülkü Ocakları ve parti teşkilatlarını ele geçiren Ahmet Tekin BAYKAL Çetesi hala faaliyetlerini sürdürüyor!..Elemanları akıllara ziyan Türk-Kürt çatışmaları planlıyor! İzmir'de, Aydın'da, Muğla'da, Bursa'da vs. bu çeteye dikkat!Aliye Ege'yi haraca bağlayan, ADD'ler, Ülkü Ocakları ve parti teşkilatlarını ele geçiren Ahmet Tekin BAYKAL Çetesi hala faaliyetlerini sürdürüyor!..Elemanları akıllara ziyan Türk-Kürt çatışmaları planlıyor! İzmir'de, Aydın'da, Muğla'da, Bursa'da vs. bu çeteye dikkat!Gülümser Altan Işık Hakkari'de yine baskın, yine hain tuzak, yine şehit!..Hem de bu defa 15 ve daha fazlası!..Yine bir tarafta YAN GELİP yatanlar, paralarını BÜYÜK KULÜP'lere yatırıp gününü gün edenler!..Acemi er ve eratı cepheye, ateş hattına sürüp kendileri BAYRAM keyfi yapanlar!..Bir taraftan da sapır sapır, NİÇİN ÖLDÜRÜLDÜĞÜNÜ bilmeden ŞEHİT olan fakir, gariban ANADOLU çocukları!..Yine NATO paşaları, mandacı mason maşaları; camilerde, cenaze törenlerinde BOY Gösterecek; yine "Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez!" sloganlarıyla ellerinde kuklarara dönen siyasileri küfrettirip yüreği yanık milyonların gazını almaya çalışacaklar!...NATO üyesi Türkiye'de Mehmetçiği NATO silahları vuruyor, NATO ülkeleri mayınları vuruyor!..Ama onların başındaki NATO Paşaları, NATO İStihbarat Merkezlerinden "AFERİN!" şiltleri, madalyaları, nişanları almaya; sonunda da bir rütbe daha alıp TERFİ etmeye devam ediyorlar!...Bir ülke düşünün ki, Genelkurmay Başkanı MANDACI ve MASON BÜYÜK KULÜP üyesi olsun ve oraya para yatırsın!..Daha ne beklersiniz?..Bize Atatürk'ün Gençliğe Hitabesini okumak düşüyor!...Bu NATO Paşaları ve mason maşaları; Ata'nın Meclisi'ne, Türk ulusunun iradesinin tecelli ettiği kuruma; TBMM'ne gelme, onun açılış resepsiyonuna katılma gereği bile duymadılar!..Ama aynı generaller İsrail'in, ABD'nin, İngiltere'nin MİLLİ GÜNLERİne hepsi tekmili birden katılıyorlar!...Hakkari'de şehit olan gencecek delikanlılarımızı; asıl İHANET vurdu!..Laik Cumhuriyetimizi Türk-Kürt çatışmalarıyla vuruşturup NATO ihalelerine, NATO nişanlarına, NATO ünvanlarına bel bağlayanların ihanetleri vurdu onları!..Onlar NATO silahlarıyla vuruluyorlar!...Peki NATO bunun için mi var?..Bunun için mi hala NATO'ya üyeyiz?..Bugün hangi NATO ülkesi bu şekilde HAİNCE vuruluyor!..İşte Altınova, işte Hakkari!..Ortalığı karıştıranlar aynı ŞATO, aynı LOCA, aynı BARONLAR merkezi elemanlarının tetikçileri, ihanet şebekeleri, çeteleri!..Ege'yi haraca bağlayan Ahmet Tekin BAYKAL çetesi elemanları hala faal! ...Ve Altınova'da yapacaklarını yaptılar!..Sırada neresi var?...Burak Ali Aydın MHP'ye ve Ordu'ya yakınlığıyla bilinen Araştırmacı-Tarihçi Cezmi Yurtsver, şaşırtıcı bir biçimde BELGELERİYLE Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'u hedef alan bir yazı yazdı..Ünlü Tarihçi'nin kişisel web sayfasında yayınlanan yazısında Yurtsever; Org. Başbuğ'u BÜYÜK KULÜP-Masonluk Kartını YIRTMAYA davet etti:
İLKER BAŞBUĞ'UN MASONLUK HİKAYESİ!
Yazar: Cezmi YURTSEVER.
-Türkiye'nin Genelkurmkay Başkanı, 2006 yılında resmi başvuruda bulunarak İngiltere destekli ve kuruluşu 1882 yılına dayanan "Cercle d'Orient"e üye olmak istedi. Ve isteği soruşturma sonrası kabul olundu.
-Cercle d'Orient, "Doğu Çevresi" veya "Şark çemberi" anlamlarına da gelir. Kurucusu olan İngiltere'nin İstanbul Elçisi Sandison, aynı zamanda Beyoğlundaki "Grand Orient Mason Locasının" da kurucusudur. Cercle d'Orient ve Grand Masonlar Locası (yeni ismiyle Büyük Kulüp) uzun yıllar Beyoğlu Abraham Paşa apartmanında çalışmalarını sürdürdü.
-Büyük Kulüp, Kadıköy Havuçzlubahçe'ye deniz kıyısına taşındı. Sosyete ve zenginlerin Türkiye'yi yöneten üst düzey basın ve iş dünyası ile İngiltere-ABD eksenli derin güçlerin buluşma, eğlenme yeridir. Ve Büyük Kulüb'ün üyeleri arasında masonlar da dikkat çekmektedir.
-Sayın İlker Başbuğ,"Cercle d'Orient"e üye olması esnasında Genelkurmay'dan izin almış mıdır?
-Sayın İlker Başbuğ'u "Cercle d'Orient" üyelik kartını yırtmaya davet ediyorum!
Sayın İlker BAŞBUĞ!
“Kişisel tercih hakkını kullanarak Büyük Kulüp üyeliğine başvuru ve kabul haklarını elde ettiniz. İstanbul’a geldiğinizde Devletin imkanları ile kurduğu Orduevlerinin imkanları sizler için yeterli gelmemiş olabilir. Ne de olsa iş ve basın çevreleri ile buluşmanız, İngiltere ve ABD siyasi ve diplomatik misyon şefleri ile aynı masada kahve içmeniz…”Yalancı cennet” olarak tasarlanan kulüp ortamında lüks hayat sürmeniz sizin tercihinizdir. Diğer yandan yıllardan beri Türkiyeyi tehdit eden PKK terörüne karşı operasyon bölgelerinde asker kıyafetleri ile dolaşıp halka, askerlere moral vermeniz de haber metinlerine fotoğraf karelerine yansımış olabilir. Ama yine Türkiye’de bitmeyen bir terör ortamının da varlığını bilen herkes gibi bu hususta yüreği yananlar da şehit aileleri olsa gerek. Görev gezisi dolayısı ile İsrail’e kadar gidip, Yahudilerin Ağlama duvarına ellerinizi koyarak duygulanmanız ve dua etmeniz ile ilgibi fotoğraflar basında yer aldı. En azından bu konuda kamuoyuna açıklamalar yapmanız gerekirdi. Dualaranız inancınızın gereği olabilir. . Bir başka günde şehit cenazesinde namaz kılarak elinizi Yaradana açmanız da mümkün olabilir. AÇIK KONUŞALIM! Ordular kumandanı ve “General” rütbesinde bir yetkili olarak üyesi olduğunuz BÜYÜK KULÜB’ün kuruluş kökenleri ve 135 yıla dayanan tarihi göz önüne alınarak adı geçen kuruluşun Osmanlı ülkesinde mason localarının da kurucuları arasında bulunan İngiltere elçilik misyonu tarafından kurulduğunu bilmez misiniz! BÜYÜK KULÜP veya “Cercle d’Orient”e üye olurken bağlı olduğunuz Genelkurmay’dan izin aldınız mı! Benzer şekilde bir ordu mensubu subayın herhangi bir kulüp dernek veya kuruluşa üye olmasına izin verir misiniz! Türk askerleri vatanları ve inandıkları değerler uğruna “Allah Allah” sesleri ile düşmana karşı hayatını ortaya koyarak mücadele verirken geride kendisine emir veren yöneten bir kumandanının “yalancı cennetlerde keyif çatması” olayını bildiğinde ne düşünürdü acaba! Özetle: BÜYÜK KULÜP üye kartını iptal ve yırtıp çöpe atacak kadar cesur musunuz!
Cezmi YURTSEVER/Tarihci .
http://cezmiyurtsever.com/index.php?option=com_content&task=view&id=174&Itemid=3SEncer Kutlutaş KATMERLİ BÖLÜCÜLÜK ve ÇOK ÖNEMLİ BİR HATIRLATMA!..Ulusal birliğimiz, devlet-millet kaynaşması için BAYRAMLAR çok önemlidir. Atatürk'ün Meclisi; TBMM; bu sene BAYRAMDA açıldı..Ancak TÜRK ULUSUNUN İRADESİNİN temsil edildiği TBMM'nin Açılış Resepsiyonunda;
1-Askerler; komutanlar YOK!..
2-Yüksek Yargı mensupları YOK!..
3-Atatürk'ün partisi; CHP YOK!..
Böyle bir REZALET ve Devlet Eliyle BÖLÜCÜLÜK ve üniter yapımızı kökünden yıkma hamlesi olabilir mi?..Türk Ordusu, Türk Yargısı ve CHP; Atatürk'ün Meclis'ine İHANET ediyor!..Türk ulusunun iradesine başkaldırıyor, meydan okuyor!..Bundan daha büyük BÖLÜCÜLÜK ve LAİK DEVLET-Cumhuriyet düşmanlığı başka nasıl olabilir?...Dünya ekonomi ve siyaset piyasalarının altüst olduğu bir günde; Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları, Yüksek Yargı Mensupları ve CHP; neden BİRLİK-BERABERLİK içinde TBMM'deki yerlerini almadılar, almıyorlar?...Bu ne büyük gaflet ve hıyanet; bunun hesabı sorulmayacak mı, verilmeyecek mi?..Atacan İBRETLİK: Geçtiğimiz yıllarda 90 yaşına doğru vefat eden merhum Ziya UYGUR'un kendisiyle yapılan bir röportaja verdiği cevaplardan bir kısmı:
- Genç yaşta ordudan emekli olduktan sonra ne işle meşgul oldunuz? Devlet Arşivindeki çalışmalarınızı anlatır mısınız?
Ziya UYGUR - On çeşit eski yazı okurum. Yüzbaşı iken ordudan ayrıldıktan sonra, 15 sene Devlet Arşivinde çalıştım. Osmanlı tarihinin en eski evraklarını tasnif ettim. 3 Milyondan fazla gizli evrak okudum. Arşivde iken Abdülhamit devrini ayrıntıları ile inceledim. Tevrat?ı, incili ezbere bilirim. Masonların en gizli tüzüklerini, bile topladım. Bu konuda okumadığım kitap kalmadı.Ömrüm, İstanbul kütüphanelerinde kitap karıştırmakla geçti.
- Kitaplarınızı bu dönemde mi yazdınız?
Ziya UYGUR - 1954 de ilk kitabım çıktı. O dönemde, Yahudilik ve masonlukla ilgili, belgelere dayanan, ciddi bir eser yoktu. Çok ilgi çekti. Sonra 1964 ve 1967 de Tarih boyunca ihtilaller, inkılaplar ve Tevrat?a göre Siyonizm?in ana prensipleri, gayeleri, protokoller.
- Kitaplarınız ve yazılarınız o yıllarda önemli tepkiler almıştı. O dönem siyasiler sizinle ilgilendi mi?
Ziya UYGUR - İhtilalden 2 ay önce, Park Otel’de Menderesle baş başa görüştük. Beni duymuş Kitaplarımla ilgilenmiş.Davet etti. Menderes bana hep dert yandı. Ben konuşamadım. Ayrılırken, "bir daha görüşelim" dedim. İhtilalle ilgili uyaracaktım. Arşivde, Abdülhamit dönemini iyi incelediğimden, ihtilalin geldiğini hissediyordum. Abdülhamit 33 yıl, ihtilali bekleyerek, devleti nasıl idare etti? Onu anlatacaktım. "Harekat yapma ihtimali olanları çağırır. Doyur, nemalandır onları. Erzurum?da, Konya da şurda, burda arazi ver. Onları pasifize et. Aldılar mı, biter. Abdülhamit, isyan eden Kürt beyini yaver yapıp saraya hapsetmiş. Cebine para koy veya arazi ver, onu pasifize et diyecektim Zaman yetmedi. Tekrar görüşecektik. Kısmet olmadı. İhtilal oldu.
- Masonların iç yüzünü anlatan belgelere dayanan kitaplar yazmak hayatımızı olumlu mu etkiledi, olumsuz mu?
Ziya UYGUR- 17 yaşında askeri okulda iken "İslamda Rehberi Siyaset" adlı bir kitap okudum. O kitap ufkumu açtı. Masonlukla o çağdan beri ilgilenirim. Masonların hepsi beni tanır. Kitaplarımdan rahatsız oldular. Önce, "Mason ol" diye ısrar ettiler. Sonra, mason düşmanı olduğum için başıma gelmeyen kalmadı. Tecrit edildim. Kitaplarıma yeni baskılar yaptıramadım. Sultan Hamit dönemine ait siyasi tarih vesikalarından bir kitap hazırladım.Yayınlatamadım...Yusuf Alper Nuh Gönültaş bey'in "BAŞBAKAN'ın BİR ŞEYH EDEBALİSİ YOK MU ?" yazısı üzerine perçinleyici ve daha olayı vuzuha kavuşturan fe projeksiyon tutan bir yazı olmuş...AKP cemaatleri ve milleti satıyor ise ZALİMLERLE KOLTUK VE MENFAAT VB. MENFAATLER KARŞILIĞI ANLAŞIP SATIYORLAR İSE CÜMLE ŞEHİTLERİN VE BU TOPRAKLARDAKİ BÜYÜK EVLİYANIN ERENLERİN BEDDUALARI ÜZERLERİNE OLSUN... ALLAH DA AFFETMEZ KUL DA..Akibetleri ANAP'dan, DYP'den, FP'den ,MHP'den bin beter olur... Millet sadece Türkiyenin değil bölgedeki Müslümanların umudu olarak oy vermiş kader bir misyon yüklemiş, liyakat göstermez de NEFİSLERİNE VE KORKULARINA YENİLİRLER İSE ALLAH DA ONLARI PAÇAVRAYA ÇEVİRİR... DÜNYA DA DA AHİRETTE DE GAYYANIN EN DİBİNİ BOYLARLAR... TÜRK-İSLAM ALEMİNİN ŞU KRİTİK DÖNEMDE TÜRKİYE ÜZERİNDE İKEN KADERDENK NOKTADA KUTSAL VAZİFE OMUZLARDA İKEN KIÇLARINDAKİ KOLTUĞUN VE MENFAATLERİN VE ŞEYTANİ KORKULARIN , TAĞUTLARA YARANMANIN DERDİNE DÜŞMÜŞLER İSE ALLAH O KORKANLARI VE ZALİMLERLE PAZARLIK EDİP MİLLETİ SATANLARI YERLE BİR ETMESİ YAKINDI.... AK PARTİ OLARAK BİR KUDSİ MİSYONA LİYAKAT GÖSTERİP TÜRKÜN VE İSLAM ALEMİNİN GÖZBEBEĞİ VE HAYIR DUALARINI ALMAK VAR İKEN ZALİMLERLE YARENLİK EDERLER İSE POK PARTİ OLUP POK ÇUKURUNU BOYLARLAR... Mehmet Ali ağabey de ,Nuh Gönültaş kardeşimiz de üzerlerine düşen görevi yapmışlar...İlter Egeli İZMİR'de ÇOK İLGİNÇ BİR OLUŞUM veya HÜCRE: Atatürkçü Aydınlar Platformu: Belgelerle tespit olunan “on altı bin” yıllık tarihi çeçmişim sonunda sahip olduğumuz, ancak çok daha eski geçmişlere dayanan süreçler sonunda elde ettiğimiz ulusal değer ve varlıklar, çok uluslu emperyalist güçler tarafından ateşe verilip yakılması sırasında,Yüce Ulusumuzun bağrından,en değerli ulusal varlığımız olan Şanlı Harbiye den adeta şahlanırcasına doğan ve o müstesna ve muhteşem dehalarıyla bu çok uluslu şebekelerin yangınlarını söndürerek,bu yangının küllerinden ve elde kalmış olan öz değerlerinden Demokratik-Laik Çağdaş bir Devleti, ileri uygarlıkların zirvesine yönelik bir Cumhuriyeti kurarak bizlere emanet eden Ulu Önder Yüce Atatürk’ün eser ve emanetleri,ilke ve inkılapları,fikir ve düşünce sistemleri, aynı emperyalist güçlerce, bu kez daha değişik yüz ve yaklaşımlarla, daha da değişik maske ve küresel oyunlarla yeniden ateşe verilip yakılmak istendiğini gözlemleyen, kuşku duyan “Mustafa KEMALLER”;Yüce Türk Ulusunun yaratılıştan sahip olduğu yenilmez ve yenilemez gücü olan Kuvayi Milliye ve Müdafaa-i hukuk bilincini canlı tutarak Yüce Ulus ve Ali Devletimize hizmet etmek,iç ve dış meşum odaklarla mücadele etmek ve hazırladıkları ateşin içinde onları yakarak, Şanlı Bayrağımızın ebediyen dalgalanması noktasında payımıza düşen ve düşecek olan hizmetleri can ve mal pahasına ifa etmek amacıyla,bu ülkü,fikir ve düşüncede birleşen Vatanperver Atatürk evlatları, Merkezi İzmir de bulunan “İZMİR ATATÜRKÇÜ AYDINLAR KUVAYİ MİLLİYE VE MÜDAFAA-İ HUKUK BİLKİNCİNİ KORUYAN SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI ULUSAL BİRLİK PLATFORMU VE YÜKSEK İSTİŞARE KONSEYİ”ni kurmuş bulunuyoruz.
KURUCULAR KURULU:
1-PROF. DR. A.BÜLENT GÖKSEL
E.Ü.İ.F.DEKANI.
2-DR. Nafiz İMAMOĞLU
Emekli Genel Müdür.
3-PROF. DR. VEYSEL AYSEL
ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ.
4-MÜKERREM ZENGİNOĞLU
Emekli Hemşire.
5-EKREM DEMİRTAŞ
İTO BAŞK.E.Ü.VAKFI BAŞK. EKO.Ü. KURUCU BŞK
6-
HÜDAİ KURT
İŞ ADABI-SANKO BÖLGE MÜDÜRÜ
7-
SELİM YAŞAR
İŞ ADAMI-SİYASETÇİ
8-
Aydın KARASÜLEYMANOĞLU
Em. Genel müd. Yazar-şair
9-
ŞECAATTİN ZENGİNOĞLU
EM.BÜROKRAT.GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR
10-
MUSTAFA ÖZEN
E.YÜK. ÖĞ.GENÇLİĞİ ATATÜRKÇÜLER TEŞK. BŞK.
11-
HASAN MÜDERRİSOĞLU
EM.LİSE MÜDÜRÜ.
12-
SALDIRAY HAKGÜDER
EM.Kur.ALB. MUH. GAZİLER DER .BAŞK.
13-
BİLGİN EREN
İZMİR VALİLİĞİ TÜRK DÜNYASI KOORD.
14-
ŞERAFETTİN KAYACAN
EM.HV.PLT KD.KUR.ALB.
15-
T.TURAN ATASEVER
EM.ZİRAAT Yük.MÜH. AZERBAYCAN DER .BAŞK.
16-
TEVFİK ATASELİM
YÜK.İNŞ.MÜH.
17-
CENGİZ BULUT
Makine Müh.Eski BELEDİYE BAŞKANI.
-
18-
MEHMET ZEKİ ŞAN
Türk Dünyası ve Akraba Toplulukları Hiz.Der.Başk.
19-
FAHRİ ÇERÇİ
İL KÜLTÜR MD.YAR.
20-
MİKAİL KAHVECİ
MEMUR
21-
Kadri SAVCI
Em.Hv.Alb. Kuvayi Milliye Derneği Kurucu Uyesi.
22-
Ahmet ŞAHİN
Avukat
23-
Dinçer YILDIZ
Serbest iş adamı
24-
Adnan TOKDEMİR
Em. Bnb. Sigortacı.
25-
Mustafa Oğuztürk Zenginoğlu
Turizm İşletmecisi.
26-
Mustafa Ulubay
Bilgisayar Programcısı.
27-
Muzaffer Okumuş
Erzurumlular Federasyonu Başkanı.
28-
İhsan Çelik Demir:
Bankacı Müdafaa-i Hukuk Derneği Üyesi.
29-
Yusuf Mamalı
İş adamı M.H.P. eski İl Başkanı.
30-
E.Selçuk BOTSALI
Vali Muavini.
31-
Galip Koral Yıldırım
M.Ü. Bed.Eğt.Spor.Yük. Okulu Öğretim görevlisi.
32-
Ahmet ERDOĞAN
Gazeteci.
33-
Sadettin Yılmaz
Emekli Assubay
34-
Necati Arı
35-
Yusuf Karakaya
Gazeteci Tv. Müdürü.
36-
Semih Keskinel
İnş. Müh.
37-
Volkan Zenginoğlu
Gümrük Komisyoncusu.
ATATÜRKÇÜ AYDINLAR PLATFORMU
YÖNETİM KURULU:
1- Şecaattin ZENGİNOĞLU Platform ve Yüksek İstişare Konseyi Y.Kurulu Başkanı
2- Prof.Dr.A.Bülent GÖKSEL Başkan Vekili
3- Muzaffer Okumuş Başkan Yardımcısı
4- M.Zeki ŞAN Başkan Yardımcısı
5- Prof.Dr. Veysel Aysel Yönetim Kurulu üyesi
6- Av. Ahmet Şahin Yönetim Kurulu üyesi
7- Hasan Müderrisoğlu Yönetim Kurulu Üyesi
Yüksek disiplin ve Denetleme kurulu başkanlığı
1- EM.Kd.Krm.Alb. Saldıray HAKGÜDER BAŞKAN
2- Em.Hv.Pt.Kd.Krm.Alb. Şerafettin Kayacan üye
3- Dr.Nafiz İmamoğlu üye
Onursal Üyeler Kurulu :
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Yasama,Yürütme,Yargı Kurum ve Kuruluşlarının başlarında bulunan Sayın Devlet ve Siyaset adamlarımız,Genelkurmay Başkanımız,Tüm Kuvvet Komutanları,Sarem,Asam,Mit Müsteşarlığı ve Milli Güvenlik Kurulu’nun tüm üst yönetim kadroları,Atatürk ismini taşıyan Bilim Kurum ve kuruluşlarıyla Sivil Toplum Kuruluşları ve bu alanda yayın yapan yayın kuruluşları,yazar,şair ve sanatçılar Onursal Kurulumuzun daimi doğal üyeleridirler.
1- Ali Naili ERDEM Eski Bakan,Devlet ve Siyaset Adamı Kurul Başkanı
2- Yekta Güngör ÖZDEN Anayasa Mahkemesi Eski Başkanı,Hukukçu Onursal üye
3- Vural Savaş Emekli Yargıtay Onursal Başkanı-Hukukçu Onursal Üye
4- Prof.Dr. Ergün AYBARS D.E.Ü.Atatürk Enstitüsü Müdürü,Bilim Adamı Onursal Üye
5- Prof.Dr. Erol MANİSALI Eski Bakan,Bilim ,Siyaset ve Devlet Adamı Onursal Üye
6- Prof.Dr. A.Bülent GÖKSEL E.Ü.İ. Fak. Dekanı Bilim ve Fikir adamı Onursal Üye
7- Namık Kemal ZEYBEK Eski Bakan,Devlet ve Siyaset Adamı Onursal üye
8- M.Aytaç BİLGİÇ Başbakanlık Yüksek Denetleme Krl.Grup Başkanı Onursal Üye
9- Ramazan ULUDAĞ. Onursal Üye
10- Yavuz Bülent BAKİLER Kültür Bakanlığı Emekli Müşaviri ,Kültür Adamı Onursal Üye
11- Dr. A.Nejat RESULOĞLU Ankara Eski Milletvekili Onursal üye
12- Mustafa ÖZEN Eski Yüksek öğrenim Gençliği Atatürkçüler Teş. Bşk. Onursal Üye
13- E.Selçuk BOTSALI Vali Muavini,Milli Kültür ve ideal adamı Onursal Üye
14- Adil Yazar Vali Atatürkçü Devlet Adamı Onursal Üye
15- Baybars Sezenler Emekli Vali ,Atatürkçü Devlet Adamı Onursal Üye.
KAYNAK: http://www.ataturkcuaydinlar.com/yonetim%20kurulu.htm
akp emanete ihanet etti akp kendisine emanet verilen yüzde 49 luk oylarin emanet oldugunu unuttu. oylari kendinin sandi. emanete ihanet etti. akp li belediyelerde yolsuzluk aldi basini gidiyor. göreceksiniz ilk secimde bunlarin hesabini ödeyecek.babacan sevgili ali bey,
Fazla söze gerek yok; elinize,kaleminize, yüreginize saglik...Hikmet Ali Basut Sabıkalı "sabetayist avcıları" Soner Yalçın ve Prof. Yalçın Küçük; Ergenekon Terör Örgütü'nün en fanatik avukatlığının yanısıra; hemeh her gün Müslümanlara ve Müslümanların önde gelen kişiliklerine ÇAMUR, İFTİRA ve YALAN haber atmaktan geri durmuyor..Devlete, devletin GÜVENLİK güçlerine ve Hükümete de MEYDAN okumaya devam ediyor!..İşte MİT'çi Mikdat Alpay'ın tetikçisi olduğu iddia edilen Soner Yalçın'ın son marifeti; yine bir iftira, yalan ve çarpıtma haber: İŞTE RUSYA’NIN NURCULARI!
Rusya basını, 10 Nisan 2008 tarihinde Rusya Federasyonu Yüksek Mahkemesi’nin “Nurcular” adında bir tarikatı, Rusya’nın çıkarlarına aykırı bulduğu için yasakladığını duyuruyordu.
Aynı tarihli İzvestiya gazetesinin yazdığına göre, Rusya gizli servisi FSB’nin 2000 yılından beri sürdürdüğü sıkı soruşturmanın sonuçları, mahkemeyi ikna etti: Nurcular, şeriatı hedefleyen bir aşırı İslamcı örgüttü. Said-i Nursi’nin yayınlarıyla birlikte, örgüt, tüm Rusya federasyonu dahilinde yasa dışı ilan edildi.
İzvestiya’nın bu haberiyle, Rus halkı, “Nurcular” adlı bir tarikattan ilk kez böyle haberdar oldu.
Mahkeme süreci kapalı geçtiğinden ve kararın ayrıntıları büyük gizlilik içinde tutulduğundan, bu karara yol açan faaliyetin boyutları üzerine kesin bilgiler Rusya basınında yer almadı.
Aslında, Rusya’nın gizlilik konusunda gösterdiği bu duyarlılık da yeterince net işaretler veriyor:
Rusya, basit bir şeriatçı örgütle değil, bir istihbarat örgütüyle karşı karşıya olduğundan emin görünüyor.
Nitekim, istihbarat birimi FSB, 16 Aralık 2002 tarihinde sitesinden yaptığı basın duyurusunda, açıkça, Nurcular’ı bir istihbarat örgütü meselesi olarak değerlendirdiğini ilan etti.
FSB’ye göre, Fethullah Gülen’in başını çektiği bu oluşum, Rus devlet otoritesinin sarsıldığı bölgelerde Serhat ile Eflak adında firmalar ve Toros, Tölerans, Ufuk adlı yardım sandıkları aracılığıyla istihbarat faaliyeti yürütmekteydi.
Institut Blijnego Vostoka/Yakın Doğu Enstitüsü uzmanlarından M. N. Davıdov; Ufuk sandığının Sibirya’da, Tölerans’ın Moskova ile Peterburg gibi büyük kentlerde, Ertuğrul Gazi, Türk Dünyası, Eflak ile Toros gibi örgütlerin ise, Kuzey Kafkasya’da faaliyet gösterdiğini söylüyor.
Rusya basınına göre, Nurcular, Rusya’yı ayrı etki alanlarına bölerek örgütlenmekteydiler.
Rusça yayın yapan bazı İslamcı siteler ise yasaklamayı ve haberleri, Rusya’nın İslam karşıtı bir yönelimi olarak değerlendiriyorlar.
Fakat:
Geçmişte Rusya İmparatorluğu’nun, Osmanlı’dan farklı olarak, geniş bir coğrafyada kendisine müttefik Müslüman halklar kazanabildiği biliniyor; Soğuk Savaş propagandalarını tersine, Sovyet döneminde de bu mirası izlemek mümkündü. Bu bağlamda, örneğin, Ağustos savaşında Sakaşvili’ye karşı Rusya ordusunda savaşan milislerin arasında Çeçen güçlerini görmek şaşırtıcı olmadı.
Siyaset bilimcilere göre, Rusya ulusal bütünlüğünün korunmasında, bayağı milliyetçilik yerine bir halklar siyaseti benimsemeyi gelenek edinmiş görünmektedir.
Kuşkusuz, Rusya’da yasaklama kararı veren mahkeme, Putinist doktrinle tutarlı bir karar almış görünüyor. Son iki yılda da hız ve güç kazanan bu siyasette, Yeltsin döneminde ülkeye doluşmuş olan Batı inisiyatifli vakıf ve kuruluşların, yani “sivil toplum örgütlerinin” dışlanması hedefleniyor.
Bu doktrinin ilk kurbanı, George Soros’un ünlü Açık Toplum Enstitüsü oldu. Nurcular’ın yasaklanması, bu hamlenin taşra bölgelere yönelik bir aşamasını teşkil ediyor.
Nitekim, Rus basınındaki açık söylemler ve istihbarat birimi FSB’nin sitesindeki duyuruda, Nurcuların, “Korpus Mir” gibi Amerikan kuruluşlarıyla art arda anlatılması, ABD-Nurcu Cemaat paralelliğini Rusya’nın da değerlendirdiğine işaret.
Barış Zeren.
Odatv.com.
29 Eylül 2008.süpermen savcı Ergenekon masum değil, kabul , ama itham edilen suçları, eylemleri yapabilecek kadar da profesyonel değil. İşin içinde başka bir iş var. Nasıl oluyor da , bir savcı böylesine köklü ve azılı bir örgütü tutup tutp içeri atıyor ? İnsan zekasına hakaret etmeyin lütfen.Z.Aslan Saçmalamak, Buna denir:"Cenab-ı Hak, Kur'an-ı Kerim'de sık sık, 'şundan bundan korkmayın, korkacaksanız benden korkun' diyerek müminleri dik durmaya çağırıyor. Ama nedense biz Rabbin sesi olan halktan korkacağımıza askerden, medyadan, yargıdan korkuyoruz." demişsiniz. Allahın, "BENDEN KORKUN" sözünü nasıl tahrif edersiniz? Hem, Laiklik dini şeriatıyla idare edilen ülkede, İslamdini şeriatı kuralları mesned gösterilemez.Bahtiyar Sungurluay Cumhuriyet'le Yeniçağ AYNI KAFA!...Mandacı, masonik ve faşizan!...Kıpkızıl TÜRK DÜŞMANI!..Takıyyeci!..Ulusalcı çizgide yayın yapan Yeniçağ Gazetesinin, Sultan Vahideddin hakkında 'İttihat Terakki' ağzıyla yaptığı hakaretler.
Yeniçağ Gazetesinin Sultan Vahideddin'e reva gördüğü haber başlığı, spot cümle, fotoğraf ve haber.......
İşbirlikçi Vahidettin Milli Eğitim’de
KÖŞKÜ VE SURİYE’DEKİ MEZARI AKP TARAFINDAN RESTORE ETTİRİLEN...
Vahdettin okullara girdi
Mustafa Kemal hakkında idam fermanı çıkaran Vahdettin’in fotoğrafı ilköğretim okuluna ’Türk büyüğü’ olarak asıldı
Osmanlı İmparatorluğu’nun son padişahı olan ve Milli Mücadele başladıktan sonra İstanbul işgal orduları Başkomutanı Harrington’a başvurararak bir İngiliz savaş gemisiyle yurdu terk eden Sultan Vahdettin’in fotoğrafı, Burdur’un Çavdır İlçesine bağlı Dengere İlköğretim Okulu’na “Türk büyüğü” olarak asıldı. Tartışmalı padişahın fotoğrafı Eğitim-İş Burdur Şube Başkanı Hasan Cengiz ve sendika yönetimi tarafından okul ziyareti sırasında tesadüfen görüldü. Cengiz ve arkadaşları sendikal faaliyet için gittikleri Dengere İlköğretim Okulu’nun duvarlarında Türk büyüklerinin fotoğraflarının ve yaşam öykülerinin yazılı olduğunu ve bunlar arasında Vahdettin’in de teşhir edildiğini gördüler. Konuyla ilgili olarak açıklama yapan Burdur Eğitim-İş Şube Başkanı Hasan Cengiz olaya tepki göstererek, “Vahdettin, İngiliz ordusunu hilafet ordusu ilan etmiş, Yunan ordusuna direniş gösterilmemesini halife olarak buyurmuştur. İngiliz mandasını istemiştir. Sevr antlaşmasını kabul etmiş, Mustafa Kemal’in idamını onaylamış, Milli Mücadeleye karşı ayaklanmaları kışkırtmış ve desteklemiştir. 1922 yılında da bir İngiliz gemisiyle yurttan kaçmıştır. Üstelik Kasım 1922’de TBMM’nin Vahdettin hakkında kararı vardır. Vahdettin’i kahraman göstermenin tek bir amacı var. Bunu bizim insanımız hala anlamadı. Atatürk’ün başarılarına gölge düşürüp onu karalamak” dedi.
Tekil bir olay değil
TBMM Milli Eğitim Komisyonu eski üyesi Mustafa Gazalcı, olayın tekil bir olay olmadığını birçok okulda bunun benzeri olayların yaşandığını söyledi. Okullara Vahdettin’in fotoğrafının asılmasının AKP iktidarı tarafından hazırlanan bir ortam sonucu olduğunu ifade eden Gazalcı, “Okullardaki kadrolaşma, ders kitaplarının ve kaynak kitaplarının içeriklerinin değiştirilmesi, milli eğitim ilkelerinden uzaklaşma, bunu doğurdu. Kimi okullarda köşelerde, kimi okullarda da okulların kurduğu internet sitelerinde Vahdettin övülüyor. Hatta Devrim Tarihi kitabının içeriğini değiştirerek bunlar yapılıyor. Yani balık baştan kokuyor” dedi.
Tüm masrafları Türkiye karşılıyor
Mimar Sinan’ın eseri olan Süleymaniye Külliyesi’ndeki mezar için Suriye ve Türkiye arasında
protokol imzalanmıştı
Osmanlı imparatorluğu’nun son padişahı Sultan Vahdettin’in Suriye’de bulunan mezarı Türkiye tarafından restore ediliyor. Türkiye ile Suriye arasında 19 Nisan 2007 günü bir protokol imzalanmış ve Vahdettin’in mezarının da bulunduğu Şam’daki Süleymaniye külliyesinin restorasyonu kararlaştırılmıştı. Restorasyon için tüm masraflar ve çalışmalar Türkiye tarafından yapılıyor. Bu çerçevede, medresenin girişindeki üç kubbe ile kolon ve duvarlar da onarılacak. Şam’daki mezarı düzenlemek için hareket geçen hükümet bir adım daha atarak vefa örneği göstermişti. Vahdettin’in Çengelköy’deki köşkünü gezen Başbakan Erdoğan, bir an önce restore edilmesi talimatını vermişti. İstanbul Vakıflar Bölge Müdürü ve yardımcısı ile bu yılın başlarında incelemelerde bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yap-işlet-devret modeliyle restorasyonu yapılarak kiralanması planlanan köşk için ihalenin bir an önce yapılmasını istemişti.
-yeniçağ-
rulet BİR BAŞKA ERGENEKONCU HÜCRE. Enteresan isimler bir arada:
Ali Mert.
Arslan Bulut.
Ayşe Kocatürk.
Bülent Esinoğlu.
Kıymet Nadir Bindebir.
M.Galip Baysan.
Erol Manisalı.
Hulki Cevizoğlu.
Mahiye Morgül.
Mehmet Eskicioğlu.
Mustafa Çınkı.
Ogün Ozansoy.
Ümit Zileli.
Yaşar Hacısalihoğlu.
Yiğit Bulut.
Dragon LAİKÇİ SALTANAT ve SAADET ZİNCİRİ: Askeri Ve Yargı Birimleri Cumhuriyetin Atatürk'ten Sonraki Dönemlerinde Genelde Hep Belirli Kesimlerin Elinde Kalmıştır..Çocuklarını Yetiştirip Sürekli Buralara Yerleştirdiler..Adamlar Uyanık İş Bitirici Noktalar Hep Ellerinde..İsimlerini Vermeyeceğim İş Farklı Noktalara Gidebilir...
Neden Buraya Girdim Derseniz Çünkü İşin Özü Burda Başlıyor..Bugün Son 7-8 Yıla Bakın Bu Yolsuzluklardan Hapse Atılanların Büyük Çoğunluğu Hep Bu Kesimdendir..Örneğin Acarkent Villaları Ve Beyazkonak Evleri? Bu Villaların Bulunduğu Arsalar Trilyonluk Ve Devletin Tapulu Malı Oldugu Halde Adamlar Rahatça Kapışmışlar..Kapışanlar Kim Dersiniz?Tabiki Cumhuriyetin(Sözde) Yılmaz Bekçileri.Bu Yılmaz Bekçilerin Listeside Şöyle İyi Okuyun:
Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan’ın damadı Mehmet Ali Yalçındağ ve babası Metin Yalçındağ, Milliyet yazarı ve Basın Konseyi 2. Başkanı Mehmet Doğan Heper ve yeğeni Mehmet Burak Heper, CHP İstanbul Milletvekili ve Türk-İş (Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu) eski Başkanı Bayram Meral’in oğulları Kemal Meral ve Mustafa Meral, DSP’li Kültür eski Bakanı İstemihan Talay’ın çocukları Murat Ali Talay ve Emine Talay Turan, Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Komutanlığı’nda görevli Tümgeneral Tuncay Çakan, Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Oramiral Hayri Bülent Alpkaya, Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Oramiral Salim Dervişoğlu’nun oğulları Mehmet Erdem Dervişoğlu ve Burak Ahmet Dervişoğlu, Jandarma Genel Komutanlığı Denetleme ve Değerlendirme eski Başkanı ve emekli Korgeneral Nurettin Çakır, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) eski Müsteşarı Sönmez Köksal, Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’ndan emekli olan Zekeriya Dilsizoğlu ve eşi emekli hakim Raziye Nurten Dilsizoğlu ve Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yalçın Çakalır,Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, damadı Ercan Saatçi, Hürriyet gazetesi yazarı Mehmet Ercan Kumcu, Milliyet gazetesi yazarı Halil Derya Sazak ve Kanal D Spor Müdürü İlker Yasin, Cumhuriyet yazarı Ümit Zileli’nin eski eşi Songül Zileli ve Ümit Zileli’nin kayınbiraderi DSP’li Devlet eski Bakanı Erdoğan Toprak, İstanbul Büyükşehir eski Belediye Başkanı Bedrettin Dalan’ın oğlu Altay Burak Dalan ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) eski Başkanı Fu at Miras’ın oğlu Ömer Faruk Miras
Listede Gördüğünüz Gibi Chp-Ordu-Dsp-Yargı-Kartel Medyası Ve Hatta Emek Savunucusu Sendikacılar İşin İçinde..Bakan Ben Bunları Yıkacağım Dedi Ama Yıkamadı Çünkü Yargıtay Bırakmıyor Olay Mahkemelerden Dönüyor Habre..Yagıtayda Kimin Elinde Geçen Hafta Netleşti Kimin Elinde..Ne mi Oldu Dersiniz?Hazır Olun 2 Yıldır El Konulmuş Demirellerin Malları İade Edildi..Halbuki Yahya Demirelin Banka Paralarını Bavullarla Bankadan Çıkardıgı Kameralara Yakalanmış Ve Devamında da Parayı BABA ya Ve BABA nın Kardeşine Değişik Yollarla Aktardıgı Belgelerle Kanıtlanmıştı..
Şimdi Sorarım Size Bu Ergenekon,TİT,Atabeyler vs... Çetelere Yıllarca Tek Bir SEs Çıkarmamış Bir Yargının Doğru Dürüst Karar verebileceği Bir Başörtüsü Davası Olabilirmi Asla!!! Çünkü Onların Derdi Zaten Hep Sadece Makam-Mevki Ve Çıkarlarını Korumak Olur..Böyle Oluncada Kürt Olmakta Sorun Olur,Başörtüsü Takmakta Sorun Olur,Sisteme Karşı Gelmekte Hanilik Olur Onların Gözünde...tahir akçam CHP TARZI Belediyecilik!..Çankaya Belediye Başkanı Eryılmaz'ın CHP'li belediye meclis üyelerini kastederek, ''Yamyamlara para ayarlamaktan iş yapamaz hale geldik'' açıklaması işçileri ayaklandırdı.
Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz'ın belediye meclis üyelerini kastederek, ''Yamyamlara para ayarlamaktan iş yapamaz hale geldik'' şeklindeki ses kaydı basına yansımasının ardından gözler belediye çalışanlarına çevrildi.
Uzun bir süredir DİSK/Genel İş Sendikası'na bağlı Çankaya Belediyesi işçileri, paralarını alamadıkları gerekçesiyle Eryılmaz'ın başkanlığını yaptığı belediyeyi protesto ederek greve gidiyordu. Ramazan Bayramı'na da haklarını tam olarak alamadan girdiklerini ifade eden işçiler, iddia edilen telefon konuşmasında Eryılmaz'ın Meclis üyelerini tatmin edebilmek için ne tür bir çaba sarfettiğine şahit olmanın şokunu yaşıyor. ''Belediye başkanı yamyamlara para ayarlamak için koşturacağına işçisine sahip çıksın'' diyen belediye işçileri, bayram tatili nedeniyle ara verdikleri eylemlerine bayramdan sonra daha iyi hazırlanarak devam edeceklerini bildirdiler.
Bu arada medyanın Belediye Başkanı Eryılmaz ile ısrarlı bir şekilde görüşme talepleri karşısında Çankaya Belediyesi Basın Müşavirliği; başkanın yazılı açıklamadan başka şu anda bir açıklamada bulunmayacağını, başkanlığa gelmediğini ve gelmesinin de beklenmediğini, kendilerinin dahi Eryılmaz'a ulaşmakta güçlük çektiklerini söyledi.
Eryılmaz'ın iddia edilen ses kaydında, ''Tavacı Recep'ten meclis üyeleri için 100 milyar gelecek'' ifadesinde bulunduğu Tavacı Recep Usta Et Lokantası'nın sahibi Recep Budak, İstanbul'da olduğunu ve dönüşte konuyla ilgili açıklamada bulunabileceğini ifade etti. Recep Usta'nın Küçük Esat'taki lokantası Çankaya Belediyesi tarafından uygunsuz yapılaşma ilan edilerek bir süre önce tartışmalı bir şekilde yıkılmıştı. Küçük Esat'taki lokantasını kaybeden Recep Usta daha sonra Hoşdere'ye bir lokanta açmıştı.ati kargadan leş yemek,şahindende taze kan içmek beklenir.kargadan şahinlik hususiyetleri beklemek hayalperestliktir.herkes fıtratına mucip hallerde olmalı ki rıza-ı ilahiyeye mazhar olalım.H. Hruşit Ahmet Hulusi AKTEN...Gazeteci kökenli..Bir zamanlar UZAN'ların gazetelerinde çalışmış..Sahte alim Hans Ayberg ile(şimdi cezaevinde olsa gerek) yayınevi kurmuş...İşte O şimdi MEHDİ MESİH, MÜRŞİD RESUL!..Aynen Mihr Ali İskerder gibi...İnternette web sitesine girdim..O da 10 dilde yayın yapıyor!..Hurşit MEHDİ MESİH RESUL MÜRŞİD: MİHR ALİ İSKENDER EVRENESOĞLU için MÜRİDİNDEN bir İTHAF yazısı: İŞTE O GELDİ. O ki; arzda ve arşta NUR'UN TEMSİLCİSİ. Adı semalara altın harflerle işlenen MEHDİ... O geldi. O, asırlardır yolunu beklediğimiz. O, canlar içinde can. O, hidayet güneşimiz. O ki; güzeller içinde en güzelimiz.
Hoş geldin ey Hakk İncisi Mehdi Resûl! Hoş geldin ey gönüller sultanı Mehdi Resûl! Hoş geldin ey sevgili! Hoş geldin en sevgili! Sefalar getirdin kararan gönüllere, şifalar getirdin hasta kalplerimize. Hoş geldin ey canların canı! Müjdeler getirdin mü'minlere...Zübeyir Güngör Uslu Besle doğanı, oysun gözünü,*
Bir gün anlarsın, şair sözünü,*
Aç canavara, lütfet özünü,*
Azdır iştahı, gör bak yüzünü,*
***
Diş kirasını, zalimce ister,*
Doymaz hiç nefsi, azgınca dişler,*
Bir pençe atar, seni kafesler,*
Doğan paralar, gör Ak dülger.*
***
Sanma bu devran, Ak Par yıldızı,*
Nicesi kaydı, kuyruklu sızı,*
Tarih şahittir, ibretlik yazı,*
Doğan bak vurur, dinlemez nazı.*
***
Aşık Uslu der, Doğan vefasız,*
Aydın geçinir, ağzı duasız,*
Derin mahfiller, mekanı kansız,*
Ak Par yaptığın, kalmaz cezasız.*
**
Aşık Uslu Niksarî (ZübeyirGüngörUslu)
Ayyıldız Fm & www.ayyildizfm.com
Gen.Yay.Yön.0542.4230056.Samsun,*
Zübeyir Güngör Uslu ***Başbakan’a nağme-i ikaz***
Aç canavarlara, eyleme muhabbet,*
İştahı açılır, diş kirası ister.*
Masum kan dökene, uzlaş-ı merhamet,*
Günahsız canlara, cinayetten beter.*
***
Kul hakkını ancak, mağdurlar affeder,*
Zalime el veren, kul hakkı gasbeder,*
Alma mazlum ahı, feryat arşa gider,*
Münafık söze kanma, olursun derbeder
***
Rahim-i Haktan çok, merhamet olunmaz,*
Şevkat-i ilahi, sınırı aşılmaz,*
Adil han hükmünde, haksız kayrılmaz,*
Allah’a ram olan, ne korku var keder.*
***
Aşık Uslu eyle, başvekili ikaz,*
Derin canilere, barışa itiraz,*
Uzlaşma zalimle, yoktur hiç cevaz,*
Dinle avâz avâ, Halkım feryad eder.*
***
Aşık Uslu Niksarî (ZubeyirGungorUslu)
Ayyıldız Fm & www.ayyildizfm.com
Gen.Yay.Yön.0542.4230056-Samsun
Zübeyir Güngör Uslu Ak başı nâr almış, parti dolar akar,*
Onuncu yıl marşı, okuyun kardaşlar,*
Özkök sizi över, hem altını oyar,*
Bir Şubat soğuğu, gör sizide yakar.*
***
Aç şer canavara, kuyruk sallayınız,*
İster boyanıpda, alla pullanınız,*
Diş kirası ister, iştah açarsınız,*
Görün bir bakalım, sonu ne hocanız.*
****
Korku Ak'ı bekler, fayda yok ecele,*
El etek öpünde, hüsran bul acele,*
Dik duruş bilmezsen, umut yok yücele,*
El Hükm-ü lillah, Hak söyler mecelle.*
***
Aşık Uslu der ki, oy helal olmasın,*
Alıp Ak oyları, Hak'tan nur bulmasın,*
Al millet ahını, rahmetsiz yanarsın,*
Bak yükseldim derken, yüz üstü batarsın.*
***
Aşık Uslu Niksarî (ZubeyirGungorUslu)
Ayyıldız Fm & www.ayyildizfm.com
Gen.Yay.Yön.0542.4230056.Samsun
Zübeyir Güngör Uslu "Aç canavara tahabbüp, onun iştahını celbettiği gibi, o canavar birde diş kirasını ister."
Ayyıldız Fm Radyosu Samsun'da 1993 yılından beri faaliyette,ve muhafazakar bir yayındır, Ak partiyede açıkça DESTEK VERDİ, ama Ak parti İktidara geldikten sonra ne bir mebusuna ne bir belediye başkanına ne telefonla ne maille ulaşamıyor, derdini anlatamıyor.Güya Sahibide 30 yıllık gazeteci, Diğer vatandaşlar ne yapsın, ama bu bahsedilenlerin hepsi Başta Suat Kılıç Olmak üzere abad oldular, Dilerim Allah'tan, Kahr ilede Berbat Olurlar....
Ayyıldız Fm & www.ayyildizfm.com
Gen.Yay.Yön.
SAMSUN
kahrak sn bulutun akp hakkındaki tespitlerine katılmamak mümükün mü?akp de derin düzenin partisi olmaktan öteye gidemedi.aslında sn yazarın ifade ettiği gibi ergenekon operasyonu asla akp ye mal edilemez.bu operasyonu devletin içinde temiz kalmayı başarabilmiş bir kısım vatansever insanlar yapıyor.akp ye kalırsa operasyonu yöneten savcının başına şemdinlide gelen olay çoktan gelmişti amma halkın akp ye atacağı o okkalı tokat akp yi korkutmuş olmalı.sn yazarın ifade ettiği gibi akp ne ekonomik anlamda ne de inanç hürriyeti noktasında zerre miktar açılım yapamadı.ve anadolu insanına hep sabır tavsiye etti.ben akp ye oy vermedim ve asla da vermeyeceğim.aklı olan aynını yapar.
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.