Tayyip Bey’in boykotun işe yaramayacağını bilmesi lazımdı!
Başbakan her ne kadar “yalancı ve iftiracı” gazeteleri boykot edin dediyse de, yaptıkları işin farkında olanlar hemen oltaya geldi. Nuh Gönültaş
Üstlerine alınmaları boşuna değil yani...
Ama boykot işe yarar mı?
Erdoğan’ın ister parti lideri olarak, isterse başbakan olarak böyle bir çağrı yapması doğru değil. Zaten “özgür ve bağımsız” olma konusunda ciddi problemleri olan basınımıza, bir de bu şekilde yüklenmek, yarardan çok zarar getirir.
“Yalancı ve iftiracı” gazeteler sınıfına girerler mi bilmem ama Başbakan’ın kendilerini hedef aldığını düşünenler, bu boykot çağrısından güzel bir “mazlum basın” edebiyatı çıkarıp, servise koydular bile.
Bu gazetelerin önümüzdeki günlerde tirajındaki her artış, onlar tarafından “Bakın gördünüz mü, halk boykottan yana değil” gibi lanse edilececektir. Aslında bunun böyle olmadığını herkes bilse de, durum farketmeyecek.
Boykot çağrısını üzerine alınan CHP medyası, “gazetene sahip çık” kampanyası bile başlatabilir. Hatta işi daha da ileri götürüp “cumhuriyet mitingleri”nin “gazete alma” versiyonu yapılabilir.
CHP il ve ilçe örgütleri, toptan ve perakende olarak tomar tomar gazete alırsa şaşırmayın derim.
Gelelim konunun diğer yönüne.
Geçmişte, Amerikancı şirketler, Filistinlilere zulmeden Yahudilerin ortak olduğu şirketler, Müslümanlara gıcık kapan şirketler ve bunun gibi daha onlarca şirket için İslami kesimde boykot çağrıları yapılagelmiştir.
Çağrı yapılmıştır da ne olmuştur?
Hiçbirşey.
Coca cola boykot edilmiştir de ne olmuştur, bundan başka bir kolacı, Kola Turka faydalanmıştır.
Boykot konusunda organize olamayan kitleler, yine bu ürünleri almayı sürdürmekte.
Atılan taş, kurbağayı ürkütmeye yetmedi. Bu yüzden Başbakan Erdoğan istediği kadar hançerisini paralasın, bu çağrı zaten işe yaramayacaktır.
Tıpkı zamanında Necmettin Erbakan’ın partililere “Milli Gazete” alın çağrısının işe yaramaması gibi!
İslami kesim boykotları ile meşhurdur zaten. “Kartel gazeteleri” her zaman boykot edilir ama yine en çok onlar satar!
Yorumlar sako Nuh bey yazdıklarınıza alakasız yorumlar geliyor bu canınızı sıkmıyor mu?...
Siteyi kim yönetiyorsa komik olduğunuzu farketmiyorsunuz heraldeGarip Derviş Nuh Gönültaşın son zamanlardaki yazıları vicdanımızın sesi oldu. Bir ara kızıyodum kendisine ama Allah şimdi razı olsun. Eline sağlık hocam. Yüreğine sağlık.Doğan ALTOR Adli Tıp'tan GATA'ya MASON ÖRGÜTLENMESİ ya da Ergenekon Terör Örgütü:
Masonların TSK'ya nasıl sızdıklarının belgesi...
Ergenekon savcıları, Doç. Dr. Ümit Sayın'ın 1997'de Amerika'da iken yazdığı bir
mektubu masonların Türk Silahlı Kuvvetleri'ne sızmasına delil olarak gösterdi.
Masonluğun 'Üstad'lık
makamında bulunduğu
ve masonik
faaliyetlerini yürütebilmek
için Demokrasiyi, laikliği ve
Atatürkçülüğü maske olarak
kullandığı ortaya çıkan İstanbul
Üniversitesi Öğretim
Üyesi Doç. Dr. Ümit Sayın'ın
bir mektubu daha çarpıcı bir
gerçeği gözler önüne seriyor.
Ergenekon savcıları
Sayın'ın 1995 ile 2001 yılları
arasında Amerika'da
Wisconsin Üniversitesi
Nöroloji Bölümünde bilimsel
araştırma yaptığı sırada
yazdığı mektupları delil
olarak Ergenekon iddianamesine
koydu. Ümit Sayın,
GATA'da çalışan, mason
olduğunu iddia ettiği Prof. Dr.
İ. Tayfun Uzbay'a gönderdiği
mektupta başarılarından
dolayı tebrik etti. Sayın,
Ergenekon sanığı Adnan
Akfırat'la Messenger
yazışmasında GATA'da çok
masonun olduğunu ileri
sürmüştü.
Bizans entrikaları
Soruşturmayı yürüten
savcılar, 339. delil klasörünün
443'üncü sayfasındaki mektubu
Masonların TSK'ya
sızmasına delil olarak kabul
değerlendirdi. Belgenin
başına not düşen savcılık, şu
ifadelere yer verdi:
'Aşağıdaki masonik içerikli
mektup, Ümit Sayın
tarafından GATA'dana Tayfun
Uzbay'a yazılmıştır ve
masonların ordumuza nasıl
sızdıkların göstermektedir.'
Mektubunda Türk
akademisini tembelliğin ve
verimsizliğin hakim olduğu
ve Bizans entrikalarına benzeten
Sayın, ileri sürdüğü
gibi bir ortamda Uzbay'ın
GATA'da başarılı çalışmalara
imza atmasını takdire şayan
buldu.
Koyuncuoğlu'na kıyak
Uzbay'a İstanbul'un bilim
konusundaki ciddiyetinden
şüphelendiğine dikkat çeken
Sayın, 1195'te İstanbul tıp
Fakültesi Deneysel tıp
Araştırma Merkezi'nin
(DETAM) müdürlüğüne Prof.
Dr. Hikmet Koyuncuoğlu'nu
kendilerinin getirdiğini belirtiyor.
Sayın mektubunun
sonunda Amerika'da
Kemalist, laik ve demokratlar
olarak örgütlendikleri bilisini
veriyor.
MESSENGER'DAN
MASON
YAZIŞMASI
Ümit Sayın ile Adnan Akfırat'ın
GATA'daki Masonlar üzerine
18.02.2001'de Messenger'dan
yaptıkları yazışma şöyle:
(Ümit Sayın) xyz says:
Çetin Yetkin ve Işıklı mason, locaları
Türkiye'de çok gerekli
Adnan sys: Rumeliler grubu
konusunda bilgin var mı?
Xyz sys: İsimler var ama
bunları konuşmamak lazım (...)
Xyz says: Ertaç Tinar'ı
mahfilde Yalım Erez'le kol kola
dernekte gördüm
Xyz says: Yani tüm iş dünyasının
kilit noktaları
Adnan says: Ali Şen, Çevik
Bir, İzzettin Doğan ekibi için
Rumeliler deniyor?
Xyz says: Çevik Bir mason
Adnan says: Hangi locada
Xyz says: Bazılarını
ABD'deki locaya kaydediyorlar
Xyz says: Ömer Şarlak,
mason, eski GATA komutanı
Xyz says: Tüm basın elimizde
ama Kıvrıkoğlu GATA'daki
bazı kardeşlerimize zarar verdi
Adnan says: GATA'da tanıdığın
var mı senin
Xyz says: Elbette GATA'daki
masonların çoğunu biliyorum.
Ananı ve babanı gözden çıkaracak
kadar davamıza sahip olduğunda
iç grubumuza girebiliyorsun,
çekirdek grup çok gizlidir. Doğu
Bey de çekirdekte, o iyi bilir
Adnan says:Bana bile bugüne
kadar hiç belli etmedi.
-Bugün-Behzat Pülümür ÖNCE VATANSA, ÖNCE ABD'YE BOYKOT ET!..Bak işte BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ ya da BOĞAZ'DAKİ ÜNİVERSAL AŞİRET!...Ah şu İÇİMİZDEKİ Amerikalılar, GÜZEL AMERİKALI'lar!..Sırtmızdaki nefes bile aldırmamaya çalışan KOCA MANDA!..Lozan Antlaşmasına imza atmadılar; ama 1800'lü yıllarda Osmanlı-Türkiye topraklarında kurdukları PROTESTAN MİSYONER TARİKAT okullarında yetiştirdiklerini TÜRK BEYİNLERİ vasıtasıyla; Türkiye Cumhuriyeti'ni KÜÇÜK AMERİKA, daha doğrusu UYDU yapmayı başardılar..Şu kurdukları Sağlık ve Eğitim Vakfı'nın(SEV), Robert Kolej ve Boğaziçi Üniversitelerinin kurucularına, Yönetim kurulu ve bilhassa Mütevelli Heyeti üyelerine bir bakıverin bir!...Kimler kimler var?..Kimlere EMİR KULU?..Üsküdar, Arnavutköy, İzmir, Tarsus Amerikan Kız-Erkek Kolejlerinden kimler kimler mezun olmuş, nerelere gelmişler?..Suyun başını nasıl tutmuşlar?..Şu Türkiye'deki Amerikan Araştırmaları Merkezine(ARIT) bakın bir; kimler burayla ilişkili, neler neler yapıyorlar?..Kaç şehirde kaç binaları var, neler araştırıp duruyorlar?..Ve şu ülkemizdeki Amerikalıların ki, sayıları 20 bin civarında halen, üslerine, dinleme istasyonlarına, nükleer silahlar dahil silah depolarına bir bakıver!..Bülent ve Rahşan Ecevit'ten, Berna Yılmaz'a ve Tansu Çiller!e kadar siyasi beyinleri de onlar beşiklik yaptı Robert Papaz Kolejinde ve onun devamı olan Boğaziçi Üniversitesinde!..Dünden bugüne Robert Kolej'den, sadece bu kolejden mezun olanlara bir baktınız mı?..Türkiye'nin BEYİN kadrosu!..İşte HUUUU!..Bugünlerde Boğaziçi Üniversitesi'ne FAŞİZM geldi!..Hem de tam da Ramazan'a denk geldi!.. Amerikalılar'ın BOĞAZİÇİ ÜNİVRSİTESİ'ne şimdi BAŞÖRTÜLÜLER ve CANAVARLAR giremez!..Köpekler isterse, girer!..Özgürlüklerin, liberalizmin ve bireyselciliğin KALESİ ya da MASKESİ düştü!..Bu KALE; şimdi DESPOTİZMİN, ilkel-banal Ergenekon Milliyetçiliğinin ve ırkçılığının ve utanmaz oligarşinin MERKEZ ÜSSÜ oluverdi!..Çünkü REKTÖR değişti!..Her şey REKTÖRLERE bağlı demek ki!..Şimdiki REKTÖRÜ kimler seçti; ABD onaylamadı mı?..Asıl soru şu; Türkiye'de Ergenekon Terör Örgütü KENDİ ADRESİNE mi taşınıyor?..Bu REKTÖR için; HİLMİ YAVUZ bir uyarıda bulunmuştu, seçilmeden önce!..Yani ŞAİBELİ olsa gerek; ama bunu kim reva gördü?..Sayın Cumhurbaşkanı A. Gül'e bu REKTÖRÜ kim kabul ettirdi?...Ve şimdi ne olacak?..FAŞİZMİN YENİ KALESİ, BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ!..Acaba onlar da bir süre BİLİME ara verecekler mi?..Diğer Ergenekon ÜSSÜ üniversiteler gibi?..
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.