Deniz Feneri’nden bahsediyorum. Yerlisiyle yabancısıyla… Hiç birisinden kendimi ‘tebrie’ diyorum ki sizi hala seviyorum. Mehmet Ali Bulut
Zekeriya Karaman’ı ‘zekeriya bey’ olarak biliyorum. Çok fazla muarefem yoktur ama ‘müslümanlığına şahidim.
Mustafa Çelik’i de tanıyorum. Onu çok daha yakından ve uzun zamandır biliyorum. Hem mümin, hem Müslüman ve hem de şuurlu bir millet evladıdır.
Vallahi değerlerin tanımıyorum. Zahit Akman da dâhil! Fakat resimlerine baktığımda, hiç birinin yüzünde ‘dinsiz imansız’ bir adamın sireti görünmüyor. Yani hepsi Müslüman adamlar.
E ama bunlar ‘hırsızlık’ yapmakla suçlanıyorlar!
Bir Müslüman hırsızlık yapar mı?
-Evet yapar!
* * *
-Evet yapar, yapabilir. Yapmasa iyidir ama yapabilir…
Şimdi bana köpürdüğünüzü hissediyorum. Nitekim aynı hali bir sahabe peygamberimize sorular yöneltmişti. Sahabe peygambere sordu…
Müslüman bunu yapar mı, Müslüman şunu yapar mı, Müslüman böyle der mi…?
Sevgili peygamberim sabırla hep ‘evet’ dedi, ‘yapabilir’ dedi.
Sahabe yakıştıramıyordu bunları bir müslümana. -Tıpkı imandan ve afvtan haberleri olmayan safdillerin şaşkınlığı gibi- bir şaışkınlıkla ‘Peki bir müslümanın asla yapmayacağı bir şey yok mu ya resulallah?” diye sordu.
Peygamberimiz “evet var, müslümanın asla yapmayacağı bir şey var” dedi ve ekledi:
-“Müslüman asla yalan söylemez!”
* * *
Bir kıyamettir kopuyor. Deniz Feneri mensupları böyle yapmış, şöyle yapmış
İhtimal ki yapmıştır. Kombassanın yaptığı gibi, Yyimpaş’ın yaptığı gibi, Jetpa’nın yaptığı gibi…
Başka!
Kastelli’nin yaptığı gibi, Banker Yalçın’ın yaptığı gibi Off-shore’cular yaptığı gibi… Uzanların yaptığı gibi…
Başka!
Milletin Bankasını, ümmetin bağışladığı paralarla kurulmuş bir bankanın ayak oyunlarıyla içinde 50 milyon unutulmuş bankayı 17 milyon dolara kapatanlar gibi… Milletin parasıyla milletin imkanlarını iç edenler gibi..
Demek ki insanlarımız ‘harama uzanan eller’ bakımından pek ayırt edemiyoruz. Al birini vur ötekine!
Sıradan insanlarımız böyle de siyasiler farklı mı?
Siyasi liderlerin de birbirinden farkı yoktur bu behrede. CHP, hala Pakistan ve Hindistan’dan Türk milletine gönderilmiş sadaka ve ianelerden besleniyor. İş Bankası’nın hangi paralarla kurululuğuna bir bakın… Daha ziyadesini görürsünüz
İsmet İnönü’nün üniversitede okuyan iki çocuğu için kış boyunca koca Dolmabahçe sarayı ısıtılırdı. Orada kalıyordu Erdal ve Ömer paşazadeler… Kim onlara hesap sorabildi. Şimdi bile yazamıyorsunuz bazı şeyleri kanunlarla korundukları için.
Koç’lar hangi dönemin zenginidir? Sabancıları‘ı kim abad etti… Veya hangi dönem kendi zenginini yaratmadı!
İnönü mü pir u pak, Menderes mi masum, Demirel mi günahsız. ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ denileli beri milleti ‘idare’ edenler, millete ‘idare etmek’ten başka seçenek mi bıraktılar?
Evet durum bu. Dinlimiz de dinsizimiz de para karşısında ‘aciz’ kalıyor. Bu hastalık Osmanlı7nın yıkıma başladığı zamanlardan beri aynı! Çünük sürekli zihniyet değişiyoır ve her zihniyet değiştiğinde para da el değiştiriyor..
Benim yazımı takip edenler bilirler ki sürekli ‘aman yediklerinize dikkat edin’ diyorum. Çünkü ‘kişinin boğazından geçen kaderi olur’, diyorum.
Haram para asla ‘helal-zade’ye yaramaz. Bu ‘peri padişahı’nın kızı da olsa yaramaz, ‘zıllullah fil ard’ olsa da yaramaz, ‘iki cihan serveri’ olsa da yaramaz.
Temiz bünyede haram lokma kezzaptır, mümin yuvada haram mal azaptır… Herkes mutlaka ceremesini çeker…
Zaten de çekiyorlar…
* * *
Amma buradaki mesele başkadır. Burada bir kasıt ve bir çifte standart var. Aydın Doğan ve ‘medya çetesi’in şu meseledeki ‘celadeti’ ahlaklılıklarından veya hakperestliklerinden gelmiyor. Tam tersine, İslama olan düşmanlıklarından geliyor. Mütslümana çamur atıbalicik bir fırsat geçti ya ellerine… O yüzden keyifli keyifli kaşınıyorlar…
Eğer dertleri ahlak ve haram - helal olsaydı, şimdiye Türkiye’nin ahvali değişirdi…
Bakın aylarca, sadece milletin malını götürmekle kalmamış aynı zamanda insan öldürmüş, cinayet işlemiş bir örgütü pekâlâ görmezlikten gelebiliyorlar.
Aydın Doğan ve ‘özgür basıncık’ları –yesinler özgürlüklerini- tiranlıklarını kaptırmama peşinde.
Temel vazifeleri ise İslam karşıtlığı! Onlar, içimize sokuşturulmuş Sevr muhafoızlarıdır emin olun. Size ters gelse de böyledir. Bir tane müslümanın çaresizliğine çare olmak için bir diklenmelerini gördünüz mü bunları!
Ama şarap içilmesine müsaade edilmiyor diye kazan kaldırırlar. Bir homoseksüelin şirretliğine sahip çıkarlar. Ama müslümanı ne kadar mazlum olursa olsun görmezlikten gelirler… Bunlara kalsa camileri kilise yaparlar ve ezanları da yasaklarlar…
Şimdi siz bunların hatırı için Deniz Feneri elemanlarına sırt çevirmemi istiyorsunuz…
Yemez beyler! Umurumda da olmazsınız. Ben kınayıcıların kınamasından çekinseydim, müslümanım demezdim. Sizin gibi bıyık keser, keçi sakal bırakır, elimde viski şileleriyle medeniyet nutukları atardım… Ve en iyi köşelerinizden birini de alırdım!
Hayır, minnetim yoktur. Minnet ancak Allah’adır.
* * *
Şimdi sevgili dostlarıma bir iki söz söyleyeceğim…. Neden ‘hırsızlarımı sevdiğimi’ izah edeceğim.
Evet bir mümin ve Müslüman en temel vazifesi ‘müfsid’ olmamaktır ve yalan söylememektir!
Peki siz hanginiz göğsünüzü gere gere bunu söyleyebilirsiniz?
Bunu söyleyebilecek olanların elerini öperim.
“Yapamıyoruz ama böyle olmak lazım” diyenlere gelince. İşte ben sizi seviyorum ve siz hırsız da olsanız sizi severim.
Bakın dünyanın her döneminde kendisini ‘medeni’ sananlar, hep inanları horlamışlar ve en küçük fırsatta günahlarını ve hatalarını büyütüp yüzlerine vurmuşlardır.
Lütfen şu peygamber kıssalarına bir bakın. Nuh’un derdi bu, Şuayb’in derdi bu. İbrahim’in derdi bu, Salih’in, Hud’un, Lut’un ve Hz. Muhammed(asv)’nin derdi bu. Onlar mümini hangi halde olursa olsun sevmezler, beğenmezler..
Ruhu, hakikatten hazlaşmayan ‘müşrik, münafık, mağdub ve dallinler’ müminlerin hatasını ballandırmaya bayılırlar.
Ahmet Taşgetiren ağabeymizin ifadesiyle ‘onlar bizim günahlarımızı seviyorlar” iyiliklerimizi değil.
Elbette Müslüman dürüst ve namuslu olmalı. Elbette emanete ihanet etmemeli… Elbette hırsızlık yapmamalı.
Ama diyelim ki yaptı. Diyelim ki hata etti ve nefsine uyup günah işlerdi. Siz onu dinin dışına atabilir misiniz?
Hayır. Öyleyse o senin din kardeşindir ve seveceksin. Ben de onu yapıyorum işte!.
Ve diyorum ki, “bugüne kadar yaptığınız tüm iyiliklerden dolayı sizi seviyorum ey Deniz Feneri’nin gayretkeş insanları. Eğer nefsinize mağlup olup o emanet paradan kendinize de bir şey almışsanız, Allah size merhamet etsin, işiniz çok zor”.
Yıllardır ve her yazısında siyasetçileri bilhassa mal ve mülk edinme konusunda sert bir şekilde eleştiren biri olarak diyorum ki…
Evet Fener, fena vaziyette çamura bulanmış ışığı kararmış olabilir. Ama ben ‘O Fener’i sevmeye devam edeceğim. Bugüne kadar yaptıkları ve inşallah daha sonra yapacakları adına..
Bu işte, Alman derin devleti ile yerli işbirlikçilerin tezgahını da unutmayın… Size Çinli bilgeyi, şu her şeyin sonunda ‘hele biraz bekleyin’ diyen bilgeyi hatırlatırım.
Enseyi karartmayın…
Ben şahsen şarapçının, döngenenin, dümbeleğin, rakkasenin, zennenin, zennanenin tezviratına kanıp günahlı da olsa Müslüman kardeşimi sevmeye devam edeceğim... Bu açıdan ‘fakih bir bilge’ bildiğim Ali Bulaç’ın tavrını da yadırgadım…
‘Evet, benim hırsızım iyidir’. Çünkü mümindir ve edebi vardır. Üstüne vardığında ‘nedamet’ duyar…
Ya sen! Ya siz sevgili şapçılar, şarapçılar. Allahtan korkmak gibi bir edebiniz var mı?
Kusura bakmayın, benim Müslümanım, hırsız da olsa benim canımdır. Hırsızlığından dolayı ‘kolunu keserim” ama onu ‘kardeşim’ olarak bağrıma basarım. Vesselam!
* * *
Ve son olarak…
Sana gelince ey Müslüman kardeşim, Bediuzzaman’ın ‘elinde nur taşıyanların –yani dine ve imana hizmet edenlerin- diğer elinde topuz taşımaması –yani siyaset ve ticaretle meşgul olmaması- gerektiği’ şeklindeki ikazını şimdi daha iyi anladın mı?
Ve yine, ‘sizden hiçbir ücret istemeyen ve kendisi de dosdoğru hidayet üzerinde bununanlara uyun!’ ikazını da anladın mı!
“İttebiu menla yeselukum ecren ve hum muhtedun!” (Yasin).
Yorumlar Mehmet Şevket Eygi Bir dinsiz hırsızlık yaparsa onu bir kez ayıplarım; ama bir Müslüman hırsızlık yaparsa onu bin kez ayıplarım.
Sayın Mehmet Ali Bulut kendinize gelin ve bu yazı için okurlardan özür dileyin. Tövbe edin ki Allah sizi affetsin. SAmetin haso kardeş mehmet ali abi benim hırsızım iyidir demiyor yazıyı bir daha oku ve kendini ALLAH a havale et.mehmet abim güzel yazmışsin onlarla(doğan medya)bir olmamalıyız.Mehmet ali abi senden ricam bu konuyu senin üstünde yazan SELAHATTİN ÇELEBİ ye anlat abi saygılarımla.turani sayin bulut , kastinizi anlamakala beraber, din dusmanlarina karsi dusmanligimiz gozumuzun keskinligini bozmamali.. bu yuzden konuyla ilgili irfan sonmez in yazisini koyuyorum
İmanlı hırsız-imansız hırsız!
Almanya’daki Deniz Feneri davası sonuçlandı. Mahkeme üç kişiye 1 ila 6 yıl arasında hapis cezası verdi. Karar, yargılananların Almanya dernekler yasasına aykırı davrandığını, topladıkları yardımları amaç dışı kullandıklarını gösteriyor. Bunun savunulacak hiçbir yanı yok. Eskiden hırsızlığın en alt derecesini belirtmek için kefen soyucusu tabiri kullanılırdı. Hırsızlığın şereflisi olmaz, ama bazılarının bazılarından daha aşağı, daha alçakça olduğu muhakkak. Bu da öyle bir şey. İnsanlar hamiyet duygusuyla imkanlarını fakir fukara ile bölüşmeye çalışıyor. Dişinden tırnağından biriktirdiği paralarla zekatını, sadakasını vermeye, yetimin, öksüzün gözyaşlarını silmeye çalışıyor. Ama araya birileri, girip bu tertemiz hisleri kişisel saltanatının aracı yapıyor. Fakir fukara diyerek hazinesini dolduruyor. Bunu yaparken de İslami kimliğini düzenbazlığın, dolandırıcılığın bir aracı haline getiriyor. Yani İslam bir aldatma, kandırma vasıtası olarak kullanılıyor. Buna ne demek lazım, bilmem ki, Denaetin, alçaklığın bundan aşağısı olur mu? Bir insan ekmek bekleyen, süt bekleyen bir sabi’nin ağzındakini nasıl alır? Bütün yetimlerin sahibi benim diyen Yüce Peygambere rağmen, onun yetimlerinin rızkına nasıl el uzatır? Türkiye’deki Deniz feneri’nin bu çirkinlikle alakası yok. Tamam. Bundan siyasi rant elde etmek isteyenlerin çarpıtmalarının, çırpıtmalarının dışında, kimse de böyle bir şey iddia etmiyor zaten Bağcıyı dövmek davasında olanlara ne söyleseniz boş, onlar bildikleri türküyü söylemeye devam edeceklerdir. Ama onlar istismar ediyor diye, bu dava görmezden gelinemez. Eskiden büyükler ahlaklı, ibadetli bir genci belirtmek için ‘İmanlı bir genç’ tabirini kullanırlardı. Şimdi biz de imanlı bir hırsız mı diyeceğiz? İmanlı olmak herhangi bir günahı meşrulaştırmaya yeter mi? İslam kardeşliği, günahı, haramı, suçu sahiplenmeyi içermez. İman kardeşliği kimsenin pisliğini, ecarifini sahiplenmeyi gerektirmez. Hırsız, hırsızdır! İnsanımızın maddesinin soyulmasından sonra, şimdi de manası soyuluyor. Merhameti, hamiyetperverliği, cömertliği, alicenaplığı bir bir çalınıyor. Bu basit bir hırsızlık değil, şeddeli hırsızlık, tam bir sosyal cinayettir. Ve buna en çok tepki göstermesi gereken biziz. Biz, yani Müslümanlar.
Fadime Durde Google'dan ESCORT, escorts, jigolo, lolita yazın; Türkiye'nin içine düşürüldüğü durumu, rezaleti görün!..Her ilden binlerce genç kız, fahişe dünya piyasalarında..Türkiye; liseler ve üniversiteler 5. KOL üssü..Binlerce üniversiteli genç; bugün FUHUŞtan geçiniyor; fuhuş parasıyla okuyor veya sigara, içki, uyuşturucu alıyor, gece kulüpleri ve barlarda eğleniyor!..Binlerce konsomatris, STRİPTİZCİ genç kız var!..Hemen hemen büyük otellerin veya gece kulüplerinin hepsinde bu rezaletler var!..Antalya, Bodrum, Marmaris ÜS, ÜS!..HEr gün bunlara yüzlercesi ekleniyor!..Amaç; ülkeyi baştan başa Meyhameye ve Kerhaneye dönüştürmek!..İşte o zaman zararsız ve çağdaş Türkiye!..Bu işlerin arkasında, Ergenekon var, Ergenekon!..Hiç şüpheniz olmasın!..Ergenekoncuların İstanbul'da ve sahil şehirlerinde binlerce FUHUŞ, ESCORT PAZARI, lolita pazarı OTEL ve motelleri var, pansiyonları var!..Bu işte BÜYÜK BARONLAR var!..Türkiye'ye her gün TIRLAR dolusu PORNO CD, DVD, kaset giriyor...Bunlardan yüzlerce TIR DOLUSU PORNO CD, DVD Türkiye'ye dağıtılıyor!..İstanbul asıl üs!..Yüzlerce apartmanın, binanın bodrumları ve alt katları PORNO CD, DVD deposu!..POLİS, çoğunu biliyor!..Bir şey yapmıyor!..Ben İstanbul'da bunlardan bazılarını ADRES vererek Polise ihbar ettim..Hiçbir şey yapmadılar!..Eminönü ve Aksaray'da, Topkapı'da, gecekondu mahallelerinde siyah büyük torbalar içinde yüzlerce kişinin sadece 1 YTL'ye PORNO CD, DVD sattıklarını, leblebi-çerez gibi gördüm...7-8-10 yaşlarındaki çocukların ellerinde gördüm!..İstanbul Beyoğlu'nda ve Kadıköy'de yüzlerce randevu evinin adresini verdim...POLİS hiçbir şey yapmadı!...İşler çoktan çığırından çıktı!..Aynen yola devam ediyor BARON ve işbirlikçileri!..İstanbul-Aksaray'da Muratpaşa Csamii'nin yanında kapış kapış PORNO CD, DVD satılıyorsa binanın giriş katında; gerisini siz düşünün!..Ergenekoncu REİSLERİN, BARONLARIN, ALÇAK SOSYETE'nin TOPLU SEKS Partileri ise tam bir hayvanlık, daha da adice!..Şu an bu partilere katılmayan, EŞ DEĞİŞTİRME partilerine katılmayan bu kesimden çok az insan var sanırım!..Bazı Ergenekon yöneticisi RÜTBELİ subaylarda, hatta astsubaylarda bile çok yaygın!..İRTİCACILARI, bu sınavdan geçirerek seçiyorlar; atıyorlar!..Sınavdan geçenlerin görüntülerini saklayıp şantaj olarak el altında ARŞİVde tutuyorlar!..Ergenekoncuların yüzlerce önemli kişiyle ilgili ŞANTAJ SEKS kasetleri var...Erkut Ersoy da biliyordur...BİR MİLLET İÇTEN ÇÖKERTİLİYOR!..Ama şekilci, slogancı, gösterişçi bir din anlayışına sarılarak kendimizi kamufle etmeye, dindar göstermeye çalışıyoruz! Başkasına, gerçek dindarlara AHLAK DERSİ vermeye kalkışıyoruz!..Gidişat berbat!..İçinde olmayan, içten bilmeyen BİLMEZ!..Abarttığımı zanneder..Ben bu satırları bir KARADENİZ kentinden yazıyorum...Buraları YABANCI Fahişeler bitirmiş!...Kıyamet gibi..Her türlü pisliği ve bulaşıcı hastalığı yayıyorlar!..Ama buna bizimkiler çanak tutuyor, bizimkiler DAVETİYE çıkartıyor!..Buralarda kendi karsını boşayıp ANNE-BABASININ emekli maaşıyla; SEKA, Kömür veya DEMİR-Çelikten emekli maaşıyla geçinmek, yata yata geçinmek çok yaygın!..AİLE FACİALARI çok yaygın!..Devlet ve Hükümet bu rezalete göz yumuyor!..Bu insanların çoğu FUHUŞA sürükleniyor, sözde imam nikahlı eşlerini aldatıyor!HASO Kul hakkı Yetim hakkı yemek,hırsızlık ne zaman mübah olduki dinimizde.Bizim hırsızım iyidir deyipte sevmeliyiz onları.Bu yazından dolayı seni kınıyor ve Allah-ü Tealaya havale ediyorum seni ve senin gibi düşünen köşe yazarlarını.Rabbim bile kul yetim hakkıyla karşıma gelmeyin.Sadece onu bağışlayamam demedimi bizlere.Utanıyorum bu ülkedeki sizin gibi milletimize kötü örnek olacak yazılarla dinimizi karalayan.Müslüman olduğunu iddia edenler olduğu için.sako Ben yazarın demek istediğini anlıyorum ama benim hırsızım iyidir çünkü hırsızlığı söylenince utanır diyor...
Bence de yazarın talihsiz ve çıkmaza giren bir yazısı...
Geçende de Ahmet Hakan'a sahip hak ve hakikat aşığı vb diyerek sahip çıkmıştı...
Böyle yazarsanız bu durumda karşı taraf ta size:
"Hayır benim hırsızım iyidir çünkü dürüstçe hırsızlığını kabul ediyor seninki ise dürüstmüş gibi görünmeye devam ederek bir de utanma perdesiyle riyakarlık münafıklık yapıyor derse ne cevap verirdiniz yazar bey?....
kaan cem M Ali Bey Bu yazıyı tek kelimeyle oruçlu olmanıza veriyoruz...Lütfen yazılarınızı ayık kafayla yazın.sako Bu ne ya...site sanki "alakasız yorum" bombardımanına uğramış...
Aptalca bir durum ama editörlerimiz bundan memnun demek ki..
Ceren Kızıltoprak Kur'an öğrenme ve din-İslam eğitimi gerçeği..Devlet bu konuda yetersiz kalıyor..Şu an DEVLET okullarında, bütün ilköğretim ve liselerde Din Kültürü derslerinde bile İncil-Tevrat okumak, okutmak, öğretmek serbest; ama Kur'an okumak, okutmak, öğretmek yasak!..Diyanet'e bağlı Kur'an kurslarında da 15 yaşına kadar; dünyanın hiçbir yerinde olmayan Kur'an yasağı var!..Eee, o zaman ne olacak?..Din, Kur'an, inanç ve ibadet bir ihtiyaç! Laik devlet bu ihtiyacı meşru yollardan karşılamak zorunda..Bir de halen Diyanet'te 16 bin din görevlisi(imam-müezzin), 50 bin Kur'an öğreticisi açığı var!..Her dört camiden birinde DİN Görevlsi yok; hele G. Doğu illerinde!..O zaman Hizbullah, İBDA-C, PKK bayram ediyor!..Kendi imamlarını yetiştirip görevlendiriyorlar!..Bir de Diyanet; hala bayan din hizmetlerine soğuk, mesafeli..Türkiye'de nüfusun yarısı bayan! Ancak Diyanet'te en fazla 5 bin bayan din görevlsi var!..Türkiye'de çok büyük oranda kız ve kadınların dini eğitimine, dini doğru öğrenmelerine ihtiyaç var! Çok büyük KIZ KUR'AN KURSU ihtiacı var!..Fakat; ilköğretimde, birinci kademeden sonra diploma verilebilmeli..Ya da Kur'an Kurslarına da dışarıdan okumak şeklinde Ortaokul ve Lise diploması verilebilmeli... Behzat Pülümür ÖNCE VATANSA, ÖNCE ABD'YE BOYKOT ET!..Bak işte BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ ya da BOĞAZ'DAKİ ÜNİVERSAL AŞİRET!...Ah şu İÇİMİZDEKİ Amerikalılar, GÜZEL AMERİKALI'lar!..Sırtmızdaki nefes bile aldırmamaya çalışan KOCA MANDA!..Lozan Antlaşmasına imza atmadılar; ama 1800'lü yıllarda Osmanlı-Türkiye topraklarında kurdukları PROTESTAN MİSYONER TARİKAT okullarında yetiştirdiklerini TÜRK BEYİNLERİ vasıtasıyla; Türkiye Cumhuriyeti'ni KÜÇÜK AMERİKA, daha doğrusu UYDU yapmayı başardılar..Şu kurdukları Sağlık ve Eğitim Vakfı'nın(SEV), Robert Kolej ve Boğaziçi Üniversitelerinin kurucularına, Yönetim kurulu ve bilhassa Mütevelli Heyeti üyelerine bir bakıverin bir!...Kimler kimler var?..Kimlere EMİR KULU?..Üsküdar, Arnavutköy, İzmir, Tarsus Amerikan Kız-Erkek Kolejlerinden kimler kimler mezun olmuş, nerelere gelmişler?..Suyun başını nasıl tutmuşlar?..Şu Türkiye'deki Amerikan Araştırmaları Merkezine(ARIT) bakın bir; kimler burayla ilişkili, neler neler yapıyorlar?..Kaç şehirde kaç binaları var, neler araştırıp duruyorlar?..Ve şu ülkemizdeki Amerikalıların ki, sayıları 20 bin civarında halen, üslerine, dinleme istasyonlarına, nükleer silahlar dahil silah depolarına bir bakıver!..Bülent ve Rahşan Ecevit'ten, Berna Yılmaz'a ve Tansu Çiller!e kadar siyasi beyinleri de onlar beşiklik yaptı Robert Papaz Kolejinde ve onun devamı olan Boğaziçi Üniversitesinde!..Dünden bugüne Robert Kolej'den, sadece bu kolejden mezun olanlara bir baktınız mı?..Türkiye'nin BEYİN kadrosu!..İşte HUUUU!..Bugünlerde Boğaziçi Üniversitesi'ne FAŞİZM geldi!..Hem de tam da Ramazan'a denk geldi!.. Amerikalılar'ın BOĞAZİÇİ ÜNİVRSİTESİ'ne şimdi BAŞÖRTÜLÜLER ve CANAVARLAR giremez!..Köpekler isterse, girer!..Özgürlüklerin, liberalizmin ve bireyselciliğin KALESİ ya da MASKESİ düştü!..Bu KALE; şimdi DESPOTİZMİN, ilkel-banal Ergenekon Milliyetçiliğinin ve ırkçılığının ve utanmaz oligarşinin MERKEZ ÜSSÜ oluverdi!..Çünkü REKTÖR değişti!..Her şey REKTÖRLERE bağlı demek ki!..Şimdiki REKTÖRÜ kimler seçti; ABD onaylamadı mı?..Asıl soru şu; Türkiye'de Ergenekon Terör Örgütü KENDİ ADRESİNE mi taşınıyor?..Bu REKTÖR için; HİLMİ YAVUZ bir uyarıda bulunmuştu, seçilmeden önce!..Yani ŞAİBELİ olsa gerek; ama bunu kim reva gördü?..Sayın Cumhurbaşkanı A. Gül'e bu REKTÖRÜ kim kabul ettirdi?...Ve şimdi ne olacak?..FAŞİZMİN YENİ KALESİ, BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ!..Acaba onlar da bir süre BİLİME ara verecekler mi?..Diğer Ergenekon ÜSSÜ üniversiteler gibi?..Adem Beşer M. Ali Ağabey;
ortada sadece sevmeye devam ettiğiniz o insanlar yok ki! Peki samimiyetlerine inanıp bağışta bulunanlar, "Benim bağışladığım parayı niyetimden farklı yerlere harcayanları mü'minler (mesela M. Ali Bulut) hoş görüyormuş" derse ve "bir daha asla -Mü'min (gibi) de olsa- kimseye güvenmiyorum!" dese dolayısı ile bağış yapmaktan da vaz geçerse... Onun durumunu nasıl kurtaracağız? Benim bildiğim böyle durumlarda Allah, kul hakkını yiyeni, hakkı yenilenin affetmesi sayesinde ancak affediyor; bu hakikat ne olacak?
Tamam bu iddiaları ortaya atanlar, iddialarına şüpheyle bakmamızı gerektirecek çapta sabıkalılar ama...Faruk Mercan Sizin hırsaz Müslümanınız iyi değildir, aslında şeytanın ta kendisidir. Neden? Yaptıkları bu hırsızlık onların bazı güzel amellerini yok edebilir ve belki de Allah da onları affedebilir ama bu hırsız Müslümanların diğer insanlara gösterdikleri örnek ne oluyor? Kötü örnek. Bir sürü kötü örneğe bu da eklendi. Yetim malı yiyen hırsızlar, Deniz fenerinin parasını kendi hesabına geçiren hırsızlar. Bu örnekler o kadar çok arttı ki. Artık ben hiç birini hoş görmüyorum. Hırsız hırsızdır. Fakirin malını çalacak kadar süfli bir kalbi Allah da affetmez. Bediüzzaman da asla affetmezdi. Bu sebeple onun adına bu iğrenç hırsızları iyi göstermeye çalışmayın. Maalesef bütün hırsızlar siyaset ve ticaretle uğraşıyor ve günümüz Müslümanları maalesef pisliğe bulaşmış durumda. sizde onları yeren hatta yerden yere vuran yazılar bekliyoruz. Yoksa siz Hüseyin Üzmez'i de mi seviyorsunuz?
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.