Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Doğan Grubu’na kızgınlığının göz ardı edilen bir sebebi var. Başbakan bunu yakın çevresine sık sık söylüyor. Nuh Gönültaş
Kızgınlığın en önemli sebebi şu:
“Bu adamların yaptıkları yalan haberler yüzünden partimiz neredeyse kapatılacaktı. Bunu unutamayız, görmezden gelemeyiz…”
Gerçekten de kızılacak kadar var. Yargıtay Başsavcısı’nın kapatma istediği iddianamesi bu gurubun yaptığı çoğu daha once yalanlanmış haber küpürleri ile doluydu!
¬¬x x x
Bu günlerin asıl önemli konusu Yeni Genel Kurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un göreve gelişi ile hükümetin nasıl etkileneceği…
Bir AK Partili bakan bu konuda ilginç şeyler söylüyor:
“İlker Paşa’nın gelişinden sonra beş şeritli otoban iki şeride düştü.”
“Yeni dönem kolay olmayacak..*
“Oyun alanımız daraldı.*
Bakana gore Orgeneral Yaşar Büyükanıt dönemi, 27 Nisan bildirisini saymazsak, oldukça verimliyi.
Hükümet çalışmalarına askerin müdahelesi pek yoktu.
Bu yüzden de hükümet beş şeritli yolda istediği gibi sürüyordu arabayı. Duvara çarpma ihtimali pek yoktu. Çünkü manevra alanı genişti.
Bundan sonra beş şerit ikiye indi.
Askerin hükümet çalışmaları üzerindeki etkisi artar!
Peki, bu etki en çok hangi alanlarda kendisini gösterecek?
“Askerin hükümet üzerinde gönüren gündem de üç alanda olumsuz etkisi olur:
1. Anayasa çalışmaları… ki bu konuda eskisi kadar rahat olunamaz.
2. Kapatma davasının gerekçesinin yazılması konusunda etki olur.
3. 3.Ergenekon operasyonunun işleyişi üzerinde askeri etki olur.
Yorumlar SEZAİ YILDIZ Baksanıza PAŞA'nın tafrasına bana paşa demeyin 'BAŞBUĞ' denirse sevinirim diyor..Burası patogonya Cumhuriyeti ya emrin olur PASAAMMM.Biz ordu kurumunu seviyoruz.Medya şempazeliğine oynayan kurum yetkililerinde sevme mecburiyetimiz yok.Ne zamanki KANDIRA'ya moral ziyareti yapıldı işin rengi anlaşışdı zaten.Bakan'ın ve ya Başbakanın şeritli ifadelerine gerek yok.Çünkü ben halkım..Paşan'nın belinde silah değilim......SEZAİ YILDIZ Baksanıza PAŞA'nın tafrasına bana paşa demeyin 'BAŞBUĞ' denirse sevinirim diyor..Burası patogonya Cumhuriyeti ya emrin olur PASAAMMM.Biz ordu kurumunu seviyoruz.Medya şempazeliğine oynayan kurum yetkililerinde sevme mecburiyetimiz yok.Ne zamanki KANDIRA'ya moral ziyareti yapıldı işin rengi anlaşışdı zaten.Bakan'ın ve ya Başbakanın şeritli ifadelerine gerek yok.Çünkü ben halkım..Paşan'nın belinde silah değilim......rahat olun o yolun sonunda mezar var...kabir var..hesap var...kitap var...ö.b. CHP'NİN ARKA BAHÇELERİ: BİA (Bağımsız İletişim Ağı) kanalı ile başta SODEV, KADER,TBBD, TÜSES, DDD olmak üzere toplam 20 kuruluş Türkiye'deki Alman vakıflarına sahip çıkan bir basın bildirisi yayınladılar. Bilindiği gibi Avrupa Birliği'nin MEDA fonundan 670 bin Euro alan BİA'nın proje koordinatörlüğünü Ertuğrul Kürkçü yapıyor. Aynı kuruluşun danışma koordinatörlüğünü ise Türk Ordusu'nu karalamak için CİA GÜDÜMLÜ VAKIFTAN 59 BİN DOLAR ALAN Nadire Mater yapıyor. Bildiride imzası bulunan ve başında Ercan Karakaş'ın bulunduğu SODEV'İN İSE Alman Fredrich Ebert Vakfı ile ortak etkinliklerde bulunduğu artık saklanmıyor.ÖZGE B. CHP'nin ARKA BAHÇESİ ve DIŞ destekçisi Alman Vakıfları: 1980'li yıllarda, özellikle Türkiye dahilinde yoğunlaşan muhtelif Alman Vakıf hareketlerine tanık olunmaktadır. Alman istihbaratının ve dış politikasının önemli kuruluşlarından olan Alman vakıflarının belli başlıcaları şunlardır; Friedrich Ebert Vakfı, Konrad Adenauer Vakfı, H.Seidel Vakfı, Friedrich Neuman Vakfı, Henrich Böll Vakfı, Rosa Lüksemburg Vakfı… Bu vakıflar Türkiye coğrafyasında kendi menfaatlerini kollayan, Türkiye’nin istikrarsızlığa sürüklenmesine yol açacak işler yapan ve üniter yapıyı dejenere eden çalışmalar yürütmektedirler. Alman Vakıflarıyla; CHP ve CHP'nin STK'ları; TÜSES, SODEV, TESAV vs. organik ve parasal işbirliği içerisindedirler..Bugüne kadar birlikte onlarca, yüzlerce program yapmışlardır. ONUR ÖYMEN'in Almanya bağlantıları da sağlamdır.
ÖZGE BAĞCI Şok İşbirliği: İşte ulusalcı ve ETÖ destekçisi CHP'nin parasal ilişki ve bağlantı içerisinde olduğu Alman örgüt ve kimliği: “Ülkemizdeki Alman vakıflarının programını en özlü ifade eden kişi sanırım Steinbach’dır. 15 Eylül 1998 günü Katolik Kilisesi’ne bağlı Lingen Akademisi’nin çağrısı üzerine verdiği ‘İslâm’ın Avrupa İçin Önemi’ konferansında şöyle demiştir: ‘Sorun, Atatürk’ün bir Paşa fermanıyla yarattığı yapay bir ürün Türk devleti ve Türk ulusudur. Sorun, Kemalizm ve Kemalizmin ulusçuluk ve laiklik ilkeleridir. Sorun, uyduruk, zorlama ve yapay Türk ulusudur. Böyle bir ulus yoktur. Olmadığını, Türkiye’de yaşayan Kürt/Türk, Müslüman/Laik, Alevi/Devlet çatışmalarında görmekteyiz. Bu uyduruk ulusu Atatürk nasıl kurdu? Önce Ermenileri yok ettiler, sonra da Rumları. Kürtleri şu güne kadar neden yok etmediler, bilinemez...’ Alman devletinin finanse ettiği Steinbach’ın enstitüsünün Türkiye’de bağlantısı olmadığı Alman vakfı ya da ‘araştırma kurumu’ yoktur. Örneğin, U. Steinbach’ın elemanlarından ‘Alevilik ve Kürtlük uzmanı’ Heidi Wedel, hem SPD’nin Friedrich Ebert Vakfı ile yakın ilişkidedir, hem de Amnesty International adına Türkiye raporları hazırlar. Alman Doğu Enstitüsü’nün İstanbul şubesi bünyesinde ‘Gazi Mahallesi Araştırması’nı da yapmıştır. Bu enstitü, Türkiye’de çalışan tüm Alman vakıflarına ‘bilimsel’ yol göstericilik görevini üstlenmiştirö. Geniş bilgi için bkz. Tamer Bacınoğlu, “Türkiye’de Alman Vakıflarının Marifetleriö, Cumhuriyet, 6 Temmuz 1999."
NOT: Mustafa Yıldırım'ın kitabına göre; yine CHP'nin arka bahçesi Türk Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı’na 1.111.000 dolar yardım yapılmıştır.(bkz. Mustafa Yıldırım, “Şifre Çözücü: Project Democracy 1ö, Müdafaa-i Hukuk, 32: Mart-Nisan 2001, s. 23-39; 33: Mayıs 2001 s. 39-56)
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.