Önceki gün Sabah Gazetesi’nde bir yazı yazdı, bir sürü insanı ısırdı parçaladı adeta.
Milli Olimpiyat Komitesi, Futbol Federasyonu, Fatih Terim, Emre Belezoğlu…. Nuh Gönültaş
Liste uzun.
Okuyunca, Başbakan Tayyip Erdoğan’dan Patronu Ahmet Çalık’a kadar herkes yanlış, bir tek Hıncal Uluç doğru diyorsunuz!
Eğri oturalım, doğru konuşalım. Yakın zamana kadar Hıncal Uluç basının prestijli kalemiydi. Ancak bugün hiç bir Galatasaraylı yönetici kendisiyle görüşmüyor. Galatasaray taraftarları O’nu stadlara sokmuyor.
Dikkat ediyorum, son iki aydır neredeyse sürekli aynı konuyu yazıyor: TRT.
Bugüne kadar Hıncal’ın TRT’de bir çok programa ücretli danışman olduğunu bilen azdır.
Özellikle Yücel Yener zamanında Hıncal’ın danışman ücretleri öyle tartışıldı ki, Hıncal’ın çok sevdiği Cumhurbaşkanı Sezer özel emirle Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nu devreye sokup bu danışmanlıkları araştırtmıştı!
Şenol Demiröz zamanında TRT kadrosunu kuran Hıncal, bu günlerde TRT’den pek yüz bulamıyor galiba!
Peki son 2 ayda Hıncal’a 15 yazıda TRT’yi yazdıran şey nedir?
Cevap basit, Pekin Olimpiyatları…
Hıncal ilk defa olimpiyatlara götürülmedi. İlk kez kimse ona olimpiyatlar konusunda mikrofon uzatmadı.
Pekin’e siz Hıncal”ı götürmezseniz, o da sizi yer arkadaş!
Daha olimpiyat başlamadan Hıncal TRT’nin olimpiyatları iyi yayınlayamayacağını iddia ediyordu. Oysa TRT olimpiyat yayını konusunda bir marka. Bütün olimpiyatları TRT yayınladığından bu konuda büyük bir tecrübe sahibi bir kurum.
TRT yayınlarını, TRT spor servisini yerden yere vuran Hıncal, Genel Müdür İbrahim Şahin’i ise öve öve bitiremiyorudu.
Çünkü kendisine iş vermeyen spor müdürünü Genel Müdür’e dövdürtmek istiyordu.
Günlerce bu konuları yazdıktan sonra ne oldu?
TRT Genel Müdürü Hıncal ile muhatap bile olmadı. Bırakın spor müdürünü görevden almayı, İbrahim Şahin spor müdürüne ve olimpiyatlarda görev yapan ekibe takdir belgesi verdi. Törende de şunları söyledi:
“TRT’den menfaati kesilenler TRT’ye saldırıyor diye çalışanlarımı harcamam”
Bu sözler Hıncal’ı çıldırtmaya yetti tabii ki. TRT Genel Müdürü tu kaka..
Yaşı hızla ilerliyor… Hıncal TRT tarafından iplenmiyor.
Öyle görünüyor ki, bir dönemin putu da yıkılıp gidiyor, hemde bağıra bağıra…
Yorumlar Danyal Topal Bu ÜLKEDE MASON olmak!..Hıncal Uluç Abi, bu ülkede mason olmanın dayanılmaz pervasızlığını ve avantalkarını çok iyi bilir..İşte O'nun da çok yakından tanıdığı bir örnek:
Adı : Oktay
Soyadı : Duran
Doğum Tarihi : 1941
Doğum Yeri : İzmir
Mesleği :
İzmir'de 1941 yılında doğdu. Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Fakültesi'nden mezun oldu. Ekonomi dalında araştırmalar yaptı. Ambalaj ve baskı tekniği üzerinde ihtisaslaştı. 1988 yılında “Basım Sanayimiz Kağıt ve Karton Üretiminin Ülkemizdeki Durumu” isimli tezi ile yüksek lisans çalışmalarını tamamladıktan sonra,”Basım İşletmeciliği” tezi ile Doktara eğitimini tamamlayarak 1991 yılında Doktor ünvanını aldı. Cem Ofset Matbaacılık San. A.Ş. ve Sümer Yayın Matbaacılık San. A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı, Kartonsan A.Ş. Murahhas Üye ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili, Dünya Ticaret Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi ve TUSİAD üyesi, Türk Kalp Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Basın Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi'dir.. İstanbul Sanayi Odası'nda üç dönem Yönetim Kurulu Üyesi, iki dönemde Meclis Üyeliği görevine devam etmekte olan Dr. Oktay Duran, 2004 yılında Başbakanlık Etik Kurulu Üyeliği'ne seçilmiş ve Basmen Onursal Başkanlığı yanında İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Basım-Yayın Tekniği ve İşletmeciliği Öğretim Görevlisi olup halen bu görevlerini sürdürmektedir.
Evli ve iki erkek çocuk babası olan Dr. Oktay Duran İngilizce biliyor.
Aldığı Görevler
Cem Ofset Matbaacılık San. A.Ş. - Yönetim Kurulu Başkanı
Sümer Yayın A.Ş. - Yönetim Kurulu Başkanı
Kartonsan A.Ş. - Yönetim Kurulu Bşk. Vekili
Selka Holding - Yönetim Kurulu Bşk. Vekili
Selka İç ve Dış Ticaret A.Ş. - Yönetim Kurulu Bşk. Vekili
Dünya Ticaret Merkezi - Yönetim Kurulu Üyesi
Başbakanlık Kamu Etik Kurulu - Üye
İstanbul Sanayi Odası - Meclis Üyesi
ISO Matbaa Meslek 29. Grup - Üye
ISOV - Mütevelli
Türk Kalp Vakfı - Yönetim Kurulu Üyesi
Göz Nuru Koruma Vakfı - Yük. Danışma Kurul Üyesi
İstanbul Rotary Kulübü - Üye
BASEV Basım Sanayi Vakfı - Mütevelli Kurul Üyesi
Vefa Lisesi Vakfı - Mütevelli Kurul Üyesi
TÜSİAD - Üye
Basın Konseyi - Üye
İstanbul Çocuklar Vakfı - Kurucu Üye
Basın Konseyi Vakfı - Mütevelli Kurul Üyesi
Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı - Mütevelli
TÜSES - Mütevelli Heyet Üyesi
Polis Derneği - Yönetim Kurulu Üyesi
Trafik Vakfı - Kurucu Üye –Yönetim Kurulu Üyesi
TEMA Vakfı - Üye
Eğitim Gönüllüleri Vakfı - Mütevelli Üye
Beyaz Nokta Vakfı - Kurucu Üye
İstek Vakfı - Kurucu Üye
Narkotik - Kurucu Üye
İst. Ticaret Odası - Üye
Cumhuriyet Gazetesi Vakfı - Üye
Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu - Üye
Marmara Üni. İletişim Fak. - Öğretim Görevlisi
BASMEN - Onursal Başkanlığı
quarsk benim yorumu niye yayınlamadınız...
nuhbey sen magazinleştin...
bu bizim terbiyemizin kültürümüzün ürün değil...
sen başkalarına benzemeye başladınNazif Gülgün Nuh Bey, bugünkü Vakit'in sürmanşeti Türkiye'yi sallayacak bir manşet!..Dehşet!..CHP; Alman Hükümeti ve İstihbaratıyla içiçe bir Alman Vakfından külliyetli miktarda para yardımı almış!..Sizce CHP kapatılır mı?..Belgesi de var?..Ne olur?..Doğru ise; CHP'nin kesin kapatılması lazım..Baykal, bugün pişkinliğine vurdurmaya çalıştı!..Ama çok büyük bir skandal! Ulusalcı ve Ergenekon Avukatı bir parti; mandacı, işbirlikçi, Türk devleti aleyhine bir organizasyon içerisinde...Belgesi de var!..hincal eskiden florya tesislerinde balkondan baskanla idman seyrederdi, o zamanlar iyiydi.
menfaat kesilince birden degisti. hincala herkonuda kilim, sadece emre belozoglu ve aziz yildirim konusunda yerden goge hakli. editorum makas yemeyelim lutfen, malum yorum ozgurlugu. siz de aydin doganin aciklamalarinin altina hicbir yorum yayinlamayan hurriyet gibi olmayin.adamoglu adam bagirsin kart zampara, iplikleri pazara ciksin oyle gebersin gitsinleremirhan şemsittin Nuh baba çok harika ve zalım yazmışsın vallahi... quarsk nuh sen iyice sapıttın
bunlar ne bicim yazılar ya
sen dedikoducu,mahalle bakkalı mısın bir o telden bir bu telden yazıyorsun ya , bu ne seviye,bana ne hıncaldan bu ne hıncal fişlemesi ya,bize güzelliklerin derinliğinden onların umutlar mayaladığı ana yüreklerinden bahsedsen,ya da bir müddet yazmasan,yazar yazmak için birilerini karalamak zorunda değil,yazar üreten,fikir çilesi çeken ve te'lif edendir,benzeme başka sahte kuponlara...AFŞAR HINCAL ABİ Yazıyor!..:
Bülent Ersoy'un yanlışı!..
DÜN sabah 9 sularında televizyona davrandım, Olimpiyat için.. TRT de, Eurosport da benim için ilginç bir şeyler vermiyor. Evden çıkmadan 15 dakika falan vaktim de var. Zapladım. atv çıktı karşıma.. Ben televizyon izlemem pek ya.. İyi oldu bu tesadüf..
Müge Anlı yeni bir sabah programına başlıyormuş, gazetede kocaman reklamları vardı. Takıldım biraz.. Tatlı, hoş, meraklı bir program..İlk konuk da Bülent Ersoy.. Fevkalade şirin, sevimli, espritüel ve her zamanki gibi fevkalade saygılı..
Bülent Ersoy'u yeri gelince eleştiririm ama, severim. Sanatçı olarak da severim, insan olarak da..
Programı hem de nasıl parlattı. Müge açılış için iyi seçim yapmış..
Ne var ki, o sabah okuduğum gazetede, Bülent Ersoy'un ve onun safını tutanların Nurseli İdiz'e ağır eleştirileri vardı. Neden?..
Nurseli, "O erkek, ben genç kızken Bülent Ersoy'a âşıktım" demiş..
Der a.. Üstelik harika bir magazin malzemesi.. Ne gazetecilik yapar insan.. Bul o zamandan kalma ikisinin resimlerini.. Konuş ikisiyle de..
"Okumam, bakmam" diyen beni arasın..
Hayır.. "Ne alakası varmış şimdi.."
Pes!..
Bülent Ersoy, erkeklik döneminden söz edenleri mahkemeye vermekle tehdit ediyor.
Yanlış..
Bir defa böyle bir hakkı yok.. O devirde, başrol oynadığı filmler, aşklar, askerlikler var. Hepsi yaşanmış.. Böyle bir yasak olamaz. Herkes yaşamının istemediği dönemini yasaklasın.. Yok yahu!..
İkincisi..
Bülent Ersoy güçlü bir isim. Güçlü bir kişilik.. Yaşamının her anına sahiplenmesi, her anı sindirmesi gerek.. Bugün ülkemizde de, çifte kişilik, daha doğrusu duygularla fiziğin uyuşmadığı sorunları yaşayan yığınla insan, yığınla genç var.. Onlara örnek olacak bir "Dik" duruş sergilemeli.. "Ben geçmişimden utanıyorum. Ondan söz etmeyin" tehditleri, yasaklamaları kötü örnek oluyor.. Yanlış.. Ayıp!..
Sabah: Hıncal Uluç, 19 Ağustos 2008.Gizem Eda Beydilli Özel Harpçi-TMT'ci Çetin Başar Paşa'nın oğlu 'Kürşat Başar'la Yaz Sohbetleri' programının konuğu bu kez tiyatro sanatçısı Nurseli İdiz oldu. İdiz "Evita"yı anlatırken, Ciham Ünal ile paylaştığı bir anı anlattı. Fuat Uluç Paşa'nın oğlu Hıncal Uluç'un Türk Tiyatro Tarihi'ne geçecek sahne olarak adlandırdığı o an, kadınlara da "ahh" dedirtmiş!
Nurseli İdiz, yıllar önce 'hocam' diye hitap ettiği Cihan Ünal ile Evita provaları ve aynı zamanda Vanya Dayı oyunlarını oynadıkları sırada yaşanan ilginç bir olayı anlattı. Tiyatronun en seksi sahnesi olmaya aday bu sahneyi oynadıkları sırada rol arkadaşı Cihan Ünal ile kavgalı olduğunu belirten İdiz, hikayeyi şöyle anlattı:
"Müthiş bir erotik sahne var. Beni duvara kıstırıyor ve öpüşüyoruz. Hoca bana küstü, 'Evita'yı iyi çalışmıyorsun' diye. Birbirimize girdik, konuşmuyor benimle, selam vermiyor. Mümkünse yan odalarda soyunuyoruz, giriyor ve beni görmezlikten geliyor. İnanılmaz erotik bir sahne, ama hiçbir çıplaklık yok, bir şey yok. Şöyle şeyler yaşıyorum: Cihan beni duvara yapıştırıyor öptüğü zaman kadınlardan şöyle bir ses çıkıyor 'ahhh'...Cihan onları öpmüş, ölüyorlar gibi. Biz bu arada birbirimizi öldürmek üzereyiz."
Sabah gazetesi yazarı, Fuat Paşa'nın oğlu ve Mason Üstad Dişçi Dr. Ahmet Kurtaran'ın sırdaşı Hıncal Uluç'un bu sahneyi Türk Tiyatro Tarihe geçecek sahne olarak nitelediğini belirten Nurseli İdiz, acaba o sırada bir şeyler hissediyorlar mı diye düşünenlere şu yanıtı verdi:
"Bir defa hiçbir şey hissedemiyorsun. O kadar mesleğinle meşgulsün ki..."
Televizyongazetesi
changeTarget(document.getElementById("news_content"))
Guardianturk
UTKU Ergenekoncular, masonlar, İsrail ve ABD, Ordudan bazı rütbeliler ve Emin Çölaşan'la tuhaf ilişkileri olan mason profesörler Ercan Çitlioğlu'na, Süheyl Batum'a neden dokunulmuyor?..Cüneyt Arcayürek'e, Fatih Altaylı'ya, Can Dündar'a, Mehmet Ali Birand'a, Can Ataklı'ya neden dokunulmuyor?...Ali Şen'e neden dokunulmuyor?..M. Ali Kışlalı'ya neden dokunuşmuyor?..
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.