Almanya'daki Türklerin "dini" duygularını istismar eden Anadolu kökenli holdingler konusu, büyük bir yaradır. Jetpa ile başlayan ardından Kombassan, Yimpaş ve daha adını daha önce hiç duymadığımız diğer tenekeden holdingler, şirketlerine ortak yaptıkları iddiasıyla, insanımızı soyup soğana çevirdiler. Yıllarca biriktirdiği paralarına bir yön veremeyen, yatırım nedir bilmeyen Almanya'daki Türkler de, bu insanlara inandılar, güvendiler ve bazen bir komik kağıt parçasına milyonlar döktüler.
Sebahattin Çelebi
Bu holdinglerin en büyük özelliği, dini referans almaları ve göstermeleri idi. Toplanan paraların hesabını tahmin bile etmek mümkün değil. Önce camilere gidip cemaatle namaz kılanlar, ardından cami kahvelerinde halkı kandırdılar.
Buna bütün holdingler dahildir.
Gazetecilik dürtüsüyle yaptığım araştırmalarda, bir defada milyon getirip Jetpa temsicilerine teslim eden insanların var olduğunu öğrendim.
Milyon mark...
Sadece bir kişiden...
Bu holdingler arasında en uyanıkları Jetpa, Kombassan ve Yimpaş oldu. Halktan en büyük parayı toplayanlar bu holdinglerdir. Cümleyi çevirirsek, halkı en çok tokatlayan holdingler, ne yazık ki bunlardır.
Bir kısım medyanın ucunu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a değdirmeye çalıştığı veya araştırmalarını o yöne doğru kanalize ettiği Deniz Feneri davası, aslında holding vurguncularının zekice bir planından başka bir şey değil.
Bunu anlamak için iddianameyi dikkatlice okumak ve satır aralarındaki ayrıntıları farketmek gerekiyor sadece.
Daha önceki bir yazımda Kanal 7'nin kullandığı ve büyük paralarla elden geçirdiği binanın Yimpaş'a ait olduğunun söylendiğini belirtmiştim. Fakat Yimpaşçılar öyle zekice davrandılar ki, kendi üzerlerinde bir şey bırakmadılar. Muhtemelen bina daha sonra Kanal 7'ye satılmış görünüyor.
Ancak...
Kanal 7, bir Yimpaş yatırımı. Yimpaş'ın büyük sermaye katılımıyla kurulmuş bir şirket.
Zekeriya Karaman kim?
Zekeriya Karaman, Dursun Uyar'ın bir dönem yardımcısı... 90lı yılların başında Dursun Uyar'la, yani Yimpaş Yönetim Kurulu Başkanı ile Almanya'ya gelip camilerde halktan para toplayan kişilerdin biri.
Yimpaş, Almanya'da bir yığın marketler zinciri açtı. Bu zincirde eş, dost ve akrabalar yönetime getirildi. Yenen paranın haddini, hesabını kimse bilmiyor.
Para gariban milletten geldiği ve soran da olmadığı için aptalca yönetim hatalarıyla bütün marketler kapatılmak zorunda kalındı.
İki üç hurda bilgisayarı olan bir reklam ajansı sahibine 60 bin mark gibi bir para ödendi. Ajans sahibine aylık verilen maaş tutarı tamı tamına 5 bin marktı. Bugünün parasıyla tamı tamına 5 bin euro.
Paralar, böyle har vurulup harman savuruldu.
Yöneticilere hayatta başka yerde kazanamayacakları kadar paralar verildi. Fabrikalardan getirttikleri işçilere, yönetici maaşı bağladılar ve kazanamayacakları paraları verdiler.
Yedirildi açıkçası. Daha Türkçesi, kıyak çekildi.
Bazı yöneticiler ceplerinde beş kuruş yokken, TIR filosu sahibi oldular Yimpaş'tan sonra...
Bir matbaa sahibi anlatmıştı. Acil istenen bir baskı işi için bir holdinge normalin 3 katı fiyat vermiş. Parayı da iş tesliminde peşin olarak talep etmiş. Meblağ o kadar yüksekmiş ki, arabanın içinin para dolduğunu ve ellerini paralara daldırıp savurduğunu anlatıyordu o matbaacı.
Taşın altına parmaklarını koymadıkları için, paraları işte böyle fazla fazla ödediler o holdingler...
Bugün Deniz Feneri olayı Yimpaş olayından ayrı bir olay değildir kesinlikle.
Kendilerine "İslami holding" diyerek, insanların dini duygularını kullandılar, paraya para demediler.
Deniz Feneri adıyla dernek kurup, "nakit sıkıntıları"nı, "sıcak para akışını" garantiye aldılar.
Kendi zenginlerini ürettiler...
Şimdi söyleyin...
İnsanımızın kanını emen bu holdinglerin, hangisinde insaf duygusu var Allah aşkına?
Bunlar kendilerine "kaplan" diyen tilkiden ibaret din tüccarları!
Bu holdingler, Avrupalı Türkleri soymuş, soğana çevirmişlerdir. Ne yazık ki, bunu yaparken de, dini referans olarak göstermişlerdir...
Peki suçlu kim?
"Hırsızına toz kondurmayanlara" göre, bunları yazdığım, dile getirdiğim için tabii ki ben!
Yorumlar Yusuf Kahireli Aynen katılıyorumbabacan Abdullah Kuloglu`na...
Sevgili Abdullah kardesim, yüregine, eline saglik... Yazdiklarinin hepsi dogru, hepsine katiliyorum.Kültigin Büyük miktarda para topladığını iddia ettiğiniz Yümpaş, Deniz fener'inin üç kuruşuyla mı kurtulacaktı.Varsa elinizde delil, koyun ortaya. Yakışmıyor vesselam.sako Pekii yazar bey...Madem gazetecisiniz siz bu konuda geçmişte ne yaptınız neler yazdınız nasıl uyarılarda bulundunuz...
bir dahaki yazında umarız bu konuda bizleri aydınlatır ve en azından ben demiştim dersiniz... de yukarıda yazdıklarınızın bir anlamı olur.emir ihlasa dokundurmayan başbakanımız, denizfenerine bir zahmet lütfen.gençP ben ençok tam iftar açılırken ezandan sonra koydukları faizsiz sistem reklamına bozuluyorum. pazarlığa oturduklarında 0/0 10 - 12 ler konuşuluyor , iftar saati reklam yapılırken sistem faizsiz oluyor . bu nasıl iş ben anlamadım. anlıyan varsa beri gelsin.Abdullah Kuloğlu Allah bilmiyor mu?...Mış gibi yapmanın ne alemi var?..Ahirette hesap vermeyecek miyiz?..O zaman..Artık kendimizle yüzleşelim; mahşer gününe bırakmayalım..Yüzleşelim ve helalleşelim..Ben bir başka garabetimize dikkat çekeceğim...Ayetlerden, hadislerden bugüne kadar cemaatin-cemaatleşmenin, tarikat ve tasavvufun-tarikatlaşmanın DİNİliğine dair pek çok delil topladık...Anlattık..Sonunda..Köşe bucak..Her yerde kendi cumhuriyetimizi kurmaya, kendi Mehdimizi ilan etmeye çalıştık..Aslında bir noktadan sonra kendi heykelimizi dikip eğilmeye, kendi putumuza tapmaya başladık!..Şimdi ülkemizde yüzlerce İslami grup, Mehdi, Mesih, Kurtarıcı, Müceddit, hatta Peygamber!..Evet..Türkiye'de ve Avrupa ülkelerinde faaliyet gösteren onlarca, yüzlerce İslami grup, klik, tarikat..Aslında çoğu diğerlerini en hafifinden bid'at olarak görüyor, gerçekte hiç de tasvip etmiyor..Konuşmaya başlayınca ne gıybetler, dedikodular, ne iftiralar ve ne iftiralar!..Ne ajanlar, şunun-bunun adamı olmalar, neler!..Evet..Tarikat içinde tarikatlar!..Nur Cemaatleri içinde Nur cemaatleri!..Bugün Risale-i Nur Külliyatını basan belki 20 tane yayınevi veya Nur grubu var!..Risale-i Nurlar; Kur'an'dan sonra en çok satan kitap ya!..Asıl vahim olan şu: Bugün ülkemizde ve dış ülkelerde Türkiye merkezli hiçbir tarikat ve cemaat; diğerinin dersine gitmiyor, sohbetine-zikrine katılmıyor, yanlışlıkla katılırsa dışarı çıkarılıyor!..Diğer grup ve cemaatlerin mümkün mertebe kitaplarını, dergilerini, yazarlarını okumuyor, dinlemiyor!..Birisi yanlışlıkla okursa, ona küfre-inkara girmişcesine olumsuz ve şüpheyle bakılıyor!..Neden Nurcular, S. Hilmi Tunahan'ın Kur'an ve Tecvit Öğretim Kılavuz kitabını; Süleymancılar da neden Said Nursi'nin Risalelerini okumuyorlar?..Dinden mi çıkacaklar?...Bir evde aynı ailenin farklı İslami gruplardan bireyleri; birbirlerinin derslerine, zikir ve sohbetlerine katılamıyor; zaten çağrılmıyor, istenmiyorlar!...Bir de bazı İslami cemaat ve gruplarda; parası olmayan, bağış ve himmette bulunmayan, burs veremeyen kişilere hiç iyi gözle bakılmıyor; bu kişiler kısa sürede tecrit ediliyor, cemaatten kopmasına psikolojik baskı zemini hazırlanıyor!...Şimdi bu işler; ne kadar İslam'la, İslam kardeşliğiyle, Kur'an ve Sünnetle bağdaşıyor!..Bazı tarikat ve cemmat önde gelenlerinin bir eli yağda, bir elleri balda!..Kirada veya fakir semtlerinde değil; krallar gibi saraylarda yaşıyorlar...Ama fakir mürit ve mensuplara sık sık en duygusal SAHABE FEDAKARLIĞI sahneleri anlatıp onların iliklerini dahi boşaltmaya çalışıyorlar?!..Artık kanıksamaya başladığımız son derece dramatik SAHABE Fedakarlık ve Cefakarlık öykülerini; tarikat ve cemaatlerin önde gelenlerinde de yaşamalarını, örnek olmalarını bekliyoruz..Çocuklarını burslu olarak daha kaliteli, daha pahalı ÖZEL Kolejde okutmak için verdikleri kıran kırana mücadeleyi mütevazı-sade yaşam alanında da vermelerini bekliyoruz..Yunus Onurlu* Yazınızı okudum ve görüşlerinize aynen iştirak ediyorum. Allah ile aldatan sahtekarları savunmak en büyük ayıp ve günahtır! Dini istismar eden bu sahtekârlar yüzünden Yüce Dinimiz İslam'dan da soğutuyorlar insanları! Yazıklar olsun Deniz Feneri isimli Yüzyılın iyilik(soygun) hareketine ve ona destek verenlere!
Çölün ortasında ışıl ışıl bir kent, 40 yıla yakın süredir ilk defa görülen kar yağışıyla felç oldu. Uluslararası havaalanı ve otoyollar kapandı, okullar eğitim veremez hale geldi.
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.