Başbakanlara mektup yazma geleneği Vehbi Koç'tan geliyor...
İktidar demek yetkiyi paylaşmamak demektir.
İktidara gelip muktedir olan her insan yetkilerini pek paylaşmak istemez. Hele hele medya patronları ile, Başbakan'ın deyimi ile medya diktatörleri ile hiç paylaşmak istemez. Nuh Gönültaş
Aydın Doğan'ın başbakan'a yazdığı mektuplarda başbakandan bazı teleplerde bulunduğunu başbakan açıkladı.
Bu taleplerden ortaya çıkanı sadece Hilton arazisi. Başka ne gibi taleplerde bulunduğunu bilmiyoruz.
Ama bildiğimiz bir şey var, o da başbakanlara mektup yazma geleneği bir Vehbi Koç geleneğidir.
Vehbi Koç dönemindeki başbakanlara hep mektuplar yazarak bazı taleplerde bulunmuştur. Bu talepleri yerine gelmediğinde ellerindeki imkanları iktidarlara karşı kullanmıştır.
Vehbi Koç Rahmetli Başbakan Adnan Menderes'e bir çok mektup yazmış.
Bunları Vehbi Koç anılarında da dile getiriyor. Ve yine anılarında bu mektuplarda başbakandan neler talep ettiğini yazıyor.
İlginçtir, Vehbi Koç'un anılarını da Can Dündar yazmış. Yazması zor olmamıştır. Çünkü Vehbi Koç hayatında yaptığı her işi not almış. Adeta Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Özden Örnek Paşa'nın yaptığı gibi adeta günlük tutmuş.
Dolayısıyla bu günlüklerde başbakanlara yazdığı mektuplar, özellikle rahmetli Adnan Menderes'e yazdığı mektuplar ortada.
Vehbi Koç CHP üyesiydi. Adnan Menderes onun CHP'den istifa etmesini istiyor. Bir süre sonra Koç'da CHP'den istifa ediyor. Özellikle bu istifadan sonra başbakandan bütün taleplerini mektuplar yazarak istiyor.
Hatta bir mektupta yaptığı bir ithalatın gümrüklerde takıldığını, sorun olduğunu, bir türlü çözemediklerini anlatıyor ve başbakandan bu konuda kendisine yardım edilmesini istiyor.
Yani diyeceğim o ki, Aydın Bey'in başbakana mektup yazma alışkanlığının Vehbi Koç'tan tevarüs ettiği anlaşılıyor!
Yorumlar Yusuf Aköz HÜRRİYET'in ve ETÖ'nün sistemli ve planlı "İÇKİ YASAĞI" kampanyası işe yaradı!..Aydın Doğan medyasını yine Almanlar sahiplendi: İçki yasağı ve 'kadeh kaldırma' önerisi Alman basınında.
AKP'li belediyelerin içki içenlere müdahalelerini konu eden Alman Frankfurter Rundschau Gazetesi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı içki yasağını en şiddetli biçimde uygulayan IV. Murat ile kıyasladı.
Son haftalarda AKP'li belediyelerin içki içenlere ve satanlara müdahaleleri Alman basının da ilgisini çekmeye başladı. Almanya'nın saygın gazetelerinden Frankfurter Rundschau'da "Rakı - Hayır, teşekkürler" başlığıyla duyurulan haberde, Başbakan Erdoğan'ın AKP'li belediyelerin uyguladığı içki yasaklarına yönelik eleştirilere, “Mahalle baskısı içmeyenlereö sözleriyle karşılık verdiği belirtildi. Gerd Höhler imzasıyla yayınlanan haberde, AKP hükümetinin içki içenleri bezdirmek amacıyla rakı, şarap ve bira gibi içkileri yüksek oranda vergilendirdiği, AKP kalelerinden 1 milyon nüfuslu Keçiören'de artık şarap ve rakı servisi yapan bir restoranın bulunmadığına dikkat çekiliyor.
BAŞBAKAN NEREYE GİDİYOR
Haberde, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök'ün hoşgörü için “kadeh kaldırma' önerisine karşılık Başbakan Erdoğan'ın “O aklı sen kendine sakla. Sen yine devam et o işe. Ama bırak da biz de yolumuza devam edelimö şeklindeki sözleri aktarıldı. Ancak Başbakan Erdoğan'ın hangi yolu seçtiğini belirtmediği ifade edilen haberde, şu değerlendirmelerde bulunuluyor: “Osmanlı İmparatorluğunu 1623 ile 1640 yılları arasında yöneten IV. Murat'ın devrini seçmediğini ümit edelim. IV. Murat alkol içenlere ölüm cezası getirmişti. Olayın ilginç yanı şu ki, iddialara göre katı padişahın kendisi de henüz 28 yaşında alkol zehirlenmesinden ölmüştü.
Yüksel Ergenekon'dan gözaltına alınan Av. Adnan TÜRKKAN koordinatörlüğünde çalışmalarını yürüten bir ETÖ kuruluşu olan Türkiye Gençlik Birliği(TGB); LİSELERE DE EL ATTI...
Eskişehir Liselilerle Yaz Toplantıları Yaptılar:
TGB Eskişehir liselileri yaz döneminde de boş durmuyor. Sık sık bir araya gelen liseliler, bir taraftan ortak vakit geçirirken diğer taraftan da önümüzdeki dönemi planlıyorlar. Her hafta, AİKM’de, liseli toplantıları düzenliyorlar. Liselilerin yoğun katılımıyla gerçekleşen toplantılar tam bir beyin fırtınası şeklinde geçiyor. 7 Ağustos’ta düzenlenen toplantı TGB Genel Sekreter Yardımcısı ve Liseli Sorumlusu Yener Güneş’in katılımıyla yapıldı.
Toplantıda sırasıyla şu konular konuşuldu.
-Liseli çalışmasının TGB için önemi, (TGB’nin Eskişehir liselerindeki durumu ve hangi liselerde ADK kurulacağı,)
-Genç Adımlar Dergisi’nin 6 sayısının değerlendirilmesi, yeni sayı için Eskişehir Liselileri’ne düşen görevler,
-Cumhuriyet Köyü Çocuklarına Destek Kampanyası’nda Eskişehir Liselileri’ne düşen görevler,
BİZ KİMİZ?
19 Mayıs 2006 tarihinde Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde toplanan Türkiye Gençlik Kurultayı'nda, vatansever, Atatürkçü gençlik hareketlerini kitleselleştirecek merkezi bir örgütün; Türkiye Gençlik Birliği'nin kurulması kararı alındı. TGB'nin amacı, kurultaya katılan binlerce genç tarafından “yayılmacı ve sömürgeci güçlere karşı verdiğimiz Ulusal Kurtuluş Savaşı ile kurulan bağımsız cumhuriyetimizi ve devrimlerimizi Mustafa Kemal Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi’nde verdiği görev doğrultusunda savunmak, Türk gençliğini bağımsızlık mücadelesinde birleştirmek” olarak belirlendi. Bu amaç doğrultusunda TGB, Cumhuriyet Gazetesi yazarı Sayın Deniz Banoğlu'nun deyimiyle 80 sonrası dönemin "en kapsamlı, en geniş, en örgütlü" gençlik kuruluşu olarak ortaya çıktı.
40 üniversiteden 65 öğrenci topluluğunu çatısı altında birleştiren TGB ,Kars'tan Muğla'ya kadar ülkenin büyük kesiminde örgütlenmiş ve örgütsel yapısını 2007 yılında Kuzey Kıbrıs'a kadar genişletmiştir. Üniversitelerdeki toplulukları aracılığıyla, merkezi ve yerel eylemleriyle, Attila İlhan Kültür Merkezleri'yle, iki süreli yayınıyla Türkiye'deki gençlik mücadelesinin karargahı haline gelen TGB, üniversitelileri, liselileri ve çalışan gençleri büyük bir hızla ve Türkiye'de tüm umutların tükendiği sanıldığı bir zamanda toplumsal mücadelenin merkezine taşımaktadır.
TGB'nin siyasetini belirleyen ilkeler Türkiye Gençlik Birliği Temel İlkeler Bildirgesi'nde belirtilmiştir. Siyasi ve eylemsel çizgisini bütünüyle gençlerin belirlediği, gençlerin yönettiği TGB, yasal ve demokratik sınırlar dahilinde Türkiye'nin bugününe ve geleceğine yön verme kararlılığına sahip bir gençlik örgütüdür.
BASIN AÇIKLAMALARI, GÖSTERİ VE YÜRÜYÜŞLER
Türkiye Gençlik Birliği, kuruluşunu takip eden kısa zaman dilimi içerisinde çok büyük etkinlikler, eylemler düzenledi; 19 Mayıs 2006 tarihinde düzenlenen Türkiye Gençlik Kurultayı'nda binlerce gençle Anıtkabir'e yürüdü, 12 Kasım 2006'da yine binlerce genci Gazi Üniversitesi Rektörlüğü'nün himayesinde gerçekleştirilen "Atatürk Yolunda Bağımsızlık ve Gençlik" konulu konferans için Ankara'da biraraya getirdi, Ermeni Soykırımı iddialarının inkaranı suç sayan Fransa'ya karşı Fransız mallarını boykot kararı aldı, Kıbrıs davamızın önderi KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş'ı Marmara Üniversitesi'nde ve İstanbul Attila İlhan kültür Merezinde gençlerle buluşturdu, Ekumenik iddialarına destek veren Papa'yı, Hacivat ve Karagöz kukla tiyatrosuyla protesto etti, AKP Gençlik Kolları’nın düzenlediği bir konferansta “Kemalizm gericiliğe tekabül eder” sözleriyle gençliğin büyük tepkisini çeken Prof.Dr.Atilla Yayla hakkında YÖK’e şikayet dilekçesi verdi, geleneksel Atatürk Garnizon Koşusu süresince Kara Harp Okulu öğrencilerinin yanında oldu, 17 Mart 2007 tarihinde bini aşkın gençle ülkemizin bağımsızlığı için şehit düşenleri anmak üzere Çanakkale Çalıştay'ını gerçekleştirdi ve şehitlik ziyaretlerinde bulundu, Bilderberg toplantılarına, Merkez Bankası'nın taşınması tasarılarına karşı halkçı, devletçi ekonomiyi savununan tek gençlik örgütü olarak öne çıktı. AKP'nin atadığı YÖK başkanının açıklamalarına karşı Cumhuriyet Üniversitlerini savunma kararlığını ortaya koydu.
AKP'nin Abdullah Gül'ü Cumhurbaşkanlığı makamına çıkarması sürecinde, TGB, 28 Nisan 2007 tarihinde Ankara'da büyük bir gençlik mitingi düzenledi. Tandoğan, Çağlayan, Gündoğdu Mitingleri'nin düzenleme komitelerinde yer aldı.TGB'nin gençliği ve toplumu harekete geçirme gücü özellikle son dönemde Terör saldırılarına karşı yapılan protesto gösterilerinde, anma ve saygı yürüyüşlerinde görüldü. TGB çeşitli illerde ve üniversitlerde düzenlenen teröre lanet, şehitlere saygı yürüyüşlerine çoğu yerde ya doğrudan önderlik yaptı ya da organizasyonun içinde yer alarak sorumluluklar aldı. TGB'nin içinde bulunduğu bu yürüyüşlerin hepsi Atatürk gençliğinin cesaretini ve kendine güvenini artıran kitlesel eylemler olarak tarihe geçmiştir.
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.