gasteci.com
 
     Ana Sayfa Reklam Tüm Haberler İletişim

Nuh Gönültaş

Nuh Gönültaş Tuncay Güney'in sıradışı portresi...
Ergenekon davası ile birlikte hayatımıza giren Tuncay Güney kim?...

Tamer Korkmaz

Tamer Korkmaz Eğrisi, doğrusu…
Doğu Perinçek'i aslında 'Batı' Perinçek diye okumak gerektiğini dün bu sütunda dile getirdik…...

Taceddin Kayaoğlu

Taceddin Kayaoğlu İttihadçılar ve Carborani 1889
Bilindiği üzere İttihad ve Terakkî Cemiyeti (1911 tarihinde İttihad ve Terakkî Partisi ismini almışt...

Harun Tokak

Harun Tokak Ey kervancı! Çek kervanı sevgilinin köyüne
Sarışın sonbahar günleri geride kalıyor. Kış kapımızda… Son baharın bu son günlerinde; ü...

Aydoğan Vatandaş

Aydoğan Vatandaş Obama’nın Başkanlığı bir devrim midir?
Barack Obama’nın ABD’nin 44. Başkanı olarak seçilmesi elbette devrim niteliğinde bir o...

Hamdullah Öztürk

Hamdullah Öztürk Sıra dışı zamanlar ve sıra dışı insanlar
Sıra dışı zamanlar ve sıra dışı insanlar vesilesiyle monotonluğun kısırdöngüsü kırılıyor. Alışılmı...

Sebahattin Çelebi

Sebahattin Çelebi Bizden Obama çıkmaz!
Amerika'nın 44. Başkanı herhalde bu kadar ülkeyi etkileyeceğini hesap etmemiştir. Bütün dünyada müth...

Halit Esendir

Halit Esendir Susurluk trafik kaza raporu Ergenekon'u gösteriyor...
3 Kasım 1996’da meydana gelen Susurluk kazasının suikast olduğunu gösteren bir çok iddia ve de...

Mehmet Ali Bulut

Mehmet Ali Bulut CHP nereye koşuyor?
Yıl 1999 - 2000 Kamuran Çörtük beyin BRT televizyonunda çalışıyorum. Rahmetli Şakir Süter’i...

Sezai Şen

Sezai Şen BİZDE ŞEHİT CENAZESİ DE TERÖRE LANET DE NİYE HİÇ EKSİK OLMAZ Kİ!
Bu memlekette, jandarma dahil, 1 milyonun oldukça üstünde asker var. Rütbeli askerlerimizin sayısı b...

Gasteci Kulislerde

Gasteci Kulislerde Eğer AK Parti kapatılsaydı...
3.5 aylık baş döndürücü trafik bitti. Ak Parti kapatılacak mı ?, kimler siyasi yasak alacak ? gibi s...

Erol Kavas

Erol Kavas Mini Laptop - Asus Eee PC Türkiye'de!!!
İlk kez hepsiburada.com tarafından satışa çıkarılan ürünün özelliklerini inceliyelim....

Talut Calut'u yener, nitekim yenmişti...

Mehmet Ali Bulut Yazılarımı okuyanlar bilirler ki, AK Parti’ye sık sık ‘mıntıka temizliği’ yapması gerektiğini hatırlatmışımdır.

Mehmet Ali Bulut
Başa gelen akıbetler konusunda kişinin ‘yediğine bakması’ lazım geldiğini de…

Çünkü ‘Patiska’, ‘Kara Şayak’ ile bir mücadeleye tutuşacaksa, üzerindeki minnacık lekeyi dahi temizlemek zorundadır.

Eğer patiska olma iddiasında iseniz, her gün yunmalısınız. Zira patiska ‘kara şayak’ın kirli olduğunu kolay ispat edemez. Ama kirli şayak, tertemiz patiska gömleğin yakasındaki küçücük bir ter izini bile kirliliktir diye gösterebilir ve ispatlar…

İşte şu sıralarda yaşanmakta olan kavga böyle bir kavga!

Giyiliyor olmaktan dolayı şu veya bu şekilde kirlenmesi mukadder olan patiska gömlek ile kirlilikten muşambaya dönmüş kirli şayak şalvarın kavgasını izliyor Türkiye.

Evet malum medya patronu ‘kirliliği ispat edilemeyecek’ bir ‘kirli şayak’tır. Zaten şayak kumaş onun için üretilmiştir. Ve kirliliği göstermediği için makbuldür.

Köylüler ondan şalvar yaparlar. Yani tabiatı bu!
* * *
Fakat gariptir ki, şimdi o kirli şayak ‘paklık!’ iddiasında bulunuyor. Beyaz gömleğe diyor ki ‘bak, senin de yakanda kir var; sen de benim kadar kirlisin!’

Tam bu zamane göre! Zamanenin tabiatını anlatmak için sık sık deterjan örneğini veririm. Deterjanlar güya ‘temizleyici’dir, malum.

İnkar edebilir misiniz? Hayır, deterjan elbisenizi temizler ama tabiatı, çevreyi, doğayı, otu, çimeni kirletir. Kirletmek ne kelime, onun aktığı yerden ot bitmez. Fakat diyemezsin ki kirleticisin!

Din âlimlerimize bakın. Diyebiliyor musun ‘sen alim değilsin’ veya ‘dindar değilsin’ diye. Adam ‘din adamı’. Ama bir vurdu mu dinin belini kırıyor. İşte bu zaman böyle!

Bakınız, koca Doğan Grubu’nun –ki sanırım gurubu hayli yaklaştı- yazarları nasıl hepsi ‘suret-i hak’ka büründüler!

-Basın özgürlüğü imiş! Peeeeeh!

Neyse. Görüyorsunuz Tayip beyin işi zor. Ama kazanmak zorunda! Yoksa….
* * *
Tayip Bey’in bir başka zorluğu daha var ki, asıl vazifesi o. Asıl o zoru başarması lazım ama sanırım henüz bilmiyor. Onu başarsa, tarihe geçecek! “Beklenen” olacak!

Batılı emperyalistlerin, hile, entrika ve içimizdeki hainlerin işbirliği ile bizi içine düşürdükleri şu ‘Ergenekon’dan (Ergenekon örgütünü kast etmiyorum) çıkmaya millet olarak muvaffak oluruz ve o da ‘kurtarıcı’ olarak efsane geçer!

O da şudur:

Başbakan, her şeyi göze alarak Türkiye’deki her türlü ‘hukuk dışı’ yapılanmayı bir tür ‘ergenekon’ kabul edecek ve onları ya ıslah ya imha edecek!

Siyasi olsun askeri, olsun, dini olsun içtimai olsun... Ne kadar ‘hukuk dışı’ yapılanma varsa, hepsini, bir tür ‘mafya’ sayıp ya hukuk içine çekecek ya yok edecek!

Türkiye’nin tek çıkışı, tek kurtuluşu bu!

Yoksa millet, vatan, Sakarya diyen, din diyanet iman diyen çıkıyor bir tezgah kuruyor ve gariban milleti söğüşlüyor. Bütün bunlar bir tür ‘ergenekon’culuktur ki, milletin kudretini, gücünü, ümidini imha ediyor.

İşte diyorum ki, Ey Başbakan, mademki bu millet sana itimat edip seni ‘Ulul emr’ yaptı, senin ona ‘adalet ve insaniyet’ getireceğine bel bağladı. Gel bu ümidi boşa çıkarıp ‘mütrafin’ olma!

Yapacağın çok basit!

Talut’u kendine örnek al. Talut, biliyorsun. O, despotları temsil eden Calut(Golyat)’a karşı harekete geçtiğinde, tıpkı Yavuz Sultan Selim gibi anladı ki düşman sadece karşıda değil. Kendi ordusunda da mevcut! Ordusunda dört bin asker vardı…

Talut, yol süresince, ordusundaki zaafları hissetti. Askerlerinin büyük kısmının ‘asker kıyafeti’ giymiş çapulcu ve bozguncu olduğunu anladı. Bu ordu ile savaşa girmek büyük riskti. Ne yapması gerektiğini düşünürken Cenab-ı Allah ona bir ‘tedbir’ ilham etti.

Talut, ağır ve sıcak bir çölü geçmekte olduğu ordusunu durdurdu ve şöyle hitap etti:

“Askerlerim, ileride önümüze bir su kaynağı çıkacak. O sudan, bir yudumdan fazla içmeyin! Kim bir yudumdan fazla içerse benden değildir!” dedi.

Ve sonra o su ile karşılaştılar. Dört bin askerin yüzde 93’ü kana kana su içti. Su içmeyenler 314 kişiden ibaretti. (Bedir savaşında da bu sayı vardı)

Onlar emre uymayı, (yani ‘davayı’) susuzluklarına( yani nefsin hırs, şehvet ve mala meyline) tercih edebilmişlerdi. Diğerlerinin tamamı, nefislerine yenik düştüler.

(Şimdi küçük bir bahis açacağım: Tevrat’ta Talut, Saul diye geçer. (Saul= ruh, ruhani, maneviyet anlamınadır.) Dinin ruhunu temsil eder. Calut ise cilt demektir ve mananın zıddı yani maddeyi temsil eder. Materyalizmin mümessilidir. Talut’un, Kur’an’daki kullanımı ile manası ise ‘onaran, sıvayan, çatlakları kapatan’dır. Bir de bu açıdan bakılırsa şu milletin Tayyib beyden neyi beklediği daha iyi anlaşılır! Sayın Başbakan henüz bilmese de…)

Tayip bey de bu çerçeveden etrafına bakmalı…

Eğer sevgili Başbakanımız, önümüzdeki –ki çoook yakın olduğunu seziyorum- seçimlerde, ekibini, ‘suyu geçebilen’ erlerden oluşturamazsa, etrafına onları yeniden toplayamazsa, yine maslahata uyup buldukları her fırsatta ‘suya banıp kananlar’la yoluna devam ederse, biz daha çook Calut sultası altında ıstırap çekeriz. Kendisi de kaybeder!

Ama buna hakkı yoktur. Çünkü bugün –bunu hak ediyor olsun olmasın- Tayip beyin kaybetmesi, milletin ve dinin kaybetmesi olacaktır. Şahsen benim gönlüm, buna razı değil.

O, ne yapıp edip etrafına, o 314 kişiyi toplasın! Unutmasın ki, Calut’in bin türlü tezahürü var. Bazen ‘doğan’ olur bazen ‘şahin’ olur! Nitekim kendisinin de adı ‘Talut’ değil.

Ben az söyledim siz çok anlayın!

Tabi ‘bu da kimdir, bana akıl veriyor!” derse, o da onun feraseti! Biz onu Talut biliyoruz. Ve diyoruz ki “askerini ‘o su’dan geçirmeden savaşa girme!”



11.Eylül.2008 23:00:26

Puan: 5.0/5 (10 oy verildi)

Yazıcı Görünümlü Sayfa Arkadaşına Yolla Yorum Yazabilirsiniz
Yorumlar
   ONUR
Ergenekon'un DERİN TERÖR ve TERÖR ÖRGÜTLERİ bağlantıları: Tarih: 7 Mayıs 1999...GATA'ya bak! Gülhane Askerî Tıp Akademisi'nde görevli üç doktor subayın, yasadışı DHKP-C örgütüyle bağlantısı olduğunun tespit edilmesi GATA'daki skandalı ortaya çıkardı.. Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde (GATA), üç doktor subayın , yasadışı DHKP-C örgütüyle bağlantılı olduğunun anlaşılması GATA'daki skandalı ortaya çıkardı. Polisin, Ekim-Kasım 1998 tarihlerinde Aydınlık gazetesine yaptığı operasyonlarda, GATA'da çalışan Yard. Doç. Dr. Binbaşı Cevat Şimşek, Plastik Cerrahi Bölüm Başkanı (MASON ÜSTADI) Prof.Dr. Albay Ali Naki Selmanpakoğlu ve Genetik Bölüm Başkanı Prof.Dr. Yarbay Necat İmirzaoğlu'nun ev ve iş telefonları ile "gerektiğinde tıbbi yardım" yazısı bulunan dokümanlar ele geçirildi. DGM tahkikat yapmadı Elde edilen dokümanlar, polis tarafından Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne sunuldu. Ancak aradan geçen zamanda DGM, herhangi bir tahkikat yapmadı. Mahkemenin dokümanlar doğrultusunda neden dava açmadığı ise bilinmiyor. Edinilen bilgiye göre; Binbaşı Cevat Şimşek MLKP üst düzey yöneticileriyle ilişki kurarken, Albay Ali Naki Selmanpakoğlu'nun ağabeyi Tuğgeneral Ali Rıza Selmanpakoğlu, halen hapiste bulunan İP Genel Başkanı Doğu Perinçek ile aynı mahkemede yargılandı. Öte yandan 'aşırı sol faaliyetlere karıştığı' için askeri tıbbiyeden ayrılmak zorunda kalan ve halen bir fakültede hekimlik yapan bir isim, GATA'daki skandala adı karışan doktor hakkında ilginç iddialarda bulundu. Adını vermek istemeyen doktor, şunları söyledi: "Emek'teki evlerden birinde 1984 yılında Nejat İmirzalioğlu ve M.T , A.Y.A, Proleter Devrimin Basamakları isimli bir konuyu hazırlamışlardı. Ancak bizim ev basıldı. Daha sonra az bir ceza ile bu işten sıyırmıştık." Etlik'teki örgüte ait bir evde yapılan aramalarda ise Nejat İmirzalioğlu'na ait sağlık kartı ve Rus Büyükelçiliği'nden edinilmiş bazı belgelerin bulunduğu belirtildi. Söylemezler çetesiyle bağlantı Öte yandan, Söylemezler çetesinin lideri olarak bilinen Mehmet Sena Söylemez'in daha önce GATA'dan atıldığı, 1984 yılında Emek'teki örgüt evine yapılan baskında Söylemez'in de bulunduğu öğrenildi. Edinilen bilgiye göre Söylemez, bazı evlerin ihtiyaçlarını da karşılamış. NOT: Ali Naki Selmanpakoğlu; şimdi bir (mezhepçi) Alevi-Bektaşi Üniversitesi hazırlığında...
   Onur Kocatan
Halen Hacıbektaş Belediye Başkanı; tuğgeneral rütbesiyle emekli olan Ali Rıza Selmanpakoğlu askerliğe önem veren bir aileden geliyor; amcaoğlu kardeşi MASON ÜSTADI Ali Naki Selmanpakoğlu da Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde (GATA) profesör... Ali Rıza Selmanpakoğlu'nun adı, ilk kez, 1971'de gerçekleşen 12 Mart askeri müdahalesi sonrasında duyuldu. Doğu Perinçek ve arkadaşlarının yargılandığı Türkiye İhtilalci Köylü Partisi (TİKP) militanları arasında yer aldığı için yargılanan iki üsteğmenden biriydi. Talihin garip bir cilvesi, aynı davada yargılanan ikinci üsteğmen de, yine bu ağustosta Kur. Alb. rütbesiyle emekli edildi: Hüsnü Dağ... Türk Silahlı Kuvvetleri, demek ki, proleterya ihtilali yapmak üzere örgütlendiği iddiasıyla yargılanan (ve herhalde mahkemede beraat eden) iki subayın önünü kesme ihtiyacı duymamış... Mahkemede yargılanıp aklanan kişilerin orduyla ilişkisinin kesilmesi o zaman yaygın bir uygulama değilmiş...
   Salih
ŞOK!..En çok takip edilen ÜLKÜCÜ web sitelerinden www.milliyetciler.com'da MHP lideri Devlet Bahçeli'nin SOYKÜTÜĞÜ-soyağacı yayınlandı: DUYDUKLARIMA İNANAMIYORUM ‘Bak evlat’ dedi, “Devlet BAHÇELİ; Salih ve Samiye oğlu 1948 Osmaniye-Hasanbeyli nüfusuna kayıtlı.” Bunda şaşıracak bir şey yoktu, genel başkanımızın doğum bilgilerini MHP’nin tüm arşivlerinde bulmak mümkündü. Tatmin olmayan gözlerle baktım adama. Devam etti: “Anne Samiye BAHÇELİ... Ökkeş ve Melek kızı. 1341 Osmaniye-Hasanbeyli nüfusuna kayıtlı. Samiye hanımın kızlık Soyadı KIRIKKANAT... Osmaniye Merkez nüfusuna kayıtlıymış. Annesi Melek Hanım: Melek KIRIKKANAT: Hacı Hüseyin ve Melek kızı. 1318 Osmaniye – Merkez nüfusuna kayıtlı.” Sabrım tükeniyordu. Bu rakamlar ve yıllar hiç bir anlam ifade etmiyordu. Yani, annesinin ve anne annesinin kızlık soyadlarını bilmek marifet değildi ki? Yaşlı adamın susacağı yoktu. “Şimdi dedesine bakalım” dedi yaşlı adam: “Ökkeş KIRIKKANAT: Halil-Emiş’ten olma Osmaniye Merkez kayıtlı.” “Ve bu kısım tamam, acele etme evlat sakin ol ve dikkatini dağıtmadan beni dinle” Ama benim sabrım kalmamıştı: “Şimdi sıra babasının soy kütüğünü takip etmekte” diyerek alttaki kağıdı çekti ve okumaya başladı: “Baba Salih BAHÇELİ: Turan ve Ayşe’den olma. 1320 Osmaniye-Hasanbeyli nüfusu. Dikkatini şimdi çekerim, dedesinin soy ismine dikkat et: Yani babaennesinin babasının soyundan Dede Turan SOYLU: Ahmet ve Raziye’den olma 1278 Osmaniye Merkezine kayıtlı. Yani BAHÇELİ ailesinde SOYLU soyismine rastlarsak şaşırmayalım ve devam edelim. Yeğen Ülker BAHÇELİ: Turan ve Muhterem’den olma. 1958 Osmaniye-Hasanbetli nüfusuna kayıtlı. Ülker hanım evlenince soyismi ÇERÇİ oluyor. Ve karışıklık başlıyor: Lyudmyla ÇERÇİ: Mikola, Tetyana’dan olma. 1977 Osmaniye Merkez’e kayıtlı.” İşte buna inanmam mümkün değildi. Ancak ihtiyarın elinde tuttuğu kütük fotokopisinde her şey kayıtlıydı. Devlet BAHÇELİ’nin yeğenleri ERMENİ olamazdı, bunana inanmam çok zordu... Hatta ağırıma gitmişti. Nüfus memurunun yüzüne ters ters baktım ama onun susacağı yoktu. “İstersen Anne tarafını takip edelim biraz da: Nezihat SOYLU: Süleyman ve Fatma’dan olma, 1941 Osmaniye Merkez kayıt. Nezihat hanım evlenince soy ismi ne oluyor dersin:?” Yaşlı adamın suratına “nerden bileceğim” sorusunu sorarmış gibi baktım. Cevabı hazırdı: “BOZDUĞAN... bak Nezihat BOZDUĞAN’ın kaydı işte burada: Nezihat BOZDUĞAN: Anne adı: Fatma, baba adı: Süleyman. Doğum tarihi: 1941... İşte Osmaniye Merkez’deki nüfus kaydı.” Sustu yaşlı adam, bir sigara yaktı. Sanki çok önemli bir şey açıklar gibi canımı yakan cümleleri kullanmaya başladı: “Coron Catherine BOZDUĞAN kimdir dersin? Robert ve Hilda’dan olma 1969 doğumlu Osmaniye Merkez nüfusuna kayıtlı?...” Cevabını bilmediğim bir soruydu. Robert, Hilda, Catherine... Bunlar ancak Kemal DERVİŞ’in soy kütüğü olabilirdi. Liderimle ne ilgisi vardı ki? “Moda tabirle Devlet Bahçeli’nin kuzen çocukları bunlar delikanlı. Dikkatini çekerim, kuzenleri büyük ülkücü, Türkçü liderinin!” susmak bilmiyordu adam: “Bu Catharine hanım sonra Ufuk Beyle evlendi. Ve Cem isminde bir çocukları oldu. 2001 yılında hem de.” Altlardan bir kağıt çekti. “İşte bak onun kaydını da buldurdum bizim emektar dostlardan. O günün doğum tutanaklarında bir BOZDUĞAN daha vardı delikanlı. Sıla BOZDUĞAN., Ama ilk adı ELVİN konulmuştu çocuğun. O da 2001 doğumlu ve Osmaniye Merkez kayıtlı.” Nefesim tıkanmış, sesim kısılmıştı sanki. Neler saçmalıyordu bu adam. Ama ben istemiştim ve o da susmak bilmiyordu: “Hadi anne tarafının izini sürmeye devam edelim. Biliyorsun Devlet bahçeli’nin annesinin kızlık soyadı KIRIKKANAT. İstersen Osmaniye Merkez’deki akrabalarına bir bakalım. İşte bak Süheyla hanım Mesela. Süheyla KIRIKKANAT; İsmail ve Cemile’den olma 1949 doğumlu Süheyla Hanımdan. Süheyla Hanım sonra Hatay’a aktarmış kaydı. Reyhanlı Nüfus memurluğunu araştırırsan, Süheyla Hanım’ın gerçek soy isminin HIZAL olduğunu göreceksin. Ve bu ailenin çocuklarına koydukları isimlere bakalım: Guse Selis HIZALl; Mehmet Fırat ve Seyhan Sönmez görünüyor ebeveyn. Enver Jan HIZAL. Nadiye ve Fırat’ın iki yaşındaki oğulları. Yine Hatay Reyhanlı nüfusuna kayıt ettirmişler.” Beynim kitlenmişti artık. Yaşlı adama durmasını söyledim. Bana bakıp gülümsedi, ‘İnanmıyordun ama bak görüyorsun’ dedi. Kağıtları bir tarafa bırakıp bana çay getirdi. Sonra oturup devam etti. “Bu HIZAL ailesinde Sabiha hanım önemli bir isim. 1941 doğumlu, İslam bey ve Hava Hanımdan olma. Ne güzel isimler değil mi? tam müslüman gibi. Bak bakalım Sabiha Hanım’ın soy ismi neye dönüşüyor: Sabiha APİŞ!!! Hadi şimdi bu Apiş’lerin peşine düşelim bakalım bizi nereye çıkaracak... Meryem APİŞ; Ahmet Bekir, Faize, 1949, Hatay-Reyhanlı.. Meryem Hanım’ın da soy ismi değişiyor, ŞAPSO oluyor. MERYEM ŞAPSO: Ahmet Bekir, Faize, 1949, Hatay-Reyhanlı.. Bak şimdi bu ŞAPSO ailesi nasıl dönüp dolaşıp bahçeli’nin anne tarafının bir kolu olan BOZDUĞAN’lar ile birleşecek. Dümdüz okuyorum dikkatle dinle: Aysun ŞAPSO: Ali Hikmet ve Elmas’tan olma, 1960 doğumlu, Hatay-merkez Aysun SAVAŞ: Ali Hikmet ve Elmas’tan olma, 1960 doğumlu, ama kütük değişiyor bu sefer; Balıkesir-Manyas nüfus Müdürlüğü’ne kayıtlı. Evlilik filan değixl üstelik. İçinden çıkılmaz bir durum, çünkü Aysun hanımın ablası Hülya hanımın soy ismi evlenene kadar SAVAŞ, sonra ALTUNDAĞ oluyor. Bak sen de gör: Hülya SAVAŞ: Ali Hikmet, Elmas, 1955 Balıkesir-Manyas. Hülya ALTUNDAĞ: Ali Hikmet, Elmas, 1955, Mardin Ömerli’ye kayıtlı. İstersen burada kütük bilgilerini detaylandırayım. Çünkü şimdi lazım olacak. Hülya Hanım’ın cilt no’su: 2, Hane No’su: 81. Aynı cilt ve hane numarasında bir başka isim söyliyeceğim sana, yine Mardin Ömerli’den... Hikmet ALTUNDAĞ: Hıdır, Sabiha, 1952, Mardin Ömerli kayıtlı. Bu Hikmet ALTUNDAĞ soy isminde küçük bir değişiklik yapıyor sonra: ALTUNDAĞ iken ALTINDAĞ oluyor. Ve bu iki soy isim sonra birleşiyor BAHÇELİ VE ALTINDAĞ’lar yani.. İşte böyle ilginç bir çember üzerinde geziniyor Devlet BAHÇELİ’nin kökeni evlat!” Yorulmuştum ve kafam karışmıştı. Açıkçası daha dinlediklerimi tam sindirmeden yeni isimlere hazmedemezdim. İzin istedim, bana nereye gittiğimi sordu, daha anlatacakları varmış. Ertesi gün geleceğime söz verip ayrıldım. Sizi bilmem ama ben şok olmuştum, gece boyu böylesi bir mutlak davanın liderinin bu kadar karışık bir aileden gelmesini içime sindirememeye başlamıştım. Nasıl olur Devlet BAHÇELİ’NİN YEĞENLERİ DENEBİLECEK İNSANLARIN NEREDEYSE TAMAMI Ermeni ya da Hıristiyan isimleri alabiliyordu.??? ERTESİ GÜN YAŞADIĞIM ŞOK DAHA DA BÜYÜDÜ! Yine emekli nüfus memurunun gecekondu mahallesindeki evinin kapısındaydım. Dünkü gerilimli saatlerden sonra bu sefer beni güleryüzle karşıladı. Belli ki hazırlık yapmıştı. Hemen masaya geçtik ve anlatmaya başladı: “Bugünkülere hiç inanmayacaksın belki ama madem başladık anlatıp bitireyim. Amca kızına bakalım: SERPİL BAHÇELİ: Salih; Saniye’den olma 1946 Osmaniye-Hasanbeyli’ye kayıtlı. Serpil hanım’ın yeri soy ismi nedir biliyor musun: FETTAHOĞLU! Bu FETTAHOĞLU ailesinde AKSAY VE ÇANGA soyadları önemli. Bak şimdi bu zincir bizi nereye çıkaracak: AYŞE NEZİHE ÇANGA: Mustafa ve Fatma’dan olma, 1936 Adano-kozan nüfusuna kayıtlı. Nezihe hanım’ın esas soy ismi ÇAMURDANOĞLU. Hatta sonra OĞLU kısmın çıkartıyorlar sadece ÇAMURDAN kalıyor. Al bakalım sana bir kaç tane aynı kütüğe kayıtlı ÇAMURDAN soy isimli kişi: DERYA ERİKE ÇAMURDANOĞLU: Mustafa Ökkeş ve Ayşe Aysel’den olma 1957 doğumlu. Adana-kozan nüfusu. ANİTA Deniz ÇAMURDANOĞLU: Gürkaynak ve ERİKA’dan olma. 1959. yine Adana-Kozan. AGNES MARİA MAGDELENE ÇAMURDAN: FRANCOUİS JEAN PİERRE VE MARİE LOUİSSE CHARLOTTE ADREA’dan olma, Adana-Kozan nüfusuna kayıtlı. Selçuk Emre ÇAMURDAN: Mehmet Cihan ve AGNES MARİE MADELEİNE’den olma 1985 doğumlu Adana-Kozan nüfusuna kayıt ettirilmiş.” Yine beynim uyuşmuştu. Türçülük, Ülkücülüğün sembol isminin aile kökenindeki isimler içimi ‘cız’ ettirmişti. Boğazıma bir yumruk tıkanmıştı sanki. Yutkunamıyordum. İhtiyar adam anladı. Gözlüklerinin üstünden bana baktı ve ‘Bunlar daha ne ki hele bir dinle’ dedi. Devam etti: “Aynı ailenin çocuklarının isimleri. Artık gizlenmeye bile gerek duymuyorlar: SÜREYYA ELSA MİLLER: SAMUEL BERT, Sakine Sema’dan olma. 1986, Adana-Kozan.. RİFAT ORHAN ÇAMURDAN: Mehmet Cihan, AGNES MARİE MADELEİNE’nin çocuğu. Adana-Kozan doğumlu 1980. SELİNA SAKİNE MİLLER: B una annesinin ismi de konmuş: SAMUEL BERT, Sakine Sema’dan olma. 1992, Adana-Kozan. SERPİL FETTAHOĞLU’nun ailesindeki Öznur Hanım’a dikkatlice bakarsak bizi çok daha ilginç bir noktaya götürecek. ÖZNUR FETTAHOĞLU: Mahmut nedim, Emine kızı, 1948, Osmaniye-Hasanbeyli. Sonra küçük bir kayıt değişikliğini iyi farketmek lazım: ÖZNUR FETTAHOĞLU: Mahmut nedim, Emine kızı, 1948, Osmaniye-Düziçi!!! Neden düziçi? Diye soracak olursan, şimdi söyleyeceğim isim bunun cevabı olacak sanırım: Düziçi Nufus memurluundaki FETTAHOĞLU kayıtlarında Algan soy ismi kimsenin dikkatini çekmez. BAHÇELİ’NİN annesinin yakın akrabası olan bu aileden bir isim yakında yapılacak seçimlerin kaderini belirleyen bir isimdir desem şaşırırmısın... Şaşır o zaman bak bu kim? TUFAN ALGAN: Ahmet ve Sultan’dan olma, 1939 Osmaniye Düziçi Nüfus müdürlüğüne kayıtlı.” Bu tam bir şoktu. Demek TUFAN ALGAN ile DEVLET BAHÇELİ akraba idi. Hem de hiç de uzak olmayan akraba! İhtiyar durdu, gözlüğünü çıkarıp masaya koydu, elleriyle gözünü oğuşturup: “Şimdi söyle bakalım başka hangi ülkede, birisi siyasi parti lideri, diğeri Seçim kurulu Başkanı olan iki akraba olabilir. Üstelik bunlardan biri, Yani TUFAN ALGAN, akrabası BAHÇELİ’nin rakiplerini ekarte etti. RECEP TAYYİP ERDOĞAN VE NECMETTİN ERBAKAN’IN seçim yasağı almasında akrabalık bağının hiç etkisi olmadığını kim söyleyebilir. Üstelik karar bir oy fazlasıyla alınmışken ve o fazlalık oy TUFAN ALGAN’a aitken!! Bu seçim dürüst ve namusludur denilebilir mi?” Artık kafam karman çorman olmuştu. Duyduklarıma inanamıyordum. Allah’tan bunu kimse bilmiyor diye sevindim ilk başta.b Ama bu dürüstçe bir davranış değildi. Hem ailesindeki Ermeniler, Hıristiyanları bilmeyen biz Ülkücü Gençlik bu adamın ardından nasıl hala gidebilirdik ki? Yaşlı adam devam etmek istedi: “Biliyorsun Devlet BAHÇELİ’nin annesi, ÖKKEŞ ALP KIRIKKANAT’IN HALASIDIR. Bunu dün sana ayrıntılarıyla anlattım. Hadi şimdi KIRAKKANAT ailesine bir göz atalım. SANEM KIRIKKANAT: Remzi, İlkin’den olma, 1974, Osmaniye merkez kayıtlı. Sanem hanımı takip edelim: SANEM GEÇER: : Remzi, İlkin’den olma, 1974, Osmaniye Merkez kayıtlı.” “Sus artık, tek kelime duymak istemiyorum!!” Bağırmıştım... Yaşlı adam tedirgin oldu. Bir an için ona zarar verebileceğimi düşünmüş olacak ki, sandalyeden kalkacakmış gibi doğruldu. Öyle bir niyetim olmadığını belli ettim. “Çok sağolasın iki gündür anlattıklarında kafamdaki sisleri dağıttın” dedim emekli memura. Beni kapıdan uğurlarken gülümseyerek: “Tekrar gel delikanlı. Bu sefer sana DEVLET BAHÇELİ’nin annesi ile AHMET NECDET SEZER’İN karısı arasındaki ilginç zinciri anlatırım. Ermenilerin, Yadudi halkaların bulunduğu zinciri. Kimbilir Belki SEMRA SEZER KÜRÜMOĞLU’nun Ermeni olduğunu ispatlarım sana!”Yine ne saçmalıyordu bu adam, Cumhurbaşkanı’nın karısı Ermeni miydi? Dönüp tekrar dinleyecektim ama liderimin yıkılan kişiliğinin enkazı altında ezilmişti ruhum. Soruyorum şimdi size, Ermeni dölü bebek katili terörist başı Apo ile Benim Liderim arasında nasıl bir zincir vardı ve ben ne yapmalıyım!!! Makale yazari: Yilmaz DEMIR. NOT: Devlet Bahçeli, bu bilgileri, Araştırmacı Cezmi Yurtsever vasıtasıyla yalanlatmış..Ancak www.milliyetciler.com yayınlarında ısrarlı...
   Nihat Üruğtekin
DİKKAT..DİKKAT...DİKKAT!.... 1-ERgenekon Operasyonları bir aydır durdu. 2-Ergenekoncular, bir bir, bir bahane cezaevlerinden çıkıyorlar. 3-Ergenekon Terör Örgütü(ETÖ), faaliyetlerini aynen kaldığı yerden devam ediyor, hatta yeni hamlelere hazırlanıyor. 4-Açıkistihbarat, Aydınlık, Cumhuriyet, internetajans gibi sahibi ve yöneticilerinin çoğunun hapiste olduğu ERGENEKON YAYINLARI hız kesmeden aynen devam ediyor. 5-ETÖ üyeleri; CHP, TSK, Barolar, Medya birliği kuruluşları vs. tarafından ŞEREFLİ İNSANLAR(!) olarak muamele görüyorlar..Hiçbir eylemleri "teröre yardım ve yataklığa" girmiyor!.. 7-ETÖ ile son derece içli-dışlı olduğu aşikar olan birçok isme hiç dokunulmuyor? 8-Hükümet; ETÖ konusunda çok samimi ve istekli görünmüyor! Sadece kendi ikballerini düşünüyorlar! 9-Ergenekon T.Ö. Savcıları ve Polis "hedef" haline getiriliyor! Hükümet cesaretlendirici hiçbir adım atmıyor! 10-Hükümet sonunu; ETÖ tavrıyla hazırlıyor!..Hem de yerel seçimler öncesi.. 11-Ergenekoncular ve Ulusalcılar; topyekün bir karşı eyleme, kin, intikam ve öç alma operasyonuna hazırlanıyorlar...Hükümet, gafil ve aymaz görünüyor..Seyrediyor sanki.. ERGENEKON OPERASYONLARI durdu!..
   Fahri
Deniz Feneri..Aydın Doğan-Hükümet ve CHP kavgası...Neden Ramazan'da?..Deniz Feneri yeni bir olay mı?..Asıl amaç; milletimizin YARDIM; zekat, sadaka duygularını örselemek ve engellemek mi?..İşte cevabı MAUN Suresinde: Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla. Ali Bulaç 1- Dini yalanlayanı gördün mü? Ali Bulaç 2- İşte yetimi itip-kakan, Ali Bulaç 3- Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur. Ali Bulaç 4- İşte (şu) namaz kılanların vay haline, Ali Bulaç 5- Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar, Ali Bulaç 6- Gösteriş yapmaktadırlar, Ali Bulaç 7- Ve 'ufacık bir yardımı (veya zekatı) da' engellemektedirler.
   Deniz Kınay
Medyanın 1 NUMARALı Ergenekoncuları sağcı Romantik Araştırmacı-Karıştırmacı yazar Uğur Dündar ile solcu Romantik Araştırmacı-Karıştırmacı yazar Can Dündar'ın MASKELERİNİ düşürmenin zamanı çoktan geldi, hatta geçti bile.. YETER Artık; hayvan yerine konulup bir tutam otla aldatıldığımız!..İşte Uğur Dündar'ın en son marifetine bi yalanlama daha: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Cumhurbaşkanlığı resmi sitesinden bir açıklama yaparak, Uğur Dündar'lı Star Ana Haber'i "yalan" ifadesiyle yalanladı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Dışişleri Bakanlığı döneminde konuttaki birçok eşyayı Deniz Feneri'ne bağışladı iddiası Köşk tarafından yalanlandı. İşte Cumhurbaşkanlığı'nın resmi web sitesinden yapılan açıklama: HABER YALANDIR: "Dün akşam Star Televizyonu ana haber bülteninde "son dakika" ibaresi altında, Sayın Cumhurbaşkanımızın Dışişleri Bakanlığı döneminde Dışişleri Konutu'nda yapılan tadilat sırasında çok sayıda eşyanın Deniz Feneri Derneği'ne bağışlandığı yolunda bütünüyle yalan bir habere yer verilmiştir. Öncelikle vurgulamak gerekir ki, Dışişleri Konutu'ndaki tadilat çalışmalarında, ne adı geçen derneğe ne de başka bir yardım kuruluşuna herhangi bir eşyanın bağışlanması söz konusu değildir." NOT-1: Bugüne kadar Uğur Dündar'ın sözde ünlü olmasını sağlayan araştırmacı gazetecilik belgelerini kendisine; Emniyetçi Cevdet Saral, Osman Ak ve bilhassa Adil Serdar Saçan mı sağladı? MİT'çi Mikdat Alpay'la ilişkileri var mıydı, Tuncay Özkan gibi?.. NOT-2: Yeniçağ'ın gözde Ergenekon müdafii yazarı S. Önkibar ne yapmak istiyor?..Ergenekon Sözcüsü Arslan Bulut'u bile solladı; aynen Yaşar Okuyan gibi..Aynı ekolden yani..
   Yusuf Alper
Kıymetli Ağabey gerek siz gerek se muhafazakar medyada bir çok isim direk endirekt AKP'nin ve ERDOĞANIN dolayısı ile milletin YÜKSELEMSİNİN DE BATMASININ DA AKP'nin kendi içerisindeki Menfaat perestleri, çapulcuları, asalakları, yaltakçıları temizlemesinden geçtiğini aksi halde hem partisinin hem güvenen milletin ve inananların hüsrana uğrayacağını, GÜVENLERİN SARSILACAĞINI söylediniz... AKP içerisine sızmış değişik menfaat şebekeleri veya önceleri akıllarında yok iken ve dahi geldikleri makamlara istidatları yok iken veya istidatları var da nefislerine yenik düşenler yüzünden AKP ve ERDOĞANA inanan insanlarda HAYAL KIRIKLIKLARI MEYDANA GELİYOR... BAŞTA BÜLENT ARINÇ BEYİN İFADE ETTİĞİ MİNVALDE GEREKSE DİNDAR YAZARLARIN UYARILARI ÇERÇEVESİNDE PARTİDE MINIKA TEMİZLİĞİ ŞARTTIR... ÖZELLİKLE BELEDİELER AKÇELİ İŞLERİN BAŞI OLMASI DOLAYISI İLE BAŞKANLARINI SEÇERKEN DİKKAT ETMELİDİRLER.. ISPARTA BELEDİYE BAŞKANI GİBİ MALUM TİPLERİ SEÇMEMELİDİRLER, BECERİKSİZLERİ, YEMEYE MEYYAL TİPLERİ MAFYATİK AİLE BAĞLANTISI OLAN KİŞİLERİ SEÇMEMELİDİRLER... AKSİ HALDE BÜTÜN %90'LIK DÜRÜSTLERİN YAPTIĞI İYİLİKLER DE KÜÇÜK BİR ASALAK ZÜMRENİN YEDİĞİ B....LAR SONUCU KİRLİ GÖRÜNECEKTİR.. Mehmet Ali ağabeyin yazısında verdiği Kumaş örneğindeki gibi ufak bir leke diğer beyaz kısımların lekeli gösterecektir... BELEDİYE SEÇİMLERİNE DİKKAT, ADAY TESPİTİNE DİKKAT, DEĞİŞİK KOLTUKLARA GELMİŞ LİYAKATSIZ , BECERİKSİZ, YOLDAN ÇIKMIŞLARA DİKKAT, ALLAH KORKUSU YERİNE İKBAL KORKUSUNA DUÇAR OLMUŞ KİŞİLERE DİKKAT... İÇ TEMİZLİK ZARURİDİR.. AMELİYAT-I CERRAHİYE FARZDIR...
   ati
yanlışlardan doğru çıkmıyor.haramlar fıkhın arkasından dolanmaklada helal hale gelmiyor.HAKKA hak usul ile hadim,hizmetçi,kul olunur.amacın hak ve doğru olması aracın batıl olabileceği halini HAKKIN kabul etmeyeceğini bilmeyen müslüman var mı?
   keramettin kerim
hocam gerçekten ilginç adamsınız. hem ikaz, hem ilzam içeren bir yazı olsun. evet büyük davaların altına gerenler en başta nefslerine karşı dik durabilmeliler. haram lukmalarla hakka hizmet edilmez. ama türkiye'de ciddi bir eğişim yaşandığı için sancıların olması kaçınılmazdır. bugüne kadar milletin iliğini emenler, düzenlerinin bozulmasına fırsat vermek istemeyecekler. o yüzden deveyi hamudu ile götürenler, bir piliç aşıranı hırsız ilan ediyor..

Mehmet Ali Bulut Arşivi
CHP nereye koşuyor? 25.Kasım.2008
APO'nun yeni komşusu İskender Büyük mü? 21.Kasım.2008
Siyasette müspet hareketler 20.Kasım.2008
Anayasanın değişmezleri... 14.Kasım.2008
Ergenekon savcısı 11.Kasım.2008
Obama'nın beriki yüzü 08.Kasım.2008
O ba ma, Necdet Sezer ve Cumhurbaşkanı Apo ! 06.Kasım.2008
Mustafa 04.Kasım.2008
Allah bizi sizin Cumhuriyetinizden korusun! 30.Ekim.2008
Evet, daha kötü günler geliyor, ama kime? 27.Ekim.2008
Temel Ağabey'i uğurlarken... 26.Ekim.2008
Sermaye ve iktidar! 20.Ekim.2008
Sayın başbakanım bu sizin gerçek duruşunuz ise... 17.Ekim.2008
Başbakan, Bahçeli'yi muhatap almak zorunda! 16.Ekim.2008
Kürt kimin umurunda be kardeş! 09.Ekim.2008
Neden askerler hiç mesul olmazlar? 05.Ekim.2008
AK Parti'nin geleceği 26.Eylül.2008
Benim hırsızım iyidir! 21.Eylül.2008
Başbakan'ın adamları ne yapıyor? 15.Eylül.2008
Talut Calut'u yener, nitekim yenmişti... 11.Eylül.2008
Kenya'ya kar yağıyor! 06.Eylül.2008
Bir sarhoş Yeltsin yok mu? 03.Eylül.2008
Türkiye için semirme vakti! 02.Eylül.2008
Başbuğ ve ideolojik muhalefet döneminin sonu! 29.Ağustos.2008
Ergenekon'un Kürt Memetleri 25.Ağustos.2008
Gürcistan dramından Asya Medeniyetine... 14.Ağustos.2008
Amerika'nın İp'i yahut kan oyunları 11.Ağustos.2008
Değerlerin ihyası! 08.Ağustos.2008
AK Parti'nin farzı, vacibi, sünneti... 05.Ağustos.2008
Bediüzzaman Önder Sav'a ne dedi 02.Ağustos.2008
Batı'nın Karlofçası 31.Temmuz.2008
Eyvah, AK Parti kapatılmıyor! (Adnan Menderes Çıkmazı'nda kan gölü= 29.Temmuz.2008
Evet bu bir hesaplaşmadı 24.Temmuz.2008
Agarta'nın gelini 18.Temmuz.2008
Perestroyka yahut temellerin çöküşü 12.Temmuz.2008
BU mu yanlış? 10.Temmuz.2008
AK Parti out olurken nasıl oluyor da Şener in? 09.Temmuz.2008
Yarasalar gündüz uçuyor, demek ki karanlıktakilerin de keyfi kaçtı 03.Temmuz.2008
Ben yazmasam bir şey olmaz ama siz tepki koymazsanız çok şey kaybederiz 01.Temmuz.2008
Firavun, Musa ve Deveyi Kesen 9 Kişi 07.Haziran.2008
Mustafa Kemal ve arkadaşları nerede, şu kafa yapısı nerede? 03.Haziran.2008
Öğretmeni kim mağlup etti? 28.Mayıs.2008
Önder Sav'a din öğretildi de o mu yanlış öğrendi? 23.Mayıs.2008
Turhan Çömaz Ali Suavi mi olmak istiyor? 20.Mayıs.2008

Gazetelerin 1. Sayfaları

ÇARŞAFLI STAND UP CI

39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.

AKSİYON'DAN SÜPER KAPAK: YÜKSEK HEGEMONYA HSYK

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?

İRAN'DA TOPLU İDAM...

İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.

FETHULLAH GÜLEN ONUN YÜZÜNDEN YURT DIŞINA ÇIKTI!

2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR


DÜN EN ÇOK OKUNANLAR

EN ÇOK ARANANLAR

» Ahmet Hakan
» Ali Kırca
» Nurettin Veren
» Galatasaray
» Fethullah Gülen
» Nuh Gönültaş
» Minik Dualar
» Video Haberler

VİDEO HABERLER

» BU BAYKAL'I MUTLAKA DİNLEYİN
» İŞTE VATAN SAĞOLSUN DEMEYECEĞİM DİYEN BİR ŞEHİT ANASI DAHA DAHA!
» ÇILDIRTAN AYNA...
» İŞTE GENELKURMAY BAŞKANI'NIN SERTLİK TARİHİNE GEÇECEK KONUŞMASI
» HOCAEFENDİ İLE GURBETTE BİR BAYRAM DAHA...
» ZAHİT AKMAN MEYDAN OKUDU!
» METALLİCA'NIN OLAY KLİBİ...
» ÇANAKKALE DE TÜRK ASKERİNİN YEMEK LİSTESİ NASILDI? VİDEODOO
» BÜYÜK PATLAMANIN İSPATI İÇİN BÜYÜK DENEY!
» HOCAEFENDİ'NİN BİR ŞİİRİ TRT'DE İLK DEFA OKUNDU
gasteci.com © 2008