Defalarca yazdım. Türkiye'nin en büyük sorunu Hürriyet Gazetesi ve bu gazetenin bağlı olduğu grubun belirlediği hükümet-medya sahibi ilişkisi biçimidir. Nuh Gönültaş
Neredeyse Türk Medyası'nın yarısı Doğan Grubu'na ait. Bu da hükümetleri bu grupla işlerini yürütürken istedikleri her şeyi veren, rant sağlayan, diğer rakiplerine göre öncelik tanıyan bir konuma düşürüyor!
Geçmiş Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller Hükümetleri bu ilişkinin en güzel örneğidir. Koalisyon hükümetleri dönemleri bu medya grubunun en sevdiği dönemlerdir.
Aydın Doğan Mesut Yılmaz'ı, ki o zaman Başbakandı, evinde pijamalarıyla karşılayacak kadar kendini hükümet üzerinde güç sahibi görüyordu. Kızı ona medya imparatoru ismini takmıştı.
Bunlar bakan indirip bakan bindirmeyi, hükümetlere istedikleri yasayı çıkarttırmayı iktidara her dediklerini yaptırmaya alıştılar.
Şimdi sıra Tayyip Erdoğan'a geldi!
Ne diyordu Ertuğrul Özkök Emin Çölaşan'a:
"Emin şimdi bunların üzerine fazla gitme, bunlarla yaka-paça olacağımız günler de gelecek... O zaman yazarız, çizeriz. Ben yayın yönetmeni değil, cambazım, jonglörüm."
Bunların istekleri bitmez.
Bunlara elini veren kolunu kurtaramaz!
Tayyip Erdoğan'da başta bunlarla ilişkiye girerken hata yaptı. Başbakan olur olmaz kabineyi toplayıp Aydın Doğan'ın Kelkit'teki organik tarım tesisinin açılışına gitti...
Star Televizyonu'nu Aydın Doğan'ın almasına göz yumdu.
Oysa bunları yapmamalıydı.
Bunlar ilişkileri "saygı çerçevesinde" götüremezler. Çünkü bunların saati sürekli almaya ayarlıdır. "Hayır" denildiğinde ise gazetelerini televizyonlarını silah gibi kullanırlar.
Kısaca, bunlara Hilton'u verirsin, Paris Hilton'u da sizden isterler!
Yorumlar PEYAMİ Hişşşşt!..Haberiniz var mı?...UĞUR MUMCU suikastinde, TBMM KOMİSYON RAPORUNDA AYNEN BUNLAR YAZMAKTADIR!..
UĞUR MUMCU -TBMM KOMİSYON RAPORU:
14-) Komisyona ifade veren Nezih Tavlaş’ın 20/02/1993 tarihinde Faili Meçhul Cinayetler Komisyonuna verdiği ve bir örneğini Komisyonumuza sunduğu Başbakanlığa hitaben yazılmış, MİT Müsteşarlığı antetli ve Müsteşar Sönmez Köksal imzasını havi 02/02/1993 tarih ve 01.786.8879/435 sayılı yazıda “ABD’nin, güvenliğini ve hayat çıkarlarını yakından ilgilendiren Türkiye’nin, gerekli yerlerinde kuvvet bulundurmak ve bu maksatla Orta Doğu’yu kontrol altına alıp, Türkiye’nin dine dayalı bir yönetim altına girmesini önlemek maksadıyla;
ABD Haberalma Servisi “CIA” denetiminde, İsrail Kabine görevlisi Haim Bar-Lev kontrolünde, İsrail “GANDA” birliklerinde eğitim gören altı kişilik özel TİM “Hayf” Deniz Üssünden botla Türkiye’ye giriş yapmışlardır.
Mezkur timin ülkemizdeki görevleri, Teşkilatımızın değerli Haber kaynaklarından Gazeteci Uğur Mumcu ve Mehmet Ali Birand’ı öldürmekdir.
Gazeteci Uğur Mumcu’yu öldüren tim elemanları ikinci görevleri olan Mehmet Ali Birand’ı öldürmek için ülkemizden çıkış yapmamışlardır. TİM elemanlarının yaptığımız istihbarat neticesinde İsrail Hükümetinin Ankara Temsilciğinde kaldıkları tespit edilmiştir.(EK: 11/265-266
NOT: Nezih Tavlaş'ın bildiğini DEVLET, HÜKÜMET ve Savcı ÖZ bilmiyor mu?..O zaman?...Peyami Çalıştay Dehşet veren bir konuşma!..Sayın Savcı Öz; Mehmet Ağar'ın ne zaman ifadesini alacak?..: İÇİŞLERİ eski Bakanı Mehmet Ağar'ın, bombalı bir suikaste kurban giden Uğur Mumcu'nun eşi Güldal Mumcu'yu evinde ziyareti sırasında şöyle bir konuşma geçer...
Mehmet Ağar: Bunu polis memurlarının yorgunluğuna, insanlık haline vermek lazım. Çünkü tutanaklar sahte değil.
Emin Değer: Ben 43 yıllık hukukçuyum. Hiçbir savcı bu tutanakları delil olarak kabul etmez. Savcılar, bu tutanakları, davadaki taraflardan biri itiraz ederse, sahte evrak sayar ve soruşturma açar. Hukuk Fakülteleri'nde, tutanak tahrifatı yapıldığı zaman, yanına `silindi' diye yazılır ve `düzeltilir' diye öğretilir. El yazılı tutanaklarda yapılan değişikliğin, alt tarafa not olarak konulacağı anlatılır.
Ağar "ne yapayım" dercesine iki elini yana açar.
Güldal Mumcu: Görüyorsunuz, bir sürü yanlışlık üstüste dizilmiş, önümüzde bir duvar gibi duruyor.
Mehmet Ağar: Altından bir tuğla çekerseniz yıkılır.
Güldal Mumcu: Çekin öyleyse.
Mehmet Ağar: Yapamam, mümkün değil.
Güldal Mumcu: Çekin altında kalsınlar.
Mehmet Ağar: Yapamam.
Güldal Mumcu: O zaman siz altında kalırsınız...
Nalan Koreli Nuh Bey, İstanbul Emniyet'te neler oluyor? Bütün büyük operasyonları bir yerlere haber veren içeriden köstebeklerin, hainlerin haddi hesabı yok!..Fuhuş, porno CD, kumar, eroin mafyasıyla içiçe komiserler, amirler, müdürler...Bu ne iş?...Bütün Ergenekon operasyonlarını önceden Orduya, generallere ve yüksek yargıya haver veren polisler!...Neler oluyor?...Şahin Eczacıbaşı Aydın Doğan'ın akıllara ziyan yolsuzluklarını, kanunsuzluklarını, devleti yağmalama yöntemlerini ilk defa kapsamlı olarak Kuvayi Medya web sitesinde okumuştum..Aydın Doğan'ın boyunu aşacak kadar çok Doğan'ın yolsuzluk dosyaları yayınlandı. Ne oldu?..Hiçbir şey! Çünkü Aydın Doğan'ın yargı organlarıyla, yargı mensuplarıyla kimsenin bilmediği çok özel ilişkileri var! Hatta Almanya Anayasayı Koruma Kurumu, Alman İstihbaratı ve Alman yargı organlarıyla da bu ilişkilerin Avrupa bağlantıları var!..ABD bağlantılarını ise TÜSİAD aracılığıyla kızı kuruyor..TÜSİAD Başkanı, altı ay içinde iki defa ABD'ye gitti..Dick Cheney ve ekbiyle çok özel görüşmeler yaptı ve taahhütlerde bulundu..Birilerinin bunları araştırması ve Aydın Doğan'ın kim olduğunu göstermesi gerekir..Kuvayi Medya web sitesi yöneticilerinin başı nasıl derde girdi, gidip birileri sorsun ve Aydın Doğan dosyalarını tefrika etsin!..Cem Uzan'ın, S. Demirel'in, Tansu Çiller'in, Mesut Yılmaz'ın, Rauf Denktaş'ın arkasında hangi kirli iç-dış odaklar ve baronlar varsa; Aydın Doğan'ın arkasında da onlar var!..Bu Hükümet, daha fazla sineye çeker ve gereğini yapmazsa; bu iğrenç kirli ittifak; Türkiye'yi adım adım iç savaşa sürükleyecekler..Askeri ve yüksek yargıyı çıldırtacak çığırtkanlıklara girecekler...İnanlmaz sıcak olaylar olacak; ek-Kaide gibi, ama çok çok acımasızca vurduracaklar!..Çünkü bu Derin Mandacı Koalisyonun gözü dönmüş durumda...sz tayyip erdoğanı medyasında parlatıp dolaylı yolla aydın başbakan yapan doğan ve zihniyetidir. haberiniz yok Nuh Bey..2002 seçim dönemini hatırlayın ne demek istediğimi hatırlarsınız...Bu konuda aydın doğanın haklılığı önemli değil ki , önemli olan başbakanın iççine bulaştığı kirli işlerdir..Bunu neden anlamak istemiyorsunuz. neden kendinize bir günah keçisi arıyorsunuz. tamam aydın doğan iyi bi insan değildir, kabul..KRAL ÇIPLAK diyen kişidir..bundan sonrası kralın çıplaklığını kontrol etmek değilmi?...
neden bundan sonra bu tür yardım kuruluşlarının sıkıntılarını, artık kimsenin güvenmeyeceğini konuşmuyoruz.. bakınız Ahmet Turan Alkan Beyefendi bugün neler yazmış.Çöl hırsızı diye
http://www.samanyoluhaber.com/haber-116038.html
okuyun lütfen .. bundan sonra deniz feneri derneği nin emsali ''kimse yok mu '' derneğinin içine gireceği girdabı düşünsenize..Siyasetin kötü çarkına bulanalı epeyce daldınız bu işlerin kirliliğine, artık göremiyorsunuz bu kirli siyasetin kötülüklerini.. bir türkü tutturmuş gidiyorsunuz.. bunlar dindardır diye.. ee bizde öyleyiz o zaman arkalarından gidelim.. sorgusuz sualsiz takılmışsınız peşlerine..belki de çıkarınız vardır bilemiyorum .. artık herşey birbbirine karıştı..
uyanın lütfen uyanın allah rızası için
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.