|
|
|
|
|
İlker Başbuğ ve akıllı güç konsepti
Yeni Genelkurmay Başkanımız İlker Paşa, 28 Ağustos 2008 tarihli “Genelkurmay Başkanlığı devir-teslim töreni konuşması”nın bir bölümünde şöyle diyordu;
Taceddin Kayaoğlu
“…Türkiye bu gerçekler çerçevesinde bulunduğu zor coğrafyada, simetrikten asimetriğe doğru uzanan geniş bir risk ve tehdit yelpazesiyle karşı karşıyadır. Bu nedenle, birbirini tamamlayan ve destekleyen güçlü politik, ekonomik, teknolojik, sosyo-kültürel ve askerî güç unsurlarına sahip olmak zorundadır. Bu aslında “yumuşak güç”ün ve “sert güç”ün toplamından oluşan “akıllı güç” kavramının ve gerçeğinin ta kendisidir.” (Konuşmanın tamamı ve önceki bölümleri için Genelkurmay Başkanlığının resmî internet sitesine bakınız.)
Burada dikkatlerimizi çeken husus; “sert güç/hard power” ile “yumuşak güç/soft power” kavramlarının bileşiminden üreterek kulanmış olduğu “akıllı güç” kavramıdır. Kavramı yeniden tarif etmeye gerek yok, zaten konuşmasının içeriğinden ne anlama geldiği rahatlıkla çıkarılabilmekte.
Merakımız şu; acaba “akıllı güç”ün uygulama ve etki alanı nasıl tanımlanmaktadır? Bu güç genelkurmayın olması gereken doğal misyonuna uygun inşa edilmiş bir saldırı ve savunma doktrini olarak mı karşımıza çıkacaktır yoksa iç politikanın askerî öngörüler doğrultusunda, “askercil demokrasi” kuralları ile yeniden inşa edilmesinde mi kullanılacaktır?
Sayın Başbuğ bu “akıllı güç” kavramını uygulamaya çalışırken önceliklerini nasıl sıralayacaktır? Meselâ; Başbuğ ve ekibi için “akıllı güç”; sert gücün, yumuşak güç ile takviyesinden oluşan bir güç mü olacaktır, yoksa yumuşak gücün sert güç ile desteklenmesi ile ilgili oluşturulacak bir güç mü olacaktır? Eğer bu akıllı güç konsepti ülke içi siyasetin dizaynı için etkin hale getirilecek ise ve yine eğer sert gücün yumuşak güç tarafından desteklenmesi şeklinde hayata geçirilecekse, korkarım yine Türk demokrasisi adına üzücü günler yaşayacağız.
Diğer yandan;
Kocaeli Garnizon Komutanı Korgeneral Galip Mendi’nin Genelkurmay Başkanlığının bilgisi doğrultusunda adı darbe girişimlerine karışmış Şener Eruygur ve Hurşit Tolon’u ziyareti ve onlarla yaklaşık bir saat görüşmesi ile söz konusu “akıllı güç konsepti” arasında nasıl bir ilişki vardır?
Akıllı gücün iki ayağından birisi olan hard power’ın (sert güç), yani silahlı kuvvetlerin “insanî bir ziyaret” ile birlik ve beraberliği mi sağlanmaya çalışılmaktadır? Eğer böyle bir düşünce güdülmüş ise; haklarında ciddî iddialar olan iki emekli subayın yine hakkında ciddî iddia olan başka bir “Kıbrıslı Gladyocu” Korgeneral Galip Mendi tarafından ziyaret edilmesi ile, “hard power”ın güçlendirilmesi stratejisi arasında “insanî ilişkiler” üzerinden nasıl bir bağ kurulacaktır? Kamuoyu bundan tatmin olacak mıdır?
Yine aynı şekilde;
Yüksek komuta kademesinin Diyarbakır ziyareti ve burada sivil toplum kuruluşları ile görüşmeler yapılması (ilk defa bir Genelkurmay Başkanı böyle bir görüşme yapmış oldu.) yeni konseptin soft power/yumuşak güç ayağı ile ilgili bir durum mudur?
Son olarak;
Gerek tutuklu olan darbeci üst düzey subayların ziyaret edilmesi ve gerekse de Malatya ve özellikle Diyarbakır ziyaretleri, Genelkurmay Başkanlığının “akıllı güç” konseptinin sanki ülke içinde uygulanacağına dair kanaatlerimizi güçlendirmektedir.
08.Eylül.2008 17:49:27
|
|
|
|
|