Milyonlarca euronun bazı şirketlere hortumlanmasına ve akabinde insanımızın dayanışma duygusunun, bu denli istismar edilmesine aslında pek şaşırdığımı söyleyemem.
Sebahattin Çelebi
Şirketin büyüme profiline bakan hiçkimse de şaşırmayacaktır zaten.
Frankfurt'ta yargılanan şirket ve dernek yöneticilerinin itirafları dikkat çekici özellikler taşıyor.
Ekranlara yansıyan açlık, sefalet, yokluk görüntüleri bir oyunun; bir para toplama tuzağının birer parçası mıydı?
Bilemiyoruz.
Ancak, Kanal 7 Int televizyonu idarecilerinin karıştığı büyük çaplı yolsuzluk, ister istemez bizleri etkiledi. Yardım paraları, "Daha fazla para kazanmak ve daha fazla yardımda bulunmak" amacıyla kullanılmış. Bu nasıl bir zihniyet, nasıl bir mantıktır anlamak mümkün değil.
Kanal 7 Int'in Genel Müdürü Mehmet Gürhan, böyle savunmuş kendisini... Detaya girmiyor, suçu kabullenmekle yetiniyor.
Belli ki, birilerini koruyor.
Derneğin Muhasebe Müdürü'nün itirafları çok ilginç. "Her türlü yardıma hazırım" diyerek, ilginç bir itiraf örneği sergiliyor Firdevsi Ermiş. Çok hassas ruhlu biri olduğu belirtilen Ermiş'in ciddi anlamda kilo verdiği de gözlerden kaçmıyor.
Peki bütün bu olup bitenleri kabullenecek miyiz?
Kırılan kolu, yen içinde saklayacak mı yine bazıları? Sağ kesime ait medyanın olayı çok küçük görmesi, doğru mudur?
Böylesine büyük boyutlardaki bu suistimali örtbas edecek miyiz?
İşte tam bu noktada düşünmeli, tartışmalı ve korkusuzca konuyu irdelemeliyiz, diyorum ben.
Çünkü, "Bizim mahalleden hırsız çıkmaz, bizde kötü adam yoktur" diyemeyiz.
Mehmet Gürhan'ı, ZAMAN Avrupa Yazı İşleri Müdürü olduğum dönemden tanırım. Daha sonraları televizyon yapımcılığı yaptığımız için birkaç kez görüştüm kendisiyle. Erbakan'ın çok sevdiği rahmetli Malik Akbaş'ın Milli Gazete temsilciliği döneminde yeni kurulan Kanal 7 Int için kameramanlık yapıyordu. Malik Akbaş; dolu, kültürlü bir insandı. Dil öğrenmeye yatkınlığı ile dikkat çeken ve Sorbon mezunu olan Malik Akbaş, akıcı İngilizce ve Fransızca konuşması ile Erbakan'ın beğenisini kazanmayı başarmıştı. Erbakan'ın bütün Avrupa gezilerinde Akbaş mutlaka bulunurdu.
Mehmet Gürhan'a hapishane yolu da, aslında Malik Akbaş'ın genç yaşta zatürreden vefat etmesiyle açıldı. O güne kadar kameramanlık yapan Mehmet Gürhan, birden kendisini Kanal 7 Int'in yöneticisi olarak buldu.
Sonra birden bire ilginç şirketleşmeler oldu.
2 kişilik şirket; birden büyümeye, güçlenmeye başladı.
Bütün bu yaldızlı gelişmeler içinde Deniz Feneri derneğinin faaliyetleri de vardı. Türkiye merkezli Deniz Feneri derneği Almanya'nın birçok yerinde konserler düzenliyor, duygulu müzikler eşliğinde, halktan açıktan para topluyordu. Televizyon ekranlarında yayınlanan reklamlardan da ciddi bağış toplanıyordu. SMS çeken vatandaşlarımız, otomatik olarak bağışta bulunabiliyordu.
İstedikleri kadar inkar etsinler. Türkiye'deki Deniz Feneri derneği bu işin içindedir. Dibine kadar içindedir hem de. "İlgimiz yok" diye istedikleri kadar bağırıp çağırsınlar. Toplanan paralardan bir bölümü (ki bunun 7 milyon Euroya yakın olduğu söyleniyor) direkt olarak Türkiye'deki merkeze aktarılmıştır. Bunu mahkeme söylüyor.
Programın sunucusu Uğur Arslan, Avrupa Deniz Feneri'nin etkinliklerine katılmış ve para toplanmasına dolaylı yoldan da olsa, "yardımcı" olmuştur. Uğur Arslan'ın, bütün bu olup bitenlerden habersiz olduğunu düşünemiyoruz işte bu yüzden. Çıkıp, bu konuda bir açıklama yapmasını bekliyoruz.
Kaldı ki, bedelli askerlikten yararlanabilmek için, Uğur Arslan'ın Avrupa'daki şirketlerden birinde işçi gösterildiği de iddialar arasında yeralıyor. Bu iddianın doğru olup olmadığını bilemiyoruz. Bunu da aydınlatacak olan elbette ki, Uğur Arslan'ın kendisidir.
Erdoğan'ın son dönem prenslerinden olan ve yayıncılıkla ilgili bir kurumun başında oturan kişi de, kendisini aklamak zorundadır. Çünkü o şa'şalı şirketleşme döneminin her noktasında o da vardı ve adı ortaklar arasında da geçiyordu.
Frankfurt'ta satın alınan binanın Yimpaş'a ait olduğu söylenir dururdu hep. Kanal 7 o binaya yerleşti ve akıl almaz paralar harcayarak stüdyolar kurdu, en son teknoloji ile donattı. Öyle ki, ikinci bir kanal olarak, müzik kanalı TVT de Avrupa'da kuruldu.
Avrupa televizyon piyasasını az çok bilirim. Bugün en çok izlenen kanallarda reklam yayın ücretinin saniyesi 3 Euro civarındadır. Kanal 7 Int'in ücretleri ise daha düşüktür. Bu parayla bu değirmenin dönmeyeceği aşikardı zaten.
Bu suistimali gerçekleştirenleri kınıyoruz, lanetliyoruz.
Gönüllerinden koparak, sırf Allah rızası için yardımda bulunanlar üzülmesinler...
"Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
"Şüphesiz Allah biçimlerinize ve sözlerinize bakmaz işlerinize ve kalblerinize bakar."
Sözü, Söz Sultanı Hz. Peygamber (sav)'in bir sözüyle noktalayalım...
"Bizi aldatan, bizden değildir..."
***************
İkinci Yazı
Kurumlar ve yöneticiler üzerine...
Deniz Feneri örneğindeki gibi suistimalleri önlemenin yollarını gözardı etmemek gerekiyor. Bunun için en önemli konu elbetteki "denetleme"dir...
Çok sıkı bir denetleme...
Denetleme Kurulları oluşturulmalı ve en az 5 kişinin onayından sonra bu tip kurumlardan para harcanmalıdır. Tasarruf imkanı kesinlikle ve kesinlikle tek bir kişiye verilmemeli, kararlar bir heyet tarafından alınmalıdır. Bütün harcamaların banka üzerinden yapılmasına dikkat edilmelidir. Mümkün mertebe elden para transferinden kaçınılmalıdır.
Ve en önemlisi...
Vizyonsuz, sırf "bizden" duygusuyla insanlar görevlere atanmamalı, iş ehline teslim edilmelidir. Herkes de işini yapmalıdır.
Hiçbir yönetici görevinde 3 yıldan fazla kalmamalı, kalması gerekiyorsa da sürekli olarak görev alanı kontrol edilmelidir. Uzun süre görevde kalan yöneticiler, yolsuzluk yapmasalar bile, bir süre sonra sahip oldukları maddi değerlerin artmasıyla beraber, dedikodular ayyuka çıkmakmakta ve uhuvvet bozulmaktadır. Belli bir zaman sonra da yöneticiler, herşeyi kendilerinden bilmekte, etraflarında yalaka bir ekip kurma eğilimi göstermektedirler.
Karşı çıkmayan, her denileni yapan, onaylayan...
Denetleme Kurulları'nda görev alan kişiler, yöneticiyi aklamak için uğraşmamalı, gördükleri en ufak yanlışta "görevden alma da dahil" ciddi ve sert önlemler alabilmelidir. "Duyulursa, bizim cemaate/gruba/davamıza zarar gelir" demek, bütün topluma karşı bir sorumluluğu beraberinde getirir.
Torpilin önüne mutlaka geçilmelidir. Sırf, babası, kayınbabası zengin diye insanlar önemli koltuklara oturtulmamalı, işi ehline verme noktasında titiz davranılmalıdır.
Torpille göreve gelenler.. torpilli koltuklarına yapışanlar.. bir süre sonra da sahip olduğu nimetleri kaybetme korkusuyla entrikalara başlamaktadırlar. Kendilerini aklayan, kollayan, savunan timler kurmakta, hiçbir beklenti içinde olmadan gayret gösteren insanları bir kalemde silebilmektedirler.
Akabinde, "kırgınlar", "gönül koyanlar", "gayr-i memnunlar" adlarıyla anılan gruplar teşekkül etmektedir.
Türkiye'de ister sağda, ister solda; bütün hareketlerin, bütün kapalı grupların yumuşak karnı da, işte tam orasıdır...
Yorumlar sechkean yorum yazabilirsiniz diyor.. neyin yorumunu yazayım bu fesatlıkların üstüne! insanda mide bırakmıyorlar, eğer doğruysa allah topunun belasını versin! demek ki ismet özelin dediği gibi: 'yol değil, yoldaş' kominist de olacaksan, ehli tarik de olacaksan, istersen devrim yap, istersen ahiretini kurtar, önce yoldaşından tam emin olacaksın. yok muydu buradaki insanların fesatlıklarından haberdar kimse!!??!! pardon kime diyorum.. muhasebeci haberdar olsa.. zavallı ufacık birisi. böyle hataları aslında en iyi başka cemaatlerden tarikatlerden kimseler görür ama onlar da nasıl bir düşüncesizliğin eseriyse ilişmiyorlar kardeşlerine. baksanıza, iddianame ortaya çıktıktan sonraki sessizlikten belli değil mi! yazık.Yusuf Alper http://www.gasteci.com/yazar14915.htm SEBAHATTİN ÇELEBİ beyin bu sitedeki yazısına bir de NUH GÖNÜLTAŞ'ın cesur yazısı güzel olmuş... Maalesef toplumdaki her kesim içinde PARANIN KOKUSUNUN OLDUĞU YERLERE BİRİLERİ YANDAN YANDAN YANAŞIR VEYA HİÇ ÖYLE NİYETİ YOK İKEN İRADESİ VE İMANI ZAYIF VE ZAAFLARI DA VAR İSE ŞEYTANA UYUP PARALARI HÜPLETMENİN KILIFINI BULURLAR... ÖRNEĞİN CAMİ YAPTIRMA DERNEKLERİNE BAKARSIN ÜYE OLARAK ZORLA BİRİLERİ KENDİLERİNİ YAZDIRMAYA HATTA PARASAL İŞLERİ KONTROL ETMEYE HEVESLENİR İŞTE ONUN ENSESİNE YUMRUĞU İNDİRMEK GEREK... YATILI OKULLARA BAZILARI ISRARLA MÜDÜR VEYA MÜDÜR YARDIMCISI VEYA MEMUR OLMAYA PEK HEVESLENİRLER .. SEBEBİ BOL PARA DÖNDÜĞÜNDEN.. ASKERİYEDE Kİ ALIM SATIM İŞLERİ İLE İLGİLİ YERLERE BİRİLERİ ZORLA GEÇMEK İSTİYOR İSE MUTLAKA BİR HİNLİK VARDIR.. .CEMAATLER VE TARİKATLER İÇERİSİNDE BİLE AKÇELİ İŞLERE BİRİLERİ KENDİNİ ZORLA SÜRTÜYOR İSE ORADA DİKKAT ETMELİ.. ÇÜNKÜ BİNLERCE SAMİMİ, İYİ NİYETLİ, İHLASLI İNSANLARIN ÇOLUK ÇOCUĞUNUN RIZKINDAN VERDİĞİ YARDIMLARI BAZI ASALAKLAR VE LAĞIM FARELERİ TIRTIKLAMAYA NİYET EDEBİLİR.. ÇOOOOK DİKKATLİ BİR KONTROL MEKANİZMASI KURMAK GEREKİR... HELE CEMAAT, TARİKAT VE DİNİ GRUPLAR 100 KAT DAHA FAZLA DİKKAT ETMELİ... YOKSA MİLLETİN ALINTERİNİ EMANET ETTİĞİNİZDE TIRTIKLANIYORSA BİLMİYORDUM DESENİZ DE VEBALİNDEN KURTULAMAZSINIZ ----- MİLLETE AİT EMANETLER TEVDİ EDİLİRKEN İLKE ŞUDUR === HÜSN-Ü NİYET LAKİN ADEM-İ İTİMAT=== Yani iyi niyetle emaneti vereceksiniz ama asla itimat etmeyeceksiniz yani kralı olsa, evliyası olsa, haşa ehl-i beyt dahi olsa denetliyeceksin... Onlara da bu yakışır... Hazreti Ömer efendimizin Hutbe okurken cemaatten birisinin çıkıp Hutbeni dinlemiyoruz önce üzerindeki elbisenin hesabını ver diyen sahabiye diyor ki ganimetlerden düşen paylardan oğlum da hakkını bana verdi ondan bu iki parça elbise oldu.. Sahabe efendimiz şüphesi gidiyor ve Hz. Ömer Allaha şükrederek hutbeye devam ediyor.. Hz. ÖMER EFENDİMİZ HESAP VERMEKTEN VE HESAP SORULMASINDAN GOCUNMUYOR BİLAKİS ŞÜKREDİYOR.. SAHABE EFENDİMİZ DE HALİFEDEN HESAP SORARKEN KORKMUYOR ÇEKİNMİYOR.. İÇİNE DÜŞEN ŞÜPHE SU-İ ZANLAŞMADAN SORUYOR... İşte bizlere ölçü....süleyman izzet dink asım 'a
sen yazında bazı noktalara di,kkat çekmeye çalışmıssın ama, sanki içinde kin ve garez var. bu tür eleştirileri burda yapacağına gördüğün yerde ilgilisine yap, söylediğinde faraziyeler olmasın kim yapıyorsa, ilglisine ilet . ama dünyanın dört bir köşesinde maaş alamadan çoluğu çocuğu ile allah rızası için çalışanları töhmet altında bırakma şevkinide kırma. kötü örnekleri de genelleme yapma . dediklerinin doğru ise bence yüz belki bin katı milyon katı samimi insan var gönlünü vermiş.bunların hakkına girme. Birde Kendi parası ile kazanan varsa bunlarda kimseyi ilgilendirmemeli. Kadir Şinas... Yazıklar olsun bize, bir kez daha yazıklar olsun..Yine aynı tuzağa düştük, yine aynı oyuna geldik Çelebi kardeş...Allah kalemine ve yüreğine güç versin...Malesef yavaş yavaş hizmete sıra geliyor gibi ama hala gözi yaşlı kardeşlerimiz var...Onlar sayesinde birileri koltuklarında rahat oturuyorrlar ya öbür tarafta nerede oturacaklar....Birileri göyzaşı dökerken birileri ikinci evlerini alıyorsa bunu sizede bizede sorarlar abiler.....sorarlar, hem de öyle bir sorarlar ki.....sırrı Ergenekonun intikamı elbette olacaktımorhan korhan yazı ve yorumlar ilginç..
kimin neye hizmet ettiği belli değil..
örtülü makyavelizm bu olsa gerek..
*tırmanma şeridinde yükselemeyenler çamur deryasında yüzüyorlar..
ÖLÜM hakikatı belki akılları başa getirir..
said okur aman diyeyim. Yazi cok guzel ama yorumlar icin ayni seyi soylemeyecegim. Sahislara takilanlar var sanki. Nurettin Veren'ler her zaman olmustur her yerde. Yeterki onun o oldugunu bilip sahsina takilmayalim... Koca bir yekunu tenkit/damgalama hatasina dusmeyelim. Bu is gonul isi. Afrikaya giden de gonullu gidiyor, istanbulda kalan da gonullu kaliyor. Kimin neyi ne icin yaptigini Allah bilir ve obur tarafta hepsi cikar. win-win durumu yani. Herkes umduguna ulasir. Riza-i ilahiyi isteyen ona, dunyayi isteyen de ona ulasiyor. Niye gocunuyoruz ki?İzzet Dink Asım Mahallemizin Çelebi'si! Tebrikler!..Bir de çevresine hiç evlenmeyi düşünmediğini söyleyip de sonra ikişer ikişer evlenen abileri...Kendine kafadan görev çıkartıp da ayda, üç ayda bir ABD yolunu tutan abileri...Hem hizmetten, hem de devletten maaşlı; iki-üç maaşlı abileri...Bütün çocuklarını en pahalı kolej ve özel üniversitelerde hizmetten burslu okutan abileri...Bütün sülalesini, yakınlarını hizmet kurumlarına yerleştiren, 10 yıllık elemanlar bir milyar maaş alırken bunlara 2-3-4 milyarlık şeflik ve müdürlük yollarını açan abileri...Arabası, arkası olmayanları mazeretsiz işten atan; ayda bir araba değiştiren havalı ve Plazma TV'li-çift çanak antenli abileri..Fakir-gariban insanları Afrika'ya, Asya'ya gitmeyi teşvik edip de kendileri bir türlü İstanbul'dan, lüks semtlerdeki malikhanelerinden ayrılamayan abileri de yazsana!..Sevdim seni Çelebi!..Allah için yazıyorsun, belli!..Sen de feleğin sillesini yemişsin ki belli..Attan düşmeyen eşekten düşenin halini ne bilir?..Amma böyle gidersen Çelebi, senin de kalemini kırar abiler! ÖZGÜR KALEMLERİ, ÖZGÜR İRADELERİ, Hak yazıp hak ve adaleti savunan yazarları pek sevmez onlar!..Unutma ki: En acımasız Ergenekoncular kendi içimizdedir ve nefsimizdir Çelebi! Aman dikkat et, sayımız gittikçe azalıyor ha! Ya diren, ya da ipin çekilmeden abilere tam teslim ol!..En iyisini abiler bilir! Nass tefsir ve tevil edilir!..Haydi, hoşça kal Çelebi!..Hayati Aci gercekleri uygun bir lisanla dile getirmissiniz. Maalesef yolsuzluk belli bir kesime has bir husus degil. Her kesimden cikiyor ve mide bulandiriyor. hikmit tarhan Bu adamları hepis böyle. allah rızası için adam kazıklıyorlarMert Sayın Çelebi yazınızı herkesin okumasını umuyorum. tüm gruplara ve cemaatlere önemli uyarılarla dolu. ali çimen üstad...kalemi zirveye dikmişsin. olay budur..eline koluna sağlık.
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.