Şu başlıktan dolayı önce okuyucudan ve sonra Ramazan’ın ruhaniyetinden özür dilerim. Fakat bu başlıktan başkası da maksadımı yansıtamaz? Mehmet Ali Bulut
Çünkü birkaç gündür yayınlanan iki reklâm, açık söylemek gerekirse ciddi şekilde beni sinirlendiriyor. Kutsalı istismar eden şu iki reklama tepki gelmemesi de ilginç!
Biri ‘İstanbul için çorba vakti’ diğeri de, ‘Türkiye için iftar, S… için iftihar vaktidir’ reklamları.
Temel maksatları ürün satmak olan firmaların, reklâmlar yapmaları elbette haklarıdır. Ama reklâm bile olsa ‘belden aşağı’ya vurmaları hakları değil. Hatta, belden aşağı vurmanın ötesinde, belki de hiç düşünülmemiş neticeler içeriyor bu iki reklam:
Kutsalın tezyifi!
İftar, kelime ve eylem olarak son derece büyük ve geniş manalar ihtiva ettiği halde onu sadece ‘yeme içme vakti’ gibi algılatmak ve tıptı ‘tekbir giyim’, ‘zemzem kola’, ‘hira ticaret’, ‘helal market’ gibi kutsalın içini boşaltmayı sonuç verecek bir maksatlı eylemdir.
Maalesef İslam ve din kelimelerinin içi, nerede ise tamamen boşalmış durumda. Hatta İslam bu yüzden, “yaptırım gücü olmayan” bir tür ‘etnos’ kavram haline gelmiş.
Türk, Arap, Fars gibi ‘zorunlu’ bir tabiiyet kavramı olmuş. Bugünkü Müslümanlıkta bir ‘istilzam’ bir bilinçli taraf oluş yok. Dolayısıyla ‘sorumluluk’ da yok.
Oysa İslam ‘silm’ (barış) kökünden gelir. Ona mensubiyet, bir sorumluluk yükler insana. “Ben Müslümanım” diyen insanın, beş vakit namaz kıldığı, Ramazan ayında oruç tuttuğu, malından zekât verdiği, gücü varsa hacca gittiği ve Allah’tan başka ‘ilah’ tanımadığına gösterme anlamında ‘kelime-i şahadet’ getirdiği kabul edilir.
Ama bugün şu beş şarttan –hemen hemen- hiç birini yerine getirmediği halde sırf kimliğinde İslam yazdığı için kendisini Müslüman zanneden milyonlar var…
İşte maalesef şu neticelere, bu tür küçük –kasıtlı veya kasıtsız- ihmallerle gelindi.
O yüzden de ben ‘İslam’ı artık bir dinden ziyade bir ‘milletin’ adı gibi algılıyorum. Çünkü bir insanın ‘ben Müslümanım’ demesi, onun haram ve helallere uyduğu, namaz kıldığı, oruç tuttuğu vs. anlamına gelmiyor artık.
Halbuki İslam bir dindir ve mensuplarından, temiz bir ahlak ve birtakım dini eylemleri hem de bilinçli ve idrakine vararak yapmasını ister.
Bir insanın, dini vecibeleri yerine getirememesi başkadır, onlara ihtiyaç duymaması; adeta yok sayması başkadır. O yüzden bir iki yazımda ‘İslam artık tek başına ahlaklı olmak için yetmiyor’ demiştim.
Bu, İslam dinin aczi değil, kendisini Müslüman zannedenlerin algısıdır. İşte o algı, böyle maksadını aşan ihtiraslar ve kötü niyetlerle oluştu. Dinlerin yozlaşması ve mana mihverlerinden çıkması, ona ait kavramların içinin boşaltılmasıyla başlar.
Laik kesim, bir Müslüman için, nefsin entrikalarına karşı ‘teyakkuz’ (hazırol!) vaziyetinden ‘rahat!’ pozisyona geçme anlamına gelebilecek ‘Fıtır (Ramazan) Bayramı’na, ‘şeker bayramı’ diye diye, nasıl onu mihverinden çıkarmışlarsa, aynen öyle -medyanın da yardımıyla- Ramaza ayı da, nefsin terbiyesi anlamına gelen oruç ayı olmaktan çıkarılıp, nefsin azdırılması olan israf ve ‘kendini besiye çekme’ mevsimine dönüştürülüyor.
Ramazan, sanki nefsin terbiyesi, açlığın hissedilmesi, bir Rezzak-ı Kerim’in varlığının bir kere daha ta yürekten hissedilmesi için verilmiş bir emri ilahi değil, nefsin daha da azdırılması mevsimi olmuş. Çoğu insanımızın Ramazan’da kilo alması ne manidar değil mi?
Eliniz değer de şu günlerde gidip o büyük marketlerin kapısında bir iki saat oyalanırsanız, anlarsınız ne demek istediğimi!
Manzara adeta “Türkiye için semirme vaktidir” görüntüsü vermektedir. İşte şu tür reklâm ve telkinlerin sonucu bu…
Ben şahsen ‘müdrik’ Müslümanların şu reklâmlara tepki vermelerini beklerdim! Ama görülüyor ki, alan da satan da memnun!
* * *
Bir hadis-i kudsî’de, nefs ile onu yaratan Rabb’ül-İzzet arasında geçen bir diyalog aktarılır. Cenab-ı Hak, nefsi yaratınca ona sorar:
-Ben kimim, sen kimsin?
Nefs,” Ben benim, sen sen’sin’ der. Bu mükaleme birkaç kere tekrar edince, Alemlerin Rabbi onu ateşle cezalandırır ve tekrar sorar:
-Ben kimim sen kimsin?
Nefs yine “Ben benim, sen sensin!” der.
Rab, bu kere de ona ‘yokluğu hissetme’ cezası verir. Nefs yine “Ben benim, sen sensin’ der.
Sonunda onu ‘açlık’la sınar. Nefs diz çöker ve “Sen benim Rabbimsin, ben senin kulunum’ der.
Bu sembolik mükâleme aslında, kozmolojik; merkezinde Allah’ın bulunduğu kozmolojik hiyerarşiyi insana hissettirme seremonisidir. İşte Ramazan, şu aşkın idraki algılama ve algılatma mevsimi!
Oruç, insanın kendini aşmasıdır; nefsin bencilleştirici arzularına karşı, ‘insan’ı, ‘ilahi idrak’ ile bütünleyici duruştur. Bir karşı duruş; Mavera’ya varmak için ‘vera’ya karşı duruş!
Hürriyetin tadına ermektir oruç! Bireyselliğin üşüten, korkutan, yok eden yalnızlığından, ‘insan manası’ içinde eriyişin ve böylece çoğalıp ebediyeti hissetmenin mevsimidir Ramazan ve oruç.
Onu böyle çay ve çorba vakti, semirip azma vakti sanmak veya ona öyle bir mahiyet kazandırmak en basit haliyle ahmaklıktır, insafsızlıktır, basiretsizliktir…
Bir Hadis-i kudside, cenab-ı Hak, ‘Ademoğlunun bütün amelleri kendisi içindir. Bir tek orucu benim için utar. O yüzden onun müküfatını da ben vereceğim!” buyurur.
Yorumlar Keramettin Kerim Buraya yazı yorum arkadaşlardan istirham ediyorum. lütfen Ergenekon örgütünün çekirdek kadrosu ile ilgili daha çok detay biliyorsanız yazın. özelikle kökenleri bakımından.Müslüman Türk halkı İttihat ve Teraki'den bu yana Türk milleti güya türk kimliğiyle darbe, cunta yapıyorlar. Kesinlikle ırkçılık saikiyle yazmıyorum. lütfen arkadaşlar kökenler konusunda yardımızı istiyorumHaydar Ali Korg. GALİP MENGİ; önce KKTC'yi sonra da Türkiye'yi karıştırdı...Yıl: 2000 Ağustos'u.. Haber-LEFKOŞA - KKTC'de muhalefetin Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'na atanan Tuğgeneral Galip Mendi'ye tepkisi dün krize dönüştü. Mendi'yle birlikte göreve yeni atanan komutanlara bakanlara uygulanan tarzda bir protokol düzenlenince, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) lideri Mehmet Ali Talat töreni sivilleşmeye aykırı sayarak önceki gün havaalanındaki karşılama törenine gitmedi. Buna karşılık olarak dün yapılan devir-teslim törenine CTP davet edilmedi.
Başbakan Yardımcısı ve Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) lideri Mustafa Akıncı ile girdiği tartışmalar ve Avrupa gazetesine yönelik casus operasyonuyla tartışma konusu olan GKK Komutanı Ali Nihat Özeyranlı'nın yerine atanan Tuğgeneral Mendi'nin adaya varışı da yeni gerilimlerin işareti oldu. Tuğgenerallikten tümgeneralliğe yükseltilen ve Türkiye'ye çekilen Özeyranlı'nın yerine, adada daha önce Sivil Savunma Teşkilatı (SST) başkanlığı yapan Mendi'nin getirilmesi muhalefette tepki yaratmıştı. Tepkinin nedeni, 1996'da gazeteci Kutlu Adalı'nın, başında Galip Mendi'nin bulunduğu SST tarafından öldürüldüğü yolundaki yaygın iddialar.
Denktaş'ın özel kalem müdürlüğünden gelen, ancak daha sonra muhalifler arasında saf tutan Adalı, öldürülmesinden önceki günlerde, art arda SST'yi hedef alan yazılar yazmıştı. Adalı özellikle, SST'nin Saint Parnabas Manastırı'na yaptığı esrarengiz baskının üzerine gidiyordu. İddiaya göre baskında manastır bekçileri bağlanmış ve 1974 öncesi buraya gömülen bir ganimet çıkarılmıştı. Bekçiler 'baskıncıların' kullandığı arabaların SST'nin plakalarını taşıdığı yönünde ifade vermişti. Ardından Adalı tehditler almaya başladı. Eşinin iddiasına göre tehditlerden biri bizzat Mendi'den geldi. Adalı cinayetinden önce Abdullah Çatlı'nın adaya geldiği de iddia edilmiş ve bu iddia yalanlanmamıştı.
Sırada eylemler var
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın 'özel isteğiyle' atandığı öne sürülen Mendi'nin, adada yeni bir 'sertleşme' dönemini temsil edeceği endişesi yaşanıyor. (Radikal: 18 Ağustos 2000)
Sühan Akın ETÖ Operasyonları; Kıbrıs'a ve KKTC'deki 50-60 yıllık TSK-TMT yeraltı-yerüstü operasyonlarına kayabilir!..Cezaevinde, TSK adına ETÖ üyelerini ziyaret eden Özel harpçi Korgeneral Galip Mendi kimdir?..
KKTC'de Kutlu Adalı'nın öldürülmesi olayında adı geçen dönemin Sivil Savunma Teşkilat Başkanı olan kurmay albay Galip Mendi şimdi korgeneral.
Peki kimdir bu özel harpçi general?
Korg. Galip Mendi (1951 - .... )
Korgeneral Galip MENDİ 1951 yılında ANKARA'da doğmuştur. 1970 yılında Kara Harp Okulundan Piyade Asteğmen olarak mezun olmuştur. Piyade Okul K.lığı’ndaki öğrenimini müteakip, 1971 yılında Teğmen olarak Kıt'a görevine başlamıştır.
1971 - 1974 yıllarında 70'nci P. A. K.lığın'da ANTALYA, 1974 - 1977 yıllarında 247'nci P. A. K.lığı’nda Göle / KARS, 1977 - 1980 yıllarında 213'ncü P. A. K.lığı’nda BABAESKİ, 1980-1981 yılları arasında Komando Taburunda KIBRIS, 1981-1983 yılları arasında Bölge Seferberlik Tetkik Kurulu Başkanlığında / DİYARBAKIR, Takım ve Bölük Komutanlığı ile Bölge Subaylığı görevinde bulunmuştur.
1983 - 1985 yılları arasında Kara Harp Akademisinde öğrenim gören Korgeneral Galip MENDİ , Kurmay Subay olarak 1985 - 1987 yılları arasında P. Tb. K.lığı MUĞLA, 1987 - 1990 yılları arasında Maltepe Askeri Lisesinde Hrk. ve Eğt. Ş. Müdürlüğü, 1990 - 1991 yıllarında SİİRT, 1991 - 1992 yıllarında 70'nci P. Tugayı MARDİN, Kurmay Başkanlığı görevlerinde bulunmuş, ve müteakiben Özel Kuvvetler Komutanlığı bünyesine atanmıştır.
1992 - 1994 yılları Özel Kuvvetler Komutanlığına Okul K.nı, 1994 - 1996 yıllarında K.K.T.C'de Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı, 1996 - 1997 yılları 4 ncü Özel Kuv. Alay Komutanlığı, 1997 - 1998 yılları Özel Kuvvetler Komutan yardımcılığı görevlerinde bulunmuş, 30 Ağustos 1998 tarihinde Tuğgeneral'liğe terfi etmiştir.
Korgeneral Galip MENDİ 1998 - 2000 tarihlerinde 1'nci Komando Tugay Komutanlığı KAYSERİ, 2000 - 2002 Güvenlik Kuvvetleri K.lığı K.K.T.C.’de görev yapmıştır. 2002 yılı atamalarında Ege Or. Komutanlığı Hrk. Kur. Ybşk.lığı görevine, 2003 yılı atamalarında ise Tümgeneral rütbesine terfi ederek Ege Or. K.lığı Kur. Bşk.LIĞI, Yüksek Askeri Şura Ağustos 2006 kararları ile Ulş. Okl. ve Eğt. Mrk. K.lığı görevine atanmıştır.
Korgeneral Galip MENDİ , 2007 yılı Yüksek Askeri Şura sonucunda Gnkur ATASE Bşk.lığı görevine atanmıştır.30 Ağustos 2007 tarihinde geçerli olmak üzere Korgeneral’liğe terfi etmiştir.
"Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası" ile "Üstün Başarı Madalyası" sahibi olan Korgeneral Galip MENDİ, Bayan Merih MENDİ ile evli olup iki çocuk babasıdır.
ahmet akkuş mehmet ali ağabey tv seyretmediğim için reklemı hangi firmalar yapıyor bilemedim.daha sonra o firmaların kim olduğunu öğrendim.şimdi O firmanın ve diğer yan kollarının hiçbir ürününü almıyorum.Uyarın için teşekkürler Mehmet ali ağabey.Sağlıcakla kalınayna Emine Ayna kimdir?.. Emine Ayna Hakkinda...
1968 Diyarbakır doğumlu, ortaokul mezunu ve bekar. Gökkuşağı Kadın Derneği'nin kurucu başkanı. Milletvekili olmadan önce Adana'da yaşıyordu. DTP'den Mardin milletvekili oldu.
Kürt kökenli olmasına karşın Kürtçe bilmeyen Ayna, kamusal alanda Kürtçenin kullanılmasını istiyor. Emine Ayna'yı DTP için 'özel' kılan yanlarından biri Tokat'ın Kızıldere köyünde Mahir Çayan'la birlikte öldürülen THKO üyesi Ömer Ayna'nın kuzeni olması. Konya'da yaptığı bir konuşmada, Abdullah Öcalan'ın zehirlendiğini iddia ederek, "Bu, bir savaş kışkırtıcılığıdır." diyen Ayna, diğer yandan da şiddete karşı olduğunu ve tüm sorunların TBMM çatısı altında çözülmesi gerektiğini belirtiyor.
Fuat Köprü Atatürkçü, laik ve Kemalist PKK'lılar!...
YouTube - SÖZDE CUMHURİYET MİTİNGCİSİ EDİP AKBAYRAM'DAN ...
Edip Akbayram PKK konserine katıldığını kabul etti. Akbayram ...
10 dakika -
www.youtube.com/watch?v=se60V9EYAh4ÇIĞIRINDAN ÇIKAN REKLAMLAR Sayın hocam o kadar güzel bir konuya değinmişsinizki artık müslümanlkar tepki vermektende aciz gibi gözüküyorlar.Daha önce ayyıldızlı kola reklamının konu edildiği siteye de yazmıştım,protesto etmesini dahi bilmiyoruz.Ben 21 yıldır evime Coca Cola sokmuyorum,ve bu tür içeceklerin hiç birinide almıyorum,geçenlerde Ülker gurubunun da bir hatasından dolayı artık onuda almıyorum ve herkese almamalarını tavsiye ediyorum.Bu insanlar kasalarını doldurma amaçlı bizim saf ve temiz halkımızı kandıran türde reklamlar yapsınlar ,Onlar bunu yaparkenkaybettiklerini anlayacaklardır.Ayrıca Cüneyt Arkın gibi sinema tarihine mal olmuş bir zat BIIIRRRRRRR diyekomik ve alçak duruma düşüyorlar. yeter artık...
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.