Her soruya "Ben bunun cevabını kitaplarımda yazdım" diye cevap verebilen büyük zat...
Nuh Gönültaş
Muhteşem enaniyet abidesi...
En baba narsisistlerin bile yanına yaklaşamayacağı alçak gönüllü muhterem.
Yanında Zekeriya Beyaz Hoca'nın bile fazlasıyla alim kaldığı kişi...
Time Dergisi’nin gerçekleştirdiği “20. Yüzyılın En Önemli Kişileri” (The Most Important People of 20th. Century) anketinin “En Önemli Bilim Adamları ve Islahatçılar” (The Most Important Scientists and Healers) listesinde, dünya kamu oyunca belirlenmiş yüz ismin, 2001 yılı itibariyle ilk onu arasında yer alan aziz şahsiyet...
Türkiye'nin Karadeniz Bölgesinde doğup büyüyen allame-i cihan...
Çıplak uyarıcı zat....
Allah Aşkına hocam bu cümleyi nasıl yazabildiniz?
Hiç mi hiç yakıştıramadım size.
Defalarca ve defalarca kim yazmış bu cümleyi diye baktım. Acaba Mehmet Ali Erbil'e ait bir söz olabilir mi, inşallah öyledir filan diye bir süre aranıp durdum.
Ama Mehmet Ali Erbil böyle şahane bir cümle kuramaz diye düşündüm.
Tamam çıplak uyarıcısınız da bu işi artık iyice belden aşağıya düşürmenin alemi var mı?
Bakın şu Hürriyet Gazetesi'nde yazdığınız cümleye:
"Hortlamış bir sürü Damat Ferit ve Mustafa Sabri ile bütün bunlar yapılır, bütün kaleler bir bir düşürülürken, ülke, aydınlanmanın önünü açanlardan biri olan adamın anıtlaşmış eserlerini yaratan açıktaki o büyük kafasını bırakıp fermuarının arkasındaki küçük kafasıyla uğraşıyor."
Size hiç yakıştıramadım bu "Fermuarının arkasındaki küçük kafasıyla uğraşıyor" sözlerini.
Çıplak uyarıcıydınız ama işi iyice belden aşağı düşürmeye hakkınız yok!
Şahane bilmem kim.
Hangi muhabbetin şuuraltı ifadesi.
Demek ki iş oralara kadar varmış.
Valla, Şahanenin de gururunu rencide edecek kaba bir savunma cümlesi bu.
Böyle bir cümleyi yazabildiğinize göre gerçekten büyük kafaymışsınız.
Ama şunu hatırlatırım hocam, büyüklük önemli değildir, önemli olan...
Bizi Atatürk ile aldatmaya çalıştığınıza göre galiba yeni kitabınızın adı "Atatürk ile aldatmak" olacak!
Yorumlar keramettin kerim Arkadaşlar, ergenekon tutuklularının kökenleri ile ilgili bilgi arıyorum. bilenlerin yardımını bekliyorum. sevgilerHassan Kıbrıs Gazetesinden yazar Hasan Hastürer anlatıyor(23 Ocak 2007): " Güvenlik Kuvvetleri eski komutanlarında, bir dönem Sivil Savunma Başkanlığı da yapan Tümgeneral Galip Mendi'nin oğlunu KKTC İzmir Konsolosluğuna Turizm Ataşesi olarak atadılar."
İsmini sordum. "Vallahi bilmem, sen gazetecisin öğren artık" dedi.
Telefonla bana ulaşan okur arkadaşımız bize ev ödevi verir gibiydi.
Ben da araştırdım. Bilginin özü doğruydu. Galip Mendi'nin oğlu Cihan Mendi, KKTC İzmir Konsolosluğu Turizm Ofisi'nde göreve başladı. Ancak Turizm Müşaviri ya da Turizm Koordinatörü olarak değil, orada bu görevi yapan Özge Emekçi'ye yardımcı olarak görevlendirildi.
VATANDAŞ İsa Can kardeş,çok kızmışsınız.Lütfen biraz sakin olalım."Siz müslümansanız ben müslüman değilim"tabirini söylemenin fıkhi hükmüne bakınız.Ben burada yazmayayım.Müslüman olup olmamakta hürsünüz.Gelelim Y.Nuri hocanın Kurandaki İslamına.Y.N.hocanın kuranda dediği çok şeyler kuranda değil Y.N.hocanın kafasında var.Mesela Atv deki bir proğramında çıplak namaz kılınabilr dediğini işittim.kuranda böyle birşey yok.Engin A. Cezaevinde ETÖ üyelerini ziyaret eden Korg. Galip Mendi'nin komutanlık yaptığı yerden BAŞÖRTÜSÜ EYLEMLERİ başlamış!...Lütfen, ama lütfen; aşağıdaki haberde adları geçen Kadrican MENDİ ve Alparslan ARSLAN kimdir? Araştırınız.....İşte haber: çeçenfedai:
Kocaeli Başörtüsüne Özgürlük Yürüyüşü. (foto)
Kocaeli İnanç Özgürlüğü Platformu “Başörtüsüne Özgürlük” Eyleminin 157. haftasını büyük bir yürüyüşle gerçekleştirdi. Yaklaşık 3000 kişinin katıldığı eylemde sık sık sloganlar atıldı, başörtü zulmünü protesto eden dövizler taşındı.
İzmit Merkez Bankasından güvercinlerin uçurulması ile başlayan yürüyüş, İzmit Sabri Yalım Parkında son buldu. Şehir dışından da çok sayıda katılım olduğu eyleme,Türkiye’nin diğer kentlerinden gelen platformlar da destek oldu.
Eylemde Kocaeli İnanç Özgürlüğü Platformu adına basın açıklamasını MAZLUMDER Kocaeli Şube Başkanı Nigar Gümrükçüoğlu yaptı. MAZLUMDER Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun yaptığı selamlama konuşmasında geçen seneki başörtüsü eyleminde yapılan haksız müdahaleye de atıfta bulundu.
Bu sene de aynı prosedürün uygulanmasına karşın, geçen seneki müdahalenin keyfi bir uygulama olduğu dile getirildi. Ayrıca MAZLUMDER İstanbul Şubesi adına Ahmet Akın, Sakarya İnanç Özgürlüğü Platformu adına Kadrican Mendi, Akdeniz Dayanışma Platformu adına Alpaslan Aslan, Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu adına Ali Dalaz, Konya İnanç Özgürlüğü Platformu adına Musa Eryılmaz, Akyazı İnanç Özgürlüğü Platformu adına İrfan Alemdar, Van İnanç Özgürlüğü Platformu adına Kemal Çelen, birer selamlama konuşması yaptı. Canan Osman Aran’ın şiirleri ile renk katılan eylem, Grup Yürüyüş’ün ezgileriyle verdiği son buldu.
Yürüyüşte en önde“Başörtüsüne özgürlük” yazan beyaz pelerinli grup ve hemen arkalarında hukuku temsilen cübbe giyen eylemciler ve ellerinde “Yargı Darbelerine Son!” yazılı afişi görsel bir figür olarak sergiledi.
BASINA VE KAMUOYUNA
Haftayı ay, ayı, yıl yaparak Kocaeli den başlayan özgürlük mücadelesini büyüten, diri tutan ona hayat veren kardeşlerim! Tam 157 haftadır yağmur-çamur, kar, kış, güneş demeden Sabri yalım parkında bir direnişe damar olan kardeşlerim! Buradan tüm Türkiye’ye bir çığlık yükselten ve bu çığlığa Sakarya dan, Ankara’dan, Van’dan, Akyazı’dan, Antalya’dan, Konya’dan her hafta aynı gün aynı saatte, aynı şekilde yürek kabartan gönüldaşlarım, bugün için diğer illerden destek olamaya gelen İstanbul’dan, Bursa’dan gelen kardeşlerim, hepiniz hoş geldiniz!
4. yılımızda bizleri yalnız bırakmayan sizlere sizleri selamlayarak, teşekkür ediyorum. Belki yüzlerce tarifi, nitelemesi olmakla beraber, nedir bu başörtüsü yasağı ve bu yasağı, zulmü ne kadar görebiliyoruz diye düşünüyorum. Meseleyi siyasi, sosyal ve ekonomik açıdan ele aldığımızda, her nereden bakarsak bakalım, ortaya dipsiz, manasız ve temelsiz bir yasak çıkmaktadır. Bu yasak sadece kendinden olan ve derdi sadece kendi ile olan bir yasak olarak kalsa belki mesele daha anlaşılır olacaktır. Fakat bu top yekun bir zihniyetin ürünüdür ve o zihniyet ne kadar çağ dışı ne kadar statükocu olursa olsun şişirilmiş kavramlar ile çok yaldızlı olarak sürekli önümüze sürülmektedir. Bu zihniyet her an bir köşede karşımıza çıkmaktadır. Biz bu zihniyeti deşifre etmekten bıktık, ama onlar hala pişkince sırıtmaktalar bir yerlerden bizlere.
Bu zihniyet halkı umursamayan, halka rağmen halk için en iyisini düşündüğünü zanneden zihniyettir. Bu zihniyet yaşlıya, kadına, erkeğe tipine göre muamele yapan zihniyettir. Gerektiğinde adliyede cezalardan ceza beğendirten istemediği şeyleri engellemek için olmayan kanunu sırtına ters bir kazak gibi giyen ve ondan çıkardığı manayı okula başlamamış çocukların bile aklına vicdanına sığdıramayıp rezil olan zihniyettir. Yasa koyucu, en iyi yorumlayıcı ve uygulayıcılık da kendini ölçü gören zihniyettir. Bir an birisine garezlenip, Devlet benim diye gaza gelen, bu gaza gelme ile asıp kesen, yetkisi varsa cezalandıran aşağılayan, ordu niye kılıcını çekmiyor bunlara, gerekirse yeni bir ordu kuralım diyen zihniyettir. Eline cop geçti mi, annesini, kardeşini düşünmeden halka hesapsızca sallayan zihniyettir bu. Bu zihniyet etrafa kin ve nefret saçarak, halkı ayrıştıran, öteleyen, medya organlarında naralar atan zihniyettir.
Bu örümcek artığı zihniyet her kurum, her devlet birimi, her köşe başında karşımıza çıkabilir. Özel olarak bu zihniyet deyince aklımıza gelen; çok bağırgan medya mensupları, çok kaygılı para babalarının TV. deki vitrinleri, kalemini para ile, hele bu günlerde dolar ve euro ile sarıp yazı yazanlar. Papatya alıp darbe yapsam yapmasam, yapsam yapmasam diye kopara kopara emekli olan amcalar. “Ayışığı”nda, “Sarıkız” arayan, Anayasa Mahkemesi’nde bir şey iptal ettirince, siz iptal ettirttiniz gibi “alçak gönüllü” sözler söylerken nasılda riyadan kabına sığmayan zatları özel olarak hatırlamak zahmetine de katlanıyoruz.
On yıllardır başında değirmen taşları çevirtilen bu halk, kimin elinin kimin cebinde olduğunu, kimin din düşmanlığı güttüğünü, kimin yasakla, kimlerin kirli oyunlarını örtmeye çalıştığını görüyor. İstismarcıları, dayatmacıları, faşistleri, darbecileri, çetecileri… Hukuku kendine göre eğip bükenleri, siyasi odakları, inancımızı pazarlık malzemesine dönüştürenleri…
Şimdi soruyorum silere velev ki Anayasa Mahkemesi başörtüsünü yasaklasa bu bizi bağlar mı? Velev ki inancımız Anayasal bir yasak hale getirilse bu bizim başörtüsünden vazgeçmemizi sağlar mı? Asla, bir elimize ayı bir elimize güneşi verseler inancımızdan, örtümüzden vazgeçmeyeceğiz. Halka tepeden dikte edilen ne kadar uygulama varsa onun altında adı bulunan CHP, tek parti dönemini hasretle beklese de, yasakçılar toplum mühendislerine yeni bir halk modeli çizdirse de, tüm kurum ve kuruşlar bu zulmü körüklese de bu halkı kukla gibi kullanıp, bu zulmü ilelebet sürdüremeyecekler. İki seçim dönemi halkın kendisine yetki verdiği AKP Hükümetine bu meydanlarda haksız ve hukusuz bulduğumuz her fiil ve uygulamada eleştiren bizler ona yapılan hukuksuzluğu da, yarın başka bir partiye yapılınca da karşı çıkacak olan bizler, tıpkı dün bir başkasına yapılana çıktığımız gibi, Hükümete, bu hukuksuzluğu yapanlarla hesaplaş diyoruz. Hak ve adalet üzere olmayan tüm kişi, kurum ve merciler kendi elleri ile kendi sonlarını hazırlarlar. Bizler ise mücadele büyütür ve haksızlıklara bent oluruz.
4 yıldır bu meydanlarda haksızlık kimden gelirse gelsin karşısında durduk, kime yapılırsa yapılsın yanında olduk. Bu eylemler bizim için okul oldu. 4 yıl oldu…Öğrendik ki direnmek ve diri olmak ancak çalışmakla ve anmakla, unutmamakla, unutturmamakla oluyor.
Öğrendik ki günlük politikalardan çok insanlığın 10-20 yıl sonrasına yatırım yaptığımızı gördük. Nasıl ki bu günkü tablo geçmişin tohumu ise, bizde tohum ekmeyi öğrendik. Unutturulmuş köklerimize döndük. Artık olayları okumayı öğrendik. Biz lafını etmeyi değil, işini yapmayı öğrendik.
Yine öğrendik ki içimizdeki kor ne kadar sıcaksa, o kadar aklımız diridir. Biz o kora Filistin’i Çeçenistan’ı, Irak’ı Mora’yı Lübnan’ı bastırdık. Ve yandı içimiz… Aklımız diridir, yüreğimiz kabarık. Zalime çelik, mazluma kadifeyiz… Biz korkutulmaya kalktıkça, korkulanız. Ve kalacaktır sözlerimiz, fiillerimiz mazluma kucak açacak nesillerin ellerine ve şahit olsunlar ki bırakacağız onlara bu direniş geleneğini.
Nigar Gümrükçüoğlu
MAZLUMDER Kocaeli Şube Başkanı.
NOT: Kocaeli Bölgesi; ETÖ'nün Veli Küçük Paşa'nın Sorumluluk ve Operasyon Alanıydı..
Birsen Ulutaş Ankara Cumhuriyet Başsavcısı, Emniyet'i basıyor! İP operasyonunu yasadışı ilan ediyor; güvenlik güçlerini mahkum etmeye çalışıyor!..Bir Korgeneral (GALİP MENDİ), TSK adına, cezaevindeki teröristleri veya ETÖ zanlılarını ziyaret ediyor!..Bir zamanlar Adalet Bakanı Şevket Kazan, benzeri şeyi yapmış; kıyamet kopmuştu!...Çok tehlikeli bir süreç başlıyor!..Yeni komutanların konuşmalarını ETÖ zanlısı Behiç Gürcihan ve babası Ali İhsan Paşa, sitesinde ALKIŞLIYOR!..Aynen BİZ, BİZİM Görüşlerimiz diyorlar!...ETÖ Mahkemesi öncesi çok ilginç girişimler, gelişmeler yaşanıyor!..Ergenekon Terör Örgütü(ETÖ), çökertilMİyor; çökertilemiyor! Hükümetten KORKAKLIK belirtileri var!.. Ergenekoncu'lar bir SAVCI başı daha yemeye hazırlanıyor!..Ulusalcılar, kapsamlı bir hamle ve karşı saldırı-manevra içinde..Son bir aydır, ETÖ Operasyonları sanki durmuş durumda!..KİLİT isimlere DOKUNULMADI !..Yüzlerce ETÖ çetesinden ve hücresinden henüz üç-beş tanesi deşifre edilebildi..Onlar da şu an intikam peşinde!..Evet..Çok tehlikeli bir süreç başlıyor!..Mahkeme öncesi ilginç girişimler!..Ergenekon Terör Örgütü(ETÖ), çökertilMİyor; çökertilemiyor! Hükümetten KORKAKLIK belirtileri.. Ergenekoncu'lar bir SAVCI başı daha yemeye hazırlanıyor!..Ulusalcılar, kapsamlı bir hamle ve karşı saldırı-manevra içinde..Son bir aydır, ETÖ Operasyonları durmuş durumda!..KİLİT isimlere DOKUNULMADI !..Yüzlerce ETÖ çetesinden ve hücresinden henüz üç-beş tanesi deşifre edilebildi..Onlar da şu an intikam peşinde!..eses hanefi mezhebinim imamına çöl bedevisi diyebilen birisine ne denir ki?
Allah hidayet versin denirisa can Eğer yaşadığınızı ve yaşattığınızı iddaa ettiğiniz din islam dini ise yazıklar olsun size ki...özgün kur'an dinini , kur'andaki islam dinini bu halka anlatan zata bu iftira ve yalanları ve hakaretleri edebiliyorsanız yuhlarolsun sizlere allahın lanetini üzerinize çağırıyorum..siz müslüman sanız ben müslüman değilim.. kur'anın anladığı ve anlattığı anlamda bir dinden söz edecekseniz kuran dininin en büyük düşmanları sizlersiniz.ama ben biliyorum ki, kur'andan anladım anlamda bir dinin sahibiyim ve müslümanım.. o aziz insan yaşar nuride bir müslüman hemde yaşayan en güzel müslümanlardandır..beğenirsiniz beğenmezsiniz. sizin dininiz size bizim dinimiz bize..( kafirun süresi)
okuyun özgün şekli ile kuranı göreceksiniz ebu cehil zihniyetinizi..yüreğiniz yetiyorsahasan sayın Nuh bey,sizin de bazen maalesef şahane cümleleriniz olabiliyor.Yunus Onurlu* Bir ifade ancak bu kadar çarpıtılabilir, Nuh beye helal olsun!Kurtulus55 Nuh efendi sende bunları Yaşar hocanın yüzüne söyleyecek yürek var mı diye sormuyorum bile,olmadığına adım gibi eminim.Çıkın tvlara Yaşar hocayla konuşun adamsanız.Sarızeybek Ne yani Yaşar hoca bizi Atamızla aldatıp bizi Avrupa nın ve Amerika nın köpeği mi yapacakmış!Buna gülünür işte.Bunu anca sizin Amerikalı Avrupalı efendileriniz yapar.sez neden eleştiriye kapalısınız
neden yazılan yorumlar işinize gelmeyince yayınlamıyorsunuzabdurrahman Yaşar Nuri,kendi ifadesiyle çıplak uyarıcıymış zaten.Giyinik haller onu pek ilgilendirmiyor.Kadıyan'dan gelen Rüzgar Sayın gönültaş; Bu yazı oldumu şimdi?Onun misyonunda neler var bilmiyorsanız önce öğrenmelisiniz!
Bu zat ı muhterem Simavı Vakfı(P2 Locasının üstadı azamı) Gizli .Erol Simavinin babası sedat simavı tarafından özel yetiştirilmiş,mükemmel URDUCA bilen Prf.Y.N.Öztürk bey,hiç Öğrencisi olmayan İlahiyat Prf'u olarak göreve getirilen zatı muhteremdir.Yazdığı eserlerin çoğu Mirza Gulam Ahmet in(ingilizler tarafından Hint yarımadasında 50 ye yakın kitap yazdırdığı sahte ısmarlama peygamber)Kitaplarından bire bir kopya ve çalıntı olduğunu hala anlamadıysanız yazık!adamların müslüman ülkelerdeki CİHAD ruhunu öldürmek için Cumhuriyet tarihinde böyle ısmarlama alimlerle çalıştığını sezmemek aptallıktır.Yaşar hoca vazifesini yapıyor.İngilizler in genç Cumhuriyette uygulamaya çalıştığı ve zaman zamanda Altan kardeşlerin dillendirdiği(içen,fuhuş yapan,kumar oynayan,tam bir batılı)adı müslümat bir TÜRK nesli yaratma(MAYOT) laştırma ürünü olduğunuda bilmek gerekir.Fazla gale alınmamalı.
Onlar kendi kendilerini nasıl olsa yiyorlar!!!
Adını anmayın yeter.Akın Karslıoğlu TBMM SUSURLUK Komisyon Raporunu bir kez daha dikkatlice okuyun lütfen!..İnanılmaz ilişkiler, bağlantılar bulacaksınız..Örneğin Ege'yi haraca bağlayan ve son operasyona rağmen hala faaliyetlerini sürdüren Çerkes Ahmet Tekin Baykal çetesi ile Susurluk kazasında ölenlerin bağlantıları ve bilhassa Sedat BUCAK-Tansu/Özer Çiller Bağlantısı çok önemli...Ergenekon Terör Örgütü'nün (ETÖ) kilidini çözecek ağlardan birisi; Aydın-Kuşadası'na atılmış!..A. Tekin Baykal'ın Sedat Bucak ve Abdullah Çatlı'larla yaptığı olaylı Kuşadası Toplantısı çok önemli..İnfaz veya kazadan Tansu Çiller ve Özer Çiller'in de haberi vardı deniliyor....yaşar nuri çerman iş başında yürü be yaşar hoca! kim tutar seni! Böyle bir zeka ve deha bize lutfedilmis, bir hatundan bir çocuk yeter mi! Dörde kadar yolu var hocaamm! 5'erden 20 çocuk istiyoruz!yavuz el garib Yaşar Nuri Bey, "çıplak uyarıcı" olduğu için herkesi de çıplak olarak görüyor veya öyle zannediyor galiba. O nedenle bu çıplaklıklarda her türlü büyük küçük kafayı görmek mümkün.yavuz el garib Efendim sayın Yaşar Nuri sez Ama şunu hatırlatırım hocam, büyüklük önemli değildir, önemli olan...
bu cümlenin eleştirdiğiniz kişinin üslubundan geri kalan yanı yok..
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.