Her tarafa döküp saçmışlar, bombaları… Korku imal edip Kaos'a oynuyorlar… Tamer Korkmaz
İstanbul-Karacaahmet mezarlığında şüphe üzerine ihbar edilen zaman ayarlı 'termos' bomba son anda fark edildi; facianın eşiğinden dönüldü.
Otobüs durağının burnunun dibine bırakılan parça tesirli bomba “infilak saati”ne yirmi iki dakika kala imha ediliyordu.
Bolu-Gerede'de ise TEM yolu kenarında iki el bombasıyla iki ses bombası bulunuyordu!
* * *
Bu toprakların hemen her tarafına “bomba” ekmişler!
“Kaybedenler” cenahına mensup “Alacakaranlık Kuşağı” temsilcileri Türkiye'ye bir kez daha “kanlı kâbus” yaşatmak için kol geziyorlar.
Geçen perşembe İzmir'de ciddi bir badire atlatmıştık:
Teröristlerce bir binanın önüne park edilen bomba yüklü çalıntı otomobil, polis servisi ile orduevine bağlı askeri araç geçerken patlatılmış; toplam 18 kişi yaralanmıştı…
Cep telefonu düzenekli bomba, araçların geçişinden üç saniye erken patlatılmış; “Uzaktan Kumandalı” Provokasyon çok şükür amacına ulaşamamıştı.
İzmir'deki hadiseden iki gün önce ise…
Diyarbakır'dan bomba yüklü araçla yola çıkan bir terörist, eylem için gittiği Mersin'de -yakalanacağını anlayınca otomobilini havaya uçurmuş; 13 polisimiz yaralanmıştı…
Mersin'deki eylemde parçalanan 'canlı bomba'nın PKK'lı olduğu saptandı.
Diğer taraftan, İzmir bombacısı teröristin de aralarında bulunduğu sekiz kişi sıkı bir takip neticesinde yakalandı.
* * *
PKK'nın bitirilme süreci yaşanırken, terör örgütü mensuplarının büyük kentlerde sarsıcı eylemlere girişiyor olmaları hayli dikkat çekici…
Kritik zamanlarda gerçekleştirilen bu eylemlerde PKK'lı teröristlerin kullanılması, onların arkasındaki malum gücün ve de o gücün amaçladıklarının üzerini örtmemeli!
Ergenekon'u imal edenler; darbeci örgütün deşifre edilip üzerine gidildiği bir süreçte, bu topraklarda yaşadıkları “dönülmez akşamın ufkundaki” yenilgilerinin çaresizliğiyle PKK teröristleri üzerinden kanlı “Alacakaranlık Kuşağı” dizisini sürdürmek istiyorlar.
Ergenekon'un DHKP-C'den Hizbullah'a birçok örgütü imal ettiği; PKK'yı da yıllardır sistematik bir biçimde yönlendirdiği gerçeği iddianame vesilesiyle de gün ışığına çıkmadı mı?
Hal böyleyken, PKK'nın arkasındaki dış merkezi göz ardı ederek yakın geçmişteki ve bugünlerdeki hiçbir sarsıcı hadisenin perde arkasını çözemeyiz.
Kanlı eylemlerin arka planını işaretlemek üzere o malum merkeze vurgu yapıldığında; “Komplo teorisi bunlar!” refleksiyle karşı çıkanlar, bilerek ya da bilmeyerek provokasyonların perde arkasını da “ülkemizin dört bir yanına bomba ekmiş olanlar” hakkındaki gerçeği de örtbas etmiş oluyorlar!
* * *
Not: Yıllık iznimin bir bölümünü kullanmak üzere yazılarıma ara veriyorum.
Yorumlar Ayfer Adıbelli Ergenekon'a '4511' Kodu !
Kaçakçılık İstihbarat Harekat ve Bilgi Toplama Dairesi Başkanlığı 81 ilin ilgili birimlerine '4511' tahsisli yazı gönderildi.
İçişleri Bakanlığı Kaçakçılık İstihbarat Harekat ve Bilgi Toplama Dairesi Başkanlığı 'yeni tespit edilen terör örgütüne kod' tahsisi için 81 ilin ilgili birimlerine '4511' tahsisli yazı gönderildi.
Başlatılan 'Ergenekon' soruşturması kapsamında aralarında generallerinde bulunduğu zanlılar gözaltına alınıp cezaevine konulurken, İçişleri Bakanlığı Kaçakçılık İstihbarat Harekat ve Bilgi Toplama Dairesi Başkanlığı 81 ilin ilgili birimlerine 'Yeni Tespit Edilen Terör Örgütüne Kod Tahsisi' başlığıyla gönderdiği yazıda kod tahsisi yaptı. Türkiye gündeminde yeni alan 'Ergenekon' davasıyla ilgili gönderilen yazıda, "Yıkıcı ve bölücü terör örgütleri ve fraksiyonları ile terör amaçlı suçlara ait kodlar (a) emir ile gönderilmiştir. Yeni tespit edildiği bildirilen ve ilgi (b) yazı ile kod talebinde bulunulan 'Ergenekon' adlı terör örgütüne '4511' kodu verilmiştir. Gereğinin buna göre yapılarak, yeni verilen örgüt kodunun ilgi (a) listeye dahil edilmesi" bilgisi ulaştırıldı.
İlgi (a) jandarma ilgi (b) emniyet birimlerinin yazısını kapsıyor. Gönderilen yazı kapsamında bundan sonra Ergenekon terör örgütüyle ilgili konular '4511' olarak ilgi birimlerce kullanılacak.
PEYAMİ Hişşşşt!..Haberiniz var mı?...UĞUR MUMCU suikastinde, TBMM KOMİSYON RAPORUNDA AYNEN BUNLAR YAZMAKTADIR!..
UĞUR MUMCU -TBMM KOMİSYON RAPORU:
14-) Komisyona ifade veren Nezih Tavlaş’ın 20/02/1993 tarihinde Faili Meçhul Cinayetler Komisyonuna verdiği ve bir örneğini Komisyonumuza sunduğu Başbakanlığa hitaben yazılmış, MİT Müsteşarlığı antetli ve Müsteşar Sönmez Köksal imzasını havi 02/02/1993 tarih ve 01.786.8879/435 sayılı yazıda “ABD’nin, güvenliğini ve hayat çıkarlarını yakından ilgilendiren Türkiye’nin, gerekli yerlerinde kuvvet bulundurmak ve bu maksatla Orta Doğu’yu kontrol altına alıp, Türkiye’nin dine dayalı bir yönetim altına girmesini önlemek maksadıyla;
ABD Haberalma Servisi “CIA” denetiminde, İsrail Kabine görevlisi Haim Bar-Lev kontrolünde, İsrail “GANDA” birliklerinde eğitim gören altı kişilik özel TİM “Hayf” Deniz Üssünden botla Türkiye’ye giriş yapmışlardır.
Mezkur timin ülkemizdeki görevleri, Teşkilatımızın değerli Haber kaynaklarından Gazeteci Uğur Mumcu ve Mehmet Ali Birand’ı öldürmekdir.
Gazeteci Uğur Mumcu’yu öldüren tim elemanları ikinci görevleri olan Mehmet Ali Birand’ı öldürmek için ülkemizden çıkış yapmamışlardır. TİM elemanlarının yaptığımız istihbarat neticesinde İsrail Hükümetinin Ankara Temsilciğinde kaldıkları tespit edilmiştir.(EK: 11/265-266
NOT: Nezih Tavlaş'ın bildiğini DEVLET, HÜKÜMET ve Savcı Zekeriya ÖZ bilmiyor mu?..O zaman?...Peyami Çalıştay Dehşet veren bir konuşma!..Sayın Savcı Öz; Mehmet Ağar'ın ne zaman ifadesini alacak?..: İÇİŞLERİ eski Bakanı Mehmet Ağar'ın, bombalı bir suikaste kurban giden Uğur Mumcu'nun eşi Güldal Mumcu'yu evinde ziyareti sırasında şöyle bir konuşma geçer...
Mehmet Ağar: Bunu polis memurlarının yorgunluğuna, insanlık haline vermek lazım. Çünkü tutanaklar sahte değil.
Emin Değer: Ben 43 yıllık hukukçuyum. Hiçbir savcı bu tutanakları delil olarak kabul etmez. Savcılar, bu tutanakları, davadaki taraflardan biri itiraz ederse, sahte evrak sayar ve soruşturma açar. Hukuk Fakülteleri'nde, tutanak tahrifatı yapıldığı zaman, yanına `silindi' diye yazılır ve `düzeltilir' diye öğretilir. El yazılı tutanaklarda yapılan değişikliğin, alt tarafa not olarak konulacağı anlatılır.
Ağar "ne yapayım" dercesine iki elini yana açar.
Güldal Mumcu: Görüyorsunuz, bir sürü yanlışlık üstüste dizilmiş, önümüzde bir duvar gibi duruyor.
Mehmet Ağar: Altından bir tuğla çekerseniz yıkılır.
Güldal Mumcu: Çekin öyleyse.
Mehmet Ağar: Yapamam, mümkün değil.
Güldal Mumcu: Çekin altında kalsınlar.
Mehmet Ağar: Yapamam.
Güldal Mumcu: O zaman siz altında kalırsınız...
Şahin Eczacıbaşı Aydın Doğan'ın akıllara ziyan yolsuzluklarını, kanunsuzluklarını, devleti yağmalama yöntemlerini ilk defa kapsamlı olarak Kuvayi Medya web sitesinde okumuştum..Aydın Doğan'ın boyunu aşacak kadar çok Doğan'ın yolsuzluk dosyaları yayınlandı. Ne oldu?..Hiçbir şey! Çünkü Aydın Doğan'ın yargı organlarıyla, yargı mensuplarıyla kimsenin bilmediği çok özel ilişkileri var! Hatta Almanya Anayasayı Koruma Kurumu, Alman İstihbaratı ve Alman yargı organlarıyla da bu ilişkilerin Avrupa bağlantıları var!..ABD bağlantılarını ise TÜSİAD aracılığıyla kızı kuruyor..TÜSİAD Başkanı, altı ay içinde iki defa ABD'ye gitti..Dick Cheney ve ekbiyle çok özel görüşmeler yaptı ve taahhütlerde bulundu..Birilerinin bunları araştırması ve Aydın Doğan'ın kim olduğunu göstermesi gerekir..Kuvayi Medya web sitesi yöneticilerinin başı nasıl derde girdi, gidip birileri sorsun ve Aydın Doğan dosyalarını tefrika etsin!..Cem Uzan'ın, S. Demirel'in, Tansu Çiller'in, Mesut Yılmaz'ın, Rauf Denktaş'ın arkasında hangi kirli iç-dış odaklar ve baronlar varsa; Aydın Doğan'ın arkasında da onlar var!..Bu Hükümet, daha fazla sineye çeker ve gereğini yapmazsa; bu iğrenç kirli ittifak; Türkiye'yi adım adım iç savaşa sürükleyecekler..Askeri ve yüksek yargıyı çıldırtacak çığırtkanlıklara girecekler...İnanlmaz sıcak olaylar olacak; ek-Kaide gibi, ama çok çok acımasızca vurduracaklar!..Çünkü bu Derin Mandacı Koalisyonun gözü dönmüş durumda...Saime Kutal MÜMTAZ SOYSAL'ın EŞLERİ-2: Sevinç Soysal..Bir zamanların Disişleri Bakani Mümtaz Soysal'in eşi Unicef Turkiye Milli Komitesi Genel Müdiresi Sevinç Soysal kimdir?..Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası'na üye MİT patronu, 1974 yılında ölen Celalettin Tevfik Karasapan, 1959-1960 yılları arasında sekiz ay süreyle MİT'in başında kaldı. 1899 Medine doğumlu olan Karasapan, Afyon senatörlüğü ve turizm bakanlığı da yaptı. Karasapan'ın kızı Sevinç Karasapan Prof. Dr. Mümtaz Soysal'la evlendi. Tevfik Karasapan'ın oğlu Ahmet Erdinç Karasapan da bir büyükelçi idi...Celalettin Tevfik Karasapan, sivil bir diplomattı. Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreter Yardımcılığı ve Romanya Büyükelçiği yaptı. 1959'da MİT'in başına getirildi. Eşi Nevzat Karasapan ile birlikte Ankara sosyetesinin renkli simaları arasındaydı. Şık, kültürlü, zarif bir adamdı. Güzel dans ederdi. Paris Siyasi ve Sosyal Bilimler Okulu mezunuydu. İngilizce, İtalyanca ve Fransızca konuşurdu. Mason'du.
27 Mayıs İhtilali'nden sonra görevinden alınan Karasapan'ın darbeden haberi olup olmadığı konusunda iki ayrı görüş var. Biri; Bayar ile Menderes'i darbeden haberdar edemediği. İkinci görüş ise eski damadı gazeteci Mehmet Ali Kışlalı'ya ait: "MAH, Celalettin Tevfik Karasapan döneminde askeri müdahale hazırlıkları hakkında işaret almış, müsteşar Çankaya Köşkü'ne, Bayar ve Menderes'e bu bilgileri vermek için çıkmıştır. Bu olayın kişisel şahidi de, zamanın Basın Yayın Genel Müdürü Altemur Kılıç'tır. Ama müsteşarın naklettiği bilgiler ciddiye alınmamış, haberi getiren 'şeamet tellalı' olmakla zirvedekilerce suçlanmıştır."
Karasapan, ihtilalden bir yıl sonra Afyon'dan senatör seçildi. Turizm Bakanlığı yaptı. Talat Aydemir'in 21 Mayıs 1963 tarihinde hükümeti yıkmak için giriştiği harekattan haberi olmadığından, kırmızı plakalı makam arabasıyla dolaşırken az kalsın gözaltına alınıyordu. Karasapan anılarını da yazdı. Torunları, dedelerinin anılarını kitap yapmak için uğraşıyorlar.
Prof. Dr. Mümtaz Soysal, Amerika'da öğrenimini tamamladıktan sonra Türkiye'ye dönünce, eşinden ayrılan Sevinç Karasapan ile tanıştı ve evlendi. İki kızları oldu. Halen mutlu bir evlilikleri var. Zonguldak-Merzeci'den Mümtaz Soysal; Galatasaray Lisesi'nden mezun olmasına rağman öğrenimini ABD'de tamamladı, ABD ile çok özel ilişkiler geliştirdi!...Aynen İlhan Selçuk gibi..Mümtaz Soysal; geçtiğimiz aylarda yine ABD'deydi!...Ferdi Vuralkan Ünlü Ergenekoncu yazar; artık işi başka noktalara, aşağılama, tehdit ve şantaja götürmeye başladı..Gazeteci-yazar değil; sanki resmen ve fiilen bir ÖRGÜT MİLİTANI!...İşte son bir yazısının bir kısmı: ...Televizyonda açıklamayı duyduğumda, “doğrumu duydum” diye, bir de gidip haber müdürümüz Mehmet Aydın’a da sorduğumu hatırlıyorum;
“Kocaeli Garnizon Komutanı Korgeneral Galip Mendi, Orgeneral Şener Eruygur ile Orgeneral Hurşit Tolon’u ziyaret etmiş ve bu durum TSK adına gerçekleştirmişti..” Deniliyordu ki; “Türk Silahlı Kuvvetleri’ne uzun süre hizmet veren iki emekli komutana yapılan bu ziyaret, Türk Silahlı Kuvvetleri adına gerçekleştirilmiştir.
Bilindiği üzere, dün olduğu gibi bugün de Türk Silahlı Kuvvetlerinin yargıya olan saygısı ve güveni tamdır.”
Şimdi göreceğiz, “onlar” yani şu malum eşkıya ve de “Sevr” beslemeleri “yargıya müdahale” teranelerine gireceklerdir!..Çünkü “yargıya saygı ve güven” bir yana, iki asker üzerine çullanıp TSK’nın derisini yüzmeye başladıklarına inanmış engizisyon çeteleri halindedirler!.. O kadar meydana sahip oldukları inancındaydılar ki; son on beş yılın görev yapmış, terörle savaşmış bütün generallerin adlarını sıralayıp “içeri alınsınlar” kampanyalarına başlamışlardı... Ve çok ilginçtir, bu ekip devletin kredileri ile finanse edilen “hortum” mühendisleridir aynı zamanda.
BEHİÇ KILIÇ
behic.kilic@tercuman.com.tr Arif Anlar Cumhuriyet gazetesi, Türkiye-Ermenistan maçını birinci sayfadan şöyle vermiş: ULUSALLAR İYİ BAŞLADI! Bu ne, ne demek istiyor diye uzun süre düşündüm..Meğer "Milliler iyi başladı" demek istiyormuş! Ulusalcı ya! Pes doğrusu!Dimdik Ayaktayız! İRTİCA Haberleri yapmak ve yaptırmak bizim işimiz!..Ülkeyi darbelere ve muhtıralara hazırlamak da..İşte Ergenekon Medyasını enforme eden özverili ekip; özel Büro:
A.Selçuk ACUNSAL
A.Turan GÜNEŞ
Abuzer HAKLI
Ahmet AVCI
Ahmet K. AYTAR
Ahmet SALTIK
Altan ARISOY
Arzu KÖK
Ata ATUN
Aylâ BERKİN
Aysel ERGÜNEY
Bülent ESİNOĞLU
Büşra EKİM
Cengiz TARAKÇIOĞLU
Costa ZARİFİS
Çela MENDA
Ender ERDEMİL
Erdem AKYÜZ
Ertan YURDERİ
Fevzi MORAY
Figen ÖZEN
Gülsen ERENOĞLU
Gündüz AKGÜL
Handan ZORLU
Hasan Fuat GÖÇER
Hilmi KAYIHAN
Hilmi TAŞKIN
Hosin KECECİYAN
Hulusi ŞENEL
Hüseyin PEKİN
Kadir GENÇ
Kemal ÖNCÜ
Mahiye MORGÜL
Makbule ÖTÜKEN
Mehmet BÜLENT
Mehmet ÇAKIRAĞA
Mustafa Kutsi TÜMER
Mustafa OZANSOY
Müge KARAMAN
Neclâ ŞENER
Necmi ÖZNEY
Nesrin TÜRKCAN
Neval KAVCAR
Nevra KURTOĞLU
Nilgün KARABULUT
Nurten AKYAZILILAR
Nurten SARAL
Osman KARAHANOGLU
Osman TÜRKOĞUZ
Oya KARACA
Perran KUTLU
Sacide ERÇETİN
Salih Mehmet ERSOY
Sıtkı ERGÜNEY
Suay KARAMAN
Şemsettin ORHAN
Tülay ÖZÜERMAN
Ülker EREN
Yılmaz DİKBAŞ
Yılmaz ERGÜL
Yüksel CAVLAK
Zafer İSKENDEROĞLU
Zeynep AYDINLIOĞLU
NOT: Arkadaşımız Av. Erdem Akyüz, şimdi İRTİCAYA ve CEmeatlere karşı siyasal mücadele için Osman Pamukoğlu'nun partisi HEPAR'da!..
ASA-HABER, TC-TİM ve Özel Büro sunar!..
www.asahaber.netHassan Kıbrıs Gazetesinden yazar Hasan Hastürer anlatıyor(23 Ocak 2007): " Güvenlik Kuvvetleri eski komutanlarında, bir dönem Sivil Savunma Başkanlığı da yapan Tümgeneral Galip Mendi'nin oğlunu KKTC İzmir Konsolosluğuna Turizm Ataşesi olarak atadılar."
İsmini sordum. "Vallahi bilmem, sen gazetecisin öğren artık" dedi.
Telefonla bana ulaşan okur arkadaşımız bize ev ödevi verir gibiydi.
Ben da araştırdım. Bilginin özü doğruydu. Galip Mendi'nin oğlu Cihan Mendi, KKTC İzmir Konsolosluğu Turizm Ofisi'nde göreve başladı. Ancak Turizm Müşaviri ya da Turizm Koordinatörü olarak değil, orada bu görevi yapan Özge Emekçi'ye yardımcı olarak görevlendirildi.
keramettin kerim Sevgilidostlar, ergenekon tutukluları ile ilgili köken bilgisi arıyorum.ilginize...İlhan Ören KESK, PKK'nın arka bahçesi gibi!..Ama Atatürkçü, Kemalist, Laik olarak bilinen bir kitle, ulusalcılar ve Aleviler KESK'i, Eğitim-Sen'i sırf "İslam Düşmanı!" diye ayakta tutuyor, destekliyorlar!..İşte bir cenaze manzarası; görün KESK-PKK ilişkilerini!..Haber:
Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) kurucu üyesi ve eski Genel Sekreteri Sevil Erol, Urfa’nın Siverek İlçesi’nde toprağa verildi. Erol’un cenaze törenine DTP Eşbaşkanı Emine Ayna ve KESK Genel Başkanı Sami Evren’in yanı sıra binlerce kişi katıldı..
Yakalandığı pankreas kanserinden dolayı yaşamını yitiren KESK kurucu üyesi ve eski Genel Sekreteri Sevil Erol için memleketi Urfa’nın Siverek İlçesi’nde cenaze töreni düzenlendi. Cenaze törenine DTP Eşbaşkanı Emine Ayna, Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak, Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici, KESK Genel Başkanı Sami Evren, KESK Ankara, Diyarbakır, Urfa, İstanbul ve Malatya Şubeler Platformu, Yenişehir, Bağlar, Kayapınar, Ceylanpınar, Viranşehir ve Suruç belediye başkanları, İHD ve DTP Diyarbakır il yöneticileri, DTP Şanlıurfa ve ilçe yöneticileri, Urfa Kültür Sanat Merkezi, DTP MYK ve PM üyeleri ile Demokratik Özgür Kadın Hareketi ( DÖKH) Meclisi üyelerinin de aralarında bulunduğu binlerce kişi katıldı. Sevil Erol’un yeşil, sarı, kırmızı renklerle bezenen tabutu Siverek Sulu Camii’ne getirildi. Camide dini vecibeleri yerine getirilen Erol’un cenazesi öğlen saatlerinde kılınan namazın ardından Siverek Asri Mezarlığı’na binlerce kişinin katıldığı yürüyüş ile götürüldü. Cenazenin taşındığı aracın önünde Erol’un büyük posteri kadınlar tarafından taşındı. Yürüyüş sırasında sık sık “Biji Serok Apo”, “Jin jiyan azadi”, “Öcalan’ın yoldaşı ölümsüzdür”, “PKK halktır halk burada”, “Sayın Öcalan”, “Gençlik Apo’nun fedaisidir” sloganları atıldı. Yürüyüşte Demokratik Kon federalizm bayrakları ile “PKK’nin 15 Ağustos atılımını selamlıyoruz” yazılı dev bir pankart açılması da dikkat çekti. Erol’un tabutu mezarlık girişinde DTP’li milletvekilleri, belediye başkanları ve kadınlar tarafından omuzlarda taşındı.
Cenaze defin işlemlerinin ardından DTP Eşbaşkanı Emine Ayna, Erol’un mezarı başında bir konuşma yaptı. Erol’un Kürt özgürlük mücadelesi, sendikal mücadele ve cins mücadelesi verdiğini belirten Ayna, “Bu yoldaşımızı bugün toprağa vermenin acısını ve üzüntüsünü yaşıyoruz. Erol’un mücadelesinin sonucunda bugün Siverek’te binlerce insanın katıldığı onurlu ve görkemli cenazesi mücadelemize ışık tutacaktır” dedi.
KESK Genel Başkanı Sami Evren ise Erol’un sendikal mücadelede militan bir kişiliğe sahip olduğunu belirterek, “Kürt özgürlük mücadelesinde de direnişçi bir yönü vardı. Erol, bugün yine bir beyaz güvercin olarak Siverek’e uçtu. Sendikal mücadelede ve Kürt özgürlük hareketi için verdiği emek bugün halkın ona sahiplenmesi ile ortaya çıkmıştır” diye konuştu. DÖKH Merkez yöneticisi Zeynep Kaşan da şunları söyledi: “Sevil arkadaşımız uzun yıllardır sendikal mücadele içerisinde özgür kadın ideolojisini yaymak için mücadele eden bir yoldaşımızdı. Sevil yoldaşımız ölmedi ve ölmeyecek. Bizde ant olsun ki onu verdiği mücadelemizde yaşatacağız.”
Kaynak: Sendika.org | 11 Ağustos Pazartesi, 2008.Kazım Mandelina Yaşar Nuri'yi de KADIN yaktı! Ah o Ünlülerin KADINLARI! Abdullah Öcalan'ın Kesire'si, Abdullah Çatlı'nın Gonca'sı, Cem Ersever'in Ayça Gedikoğlu'su...Cem Boyner de, Erkan Mumcu da, Mustafa Sarıgül de, Mesut Yılmaz da GÜZEL KARILARINI göstererek siyaset sahnesine çıkmışlardı, ama... Rahmetli Özal'ı da Semra yakmıştı hani..Ecevit'i de Rahşan!Akın Karslıoğlu TBMM SUSURLUK Komisyon Raporunu bir kez daha dikkatlice okuyun lütfen!..İnanılmaz ilişkiler, bağlantılar bulacaksınız..Örneğin Ege'yi haraca bağlayan ve son operasyona rağmen hala faaliyetlerini sürdüren Çerkes Ahmet Tekin Baykal çetesi ile Susurluk kazasında ölenlerin bağlantıları ve bilhassa Sedat BUCAK-Tansu/Özer Çiller Bağlantısı çok önemli...Ergenekon Terör Örgütü'nün (ETÖ) kilidini çözecek ağlardan birisi; Aydın-Kuşadası'na atılmış!..A. Tekin Baykal'ın Sedat Bucak ve Abdullah Çatlı'larla yaptığı olaylı Kuşadası Toplantısı çok önemli..İnfaz veya kazadan Tansu Çiller ve Özer Çiller'in de haberi vardı deniliyor....O raporu buradan okuyabilirsiniz: http://www.hukuk.4mg.com/susurluk/tbmm.htmteröre yön verenler son saldırılardan da anlaşılmaktadır ki ergenekon da kendi başına buyruk bir hareket değil onu da kullanıp yön verenler var ergenekon oprasyonu ve davasıyla asıl bu kadro deşifre edilmeli yoksa ergenekonun tamamı piyondan ibaret olduğunu herkes anladı
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.