Gürcülerin, ‘kutup ayısı’nın insafına havale edilmesi bir kere daha gösterdi ki Amerika asla güvenilir bir müttefik değildir. Mehmet Ali Bulut
Bunun birçok örneği vardır ama ben size yakın tarihten bir iki örnek aktaracağım.
İlk örnek Saddam! Irak’ın despot lideri Saddam, Amerika’ya güvenip İran’a savaş açtı. Savaş sekiz yıl sürdü. Amerika Irak’a ve İran’a bol miktarda savaş malzemesi sattı.
Saddam, o kabadayılıkla Arapları da haraca bağlamak istedi. Onları İran’a karşı korudu ya(!)
Alamayınca, çıldırdı. Amerika bir kere daha devreye girdi. “Sen onları korudun. Hakkını iste!” dedi. O da Kuveyt’e girerek verilmeyen tazminatı zorla almaya kalkıştı.
Malum, olanlar oldu ve Saddam yok oldu. Irak’ta Müslümanlar birbirini yiyor şimdi.
türknortamerica.com’da yazdığım ‘YENİ DÜNYA DÜZENİ = BÜYÜK İSRAİL” başlıklı yazımda o savaşın, ikinci bir ‘Babil Operasyonu’ olduğunu ifade etmiştim. Kim inanır?
Sonuç: Amerika’ya güvenerek oraya buraya saldıran Saddam, tarih oldu.
* * *
İkinci örnek PKK… PKK ve Kuzey Irak’taki Kürtler de Amerika’nın ipine yapışmıştılar. PKK, -en azından Türkiye’ye yönelik kısmı-, Amerika’nın ipiyle kuyuya inilmeyeceğini acı bir şekilde öğrendi. Ama hâlâ akıllanmamışlar ki PEJAK, İran’a karşı kullanılmasına müsaade ediyor.
Öbür taraftan Kuzey Irak’taki Müslüman Kürtler de Amerika’ya güvenip birtakım efelikler ve icraatlar yapıyorlar.
1994’te “Biberon Devlet” diye bir yazı yazmış ve ilk defa ‘Kürt İsraili’ ifadesini kullanmıştım. Sonra Kürtler de bu ifadeyi sevdiler ve ‘keşke İsrail olsak’ diye sitelerinde yazdılar. Amerika’yı idare edenin, İsrail olduğunu unutuyorlar. Amerika her yıl hangi devlete 10-15 milyar dolar hibe veriyor? Kürtler bunu alabilecekler mi? Ve ne zamana kadar?
Daha sonraki bir yazımda ise konuyla ilgili bir ‘kıssa’ anlatmıştım.
“Ormanın birinde hayvanlar birlikte yaşayıp giderlermiş. Aslanın krallığından hoşnut olmayanlar da varmış.
Bir gün bölgeye bir fil girmiş. Fil aslanın krallığını elinden almak için çare ararken, ‘Niye hep aslanların sözü geçiyor? Ben de kral olmak istiyorum!’ diyen bir sıpa fil ile işbirliği yapmaya karar vermiş. Ona ‘Yapma etme, fil sonunda gider, sen yalnız kalırsın!’ demişlerse de sıpa takmamış. Fil, sıpayı da yanına alarak aslanların inini basmış. Ama in dar, cüsse büyük.
Fil orada daha fazla kalamayacağını anlayınca sıpaya “Bak sıpa kardeş, ben aslanları pusturdum. Artık buranın kralı sensin. Kimse sana karışamaz!” deyip gitmiş… Derken beş altı aslan birleşip Fil’e haddini bildirmeye karar verdiklerinde…” diye hikâyeyi de yarım bırakmıştım.
Şimdi görüyorum ki, hikâyenin tamamlanması için düğmeye basıldı. Amerika çıkarlarını garantiye aldığında (Yani İsrail, oraya iyice oturduğunda) ne olur, onu zaman gösterir. Ama umarım, Kuzey Irak’taki Müslüman Kürtler, Saddam’ın başına gelenlerden ibret alırlar da çevrelerine yönelik sataşmaları ileriye vardırmazlar.
* * *
Gürcistan’ı anlatacağım elbet. Ama önce şu bizim ‘Amerikancılarımız’ için bir satırbaşı açmam lazım.
Ergenekon mergenekon… her ne ise kaç tane ‘kon’ varsa bilumumunun babası CIA’dır. Ergenekoncular için her şey söylendi ama kimse değirmenin suyunun nereden geldiğini sormadı bugüne kadar.
Su gibi para harcadıkları görülen şu örgütü kimin niçin beslediği sorgulanmıyor. Tam olarak ne yaptıkları neye hizmet ettikleri belli değil. Bir tek, Türk milletinin canını acıttıkları, insanlarımızı öldürüp halkı birbirine düşürdükleri belli… Milletin hayrına ve hesabına bir tek icraatları yok. Ve aslında hakiki Türklükle bir alakaları da yok.
Ben ırkçı mırkçı değilim. Ama hiç de tasvip etmediğim ve üstelik milleti birbirine düşüren Türkçülük ve ulusalcılık adına icraat yapmaya kalkışanların ‘er aşın’ı sorma hakkım vardır.
Bu topraklar üzerinde ırkçılık, Türkçülük ve ulusçuluk yapmak, Sabetaist’e, Çeçen’e, Çerkes’e, Gürcü’ye, Arnavut’a düşmez. Necdet Sevinç’in dediği gibi hakiki Türk de ırkçılık yapmaz. Milletini sevmek olan milliyetperverlik ise başkadır.
Kendi halkını ve milletinin evlatlarını öldürterek, insanları kırdırarak, kaynağı belli olmayan servetleri hesapsızca paylaşarak bu millete hizmet edilmez. Hele milliyetçilik iddiasında olan bir örgüt bunu asla yapmaz. Bütün icraatlarından anlaşılıyor ki, bunların ipi ‘haric’in elinde.
Bakın ergenekonun bir ucu devletin içindeki resmi sıfatlara, bir ucu yerin altındaki adamlara ulaşıyor. Başında kim var, bu 25 örgütün ipinin ucu kimin elinde şimdilik bilinmiyor olabilir ama eğer arkası bırakılmazsa o da net ortaya çıkar. Mamafih bilen biliyor.
Mahir Kaynak’ın dediği gibi “Eylemlerin bir ucu devlet görevlilerine, diğer ucu yer altı dünyasına ulaşıyor. Acaba devlet kurumları mı yeraltını kullandı, yoksa yeraltı mı devleti? Belki de dış bağlantılarıyla, devlet yönlendirdi?”
Mahir Hoca ‘mahir’ adamdır, sözün tamamının aptallara söylendiğini bilir. İpin kimin elinde olduğunu daha nasıl söylesin!
Ama ben onun kadar ‘mahir’ değilim. Açık söylüyorum ve diyorum ki, ipi takip edin. Sonunda varacağınız yerde bir CIA ‘bölge şefi’nin oturduğunu görürsünüz. Onun yuları da büyük ihtimalle MOSSAD’tan bir ‘Haim’ efendinin elindedir. Ergenekon ipliğini pazara çıkaran adama dikkat edin, ne dediğimi anlarsınız!
Tuncay Güney’i yıllarca kollayan, besleyip büyüten ‘Veli Ağası’dır. Onu birçok kez ölümlerden ve ‘bedel ödeme’lerden kurtarmıştır. İşte Güney, şimdi onu satıyor. Neden?
Çünkü, asıl efendisi öyle yapmasını istedi! Amerika; yani İsrail! “Öt artık” dediler, o da müsaade edildiği kadarıyla ötüyor.
“Neden ve niçin şimdi?”nin cevabı, Başbakan Erdoğan ile Dick Chaney arasındaki diyalogda gizli olabilir! Bir gün o diyalog gün ışığına çıkarırsa Güney’in neden şimdi öttüğü de anlaşılır.
Belki, ‘majsteleri’nin ziyaretini doğru okumak da gerekebilir. Çünkü bir çok iş o geldikten sonra patladı. Ortadogu’da ve Kafkaslar’da, yani enerji akış noktalarının ikimn korntrolünde olması gerektiğinin belirlendiği şu günlerde İngiltere’nin boş duracağını sanmak saflıktır. Bizim kanımız üzerinden Pazar belirliyorlar. Tıpkı 1945’te, ve 1918’da olduğu gibi…
Olup biteni doğru okumaya çalışırsak şunu görürüz. Birileri, sözüm ona ulusalcıları (Ergenekoncuları) kullanıp AK Parti’ye ‘Bak seni kapatırım haaa, banamecbursun!’ diye gözdağı veriyor, onları da ‘beni dinlemezseniz, sizi AK parti’ye teslim ederim!” diye hizaya çekiyor. İşin aslını elbette bilen biliyor ama bilenler bilgiyi şimdilik kendisine saklıyor. Çünkü ‘baziçe’nin nasıl sonlandırılacağına henüz karar verilmedi.
Fakat her iki kesim de Amerika’nın ipiyle kuyuya inilmeyeceğini anlamaya başladı. Bu da Türkiye için bir kazanç olur inşallah!
* * *
Gelelim Gürcistan’a.
O gariplerim de Amerika’nın tezgâhına inanarak yola çıktılar. Önce Şakaşvili’yi seçtiler, iyi bir gelecek(!) umuduyla…
‘Sizi destekleriz, NATO’ya alırız, şöyle yaparız böyle yaparız’ diye tezgâha getirildiler. Yoksa o da bilir ki Osetya’ya saldırmak Rusya ile kozları paylaşmaya götürür.
Nitekim bakın Rusya işi fırsat bildi ve Kafkaslar’a indi. Belki de Gürcistan bağımsızlığını kaybedecek. Üstelik de asırlardır kader birliği içinde oldukları Osetya halkıyla arasına derin bir acı koydu. En iyi şartlarda bile en az 50 yıl kapanmayacak yeni bir yara açarak…
Zavallı Şaakaşvili (yoksa ahmak mı demek lazım)! İnanıp ayağa kalkınca Amerika sessiz kaldı. Büyük ihtimalle, arkadan dolanıp Rusya ile başka türlü mutabakat sağlamıştır bile. Tabii ku bir şeyler yapıyor görünecektir. Protestolar, toplantılar, nutuklar atılacaktır. Eğer Rusya gerçekten bilse ki Amerika ile cidden arası bozulacak buna kalkışmazdı!
Beni asıl endişelendiren, bu kavgada da tıpkı Irak’ta olduğu gibi asıl kaybedenin Türkiye olması ihtimalidir.
Şakaşvili Kafkaslar’da Saddamlığa kalkıştı. Atlantik ile Avrasya’nın kapışmasına fırsat yarattı. Şimdi Türkiye müdahil olsa da kaybedecek, tarafsız kalsa da. Çünkü Gürcistan bizim kuzeye açılan yeni kapımızdır.
Amerika tilki. Bir yolunu bulup liderleri kandırıyor, ikna ediyor. Onları kullanarak, asıl o bölgede kendi beklediği menfaatleri elde ediyor. Menfaatini elde edince, kendisine inanıp yola çıkanları rahatlıkla yüz üstü bırakıyor. Korkarım yine tarih tekerrür edecek… Mamafih aynı oyunu Ruslar da Ermenilere yapmıştı..
Ama bu konularda kimse Amerika’nın eline su dökemez. O, kan oyunlarını en iyi bilendir. Çünkü Amerika’nın ‘akıldan’ı fitnede ve entrikada ‘dessas’ mertebesine varmış Siyonistlerdir. Muharref Tevrat’a göre ‘diğer tüm halklar’, en fazla ‘hayvanlar’ kadar bir hakka sahiptirler! Onlara verilen sözün de bir değeri olmaz!
Sen kendi kavmine, komşuna, dostuna ve en önemlisi de kendine ihanet etmiş olmakla kalırsın.
Gürcülere acıdım doğrusu. Bakalım mevcut olan varlıklarını koruyabilecekler mi? Ve bakalım bu ateş ne zaman bizim bacamızı da tutuşturacak!
Yorumlar Melehat Meraklı Memlekette G günü geldiğinde ilk anda imha edilecek(!) ne kadar VATAN HAİNİ var, biliyor musunuz? Google'a sordum; 965 bin Vatan Haini kategorisi gösterdi...Başlıklarda öne çıkan Vatan Hainleri ise; Nazım Hikmet, Fazıl Say, Orhan Pamuk, Bülent Ersoy, Bekir Coşkun...Bir de web sitesi kurmuşlar ha, şahane(!), evlere şenlik! Bu sitede kimler VATAN HAİNİ değil ki!...Aman ya Rabbi; bunlar ancak Ergenekoncu olabilirler, NETEKİM öyle de zaten..İşte malum sloganlı, anonslu siteleri: "Vatan Hainleri! Kısacası bu site "vatan hainleri"nin sitesidir! Kara Maskeleri Düşürmek için bize katıl... Aydınlık ve Bağımsız bir Türkiye İçin! ..
http://vatanhainleri.wordpress.com/
NOT: Kayıtlar devam ediyor, acele edin!Filiz Ayça Büke KESK, EĞİTİM-SEN, TMMOB vs. kime hizmet ediyorlar?...Ben Eğitim-Sen üyesi bir öğretmendim. Bir gün İstanbul-Avcılar'a sendikanın resmi ilçe kongresi, Sendika seçimleri için gittim. Salona girdim. Sigara dumanında geçilmiyordu. Hemen hemen herkes Kürtçe konuşuyordu. İki ssat kadar kaldım. O sıralar cezaevlerinde aşırı sol örgütlerin açlık grevleri ve ölenler vardı..Bu iki saat içinde EĞİTİM-ÖĞRETİM adına hemen hemen hiçbir konuşma yapılmadı..Zaten konuşmaların çoğunu da anlayamıyordum. Kürtçeydi. Sürekli cezaevlerinde ölen Kürt-Alevi kökenli militanlar anılıyordu...Şok olmuştum..Sonra sendikadan istifa ettim..Dün gazetelerde bir haber okudum; benim Sendikamın bağlı olduğu KESK de PKK-Alevicilerin elindeymiş meğer..İşte o haberin özeti:
ESKİ SENDİKACIYA PKK MİTİNGİ GİBİ CENAZE.
"KANSER hastalığına yenik düşen Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) eski Genel Sekreteri Sevil Erol için Şanlıurfa’nın Siverek İlçesi’nde düzenlenen cenaze töreni terör örgütü PKK’nin mitingine dönüştü.
DTP Genel Başkan yardımcısı Emine Ayna, bazı DTP milletvekilleri, KESK Genel Başkanı Sami Evren ile çok sayıda DTP’linin katıldığı cenazede, PKK flamaları açıldı, sık sık PKK ve Abdullah Öcalan lehine sloganlar atıldı.
Kamu emekçilerinin örgütlü mücadelesinde 1990 yılından bu yana aktif olarak yer alıp, KESK Genel Sekreterliği görevini yürüten ve 22 Temmuz genel seçimlerinde DTP’nin desteklediği ‘Bin Umut’ Şanlıurfa adayı olarak gösterilen, ancak adaylığı kesinleşmesine rağmen pankreas kanserine yakalandığı için çekilen Sevil Erol, bir yılı aşkın süredir tedavi gördüğü hastalığa yenik düşerek önceki gün Siverek’te yaşamını yitirdi.
TABUTA SARI-KIRMIZI-YEŞİL ÖRTÜ.."
Yine bir başka olay beni şok etti. DHKP-C'nin lideri Avrupa'da ölmüş..Dursun Karataş!..İşte bu BÜYÜK DEVLET BÜYÜĞÜ için, bir grup bir araya gelip BASIN TOPLANTISI(!) yapmışlar..Nerede biliyor musunuz?..TMMOB'de!...Sonra merak ettim; Türkiye Mimarlar ve Mühendis Odaları Birliği'nin(TMMOB) sitelerine ve kendisine bağlı kuuruluşlara ve yöneticilerine baktım; yine şok oldum!.Çoğu aşırı sol ve Ergenekon Terör Örgütünde adı geçen kişiler!..Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği, Türk Kadınlar Birliği, Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği, Ulusal Sivil Toplum Kuruluşları Birliği, Türk Kadın Konseyi, Yurttaşlık Hareketi Derneği, Milli Mücadele Derneği, Ulıusal Eğitim Derneği, Cumhuriyet Kadınları Derneği, Eğitim-İş, Anadolu Eğitim Sendikası(AES), TÜMÖD, Elektrik Mühendisleri Odası, ERVAK, Anadolu Vakıfları Federasyonu, Atatürkçü Düşünce ve Laik Eğitim Vakfı, Türk Mühendisler Birliği Derneği..Görünürde son derece masum birer kuruluş ve STK bunlar; ama faaliyetleri ve amaçları çok çok farklı!..Çoğunun yöneticileri de genelde aynı kişiler!..Mesela; Prof. Dr. Alparslan Işıklı veya Suay Karaman gibi...E. Büyükelçi A. Güvendiren İran mı, İsrail mi?...İRAN; tarihi çok eskilere dayanan, köklü diplomasiye sahip bir devlet. İslam kültür ve medeniyet merkezi şehirlerin çoğu İran coğrafyasında. Hem Türk, hem de İslam büyüklerinin çoğu İran coğrafyası doğumlu..Şu an bile nüfusunun yarısına yakını; Türk asıllı..İRAN; Türkiye'nin kapı komşusu ve büyük bir ülke..İSRAİL ise ABD, İngiltere ve müttefikleri tarafından başlarından atmak için Filistin topraklarını işgal ettirerek daha dün KURDURTULMUŞ; tarihsiz, köksüz, kültürsüz, medeniyetsiz nev-zuhur bir devlet!..İşgalci bir GÖÇMEN DEVLETİ!..Kan ve gözyaşları üzerinde zulüm ve barbarlıkla varolmaya çalışan bir kukla devlet!..Şimdi içimizdeki ve dışımızdaki bazı Türk düşmanları, İslam düşmanları; yine bazı cahil ve gafiller İRAN ile İSRAİL arasında bir TERCİH yapmamızı istiyorlar!..70 milyonluk İran'ı bırakıp 3.5 milyon Yahudi göçmeni razı etmek veya onların işgal-zulüm politikalarını onaylamak; hangi akla mantığa sığar, hangi aklı başında bir ülke bunu yapabilir?..Bugün aslında Almanya'nın da, Fransa'nın da, Rusya'nın da, Çin'in de, hatta aBD'nin de İran'la Türkiye'den çok çok fazla ticari ilişkileri var!..İsrail, siyonist Yahudiler ve onların içimizdeki piyon ve ajanları neden öteki bu devletlere ses çıkartmıyor, tepki göstermiyorlar?...Neymiş; İran'ın nükleer silah ve atom bombası yapma ihtimali varmış!..Yahu İsrail; 1968'den beri bu işi yapıyor; şu an ellerinde 150 adet atom bombaları ve nükleer başlıklı füzeleri var!..Fransa da, Rusya da, Çin de nükleer çalışma yapıyor; silah üretiyorlar!..İsrail ve ABD; hem suçlu, hem güçlü!..Siyonist medyanın şu akıllara ziyan tepkisine bakın: Türkiye, İsrail çıkarlarına aykırı davranıyormuş! Yahudi soykırımını tanımayan İran'la dostane ilişkiler geliştiriyormuş!..Kardeşim, İsrail ve dünya Yahudileri ya da siyonistler; pek mi Türkiye'nin çıkarlarını gözetiyorlar?!..O zaman onlar da SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMINI Parlamentolarından geöirip tanıyan 30 küsur ülke ve devletle bütün DİPLOMATİK ve ticari ilişkilerini kessinler!..Yapsalar ya bunu!..Bir de şu İran Cumhurbaşkanının Anıtkabir ziyareti meselesi..Yahu hangi Batı ülkesinde, o ülkeye gelen konukların zorunlu olarak KABİR ZİYARETİ vardır?..Kimin kabri olursa olsun?..İsteyen konuk, isterse ziyaret eder!..Hem kabir ziyareti; pozitivist laik yaşam tarzıyla asla bağdaşmayan veya laik devlet düzeninde zorunlu olması son derece saçma olan bir dinsel görevdir!...Akıl ve bilim çağının pozitivist ve Kemalistlerinin; ölülere çiçekler sunup başında nöbet tutup onlardan yardım dilemesi; ilkel bir tapınma, hurafecilik ve bir dogmadır..Bir başka şey; o zaman bizim Türk devlet erkanı, diplomatlar ve generaller de İRAN ziyaretlerinde; mutlaka İMAM HUMEYNİ ve diğer İMAMLARIN kabirlerini mutlaka ve zorunlu olarak ziyaret etsinler!...Madem ülkeler arası ilişkiler, karşılıklıdır..Son bir not da şu; Allah aşkına İran'ın doğalgazı var, petrolü var, suyu-elektiriği var; İsrail'in nesi var?!..Bize ne verecekler?!..Yüzde 500 faizle borç vermekten başka! Banka ve borsa tefeciliğinden başka!..Uluslararası piyasaları ve istikrarı, tek taraflı kendi çıkar ve emelleri doğrultusunda bozmaktan başka!..Vildan Ozankaya ŞOK!...ŞOK!...ERGENEKON'cular bu defa açıkça adres vererek NATO ÜSLARİNİ hedef gösterdiler!...Harp Akademileri Komutanlığı ve Deniz Harp Okulu'nun reklam afişleriyle çıkan www.kemalistler.net web sitesi; Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı ve Fethullah Gülen Hocaefendi'yi açıkça hedef alarak çok ağır bir yazı yayınladı. Bazı askeri çevreler tarafından yazıldığı belli olan yazıda; Türkiye'deki NATO Tesisleri ve Medya kuruluşları da açıkça hedef gösterildi. İşte hedef gösterilen NATO Üsleri:
1-Ankara Balgattaki Eskiden Amerikan Üsssü Olarak Kullaılan Yer .
2-EDOK Komutanlığının Tam Ortasında Bulunan Amerikan Dinleme Üssü.
3-Cevizlibağdaki Terörle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi.
4-Elmadağdaki Yeraltı Üssü.
5-Hakkarı Yüksekovadaki Üs.
Hedef gösterilen bu üslerin yerlerinin de vurgulanması dikkat çekici!..Acaba el-Kaide, İBDA-C, Hizbullah, Cihad ve benzeri örgütlere "Vurun!" emri mi verilmek isteniyor?.. Sözkonusu yazının son bölümü de yine bir tehdit içeriyor:
"Bunlarda Bundan Yüzbulup Ülkenin Altını Üstüne Getirmektedirler.Bunlara Bu Kadar Tahammül Etme,Yüz Vermek Fazladır.Çünkü Tepki Verilmeyince,Dediklerine İnanıldıkça Saldırının Dozunu Her Geçen Saniye Arttırmaktadırlar.Yolun Sonuna Gelinmiştir.Bu Bilgi Belgeleri Sızdıranlar Tespit Edilmeli,Tetikçilik Yapan Medyaya Gereken Yapılmalıdır.İhanet Odaklarına Gereken Cevap Verilmelidir.Bunlar Yapılmaz İse Çok Kısa Bir Süre Sonra TÜRKİYE Gerçek Anlamda Yok Olacaktır.TÜRKİYE Büyük Devlet Kimse Yıkamaz.Kimseye Boyun Eğmez Gibi Sıradan Alışılmış Boş Sözlerle Bu Tehlikeyi Püskürtmek Mümkün Değildir...."
KAYNAK:
http://www.kemalistler.net/viewtopic.php?t=14989Pelin Çaman Kemal Alemdaroğlu, cinayetle suçlanıyor!..İntihar etti süsü verilerek ortadan kaldırılan ADKF 2. Başkanı Erkin Yurdakul'un ölümünden önce yaptığı yazılı savunmadan bir bölüm. (İşin içinde bir de kim var, görün bir kere!. Erkin Yurdakul Rektör Alemdaroğlu’nun hukuksuz bir uygulamayla üniversiteden uzaklaştırdığı ve öğrenimine son verdiği arkadaşlarımızdan birisiydi. Erkin Yurdakul, Alemdaroğlu’nun suçlamalarını yazılı bir şekilde yanıtlamıştı. : "10 Kasım 2003 günü Atatürk’ü anmak üzere İstanbul Üniversitesi’nin düzenlemiş bulunduğu anma toplantısına katılmak için Fen Fakültesi Cemil Bilsel konferans salonundaydım. Bahsi geçen olayın gerçekleştiği dakikalarda, Konferans Salonunun çıkışındaki tuvalette bulunmaktaydım. Rektör Kemal Alemdaroğlu’nun gelişi ve bahsi geçen olayın başlaması benim tuvalette bulunduğum ana rastgelmektedir. Ben tuvalette bulunduğum sırada konferansın onur konuğu eski Genel Kurmay Başkanımız sayın İsmail Hakkı Karadayı da tuvalette bulunmaktaydı. Olayların başlaması sırasında Paşamız tuvalette korumaları ise tuvalet girişinde bulunmaktaydılar. Gürültüler üzerine tuvaleten çıktığımızda Paşamızla birlikte olaylara şahit olmuş durumdaydık.
Şahit olduğum görüntüler aynen şunlardır: Sayın Rektör Kemal Alemdaroğlu, o sırada duvarda ve standların arkasında asılı bulunan, üzerinde Mustafa Kemal Atatürk’ün en sevdiği atı Sakarya üzerinde Bağımsızlık Savaşımızın Muzaffer Komutanı olarak gururla ve asaletle durduğu bir resminin ve bu resmin yanında da 10 Kasım’ın anlamına uygun olarak “Mazlum Milletlerin bağımsızlık ve devrim mücadelesinde yaşıyor” yazısının bulunduğu afişleri yırtıyordu. O sırada salonda bulunan görevliler de sayın Rektörü izlemekle yetinmekteydiler. Aynı anda Rektör Kemal Alemdaroğlu, standda bulunan yayınları toplamakla meşguldü ve bir süre sonra da standda bulunan tüm yayınları ve afişleri kendi eliyle toplamış bulunmaktaydı. Bu sırada ben bulunduğum yerde gelişen durumu izlemekteydim. Bunun dışında olayla bir ilgim yoktur..."
http://www.turksolu.org/47/erkin47.htmErşat Tütüncü İki buçuk haini açıkladılar!...AVRUPA-ADD BASIN AÇIKLAMASI
Zorunlu Bir Açıklama.
Köln, 30 Aralık 2006.
İKİBUÇUK HAİN.
Düne kadar hep sustuk. Susmanın da anlamlı bir eylem olduğunu anlayıp ders çıkaramadılar.
Düne kadar hep nezaket gösterdik, yine anlamadılar.
Bugünkü açıklamamızı - istemeyerek - anlayacakları dilden yapıyoruz ki okuyunca, belki kimliklerini(!) hatırlayıp o a it oldukları yerlere yönelirler… Devamı için bakınız:
http://www.ataturk.de/Basin_aciklama/Basin_aciklama/2006_08_30_IkibucukHain/2006_08_30_ikibucukhain.htmZeki Baştunç Oku ve Ağla!..Dün-Bugün:..BAKİ TUĞ'un has adamı Prof. Dr. Fikret Eren'nin, yani müstear adıyla Kurt Karaca'nın Milliyetçi Türkiye kitebını okuyan iki kardeşten biri Milliyetçi-MHP'li, diğeri de Toplumcu-Komünist(TKP'li) olmuştu!..Zaten Prof. Eren'in projesi de buydu! Takma adındaki Kurt; Milliyetçilik, Karaca da Nasyonal Sosyalizm demekti...İşte Kurt ile Karaca zaman olacak birbirlerini yiyecekler, zaman olacak kardeş olup KIZILELMA-Ulusalcılık ittifakını kuracaklardı..Oyun, ta 1970'lere dayanıyordu...Ve bir ilginç haber notu, yakın geçmişten: Okuyan'ın kardeşi TKP’li kardeşi ANAP'lı oldu. (Haber: Hürriyet 14 Mayıs 2001) Haberin devamı:
ÇALIŞMA ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan'ın kardeşi, dün Yalova il kongresinde ANAP'a geçti. 1980 öncesi ağabeyi Yaşar Okuyan'dan farklı olarak TKP’li olmuş ve parti politikası gereği CHP'ye girmişti.O dönemde TKP yayın organlarından Ürün dergisinin sahipliğini yapan ve Rusya’daki Ekim devriminden dolayı soyadını değiştirip Ekim soyadını alan Arif Ekim, ağabeyinin partisi ANAP'a katıldı. Arif Ekim'in parti rozetini ağabeyi Yaşar Okuyan taktı. (Ayrıca oku: Okuyan'ın Ekim devrimi:
Şamil TAYYAR - Ayla ÖZCAN
Sabah 15 Mayıs 2001):
"Kardeşi Arif Ekim'e ANAP rozeti takan Bakan Yaşar Okuyan espriyi de patlattı: Bizim komünist Arif ANAP'a mı geliyor?
Kendi ifadeleriyle 'komünist kardeş' ve 'faşist ağabey' 27 yıl sonra merkez sağ parti ANAP'ta buluştu..."
Yaşar Okuyan'ın çizgisi, aslında Türkiye'nin yakın tarihinin kaderi..NATO Gladyo veya Ergenekon'un Türk toplum yaşamında yarattığı travmanın ve aydın şaşkınlığının sadece bir örneği..Küresel büyük oyunun küçük, KÜÇÜK figüranları olmak ne acı, ne acı!..Dr. Amande Leman Ankara'da bir kadın-doğum hastanesinde görevli 5 güvenlikçi 'grup seks' yaparken basıldı.
Güneş Gazetesi'nin haberine göre, Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Hastanesi'nde skandal yaşandı. 3'ü kadın 5 güvenlik görevlisi kapandıkları bir odada grup seks yaparken, şefleri tarafından basıldı.
Güvenlik şefi, durumu derhal Başhekim'e bildirdi. Grup seksçi güvenlik görevlileri taşeron firma tarafından hastadeki görevlerinden alındı.
SON SÖZ: "Beni ÖZEL(!) Türk Güvenlikçilerine Emanet Ediniz!"
(Haydar Dümensuyu)Adem TOPRAKOĞLU Bu ergenekon soruşturması böyle gider.kazdıkça yeni bişeler çıkar.peki ya sonrası?Bekir Yüceateş ŞEHİTLER ÖLMEZ!..Ama..Bugün yine 9 askerimizi şehit verdik!..Gürcüler, Abhazlar, Osetinler kiminle savaştıklarını biliyorlar..Ya bizimkiler?..Komutanlarının(korkut eken, osman pamukoğlu, oğuz kalelioğlu, hasan kundakçı, necati özgen, doğu silahçıoğlu,osman özbek, çevik bir, veli küçük..) EFSANE, askerlerinin(acemi er ve eratının) ise müttefik(!) NATO mayınlarıyla ŞEHİT olduğu bir ülkedeyiz! Genelkurmay'ın yeni 2. Başkanı Hasan İğsiz Paşa; MAYINCI PAŞA olarak da tanınıyor; haydi hayırlısı!..A. öcalan'ın başında 24 saat nöbet tutup onu eşkıyadan korumayı, asmayıp da beslemeyi MHP-ANAP-DSP koalisyonu ve Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer sayesinde başardık...Ancak 9 gencecik, fakir, gariban, acemi Anadolu çocuğununu korumayı başaramadık!..Hem de uzay, bilgisayar, elektronik, nanoteknoloji ve uydu çağında!..Yurt içi operasyonlarda da ABD ve İsrail'den istihbarat desteği alalım bari!..Ya da Google Uydu Yayaınları servisinden...Google; ülkemizde yolda yürüyen karıncayı görüyor ve bize gösteriyor; ancak bizimkiler güpegündüz her zaman konvoyların geçtiği güzergahlara mayın döşeyen ve patlatan PKK'lıları göremiyorlar?!..Ne iştir?!..Bu mayınlar bir zamanlar döşenmiş diyelim; niye seferber olup bütün mayınların temizlenmesi için kampanya başlatmıyoruz?..ŞEHİT CENAZELERİ, ağıtlar, slaganlar; kan ve gözyaşı tüccarlığı daha fazla mı hoşumuza gidiyor, işimize yarıyor?..."Önce Vatan" diye diye vatanı NATO karargahlarında satanlarla görülecek ciddi hesabımız olmalı..Şehitlik yüce bir ideal ve duygu; ama bunu erinden komutanına herkes paylaşmalı!..Ve asıl olan hayattır, insan yaşamıdır. Barış ve huzurdur..Baha Atılgan Mehmet Eymür, Teoman Koman, Sönmez Köksal, Şenkal Atasagun, Mikdat Alpay, Yavuz Ataç, Korkut Eken, Mehmet Ağar, Akkan Suver...MİT, JİT, JİTEM...MİT bence olayların tam göbeğinde görünüyor..Bir Korkut Eken'in bile bağlantılarına bakın yeter!..İşin bir tarafında Çerkesler, Gürcüler, Abazalar, Çeçenler vs. Kafkas kökenliler var, bir tarafında Rumeli kökenliler; göçmenler var..Bir de sabetayist ve mezhepçi örgütlenme; darbecilere zemin oluşturma, destek olma dedikoduları..Dönen bir uluslararası kirli para trafiği var ve bundan pay almak için sürekli dümen çeviren hainler çetesi, çeteleri var!..Silah kaçakçılığı, nükleer parça kaçakçılığı, flora mafyaları, ilaç ve tıbbi malzeme kaçakçılığı, beyaz kadın ticareti ve uluslararası çalışan binlerce fuhuş mafyası, insan kaçakçılığı, uyuşturucu-eroin trafiği, başta KKTC olmak üzere reel ve sanal kumar mafyası, haraç ve ihale mafyaları, arazi mafyaları, organ mafyaları...Her şey içiçe..Organize...Küresel..Kimin eli kimin cebinde belli değil..Yukarılarda hemen herkes her türlü pisliğin, numaranın, dalaverenin, manevranın içinde!...İşler çok zor, çok!..Bu pisliklerin üstesinden gelmek için çelik iradeler, kararlılıklar ve güç lazım. Gücü; sağlam, zamanında, doğru, ölçülü kullanmak lazım...MİT'teki ve Askeri İstihbarattaki; kirli düzen, kirli örgütlenme, kirli işler ve bağlantılar çözülmediği, tasfiye edilmediği sürece pek mesafe alınamaz. Herkes herkesin peşinde, herkes herkesi fişlemiş!..Bence MİT'in başına Hanefi Avcı gibi biri, birileri getirilmeli. Temizlik MİT'ten, ordudan başlamalı...O zaman mesafe alabiririz..Yoksa, yine tıkanırız, tıkanacağız..Ak Parti nereye kadar gidebilir?..Partinin bu işte tek yürek, son derece kararlı ve cesur olamsı lazım. Ancak bugün bu heyecan eksik!..Sayın Başbakan, bu konuda mutlaka bir heyecan ve kollektif ruh oluşturmalı ki, işin ucu nereye varırsa varsın gidebilsinler..Bir de bu işleri üzerine alan veya alması beklenen SAVCILAR cesaretlendirilmeli, ödüllendirilmeli, can ve mal güvenlikleri garanti altına alınmalı..
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.