CHP, Cumhurbaşkanı Gül'ün rektör atamalarına sert tepki gösterdi. CHP'li Kılıçdaroğlu "türban davasının rövanşının alınmaya çalışıldığını" iddia ederek zıvanadan çıktı. Tamer Korkmaz
Hangi CHP, bu?
Vaktiyle, Ahmet Necdet Sezer'in atamalarına gözlerini kapatmış olan CHP!
Sezer, kendi oyunun dışında sadece bir oy alabilen bir ismi rektör atadığında CHP neredeydi, mesela?
"732 mi büyük, 384 mü?" diye sorarak Rıza Ayhan'ın Gazi Üniversitesi'ne rektör atanmasına karşı çıkan Kılıçdaroğlu; Ayhan'ın bir önceki rektörlük seçiminde Kadri Yamaç'tan daha fazla oy almasına rağmen dönemin Cumhurbaşkanı Sezer tarafından saf dışı bırakıldığını "unutmuş" görünüyor…
Bitmedi: CHP sözcüsü, yakın geçmişte Sezer'i "yandaş medya"dan korumak için eleştirmediklerini söylüyor!
* * *
YAŞ'ta ihraç kararı alınmamasını "siyasi pazarlıklara" bağlamak suretiyle "iftira" atanlar da CHP sözcüleriydi.
Son derece tartışmalı bir konu olan "ihraç kararları" hukuka aykırı ve antidemokratik bir uygulama iken; yıllar sonra ilk kez ihraç kararı alınmadı, diye…
CHP depresyona girdi!
* * *
CHP bir yandan da Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt'a zırhlı araç alınmasına itiraz etti, konuyu Meclis'e taşıdı.
Genelkurmay, CHP'ye tepki göstererek Büyükanıt'a bugüne kadar "dört kez suikast girişimi" olduğu için zırhlı araç alındığını açıkladı!
Suikast planlarından birinin Ergenekon iddianamesine yansıdığını unutmuş olamazsınız.
Söz konusu Genelkurmay açıklaması, geçmişte Org. Özkök ile Org. Kıvrıkoğlu'na yönelik suikast girişimlerini de akla getirdi!
* * *
CHP'nin, 21-29 Şubat tarihleri arasında Kuzey Irak'a yapılan çok başarılı 'kara harekatı'nı gölgelemeye çalışan tavrını hatırlayınız:
CHP sözcüsü "ABD'nin güdümünde K.Irak'a girdik, aynı doğrultuda geri çekildik" diyerek kamuoyunu hipnotize etmeye çalışmıştı.
O günlerde Baykal'la Büyükanıt arasında ciddi bir polemik yaşanmıştı.
KKK Org.İlker Başbuğ'un komuta ettiği kara harekatı "ABD'ye rağmen" gerçekleştirilmişti. Başlaması da bitmesi de "Ankara'nın inisiyatifiyle" olmuştu. Hakikat, tam olarak budur.
Tersine bir kanaat oluşturmaya çabalayan, harekatı töhmet altında bırakmaya gayret edenler arasında içimizdeki "Amerikan Muhipleri"nin özel bir yeri vardı:
CHP de onlarla birlikte hareket etmişti.
* * *
Peki, PKK'ya çok büyük darbe vurulan o kara harekatından sadece iki hafta sonra ne olmuştu?
14 Mart'ta "kapatma davası" açılmıştı!
AKP'ye kapatma davası açılacağından CHP yönetimi önceden haberdar edilmişti!
Kapatma davası; Ergenekon örgütünün üzerine peş peşe "şok dalga"larla gidilirken -özellikle de Veli Küçük tutuklandıktan sonraki süreçte- açıldığına göre…
Şayet bir rövanştan söz edilecekse, "kapatma davasının Ergenekon operasyonuna karşı açıldığı" ortadadır.
Savcı Zekeriya Öz'ün hazırladığı iddianamede Ergenekon yapılanması ile başta PKK olmak üzere birbirinden çok farklı örgütler arasında organik bağlantılar olduğu gün ışığına çıkarıldı mı?
Çıkarıldı!
Peki hangi parti 'Darbeci' Erge-neo-kon örgütüne toz kondurmuyor?
"Ergenekon'un avukatıyım" diyerek babalanan Baykal'ın lideri olduğu CHP!
Sarıkız-Ayışığı-Eldiven darbe girişimlerinin lokomotifi olan ve de Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Şener Eruygur'u canla başla savunan da Baykal'ın CHP'siydi!
Eruygur'un başkanlığındaki ADD'ye Çankaya'da iken "sponsorluk yaparcasına büyük bağışta bulunan" Sezer'di!
"367 Şartı"nı önce ciddi almadığı halde "iyi saatte olsunlar"ın devreye girmesiyle Kanadoğlu'nun arkasına yazılan genel başkan da Baykal'dı!
"Sezer ve Kanadoğlu ikilisi, acaba 30 Temmuz'daki kapatma davası kararından birkaç gün önce AYM üyelerinden bazılarıyla görüşmüş olabilirler mi?" diye burada sormuştum…
Final: Bütün bu bağlantılardan sonra bulmacamızı çözmek sizlere kalıyor!
Yorumlar cemil özen 27 Mayıs darbesinin aktif isimlerinden Suphi Karaman’ın, Atatürkçü Düşünce Derneği Yönetim Kurulu üyesi ve Genel Sekreteri olan oğlu Suay Karaman, doktorası olmamasına rağmen doçent unvanı kullanmakla suçlanıyor.
Atatürkçü Düşünce Derneği’nin (ADD) resmi internet sitesinin birçok bölümünde Suay Karaman’ın adının önünde “Doçent Doktor” unvanı kullanılıyor. Örneğin 21-22 Haziran arasında gerçekleştirilen genel kurul sonrasında belirlenen yönetim kurulu, internet sitesinden ilan edilirken 3. sırada “Genel Yazman” görevinde “Doç. Dr. Suay Karaman”ın adı geçiyor.
Oysa ki; Gazi Üniversitesi Tapu Kadastro Meslek Yüksekokulu’nda müdür olarak görev yapan Suay Karaman, burada öğretim görevlisi kadrosunda görülüyor. Karaman’ın özgeçmişinde de doktora yaptığına dair hiçbir bilgi yok. Özgeçmişinde Gazi ve Ankara Üniversiteleri’nde yüksek lisans yaptığı görülen Suay Karaman’ın doktorası ise yok.
Suay Karaman’ın ADD’nin internet sitesinde Doçent Doktor titrini ise neye istinaden kullandığı bilinmiyor. Karaman konu ile ilgili sorularımızı cevaplamaktan ısrarla kaçınırken, müdür olarak görev yaptığı Gazi Üniversitesi Tapu Kadastro Meslek Yüksekokulu Sekreteri, “Suay Bey, öğretim görevlisi olarak görev yapıyor. Kendisinin doktorası yok. O yüzden de doçent değil. Yüksekokulumuzda doktorası olan Mehtap Yılmaz hanım var” dedi. Suay Karaman’ın Genel Sekreter olarak görev yaptığı bir başka dernek olan Tüm Öğretim Elemanları Derneği, internet sitesinde de isminin önünde öğretim görevlisi titri yer alıyor.
BABASI ‘27 MAYIS’ÇI SUPHİ KARAMAN
Ergenekon soruşturması çerçevesinde ismi gündeme gelen Suay Karaman’ın, İP Lideri Doğu Perinçek ile 68′liler Birliği Vakfı Genel Sekreteri Merdan Aslan arasında 13 Şubat 2008′de yapılan telefon görüşmesinde adı geçmişti.
Aslan, bu görüşmede yüksek yargı üyeleriyle görüşmelerinin sonuçlarını anlatmıştı. Aslan, Perinçek’in “kim kim gittiniz” şeklindeki sorusunu, “CMOK’un dönem sözcüsü avukat Ayten Aydeniz, Mennan vardı, bir de Ankara’dan Suay da vardı. ADD’den Erkan’la Ali Ercan var” şeklinde cevaplamış ve Görüşmedeki Suay adlı kişinin Suay Karaman olduğu ortaya çıkmıştı.
Suay Karaman’ın babası 27 Mayısçı Albay Suphi Karaman, 1995′te Perinçek’in İşçi Partisi’ne (İP) katıldı. Öldüğü 2004 yılına kadar da İP’de Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürüttü. Perinçek, partisinin 7. genel kongresinde Suphi Karaman ismini vererek şu mesajı iletmişti: “Suphi Karaman, bir devrimin önder kadrosunun merkezinde görev yapmıştı. İşçi Partisi de önümüzdeki devrimin merkezinde olacaktır.”
Selma Yürekli Belge mi dediniz..Bundan tam bir yıl önce..Akçay Kültür ve Sanat Festivali diye..Cumhuriyet Okurları bir araya geliyor..Peki sürpriz konuklar, konuşmacılar kim?..Bir tanesi de Sabih Kanadoğlu!..Bakınız, Sabih Bey, bundan bir yıl önce ne diyor?..Şimdi sorsak mı: Ergenekon Yöneticisi İlhan Selçuk içeride de, Sabih Kanadoğlu neden dışarıda acaba?..27 Mayısçı'nın oğlu SUAY KARAMAN neden dışarıda?..İşte katılanlar, konuşulanlar, toplu resimler:
www.cumok.org/bulten/11.pdf - Benzer sayfalarBarnaros En özel Ulusalcı, Ergenekoncu web siteleri:
DR TAHİR TAMER KUMKALE tamer@kumkale.net
İYİ İNSANLARA BİLDİRİYORUM http://www.kumkale.net
ULUSALSES GAZETESİ http://www.ulusalses.net
HÜRYILDIZ GAZETESİ http://www.huryildiz.com
BİZİM ANADOLU GAZETESİ http://www.bizimanadolu.com.tr
TÜRKHABER GAZETESİ http://www.turkhbr.com
21. YÜZYIL TÜRKİYE ENS. http://www.21yyte.org/tr
YENİDEN TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ http://www.y-tm.com
Emir Kulu "Korkut EKEN bütün görevlerini TSK, MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde verilen emirler çerçevesinde icra etmiştir." (Yakan CUMALIOĞLU
Bozkurt-Temmuz 2004)ADAKALE Kızılelmacıların ya da Ergenekoncuların Milli Yol Partisi hüsranı öncesi ilk heyecanlar: Sokaklarda Korkut Esen resimleri altında 'Efsane subay rüzgarınla geliyoruz' yazılı afişler gördük önce... Ardından uyuşturucu satıcılarına Kurtlar Vadisi tavrıyla meydan okuyan ilanlar, 'Bir gece ansızın gelebiliriz' yazılı Kıbrıs afişleri geldi. Hepsinin altında tek bir imza vardı: Milli Yol. Peki kimdi bu imzanın sahipleri?.. Biz sorduk; sözcü Engin Incedere yanıtladı.
* Hareket nasıl doğdu?
- Korkut Eken'e yapılan haksızlık bizi tetikledi. Marka olacak bir hareket yaratmak istedik. Afişlerle başladı. Sonra siteyi kurduk. Ardından da dergiler geldi. 23 üniversitede dağıtılıyor dergilerimiz.
* Neden Korkut Eken?
- İdol için tartıştığımız hiçbir siyasetçi konusunda uzlaşamadık. Ama hayran olduğum Korkut Eken'e kimse itiraz etmedi.
* Nasıl finanse ediyorsunuz?
- Ekonomik durumu iyi çevremiz ve bize destek olan ismini veremeyeceğimiz ağabeylerimiz var.
* Kurt MHP'nin simgesidir. Ülkücü müsünüz?
- Biz Türk kültürünün parçayıyız. Hiçbir partiye mensup değiliz. Ülkücü deyince yanlış algılanabiliyor. Çünkü belli bir siyasi adresi var. O tarafa çekilmek istemiyoruz.
* Kendinizi tanımlasanız?
- Biz üniversiteli, ülkesi için kaygı taşıyan, sosyal hayatı olan gençleriz. Ama salonlarda kalmak istemiyoruz. Bu yüzden sokağa indik. Uyuşturucu eylemlerini de sokakta yaptık. Arjantin Caddesi mesela... Uyuşturucu satılıyor buralarda. Herkes çok rahatsız. Biz de satanları rahatsız etmek istedik. Barların önünde uyuşturucu satıcılarını beklemiyoruz elbette. Ama görürsek de kulağından tutup polise teslim ederiz.
* Kurtlar Vadisi'ni izliyor musunuz?
- Evet. Halit ve Testere hariç karakterlerin hepsini seviyoruz. Çakır'ı da seviyorduk, Polat'ı da...
* Bu hareketi ona benzetiyorum ben.
- Olabilir. Ama biz gerçek hayatla filmi ayırdedebiliriz. Güzel olan her şeye özeniriz. Kurtlar Vadisi'nde uyuşturucu satıcılarını öldürüyorlardı. Gerçekte böyle bir şeyi görsem ne üzülürüm ne de kınarım açıkçası.
* Bu hareket marka olacak dediniz. Peki sonu?
- Milli Türk devleti kuruluncaya kadar her cephede savaşacağız. Çok fazla geleceği düşünmedik. 'Sonunu düşünenler kahraman olamaz' derler ya...
* Kıbrıs konusunda da afişler asmıştınız. Onun amacı neydi?
- İşçi Partisi'nden ortak eylem için öneri geldi. Doğu Perinçek'le görüştük. Kendisinin de iyi bir Türk milliyetçisi olduğunu gördük. Kıbrıs milli bir mesele olduğu için de kendisine destek verdik.
(2004-30 Mayıs:DENİZ GÜÇER/ VATAN)
Hakan Öztanci İlyas SALMAN: Beni Camiye çağırsalar vaaz veririm!..O şimdi, Ergenekoncu çizgideki Türk Solu'nda yazıyor. İşte bir yazısından bir bölüm:
"..Türk dedik, Türk’ün nereden ve hangi emekle geldiğini anlamak istemedik. Türk dedik, Türk halkının Ergenekon’dan çıkarken bir kurt köpeğinden yol öğrenecek kadar aptal olduğunu savunduk.
Çerkez dedik, Adana’da Antakya’da ellerinde ağaç sopalarla taka tuka vuran boş beyinli vatandaşlar olarak betimledik.
Laz dedik, Pontus’un mirasını inkâr edip aşağılamak için sulu fıkralar uydurduk.
Kürt dedik, kışın ayazında kar üstünde hart hurt yürüyen Türkler olduğunu söyledik.
Sünni dedik, Emevi sülalesinin üretim araçlarına sahip olduğu için hakim olduğunu gözardı ettik.
Alevi dedik, Kureyş Kabilesi’nin ekonomik dizgini elden kaçırdığı için Kerbela’da savaşı kaybetmesini sırf mezhep kavgasına bağladık. Daha doğrusu; Kerbela Savaşı’nın varsıl-yoksul kavgası olduğunu, ehlibeytin çalışanların yanında olduğu için savaşı kaybettiğini çözemedik. Açıkçası tarihin bir sınıflar savaşı tarihi olduğunu efendilerimiz sayesinde göz ardı ettik.
Şimdi beni camiye çağırsalar vaaz veririm; ama asıl inandığım sınıflar mücadelesi tarihini anlatırım..."
(http://www.turksolu.org/126/salman126.htm)
İlyas Salman kimdir?
1954 yılında Malatya ilinin Arguvan ilçesi Asar Köyü'nde doğdu. Malatya Turan Emeksiz Lisesi'nden mezun oldu, konservatuarda eğitim görürken son sınıfta okuldan kovuldu. Oyunculuğa İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrosu'nda başladı. Uzun yıllar sinema oyunculuğu yaptı. Sinemada, çirkinliği ile tanındı.
Evlidir; Devrim adında bir kızı, Temmuz Ali adında bir oğlu vardır. Sol görüştedir. TKP'nin mitinglerine katılmaktadır. Sinema oyunculuğunun yanı sıra yönetmenliğini yaptığı iki sinema filmi bulunmaktadır. Ayrıca çeşitli tarzda şiirleri ve türkü albümleri bulunmaktadır.1997-2000 yılları arasında 3 yıl boyunca Ankara Birlik Tiyatroları'nda sahneye çıkmıştır. Birçok filmde başrol oynamıştır.
Ufuk Aktaş Yeni Harman Dergisi yazarları istifa etti. İstifacılar arasında Yalçın Küçük de var
Başarılı çalışmalarıyla dikkat çeken Yeni Harman Dergisi, bugün yaşanan seri istifalarla sarsıldı.
Tirajı 10 bine yaklaşan dergide, ipleri, Gürkan Hacır'ın, Yalçın Küçük'le yaptığı röportajın yanlış sunulması kopardı.
GERÇEK GÜNDEM'e ulaşan bilgiye göre, Yalçın Küçük'ün son sayıda, ''Betül Mardin, Soner Yalçın'ı tehdit etti'' sözleri, okura yanlış aktarıldı.
Deginin son sayısında, Betül Mardin yerine başlığa ''Ayşe Arman, Soner Yalçın'ı tehdit etti'' çekildi. Bu başlık, röportajın içeriğine de ters düştü.
Buna tepki gösteren Küçük, çalışma arkadaşlarıyla durum değerlendirmesi yaptı ve dergiden ayrıldı. Küçük'le birlikte, başarılı röportajlarıyla dikkat çeken Gürkan Hacır da ayrılma kararı verdi.
Gürkan Hacır'ın yönetimle bir süredir çeşitli konularda tartıştığı öğrenildi. Derginin düzenli periyotta çıkmamasını eleştiren Hacır'ın, bu rahatsızlığını daha önce de yönetime ilettiği öğrenildi.
Öte yandan, GERÇEK GÜNDEM'in edindiği bilgiye göre, Yeni Harman'ın kadrosunda bulunan Halil Bezmen, Rüştü Paşaoğlu ve Gökyüzü adlı yazarlar da dergiden ayrılma kararı verdi.
Ufuk Aktaş Ergenekon'dan gözaltında Behiç Gürcihan ile babası e. general Ali İhsan Gürcihan'ın web sitesinden bir anons: Yeni Harman Dergisi Yayın Yönetmeni Kutlu Esendemir, acikistihbarat.com yazarı, gazeteci Fatma Sibel Yüksek ile konuştu. İslamcı medyanın, Başbakanlığın ve AKP’nin sır kapılarını çok iyi bilen Yüksek, çok çarpıcı yanıtlarıyla Yeni Harman’a konuşuyor…
NOT: Kim bu ünlü(!) gazeteci-yazar yahu hiç adını sanını daha önce duymadım.Seyfi Kalaycı Kafkaslar, Kafkaslarda Rusya önemli..Ama bir o kadar da Gürcistan, Azerbaycan ve Ukrayna da çok önemli..Cumhurbaşkanımız, Başbakan ve Dışişleri Bakanı aktif rol oynamalı. Bakü'de veya İstanbul'da Türkiye-Rusya-Gürcistan arasında bir zirve yapılabilir. Karşılıklı ülke ziyaretleri yapılabilir. Bir başka konuda Musul-Kerkük ve bölgedeki gelişmeler..Başbakanımız ve Dışişleri bakanı, hatta Cumhurbaşkanımız en kısa zamanda Kuzey Irak'a gitmeli..Erbil, Selahaddin, Musul, Kerkük, Tuzhurmatu ve Telafer kentlerini; buraların idari ve yerel yöneticilerini ziyaret etmeli...Türkiye bölge halkı üzerinde varlığını bizzat hissettirmelidir. Irak'a bir an önce barış gelmelidir..
Ama..Türkiye; şimdi bütün gücüyle AFRİKA ZİRVESİNE hazırlanmalı; gücünü fazla dağıtmamalıdır.. AFRİKA ZİRVESİ çok çok önemli..Çok başarılı olmalıdır..İstanbul başta olmak üzere bütün Türkiye bu zirveye kenetlenmeli...TV'ler canlı yayınlar, açık oturumlar yapmalı..Bu zirveyi üniversiteler de sahip çıkmalıdır..Ülke ülke Afrika günleri, fuarları düzenlenmelidir. TUSKON'un yanısıra diğer ekonomi kuruluşları da aktif olarak bu zirveye katılmalıdır..Zirvenin mutlaka KÜLTÜREL-AKTÜEL boyutları da olmalı..AFRİKA GECELERİ, Afrika Müzik konserleri, hatta spor müsabakaları bile olabilir...Y. Kürüm 9 Ağustos 1997'de Akşam'da yayınlanan bir mektup:
"İki hafta önce, Askeri Şûra kararı ile atılacak subaylar üzerinde çalışan bir arkadaşım bana gelerek, Binbaşı Sefer Demirci hakkında elimizde bir ihbar bulunup bulunmadığını sordu. Bana anlattıkları ilgi çekiciydi: Mızıka astsubay Hazırlama Okul Komutanı ile Okullar Daire Başkanı Tuğgeneral Volkan Kaplama'nın, bu personelin re'sen emekli edilmesini istediğini, ancak ellerinde bu kişinin eşinin kapalı olmasından başka hiçbir bilgi bulunmadığını anlattı. Hatta bu subayın çevresinde, küfürbaz üçkağıtçı olarak tanındığını, namaz kılmadığını, son seneye kadar sicilinde hiçbir olumsuzluk bulunmadığını, geçen yıl güvenildiği için din dersi öğretmeni olarak tayin gördüğünü söyleyerek, 'Nasıl atacağımızı şaşırdık, komutanlar istiyor, sıkıntı bize düşüyor' dedi. Elimizde, bu kişi hakkında bir belge olmadığını söyleyince, 'Ne yapalım, biz de gene Fethullahçı, evinde toplantı yapıyor, komutanların değil, sevdiği din büyüklerinin dediğini yerine getiriyor gibi her zamanki şeyleri yazarız' cevabını verdi."
Yıldıray Duman Neler olmuş neler?..İnternetten bir alıntı; ama çok ilginç: MİT’DE MEZHEPÇİLER YENİDEN HAREKETE GEÇTİLER...
Yıllar yılı, azınlık ve ezilmişlik psikolojisiyle bütün devlet kademelerinde olduğu gibi Milli İstihbarat Teşkilatında da kadrolaşan mezhepçiler, ellerine uygun fırsatın geçtiğini düşünerek yeniden harekete geçtiler.
Büyük dede Miktad Alpay ın MİT teki görevinden emekliye ayrılmasıyla, bir süre sessiz ve derinden giden mezhepçiler, çok farklı bir haberle gündemi yeniden sarstılar.
Amaçları neydi?
Bunu anlamak için, hafızlarımızı biraz tazelememiz gerekiyor.
Miktad Alpay ve mezhepçi ekip, yıllarca elde etmek çin büyük uğraşı verdikleri müsteşarlık makamı için bir engele takılmışlardı.Bu engel, teşkilat içinde kudretli başkan olarak gelecek vadeden ve müsteşarlık makamı için en büyük rakip olan Mehmet Eymürden başkası değildi.
Elerinin altındaki basın mensuplarını kullanarak Mehmet Eymür’ü mafya-yeraltı dünyası ile bağlantılı göstererek kolaylıkla devre dışı bırakmışlardı.Ancak, müsteşarlığın kesin olarak görüldüğü bir anda plan tutmamış, dönemin hükümeti kendine daha uygun olarak gördüğü Şenkal Atasagun’u göreve getirmişti…
Büyük dede ve mezhepçi ekip, 8 yıl boyunca içerden ve dışardan Atasagun’u yerinden etmeye çalışırken, aynı sırada yoğun şekilde kadrolaşmaya devam edilmişti.
En sonunda Atasagun’un sır küpü, pis işlerini gören Kaşif Kozinoğlu’nun yanına sızdılar…8 yıl sabır sonucu hazineye kavuşmuşlardı…Kaşif ağzını tutamıyor, mezhepçiler malzeme topluyordu…
Sonunda bombayı patlattılar, dikkat çekmemek amacıyla da, kendilerinden olan ve emekliliği gelen Erarslan Özkaya’yı kullandılar…
Uzun süre hassas karnından darbe yiyen Atasagun dayanamadı, ancak oyunlar içindeki oyunları bilen Atasagun, pisliklerini örtebilecek kendine daha yakın gördüğü Emre Taner’i yerine bırakarak ayrılmak istiyordu…
Mezhepçiler süreci iyi kullanarak müsteşarlık makamına gelmek üzere olan Emre Taneri yıpratmak ve sonrasında kendilerinden birini oturtma telaşına kapıldılar…Bunun için de MİT, Emniyet ve Jandarma’nın, yıllardır kanuni şekilde kendilerine verilerin bilgileri, hem de Şenkal Atasagun ayrılmadan önce aldığı mahkeme kararınını, tüm Türkiye’nin dinlendiği ve takip edildiği izlenimini vererek, kendi yandaşları bir gazetede yayınladılar..
Amaç, müsteşarlık makamını vekaleten yürüten Emre Taner’i daha gelmeden yıpratarak, kısa süreli müsteşarlık makamı sonrası, dede Miktad Alpayın kayınbiraderi Cemal Uzgören’i, alıştığı şekilde, adeta zıplatarak Müsteşarlık makamına oturtmak, kadrolaşmayı zirveye çıkartmaktı…
Zaman amaçlarına ulaşıp ulaşamayacaklarını gösterecek…
Bu yazının amacı asla bölücülük yapmak değildir…Sadece, bilmesi gereken kişilerin çok iyi bildiği bir tabloyu özetlemektir. Bir mezhebe mensup birilerinin, sinsice ve komplolarla, devlet içindeki kadrolarda nasıl oynamalar yaptıklarını ve en yakın bir örnek olarakta MİT teki son operasyonu nasıl gerçekleştirdiklerini göstermekti..
Bu gün itibariyle en üst düzeyden, en alttaki memura kadar yaptıkları kadrolaşmadan örnekler:
Cemal Uzgören Müsteşar Yardımcısı.
Selim Canpolat Müsteşar Yardımcısı.
Ayhan Akalın Personel Başkanı.
Filiz Türkvan Başkan Yardımcısı.
Atilla Özaltuğ Daire Başkanı.
Ali Galip Sayarı Daire Başkan Yardımcısı.
Ayhan Öztaş Daire Başkan Yardımcısı.
Seyfullah Çağatay Türkistan Şube Müdürü.
KAYNAK: http://ab.org.tr/Yazismalar/2005/bilgi/Jun/0067.html
GÖKÇE SULARİ İnternette doLAşırKEn çok ilginç bir mesaj okudum. Doğru mu bilmiyorum..Doğru olsa ne olur ki..İşte o mesaj: "...asker hiçbir zaman alevilerin düşmanı değil aksine dostu olmuştur.kaldıki benim amcam hava kuvvetlerinde subaydır.bugün bile geldiği zaman şu anda hava kuvvetlerinde bir sürü general kökenli alevi komutan vardır subay olan.askeriyedeki rütbeli kesimin nerdeyse yüzde ellisi en az alevidir...." KAYNAK: http://www.erenlerforum.org/erenler/showthread.php?p=26072
Neden yüksek makama gelmiş bir Alevi yok? babamın arkadaşı ve oğlu çorumlu aleviler. arkadaşı üst düzey asker emeklisi, oğlu ise hava harp okulundan yeni mezun oldu. bir sorun yok. izzettin doğan ında vurguladığı gibi dönem değişti ve bu değişim sürüyor. KAYANAK: www.erenlerforum.org
KİRLİ yeni bir oyun mu?..Bir EL; Türkiye'nin köylerini, mahallelerini Alevi-Sünni olarak ayırıyor.. Bakınız: http://www.kizilbasforum.com/sivas-ilindeki-tum-alevi-koyleri-t6546.htmlYalçın KÜRÜM Mayıs ayı (Mayıs 1977) baslarında gerçekleştirilen ve birçok üst düzey (Gn.Kur. Hrk.D.Bsk. Çetin DOĞAN, KK. Eğitim ve Okullar Daire Bsk. Tuğg. Volkan KAPLAMA ve bazı Albay rütbesindeki Alevi) komutanların da katıldığı bir gizli toplantı notlarını dikkatlerinize arz ediyorum. İŞTE TOPLANTILARDAN ÇIKAN KARARLAR!!!! 1- TÜRKLERİN ÜSTÜN BİR ULUS OLDUĞU SAFSATASINI YIKIN 2- ATATÜRK ALEVİ KÜRT KÖYLERİNİ KATLETTİ GİBİ LÜZUMSUZ SÖZLERİ DURDURUN, BİZİM ATATÜRK'TEN BAŞKA KULLANACAĞIMIZ NEYİMİZ VAR. 3- Güneydoğu'da bizimkiler postu deldirmesin, buna yönelik önlemler alin. TAYIN DAİRESİ MUTLAKA ELİMİZDE OLMALI. CEPHEYE BİZDEN OLMAYAN O NAMUSSUZLARI SÜRÜN. 4- Kürt konusunda öne çıkmayın, Ordu, Alevi Kürt köylerini boşaltıyor, devlet zulüm yapıyor deniliyormuş, bize aydın insan lazım bırak gebersinler. 5- Alevi olmayana hiçbir zaman tam güvenmeyeceksin. Alevi olmayan herkesin Anti-laik olma ihtimali uzun vadede de olsa olabilir. 6- Dincilerin çok kızdığı ÇEVİK PAŞA ve DOĞU AKTULGA'da dahil bu adamların milliyetçilik duygusu sokaktaki adamınki kadar fanatik, dinlediğin zaman faşist zannediyorsun. Asla güvenilmeyecek ama kullanılacak. 7- Ordunun müdahalesini sağlamak için. Ordu'da ve sivil toplumda etnik ve irticai faaliyetleri seyredin, yer yer körükleyin. 8- ORDUDAN ALTI AYDA BİR ADAM ATARAK YARIN DARBE YAPMA GEREKÇENİZİ ORTADAN KALDIRMAYIN, BIRAKIN TEHLİKEYİ MÜDAHALE BOYUTUNDA BÜYÜSÜN. 9- Herkes ne pahasına olursa olsun kendi (okunmuyor). Birliklerde bilinen deşifre olan varsa vitrin yapılsın.kendi söylemlerini seslendirsinler. 10- HER YERDE İRTİCA VAR KAMPANYASI BAŞLATILSIN. SADECE EŞİ KAPALI OLAN, NAMAZ KILAN DEĞİL SAĞCI, MİLLİYETÇİ YARIN İRTİCAYA KAÇMASI VEYA SİZE ENGEL OLMASI MUHTEMEL HERKESİ YAZIN, İLGİLİ MERCİLERE ŞİKAYET EDİN. ONLARIN ADINA DİNCİ DERGİLER GAZETELER GÖNDERİN. AKRABALARININ ADINI ÖĞRENİN, ONLARIN İSİMLERİYLE BASLARINI BELAYA SOKACAK MEKTUPLAR, KARTLAR GÖNDERİN. 11- Alevi olan birlik komutanları yoksa laikleri sıkıştırın. Çokça eğlence düzenleyin, dansöz ve içkiyi zorlayın. 12- Din ve milliyetçilik duygusunu zayıflatan yolların neler olduğu açık, bunları kullanın. 13- Okullarda öğrencilerin kız arkadaşlıklarını teşvik edin. Yapabiliyorsanız Osmanlı hayranlığını kirin. Cinsel konularda sınırları zorlayın, çünkü bu konu insan zaafının basında gelir. VE GİZLİ TOPLANTIDAN KONUŞMA NOTLARI!!!! Konuşma daha çok Genelkurmay Hareket Başkanı Korgeneral Çetin DOĞAN ile Kara Kuvvetleri Komutanlığı Eğitim ve Okullar Daire Başkanı Tuğgeneral Volkan KAPLAMA arasında geçiyor. Toplantıya katılan diğerleri ise dinlemek ve not almakla meşgul. Korgeneral DOĞAN: "Türkiye'nin dairesi sanıldığının aksine Ordu'nun kontrolünde değil. Ankara'daki Orgenerallerin politikası son derece yanlış. Darbe yapmayacağına yemin eden bir Ordunun etkisi ne kadar olabilir ki. Tuğgeneral KAPLAMA: "Komutanım, bunları komutanlara ifade edemiyor musunuz? Korgeneral DOĞAN: "Nerede..! sormuyorlar ki, Yanlış yaptığına inanan kim? Bu konular en fazla komutanlar (Orgeneraller) seviyesinde ele alınıyor. Bize soran kim? Ben de fazla karışmıyorum. Basta Alevilik var ya! Bak, Volkan; Bazen en laik sandığın adamlar bile seni hüsrana uğratabiliyor. Bu yanılgının sebebi; biz ağzımızdan çıkmasına rağmen hala gereğini yapmamamız. Biz ne diyoruz. "Alevi olmayan herkesin Anti-laik olma ihtimali uzun vadede de olsa olabilir." KAYNAK: http://www.alevilerbirligi.com/showthread.php?t=1861 ERCAN T. PULTAR Generallerin eşlerini Hacıbektaş'taki dergaha götürmüştü..GENERAL DURSUN BAK CADDESİ: Şehir ve sokak adları genellikle ölen büyük kişilere veya şehitlere verilir. Gebze'de ise bir caddeye; 2. Kolordu Komutanı Korg. Dursun Bak'ın adı verilmişti: "GENERAL DURSUN BAK CADDESİ" (Paşa şimdi emekli..)Bunun için büyük bir tören yapıldı. İşte törenden ilginç resimler, notlar, kareler: http://www.gelibolu.org/modules.php?name=News&file=article&sid=219. Ayrıca: http://www.buyukzafer.org/arsiv/arsiv.55.htm. Şu an Gaziantep'te de bir bulvara DURSUN BAK BULVARI adı verildi.Ercan T. Pulat TSK'DA ERENLER ÖRGÜTÜ ÜZERİNE BİR ALINTI... "...Biz diyoruz ki, • Dedelere maaş bağlatma konusunu istismar ederek, alevi kitleyi siyasal bir güç gibi kullanmak doğru değildir. • TSK içindeki Alevileri kullanarak terfi olanakları aramak doğru değildir. • E. Korg. Ali Yalçın’ın, Mehmet Moğoltay ve Seyfi Oktay’ın yaptığı gibi bir makama gelince, makamını Alevilerin çıkarlarına kullanarak Alevileri hedef haline getirmek doğru değildir. • E. Korg. Hasan Muratlı’nın yaptığı gibi, terfi edemeyince Gelekurmayın koridorlarında “Ben Alevi olduğum için terfi ettirmiyorlar” diye bangır bağır bağırmak doğru değildir. • E. Tümg. Erol Özkasnak’ın yaptıkları doğru değildir. Bu davranışlar Alevilik felsefesine ters, kişisel çıkar ve ihtiras dolu davranışlardır. Bu davranışların kişisel çıkar amaçlı olduğunu bilmeyenler Alevleri için kin ve düşmanlıkla dolu bir topluluk zannediyor. “… süngüyü takıp dolaştırırım” sözü ortalıkta dolaşan Özkasnak ne kadar Alevi inancına uygun davrandı. Muratlı Paşa koridorlarda bağıracağına hiç olmazsa E. Org. Haydar Saltık’ı hatırlayıp utansaydı... Bu nedenle; • Bir özeleştiri sayfası açıyoruz. • Aleviliği Türklüğümüzün kültürel boyutu gördüğümüz için utanmıyor, gocunmuyor ve “Buradayız” diyoruz. • Aleviliğin nicelik ve nitelik olarak devletimizin hizmetinden başka bir şeyde kullanmasına asla onay vermeyiz. TC Devletinin geleceği açısından Alevi İslam inancına duyulan gereksinimin tahmin edilenden daha fazla olduğunu biliyoruz. • Devletimiz bize kapılarını açtı. Biz de bize düşeni yapmakta kararlıyız. • Aleviliği ile gurur duyanları ve Korg. Dursun Bak gibi onu gerçek anlamda yaşatanları yeri geldikçe örnek göstereceğiz... • Aleviliği kullanan unsurları açıklamak istiyoruz. Çünkü onlar Aleviliğin ruhuna ters işler yapmaktan vazgeçmediler. Yaptıkları yanlışlarla Aleviliği kirlettikler. • Burada ismi geçen kişilerin her türlü açıklama gönderme hakkı vardır... " http://turkalevi.com/modules.php?name=News&file=article&sid=10 YALÇIN KÜRÜM Hepsi senin mi Paşam?..Emekli general Volkan Kaplama Paşa'nın şirketleri, bağlı siteleri, vakıfları: http://www.turktipsan.com/altsayfa/sirkethakkinda.html/ Genel Müdürlük: Turan Güneş Bulvarı Hilal Mahallesi 71. Sokak No: 15/1-2 06550 Yıldız / ANKARA Tel: + (90) 312 441 8415 (pbx) Faks: + (90) 312 441 8065 tts@turktipsan.com.tr Üretim Tesisi: Timurhan Mah. Çankırı Otoban Cad. Kaymakam Ali Galip Kaya Sok. No:28 06750 Akyurt/ANKARA Tel: + (90) 312 844 1508 (pbx) Faks: + (90) 312 844 1527 tts@turktipsan.com.tr YARARLI SİTELER: TSK Dayanışma Vakfı >> TSK Güçlendirme Vakfı >> TSK Mehmetçik Vakfı >> TSK ELELE Vakfı >> TSK Mensupları Çocuklarının Tahsiline Yardım Vakfı >> TSK Gülhane Sağlık Vakfı >> T.C. Sağlık Bakanlığı >> Türk Tabipler Birliği >> Türk Eczacılar Birliği >> FDA Web Sitesi >> cGMP Kuralları ve Uygulamaları >> Klinik Enteral ve Paranteral Nütrisyon Derneği >> Avrupa Enteral ve Parenteral Nütrisyon Derneği >> PAŞA'NIN ADI DAHA ÖNCE BÜYÜK BİR YOLSUZLUK VE ÇETE OLAYINA KARIMIŞTI: 3 NCÜ ORDU KOMUTANLIĞININ 2000 YILI YAŞ SEBZE İHALELERİNDE FAHİŞ FİYATLA ALIM YAPILMASI, DAHA SONRASINDA DA İHALEYE KATILAN KİŞİ VE ŞİRKETLERDEN HAKSIZ OLARAK RÜŞVET VE HARAÇ ALINMASI OLAYIDIR. DÖNEMİN KURMAY BAŞKANI VOLKAN KAPLAMA’NIN DA İÇİNDE OLDUĞU, BİZZAT ONUN BİLGİ VE YÖNLENDİRMELERİ İLE HAREKET EDEN BİR ÇETE, KİŞİ VE ŞİRKETLERİ HARACA BAĞLAMIŞTIR... (Bu olay hakkında detay ve çok enteresan bilgiler, ilişkiler için bakınız: http://www.geocities.com/yolsuzluk2007/dosya/eylul.htm Yalçın Kürüm GÖRÜLMEMİŞ BİR SKANDAL!!!!! Emekli Volkan Kaplama Paşa; bütün TSK vakıflarını; yani toplam altı vakfı; kendi şirketine ortak yaparak, kendine bağladı...Nasıl mı? TURKTIPSAN A.Ş. 25 Mayıs 2002 tarihinde, DAYVAK Sağlık Turizm Otomotiv Eğitim ve Ticaret Limited Şirketi olarak 10.000.000.000.- TL sermaye ile kurulmuştur. 29 TEMMUZ 2002 tarihinde ödenmiş sermaye 250.000.000.000TL’ye (İki yüz elli milyar) yükseltilerek, Anonim Şirkete dönüştürülmüştür. DAYVAK Sağlık Turizm Petrol Otomotiv Eğitim ve Ticaret Anonim Şirketi adını almış ve TSK yararına faaliyet gösteren 5 Vakıf (TSK Dayanışma Vakfı, TSK Güçlendirme Vakfı, TSK Mehmetçik Vakfı, TSK Elele Vakfı, TSK Mensupları Çocuklarının Tahsiline Yardım Vakfı, TSK Sağlık Vakfı) şirkete ortak olmuştur. 27 Nisan 2003 tarihinde TSK Güçlendirme Vakfının da katılmasıyla ortak vakıf sayısı altıya çıkmıştır. Şirket Genel Müdürlüğü 14 Haziran 2004 tarihinde Güniz Sokak No: 18/B-4 Kavaklıdere/ANKARA adresinden halen yerleşik olduğu Hilal Mahallesi 71.Sokak No:15/1-2 Yıldız Çankaya/ANKARA adresine taşınmıştır. 21.06.2004 tarihinde Olağanüstü Genel Kurul toplantısı yapılarak şirketin unvanı “TURKTIPSAN Sağlık Turizm Eğitim ve Ticaret A.Ş.” olarak değiştirilmiştir.Alperen TÜRKBEYİ Evet ..! Ertuğrul Zekai ÖKTE den Devlet İstifade Etmelidir. Yakın Tarihimizin Yaşıyan , Ayaklı Kriptosu , Yakın Tarihimiz İle Gelecek Nesilleri Buluşturacak Nadir İnsanlardan Biri . Kendi Ağzından Duymuştum ; Hata Yaptık , Amerikayı Başımıza Bela Ettik Dediğini ( Kasım 2007 - Ankara )Çünkü Sistemi Kendisi Ve Ekibi Kurmuştu Biliyorduki Konuşuyordu ..! Ve Şu Anda ki Ortamı Önceden ( 2006 Yılında ) Anlatmıştı. Söylemişti . Belki İnanmayacaksınız Ama Bunların Ve 5000 yıllık Devlet Anlayışına Sahip Türk Milletinin Bu Hale Gelmesinin Nedenininde Kuran-ı Kerim den Uzaklaşılması Olduğunu Anlatmıştı Ayrıca İSLAM Değer Anlayışından Uzak Kalınılmasının Bu neticeleri Doğurduğunuda Söylemişti.İnanamıyorsunuz Değilmi ..! Ama Bu Sözleri Kayıtlıdır , Kayıtlarda Vardır.Bizzat Kendisi Hatta Kaydettirdi.Şahidim .Evet . Acilen İstifada Edilmelidir Kendisinden . Özellikle Kıptiler dediği ( kendi kullandığı tabirdir ) 300 yıldır kanımızı emen gurubların aile ilişkileri ve ülkemizdeki soy dağılımlarını hakkında .Çünkü Bu oLayları en derinlemesine bilen hayatta olan 2 kişiden birisidir. İhtiyarlardan Birisidir :) Anlayan Anlasın. Geçmişini muhasebe etmiştir. 1945 ten bu yana gelişen tüm herşeyi sormalıyız kendisine gelecek nesillerimizin rahatı ve huzuru için .ALLAH Bu Milleti Devletsiz ve Ordusuz Bırakmasın İnş.Kıyamete Kadar.Hürriyetsiz Bırakmasın İnş.
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.