Şu sıra herkesin yanıtını aradığı soru bu. Dün ‘Sis Perdesi’ başlığıyla verdi Milliyet gazetesi 2001 yılında Adil Serdar Saçan’ın Tuncay Güney ve arkadaşlarına yönelik gerçekleştirdiği operasyonun neden derinleştirilmediği konusunu. Aydoğan Vatandaş
Oysa aynı soruyu Türk Basınına da sormak gerekmez mi?
Neden o tarihte sayfalarınızı bu olaya kapattınız?
Neden adliye ve Polis muhabirleriniz bu konuyu atladılar?
Bu konuda bir özeleştiri yapmanız gerekmez mi?
O tarihte bu konuyla ilgili yazılmış tek yazı tarafıma aittir ve Zaman Gazetesi’nde yayınlanmıştır!
Bu yazının bedelini de bu yazıdan hemen sonra üst üste geçirdiğim çeşitli trafik kazalarıyla ödediğimi düşünüyorum ben.
Bulunacak olsaydı bile, böylesine önemli bir soruşturma ancak arkanızda güçlü bir siyasi irade varsa mümkümdür.
Koalisyon hükümetleriyle bu işler zordur.
Adil Bey'in bir kusuru var mı buna yargı karar verecek.
O dönemde bu konuyu sadece ve sadece Aydınlık dergisinde çıkan bir haber dolayısıyla yakalayan ve Adil Serdar Saçan ile bu olayı konuşan da bendim.
Aydınlık, o tarihte Adil Serdar Saçan ile ilgili ‘Fethullahçı Şube Müdürü’ yakıştırması yaparak yıpratıcı bir haber yayınlamıştı. Bu konunun o tarihte Sedat Peker’in göz altına alınması olayı ile ilgili olabileceğini değerlendirmiştim. Garip olan Sedat Peker’in tam da bu olaydan bir süre önce bir takım sahtekarların adını kullandıklarını bir gazete ilanı ile duyurması olmuştu.
Adil Bey’i arayarak Aydınlık’ın haberini hatırlattım ve iki olay arasında bir irtibat kurduğumu söyledim.
Yanılmamıştım.
Ve sonra da makamına giderek soruşturma ile ilgili Adil Bey’den epey bilgi aldım.
Ama tüm bilgileri Adil Bey’den almamıştım. Adil Bey bana dosya numarasını vermişti.
Dosyayı Fatih Savcılığı’nda bulamadım.
Dosya DGM’de olmalıydı. Savcıyı buldum. İlgiçtir ki, dava henüz açılmamıştı. Olayın ardından sanırım 3-4 ay geçmiş olmalıydı. Dava açılınca savcıdan iddianamede geçen tüm detayları aldım ve yukardaki linkte geçen tüm ayrıntıları yazdım.
Diğer gazeteler ise bir tür haber atlatılma kompleksinden olsa gerek bu olayı hiç görmek istemediler.
O dönemde gazetelerin Yayın Yönetmenleri bugün Adil Bey’e sordukları o soruyu kendilerine de sormalılar.
Yorumlar GÜVEN K. Ergenekon-JİTEM-Faili Meçhuller düğümünün kilit ismi: Teoman Koman Paşa..Cavit Çağlar’ın sahibi olduğu Nergis Holding’in Yönetim Kurulu Üyeliği’nde de bulunmuştu. Neden Cavit Çağlar?..
Kaynak: http://www.biyografi.net/kisiayrinti.asp?kisiid=655
Servetlerini yurtdışına kaçırdıkları iddia edilen eski bakanlar Cavit Çağlar ve Şerif Ercan, Jandarma eski Genel Komutanı ve Milli İstihbarat Teşkilatı eski Müsteşarı Teoman Koman’ın da aralarında bulunduğu 13 kişi hakkında yapılan soruşturma sonuçsuz kaldı!..
Kaynak: http://www.zaman.com.tr/2002/03/17/haberler/h10.htm
...Onları yönlendiren, tıpkı PKK gibi içinden çıktığı, temsil ettiğini iddia ettiği insanları hedef alan, onlar için ölüm makinası haline getiren, müslüman olmaktan başka sıfatı olmayan insanları yine İslâm adına vahşice katlettiren birilerimi var? Ne adına ve niçin bu vahşet yapıldı?
1992 yılında zamanın MİT Müsteşarı Teoman Koman'a sorulan Hizbullah sorusuna Türkiye’de böyle bir örgütün olmadığı, PKK'ya karşı kendini savunan inançlı bölge halkının var olduğu ifade ediliyordu. Aynı dönemde Batman Emniyet Müdürü Öztürk Şimşek, Hizbullah kampının Jitem’e yakın kurulduğu, bu sebeble bir operasyon yapamadıkları ifadesi raporlara yansıyordu. İşin ilginç yanı PKK da Hizbulkontra da bu sistemin, bu toprakların ürünü. Öcalan da Velioğlu da, Siyasal Mezunu yani Mülkiyeli ve her ikisi de doğu kökenli. Anlaşılan verimli bir terör ortamına sahibiz. Legal yolların kapatıldığı, insanın en tabii haklarının ellerinden alındığı ortamlar terör ve istismar için bulunmaz iklimlerdir.
Kaynak: http://www.ilkadimdergisi.com/139/haber-ahmet-taha.htm
Y. Egemen Ergenekon Terör Örgütü(ETÖ) operasyonlarında tutuklanan veya adı geçen Doç. Dr. Ümit Sayın, Prof. Dr. Ercan Çitlioğlu, Prof. Dr. Süheyl Batum gibi kişiler ve bu kişilerin ev, işyeri ve bilgisayarlarında ele geçirilen mason belgeleri ve yazışmaları bütün dikkatleri yeniden Ergenekon'a, Ergenekon Davasına çekti..İşte ilginç bağlantılar: Bugün Türkiye'deki mason sayisinin onbinin üzerinde oldugu biliniyor. Localarin neredeyse tümü üç büyük sehirdedir. Bu localarin üye listelerini içeren gizli kitapçiklar vardir. Önceki çalismalarimizda bu kitapçilarin bir kismi yayinlandi. Ancak Türkiye'deki mason localarina baktigimizda ilginç bir tablo ile karsilasiriz. Localarin büyük bir kismi, profesör, avukat, doktor gibi "orta sinif"in biraz üstündeki mesleklere sahip kisilerle doludur. Bu localarda daha "yukari"lardan isimlere (örnegin ünlü siyasetçilere ya da büyük isadamlarina) rastlayamazsiniz.
Bu durumun nedeni, daha "yukari"dan kisilerin daha "özel" localara üye olmalaridir. Bu "özel" localar, çogu zaman diger masonlarca da bilinmez. Bu localarin üye listesine ulasmak da, diger normal localara göre biraz daha zordur. Çünkü "özel" localarin çogu kez matbaada basilmis bir üye kitapçigi yoktur. (P2 locasinin da matbaada basilmis bir üye listesi yoktu, tek liste, Üstad Licio Gelli'nin gizli kasasindaki belgeydi.)
Bu "özel loca"lardan birisi, Istanbul vadisine (masonik literatürde "Istanbul bölgesi" denecek yerde "Istanbul vadisi" denir) 009 numara ile kayitli olan Atlas Locasi'dir. Loca'yi "özel" yapan iki neden vardir: Tüm üyeleri yahudidir ve bu yahudilerin bir kismi oldukça ünlü, oldukça etkin kisilerdir. Bakin Atlas Locasi'na kayitli olan ünlü yahudiler arasinda kimler vardir:
Türk Yahudi cemaatinin tarihteki en büyük görünür organizasyonu olan 500 Yil Vakfi'nin ikinci baskani Naim Güleryüz; 500. Yil Vakfi'nin koordinatörü Nedim Yahya; Alarko Holding'in iki patronu Ishak Alaton ve Üzeyir Garih; Jak Kamhi'nin sahip oldugu Profilo Holding'in üst düzey yöneticisi Nesim Levi; Alaton'un akrabasi Mete Alaton; ve David Kohen... Ve Atlas Locasi'nin yaninda yalnizca yahudilerin üye oldugu baska özel localar da vardir.8
Ancak "özel localar" yalnizca Atlas Locasi ya da diger "yahudi localari" ile sinirli degildir elbette. Çünkü mason olduguna kusku olmadigi halde, adi "normal" localarda hiç geçmeyen pek çok kisi vardir. Bu kisilerin masonluklarindan kusku duyulmamasinin önemli nedenleri vardir. Örnegin bazilari Bilderberg üyesidirler. Ve Bilderberg, 6. bölümde inceledigimiz gibi bir üst-masonik kurulustur; Bilderberg'e masonluk referansi olmadan çagrilmak mümkün degildir. Bu durumda Türkiye'deki bazi Bilderberg müdavimlerinin (Feyyaz Tokar ve Jak Kamhi gibi) ve onlarin (özellikle de Tokar'in) ellerinden tutup Bilderberg'e götürdükleri dostlarinin masonlugu tescillenmektedir. Kuskusuz bunlarin localari da Atlas locasi gibi hatta daha da "özel" (gizli ve izole) localardir.
Tüm bunlar bizim de bir "P2"ye sahip oldugumuzu göstermez ama sahip olma ihtimalimizin oldugunu ispatlar.
Italyan P2'sinin özelliklerinden biri, Israil'le çok yakin baglantilara sahip olusuydu. Dolayisiyla eger bizim de bir "P2"mizin var olup olmadigini arastirmak istiyorsak, Türk localarinin Israil baglantisina bakmamiz gerekmektedir.
Israil'le baglantisina dair ortaya çikan bazi bilgi ve belgeler bir aralar medyanin bazi kesimlerinde yayinlanmisti. Bu haberlere göre, 1985 yilinda bazi yüksek dereceli Türk masonlari Israil'deki Nur locasinda toplanmislar ve Büyük Üstad Sekür Ökten'in önderliginde "Israil'e baglilik yemini" etmislerdi. Sekür Ökten'in albümünden çikan bir fotograf da Nur locasindaki bu toplantiyi belgeliyordu. Çok net olmayan resimde bir Türk masonu daha vardi ki, gören herkes bu kisinin Jak Kamhi oldugu görüsündeydi. Ancak Kamhi bu resmi basan gazetelere tekzipte bulunarak "o resimdeki adam ben degilim" dedi.
Ancak bir Türk masonunun "ifsaat"lari konuyu yeniden gündeme getirdi. "Ifsaat"larin sahibi, uzun bir süre Tür mason localarinda üye olan Yüce Katircioglu'ydu. Katircioglu, kendisinin milliyetçi oldugunu ve localardaki "Israil bagliligi" nedeniyle masonluktan ayrilmaya karar verdigini açiklamisti. Ayrica Israil'deki Nur locasinda yapilan "Israil'e baglilik yemini" ile de önemli bilgiler vermis ve resimdeki kisinin Jak Kamhi oldugunu dogrulamisti.
Yeni Hafta gazetesi, 11-17 Ekim 1993 tarihli sayisinda Katircioglu ile yaptigi bir röportaji yayinladi. Röportajdaki bilgiler ilginçti:
Yeni Hafta: Siz Jak Kamhi'nin Israil Mason locasina üye oldugunu ve locanin baskani olduguna iliskin bilgileri nereden aldiniz? Katircioglu: Bu bilgileri ben 14. dereceden bir mason oldugum için dernek içerisinden almistim. Sekür Ökten'in 1985 yilinda Israil Nur locasinin açilisi için yaptigi ziyaret sirasinda çekilen fotografta onun albümünden alinmistir. Bu konu dernek (mason locasi) içerisinde yine aktüel bir sekilde konusuldu. Bazi kardeslerimiz, gerek Sekür Ökten'in Tel Aviv'de yaptigi konusmaya gerekse de Türk vatandasi olmalarina ragmen Jak Kamhi'nin de basinda oldugu bazi Musevi kardeslerimizin Israil devletine baglilik yemini etmelerine karsi çikmislardir... Maalesef siyonist egilimli kisiler dünyanin birçok yerinde yaptiklari gibi araya sizarak dernegin kilit noktalarini ele geçirmislerdir. Localar bu nedenle amaçlarindan saptiriliyor. Dolayisiyla ben Jak Kamhi ile ilgili bilgileri sadece o albüm ve fotograflardan degil dernek içerisinden de derledim. Yeni Hafta: Jak Kamhi'nin o dernek içerisindeki statüsü nedir? Katircioglu: Ökten 1986 yilinda baska bir kisiye Büyük Üstadligi devretti. Ökten 1981-1986 yillarinda büyük üstadlik yapmistir. Üstadligi devrettikten sonra da vefat etti. Bu konular Israil ziyaretinden önce dernek içi ve disi kademelerinde tartisilmis. Nitekim ben kisa bir süre gayrimuntazam olup daha sonra muntazam oldugum zaman bu tartismalar devam ediyordu... Fotograflarin bulundugu albüm elimizde oldugu için bu resmin fotomontaj olmadigi kesindir. Ben bu fotografin fotomontaj olmadigini hakimlere de kanitlamistim. Bu nedenle deliller son derece açik ve seçiktir. Ayrica birisi gazeteci olmak üzere iki kisi, iki üst düzeyde masonla yaptigim konusmayi paralel hattan dinlediler ve telefonda konustugum kisiler resimdeki kisinin Kamhi oldugunu teyit ettiler. Yeni Hafta: Kamhi'nin kardesinin Mossad'la yakin iliskileri olduguna dair iddialar var. Bu iddialar ne derece dogrudur. Katircioglu: Bu konudaki haberleri ben de önce Cumhuriyet gazetesinde, daha sonra da Zaman gazetesinde gördüm. Bu konu hakkinda bir bilgi sahibi degildim. Yalniz burada çok enteresan bir durum var. Bildiginiz gibi haberin alindigi gazete Amerika'da çikan Washington Post gazetesidir. Bu gazete Watergate Skandalini ortaya çikartarak baskan Nixon'in istifasina sebep olmustur. Çok ciddi bir gazetedir. Bu gazetenin gerçek olmayan bir konuyu haber yapmasi imkansizdir. Ikinci bir hususta Washington Post'un sahibesi bayan Catherine Graham bir musevi olmasidir. Musevilerin Israil'e bagliliklari son derece kuvvetlidir. Catherine Graham bir musevi olmasina ragmen bir Mossad ajaninin kimligini neden açikladi? Bu olay Türkiye'ye Kamhi'nin durumuna kadar uzaniyor. Kamhi bunu da reddetti ama Washington Post gibi bir gazetenin Kamhi'ye düsmanligi ne ola ki, kardesi Mossad ajanidir diye açiklama yapsin? Kamuoyunda Kamhi'nin kardesinin Mossad ajani oldugu yolunda bir imaj yerlesti. Yahudiler genellikle zor duruma düstüklerinde kendilerini güçlü göstererek hasimlarini sindirmek ve böylelikle rahata kavusmak isterler. Buradaki mesaj su; Kamhi, biz kendisinin Israil'le olan iliskilerini kesin ve net delillerle kamuoyuna açiklayinca çok zor duruma düstü. Kamhi bu açiklamalardan sonra uzun süre baskanligini yaptigi Iktisadi Kalkinma Vakfin'dan da istifa etmek zorunda kaldi. Bu Israil baglantisinin Türkiye'de hakli olarak Kamhi'nin aleyhine kullanilmasi gibi bir hava ortaya çikti. Iste Kamhi bu durumdan siyrilmak ve daha sonra yapmayi planladigimizaçiklamalardan kurtulmak ve bizi korkutarak sindirmek için kardesinin Mossad ajani oldugunu bir Musevi olan Catherine Graham'a gazetesinde açiklatti. "Benim kardesim Mossad ajanidir. Eger benim üzerime fazla gelirseniz, bu durum sizin hayriniza olmaz" seklinde bir mesajla bizi korkutup, sindirmeyi amaçliyordu...
Katircioglu, ayni röportajda Jak Kamhi suikastinin de Kamhi'nin kendisinin düzenledigi bir senaryo oldugunu söylüyor ve söyle diyordu:
Kamhi Israil'le olan baglantilari ortaya çikmasindan sonra kamuoyunda çok prestij kaybedip yiprandigi için Ugur Mumcu suikastini bahane edip laik ve liberal çevrelerin dinci aleyhtari duygulardan kendisi için yararlanmak amaciyla böyle bir suikasti tertiplemistir. Yani Kamhi, "Ugur Mumcu'yu öldüren dinciler beni de öldürmeye tesebbüs ettiler" diyerek laik ve liberal çevrelerde sempati kazanmayi amaçladi.
Yüce Katircioglu'nun Hür ve Kabul Edilmis Masonlar Büyük Locasi Dernegi Büyük Üstadi Suha Aksoy'a, Noter kanaliyla gönderdigi ihbarnamede ise su ifadeler yer aliyordu:
En Muhterem Büyük Üstadim: Bu, Ocak 1990 tarihinden bu yana Büyük Üstad'lik makamina sundugum dördüncü (4.) oylama talebi dilekçesidir. Bugüne kadar talep ettigim oylama yapilmadigi gibi dilekçelerime herhangi bir cevap da verilmemistir. Bu durum hukuken suç teskil etmektedir... Asagidaki taleplerimin, Türkiye'deki tüm kardes localarda açik oya sunulmasini tekrar talep ediyorum: 1- Tevrat'ta yer alan Tesrin bayraminin kutlanmasina derhal son verilmeli ve bunun sorumlululari cezalandirilmalidir. 2- Israil'e düzenlenmekte olan grup gezileri durdurulmali ve sorumlulari cezalandirilmalidir. 3- ABD Senatörü Robert Dole'un, Türk Masonlari tarafindan "Saygin bir Mason" olarak kabul edilemeyecegi resmen açiklanmali ve Mimar Sinan dergisinde yer alan söz konusu yazinin sorumlulari cezalandirilmalidir. 4- Sekür Ökten'in 1985 yilinda Tel-Aviv'de yaptigi o ürpertici konusma resmen kinanmali ve kendisine katilmadigimiz özenle vurgulanmalidir. 5- Jak Kamhi ve diger Musevi TC Vatandasi kardeslerimizin, Israil'e temenni ederek, "Israil Devleti'ne ve Israil Büyük Locasi'na" baglilik yemini etmelerini kesinlikle onaylamadigimiz resmen açiklanmali ve söz konusu kisiler, tebenni islemi yok farzedilerek aramizdan ihraç edilmelidirler...
Katircioglu'nun bu tür çagrilarina elbette "Hür ve Kabul Edilmis Masonlar Büyük Locasi Dernegi"nden hiçbir cevap gelmedi. Çünkü Katircioglu, Israil'in uzantilarinin, masonlugun içine sizmis bir hizip oldugunu sanmisti; oysa masonlugun kendisi basli basina Israil'in uzantisiydi...
(Yüce Katircioglu'nun bu "ifsaat"larindan önce de masonik hiyerarsi içinde "disiplinsiz" bulunan bazi tavirlari olmustu. Hatta bir defasinda bu yüzden ülkemizdeki yahudi cemaatinin çok ünlü bir üyesi, Katircioglu'nu "arabasiniyaktirarak" cezalandirmisti. Katircioglu'nun bazi üstadlara mektup yazarak kendisinden sikayetçi olmaya çalistigi, mafya yöntemleriyle "araba yaktiran" bu yahudi isadaminin kim oldugunu, saniriz Jak Kamhi çok çok iyi bilmektedir!...)
Üstte degindigimiz tüm bilgiler ve konu hakkindaki baska bazi arastirmalarimiz bizi açik bir sonuca ulastirmaktadir: Türkiye'de, Israil'le çok yakin baglantilari olan ve ülkenin en "kalburüstü" kisilerini kapsayan "özel" localar vardir.
Bu arada son bir noktaya deginmekte yarar vardir. Üstte belirttigimiz gibi masonluk—masonluga toplum tarafindan olumlu bir gözle bakilmadigi ülkelerde—toplumda etkin bir yere gelmis üyelerini gizleme yoluna gitmektedir. Bu durumda bu "etkin üyeler" de dogal olarak kendilerini gizleyeceklerdir. Bu nedenle bu kisilerin kendilerine soruldugunda mason olduklarini itiraf etmelerini beklemek, saflik olacaktir.
Zaten masonlugunu inkar etmek, masonik bir gelenektir. Öyle ki, Türk masonlarinin Büyük Üstadlarindan Can Arpaç, kendisiyle yapilan bir röportajda masonlarin masonluklarini inkar etme yönteminden açikça söz etmistir. Arpaç, röportaji yapan Dilek Önder'in "Bir masona 'mason musun?' diye sorunca, 'hayir degilim' diye cevap vermesi kurallariniza aykiri mi?" seklindeki sorusuna, "Bu soruya 'hayir' demek her kardesimin hakkidir... endisesi varsa 'hayir degilim' diyebilir" seklinde cevap vermistir.
Engin İldeniz TARİH: 27 Mart 2007...Yargıtay yeniden yargılama istedi, 'telekulak'çıları zaman aşımı kurtardı...
Kırıkkale Asliye Ceza Mahkemesi'nin delil yetersizliğinden 3 yıl önce beraat kararı verdiği Telekulak Davası'nın Yargıtay'dan dönmesinin ardından yeniden başlandı. Kırıkkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davaya sadece eski Emniyet Müdür Yardımcısı Osman Ak katıldı. Yaklaşık 1 saat süren mahkeme sonunda, dava zaman aşımından dolayı düştü.
Önemli davaların zaman aşımından dolayı iptal olduğunu dile getiren müşteki Sultan Özer, "Benden hariç diğer insanlar haklarını aramadı. Bu da beni üzüyor. Önümüzdeki 7 gün içinde tekrar dava açabilirim. Şu anda düşünme aşamasındayım" dedi.
Yargıtay 4. Dairesi, dönemin Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral, emniyet müdür yardımcıları Osman Ak, Zafer Aktaş ve Mahmut Çorumlu'nun beraat kararını usulden bozdu ve aynı suçtan yeniden yargılanmasını istedi. Böylece Kırıkkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin delil yetersizliğinden 3 yıl önce beraat verdiği Telekulak davasında en başa dönüldü. 1998 ve 1999'da yasadışı yollardan Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Meclis Başkanlığı'nın da aralarında bulunduğu 963 kurum ve kişiye ait telefonların dinlendiği müfettiş raporlarıyla belirlenmişti. Telekulakçılar hakkında açılan dava 3 yıl sürmüştü. Davada Zafer Aktaş'a, görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle altı ay hapis cezası verilmiş; ancak bu ceza daha sonra ertelenmişti. Cevdet Saral, Osman Ak, Zafer Aktaş ve Mahmut Çorumlu'nun aralarında bulunduğu 21 polis hakkında üç aydan üç yıla kadar hapis istemiyle açılan davanın da önce kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi kararlaştırılmıştı.
Ardından aynı mahkeme Cevdet Saral, Osman Ak, Zafer Aktaş ve Mahmut Çorumlu hakkında, "delil yetersizliğinden beraatlarına" karar vermişti. Kırıkkale Mahkemesi'nin verdiği bu karar Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nden döndü.
Yargıtay, telefonu dinlenen müşteki Sultan Özer'in, Kırıkkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki davaya müdahil olmak için dilekçe vermiş olmasına rağmen mahkemenin müdahillik konusunda herhangi bir karar vermeden beraat kararı vermesini usule aykırı buldu. Ayrıca Kırıkkale Mahkemesi'nin erteleme kararından sonra, beraat kararı verirken davaya ayrı bir esas numarası vermesinin hukuka aykırı olduğu ve bu durumun beraat kararını hukuken yok saydığı da Yargıtay kararında vurgulandı.
Yargıtay'ın sözkonusu kararının ardından dava Kırıkkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yeniden görülmeye başlandı. Böylece mahkeme kararı olmadan yasadışı yollardan yapılan telefon dinlemeleri ve sorgulamalarıyla ilgili davada başa dönülmüş oldu.Engin İldeniz Enis Berberoğlu, haklı olarak köşe yazısında; Ergenekonda hiç polis niye yok diye soruyor..Haklı..Bence çok ünlü polisin adı geçmişti malum işlerle ilgili..Mehmet Ağar, Bülent Orakoğlu, Osman Ak, Cevdet Saral, N. Nihat Kubuş(Veli Küçük'ün ortağı), Adil Serdar Saçan, Şevket Ayaz(RUYİAD Yöneticisi), T. Köksal Parmaksız, Necdet Menzir, Erdoğan Ogan...Ve Yargıtay tarafından Telekulak'tan zaman aşımınan(!) berat ettirilen 21 polis!..Ergenekon'da niye Polis yok?Özer Akçin Ergenekon'un 5. kol faaliyetleri içerisinde yerini alan LOLİTA(?) pazarlarının gözdesi, güzellik ve miss globe yarışmalarının vazgeçilmez jüri üyesi, ÜNLÜ olacakların REFERANS kaynağı HINCAL ULUÇ Abi; aynı zamanda ünlü mason Üstad Ahmet Kurtaran'ın da meneceri idi..Kurtaran'la hala çok samimiler..Hınçal Abi'yi en son NURU ZİYA'da MAson Locasında görmüşler!..Şu sıralarda O da; Bekir Coşkun ve Kamer Genç gibi "Cumhurbaşkanı Gül, benim cumhurbaşkanım değil!" provokasyonlarının odağında..Bu işin arkası gelecekmiş!..Yeni iddialarla!..Ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'na 2. ve Türkiye'yi yerinden oynatacak bir dava daha açmaya zorluyorlarmış..Fısıltılar böyle..Locadan sızanlar..Hıncal Abi; geçen sene 50. meslek yılını doldurdu..İşte o kutlama yazısı:
"Önce Cüneyt Ağabey telefon etti, bana ve Yasemin'e, aylar önce.. 7 Mayıs gecesini kapattığını söyledi.. O tarihte mutlak İstanbul'da olacaktım.. Ve de o gece başka hiçbir sözüm olmayacaktı..
Sonra fiskoslar hissetmeye başladım etrafta.. Bir şeyler dönüyordu.. Kulağıma kar suyu kaçtı ki, bana bir sürpriz hazırlıyorlar.. 7 Mayıs yaklaşırken, fiskoslarla birlikte, hareket de arttı.. Aile İstanbul'a taşınmaya başladı. Öcal Ağabeyim, Özay İzmir'den, Serpiller, Kemaller Ankara'dan geldiler..
Bir gün evvel Ahmet Kurtaran telefon etti..
"Yarın akşam şık ol.. Kaçta nerde olacağını Öcal Ağbi biliyor.."
Ünal biraz daha kopya verdi..
"Şıkı mıkı boşver Hıncal Ağbi.. Smokin giy sen.."
Görünüşe göre, bir kız buldular, beni evlendirecekler.. Çünkü fiskosun içinde Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal da var..
Ve pazartesi akşamı, eski Kandilli Lisesi, daha eski Adile Sultan Sarayı, şimdi de Sakıp Sabancı'nın katkıları ile İstanbul'a kazandırılan bir kültür ve turizm merkezine dönüşen rüya ülkesine geldik.. Muhteşem bir manzaraya bakan, muhteşem bir bahçe içindeki muhteşem salon.. Bu ortama Borsa yakışırdı tabii.. Rasim yüklenmiş işi.. Girişte restoran.. Yukarda özel geceler için salonlar.. Biz yukardayız.. Sevgili Ferruh ve Filiz'in hem de nasıl bir zevkle süslediği salonda.. Ve o salonda kimler yok ki..
Dünyanın bir ucundan koşup gelen dostlar dahil.. Almanya'dan.. Hollanda'dan.. Amerika'dan.. Yıllardır görmediklerim, ama unutamadıklarım var.. Kime sarılacağımı, kimi öpeceğimi şaşırdım.. Bir duygu seli sardı ki.. Meğer o hikâye.. Esas her şey içerde yemeğe geçilince başlıyormuş..
20 şarkı, 20 anı diye yapmışlar programı..
Modern Folk'la, benim çocuklarla başlayarak.. Sonrası..
Ömür Göksel.. AliAysun.. Ayşegül Aldinç.. Ferhat Göçer.. Timur Selçuk.. Coşkun Demir.. Emel Sayın.. Nükhet Duru..
..Ve anılar.. Tabii ağabeyim Öcal'dan başlayarak.. Tekin Özertem, Erkan Özerman, Doruk Pamir, Cihan Ünal, Fatih Orbay, Fethi Gogen, Deniz Adanalı, Can Gürzap, Haşmet Babaoğlu, M. Ali Birand, Sunay Akın, Fatih Terim ve Mustafa Denizli.. Tekin Akmansoy ve Halit Kıvanç..
Gözyaşlarımı tutamadığım anlar oldu, gülmekten katıldıklarımın yanında.. Öyle bir duygu selinin içine yuvarlandım ki..
En sonunda mikrofonu bana verdiler..
Gel de konuş.. Dünya üzerindeki hiçbir dilin, hiçbir sözcüğü mümkün değil ifade edemez hissettiklerimi.. Sustum bir süre.. Herkes de susmuş beni bekliyor.. Hani sinek uçsa derler, öylesi..
Tam 6 saattir, akşam sekizden gece yarısı ikiye kadar bu selin içinde benimle dalgalanmış yüzlerce dostumun, o sessizlikle ne demek istediğimi anladıklarını okuyorum gözlerinden..
Güç bela bir cümle edebildim sonunda..
"İnsan hayatında, 'Artık ölsem gam yemem' dedirten anlar vardır.. Bu gece tam da öylesiydi işte dostlarım.. Teşekkürler, hepinize.."
Sonra öğrendim.. Fikir Sevgili Nihal'den çıkmış.. Ahmet'in eşi.. Bir gece laf benden açılınca "Hep sizin için yaptıklarından söz edersiniz.. Lafı bırakın, gösterin" demiş..
Bu yıl 2007.. Mesleğe başlayışımın 50'nci yılı.. Ahmet demiş ki, "Tamam.. Bossun ellinci yılını kutlarız.."
Cüneyt Ağabey, Ali Kocatepe, Ünal'la organizasyon komitesi oluşturup bu muhteşem geceyi dakika dakika planlamışlar.. Hatta her şey kusursuz olsun diye, bir de sahneye koyucu bularak.. Tüm bu kalabalığın giriş ve çıkışlarını yönetme işini, gene bir sevgili dost, tiyatro adamı, Metin Aslan'a vererek.." -Hıncal Uluç- Belkıs Karaca Levent-FİNANS KULÜP: Türkiye Finans Yöneticileri Vakfı..18 yıldır Türkiye ekonomisine, aslında yüksek bürokrasiye ve devlete onlar yön veriyorlar. Siyasetçilerle, gazete patronlarıyla, askeri bürokrasiyle, dış para spekülatörleriyle yakın temas halindeler..Piyasaların nabzını tutuyorlar..Finans Kulüp'ü kimler yönetiyor?..
Y ö n e t i m K u r u l u:
Tevfik Altınok, Başkan.
Bedii ENSARİ, Yönetim Kurulu Başkan Vekili.
Adnan NAS, Başkan Yardımcısı.
Nebil İLSEVEN, Başkan Yardımcısı.
M.Ferhan KAPTAN, Genel Sekreter.
Özer GÜNEY, Muhasip Üye.
Berna ÜLMAN, Yönetim Kurulu Üyesi.
Berra KILIÇ, Yönetim Kurulu Üyesi.
Çetin HACALOĞLU, Yönetim Kurulu Üyesi.
Fethi HİNGİNAR, Yönetim Kurulu Üyesi.
Gazi ERÇEL, Yönetim Kurulu Üyesi.
Gülnur ÜÇOK, Yönetim Kurulu Üyesi.
İbrahim YAYCIOĞLU, Yönetim Kurulu Üyesi.
M.Hasan EKEN, Yönetim Kurulu Üyesi.
Neslihan TOMBUL, Yönetim Kurulu Üyesi.
Orhan EMİRDAĞ, Yönetim Kurulu Üyesi.
Osman BİRSEN, Yönetim Kurulu Üyesi.
Ö.Lütfi DİNLER, Yönetim Kurulu Üyesi.
Özen GÖKSEL, Yönetim Kurulu Üyesi.
Rıza Sefa KABAALİOĞLU, Yönetim Kurulu Üyesi.
Sedar ÇITAK, Yönetim Kurulu Üyesi.
Sedat ERATALAR, Yönetim Kurulu Üyesi.
Sudi APAK, Yönetim Kurulu Üyesi.
Tarkan GÜYÜK, Yönetim Kurulu Üyesi.
Yamaç BERKİ, Yönetim Kurulu Üyesi.
D a n ı ş m a K u r u l u:
Adnan ŞENGÖLGE, Finans Kulüp Eski Başkanı.
Doç. Dr. Ali İhsan KARACAN, Sermaye Piyasası Kurulu Eski Başkanı.
Bihlun TAMAYLIGİL, Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili.
Dr.Ekrem KESKİN, Türkiye Bankalar Birliği Genel Sekreteri.
Prof. Dr.EMRE ALKİN, İstanbul Kültür Üniversitesi.
Ercan KUMCU, Hürriyet Gazetesi.
Ersin ÖZİNCE, Türkiye İş Bankası A.Ş. Genel Müdürü.
Ertuğrul KUMCUOĞLU, Maliye Eski Müsteşarı.
Prof. Dr. Haluk KABAALİOĞLU, Yeditepe Üniversitesi.
Hamit Beliğ BELLİ, Turkish Yatırım A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı.
Hasan ÇOLAKOĞLU, TEB Mali Yatırımlar A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı.
Hüsamettin KAVİ, İstanbul Sanayi Odası Meclis Başkanı.
Prof. Dr.İlhan ULUDAĞ, Kadir Has Üniversitesi.
Prof.Dr.İlter TURAN, Bilgi Üniversitesi.
Muharrem KARSLI, Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul Milletvekili.
Prof. Dr.Muhsin MENGÜTÜRK, Ankara Emeklilik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı.
Neslihan TOMBUL, The Bank Of New York.
Prof. Dr.Niyazi BERK, Marmara Üniversitesi.
Osman AROLAT, Dünya Gazetesi.
Tezcan YARAMANCI, Millennium Bank Yönetim Kurulu Başkan.
Ali Ekber Kırçal Veli Küçük Paşa: "Devlet 'yap' dedi yaptım"..Veli Küçük(asker). Nihat Kubuş(polis)..Veli Küçük, Hedef Büyük!..
Susurluk olayının 'sır generali' Veli Küçük sekiz yıllık suskunluğunu bozup açıkladı: "Devletime 'emredersin' deyip yaptım. Hiçbir şeyden pişman değilim".
* Devlet sen istihbarattasın dedi, emredersin dedim. Zevk için görev yapmadım. Amatör değilim ki.
* Tutturdular JİTEM diye. Oysa yok. İstihbarat Gruplar Komutanlığı vardı.
* Çok tehdit alıyorum ama bu benim yaşam tarzım. Örgüt de terör işi yapıyor, onun görevi tehdit etmek.
* Görev için nüfus memuru ya da bir levazım subayı olabilirdim. Bunu seçtim.
* Lojmanda kalıyordum. Bazı spekülasyonlar üzerine lojmandan çıktım. Şimdi kirada oturuyorum.
* Beş korumam var ama ev güvenli değil. Pencereleri yol seviyesinin altında.
* Veli Paşa nasıl kirada oturur, parası yok mu diyorlar. Arabam bile yok. Parayı hiç sevmedim.
* Güvenlik şirketi için Erol Çakır telefon etti, arkadaşlarla toplanıp kurduk.
Veli Küçük Susurluk olayında çok konuşuldu ama kendisi şimdiye kadar hiç konuşmadı. Meclis Susurluk Komisyonu'na bile ifade vermedi. Susurluk'tan sonra tuğgeneralliğe terfi etti. Sonra emekli oldu.
GÜVENLİK ŞİRKETİ VAR!..
Küçük, eski İstanbul Valisi Erol Çakır ve eski Narkotik Şube Müdürü Nihat Kubuş'la ortak güvenlik şirketi kurdu.
Derviş RUYİAD Başkanı İdris Koralp Paşa'nın KKTC ayağı da tamam!..Kaya Holding Yönetim Kurulu Danışmanı İdris Koralp ve Kaya Artemis Otel Genel Müdürü Nihat BERKAN, Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Canan Öztoprak’ı ziyaret ettiler. Koralp, ziyarette yaptığı konuşmada, KKTC’nin en büyük yatırımı Artemis Otel’in daha da gelişerek büyüyeceğini belirtti; bölgede gerçekleştirilen istihdamların artarak süreceğini, bu yönde her türlü işbirliğine hazır olduklarını kaydetti. Bakan Öztoprak da, böylesine büyük ölçekli bir yatırımın özellikle bölge halkı için önemli olduğunu vurguladı, bölge halkının istihdamının daha da arttırılmasını istedi. Otelcilik ve Turizm öğrencilerine uygun bir ücret karşılığında otelde staj olanağı sağlanmasını da isteyen Bakan, öğrencilerin böylesine büyük ve iyi organize olmuş bir otelde pratik yapmalarının önemine değindi.
Derviş Ali Hıncal Uluç'un pek arakadaşı, Eski Emniyetçilerden Şevket Ayaz..Çetin Yıldırımakın'ın yakın dostu, vakfının üyesi..Ayaz; RUYİAD'ın da yöneticilerinden. Başkanı İdris Koralp Paşa...Türk Kalp Vakfı tüm yönetim kurulu üyeleri başta Başkan Çetin Yıldırımakın , Şevket Ayaz , Dr. Ayşe Resmor ...
Derviş Ali Ali İhsan Gürcihan, Hurşit Tolon, İdris Koralp...emrinde bir tuhaf avukat...RUYİAD yöneticisi. Başkanı İdris Koralp Paşa..Türkiye Gençlik Birliği (TGB) Genel Başkanı Adnan TÜRKKAN:
"Bu iktidar ve YÖK Başkanı üniversiteleri şirketleştirmek ve tarikat ağlarıyla örmeyi hedeflemektedir."
Derviş Ali Konukman İdris Koralp-Hurşit Tolon...RUYİAD Başkanı İdris Koralp. E. Tümgeneral. Kaya Holding AŞ Yönetim Kurulu Danışmanı. İstanbul-Kültür Kolejleri Genel Koord. RUYİAD Başkan Yrd. Cavit Çağlar..Diğer yöneticilerden bazıları: Şevket Ayaz(İstanbul Aydın Üniversitesi Genel Koordinatörü), Prof. Dr. Adil İlter TURAN, Av. Adnan TÜRKKAN vs..1992-95 arası Ali Şen de Başkanlık yapmıştı..Derviş Ali Konukman Maşallah!..Bizim TAKIM hepsi ordalarmış!..İdris Koralp, Ali İhsan Gürcihan...İşte o haber ve fotoğrafları: Merkezi İstanbul’da olan Rumeli Yönetici ve İşadamları Derneği (RUYİAD) ile merkezi Bursa’da olan Rumeli Yönetici İşadamları ve Sanayiciler Derneği üyeleri (RUMELİSİAD), 27 Şubat 2008’de Rektör Prof. Dr. Enver DURAN’ı ziyaret ettiler.
Ziyarete, Emekli Tümgeneral Ali İhsan GÜRCİHAN, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ümit MIHLAYANLAR, RUYİAD Yönetim Kurulu Başkanı Emekli Tuğgeneral İdris KORALP, Denetleme Kurulu Üyesi Mehmet ÇİFTEOĞLU, Genel Sekreter Okan ORAK, Yönetim Kurulu Üyeleri Gönül GÜRSOY, Mehmet ÇİFTEOĞLU, Rüştü MERTCAN, Ferit İPEK, Hakkı MATRAŞ, Bayram TÜRKAN, RUMELİSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi VARLIK, Genel Sekreter Hüseyin TOY, Yönetim Kurulu Üyeleri Çetin ÖZTUNALI, Selahattin TEZGEN, Ruhan ÜÇKARDEŞLER, Selçuk ŞAHİNOĞLU ve basın danışmanı Dilek TÜRKMEN katıldı.
RUMELİSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi VARLIK da Rumeli derneklerine üye olanların Rumeli doğumlu olduklarını ya da aile büyüklerinin Rumeli’den olan kişilerden oluştuğunu söyledi.
Kaynak: http://basin.trakya.edu.tr/Haberler/2008/02_29_rumeli.htmVedat Sinkil KKTC'de Türk Ordusu ve Generalleri CİHAD mı ediyorlar?..Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'nın web adresi: MÜCAHİT(Allah yolunda cihat eden): http://www.mucahit.net/ Kendisine bağlı birçok birimden oluşan komutanlık hakkında kısa bir bilgi:
"Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nın temel taşlarından olan 4 ncü Piyade Alay Komutanlığına bağlı Eğitim Taburu, askere yeni alınan K.K.T.C. vatandaşlarının eğitim yaptığı, askerlik mesleğine oryantasyonun sağlandığı yerlerden biridir.
Vizyonu; kendisine verilen tarihi vazifeyi yerine getirmek üzere, Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) ruhu ile kurulan Eğitim Taburu'nu Güv.K.K.’lığının en iyi birliği yapmaktır."
Komutanlıkta bugüne kadar Hayri Ündül, Kemal Yavuz, Ali Yalçın, Yaşar Spor, Hikmet Köksal, İsmail Koçman, Ali Nihat Özeyranlı ve en son Tümg. Mehmet Eröz gibi kişiler komutanlık yaptı...Filiz Ayça Büke KESK, EĞİTİM-SEN, TMMOB vs. kime hizmet ediyorlar?...Ben Eğitim-Sen üyesi bir öğretmendim. Bir gün İstanbul-Avcılar'a sendikanın resmi ilçe kongresi, Sendika seçimleri için gittim. Salona girdim. Sigara dumanında geçilmiyordu. Hemen hemen herkes Kürtçe konuşuyordu. İki ssat kadar kaldım. O sıralar cezaevlerinde aşırı sol örgütlerin açlık grevleri ve ölenler vardı..Bu iki saat içinde EĞİTİM-ÖĞRETİM adına hemen hemen hiçbir konuşma yapılmadı..Zaten konuşmaların çoğunu da anlayamıyordum. Kürtçeydi. Sürekli cezaevlerinde ölen Kürt-Alevi kökenli militanlar anılıyordu...Şok olmuştum..Sonra sendikadan istifa ettim..Dün gazetelerde bir haber okudum; benim Sendikamın bağlı olduğu KESK de PKK-Alevicilerin elindeymiş meğer..İşte o haberin özeti:
ESKİ SENDİKACIYA PKK MİTİNGİ GİBİ CENAZE.
"KANSER hastalığına yenik düşen Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) eski Genel Sekreteri Sevil Erol için Şanlıurfa’nın Siverek İlçesi’nde düzenlenen cenaze töreni terör örgütü PKK’nin mitingine dönüştü.
DTP Genel Başkan yardımcısı Emine Ayna, bazı DTP milletvekilleri, KESK Genel Başkanı Sami Evren ile çok sayıda DTP’linin katıldığı cenazede, PKK flamaları açıldı, sık sık PKK ve Abdullah Öcalan lehine sloganlar atıldı.
Kamu emekçilerinin örgütlü mücadelesinde 1990 yılından bu yana aktif olarak yer alıp, KESK Genel Sekreterliği görevini yürüten ve 22 Temmuz genel seçimlerinde DTP’nin desteklediği ‘Bin Umut’ Şanlıurfa adayı olarak gösterilen, ancak adaylığı kesinleşmesine rağmen pankreas kanserine yakalandığı için çekilen Sevil Erol, bir yılı aşkın süredir tedavi gördüğü hastalığa yenik düşerek önceki gün Siverek’te yaşamını yitirdi.
TABUTA SARI-KIRMIZI-YEŞİL ÖRTÜ.."
Yine bir başka olay beni şok etti. DHKP-C'nin lideri Avrupa'da ölmüş..Dursun Karataş!..İşte bu BÜYÜK DEVLET BÜYÜĞÜ için, bir grup bir araya gelip BASIN TOPLANTISI(!) yapmışlar..Nerede biliyor musunuz?..TMMOB'de!...Sonra merak ettim; Türkiye Mimarlar ve Mühendis Odaları Birliği'nin(TMMOB) sitelerine ve kendisine bağlı kuuruluşlara ve yöneticilerine baktım; yine şok oldum!.Çoğu aşırı sol ve Ergenekon Terör Örgütünde adı geçen kişiler!..Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği, Türk Kadınlar Birliği, Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği, Ulusal Sivil Toplum Kuruluşları Birliği, Türk Kadın Konseyi, Yurttaşlık Hareketi Derneği, Milli Mücadele Derneği, Ulıusal Eğitim Derneği, Cumhuriyet Kadınları Derneği, Eğitim-İş, Anadolu Eğitim Sendikası(AES), TÜMÖD, Elektrik Mühendisleri Odası, ERVAK, Anadolu Vakıfları Federasyonu, Atatürkçü Düşünce ve Laik Eğitim Vakfı, Türk Mühendisler Birliği Derneği..Görünürde son derece masum birer kuruluş ve STK bunlar; ama faaliyetleri ve amaçları çok çok farklı!..Çoğunun yöneticileri de genelde aynı kişiler!..Mesela; Prof. Dr. Alparslan Işıklı veya Suay Karaman gibi...Elif Sancaktar Müflis bir masonun not defteri :)
231 matrikül numaralı Ali Aydın Bilge, 1936’da dünyaya gelmiş, 1955 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’ne (İTÜ) kaydolmuş ve buradan yüksek mühendis çıkmış birisiydi. Babası Fahri Bey, Ziraat Bankası’nda şube müdürlüğü yapması sebebiyle Anadolu’da birçok yeri dolaşmıştı. Mason olmayan Fahri Bey, gerçek bir kitapsever ve çok önemli bir koleksiyoner olarak tanınıyordu. Fahri Bey öldükten sonra oğlu Aydın Bilge, birçok üniversite ile irtibata geçip babasının kitaplığını bir kısmını satmak istemiş. Chicago Üniversitesi basma kitaplara talip olarak satın almış, yazma kitapları da Kültür Bakanlığı kendi bünyesine dahil etmiş. Onlar, Millî Kütüphane’nin yazmalar bölümünde Fahri Bilge Koleksiyonu adıyla halen mevcut. Aydın Bilge’nin kalan kitaplarının bir kısmını da İbrahim Yılmaz müzayede yoluyla satışa sunmuş.
Aydın Bilge, üniversite tahsilini tamamladıktan sonra yüksek mimar olarak çalışma hayatına atılmış. Mason teşkilatına girmiş, Sevgi Locası’nın genel sekreterliğini üstlenmiş fakat ticarî hayatı çok parlak olmamış...
Aydın Bilge’nin evraklarında adı geçen tanınmış bazı masonların isimleri şöyle:
Hürriyet Gazetesi eski sahibi Erol Simavi, Gazeteciler Cemiyeti eski Başkanı Nail Güreli, Galatasaraylı eski ünlü futbolcu İsfendiyar Açıksöz, Koç Holding yöneticisi Ferdin Hoyi, Büyük Loca logosunu yapan ve bundan dolayı ödüllendirilen Kemal Karamercan, gümrük müşaviri, iş adamı Besalet Barım, Alp Yalman’ın kardeşi Şen Yalman. Bunlar Fazilet Locası’ndan.
Yazar Rifat Bali ve Hahambaşı İsak Haleva, 500. Yıl Vakfı Koordinatörü Nedim Yahya, avukat Rıfat Saban o tarihlerde yönetiminin hemen hepsi Musevi olan Atlas Locası’nda yer alıyor. Hulus Locası ise Rum isimlerden müteşekkil.
Siyaset bilimci Prof. Dr. Esat Çam, Dışişleri eski Bakanı İsmail Cem’in amcası Üstad Muhterem Gönen İpekçi, Türk Adli Tıp biliminin kurucusu ve iki dönem başkanlığını yapmış Şemsi Gök, yazar Nejat Gülen. Bunlar da Delta Locası’na kayıtlı.
Türk Ekonomik Araştırma Vakfı Kurucusu, Kamu Hukuku Bölüm Başkanı Prof. Dr. Halit Kemal Erbil, Türkiye Tekstil Sanayi İşverenleri Sendikası eski yönetim kurulu üyesi, işadamı Yaşar Malta, Türkiye’de ilk uçak fabrikasının kurucusu Nuri Demirağ’ın damadı Mansur Azak, Sadık Dostlar Locası’ndan.
Fevziye Mektepleri eski Yönetim Kurulu Başkanı Osman Erbelger Ahenk Locası’nda kayıtlı görülüyor. Cemal Kutay’ın kardeşi Kenan Kutay, müzisyen Metin Gürel, Türkiye ve Dünya Lions Kulüpleri Başkanlarından Münip Tarhan. Bunlar da Gün Locası’na kayıtlı.
TİSK eski Başkanı ve 28 Şubat sürecinin yılmaz savunucularından Refik Baydır Özlem Locası’nda.
Çeşitli localarda kayıtlı olan bazı isimler de şöyle: Prof. Dr. Selçuk Erez, gazeteci-yazar Nesim Benbanaste, İstanbul Jimnastik İhtisas Kulübü kurucusu ve başkanı Nihat Yılbar, Can Paker’in kayınbiraderi Lütfi Paker, sanat tarihçisi Prof. Dr. Kerim Silivrili, Mehmet Eymür’ün dayısı Fethi Gürel. (Gürel’in eşi Sina Hanım, Mısırlı Prenses Zeynep’in oğlu Ali Haydar Barşal ile Selah Cimcoz’un kızı Fatma Hanım’ın kızıdır.)
Demirel’in danışmanlarından Bozkurt Güvenç, Can Arpaç, Siyami Hersek’in arkadaşı Dr. Moiz Berker, Masonların Dünyası (Tekin Yayınevi) kitabının yazarı Sabahattin Arıç, Galatasaray’ın eski yöneticilerinden avukat Haluk Uğur, İTO eski Yönetim Kurulu Üyesi Doğan Torunoğlu, Hazine ve Kambiyo Başkontrolörlüğünden emekli ve Toplumsal Saydamlık Hareketi Yönetim Kurulu Üyesi Haluk Boran, Skal International İstanbul Yönetim Kurulu Üyesi Rıfat Zeynioğlu, yüksek mimar Alpaslan Koyunlu, tıp profesörü Hıfzı Özcan, Musa ve Yahudilik kitabının yazarı Hayrullah Örs, astronomi hocası Macit Erbudak, Ziya Umur, yönetim danışmanı Ergun Zoga, finans yöneticisi Tayfun Oral, işadamı Vitali Hakko, Yupi Piliçleri’nin eski sahibi, Altay Kulubü eski başkanlarından Hanri Benazus, söz yazarı Adnan Yunuk, müzik eleştirmeni Üner Birkan, Prof. Dr. Halil Nadaroğlu, edebiyat öğretmeni Selim Rıza Kırkpınar, Selim Edez, ilaç sanayiinde idarecilik yapmış İnal Ataç, Yüksek mimar, Lions camiasının duayenlerinden İsmail İşmen, Prof. Dr. Sadi Aral, Aytaç Manço, Muhittin Darga, Ahmet İnal, Muzaffer Ergin, Yılmaz Altuğ, Edip Çizmeci, Leon Levi Coşkun, Lazer Rusu, Yusuf Zara, Selim İşman.
Bu belgeler arasında yer alan özellikle basına yönelik isimler aslında gazeteci-yazar İlhami Soysal’ın 1988 yılında Der Yayınları’ndan çıkardığı Masonlar ve Masonluk kitabında yer alıyordu. Soysal’ın listesinde basından Erol Simavi ve Nail Güreli dışında Tufan Türenç, Çetin Emeç, Cenk Koray, Orhan Tokatlı, Doğan Hızlan, Cemal Kutay, S. Halil Kakınç, Kenan Morton, Çetin Altan, Dinç Bilgin, Ahmet Örs gibi bazı isimler de mevcuttu.
Masonların yeminlerine ne kadar sadık kaldıkları ortada. Aksi takdirde bugüne kadar, onlar hakkında daha içeriden bilgiler edinmek bizleri bu kadar şaşırtmazdı. Yoksa ‘bütün mason balonları’ patladı da bizim haberimiz mi yoktu?
http://www.hackhell.com/archive/index.php/t-94324.htmlAsuman İlginç bir yazı, araştırma, tavsiye ederim: "ERGENEKONUN CEZAEVİ DIŞINDAKİ UZANTILARI
YA DA KANADOĞLU'NUN YORUMLARI"
Dr. Sami GÖREN (Hukukçu)
Kaynak: http://www.birlikvakfi.net/forum/viewtopic.php?p=12337&sid=04ca283f18eabcbfd76c89b75278dd5cBarbaros Yüksel Ergenekoncular; Aile, soy araştırmaları için bir GEN ARAŞTIRMALARI Kliniği kurmuşlar!..."KIBRIS TÜRKLERİNİN GELECEĞİNİ GARANTİ
ALTINA ALMAK İÇİN KAP’A (Kıbrıs Adalet Partisi) VE DETAV’A (Deneysel Tıbbi Araştırmalar Vakfı) SAHİP ÇIKALIM." diyor Dr. Tahir Tamer Kumkale. ..Ve devam ediyor: Bugün KKTC’de halka sahip çıkıp doğruları anlatan sadece iki gür ses var. Bunlardan biri Cumhurbaşkanı Sayın Rauf DENKTAŞ, diğeri ise Kıbrıs Adalet Partisi Genel Başkanı Sayın Oğuz KALELİOĞLU’dur… Bu iki mümtaz beyin KKTC’nin sonsuza kadar yaşatılması için müthiş bir çaba içindeler...yeni siyasi yüzlere, yeni beyinlere ve yeni liderlere ihtiyaç vardır. Kıbrıs Adalet Partisi Başkanı Sayın Oğuz KALELİOĞLU müktesebatı, inancı, dinamik yapısı ve şaibesiz geçmişi ile toplumun aradığı gerçek liderdir. KALELİOĞLU yönetimindeki yetenekli KAP kadroları; KKTC halkını layık olduğu yere taşıyacak ve bugün eğik duran başlarını kaldıracak güçtedir..DETAV..Kendisi küçük fakat yaptığı faaliyetler bakımından olağanüstü önemi haiz bu vakfın laboratuarları bir avuç mümtaz vatan evladının emsalsiz fedakarlıklarıyla meydana getirilmiş. Halen Türkiye’de bu seviyede bir merkezin olmamasını da dikkate alarak bu büyük eserle milletimizin geleceği açısından ümitlendim.
Türk Halkının bu kuruluşu tanıması ve desteklemesinin gerekli olduğuna inanıyorum. Bu kuruluşun; bugün çeşitli oyunlarla beyni yıkanarak Türklük karakterinden uzaklaştırılmaya çalışılan Kıbrıs Türk Toplumunun “GEN HARİTASINI” çıkartıp depolayarak,“İŞTE BİZ TÜRKÜZ ” diyerek, fikren kaybedilme aşamasına gelen Türklük şuuruna yeniden dönüşün bilimsel kanıtlarını ortaya koyacağına da inanıyorum.
Vakfın bir avuç kahraman yöneticileri şunlar; Sayın Prof.Dr. Eyyup Gemicioğlu, Sayın Süleyman Selçuk, Sayın Haluk Ruhi, Sayın Ali Sarıoğlu ve Eczacı Sayın Halil İbrahim Şevket .
DETAV’ın HEDEFİ; Bir doku türleme laboratuarının yanında Kıbrıs Türk Toplumu arasında İlik Bankası olarak bilinen olguyu başlatmaktır. Bu işlem yeni doğan çocuğun göbek kordonundan toplanacak olan kanın işlenmesi, Doku Türemesinin belirlenmesi ve seksen sene depolanmasıdır. Bu şekilde depolanan hücreler ileride çocuğun kendisine veya ailesi tarafından izin verilirse ayni doku türünden bir başka birinin tedavisinde kullanılmasını sağlamaktır…
DETAV BUGÜN ŞUNLARI GERÇEKLEŞTİRİYOR;- Erken Tanı- Alfa ve Beta Thalasemia Genetik araştırması, - Kısırlık ve Doku Analizi, - DNA Teknolojisi, DNA Kimlik belirlemesi, Adli Tıp ve Aile-Soy araştırması, - Bilinen Kanser Genlerinin saptanması ve araştırılmaları, - Kan Bankası ve Serolojik araştırmaları, - İlik Bankası, HLA Doku Türlemesi ve karşılaştırmaları, - Kromozom analizleriyle genetik bozuklukların saptanması ve araştırılması,- Lösemi Fenotiplemeleri, - Göbek bağı kordon kanı toplanarak uzun vadeli depolanması, - Farmasotik araştırmaları…
Sonuç olarak;
Yavruvatan KKTC’de bir avuç idealistin oluşturduğu dev bir eser, DETAV meydana getirilmiştir. Bu eserin yaşatılması ve idamesi ise ancak hayırsever milletimizin büyük küçük demeden yapacakları maddi destek ile mümkündür. Yardım edeceklerin Vakıf yönetiminin aşağıya belirttiğim adreslerine müracaat etmeleri yeterlidir. Milletimin eserine sahip çıkacağını ümit ediyorum.
MÜRACAAT ADRESİ:
Deneysel Tıbbi Araştırmalar Vakfı,
50/6 A Blok, M. Hacı Ali Apt.,II Selim Cad.
Lefkoşa -KIBRIS
TELEFON : 0392 227 8814
http://www.kumkale.net
Dr.Tahir Tamer Kumkale'nin bu yazısı 21 KASIM 2004 Tarihli ÖNCE VATAN Gazetesinde yayımlanmıştır.
Derviş Ali Konukman Sevgili Edip Yüksel, bana gelen haber veya haber kaynağımın bilgileri bu istikamette idi. Bir yanlışlık varsa düzeltirim ve şahsınıza ymnelik bir yanlış tanıma, tanımama veya rencide etme durumu varsa bir kastım yoktur; özür dilerim. Ancak kimseyi İlhan Arsel'le temas içerisinde veya O'nunla görüştü, görüşüyor diye de kınamıyorum. Herkes herkesle görüşebilir, konuşabilir!..Keşke İlhan Arsel'ler daha açık, şeffaf olmayı deneseler, herkesle önyargısız konuşabilseler..Benim yazı-yorumumdaki üzerinde durduğum şey, Türkiye ve İslam aleyhine ulusal ve uluslararası bir komplonun parçası olmamak! Bu konudaki yaklaşımım ve duyarlılığım..Bunu yine sürdüreceğim. Yanlışlıkları hep beraber düzeltelim. Teşekkür ederim. Saygılar.Edip Yüksel Derviş Ali Konukman adıyla yazan kişi benim İlhan Arsel ile işbirliği yaptığımı iddia etmiş. İlhan Arsel ile bir kez bile iletişimde bulunmadığım gibi onun Kuran'a yönelik eleştirilerinin Kuran'ı hadis ve sünnet palavralarıyla karıştırmasından kaynaklanandığına inanıyorum. Bir müslümanın sahip olması gereken en önemli karakterlerden birisi olan dürüstlüğü göstermeyen ve şahsıma iftirada bulunan Derviş Ali adındaki kişiyi Allah'a havale ediyorum.
Selam,
EdipGürsel Ecevit Bu dava nasıl sonuçlandı, bilen var mı?..Varsa, lütfen yazsın!..İşte o dava: TSK’da 5 askere ‘görevi suistimal’ davası!..
Generaller hakkında açılan ceza davaları devam ederken ilk kez bir kuvvet komutanı hakkında “mahkeme kararını uygulamayarak görevini kötüye kullandığı” iddiasıyla manevi tazminat davası açıldı. Emekli Albay Osman Yıldırım, Hava Kuvvetleri eski Komutanı Orgeneral Halil İbrahim Fırtına hakkında 50 bin YTL’lik manevi tazminat istemiyle dava açtı.
Hava Harp Okulu’nda Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı olarak görev yaparken komutanlık görevine atanan ve daha sonra da Ankara’da Hava Lojistik Komutanlığı Satınalma ve Muayane Komutanlığı Başkanlığı’na atanan Hava Yüksek Mühendis Albay Dr. Osman Yıldırım, Hava Kuvvetleri eski Komutanı Orgeneral Halil İbrahim Fırtına ile birlikte İzmir Hava Eğitim Komutanı Korgeneral Erol Ortaç, Hava Kuvvetleri Personel Daire Başkanı Tuğgeneral Hasan Küçükakyüz, Tuğgeneral Mustafa Çotuksöken ve Kurmay Albay Kubilay Selçuk’u da dava etti. Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne açılan davada Fırtına ve diğer davalıların ‘mahkeme kararını uygulamamak’ suçunu işledikleri iddia edildi. Davanın ilk duruşması 3 Mayıs tarihinde yapılacak. Orgeneral Fırtına ve diğer davalılardan 50 bin YTL manevi tazminat isteyen Emekli Albay Yıldırım, dava dilekçesinde, “Hava Harp Okulu’nda Elektronik Mühendislik Bölüm Başkanlığı görevindeyken Hava Harp Okulu Komutanlığı görevine 2004 yılında, 2004-2005 yılında da bu görevden Genelkurmay Başkanlığı Sağlık Komutanlığı Bakım Onarım Fabrika Müdürlüğü görevine, bu görevden de Hava Lojistik Komutanlığı Satınalma ve Muayene Komutanlığı Başkanlığı’na atandığını, son atandığı görev yerinin ise Ankara” olduğunu bildirdi.
Son karar Özkök’te!
Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliği’nin Fırtına hakkında ‘görevi suistimal’ iddiasıyla soruşturma açıp açmayacağı önümüzdeki günlerde belli olacak. Yıldırım’ı mahkeme kararına rağmen göreve başlatmayan Fırtına’nın ‘görevi suistimal’ suçunu işleyip işlemediğine ve Fırtına hakkında soruşturma açılıp açılmayacağına Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök karar verecek. Özkök, Fırtına hakkında soruşturma açılmasına vize verirse, ilk kez bir Hava Kuvvetleri eski komutanı yargı önüne çıkmış olacak. (evrensel)Derviş Ali Konukman DECCAL NEREDE?..Ergenekoncuların ABD'deki beyni, akıl hocası, ateist ihtiyar: Prof. Dr. İlhan Arsel..Ergenekoncuların finansörü olarak bilinen Koç'ların yakın akrabası olan bu kişi ile Fransa'dan lejyoner ödüllü Can Kıraç ve Kamhi Ailesi çok önemli..İlhan Arsel; Edip Yüksel ve kendilerini sadece Tanrıya inananlar(Muvahhitler) olarak tanıtan gruplarla, Ahmet Hulusi Akten(sahte resul, mesih) ile de yakın temas içerisinde..Perinçek'in KAYNAK Yayınlarını, Aydınlık ve Teori, Bilim ve Ütopya dergilerini kim finanse ediyor zannediyorsunuz siz?..Peki Kaynak Yayınlarında çıkan Atatürk Ansiklopedisi nasıl çıktı?..En gizli, özel askeri arşivlere, Cumhurbaşkanlığı arşivlerine girildi Perinçek'in yakında ölen akrabası Turgay Olcayto Paşa ile Servet Cömert Paşa, Yaşar Müjdeci Paşa tarafından..Askeri en gizli belge ve arşivlerin mikrofilmleri alındı!..Ansiklopedi bahanesiyle..Bunların bir nüshası Tarih Vakfı'na, bir nüshası da Prof. Dr. Ertuğrul Zekai Ökte ve Grubuna geçti!..Bunları neden araştırmıyor ve yazmıyorsunuz?..Şu İlhan Arsel meselesi çok önemli, bağlantıları çok önemli!..Bu adam yıllardır; Türklere, Türklüğe, Osmanlıya, İslam'a hakaret eder; kimse bunları gündeme getirmez!..Siz o öldürülen Turan Yazgan, o Kur'an Ansiklopedisini nasıl yazdı, diğer kitaplarını nasıl yazdı zannediyorsunuz?..Yine İlhan Arsel Grubunun; yüzyıllardır misyoner, oryantalist ve İslam düşmanı ateistlerin arşivlerini Turan Dursun'a sunup kitap sipariş etmeleriyle!..İşi bitti, öldürdüler!..Bana göre; TURAN DURSUN; Doğu Perinçek, Can Kıraç, Jak Kamhi, Rahmi Koç, İlhan Selçuk, İlhan Arsel'in bağlı olduğu MASON LOCALARININ talimatıyla öldürüldü!..Bahriye Üçok da...Neden o zamanlar daha şedid olan Neda Armaner veya 12 Eylülcülerin gözdesi olan Prof. Beyza Bilgin ya da Prof. İbrahim Agah Çubukçu öldürülmedi de Üçok öldürüldü?..Bağlantı meselesi..İşinin bitmesi meselesi..Üçok ve eşi aslında; o dünyanın insanı değildi ki..İtildi..Böyle çok insan var..Ama unutmayın ki talimat hep aynı merkezlerden..İlhan Arsel'in kitaplarındaki Türk ve İslam düşmanlığını ortaya koyan bölümlerini bir çıkarın, yayınlayın; infial meydana gelecektir...Sanırım Arsel'in ismi; Ergenekon İddianamesinde de geçiyor...
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.