Güngören'de bombaların patlatılması.. kullanılan bombanın türü.. PKK'nın olayı üstlenmemesi...
Sebahattin Çelebi
Bütün bunları yanyana koyduğumuzda çerçeveden taşan başka bir görüntü dikkat çekiyor.
Herkes zamanlama noktasından yaklaşıyor.
AKP'nin kapatılma davasında çok kritik bir süreç yaşanıyor.
Diğer taraftan Ergenekon'da ilk defa 1 Numara'nın tanımı yapılıyor.. "Doğu Bey", "Doğu Paşa", "Hayrullah Bey", "Sadullah Bey" gibi isimler telaffuz ediliyor. Ergenekon davasında nefeslerin tutulduğu, acaba kim 1 Numara sorularına cevap arandığı bir dönemde oluyor bunlar.
Diğer taraftan Ergenekon'un icraatları ve söylemleri ile birebir örtüşen bir emekli askerin faşistane yazıları/hezeyanları yeniden dikkatlerimizi çekiyor...
Ergenekon İddianamesi'ne göre, Ergenekoncular'ın 28 Şubat'ta oldukça etkin oldukları ortaya çıkıyor. Hatta Tuncay Güney'in televizyonlarda yaptığı açıklamalara bakılırsa, bir tezgah da sözkonusu.
28 Şubat deyince de tabii ki aklımıza, ilk önce Çevik Bir ve ardından Doğu Silahçıoğlu geliyor...
Hani şu 28 Şubat'ın muktedir komutanları...
Doğu Silahçıoğlu'nda biraz duralım...
Başbakan için "zırvaladı" tabirini kullanıyor...
Düşmanca...
Nefret edercesine...
Yazdığı her satırdan, kin, husumet, gaddarlık akıyor adeta. Söylemleri o kadar sert, o kadar keskin ki, insan "Bu adam hangi dünyada yaşıyor" diye sormadan edemiyor kendine.
Silahçıoğlu neler mi söylüyor:
"En büyük emellerimizden birisi, Türkiye'deki camilerin sayısını azaltmaktır!.. Çünkü camiler, silahlı şeriat kalkışmasının merkezleridir! Ezan sesi, beni çok rahatsız ediyor!.. Günde 5 vakit ezan sesi duymaktan kafam şişti. Türklerin asıl dini, İslâm değil, Şamanizm'dir! İstiklâl Marşı'nın, İstiklâl Savaşı'nın kargaşası içinde Türk Millî Marşı olarak kabul edilmiş olması büyük bir talihsizliktir! Başörtüsü, eski Sümer'deki tapınak fahişelerinin kıyafetidir!” (ZAMAN, 25 Mayıs 2006)
İddialar tüyler ürpertiyor...
"19, 20 ve 21 Temmuz 2000 tarihlerinde "kışla"da verdiği konferanslarda da, Kur’an ayetlerine, Hz. Peygamber’e, Osmanlı’ya, başörtüsüne ağır ifadelerle saldırdı. Her gün saat 13.00'te başlayıp 3 gün boyunca kesintisiz ‘6 saat’ devam eden ve binlerce askere ‘dinlenmesi zorunlu’ tutulan bu ‘konferans’larda Tümgeneral rütbesindeki Silahçıoğlu, “Herkesin farklı fikirlerini dinleyeceğim” dediği halde, ‘Kur'an ayetleri’ne yönelik ağır sözlere tahammül edemeyen ve ‘karşı söz’ almak isteyen bir askere, “Seni buraya çıkartır, ben Allah'sızım diye bağırtırım!” diye tehditler savurdu."
İfadelerdeki, satırlar arasındaki husumeti farketmemek elde değil. Dine karşı yaklaşımdaki kabalık, nefret Doğu Silahçıoğlu'nun dünya görüşü hakkında fikir vermeye yetiyor.
"Bize ne, öyle düşünüyorsa düşünsün" diyebilirsiniz. Ancak garip olan bir şey var... Ergenekon İddianamesi'nde sanıklar kendi aralarında "Doğu Bey" ya da "Doğu Paşa" diye birinden söz ediyorlar.
Bizi meraka sevkeden de burası zaten... Doğu Silahçıoğlu'nun bu grupla bir ilişkisinin olup olmadığı!
Bunun cevabını yakın zamanda alacağımızı umuyorum.
Neyse Güngören'e dönelim...
Patlamalarla verilen en büyük mesaj ne olabilir?
"Daha fazla yaklaşmayın!"
Evet, eğer PKK yapmadıysa, bu saldırıları Ergenekon'un yaptığını veya yaptırdığını düşünmemiz için çok önemli nedenlerimiz var. Anafartalar terör saldırısında kullanılan bombaların aynı cinsini tercih eden saldırganlar neyi hedeflediler acaba?
Org. Yaşar Büyükanıt'a suikast planları yapan Ergenekon çetesinin her şeyi göze aldığını/alabileceğini gösteriyor iddianamedeki bilgiler...
Org. Hilmi Özkök'e karşı düzenlenen üç suikast girişiminden bahsediliyor...
1 Numara'nın resminin çizilmeye başlamasının hemen ertesinde böyle canice bir cinayeti kimler, neden işleyebilir?
Güngören'le Yüksek Askeri Şura'ya mesaj mı gönderilmek istendi?
Muhtemeller arasında onu da düşünmeden edemiyoruz...
Bu soruşturma bittiğinde, "Meğer ne büyük tehlike atlatmışız" diyeceğimizden kuşkum yok benim!
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.