Ergenekon iddianamesinde PKK-Ergenekon ilişkisinin de yer aldığı basına yansıdı. Ayrıca, Uğur Mumcu Suikastı ve eski Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis'in son derece kuşkulu bir biçimde hayatını kaybetmesine yol açan "kaza" ile Sabancı Suikastı'nın iddianamede yer aldığı vurgulandı.
Tamer Korkmaz
Bu bağlamda, Milliyet'te yer alan habere göre Ergenekon savcısının "Örgütte 'sağcı, solcu, radikal dinci' diye birçok grubun yer aldığı ve bunların birbirinden habersiz olduğuna dikkat çektiği" hatırlatılıyordu.
Bakınız, iddianamedeki bu ayrıntı son derece önemli:
Ergenekon örgütünün sözü edilen yapısı provokasyonların nasıl gerçekleştirildiği hakkında yeterince fikir veriyor!
Cumhuriyet ise önceki günkü manşetinde iddianamede yer alan bu bölümlere 'Ergenekon Çelişkileri' diyerek bozuk çalıyordu.
Manşetin spotunda şunlar yazılıydı:
"İddianamede Ergenekon'un Hizbullah'tan İBDA/C'ye, Sabancı Suikastı'nı gerçekleştiren DHKP/C'den Türk İntikam Tugayı'na kadar pek çok birbirinden bağımsız, farklı ideolojik örgüt ve eylemlerle bağlantılandırılması soruşturmanın ciddiyeti açısından sorun yarattı."
Cumhuriyet "alemi saf yerine koyan" bu savıyla Ergenekon iddianamesine gölge düşürmeye yeltenmişti:
Gazetenin manşetine doladığı "çelişkiler" tam tersine iddianamenin ciddiyetini ortaya koyuyor.
Nasıl mı?
Burada, şimdiye kadar sayısız örneğini yaşadığımız provokasyonlar ve kutuplaştırmaların "derin operasyonlar" üzerinden inşa edildiği "kurgusal çelişkiler"den söz ediyoruz!
Yani, Cumhuriyet'in sözünü ettiği manada bir çelişki yok, ortada…
Sadece 12 Eylül öncesinde değil, sonrasında da "birbirine zıt örgütler"in aslında aynı merkeze hizmet verdikleri birçok 'karanlık hadisede' ortaya çıkmamış mıydı?
Bu bağlamda o kadar çok vahim örnek var ki, pekala ansiklopedi olarak yayınlanabilir.
Sabancı Suikastı tetikçisi "DHKP-C'li" Mustafa Duyar'ın kaçak olduğu dönemde Almanya'da bir süre aynı evi paylaştığı kişi, İpekçi Suikastı yardımcı aktörlerinden "sağcı" Yalçın Özbey'di, mesela…
Susurluk "kazası"nda hayatını kaybeden Abdullah Çatlı "ülkücü" olarak şöhret yapmıştı ama filmin başından beri "Washington Güdümlü Derin Devlet"e çalışmıştı.
"Kürt aşiret reisi" DYP'li Sedat Bucak da o Mercedes'in içindeydi; "solcu" polis şefi Hüseyin Kocadağ da…
Cumhuriyet'in manşetinde yürütülen mantıktan hareket edecek olursak, şöyle dememiz gerekiyor:
"Mercedes'tekilerin kimlikleri acayip çelişkili, o yüzden Susurluk Kazası'nı ciddiye almakla fevkalade hata etmişiz!"
"Kaza" sonrasında bu karanlık bağlantıların nerelere vardığı peş peşe ortaya çıkıverdi; "çelişki-melişki" kalmadı!
Mercedes'in sakinlerini yıllar boyu istihdam edenler ile
Susurluk "kaza"sına adını veren aracın akıbetini hazırlayanlar aynı "gizli merkez"di...
Susurluk Mekanizması'nın Çatlı ismi üzerinden "ülkücü patentli" bir yapılanma olduğu yanılsamasını yaptırtmak; 12 Eylül öncesinde Çatlı'yı da imal etmiş olan "Washington'a Bağımlı Statüko" için o dönemde son derece elverişli bir numaraydı.
28 Şubatçıların Susurluk'un arka planını aydınlatmak gibi bir dertleri elbette olamazdı. Çünkü "postmodern darbecileri" istihdam eden de, Susurluk mekanizmasını kurgulayan da aynı "Gizli El"di…
28 Şubatçılar, ne mi yaptılar?
Sadece Refahyol'u devirmekle kalmadılar; "arkalarındaki asıl güç sayesinde" Susurluk "kazası" üzerinden çok sayıda başka "karanlık" eylemlere imza attılar…
Uzaktan kumandalı hükümetlerin kurulduğu, bankaların takır takır hortumlandığı, yüz binlerce insanın fişlendiği, hepsinin ötesinde faili meçhullerin "patlama" yaptığı bir dönemden söz ediyoruz.
Ergenekon yapılanması, "kirli mi kirli" 28 Şubat Süreci'nin izini süren -darbeci örgütün ta kendisidir!
Yorumlar imre Yiğit, işte bazı Güvenlik Şirketleri ve web adresleri. Bu siteden bakabilirsin: http://www.btinsan.com/1055-23.aspYiğit Güneri En sıcak ihanet! Bütün Gladyo delilleri karartılıyor ve tek tek imha ediliyor!.Örgüt içine kapanıyor ve büyük bir manevraya hazırlanıyor..20 gün kadar bütün ilgili makamlara yaptığım uyarılar ne yazık ki gerçekleşiyor; Ergenekon Karargahı ve hücereleri, bugüne kadar edindikdikleri bütün gizli belgeleri, fişlemeleri ve yazışmaları yok ediyor, imha ediyor, yakıyor, toprağa gömüyor! Ertuğrul Zekai Ökte'nin vakfına, Turan Yazgan'ın Türk Dünyası Araştırmalarına vakfına, Tarih Vakfı'na ve TMT'ye ait yüzbinlerce özel kitap döküman ve milyonlarca belge, vedeo, öikrofilm şimdi imha edilmekle karşı karşıya!..Gladyo ve Ergenekon'un hafızası yok ediliyor; herkes seyrediyor! Aman Ya Rabbi!..İşte en sıcak bir olay, bugünkü medyaya yansıyan şok haber: "Sultanbeyli'de dün çıkan yangında, bir güvenlik şirketine ait belgeler ve elbiseler bulundu. Ergenekon Lobi'de Güvenlik Şirketleri'ne bir bölüm ayrılmıştı.
İstanbul Sultanbeyli’de üç ayrı noktada çıkan orman yangınını söndürmeye giden itfaiye ekipleri, “Adres” adlı özel güvenlik şirketine ait yüzlerce dosya, belge ve üniformayla karşılaştı.
Yedi dönüme yayılan yangının, şirkete ait evrakın imha edilmesi sırasında çıktığı tahmini üzerine, beş kişi gözaltına, belgeler de incelemeye alındı..."
ABD'de yaşayan Amishler, dünyadan tecrit edilmiş bir hayat sürüyor. Elektriksiz yaşıyor, at arabası kullanıyor, TV ve bilgisayardan uzak duruyor. İşte Amishler'in izole hayatı...
Ünlüler geçmişlerini inkar ediyor. Örnek Ebru Şallı... Ünlü manken, "İstanbul'da hangi semtlerde oturdunuz?" sorusuna 'Bebek ve Etiler' yanıtını verdi. Oysa Şallı, ünlü olmadan önce Feriköy'de gecekonduda yaşıyordu.
Gülben Ergen'in içi dışı bir!!! İşte Hürriyet'in en çok okunan haberi!!!
Ne Orman yangını, ne YAŞ kararları, ne de Ergenekon... Gündeme bomba gibi düşen ikinci Sibel Can vakası haberi Kıbrıs'tan geldi!
Her kim bu tatlıdan üç lokma yese, göğsüne şifa, gönlüne nur olur. Dindar, yaşlı ve sevimli bir dostu ziyarete gitmiştik. Ben, hüsn-i hat merakım dolayısıyla duvarlardaki eski-yazı levhalarını incelerken, bir levha özerinde ilgi çekici ve hoş bir ilâç târifnâmesine rastladım, ilâcın hazırlanışı şöyle: