Şu Agarta meselesini çoğu insan bilmez. Bu konu daha çok bir fantastik edebiyat konusu. Nuh Gönültaş
Fantastik edebiyat, İnsanın aklının almadığı fizik ötesi olayların konu edinildiği bir edebiyat türüdür. Yazar, okuyucusunu büyünün, gizemin, kurgunun, bilim kurgunun, efsanenin dünyasında dolaştırır. Frank Herbert'in "Çöl Gezegeni" bu konu için muhteşem bir örnektir. Harry Potter, Narnia Günlükleri daha güncel örnekler olarak söylenebilir.
İnsanlar bunlara inanmaz ama bunlardan fena halde etkilenirler. İnananların çıktığı da olur, ama bu vakalar tipiktir.
Ergenekon iddianamesinde bu konu bir şekilde geçince konuyu sulandırmaya çalışanların eline büyük bir fırsat geçmiş oldu.
"Agarta... gördünüz bir efsane iddianame diye karşımıza çıkarılıyor" diyorlar.
İş bu noktada ele alınır ve bu noktada bırakılırsa elbette haklılar da... Çünkü bu konu tek başına düşünüldüğünde gerçekten tam bir safsata.
Ama durum öyle değil. Savcı, Ergenekoncuların bu tür efsanelerden etkilendiklerini ifade ediyor. Yoksa kurdukları örgüt bir tür Agarta örgütü değil, tabii ki.
Hitler'in Almanya'da iktidara gelirken bu tip öykülerden etkilendiği biliniyor. Hitler bir tür "Orta Dünya"cıydı. (Bu arada Ankara'da Orta Dünya diye bir kafe var ve müdavimlerinin çoğu fantastik edebiyatçı ve okurlarından oluşuyor.) Yeraltında, dünyanın ortasında yaşayan varlıklar hatta insanlar olduğuna inanırdı mesela. Fakat bütün dünyayı ateşe atacak kadar da gerçekçi hareket ediyordu.
Her örgüt, mutlaka ve mutlaka felsefi bir geçmişe demir atar. Mesela, ister ilahi dinlerin tarikatları olsun, isterse dünyevi amaçlar için kurulan her türlü tarikat mutlaka ve mutlaka mesihçi ve kıyametçidir. Liderlerini mesih olarak nitelerler ve kıyameti beklerler.
Masonluk mesela, gizemcidir. Aynı zamanda bir kısım sırlara inanırlar. Gerçeği ise lider dahil kimse bilmez, ama inanılır.
Tarih, böyle gizli cemaatlerin fısıltılarıyla, eski insanların yasak bilgilerini koruyan büyücülerin, simyacıların, kahinlerin sözleriyle doludur.
Her medeniyetin bir efsanesi vardır. Uygarlıkların kaynaklarında mutlaka bu tür gizemler kayıtlıdır. Dolayısıyla tarihe yön veren şey biraz da bu efsanelerdir! Tarih denen şey, efsaneleri, gizemleri, sırları ortaya çıkaran bir şey asla olmadı.
Dünyayı ateşe veren, büyük idealleri olan, bütün dünyaya kafa tutan liderlerin bu tür inançlardan beslendiğini söylemek mümkün. Yoksa acz içinde yaratılan insanın böylesine
yüksek idealler beslemesi mümkün olmazdı.
Her gizli örgütün mutlaka ezoterik bir yanı vardır ve mensupların aidiyet duygusu kazanmasında çimento işlevi görür.
Ve her örgütün düşmanları ile olan savaşı mutlaka kutsanmıştır!
İşte Agarta efsanesi de Ergenekon mensuplarına benzeri duyguları veriyordur. Ve tabii ki bu noktaya vurgu yapmak amacıyla iddianameye konulmuştur.
Yoksa, Cumhuriyet savcılarının bir efsanenin peşinde olduğunu söylemeye çalışmak onların, aklına, zekasına ve çabalarına karşı yapılacak en büyük hakarettir.
Özeti şu, Evet Agarta bir safsata ama ortada Agarta’dan etkilenen bir örgüt var.
Scientology diye bir tarikat var, bilirsiniz. Tom Cruise gibi adamlar bu tarikatın üyesidir. Bunlar neye inanıyorlar biliyor musunuz?
Scientologlar insanların 75 milyar yıl önce Xanu adlı bir galaktik lider tarafından ruh kümeleri olarak yeryüzüne üflendiğine inanıyorlar. Washington Times Gazetesi'nin sahipleri Moon tarikatındandır ve onlar liderlerini mesih olarak görürler.
Bir daha yazalım, Özeti şu, Evet Agarta bir safsata ama ortada Agarta’dan etkilenen bir örgüt var!
Yorumlar Dr. Selim ADASLI Nuh kardeşimiz biraz kibirli davranmış. Bu işi iyi bilenler de var. En azından gasteci.com'un fark ettiği üzere, iyibilgi sitesi hallice bir metin kaleme almış.Cezmi BAYRAK Ergenekon örgütünün ilahiyatçı-İslamcı kanadı ve Ergenekon İlahiyatçıları çok özel, çok ilginç, ama Türkiye gündemini sarsacak bir alan..Bir örnekle başlayayım. Bir haber çıkmıştı bir ara: "İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde her hafta düzenlenen 'Toprak Hattı' adlı cuma sohbetine katıldı." Toprak hattının başilahiyatçı konukları elbette Yümni Sezen ve fakültede öğrencilere kan kusturan Zeki Aslantürk..Peki Doğu Perinçek dışında ilahiyatçı olmayan kimler var?..İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek'in bir defa katıldığı toplantıya Doç. Dr. Emin Gürses sürekli iştirak etmiş. Kanaltürk'ün sahibi Tuncay Özkan da, CHP liderliği için ilahiyatçılara akıl danışmış. Programın ev sahipleri ise Prof. Yümni Sezen ile Zeki Aslantürk. Toplantıların özel olmadığını savunan Aslantürk, cumaya gelenleri misafir ettiklerini belirtiyor. Nurettin Veren, Zekeriya Beyaz gibi başka muhterem ilahiyatçılar da var tabii..Ergenekon'un ateist laikçileri bile cesaretiyle şaşırtan ilahiyatçısı ise; ADD yöneticisi Şahin Filiz!..Son zamanlarda başörtüsü düşmanlarının imdadına Filiz kadar bir başka isim de yetişmişti: Beyza Bilgin. Bilgin'i ilk 12 Eylül generalleri keşfetmişti. Türkiye'nin ilk kadın vaizesi diye..ANKARA EKOLÜ olarak bilinen ve son zamanlarda Milli Eğitim-Talim ve Terbiye'ye, Diyanet'e yayınlarıyla ve programlarıyla hakim olmaya çalışan DİNİ POZİTİVİZM anlayışının beyni..Bilgin'in keşfiyle Bahriye Üçok'ların, Ertuğrul Zekai Ökte'lerle birlikte Kemalist Atılım Derneği kurucularından Neda Armaner'lerin pabuçları dama atılmıştı!..Artık B.Bilgin vardı, İ.Agah Çubukçu vardı..Bizim İslam düşmanı, hatta Türk düşmanı laikçiler, Ergenekoncular, Gladyo örgütlenmesi; eskiden beri İslam düşmanı aydın, tazar, çizer takımını pek sever.. Bu nedenle Turan Dursun'un, İlhan Arsel'in kitapları medyada geniş reklam yapılmıştı. Turgut Özakman'ın ve Yaşar Nuri Öztürk'ün kitapları gibi; bazı askeri okullarda ve sosyete kuruluşlarında bedava dağıtılmıştı veya zorla kütüphanelere veya askeri okul öğrencilerine, subaylara aldırılmıştı..Hatta İslam ve Türkiye-Türklük karşıtı, dini ve etnik bölücülük yapan yayınlarıyla tepki çeken bu türk kitapların yayınlandığı Doğu Perinçek'in Kaynak Yayınlarını malum çevrelerin veya Can Kıraç'ın finanse ettiği öne sürülmüştü..Şükürler olsun Ya Rabbi(!), ülkemiz son zamanlarda İslamcı-İslami cemaatler ve tarikatlar uzmanı iki gazeteci-yazar daha kazandı: Hala sosyalist olduğunu söyleyen Ruşen Çakır ve Apo dostu Yalçın Küçük'le birlikte Sabetayizm çığırtkanlığı yapan Soner Yalçın!..Eskiden bu işleri rahmetli Şardağ yapardı! Başkaları da vardı..Çok sinsice objektif olduğu imajı vermeye çalışan Çakır, hiçbir cemaat ve tarikat lideriyle görüşmeden AYET ve SLOGAN adlı kitabı yazmış; ne yazık ki, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından da ödüllendirilmiş, meşhur edilmişti..MGK eski danışmanı, üst düzey masonları dahi partisine alan, kitapları Kur'an'ı Kerim'den 5 kat daha pahalı olan, insanları Allah ile aldatıp inanılmaz paralar ve servet kazanan Yaşar Nuri Öztürk üzerinde durmayacağım..Diyanet'ten ayrıldıktan sonra Milliyetçi masonlar(!) olarak bilinen AKKAN SUVER'in Marmara Vakfı'nda e. generallerle birlikte olan Hürriyet'in eski yazarı Mehmet Nuri üzerinde de hiç durmayacağım...Ancak beni şaşırtan Ankara İlahiyat'tan Hayrani Altıntaş olmuştu..Hayrani Hocayı; Ergenekoncuların yüksek referansla girilen basına kapalı 1.ULUSALCI Kongresinde görmüştüm..Cumur Evcil Paşa da, Emin Gürses de, Enis Öksüz ve Mustafa Erkal Hocalar da, Anıl Çeçen ve İ. Çetin Yetkin de, Vural Savaş gibi hukukçular da oradaydı..Vural Savaş; imam hatip okulları aleyhinde çok sert bir konuşma yaptı; ne yazık ki, Hayrani Hoca hiç itiraz etmedi o gün!..Çok üzülmüştüm..Şimdi yerim dar, Ergenekoncuların ateşli hatip ve teorisyenlerinden olan Hüseyin Mümtaz Bayazıtoğlu Paşa'nın yakını, hemşehrisi Haydar Baş'tan, malum medyanın itibar etmediği NEW AGE tarikat modasına uyan tarikatçılar'dan; (Uzan'ların eski gazetecisi)Ahmet Hulusi Akten, İskender Evrenesoğlu'ndan ve diğerlerinden bahsetmeyeceğim...Bunlar MEHDİ, MESİH, Peygamber!..Ama olsun!..ZAmanı gelir, işe yararlar; zaten yarıyorlar..NETİCE: Ergenekonu halkla buluşturan ve sürükleyen aslında DERİN İLAHİYATÇILAR, Diyanetçiler'dir desem hiç yalan olmaz!..İnanmazsanız, bir araştırıverin!..Bir de bizzat Gladyonun kurdurduğu YEMİNLİ-GÜDÜMLÜ, uyduruk silsileli tarikatlar vardır; bazısı çok radikal, bazısı Kürtçü, bazısı çok modern ve kadın-erkek iş yapan-tam sapık, bazısı da sızma ve sonra saptırma şeklinde! Bazısı aşırı milliyetçi-ulusalcı çizgide görünen, bazısı çok hümanist..Yüzlerce var..Çok sıkışırlarsa peşisıra bombalarını patlatırlar ha!..Gladyonun Aleviler üzerindeki oyunları, işleri ise akıllara ziyan..Neyse..Cezmi BAYRAK Ergenekon örgütünün ilahiyatçı-İslamcı kanadı ve Ergenekon İlahiyatçıları çok özel, çok ilginç, ama Türkiye gündemini sarsacak bir alan..Bir örnekle başlayayım. Bir haber çıkmıştı bir ara: "İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde her hafta düzenlenen 'Toprak Hattı' adlı cuma sohbetine katıldı." Toprak hattının başilahiyatçı konukları elbette Yümni Sezen ve fakültede öğrencilere kan kusturan Zeki Aslantürk..Peki Doğu Perinçek dışında ilahiyatçı olmayan kimler var?..İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek'in bir defa katıldığı toplantıya Doç. Dr. Emin Gürses sürekli iştirak etmiş. Kanaltürk'ün sahibi Tuncay Özkan da, CHP liderliği için ilahiyatçılara akıl danışmış. Programın ev sahipleri ise Prof. Yümni Sezen ile Zeki Aslantürk. Toplantıların özel olmadığını savunan Aslantürk, cumaya gelenleri misafir ettiklerini belirtiyor. Nurettin Veren, Zekeriya Beyaz gibi başka muhterem ilahiyatçılar da var tabii..Ergenekon'un ateist laikçileri bile cesaretiyle şaşırtan ilahiyatçısı ise; ADD yöneticisi Şahin Filiz!..Son zamanlarda başörtüsü düşmanlarının imdadına Filiz kadar bir başka isim de yetişmişti: Beyza Bilgin. Bilgin'i ilk 12 Eylül generalleri keşfetmişti. Türkiye'nin ilk kadın vaizesi diye..ANKARA EKOLÜ olarak bilinen ve son zamanlarda Milli Eğitim-Talim ve Terbiye'ye, Diyanet'e yayınlarıyla ve programlarıyla hakim olmaya çalışan DİNİ POZİTİVİZM anlayışının beyni..Bilgin'in keşfiyle Bahriye Üçok'ların, Ertuğrul Zekai Ökte'lerle birlikte Kemalist Atılım Derneği kurucularından Neda Armaner'lerin pabuçları dama atılmıştı!..Bizim İslam düşmanı, hatta Türk düşmanı laikçiler, Ergenekoncular, Gladyo örgütlenmesi; eskiden beri İslam düşmanı aydın, tazar, çizer takımını pek sever.. Bu nedenle Turan Dursun'un, İlhan Arsel'in kitapları medyada geniş reklam yapılmıştı. Turgut Özakman'ın ve Yaşar Nuri Öztürk'ün kitapları gibi; bazı askeri okullarda ve sosyete kuruluşlarında bedava dağıtılmıştı veya zorla kütüphanelere veya askeri okul öğrencilerine, subaylara aldırılmıştı..Hatta İslam ve Türkiye-Türklük karşıtı, dini ve etnik bölücülük yapan yayınlarıyla tepki çeken bu türk kitapların yayınlandığı Doğu Perinçek'in Kaynak Yayınlarını malum çevrelerin veya Can Kıraç'ın finanse ettiği öne sürülmüştü..Şükürler olsun Ya Rabbi(!), ülkemiz son zamanlarda İslamcı-İslami cemaatler ve tarikatlar uzmanı iki gazeteci-yazar daha kazandı: Hala sosyalist olduğunu söyleyen Ruşen Çakır ve Apo dostu Yalçın Küçük'le birlikte Sabetayizm çığırtkanlığı yapan Soner Yalçın!..Eskiden bu işleri rahmetli Şardağ yapardı! Başkaları da vardı..Çok sinsice objektif olduğu imajı vermeye çalışan Çakır, hiçbir cemaat ve tarikat lideriyle görüşmeden AYET ve SLOGAN adlı kitabı yazmış; ne yazık ki, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından da ödüllendirilmiş, meşhur edilmişti..MGK eski danışmanı, üst düzey masonları dahi partisine alan, kitapları Kur'an'ı Kerim'den 5 kat daha pahalı olan, insanları Allah ile aldatıp inanılmaz paralar ve servet kazanan Yaşar Nuri Öztürk üzerinde durmayacağım..Diyanet'ten ayrıldıktan sonra Milliyetçi masonlar(!) olarak bilinen AKKAN SUVER'in Marmara Vakfı'nda e. generallerle birlikte olan Hürriyet'in eski yazarı Mehmet Nuri üzerinde de hiç durmayacağım...Ancak beni şaşırtan Ankara İlahiyat'tan Hayrani Altıntaş olmuştu..Hayrani Hocayı; Ergenekoncuların yüksek referansla girilen basına kapalı 1.ULUSALCI Kongresinde görmüştüm..Cumur Evcil Paşa da, Emin Gürses de, Enis Öksüz ve Mustafa Erkal Hocalar da, Anıl Çeçen ve İ. Çetin Yetkin de, Vural Savaş gibi hukukçular da oradaydı..Vural Savaş; imam hatip okulları aleyhinde çok sert bir konuşma yaptı; ne yazık ki, Hayrani Hoca hiç itiraz etmedi o gün!..Çok üzülmüştüm..Şimdi yerim dar, Ergenekoncuların ateşli hatip ve teorisyenlerinden olan Hüseyin Mümtaz Bayazıtoğlu Paşa'nın yakını, hemşehrisi Haydar Baş'tan, malum medyanın itibar etmediği NEW AGE tarikat modasına uyan tarikatçılar'dan; (Uzan'ların eski gazetecisi)Ahmet Hulusi Akten, İskender Evrenesoğlu'ndan ve diğerlerinden bahsetmeyeceğim...Bunlar MEHDİ, MESİH, Peygamber!..Ama olsun!..ZAmanı gelir, işe yararlar; zaten yarıyorlar..NETİCE: Ergenekonu halkla buluşturan ve sürükleyen aslında DERİN İLAHİYATÇILAR, Diyanetçiler'dir desem hiç yalan olmaz!..İnanmazsanız, bir araştırıverin!..Suat Karadayı Rahmetli Olcayto Paşa'nın ve ODTÜ'nün Kemalist cunta örgütlenmesinin mimarı İnkılap Tarihi Hocası Gürbüz Tüfekçi'nin yakın akrabası olan Doğu Perinçek; dünden bugüne 2000'e Doğru, Teori, Aydınlık, Ulusal TV gibi yayın organlarında kimleri hedef gösterdi? Ve çoğu general, komiser, MİT mensubu, gazeteci-yazar, bürokrat ve akademisyen olan bu hedef gösterilen kişiler zaman içerisinde bir bir öldürüldü!..Lütfen arşiviniz varsa, sözkonusu yayın organlarının hiç değilse kapaklarından hedef gösterilen ve sonra da öldürülen Türk devleti görevlilinin ve Atatürkçü-laik Türk aydınlarının isimlerini çıkartıp haber yapınız! Dehşete kapılacaksınız! Doğu Perinçek misyonunu daha iyi tanıyacaksınız!
Uzun yıllardır Türkiye'nin dört bir tarafında kurulan iftar çadırları, ABD'ye kadar ulaştı. Milky Way Education Derneği tarafından bu yıl ilk kez New Jersey Clifton Park'ta kurulan iftar çadırına; Müslüman Türk toplumu yoğun ilgi gösterdi.
ABD'de yaşayan Amishler, dünyadan tecrit edilmiş bir hayat sürüyor. Elektriksiz yaşıyor, at arabası kullanıyor, TV ve bilgisayardan uzak duruyor. İşte Amishler'in izole hayatı...
Ünlüler geçmişlerini inkar ediyor. Örnek Ebru Şallı... Ünlü manken, "İstanbul'da hangi semtlerde oturdunuz?" sorusuna 'Bebek ve Etiler' yanıtını verdi. Oysa Şallı, ünlü olmadan önce Feriköy'de gecekonduda yaşıyordu.
Gülben Ergen'in içi dışı bir!!! İşte Hürriyet'in en çok okunan haberi!!!
Ne Orman yangını, ne YAŞ kararları, ne de Ergenekon... Gündeme bomba gibi düşen ikinci Sibel Can vakası haberi Kıbrıs'tan geldi!
Her kim bu tatlıdan üç lokma yese, göğsüne şifa, gönlüne nur olur. Dindar, yaşlı ve sevimli bir dostu ziyarete gitmiştik. Ben, hüsn-i hat merakım dolayısıyla duvarlardaki eski-yazı levhalarını incelerken, bir levha özerinde ilgi çekici ve hoş bir ilâç târifnâmesine rastladım, ilâcın hazırlanışı şöyle: