1 Temmuz tam bir turnusal kağıdı etkisi yaptı Türkiye'de...
Kimin kaç kuruşluk olduğunu görmemizi sağladı. Sebahattin Çelebi
Aslında büyük bir panik yaşıyor, muhtemelen kendi aralarında "Sıra bizde mi?" paronayaları yaşıyorlar. Medyadaki uzantıları, "hukuktan, demokrasiden, insan hakları"ndan dem vuruyorlar. Bu iki yüzlü, bu kahpe çifte standartın birilerinin dikkatini çekebileceğini bile göremiyor, düşünemiyorlar.
"Yandaş medya" diye isimlendirdikleri insanlarla sorunları; demokrasi, insan hakları falan değil. Resmen güç kaybına uğradıklarını biliyorlar. Temelleri yıkılıyor... Deprem yaşıyorlar!
Ülkenin en çok satan gazetesi değiller artık!
Sahip oldukları televizyon kanalları, mutedil, halkı kucaklayan, halkı uyaran kanalların rating raporları ile sallanıyor!
Yandaş diye niteledikleri medya, "Tek Türkiye" isterken, onlar "Yargıçların iktidarı"na övgüler yağdırıyor, tek taraflı, yanlı, tek ayaklı bir demokrasiden bahsediyorlar.
Ama artık çok şey değişti.
1 Temmuz olayı, kapatılan Nokta dergisi genel yayın yönetmeni Alper Gümüş'ün deyimiyle "milat olacak."
Her şeyin bir bedelinin olduğunu öğretecek bizlere...
Mahkemelerin, savcıların nasıl sindirilmeye çalışıldığını..
Emekli olduktan sonra bile, herkesi emir eri görme hayalinde olan, ülkenin sahipliğine soyunan psikolojik sorunlu askerlerin, işi çeteleşmeye kadar vardırdıklarını göreceğiz. Her türlü pisliğe bulaşmış Osman Gürbüz gibi adamlara cinayet işi paslayanların kimliklerini de öğreneceğiz.
Kalabalıklara kurşun sıktırıp, Alevi-Sünni çatışması arzulayanların kimler olduğunu da göreceğiz.
Ve en önemlisi..
Şu sayısız faili meçhullerin, pislik faillerini belki öğrenebilme şansı yakalayacağız.
İşte bu nedenle Ergenekon safında toplananları iyi izleyin.. bir yerlere not edin...
Gazetelerindeki köşe yazılarında, "Ergenekon diye bir şey yoktur" diye zırvalayan bu zavallıların paniklerine şahit olun. Elleri ayaklarına dolaşmış olmali ki, bangır bangır bağırıyor, "saygın" generallerine toz kondurmuyorlar! Ayışığı, Sarıkız konusunda dut yemiş sosyal demokrat gibiler!
Haklılar...
Yerden göğe kadar haklılar hem de!
Ergenekon diye bir şey yok!
Beyazlarla, siyahların kavgası olup biten her şey. Cumhuriyet tarihi boyunca, orduya "şehit" vermekten başka bir görevi olmayan cahil, kafasız halk yığınları ile, devleti ele geçiren, devletin imkanlarını kullananların kavgası bu! Halkla, kendisine "elit" adını takmış bürokrasinin kavgası...
Ergenekon diye bir şey yok!
Dindarları hedef gösterebilmek için masum insanları çatır çatır vuran, arabasını havaya uçuran, kurşunlayan Atatürk tüccarı haysiyetsizlerin, saltanat, gelecek, "ekmek" kavgası olup bitenler...
Ergenekon diye bir şey yok!
İnanın yok!
Ergenekon, dedikleri şey, milletin kanını emen, zehirleyen "kene" zararlısının bir başka türü sadece...
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.