YOKSA SİNAN AYGÜN, ERGENEKON'UN BASIN TOPLANTILARINI MI YAPIYORDU?
Bazıları hala Ergenekon için 'balon', 'faso fiso' ya da 'uyduruk' diyor. Halbuki fotoğrafa dikkatli bakıldığında en tepedeki kişinin kim olduğu bile gün gibi açık!
Sezai Şen
Ergenekon, iddia ettikleri gibi 'faso fiso' olsaydı gerçekten bu kadar panik yapmaz, mızraklarını çuvala sığdırmaya çalışırken bu kadar sıkıntı yaşamazlardı. Gerçekten Ergenekon 'yaşlıların yönetiminde uyduruk örgütlenme' olsaydı, bu örgütlenmenin içinde hemen her şeyleriyle yer alanlar Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bugüne kadar karşılaştığı en ciddi ve büyük örgütlenmesi karşısında bu feveranı koparmazlardı.
Diyorlar ki neden hala iddianame ortaya konulamadı?
MİT'in kabul ettiğini devletin gazetesi (!?) Hürriyet yalanlamaya çalışıyor!
Doğrudur iddianame gecikmiştir. İtalya'da da çetelerle, demokrasinin kabul edemeyeceği örgütlenmelerle mücadele eden savcıların da işi kolay olmamıştı. Onların da iddianameleri hazırlamaları çok zaman almıştı. Ama o sıkıntı ve zorluk sonrasında İtalya belli bir oranda temizlenebilmişti.
Ergenekon, ayrı ayrı örgütlerin, teşkilatların birleşmesinden oluşmuş bir örgüt. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) bu örgütlenmeden haberdar. Ama, devletin gazetesi olduğu öne sürülen Hürriyet ve Aydın Doğan Grubu gazeteler, Ergenekon'un olmadığını ya da 'uyduruk' olduğunu iddia edebiliyorlar. Bugüne kadar MİT'in servis ettiği herşeyi soruşturma gereği bile duymadan haber yapan bu tür basın organlarının Ergenekon konusunda MİT ile ters düşmesi ve hatta kendi ülkesinin istihbarat örgütünü yalanlayacak haberler yapması sizce de biraz garip değil mi?
Ergenekon'un nasıl örgütlendiğini herhangi bir şehirde yaşayan ve toplumsal hadiseleri kimlerin yönlendirdiğini gözlemleyebilen insanlar rahatlıkla çözebilirler. Belki de savcıların yaptığı şey bizim gözlemlerle çözebildiğimiz hadiseleri daha elle tutulur hala getirmeye çalışmaktır. Ergenekon'un 'dandik' olduğunu ileri sürerek, bu büyük operasyonu halk gözünde küçük ve gereksiz göstermeye çalışanlara şunu söylemek istiyorum. Eskişehir'de bir gazeteci bir üniversite rektörü ile darbe olduktan sonra asacakları kişilerin listesini yaptıklarını, o rektörün basına verdiği bir resepsiyonda ağzından kaçırdı. Bazı gazetecilerin 'Sen şaka olarak bunu söylüyorsun herhalde' yönündeki sözü üzerine o gazeteci "Yok hayır, ben çok ciddiyim. Sayın Rektörümün de haberi var. Kendileri ile de telefonda konuştuk bunu!" deyiverdi. Doğrusu ne ben ne de oradaki diğer gazeteciler kulaklarımıza inanamadık. Bu hadise bu yılın Şubat ayı başında aynen yaşanmıştır.
En tepedekinin 'mutlak' dokunulmazlığı mı var ne!
Şimdi size sorarım, Eskişehir'de 'dinci, yobaz' olarak gördüklerini darbe yaptıktan sonra asmak için listeleyen gazeteci ile o gazetecinin bu konuyu birlikte konuştuğu rektör hangi örgüttendir? Yoksa bunların derdi 'Ayışığı'nda 'Sarıkız'ı seyretmek midir sadece?
Bana kalırsa bugüne kadar tutuklananlar arasında, bu örgütün tepesinde bulunan kişiye oldukça yakın olanlar var. Ama bana öyle geliyor ki bu örgütün en tepesindeki ilk 2 kişiye henüz dokunulmadı. Fotoğrafı çok dikkatli bir şekilde inceleyerek örgütle maddi bir bağı yok gibi görünmesine rağmen, her yönüyle en tepesinde bulunduğuna inandığım kişi hakkında Hükümet şu an birşey yapamaz! Çünkü o kişinin dokunulmazlığı var; bu dokunulmazlık her ne yaparsa yapsın ona dokunulamayacağı anlamında bir dokunulmazlık. Dokunmaya kalkıştığınız zaman Türkiye'yi bir iç savaşın içine sürüklemekten çekinmeyecek birisi bu. Fitne ve fesat çıkarmada, bu tür terör maksatlı örgütleri savunmada öteden beri oldukça maharetli birisidir kendileri.
Sivas'ta katledilenlere ve katlettirenlere dikkatlice bir bakın
Şimdi bir düşünün; Sivas'ta 8 saat boyunca bir otelin içinde kurtarılmayı bekleyen insanların dumandan ve kurşundan ölmesine kim müsade etti? Sizce Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Sivas'ta birkaç bin kişilik kalabalığı dağıtmaktan aciz miydi?
Pekiyi hatırlıyor musunuz, o gün Türkiye'de hükümet kimdi? DYP-SHP Hükümeti.
Fikri Sağlar, Mehmet Moğultay, Yıldırım Aktuna, Köksal Toptan, İsmet Sezgin (İçişleri Bakanı), M. Seyfi Oktay, Gökberk Ergenekon, Cavit Çağlar, Tansu Çiller.
Bir düşünün bakalım, bu insanların yönettiği bir Türkiye'de, Sivas'ta Alevi kardeşlerimizin en önemli sanatçılarının hep birlikte yakılmak istenmesine, 8 saat boyunca yakılmadıklarını görünce duman ve kurşunla öldürülmelerine kim sessiz kalabilirdi?
Kimse kalamaz gibi gelmesin size, çünkü Türkiye'yi yönetenler kaldılar. Çünkü önemli olan toplum kesimlerinin birbirine düşmesi, fitne ve fesat çıkması idi. Önemli olan onların iktidarının ayakta kalması idi. Önemli olan, Alevilerin, daha sonra oluşumu güçlendirilecek bir örgütte daha iyi bir şekilde kullanılmalarını sağlamak idi. 28 Şubat sürecinde bir gazeteci olarak kulağıma gelen bir iddiayı 'toplumun henüz bunu kaldıramayacağını düşündüğüm için' kendi içimde saklamayı daha uygun buluyorum.
Şunu ifade etmek istiyorum kısaca: Gerçekten öyle kanlı, öyle zalim planlar yapıyorlar ki kendi aralarında. Ama çok da korkuyorlar. Bu zalim planlarının dönüp dolaşıp kendi başlarını vuracağından. Sadece yurt içindeki tepkiden, polis teşkilatının direnç göstermesinden değil, artık demokratik tüm dünyadan korkuyorlar. Aksi takdirde yüreklerinde ve zihinlerinde tasarladıkları onca kanlı planı hayata çoktan geçirmiş olacaklardı.
Sinan Aygün, bana kalırsa, nasıl bir
örgütü bulaştığının farkına varamadı
Ben Sinan Aygün'ü Ankara'daki gazetecilik yıllarımdan tanırım. Son olarak, yurt dışından geldikten sonra ziyaretine gitmiştim. Ankara Ticaret Odası'nın yanıbaşına bir kongre merkezi yapıyorlardı. İş aradığımı söylediğim zaman inşaat bittiğinde orada müdürlük gibi bir iş yapabileceğimi söylemişti. Yabancı dilimin olması işimi kolaylaştırıyordu. Ancak o inşaatın bitirilmesi bir-iki yıl daha aldığı için ben bir daha kendileri ile görüşmedim.
Sayın Aygün'ün böyle kanlı planları, programları olan bir örgütün içinde ne işi var diyi düşünüyorum bazen. Öyle sanıyorum kendisi tam olarak nasıl bir örgütü bulaştığının farkına varamamıştır. Askerlerle arası iyi idi Aygün'ün. Yurt dışından 2005 yılı başında döndüğümde oldukça da değişmiş gördüm kendisini. Daha önceleri makam odası falan o derece havalı değildi örneğin; iki tane oldukça gösterişli köpek almış, o köpekler makam odasına kadar zaman zaman getirilerek Aygün'e gösteriliyorlardı.
Aygün tutuklandığına göre mahkemece, aleyhinde en azından bazı kanıtlar bulunmuş olmalı. Benim burada dikkat çekeceğim husus Sayın Aygün'ün basın toplantıları ile ilgili olacak.
Bütün bu olup bitenden sonra Sayın Aygün'ün ekonominin, siyasetin oldukça iyi ve dengeli gittiği bir dönemde hiç olmadık basın açıklamaları yaparak, vatandaşlar üzerinde karamsar bir hava oluşturma gayretleri, hükümetin alternatifi gibi kendisini gören Ergenekon örgütünün bir ürünü müydü acaba? Yani aslında Aygün, Ergenekon'un basın toplantılarını düzenliyor ve Ergenekon tarafından hazırlanmış ve saptırılmış raporlarları okuyarak mı vatandaşlarda ümitsizliğin oluşmasına, karamsarlık havasının yayılmasına neden olmaya çalışıyordu? Hükümetin ak dediği her şeye kara deme arzusu nereden kaynaklanıyordu? Yoksa Aygün, örgütün bu tür propagandaları için kullandığı birisi miydi?
2.5-3 milyon Avro ile hemen bir o kadar değerde altının bir kişinin kendi özel kasasında bulunması ne anlama geliyor? Sinan Aygün, zengindir ve son yıllarda serveti katlanmıştır. Hisarcıklıoğlu ile de ortak işler yapmışlardır. Ancak hangi servet sahibi insan o kadar parayı bankada tutmak yerine evinde saklar?
Aygün'ün makam odasında bulunan Glock marka, daha önce hiçbir yerde kullanılmamış olan tabanca acaba ATO ziyareti sırasında hangi üst düzey yetkilinin bu dünyadan yolculanmasında mı kullanılacaktı? Yoksa bu tabanca gerçekten çok masum bir gerekçe ile mi şofbenin gizli bir bölmesine konulmuştu? Neden kasada ya da evdeki kasada değildi örneğin?
Sorular çok, bunlara verilecek cevapların bulunması önemli şimdi. Öyle diliyorum ki bütün bu soruşturmalar sonunda savcılarımız fotoğrafı daha net görmemiz sağlayacak bir iddiname ile karşımıza çıkarlar.
Ben en çok, örgütün en tepe noktasında bulunan kişiyi kim olarak kamuoyuna açıklayacaklar onu merak ediyorum..
Yorumlar Adnan Tuncay Özkan, E.Göksel, E.Şirin, T.Çömez, Y.Küçük, Soner Yalçın gibi sansasyonel abuk sabuk konuşan medyatik maymunları hiç sevemedim.Psikolojik savaş ajanları gibi geliyor bunlar bana.Akıllı uslu işleri yok.Varsa yoksa iti ite kırdırma tahrikçiliği! Ajan provokatörlük!..Bir de Mustafa Balbay gibi Ankara Gazetecileri(!) var..Sabahattin Önkibar, Arslan Bulut, Saygı Öztürk, Oray Eğin, Yiğit Bulut, Mustafa Mutlu, Ruşen Çakır da buna eklemlendi. Abileri ise; Ertuğrul Özkök, Tufan Türenç, Nail Güreli, Orhan Erinç, Uğur Dündar, Ali Kırca, M. Ali Birand, Güneri Civaoğlu, Mehmet Ali Kışlalı, Fikret Bila, Cüneyt Arcayürek, Emin Çölaşan, Kurtul Altuğ, Rahmi Turan, Güngör Mengi, Reha Muhtar...Akşam-sabah DERİN ADAMLARLA rakı-viski-konyak içip ülkeyi kurtarmak misyonu!..Kurtarıcı aramak ve aratmak misyonu..Bir de gazeteciliğe yamanıp ÜNLÜ GAZETECİ olmak için yırtınanlar var; Özdemir İnce, A. Hakan...Ne diyelim..Ankara Gazetecileri, Ankara'da oturacak değiller ya!..Konu mankenleri gibi onlar genelde konjonktürel elbise giyerler; ama altında hep derin statüko vardır..DErin adamlar nasıl olsa her yerde var.NADİR Süleyman Sefer Cihan..Biraz daha detay..Önemli çünkü..ERgenekon'un perde arkası, öfkeli-derin isimlerinden o. Sağ kolu VELİ KÜÇÜK, SOL kolu Gladyonun çelik çekirdeği olan TMT kurucusu RAUF DENKTAŞ!..Tercüman Gazetesi’nin Berlin bürosunda gazeteciliğe başlayan S.Süleyman Cihan, 1970’lerin sonunda Türkiye’ye geldiğinde İstanbul’daki Batı Trakya Türk Derneği’ni aktif hale getirdi ve 1983’te Batı Trakya dergisini kurdu. Derginin ilk sayılarının kağıdını sağlayan kişi Tercüman’ın sahibi Kemal Ilıcak’tı.
Süleyman Cihan’ın o tarihten bu yana kesintisiz olarak yayınını sürdürdüğü Batı Trakya dergisinde geçtiğimiz yıl ilginç bir gelişme yaşandı. Emekli Tuğgeneral Veli Küçük, derginin yayın kurulu başkanı oldu ve burada yazılar yazmaya başladı. Cihan, Veli Küçük ile olan ilişkisinin nasıl başladığını şöyle anlatıyor:
“Biz Veli Paşa ile Edirne’de komutan iken tanıştık. Binbaşı idi ve Jandarma Komutanı yardımcısıydı. Ben oralarda dergi dağıtıyordum. Ziyaretine gittim. Batı Trakya’yı ve Bulgaristan Türkleri’ni bilen milliyetçi bir komutandı. Dostluğumuz devam etti. Ordudan emekli olur olmaz dergiye çağırdım. Ancak geçtiğimiz yıl ikna ettim.” Cihan, Veli Küçük’ün de Balkan Türkleri’nden olduğunu, dedelerinin çok eskiden Türkiye’ye geldiklerini belirtip, “Veli Paşa, dış Türkler sevdalısı. Bu konuda çok birikimi var” diyor.
Süleyman Sefer Cihan’ın ismi Türkiye’de hem Batı Trakya Türkleri hem de Kıbrıs ile özdeşleşti. Kıbrıs harekatına katılmış bir gazeteci olan Cihan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’la yakınlığını "baba-oğul ilişkisi" diye tanımlıyor. Denktaş; 1950'li yıllarda Kıbrıs'ta İngiliz Otello-Hamlet mason locasına üye olmuş. Rum Lider Glafkos Klerides'le birlikte, aynı locaya...Zaten Denktaş'ın Gladyo-Ergenekon-TMT ne ise serüveni o yıllardan itibaren başlıyor ya. Bağlı olduğu Genelkurmay Seferberlik Tetkik Kurulu'nu kuran general Ali Daniş Karabelen'le başlayan yeminli sır kardeşliği!..Karabelen'i özel olarak ABD'liler yetiştirmiş; Türkiye'de ve Kore'de..Daniş Karabelen'in kitabını-biyografisini yayınladılar, kızı Özcan Atamert (eşi subay Kadir Atamert, İsmail Hakkı Karadayı'nın sınıf arkadaşı idi, geçenlerde öldü..) ile ölen tarihçi CEMAL KUTAY grubu!..İntenetten bulabilirsiniz!..Türk Gladyoyu daha iyi tanımak için..Nadir Tüfekçi İşte o üç fotoğraf: Ergenekon Fotoğrafları içinde Veli Küçük ve Muzaffer Tekin gibi kişilerin yannda üç kişi daha vardı. Biri Emin Şirin. Şimdi üzerinde durmayacağım..Biri de; T.Çömez. Diğeri; Süleyman Sefer Cihan. Çömez; ulusalcılarla ANKARA ENSTİTÜSÜNÜ kurdu. Belçika'da Enstitü ile de yakın teması var. Şu an da oralarda olsa gerek...Adresi ve web sitesi internette var. İkinci isim Süleyman Sefer Bey de, ÜMİT ÖZDAĞ başkanlığında 21. YÜZYIL Enstitüsünü kurdu. Yine Ankara'da. BJK yönetimlerinin gediklilerinden olan S.Sefer, S. Seba'nın yakın arkadaşı. Ama daha önemlisi; bugün ERgenekon'dan tutuklu bulunanların çoğu yakın dostları, mesai arkadaşları. Mesela Kemal Kerinçsiz dahi yazarları. 21. Yüzyıl Enstitüsü hakkında da internette bilgi ve web siteleri var. S.Sefer kim? Kendisi anlatıyor:
İskeçe’ye bağlı Şahin köyündenim. Bu köy, artık tüm Batı Trakya’nın öncülüğünü yapıyor. Yunan ile bu bölge için tarihte çok kavgalarımız oldu. Yunan, “O bölge Türk değil; Pomak” diyordu....
Almanya’da 25-26 dernek ve bir federasyon var. Berlin’deki ilk derneğin kurucusu benim. Diğerleri zincirleme olarak kuruldular. 1977 yılında Türkiye’ye döndüğümde Batı Trakya Dergisi’ni oluşturdum. Rumeli Federasyonu’nun üyesiyim. Batı Trakya Derneği Genel Merkezi Yönetim Kurulu’nda 3 yıl görev yaptım. Zeytinburnu’ndaki Batı Trakya Spor Kulübü’nün kurucusuyum. Ama Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği beni 1986’da bazı nedenlerden dolayı ihraç etti...MHP’liyim. Batı Trakya Derneği’ni kapattıktan sonra uslu durmadım. Berlin’de Türk Ocağı vardı. Bir grup arkadaş bir araya geldik. Doğu Almanya Duvarının karşısında büyük bir yer tuttuk. Berlin Büyük Ülkü Derneği’ni kurduk. " İşte S.Sefer beyin yayıın organları; yazar,çizer-aydın çevresi:
http://www.y-tm.com/
http://www.21yyte.org/tr/yonetimkurulu.aspx
http://www.yenibatitrakyadergisi.com/tr/GeneralContent.aspx?GeneralContentID=6
Yeni Batı Trakya'nın Hukuk müşaviri de Hasan Gürbüz bey..Güven R. Ardal Uzun yıllar Ankara ve İstanbul'da Genelkurmay, Güvenlik, Diplomasi muhabirliği yaptım. İnanılmaz olaylara şahit oldum. Mesela: Bir gün MKEK Yönetim üyesi bir generalle görüşmek için gittim. Odasında 27 Mayıs darbesini yapan subaylardan birisi var. Belli ki, özel bir şey konuşuluyor: Birtakım örgütlere el altından gönderilecek silahlar! Sanki işin içinde RUS SİLAH MAFYASI da vardı; ama bu işler ABD'den, NATO'dan habersiz olmazdı..O günlerde Kafkaslar'da Habbab Tehlikesi falan konuşuluyordu!..Şimdi Jandarma İstihbaraın tepesindeki bir subay; Levent Ersöz Paşa neden Rusya'da ve RUS basınında bugünlerde neden Türkiye, Hükümet, bazı bakanların özel halleri aleyhine haberler yapılıyor, anlamaya çalışıyorum!..Bir başka beni şaşırtan durum: TİT Başkanı S. Tufan Gülaltay ile Sedat Peker; rütbeli subaylar nezdinde neden o kadar değerli, anlayamadım. Bu kişiler KADIKÖY Orduevi başta olmak üzere ASKERİ tesislere ellerini kollarını sallaya sallaya neden, nasıl sokulurdu? GEÇİŞ ÜSTÜNLÜKLERİ mi vardı?..TESUUD'ta ne konuşulurdu?..Büyük Kulüp'teki 03 TOPLANTILARI neydi?..Yine anladım ki, Sedat Peker'in ve adamlarının en az 100 kadar ünlü şarkıcı, türkücü, gazinocu, manken ile ÖZEL ilişkileri var..YENİÇAĞ gazetesi yazarı Abdullah Özdoğan mesela kimdi?...Ama beni asıl şok eden Peker ve adamlarının, genellikle KÜRT müritleri ağırlıklı Türkiye'nin en büyük Nakşibendi tarikatı ile olan ilişkileri..Lüks bahçeli evlerde ve dergahlarda yapılan toplantılar..Acaba bu tarikat üzerinden önümüzdeki günlerde büyük olaylar ve skandallar mı planlanıyordu?..Bir gün Eresin Otelde, lobideyim. Yanıma Adnan Ersöz Paşa geldi. Şimdi rahmetli oldu..Paşaya şakayla karışık dedim ki: Paşam, şu eroin-uyuşturucu işiyle siz de ilgileniyo musunuz? Paşa, sorumu çok ciddiye aldı ve dedi: Oğlum, sen bu PKK ile mücadele kolay mı zannediyorsun? Bu işler hangi parayla yapılır, devletin buna gücü mü yeter? Bir uçak kaça kalkıyor?..Anladım ki, her iki taraf da işin finansmanını bulmuşlar sanki..Ama bu inanılmaz bir kısır döngü ve bitmeyecek kirli savaştı! Kimin savaşı, niçin?..Sonra Nejat Daş ve Hüseyin Baybaşin'in arkasındaki rütbelileri ve bazı Hariciye adamlarını düşündüm. Tabii 10-15 sene önce..DHKP-C, PKK, Hizbullah gibi örgütleri finanse eden, eylem yaptıran odaklar kimlerdi?..Dehşete kapıldım..Bir başka gün Kartal-Pendik taraflarında bir DEMİRCİden hassas konularda haberlik bilgi almaya gittim. Adamın evinde belgeden, kitaptan adım atmaya yer yok..Masonluk aleyhine bir yapılanma gibi, ama tatamen Yahudilerin Kabbalizmini kulanıyorlar; Yalçın Küçük ve Soner Yalçın gibi isim ve sembollerden yola çıkarak hemen herkesi fişliyorlar..Bu demirci, sana bizim yüzbaşıyla tanıştırayım dedi, istemedim. Elime belgeler verdi, bunları yayınlayacaksın dedi. Haber değeri bulursam yayınlarım dedim. Çok bozuldu, geri aldı...Adam, bütün sünni tarikat ve cemaetleri, Yahudi ve masonların emrinde görüyor, gösteriyordu!..Alanı buydu!..Bir gün Türk Mukamevet Teşkilatı'nın üst düzey yöneticisi ile beraberim. Adamın alanı normalde, Kıbrıs!..Ama her işle işgileniyor! Zamanın bakanı Abdullah Gül'e özel dosya verdiklerini söylüyor. Cemil Çiçek, Bedrettin Dalan gibi kişileri övüyor..Bu arada dedi: Bizim çocukları aradım; Bayazıt Meydanında hemen bir gösteri-eylem yapsınlar!..Kimdi bu her an belirlenen konuda eyleme, gösteri ve miting yapmaya hazır BİZİM ÇOCUKLAR?..Anladım ki bu çocuklar, Ülkü Ocakları, ADD vs. gençleri!.Bu gençler belki niçin eylem yaptıklarını veya coplandıklarını, niçin tutuklandıklarını ve cezaevinde militanlaştırıldıklarını, hatta niçin öldürüldüklerini asla bilmeyeceklerdi, bilemeyeceklerdi, aileleri de tabii!..KİRLİ İŞLERİN ÜSSÜ, Kıbrıs'tan, ÖRTÜLÜ ASKERİ ÖDENEKLERDEN ve KKTC'de, TMT'de dönen dolaplardan bahsetmek isterdim; ama zaten bunları bilen biliyor..Bilmeyen de bilmesin, devlete-millete güveni sarsılmasın, morali bozulmasın..Yine dalıp gideyim o; Veli Küçük Paşa'nın, Yakan Cumalıoğlu Abi'nin; Turan Yazgan Üstadın Türk Dünyası Araştırmaları Vakfındaki; Ülkeyi Düşman İşgalinden ve Hainlerden Temizleme-Kurtarma muhabbetlerine!..Türkiye, Azerbaycan, Özbekistan, Kazakistan, Irak-Kerkük, Batı Trakya, KKTC..Var mı BAŞARISIZ DARBE GİRİŞİMİ yapılacak başka ülke?..Bizim çocuklar, meydanlara!.. Ezberbozan ESKİ KÜRT MİLLEVEKİLİNDEN ÇOK TARTIŞILACAK BİR YAZI: "Ermeni asıllı Türk Siyasetçiler"
Eski Kürt Milletvekilinden ilginç iddia...
İbrahim Aksoy; Almanya Hamburg Üniversitesi’nde Yüksek mimarlık okudu.
1989'da SHP Malatya Milletvekili olarak Meclis'e girdi.
Avrupa Parlamentosu'nda yaptığı konuşmadı "Türkiye'de Kürt diye ayrı bir halk var" dedikten sonra dönemin SHP Genel Sekreteri Deniz Baykal'ın baskısıyla SHP'den ihraç edildi.
HEP'in kurucuları arasında yer aldı, DEP'in Genel Sekreterliği'ni yaptı.
Ve şimdi tartışma yaratacak bir yazı kaleme aldı.
SHP eski Milletvekili İbrahim Aksoy, Ermeni Türkleri yazısında, Devlet Bahçeli, Mehmet Ağar, Mesut Yılmaz, Recai Kutan, Oğuzhan Asiltürk, Murat Karayalçın, Hasan Celal Güzel gibi siyasetçilerin Ermeni olduğunu iddia ediyor.
İbrahim Aksoy'un yazısı:
"Ermeni Türkleri":
Irk ve ırkçılığının, öncülüğünü yapanlar gerçekten ne kadar Türk tür? Türkiye’de Türk olanların, hiç biri Türkçülük yapmıyor.
Zaten buna da ihtiyaçları yoktur. Türkmenistan’dan Anadolu ya gelip yerleşen Türkmenler, hem Osmanlı döneminde, hem de Cumhuriyet döneminde sürekli devletin dışına itildiler.
Buna rağmen hiçbir zaman Türk ırkçılığı yapmadılar. Cumhuriyet döneminde Türk ırkçılığının büyük itibar görmesine rağmen yine yapmadılar.
Türkmenistan’dan gelen Türkmenler, Orta Anadolu’da, Alevi Kürtlerle karışık yaşayan Aleviler; Toroslar’daki yörük Aleviler ve Ege’deki tahtacı Alevilerdir.
Bunlar Osmanlı döneminde sürekli aşağılanmış ve hatta kitlesel katliamlara uğramışlardır. Cumhuriyet döneminde de sürekli devletin kenarında bırakılmışlardır.
Balkan muhacirleri, Karadeniz Pontus Rumları’nın torunları ve Anadolu’da yerleşik bazı azınlıklar Türk ırkçılığını yapıyorlar.
Bazen de bunlar kendilerini kabul ettirebilmek için aklın ve mantığın sınırlarını bile zorluyorlar. Burada, bu sınırları aşan bazı Ermenileri anlatmaya çalışacağım.
Sabiha Gökçen; Atatürk’ün manevi kızıdır. Bu daha önce de yazıldı. Atatürk bu kızı bir yetimhaneden alıp evlatlık edinmiştir.
Atatürk küçük kızına, zil zurna âşık olduğu ve kendisinden 19 yaş küçük Vahdettin’in küçük kızı prenses Sabiha’nın adını verdi.
Böylece küçük Sabiha’nın bir Müslüman adı oldu ve daha sonra, Gökçen soyadını alarak, Sabiha Gökçen oldu. Sabiha Gökçen dünyada ilk kadın savaş pilotu olmanın yanında, yine dünyada savaşa katılan ilk kadın pilot olma özelliğini de taşıyor.
Çünkü Sabiha Gökçen 1938 Dersim katliamında, Dersim’in köylerine tonlarca bomba yağdırdı. Binlerce, Dersimli bu bombalarla can verdi.
Hafize Özal; Turgut Özal’ın annesi, Malatya’nın Tecde köyünde önceleri Ermeni papazı, daha sonra din değiştirip, hocalık yapan meşhur cinci hocanın kızıdır.
Hafîze hanım büyüyünce, yine Ermeni kökenli, Çemişgezek göçmeni olan Turgut Özal’ın babası ile evlendi. Çocukları da dahil hepsi tarikat üyesidirler.
Recai Kutan; Adıyaman’ın Sincik ilçesine bağlı Kotan köyünden, aslen Ermeni olan Ismail Efendi’nin oğlu olarak Malatya’nın Nebioğlu Sokağı’nda dünyaya geldi.
Özallar da aynı sokak da oturdukları için, tanışmışlıkları çok eskiye dayanır. Sadece tanışmışlıkları degil, tarikat üyelilikleri de o yıllara dayanır. Başından beri Necmettin Erbakan’ın sağ kolu olan Recai Kutan şu anda SP Genel Başkanıdır.
Oğuzhan Asiltürk; kendisine asil bir soyadı da seçen Oğuzhan, Malatya’nın Hekimhan ilçesinin Zorban köyünde dünyaya geldi.
Ermeniliğini terk edip tarikat üyeliğini benimsemesi, yaşı kadar eskidir.
Devlet Bahçeli; Aslen Siverek Ermenilerinden bir ailenin çocuğudur. Ailesi Siverek’ten göçüp, Bahçe ilçesine yerleşti.
Küçük Devlet burada dünya ya geldi. Özellikle üniversite yıllarında, Türk ırkçılığının öncü kadrolarındandır. Atatürk Üniversitesi’ndeki bu çabaları, onu daha sonra MHP’nin Genel Başkanlığı’na taşıdı. Şu anda Türkçülük hareketinin en önemli şahsiyetlerindendir.
Hasan Celal Güzel; ANAP’ta bakanlık da yapan Güzel şu anda YDP Genel Başkanı’dır. Hasan Celal, aslen Antepli olan ermeni bir ailenin çocuğudur.
Hasan Celal’in ailesi, Antep’de devletle ilişkileri deşifre olduktan sonra gelip Malatya’ya yerleşti. Küçük Hasan Celal Malatya’da traktör pazarlamacısı Kamil Güzel’in oğlu olarak dünya ya geldi.
Başarılı bir devlet adamı olduğu gibi, yeminli bir Kürt ve Ermeni düşmanıdır.
Mehmet Ağar; aslen Ağınlı olan Ermeni bir ailenin çocuğudur. Küçük Mehmet, Elazığ’da meşhur Kürt Zülküf’ün oğlu olarak dünyaya geldi.
Kürt Zülküf 68’lilerin korkulu rüyası olan işkenceci toplum polis müdürünün ta kendisidir. Kürt lakabını da Ermeniliğine örtü olarak kullanıyordu.
Mehmet Ağar her yasadışı olaya adı karışan başarılı bir devlet adamı ve gençliğinden beri yeminli bir devlet hizmetkarıdır.
Devletin her kademesindeki başarılı hizmetlerinin yanısıra, başarılı bir sorgucu olarak da bilinen Ağar, şu anda DP Genel Başkanlığı’ndan istifa etmiştir.
Mehmet Keçeciler; Türkiye de gericilikden bahis açılınca ilk akla gelen isimlerin başında gelir. Keçeciler de devletin her kademesinde, büyük hizmetleri olan, başarılı bir devlet adamıdır.
Mesut Yılmaz; şu sıralar siyasete yeniden başlamak için, salvo yapmaya başlayan Yılmaz, Rize’nin Hemşin Ermenilerindendir. Mesut Yılmaz, başbakanlık da dahil, devletin her kademesinde başarılı görevlerde bulunmuş bir devlet adamıdır.
Murat Karayalçın; Mesut Yılmaz ile aynı köydendir. Hemşin Ermenilerinden olan Karayalçın, ailesi ile Yılmaz ailesi kavgalı oldukları için, Karayalçın ailesi Samsun’a göçmek mecburiyetinde kaldı.
Küçük Murat, Samsun’da dünyaya geldi. Karayalçın başarılı bir insan olduğu için, Kenan Evren’in ilk atadığı bürokrattır. Bu başarısını Evren’in atamasıyla Kent – Koop Genel Başkanlığı’nda da sürdürdü.
Şu anda SHP Genel Başkanlık görevini başarıyla sürdürüyor.
Karayalçın’ın en önemli özelliği, Ankara Siyasal Bilgiler’de öğrenciyken Mehmet Ağar, Mehmet Keçeciler ve Hasan Celal Güzel gibi bazı arkadaşlarıyla, Arapkirliler Grubu’nu oluşturarak Uluç Gürkan’a karşı öğrenci birliği başkanlığına aday olmasıdır.
Aslında bu gruptan olanların hiçbiri Arapkirli değildir ve hepsi de Ermeni kökenlidir.
Ayrıca hepsi de ülkücü eğilimlidirler. Seçimi kaybeden Karayalçın, CHP’li Uluç Gürkan’ı tehdit etmeye başladı. O yıllarda aynı okulda öğrenci olan devrimci hareketin önderlerinden Mahir Çayan’dan zılgıtı yiyince yerine oturdu.
Mehmet Ali Ağca, Oral Çerlik ve Mehmet Özbay gibi ülkücü camiada da çok sayıda Ermeni kökenli var. Bunların hepsini teker teker saymaya gerek yok.
Ben burada sadece kamuoyunun da tanıdığı bazı Ermenilerin isimlerini verdim. Türkiye’de kimliğini inkar ederek yaşamını sürdüren 300 binden fazla Ermeni olduğu söyleniyor. Bu ürkütücü bir sonuç. Bu sonuç Türkiye’de Ermeni olarak yaşamanın, ne kadar zor olduğunun açık delilidir...
Kaynak: www.navkurd.net, http://www.alevilerbirligi.com/showthread.php?t=4155
Teşkilat-i Mahsusa 1 numara eski bir cumhurbaşkanı dokunabiliyorsan hadi dokun!!
Anayasa ne diyor ama dokunmadan önce iyi oku ?Suat Karadayı Apo'nun has dostları ve sohbet-röportaj arkadaşları: Yalçın Küçük, D.Perinçek, M.A.Birand, Güneri Civaoğlu...Perinçek mesela?..Rahmetli Olcayto Paşa'nın ve ODTÜ'nün Kemalist cunta örgütlenmesinin mimarı İnkılap Tarihi Hocası Gürbüz Tüfekçi'nin yakın akrabası olan Doğu Perinçek; dünden bugüne 2000'e Doğru, Teori, Aydınlık, Ulusal TV gibi yayın organlarında kimleri hedef gösterdi? Ve çoğu general, komiser, MİT mensubu, gazeteci-yazar, bürokrat ve akademisyen olan bu hedef gösterilen kişiler zaman içerisinde bir bir öldürüldü!..Lütfen arşiviniz varsa, sözkonusu yayın organlarının hiç değilse kapaklarından hedef gösterilen ve sonra da öldürülen Türk devleti görevlilinin ve Atatürkçü-laik Türk aydınlarının isimlerini çıkartıp haber yapınız! Dehşete kapılacaksınız! Doğu Perinçek misyonunu daha iyi tanıyacaksınız! Peki bugün Yalçın Küçük gibi sevgiyle A. Öcalan'ın elini sıkıp samimi muhabbet eden ve PKK militanlarını çiçeklerle selamlayan Perinçek'e kimler ölümüne destek veriyor; SAYGIN(!) bir kişilik olarak?..Deniz Baykal, Rauf Denktaş, Süleyman Demirel, Yaşar Okuyan, Tuncer Kılıç, Şener Eruygur, Servet Cömert, Yaşar Müjdeci, Erdal Sarızeybek paşalar, Vural Savaş, Yekta Güngör Özden, Sabih Kanadoğlu, Kemal Alemdaroğlu, Ural Akbulut, İlhan Selçuk, Mustafa Balbay, Sinan Aygün, Hulki Cevizoğlu, Ertuğrul Özkök, Uğur Dündar, Ali Kırca, Mehmet Ali Birand, Saygı Öztürk, Soner Yalçın, Alparslan Işıklı, Arslan Bulut, Ali İhsan Gürcihan Paşa vs..M.Sadullah Sağlam Hasan Yılmaz bey, Baykal muhalefet ve ergenekonun avukatı, Erdoğan iktidar ve ergenekonu ortaya çıkarmakla sorumlu. Ergenekonun uzantıları yargıyı da kapsadığına göre sayın Erdoğan'ın dokunulmazlığı kalktığı gibi Ergenekonun yargı uzantıları sayın Başbakanı örselemeye başlayacak. Yalan yanlış iddia ve ithamlarla itibarini zedeleyebilecek. Onun için dokunulmazlıklar, Ergenekon çökünce kalkacak merak etmeyin.hasan yılmaz başbakan neden baykala cevap vermiyor ikimizde dokunulmazlığımızı kaldıralım diyor çıt yok demekkidosyalarından korkuyor yandaş medya hiç gündeme getirmiyor.latif şener geliyor huzuru kalmadı R T E NİN savunucuları ne yapacak bilinmiyorfurkan m.turkcu'ye geçen yılki ilhan selçuk yazılarını al oku görürsün amerika ya ne yalakalıklar çektiğini.danıştayı basıp bir hakim öldürmeleri böylelikle bu ülkenin teksahibiz diyerek halkın %90ını gerizekalılar seviyesinde yok saymaları...söylesene bütün bunlar kanına dokunmuyor mumetın turkcu yahu bu ergenokon cuları neden smıyolar sasıyom bunlar akp gibi ve fettullah gibi pkk ile iş birliği yapmıyor abd ile işbirliği yapmıyor saros paralarıyla köselerde yalakalık ve hainlik yapmıyor asalım susturalım olsun bitsin dimi hainler ordusu
okan turkay denen zavallı sen nerede yaşıyorsun ha bu mülk satışlarını sadece akp mi yaptı ha bu ülke herzaman satış yapmıştır bırak şu ergenekoncu ayaklarıZübeyir Güngör Uslu Vayy ! Aygün gülüm, mangırlar gani,*
Fakir halk dostu, oldu mu yani,*
Ele söylerdin, bu dünya fani,*
Altın, döviz yahşi, cömertlik hani,*
***
Atatürk yokmuş, şu hazinende,*
Ama hep derdin”, Atam izinde,,*
Rakamlar çarpar, patlar elinde,*
Darbe yer Sinan, cunta işinde.*
***
Avlarlar Aygün, darbe yolunda,*
Damı boylarsın, polis kolunda,*
Şaşkın gidersin, solun yolunda,*
Acı son bekler, filmin sonunda,*
***
Aşık Uslu der, sokağın çıkmaz,*
Mazlum ahını, Hak sende komaz,*
Aygün kararır, hiç iflah olmaz,*
Nadim ol Sinan, asalet azmaz.*
***
Aşık Uslu Niksarî (ZübeyirGüngörUslu)
Ayyıldız Fm & www.ayyildizfm.com
Gen.Yay.Yön.0542.4230056.Samsun,*
ilginç Hukuka saygı konusundaki hassasiyetiniz nerede merak ediyorum. bu bilgileri nereden öğreniyorsunuz? doğruluğundan ne kadar eminsiniz ki çarşaf çarşaf yayınlıyorsunuz. yargı kararı mı bahsettikleriniz hayır. sadee karalama. bu konudaki yetkinsizliğiniz beni üzüyor... turkay bırakın bu işleri artık kaleminiz adaletli olsun biraz yasınızdan falan utanın yazsanıza gemileri ihaleleri mısır fabrikalarını yabancılara mülk satıslarınıDeli Dumrul Bravo cok guzel yorum. Zarara kendi rizasiyla girene merhamet edilmez. Insallah hepsinin maskesi bir bir dusecek. Allahim sen bu milleti kurtar...
Son Ergenekon operasyonunda gözaltına alınan 'travestiler kraliçesi' lakaplı Seyhan Soylu ve oyuncu Nurseli İdiz'in yeni bir 28 Şubat süreci için zemin hazırlamakla suçlandığı öğrenildi.
Dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı" (LHC), 13.7 milyar yıl önce meydana geldiği düşünülen Büyük Patlama'dan hemen sonraki başlangıç şartlarını oluşturarak maddenin sır perdesini aralayabilmek için yarın çalıştırılacak.
ABD'de yaşayan Amishler, dünyadan tecrit edilmiş bir hayat sürüyor. Elektriksiz yaşıyor, at arabası kullanıyor, TV ve bilgisayardan uzak duruyor. İşte Amishler'in izole hayatı...