Önceki sabah gerçekleştirilen sarsıcı gözaltılar, Ergenekon suç örgütüne karşı yürütülen operasyonda fevkalade önemli bir kilometre taşına gelindiğini gösteriyor. Tamer Korkmaz
Gözaltına alınan 23 kişi arasında emekli orgenerallerin de bulunması, cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir hadisedir.
Son büyük gözaltı dalgası, Ergenekon operasyonunun genişleyeceğinin, hayli ileri boyutlara ulaşacağının kuvvetli işaretidir.
Sarsıcı göz altıları “darbe dönemlerindeki uygulamalara” benzetmek suretiyle eleştirenler, kamuoyunu taammüden yanıltıyorlar…
Hedef şaşırtıyorlar.
Ergenekon'un darbe planlayan bir örgüt olduğu kesindir!
Şu ana kadar gerçekleşen 100'ü aşkın gözaltı var, 49 kişi ise tutuklu…
Yani?
Darbecilere 'darbe' vuruluyorken…
Olup biteni 12 Eylül göz altılarıyla eş değer gösterip, Ergenekon üyelerini korumaya çalışmak; ortadaki devasa hadiseyi örtbas etmeye niyetlenmektir.
“İddianamesi bile yok” diyerek doğallıkla uzayan bir süreci baltalamak uğruna zihinleri bulandırmaya çalışanlar; sanki hiç dava açılamayacakmış gibi bir görüntü kurguluyorlar:
Böyle bir tavır, Danıştay Saldırısı-Cumhuriyet'in Bombalanması-Ümraniye Hattı'nda “gayrı nizami harp” foyası ortaya çıkan darbeci-ulusalcı Ergenekon örgütünü inceden inceye savunmak demektir.
İddianamenin son göz altılardan bağımsız olarak tamamlandığı, hafta başında açıklanacağı ifade ediliyor…
Yeni gözaltılar için ise “ek iddianame” hazırlanacak…
Ergenekon operasyonunun “siyasi infaz”la alakası yoktur.
Bu operasyon, Baykal'ın iddia ettiği gibi “Erdoğan'ın kişisel davası” falan değildir…
“Hükümetin tasarladığı bir operasyon”dan söz ederek hadiseye izah getirmek kafadan “yanıltıcı”dır.
Olayı siyasi iktidarın “rövanş alma” atağı gibi göstermek, hem gerçeği hasıraltı etmektir…
Hem de darbe planlayan Ergenekon çetesini kollamaya yarar.
Ergenekon Operasyonu'nun “devlet kurumlarının iradesiyle” gerçekleştiğini algılayabilmek zor değildir…
Son iki yıldır; hiç yaşanmamış, görülmemiş, tahayyül dahi edilemeyen gelişmeler peş peşe yaşanıyor…
Neden acaba?
Susurluk Komisyonu'nda (1997) ismi ortaya çıkan JİTEM'ci Veli Küçük hakkında o dönemde ve uzun bir süre adli hiç bir işlem yapılamamışken; “dağ gibi bulaşığa” sahip emekli tuğgeneralin Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanmış olması yeterince dikkat çekiciydi.
Darbe planlayan yapılanmaların üzerine 2006'nın ortasından itibaren gidilmeye başlandığı, bambaşka bir dönemin açıldığı “dönüşü olmayan” bir gerçektir.
Yeni dönemin en ileri örneği; kuvvet komutanlığı yapmış iki emekli orgenerale “ilk kez dokunulmuş” olmasıdır:
Gözaltına alınan Şener Eruygur, Sarıkız ve Ayışığı kod adlı darbe girişimlerinin önde gelen ismiydi.
Hurşit Tolon ise o dönemde Ege Ordu Komutanlığı görevini yürütüyordu; sonrasında 1. Ordu Komutanı'ydı.
Eruygur'un 2003 ve 2004'te darbe planladığı, Özden Örnek'in günlüğüyle ortaya çıkmıştı. Muhtıra günlüğünün emekli oramirale ait olduğu ise İstanbul Emniyeti'ndeki kriminal inceleme sonucunda ispatlanmıştı.
Eruygur Paşa, bugüne kadar bütün bunları yalanlayabildi mi?
Hayır!
Dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök'ün Sarıkız ve Ayışığı kod adlı darbe girişimlerini nasıl engellediği biliniyor.
Kendisine karşı, Cumhuriyet gazetesi eliyle girişilen “Genç Subaylar Tedirgin” kampanyasının temelinde “darbeye karşı çıkmış olması” yatıyordu.
Sarıkız'dan “Erge-Neo-Kon”a uzanan sistematik bir zincir mevcuttur. Son Ergenekon operasyonu, bu konuda şimdiye kadar yazdıklarımızı teyit etmiştir.
Bu “kaçınılmaz” hesaplaşma; sadece son dönemde ortaya çıkan yıkıcı örgütlenmelerle sınırlı kalmamalı, geriye doğru giderek “dört darbe”nin arka planına da uzanmalıdır.
Yorumlar Zübeyir Güngör Uslu ***Darbecinin şarkısı **(Nar-ı Hüzün makamında)
***
Darbeye giderken, geldide bir darbe,*
Darbe yarım kaldı, çamura battım be,*
Mahpus damı uzun, yaptılar bak sobe,*
Vallahi yapmıcam, darbeye pes tövbe,*
***
Derbe ben darbeci, kim ne karışır,*
Darbecilik bana, ne güzel yakışır.*
***
Ava gider iken, avladı ak avcı,*
Netekim neyledim, halk benden davacı,*
İsmim anılır hep, müflis bir cuntacı.*
Doktor bana çare, ver darbe ilacı.*
*** Darbe ben darbeci, kim ne karışır,*
Darbecilik bana, ne güzel yakışır.*
***
Darbeye giderken, bir mendil bulmuştum,*
Mendillin içine, bom bomlar doldurdum,*
Bomba atar iken, pimini unuttum,*
Akşamdan kalmaydım, kör kütük buluttum.*
***
Derbe ben darbeci, kim ne karışır,*
Darbecilik bana, ne güzel yakışır.*
***
Aşık Uslu Niksarî (ZübeyirGüngörUslu)
Ayyıldız Fm & www.ayyildizfm.com
Gen.Yay.Yön.0542.4230056.Samsun,*
E.Dağıstan Bu iş adeta "Erdoğan'a rağmen" yapıldı. O kadar topu taca atması eğer yine mutabakatla olmadı ise tabii. İşin oldukça tehlikeli noktalara yaklaştığını evinde oturan vatandaş bile rahatça görebiliyordu. Umudumuz Erdoğan'a kalsa idi... Devletin içinde gerçekten vatan ve millet için çalışan güçlü bir iradenin olduğunu görmek güzel. Allah (CC) muvaffak etsin.
ABD'de yaşayan Amishler, dünyadan tecrit edilmiş bir hayat sürüyor. Elektriksiz yaşıyor, at arabası kullanıyor, TV ve bilgisayardan uzak duruyor. İşte Amishler'in izole hayatı...
Ünlüler geçmişlerini inkar ediyor. Örnek Ebru Şallı... Ünlü manken, "İstanbul'da hangi semtlerde oturdunuz?" sorusuna 'Bebek ve Etiler' yanıtını verdi. Oysa Şallı, ünlü olmadan önce Feriköy'de gecekonduda yaşıyordu.
Gülben Ergen'in içi dışı bir!!! İşte Hürriyet'in en çok okunan haberi!!!
Ne Orman yangını, ne YAŞ kararları, ne de Ergenekon... Gündeme bomba gibi düşen ikinci Sibel Can vakası haberi Kıbrıs'tan geldi!
Her kim bu tatlıdan üç lokma yese, göğsüne şifa, gönlüne nur olur. Dindar, yaşlı ve sevimli bir dostu ziyarete gitmiştik. Ben, hüsn-i hat merakım dolayısıyla duvarlardaki eski-yazı levhalarını incelerken, bir levha özerinde ilgi çekici ve hoş bir ilâç târifnâmesine rastladım, ilâcın hazırlanışı şöyle: