Ergenekon terör örgütü ile ile ilgili olarak savcılığın yaptığı son gözaltıları, yeni bir dönemece girdiğimizi, Radikal yazarı İsmet Berkan'ın ifadesiyle, "büyük balıklara" da sıra geldiğini gösteriyor.
Cumhuriyet tarihinde ilk kez, emekli generallere hukuk uzanıyor. Sebahattin Çelebi
Bütün bu olup bitenlerin mağduru sadece ve sadece Atatürk olmalı.
Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Şener Eruygur, darbe için zemin hazırlamakla itham ediliyor.
Bir başka emekli orgeneral birlikte hareket etmekle suçlanıyor.
Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün'ün ise, daha ortada bir şey yokken, sırf Atatürkçü olduğu için göz altına alındığını söylemesi çok ilginç. Bir o kadar da dikkat çekici. Bu refleks açıklamanın perde arkasını irdelemek gerekiyor.
Neden hep bazı güçler, ideolojilerinin, planlarının, hesaplarının önüne Atatürk'ü dikerler acaba?
Din sömürüsü ile Atatürk sömürüsü arasında bir fark var mıdır?
Elime ilginç bir dergi geçti. Ben böyle büyük bir kepazelik görmedim.
Ankara Servis Aracı İşletmecileri Esnaf Odası'nın aylık yayın organı Servis'in ikinci sayfasına kalpaklı bir Atatürk fotoğrafı yerleştirilmiş. Arkada Türk bayrağı dalgalanıyor. Hani şu Ulusalcıların kullandığı türden bir figür bu.
Komedi ise fotoğrafın üzerindeki yazı...
"Türk şoförü en asil duygunun insanıdır" diye güya Atatürk'e ait olduğu izlenimi verilen bu deli saçması sözle, Atatürk'ü basit, çapsız bir insan yerine koyuyorlar. Atatürk'e resmen hakaret ediyorlar. Bu kadar aptalca bir lafı Atatürk sarf etmiş olabilir mi Allah aşkına?
Ergenekon pisliğine öyle veya böyle bulaşmış isimlerin Atatürkçü görünmeleri bu nedenle çok dikkat çekicidir.
Sırların çözülebilmesi halinde, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu ve daha nice faili meçhul cinayetin aydınlanabileceğini ümit edebiliriz.
Atatürk adına, Atatürk kullanılarak, Atatürkçülerin vurulduğu, öldürüldüğü terör eylemlerinin sorumlularının bulunması için, bir şanstır bu.
Ümidimiz ve beklentimiz, Atatürk adına darbeciliği, faşizmi, ceberrut bir laiklik anlayışını, Baasçılığı bir hayat biçimi olarak, Atatürkçülük etiketiyle bize pazarlamaya çalışanların maskelerinin düşmesidir.
Bugün, İşçi Partili ve Ülkücü etiketine sahip bazı şahısların aynı çatı altında buluştuğu ilginç bir realite söz konusudur. Ulusalcılık adı verilen bu çatı, işte bu yüzden ürkütücüdür. Sağ ve sol eğilimlerin.. daha düne kadar birbirlerine söven iki kutubun bu ilginç buluşması; kırılma noktasıdır. Kutupları kıran bu "buluşma" incelenmelidir. Bu buluşma, muhtemelen başkalarının istediği, yönettiği ve yönlendirdiği bir buluşmadır.
Yine işin bir başka ilginç yanı ise, her iki kutubun Atatürk üzerinden siyaset yapması, onu ideolojilerinin temel taşı gibi sunmalarıdır. Dünün komünistleri ile dünün "Bozkurtçuları"nı buluşturan gerekçelerin vatan, millet, Sakarya olmadığı açıktır.
Ergenekon soruşturması, ezberlerimizi bozacak demiştim daha önceki bir yazımda...
Ergenekon'un siyasetteki ve medyadaki diğer uzantılarına da el atıldığında, hepimiz "Vay anasına" diyeceğiz...
"Vay anasına.."
Yorumlar MEHMET KILINÇ ANKARA SERVİS ARACI İŞLETMECİLERİ ESNAF ODASI BAŞKAN VEKİLİ
Vay Anasına başlıklı yazınıza cevaptır.
Sayın görevinin ve amacının ne olduğunu, nerede yaşadığını bilmediğim şahıs,
İnternette adımızın geçtiği bu hayret verici bir o kadar da amacının ne olduğunu ve olabileceğini anlayamadığımız anlamsız 1970 li yılların ayrımcı düşüncenizi de kınayarak size ve sizin kafanızda olanlara cevap vermek zahmetine katlanıyorum.
Evet o dergi Ankara Servis Aracı İşletmecileri Esnaf Odası yayın organıdır. Dergimizin hiçbir siyasi bağlantısı ve görüşü yoktur, olamazda. Dergimiz her gün binlerce geleceğimiz öğrencilerimizi okullarına götürüp getiren Servisçi Esnafının dergisidir.
Tabii ki her Türk vatandaşı gibi bizlerde ülkenizin kurtarıcısı ve Cumhuriyetimizin kurucusu büyük asker ve devlet adamının bir resmini dergimizin kapağına(olması gereken yere) koyduk. Her sayımızda değişik bir resmini dergimizin kapağına koyuyoruz. Türk bayrağının dalgalanıyor olmasının anlaşılır olması da bizleri ayrıca çok onurlandırmıştır. O kalpaklı resim hiçbir zaman herhangi bir siyasi örgütün , partinin, zümrenin simgesi olmamış ve olmayacaktır. Hiç kimsenin bayrağının dalgalanmasından ve kalpaktan korkusu olmasın. Korkması gerekenler Çanakkale’de, İzmir’de denize dökülürken yeteri kadar korkmuşlardır. Korkması gerekenler Misak-ı Milli sınırları çizilirken o sınırlar üzerinde ay yıldızlı bayrak dalgalanırken yeteri kadar korkmuşlardır. Bu vatanı bölemeyen dedelerinin korkularını torunları da hala yaşamaktadırlar.
Gelelim “Türk şoförü en asil duygunun insanıdır” sözüne; bu deyimi bir çok kitap ta görmek mümkün. Türkiye Şoförler ve Otomobilciler federasyonun duvarlarında yazılıydı. Ulu önder Atatürk ufku o kadar geniş bir insandı ki, nutuk u okursanız TÜRK insanının yaptığı bütün mesleklerle ilgili söylenmiş mutlak bir sözü vardır. Öğretmenlerimiz, Öğrencilerimiz, Devlet adamlarımız, hakim ve savcılarımız esnaf ve sanatkarlarımız, köylülerimiz vb. için söylemiş olduğu sözleri mevcuttur. Bu sözlerin hiç birisi de deli saçması ve aptalca değildir. Bu sözü biz inanıyoruz ki Ulu Önder ATATÜRK söylemiştir. Siz Atatürk söylemedi diyorsanız da ben söylüyorum “ TÜRK ŞOFÖRÜ EN ASİL DUYGUNUN İNSANINDIR.”
Türk şoförü, esnaf ve sanatkarlar ülkesi, bayrağı için sözde değil özde canını vermeye hazırdır. Bu ülkenin üzerinde oynanan oyunları hiç kimse “vay anasına “ diye seyretmez.
Türk esnafı hiçbir zaman darbe ve darbecilerin yanında olmamıştır. Darbelerin zararını en çok Türk esnafı çekmiştir.
Kurtuluş savaşında askerlerin potinini, parkasını , topunu , mermisini, tüfeğini o asil duygu ile çalışarak yapmıştır. Cephede bu topraklar için canını vermiştir. Bu ilkede yaşayan insanlara bazı sıfatları yakıştırmak, gruplara ayırmak aczine hiç kimse düşmemelidir.
Bu ülke tek millet, tek bayrak, ilelebet paidar kalacaktır.
Mehmet KILINÇ
Ankara Servis Araçları Odası
Esnaf Odası
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.