|
|
|
|
|
ALLAH ANKETİNİZİ KABUL ETSİN! ( Yüzde 82 Türkler kazanır)
Avrupa Futbol Şampiyonası’na 2-0’lık Portekiz mağlubiyeti ile başladığımız zaman birçoğumuz “Böyle olacağı zaten belliydi. Biz bu gruptan artık çıkamayız” düşüncelerini sesli olmasa bile kendi içinde seslendirmeye, dillendirmeye başlamıştı.
Sezai Şen
Sonra İsviçre’yi geriye düştüğümüz maçta mağlup ettik. Çek Cumhuriyeti ile oynayacağımız maç inanılmaz ehemmiyet kazanmıştı. Beraberlik durumunda bile penaltılara kalacak bir karşılaşmanın 75 dakikalık kısmını da 2-0 mağlup geçmiştik. Her ne olduysa zaten o andan sonra oldu. Bir, iki derken Çek Cumhuriyeti’ne maç bitmeden tam 3 gol attık.
Tüm dünya Türkiye’nin bir mucizeyi gerçekleştirdiğini söylerken Hırvatistan ile çok zorlu çeyrek final maçı oynayacaktık. Yenik durumdayken son dakikalarda maçları alma alışkanlığımızın bu maçta da sürüp sürmeyeceği merak ediliyordu.
Maçın ilk yarısında Hırvatların bir topu direğimizde patlamış, yüreklerimiz ağzımıza gelmişti. Kimileri “bugün yine okunmuş biz kale” diye yorumda bulunuyor, kimileri yaşadığımız her sıkıntılı pozisyonda ellerini ve gönlünü duaya açıyordu.
90 dakika golsüz sona ermişti. Doğrusu, hem defans yapıp hem de etkili ataklarda bulunan bir takıma karşı, eksiklerimize rağmen gayet güzel bir mücadele ortaya koymuştuk. Sonra uzatmalara geçtik. Neredeyse uzatma dakikaları bitiyordu ki 119. dakikada biraz da kendi marifetimizle, kalemizde golü gördük.
“Daha önceki maçlardan daha kayıp görünüyordu”
Maçın normal süresinin bitmesine sadece bir dakika kalmıştı. Hakem de 2 dakikalık uzatma göstermişti. Futbolcularımız yediğimiz golden sonra moral olarak çökmüş, bazıları kendilerini halsiz bir vaziyette çimlerin üzerine bırakmıştı. Bir Yunan gazetesinin deyimiyle bu maç daha öncekilerin hepsinden daha ‘kayıp’ görünüyordu. Ama aslında her zaman bir umut vardı. İnsan umudunu kaybetmemeliydi. Çünkü umudunu kaybeden insanın kaybedecek başka bir şeyi kalmıyordu.
İşte tam da böyle bir ortamda Tuncay iki elini dua eder gibi açarak diğer futbolculara bağırdı: Kalkın arkadaşlar! Maç daha bitmedi. Bu arada Fatih Terim de futbolcularına benzer şekilde bağırdığı gözlendi. Oynanacak kısa da olsa bir süre vardı. O süre içerisinde bir şeyleri lehimize değiştirme ihtimali de. Futbolcular açısından o an için gerekli tek şey belki de o ihtimali gerçekleştirmek için biraz gayret göstermekti. O gayret geldi, o gayretin sonucu müthiş bir gol geldi. Hüzne boğulmuş bir millet, ne bir milleti belki dünyanın bir yarısı Semih Şentürk’ün uzatmaların son saniyelerinde attığı golle bu sefer sevince boğuldu. Gözlerden yaşlar aktı. Türkler bir kez daha inanılmazı başarmış, geriden gelerek bir maçı daha almışlardı. Bu öyle büyük bir mutluluktu ki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a protokolü unutturmuş, havalara zıplamasına sebep olmuştu. Adeta bir mucizeyi andıran bu hadiseler üst üstü gerçekleşiyordu. Yoksa Türklerde bir şey mi vardı?
“Bu Türklerde bir şey var ve bu sadece onlarda var!”
Türklerin bir kez daha geriden gelerek son anlarda üçüncü maçı da alması bütün dünyanın gözlerini bir kez daha milli takımımız üzerine çevirdi. Her nasıl oluyorsa Türkler, artık kazanılması imkansız maçları bir anda lehlerine çeviriyordu. Bu yönde birçok yorum yapıldı. Ama benim en çok Hırvatistan Milli Takımı Teknik Direktörü Slaven Bilic’in sözleri hoşuma gitti:
“Türkler kaliteli takım. İnanılmaz bir biçimde geriden gelip maçı kazanıyorlar. Türklerde bir şey var. Ne olduğunu anlayamadım ama o şey her ne ise sadece Türklerde var, başka kimsede yok!”
Her ne kadar Bilic “ne olduğunu anlayamadım” da dese sanki bu kadar insan arasında meseleyi en iyi şekilde anlamış gibi görünüyor. Bilic Türklerde olan şeyi anlamış ama bir türlü isimlendiremiyor.
Avrupa Futbol Şampiyonası’na katılan takımlar arasında Türkleri diğerlerinden ayıran en bariz özellik şüphesiz tek Müslüman ülke olmamız. İşte bu nedenle sadece Türkiye halkının, Türklerin, Türkiye’ya yakınlık duyan Türki Cumhuriyetlerdeki akrabalarımızın değil tüm Müslüman dünyanın, hatta Türkiye’ye bir takım sempati duyan kimi ulusların gözü de Türkiye’nin maçlarında. Bu kadar insanın sadece gözü değil yüreği de maçlarda. Bütün bu coğrafya göz önüne alındığında Türkiye’nin kazanması durumunda sevinen insan sayısı ile Hırvatistan kazanması durumunda sevinebilecek insan sayısı arasında inanılmaz büyük bir fark vardı. Doğal olarak Türkiye’nin, Bilic’in deyişiyle “Türklerin” farkı arkalarına aldıkları manevi güçtü. Elbetteki sadece dil ile yapılan duaların çok fazla tesiri olamaz. Ancak bu dualara, fiili dualarla, gayretlerle bütünleştirildiği, birleştirildiği zaman ortaya bazılarının ‘mucize’ diye nitelendirdiği ancak belki en yalın söylenişi ile ‘Allah’ın lütfu’ bir takım hayret verici olaylar da çıkıyor.
Böyle sevinçlere sadece Türk halkının değil, bizim için ellerini kaldırıp yürekten dualar eden bu koskoca Müslüman coğrafyanın da ihtiyacı vardı. Çünkü onların yürekleri de bizimki ile birlikte milli takımımız için atıyordu, galibiyeti, zaferi getiren golleri attıkça da gözlerimizden sevinç göz yaşları birlikte akıyordu.
Maçtan sonra özellikle Yunan ve Macar basını “Allah Türklerin yanında”, “Allah Türklere yardım ediyor” başlıklarında haberler yazıldı. Futbolculardan, birçok spor yazarına kadar hemen herkes Türkiye’nin son maçlarında açıkça kendini belli eden bir ‘ilahi yardım’ olduğundan bahsetmeye başladılar. Aksi takdirde bir takım 414 dakika oynayıp, sadece 9 dakika galip kalarak yarı finale adını nasıl yazdırabilirdi ki?
Allah anketinizi kabul etsin!
Şimdi sırada Almanya var. Almanya beklide bugüne kadar oynadığımız rakipler arasında bizi en fazla zorlayacak olanı. Fatih Terim sahaya çıkartacak takım kurmakta zorlanıyor. Ama buna rağmen UEFA’nın sitesindeki “Hangi takım finale çıkar, Almanya mı Türkiye mi?” sorusuna verilen cevapların oranı insanı şaşırtıyor. Bugün saat 14. 25 itibari ile verilen oyların yüzde 82.07’si bu maç sonunda Türkiye’nin finalist olacağı yönünde.
Elbette bizim de dileğimiz bu yönde. Ancak bazı gerçeklerde var ortada. Örneğin cezalı ve sakatlardan sonra geride ancak 14-15 futbolcumuz kaldı. Hangilerinin oynayıp, hangilerinin oynayamayacağı ancak bugün belli olabilecek. Tablo gerçekten oldukça aleyhimize gözüküyor. Bu maç bugüne kadar oynadıklarımız arasında en zor olanı olabilir ama kazanıldığı takdirde en büyük sevinci yaşatanı da olacak. Zira daha önceki maçların hiçbirinden önce tablo bu kadar aleyhimize görünmüyordu.
Futbolcularımız çıkıp gerekli gayreti gösterecek, biz de dualarımızı eksik etmeyeceğiz. Kimileri için ‘mucize’ kimileri için ‘lütuf’ olarak algılanan hadiseler bir kez daha yaşanırsa bizler çok fazla şaşırmayacağız. İnşaallah Milli Takımımız bugün hem bizi hem de çok geniş bir coğrafyada yüzünde bir tebessümü ağırlamak kısmet olmayan bunca Müslüman’ı bir kez daha havalara zıplatır ve adını finale yazdırır.
Bakarsınız, Türklerin geriye düştükleri her maçı kazandıklarından yola çıkan Almanlar uyanık davranır ve bu sefer ilk golü bizim atmamızı beklerler!
Bu akşam saat 21.45’te bedenimiz her nerede olursa olsun yüreğimiz Almanlara karşı sahaya çıkacak futbolcularımızla birlikte olacak.
Haydi çocuklar! Bunun için doğdunuz…
24.Haziran.2008 20:24:10
|
|
|
|
Gazetelerin 1. Sayfaları |
|
MODERN HAYATA BAŞKALDIRAN HALK: AMİSHLER |
ABD'de yaşayan Amishler, dünyadan tecrit edilmiş bir hayat sürüyor. Elektriksiz yaşıyor, at arabası kullanıyor, TV ve bilgisayardan uzak duruyor. İşte Amishler'in izole hayatı... |
|
DEVLETTEN MAAŞLI ACZEMENDİ! |
"Aczimendilerin Yalova'da Askeri bir kışlada eğitildiği" bilgisi daha sıcaklığını korurken, devlet görevlisi bir aczimendi ortaya çıktı. |
|
MÜSLÜMAN ŞİRİNLER! |
Avrupa, Şirinler'in Türkiye'de bazı TV kanallarında “İslami usul”de yayınlanmasını konuşuyor. |
|
DAYAK YEMEKTEN BIKTI! |
Sunucu Ece Erken, sürekli olarak dayak yediği kocasından boşanmak için davayı açtı. Erken oldukça yüksek bir tazminat istiyor. |
|
GECEKONDUDA OTURDUĞU GÜNLERİ ÇABUK UNUTUYORLAR |
Ünlüler geçmişlerini inkar ediyor. Örnek Ebru Şallı... Ünlü manken, "İstanbul'da hangi semtlerde oturdunuz?" sorusuna 'Bebek ve Etiler' yanıtını verdi. Oysa Şallı, ünlü olmadan önce Feriköy'de gecekonduda yaşıyordu. |
|
NE ORMAN YANGINI, NE YAŞ NE ERGENEKON... İŞTE HÜRRİYET'İN EN ÇOK OKUNAN HABERİ! |
Gülben Ergen'in içi dışı bir!!! İşte Hürriyet'in en çok okunan haberi!!!
Ne Orman yangını, ne YAŞ kararları, ne de Ergenekon... Gündeme bomba gibi düşen ikinci Sibel Can vakası haberi Kıbrıs'tan geldi! |
|
BİR İLAÇ VE TATLI TARİFNAMESİ... |
Her kim bu tatlıdan üç lokma yese, göğsüne şifa, gönlüne nur olur. Dindar, yaşlı ve sevimli bir dostu ziyarete gitmiştik. Ben, hüsn-i hat merakım dolayısıyla duvarlardaki eski-yazı levhalarını incelerken, bir levha özerinde ilgi çekici ve hoş bir ilâç târifnâmesine rastladım, ilâcın hazırlanışı şöyle: |
|
BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR |
|
|
|
DÜN EN ÇOK OKUNANLAR |
» GELİR GELMEZ CEMAAT DEDİ!
» AZGIN TEKE MEHMET YAKUP... ZAMAN BENİ TEHDİT EDİYOR!
» ASKER BAYKALI İÇERİ SOKMAD!!!
» Önce edep, sonra haşema!
» Başbuğ ve ideolojik muhalefet döneminin sonu!
» Yeni inisiyatif ve derinlik avantajı
|
| |
EN ÇOK ARANANLAR |
» Ahmet Hakan
» Ali Kırca
» Nurettin Veren
» Galatasaray
» Fethullah Gülen
» Nuh Gönültaş
» Minik Dualar
» Video Haberler
|
VİDEO HABERLER |
» BAYAN PAKSÜT ERGENEKON KAPSAMINDA ADLİYEYE ÇAĞRILINCA...
» 15 BİN ASKERİMİZ NASIL KÖR EDİLDİ?
» GÖZYAŞLARIYLA İZLEYECEĞİNİZ BİR VİDEO
» EY DOST BİZE ÖLÜMDEN BAHSET!
» RUS SNİPER GÜRCÜ MUHABİRİ BÖYLE VURDU
» ÖLECEKLERİNİ DÜŞÜNEREK ŞAHADET GETİRDİLER, SONRA PRES PRES DİYE BAĞIRDILAR
» KABE İMAMINA NAMAZ SIRASINDA SALDIRI!
» YAŞAR BÜYÜKANIT'A BİR TRİLYONLUK OTOMOBİL
» ENKAZDAN SAĞ ÇIKTI
» YUH ARTIK... YOUTUBE'DAN SONRA DAİLYMOTİON VİDEO SİTESİ DE KAPATILDI
|
|