|
|
|
|
|
Bir annenin tutmayan yanı...
Bir evlat olarak annemin tutmayan yanı, konuşan dili, yürüyen ayağı, hareket eden eli kolu olmak istedim. O zaman fark ettim ki bazı şeyleri ne kadar çok istersek isteyelim asla gerçekleştiremiyoruz. Belki bu gerçeğin farkına varmak beni biraz daha fazla yıktı. Benim hayatıma karşılık annemin sağ tarafına yeniden can verilebilmesini diledim Rabbimden, ama olmadı...
Sezai Şen
Bir insanın, insanlar arasındaki en büyük kaybı annesini kaybetmesi ya da annesinin bir yanını kaybetmesi olsa gerek…
Tarihler 5 Nisan 2004’ü gösteriyordu rahmetli babamı kaybettiğimde. Babam ahirete göçtüğü zaman ben memleketime uçakla kesintisiz 11 saat uçmak gerekecek kadar uzaktaydım. O yüzden cenazesine katılmak da mümkün olamadı. Gurbetteyken babamı kaybetmem, cenazesine bile katılamamam nedeni ile, bana gerçekten çok ağır gelmişti. Zamanla gördüm ki insanın çok daha fazla ağrına giden şeyler de başına gelebiliyormuş!
Bir düşünün; anneniz hayatta ama sizinle konuşamıyor, ayağa kalkamıyor, yemek yiyemiyor. Bir başka deyişle annenizin sağ tarafı tutmuyor. İşte böyle bir halde, inanın, insanın hiçbir yanı tutmuyor!
7 Haziran akşamı, küçük kardeşim beni cep telefonundan arayıp, bir gün önce konuşmak istediğim ancak o an uyumakta olan annemle konuşmam için telefonu ona uzattı. Benim için hayatımın en acı telefon konuşmalarından biriydi. Çünkü annem adeta konuşmayı unutmuştu; söylediği hemen hiçbir kelimeyi anlamıyordum, tabii anneme ne olduğunu da.
Kardeşim, rahatsızlandığı için annemi hastaneye götürdüklerini ve doktorun bazı ilaçları yazdığını, 4-5 saat hastanede kaldıktan sonra tekrar eve geldiklerini söyledi. Durumun ciddiyetinin farkına vardığım için o akşam hemen Kayseri’ye hareket ettim. Sabahın erken saatlerinde küçük kardeşimin evindeydim.
En çok sevdiğimiz insanları hiç sevmediğimiz bir durumda görmek bizi yıkar, bizi büyük üzüntüye sevk eder. Bugüne kadar kendisinden uzakta çektiğim hemen hiçbir sıkıntıyı kendisine aktarmadığım, kendisini sevindirecek herhangi bir şey yaptığım veya bir başarı elde ettiğim zaman ise derhal onunla paylaştığım annemi gördüğüm zaman ben de işte o acıyı duydum; yaşı 75’e gelmesine rağmen oldukça sağlıklı olan, hemen her işini kendisi yapan, sabah erkenden uyanıp bahçede gezinen o kadın gitmiş; onun yerine vücudunun sağ tarafını oynatamayan, konuşamayan, ayağa kalkamayan, dolayısıyla hiçbir isteğini tam olarak size tarif edemeyen, sanki bir anda çökmüş bir kadın gelmişti. Sağ kolunu çok uğraştığı taktirde bir miktar oynatabiliyor, konuşmaya çalışsa da sözlerinden hemen hiçbir şey anlaşılamıyordu.
Bir evlat olarak annemin tutmayan yanı, konuşan dili, yürüyen ayağı, hareket eden eli kolu olmak istedim. O zaman fark ettim ki bazı şeyleri ne kadar çok istersek isteyelim asla gerçekleştiremiyoruz. Belki bu gerçeğin farkına varmak beni biraz daha fazla yıktı. Benim hayatıma karşılık annemin sağ tarafına yeniden can verilebilmesini diledim Rabbimden, ama olmadı...
Ertesi sabah, pazartesi sabahı, annemi tekrar hastaneye, Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürdük. Yaklaşık 40 saat önce annemi muayene eden bayan doktor ile bir kez daha görüşüp, durumu izah ettik. Hastanın, hastanede tedavisi için ‘yatış’ verdi. “Annenizin durumu Cumartesi günü böyle değildi; konuşabiliyor ve yürüyebiliyordu. Aksi taktirde kesinlikle eve göndermezdik” deyiverdi bana. Sonra da annemin rahatsızlığını açıkladı: Bazı şeyleri kendisine çok dert edinmiş olmalı. Tansiyonu yükselmiş, beyne giden damarlardan biri tıkanmış. Bu yüzden sağ tarafı tutmuyor. Şimdi ilaçla o damarı açacağız. Bazıları bir haftada iyileşir, bazıları bir ayda, bazıları da bir yılda!
Kimi durumlarda sizin içiniz ne kadar yanarsa yansın, maalesef, insanoğlunun yapabileceklerinin bir sınırının olduğu gerçeğini aşamıyorsunuz. Böyle durumlarda yapabilecekleriniz, modern tıbbın gereklerinin en iyi şekilde yerine getirilmesini beklerken, dua etmek ve hastanıza moral olabilecek bir takım şeyleri yapmakla sınırlı kalıyor. Annem olan bitenin, gelip gidenin farkında olabildiği için kendi başına gelmiş olan bu rahatsızlığın verdiği moral bozukluğunu, kendi evlatlarını etrafında pervane olurken görerek atlatabilirdi. Bu yüzden kardeşlerimle birlikte Kayseri’ye adeta çıkarma yaptık.
Yazılarımı yakından takip etme fırsatı bulanlar aslında içimin hemen her yanışında yüreğimi anneme açtığım yazılar yazdığımı da bilirler. Ne var ki yazdığım hiçbir yazıyı, başkası kendisine aktarmadığı veya okumadığı taktirde annem okuyamaz. Benim kendisine yazdığım herhangi bir yazıyı da bugüne kadar okuyamadı. Ama annem benim yüreğimi her zaman okumasını bildi. Biliyorum, bize çok aciz kalmış bir durumda gözükmekten dolayı da bir garip sıkıntı yaşadı, belki utandı. Belki ayağa kalkıp dimdik yürümek, eskiden olduğu gibi ayakları üstünde gezinmek, kimi konularda bize sitemlerini iletmek istedi. Biliyorum, sırf biz mutlu olalım diye zaman zaman sağ ayağını oynattı, son iki gün bazı sıvı gıdaları almaya da başladı. Ve biliyorum biz üzülmeyelim, mutlu olalım diye yakında iyileşecek de…
Bu arada, gazetemiz sahibi Murat Altınçekiç ve gazete personelimiz, Şehir Gazetesi’nde çalışan arkadaşlarımız başta olmak üzere çok sayıda arkadaşımız, dostumuz telefonla arayarak üzüntülerini dile getirip, bizlere moral destek oldular. Anlayışlarından, desteklerinden ve samimi dualarından dolayı hepsine en kalbi teşekkürlerimi sunuyorum. Bu arada Sayın Murat Altançekiç’in çok değerli ağabeyleri Kemalettin Altınçekiç’i de kaybettik. Benim Kayseri’de Murat Bey’in de Bursa’da bulunmak zorunda kaldığı zaman dilimi içinde gazetemiz personelinin, meydana gelen teknik aksaklıklara rağmen gazetenin siz değerli okurlarımıza en iyi şekilde ulaştırılması için gösterdikleri gayretin de takdire şayan olduğunun altını çizmem gerekiyor. Sayın Altınçekiç’in başı sağ olsun, Allah ağabeylerine rahmet eylesin.
Bu arada, annemin rahatsızlığı vesilesi ile bir kez daha yüz yüze geldiğim sağlık sistemimiz ile ilgili birkaç şey de söylemek istiyorum.
Kayseri, oldukça büyümüş bir şehir. Nüfus almış başını gitmiş. İç Anadolu’nun Paris’i gibi görünen bir il olmuş. Bu yüzden çevre illerden de çok sayıda hasta Kayseri’ye geliyor, getiriliyor. O yüzden hastaneler bazı günler tam bir mahşer yeri gibi; hastalardan ve yakınlarından adım atacak yer adeta kalmıyor. İnsanlar hala kuyruklarda bekliyorlar. Kayseri Tıp Fakültesi Hastanesi’nde durumun çok daha kötü olduğunu söylemeye gerek bile yok. Doğrusu ben Eskişehir’de hastanelerde bu kadar yoğunluk hiç görmedim. Bu yüzden Eskişehirliler sahip olduklarının değerini iyi bilmeliler.
Kayseri Büyükşehir Belediyesi gerçekten çok çalışmış, şehrin altyapısını bitirmiş. Şimdi hafif raylı sistem ağı ile donatıyor şehri. En ücra mahallelere kadar hemen her sokak asfaltlanmış. Kayseri’nin şehir içi yollarının Eskişehir’dekilerden en büyük farkı arabanızla ilerlerken hemen hiç çukura düşmeden yol almanıza neden olacak kadar düzgün yapılmış olması. Arabanızdaki hastanız her çukurda veya tümsekte yeni bir sarsıntı geçirmek zorunda kalmıyor. Keşke Araştırma Hastanesi’nin binaları arasındaki alan da asfaltlar kadar iyi bir zemine sahip olabilse. O zaman hastanızı hasta sandalyesinde sarsmadan, incitmeden bir yerden başka bir yere götürebilirsiniz ve bu durumda hastanızın daha fazla rahatsızlanmasının önüne geçebilirsiniz.
Allah, annelerimize sağlık versin, onları bizim başımızdan eksik etmesin. Çünkü annelerin yokluğu ya da annelerin bir yanının yokluğu gerçekten çok acı. Dilerim hiçbiriniz bu acıyı yaşamaz, böyle bir sıkıntıyla karşılaşmazsınız. Tekrar, bu zor günlerimde tesellileri ve duaları ile bana yardımcı olmaya çalışan dost ve arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunuyorum. İyi ki varsınız…
(Bu yazı Eskişehir'de yayın hayatını sürdüren Burç Gazetesi'nde yayımlanmıştır...)
17.Haziran.2008 01:46:28
|
|
|
|
Gazetelerin 1. Sayfaları |
|
DEVLETTEN MAAŞLI ACZEMENDİ! |
"Aczimendilerin Yalova'da Askeri bir kışlada eğitildiği" bilgisi daha sıcaklığını korurken, devlet görevlisi bir aczimendi ortaya çıktı. |
|
MÜSLÜMAN ŞİRİNLER! |
Avrupa, Şirinler'in Türkiye'de bazı TV kanallarında “İslami usul”de yayınlanmasını konuşuyor. |
|
DAYAK YEMEKTEN BIKTI! |
Sunucu Ece Erken, sürekli olarak dayak yediği kocasından boşanmak için davayı açtı. Erken oldukça yüksek bir tazminat istiyor. |
|
GECEKONDUDA OTURDUĞU GÜNLERİ ÇABUK UNUTUYORLAR |
Ünlüler geçmişlerini inkar ediyor. Örnek Ebru Şallı... Ünlü manken, "İstanbul'da hangi semtlerde oturdunuz?" sorusuna 'Bebek ve Etiler' yanıtını verdi. Oysa Şallı, ünlü olmadan önce Feriköy'de gecekonduda yaşıyordu. |
|
NE ORMAN YANGINI, NE YAŞ NE ERGENEKON... İŞTE HÜRRİYET'İN EN ÇOK OKUNAN HABERİ! |
Gülben Ergen'in içi dışı bir!!! İşte Hürriyet'in en çok okunan haberi!!!
Ne Orman yangını, ne YAŞ kararları, ne de Ergenekon... Gündeme bomba gibi düşen ikinci Sibel Can vakası haberi Kıbrıs'tan geldi! |
|
BİR İLAÇ VE TATLI TARİFNAMESİ... |
Her kim bu tatlıdan üç lokma yese, göğsüne şifa, gönlüne nur olur. Dindar, yaşlı ve sevimli bir dostu ziyarete gitmiştik. Ben, hüsn-i hat merakım dolayısıyla duvarlardaki eski-yazı levhalarını incelerken, bir levha özerinde ilgi çekici ve hoş bir ilâç târifnâmesine rastladım, ilâcın hazırlanışı şöyle: |
|
BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR |
|
|
|
DÜN EN ÇOK OKUNANLAR |
» JANDARMA HÜKÜMETE BAĞLANIYOR
» AKŞAM GAZETESİNİ ERGENEKON KARARGAHI HALİNE ILICAKLAR GETİRDİ
» KADINLA TOKALAŞMAYANA İŞ YOK!
» TERÖRİST'E TEŞEKKÜR İLANINI BİR TEK GAZETE YAYINLADI
» ARAP KADINLAR İÇİN ÖZGÜRLÜK KENTLERİ
» "Fak-Fuk-Fon ya da kısaca JİTEM!"
» UNUTMA UNUTTURMA
» AMERİKAN SAVAŞ GEMİLERİ BOĞAZDAN GEÇİYOR..
» ERBAKAN'A AFFI ELEŞTİRENLERİN SEZER ÇELİŞKİSİ
» RUSYA NATO İLE İŞBİRLİĞİNİ DONDURDU
|
| |
EN ÇOK ARANANLAR |
» Ahmet Hakan
» Ali Kırca
» Nurettin Veren
» Galatasaray
» Fethullah Gülen
» Nuh Gönültaş
» Minik Dualar
» Video Haberler
|
VİDEO HABERLER |
» GÖZYAŞLARIYLA İZLEYECEĞİNİZ BİR VİDEO
» EY DOST BİZE ÖLÜMDEN BAHSET!
» RUS SNİPER GÜRCÜ MUHABİRİ BÖYLE VURDU
» ÖLECEKLERİNİ DÜŞÜNEREK ŞAHADET GETİRDİLER, SONRA PRES PRES DİYE BAĞIRDILAR
» KABE İMAMINA NAMAZ SIRASINDA SALDIRI!
» YAŞAR BÜYÜKANIT'A BİR TRİLYONLUK OTOMOBİL
» ENKAZDAN SAĞ ÇIKTI
» YUH ARTIK... YOUTUBE'DAN SONRA DAİLYMOTİON VİDEO SİTESİ DE KAPATILDI
» SIRP KASAP KARADZİÇ HESAP VERMEYE BAŞLADI!
» İSTANBUL SALDIRILARI İLE İLGİLİ PKK AÇIKLAMASI
|
|