Yargıtay Başkanlar Kurulu'nun “muhtıra gibi” bildirisinde AKP hükümeti “yargıyı etkileme gayretine girmek suretiyle kapatma davası lehinde sonuç almaya çalışmakla” suçlanıyor. Tamer Korkmaz
Oysa, ortada tam tersi bir durum var…
Anayasa Mahkemesi'nin iki önemli konudaki kararına tesir etmek isteyen Yargıtay'ın ta kendisidir.
“Y-Muhtıra” diye anılan bu çıkış, türbanla ilgili Anayasa değişikliğinin iptalini ve de AKP'nin kapatılmasını sağlayabilmeye yöneliktir.
Yargıtay'ın “siyasetin bahçesine bodoslama dalan” bildirisi yargının ne denli siyasallaştığının en çarpıcı örneğidir.
Yayınlanan bildirinin hukuki meşruiyeti yoktur!
“367 Sabih Kanadoğlu”nun bunca zamandır kapı kapı dolaşıp Anayasa Mahkemesi kararlarını etkileyebilmek uğruna attığı turlara, yaptığı açıklamalara Yargıtay Başkanlar Kurulu neden hiç tepki göstermemişti, acaba?
El Cevap: “Aynı Yolun Yolcusu” olduklarından!
* * *
Yargıtay Başkanlar Kurulu, artık egemenliğini yitirmiş bulunan Statüko'nun (Gizli İktidar) hesabına bir çıkış yapmış bulunuyor!
Anayasa Mahkemesi'nin kararlarını etkilemek istemeleri buradan kaynaklanıyor.
Bildirinin arka planındaki en güncel neden ise Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın “Karar ne olursa olsun, hem demokrasimiz, hem laikliğimiz hem de hukukumuz bu süreçten çok daha güçlenmiş olarak çıkacak” şeklindeki sözleridir!
Yargıtay, Anayasa Mahkemesi Başkanı'nın Türkiye için olumlu bir tablo çizen çıkışını bloke etmek istemiştir.
Söz konusu “örtülü cevap” Eski Statüko adına bir “hareket çekme”dir…
Buna mukabil, hayati olan bir gerçek var:
Yargıtay bildirisi de, o bildirinin perde arkasındakiler de “Türkiye'nin Yeni Gidişatı”nı durduramazlar!
Mesela: “TSK'ya mal edilemeyecek” ve bir “oldu bitti” neticesinde gecenin bir vaktinde internette beliriveren 27 Nisan “sanal” muhtırası sözünü ettiğim gidişatı durdurabilmiş miydi?
Durduramamıştı…
Y-Bildiri; “Ankara'nın Kaybedenleri”nin ne denli büyük bir sıkıntı yaşadıklarını ve “Çıkmaz Sokak”ta debelendiklerini gösteriyor:
Daha önce vurguladığım gibi:
“Dönülmez akşamın ufkunda”lar...
* * *
Bu arada, AKP hükümeti de “Y-Muhtıra”yı yememiştir!
27 Nisan sanal muhtırasına 28 Nisan günü karşı bildiriyle dik durmuşlardı; Yargıtay'ın hareket çekmesine karşı da aynı sağlam duruşu sergilediler.
Psikolojik harekatı müteakip “Partinin kapatılması garanti, kesin yasak gelecek” ekseninde üretilen “kapkara bir yakın gelecek” fotoğrafıyla AKP'nin bakanları, vekilleri, örgütü, tabanı korkutulmaya çalışılıyor…
Maalesef, bu “korkutma”nın dolmuşuna binenler var…
AKP için en büyük yanlış, böyle bir “psikolojik harekat”tan etkilenerek yelkenleri indirmektir…
O yüzden, Hükümet'in Yargıtay'a karşı dik durmuş olması önemli bir gelişmedir.
* * *
Yargıtay'ın Statüko hesabına yaptığı son dönem çıkışları; Danıştay'ın dün Yargıtay'a destek atması falan hiç kimseyi yanıltmasın:
Türkiye'nin, “Gizli İktidar”ın hükmettiği günlere, geriye dönmesi mümkün değildir.
Bakınız, “geriye dönüş” için ısrarcı olunursa…
“Bir Millet Uyanıyor” adlı o tarihi yerli film sinemalarımızda gösterime girer…
Yorumlar tk bu turler ayni fino gibi host dersen kacarlar ama sen korkarda kacarsan pesini hic birakmazlar akp nin finolara karsi hic korkmamasi lazim aksi halde finolar birden aslan kesilir...Fatih Akyüz Yargı mensuplarının gözü dönmüş içi kin ve irinle dolu olanları,Bu millete reva görülmeyecek,kinlrini öfkeleini kusacaklardır. fakat aynı otobüsde olupda,yapılanları tasvip etmeyen,mutlaka bir sürü akil insan vardır,inanıyorumki bu kirli oyunun içinde olanlar,öncelikle mesup oldukları kurumu temsil eden adalet terazisinin içine pislemişlerdir.terazinin dengesi kirlillikten tarafa bozulmuştur,buda onların eseri olara Türk Yargı tarihine utanılacak sayfalar olara kaydedilecektir.ahmet demir Aynen katılıyorum.
NEW York Times Gazetesi’nin Türkiye muhabiri Sabrina Tavernise, özellikle Pakistan’daki Fethullah Gülen okullarına büyük övgü yağdırdığı ünlü yazısından sonra, bu defa da Türkiye’deki türban sorununa el attı.
Son Ergenekon operasyonunda gözaltına alınan 'travestiler kraliçesi' lakaplı Seyhan Soylu ve oyuncu Nurseli İdiz'in yeni bir 28 Şubat süreci için zemin hazırlamakla suçlandığı öğrenildi.
Dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı" (LHC), 13.7 milyar yıl önce meydana geldiği düşünülen Büyük Patlama'dan hemen sonraki başlangıç şartlarını oluşturarak maddenin sır perdesini aralayabilmek için yarın çalıştırılacak.
ABD'de yaşayan Amishler, dünyadan tecrit edilmiş bir hayat sürüyor. Elektriksiz yaşıyor, at arabası kullanıyor, TV ve bilgisayardan uzak duruyor. İşte Amishler'in izole hayatı...