Geçtiğimiz hafta benim için Türk Medyası'nın önemli bir kısmının reflekslerini görme bakımından oldukça verimli geçti. Nuh Gönültaş
Üç olay iç içe yaşandı.
Opera Sanatçısı Leyla Gencer öldü, onun vasiyeti ve cesedinin yakıldıktan sonra küllerinin boğaza saçılması konusundaki tartışmalar...
Akşam Gazetesi Yazarı Rıza Zelyut'un Peygamberimizin Hz. Aişe ile evliliği ile ilgili yazdığı ve hakarete varan cümleleri...
Ve CHP'li Önder Sav'ın yine Peygamberimiz ile ilgili alaycı konuşmalarının kamera görüntüleri...
Bu üç olay konusunda, adına ister kartel medyası, ister bir kısım medya ne derseniz deyin, bunların refleksleri çok farklı biçimde işledi.
Şimdi... Leyla Gencer olayı...
Leyla Gencer'in ölümünden sonra onun hangi dine mensup olduğunun pek anlaşılamadığını, bir kısım medyanın onu Türkiye için ne eşi bulunmaz bir Bursa kumaşı gibi gösterirken, dini inancı ile ilgili karmaşık bilgiler verdiğini... Türk halkına onu bir müslümanmış gibi sunmaya çalıştığını ifade eden bir yazı yazdım.
Dedim ki, Müslüman olsa cesedi yakılmaz, Hristiyan olsa da yakılmaz, gömülür. Leyla Gencer için Kilisede ayinler yapılıyor, Camide Kuran okunuyor vs. Doğal olarak "Hangi dine mensuptu acaba" şeklindeki sorum bu gazetelerde kesimlerde müthiş bir tepkiye yol açtı.
Tepki ilginçti gerçekten. Türkiye'de yaşayan bir Cemaat bundan rahatsız oldu ve tepkilerini Milliyet aracılığı ile kamuoyu ile paylaştı.
Gazeteciler Cemiyeti hemen harekata geçerek beni kınayan bir bildiri yayınladı. (Kendilerine cevabımı www.gasteci.com sitesinden verdim)
Medyadaki cemaat yanlıları hemen kaleme sarılıp hakkımda hakarete varan ifadeler kullandılar. Bazı şeyler televizyonlarda da olmuş, ama ben pek fazla izleyemedim.
Tam da Leyla Gencer'in küllerinin boğaza savrulduğu zamanlarda CHP'li Önder Sav'ın Peygamberimiz ve müslümanların hac ibadeti hakkındaki alaycı ve küçümseyici ifadeleri ortaya çıktı.
"İşte" dedim, "bu konu bana yapılan saldırıların önüne geçer, böylece ben gündemden düşerim" diye düşündüm. Ama nafile düşünmüşüm.
Dedim ya bir kısım medyanın refleksleri farklı işliyor.
Peygambere hakareti görmüyor, ama Leyla Gencer için yazılan bir yazıya çok ciddi tepki koyuyor!
Önder Sav kendisini, "sadece takıldım" diye savunuyor. Mazereti kabahatinden büyük!
Siz, hiç bir kısım medyada Önder Sav'ın Peygamberimiz ve Müslümanların hac ibadeti ile ilgili alaycı ve küçümseyici yaklaşımına tepki gördünüz mü?
Görmediniz.
Göremezsiniz. Çünkü onların refleksleri farklı işliyor.
Diva tabir edilen Leyla Gencer'e yapıldığı iddia edilen bir hakarete karşı topyekun savaş naraları atıyorlar. Peygamber söz konusu olunca karartma uyguluyorlar, sanki böyle bir olay hiç yaşanmamış gibi davranıyorlar.
* * *
Akşam yazarı Rıza Zelyut'un Peygameberimizin Hz. Aişe hakkındaki evliliği ile igili yazdığı yazıya bir cevap yazdım. Cevap yine Milliyet'ten geldi. Bir yazar Rıza Zelyut'u tehdit ettiğimi yazdı, peygambere hakareti gözardı ederek.
Rıza Zelyut'u niye tehdit edeyim, kendisine sözkonusu yazıyı yazdığı için tevbe etmesi gerektiğini hatırlattım, o kadar. O da kendi köşesinden makul bir yaklaşım sergileyerek "Peygambere hakaret amacının olmadığını" yazdı. Konu kapandı.
Dedim ya bu adamların refleksleri farklı işliyor. Peygambere hakareti görmüyorlar, ama bir opera sanatçısının vasiyetinin yerine getirilmesi konusunda müthiş bir hassasiyet sergiliyorlar.
Neden acaba bu bir kısım medya Peygamberimiz konusunda bu kadar duyarsız dersiniz?
Hayret ki, hayret...Rakı, zina, okullardaki başörtülü öğrenciler, tesettüre giren sporcular... Bunların reflekselerinin bu ülkedeki müslüman çoğunluğun lehine işlediğini hiç görmedim, ya siz?
* * *
Bu arada bizim gazetede Leyla Gencer ile ilgili yazdığım yazı konusunda bana cevap yazan Ali Atıf Bir ve Ceyhan Altınyelek'e de saygılarımı sunuyorum. Oysa ben Zaman Yazarı Hüseyin Gülerce'den aleyhime bir yazı bekliyordum, onlardan geldi.
Ne deyim yani, Eyvallah Atıf Hocam... Ama sizi uyarıyorum, hakkımda yazdığınız dördüncü yazı oldu, günün birinde size cevap vermek zorunda kalmak istemiyorum! Ötekileri kaydadeğer bile bulmuyorum.
Yorumlar Ufuk O yazi güzeldi ama o küllerle ilgili ifadeyi kullanman bence de hata idi. Sanki bogaz cok temiz de küller kirletebilecek onu. Mecazi de olsa sizin dikkat etmeniz gerekiyordu. yusuf ziya kalemine sağlık nuh bey,fikrimizin tercümanısın.SENİ eleştirenlere aldırma ;çünkü onlar imanın ne olduğunuanlayamazlarOylum ÇİÇEK Sen Var Ya sen!
Düşüncelerime tercümansın,
Sen Var Ya Sen!
Kalbimizimin sıkıntılarına çözümsün,
Sen Var Ya Sen!
Şu boğucu ortamda derdimizi kağıda dökensin,
Sen var Ya Sen!
Harikasın, ne diyeyim başka.
Aybek BOZ Eğer Sizin Yiğitce yazılarınıza sansür uygulanırsa,
İki elimiz yakalarında olsun.erhn işlemez..rakı,zina,başörtü,peygambere hakaretler...bu konuda malum medyaya hiçbir şey işlemez.işliyorsa zaten biz yanlış yoldayız.işlemiyor,o zaman doğru yoldasınız.üzerinize gelseler de rahat olun.yanınızda cok insan ve inanan var.ahmet ak Nuh Bey, Hüseyin Gülerce'den aleyhte bir yazı beklemekte haklı. Çünkü Nuh Bey'in daha önce diğer basın tarafından üzerine gelinen bir yazısı hakkında Hüseyin Gülerce onu arkadan vuran bir yazı yazmıştı. Sanıyorum onun için Hüseyin Gülerce'ye nazire yapıyor. TALİP YILMAZ Şimdi ben herşeyi anladım da? Nuh Bey, NEDEN Hüseyin GÜLERCE Beyden aleyhte yazı bekliyor? kafam karıştı şimdi...neyseYusuf Alper Sayın Nuh bey aldırmayın siz o devrimbazlara..Bu adamlar tüm müslümanlara ve CHP'ye oy vermeyenlere , Cumhurbaşkanına, Başbakana % 50 ile gelmiş hükümete, inançlara, ibadetlerimize, camilerimize kısacası islam olan ne varsa tümüne TÜRKİYEYİ KİRLETİYORSUNUZ MUAMELESİ YAPIYORLAR.. Siz denizlerimizi kirletmesinler dediniz diye yeri göğü inletip bir de utanmadan kovulmanızı istiyorlar.. kendilerini o işgal ettikleri yerden kim kovmalı acaba... CHP'ye oy vermeyenlere vatanı kirletiyorsunuz muamelesi yapanlar ne halt yiyor acaba? Üniversiteleri kirletiyorsunuz numarası çekilen binlerce genç kız ve istikbali ne olacak... DEVRİMBAZLAR , POSTALBAZLAR ÖNCE BUNLARIN HESABINI VERSİN...
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.