Sezai Şen
Cumhuriyet Gazetesi’ne patlamayan bombaları atanların neden Danıştay’da öldüren kurşun attıklarını hiç düşündünüz mü? Pekiyi Cumhuriyet Gazetesi’ne saldıranların herhangi birinin yakalandığını duydunuz mu? Eğer Cumhuriyet Gazetesi’ne saldıran ile Danıştay’a saldıran kişiler aynı insanlar ise neden Danıştay üyesini Danıştay binasının içinde kurşunladığını hiç sorgulama gereği duydunuz mu? Pekiyi nasıl olup da on birlerce insanın Anıtkabir’e önceden anlaşmış gibi birlikte yürütüldüğünü, hükümetin her halükarda protesto edildiğini anlayabildiniz mi?
Şimdi olayları çözmek için en başından başlayalım.
Biliyorsunuz Hakkâri’de olayları; ardından kimin çıktığını da biliyorsunuz. Aslında amaç Kürtlerle Türkleri birbirine düşürmek, terörü tekrar tırmandırmak ve bunun sonunda ülkenin büyük bir tehlike altında olduğuna insanları inandırarak, gerekirse, yönetime el koymaktı. Ancak bir aksilik çıktı, plan yattı; savcılar üzerinde gerekli baskılar oluşturularak, iddianamelerdeki isimler çıkarılarak mesele kapatıldı. Yoksa Türkiye’nin AB yolu tıkanacak, demokratik atılımlar rafa kaldırılacak, Terörle Mücadele Kanunu (TMK) tasarısı çıkarılarak ülkedeki yönetimde daha çok söz sahibi olunacaktı.
A PLANI TUTMAYINCA B PLANI
Bu plan tutmayınca B planına geçildi. Bu plan Laik-Antilaik çatışması yaratmak. Bunun içinde en iyi hedef olacak kişilerin 4 ay kadar önce ‘başörtüsü’ konusunda toplumun büyük bölümünü rahatsız eden bir karar alan Danıştay 2. Dairesi’nin üyeleri olduğuna karar verildi.
Normalde, bu dairenin verdiği karara öfke duyan bir kişinin karardan sonraki günlerde tepki vermesi gerekirdi. Ancak Danıştay’a saldırıda bulunan kişi uzun bir süre beklemeyi tercih etti. Çünkü böyle bir saldırıda bulunabilecek potansiyelin ve saflığın olduğunu görenler, onun Danıştay’a çok ilginç bir zaman diliminde saldırıda bulunmasını sağladılar.
NE ZAMANLAMA AMA…
17 Mayıs 2006; 19 Mayıs’tan tam iki gün önce. Birlik ve beraberlik mesajlarının verilebileceği bir günde şimdi bizler, toplum kesimleri arasındaki uçurumların açılmasına yönelik sözler duyuyoruz. Özellikle CHP, DSP başta olmak üzere sol partilerin hepsi ayrımcılığı körükleyecek, toplumda gerginliği artıracak açıklamalar yapıyorlar. Çünkü onların amacı ülkenin huzuru değil, bir şekilde kendilerinin iktidarı.
TMK ÇIKARILACAK; AK PARTİ SEÇİME ZORLANACAK
Danıştay’a yapılan bu saldırı ile kendilerini ‘Laikçi’, başkalarını ‘Cumhuriyet düşmanı’ olarak görenlerin eline birden çok koz geçti. Bundan sonra başörtüsünün yasaklanması konusunda çok daha cesur davranacaklar. Cumhuriyetin, laikliğin tehlike altında bulunduğunu ileri sürerek TMK tasarısının bir an önce çıkarılmasını ve toplumun büyük bir baskı altına alınarak sindirilmesini sağlayacaklar. Yabancı yatırımcıların Türkiye’ye ilgisini, meydana getirdikleri gerginliklerle azaltacaklar; belki yabancıları kaçıracak ve Hükümeti ekonomik olarak da zora sokmaya çalışacaklar. En büyük emellerinden biri olan AB kapısının kapatılması için de bundan sonra daha büyük bir gayret gösterecekler. Ancak en büyük çabaları, meydana gelen durumu AK Parti’nin Cumhurbaşkanı’nı seçemeyecek hale getirilmesinde kullanacaklar. Planları tutarsa AK Parti ya onların aday gösterdiği birini seçecek ya da Cumhurbaşkanı’nı seçemeden seçime gitmek zorunda kalacak. Son günlerdeki hadiseler Hükümet’e bir gözdağı niteliğinde.
CENAZE NAMAZINI KILMAYANLAR, NAMAZDAN RANT ELDE EDİYORLAR
Eğer böyle olmasaydı Hükümet hemen her yerde hedef alınmazdı. Danıştay üyesinin cenaze töreni tam manasıyla bir Hükümet aleyhine mitinge dönüştürülmezdi. Cenazeye katılanların cenazesi kılınana karşı bir sevgisi ve saygısı olsaydı, cenaze namazını şova dönüştürmezlerdi. Danıştay üyesinin öldürülmesini planlayanların cami avlusunda Hükümet karşıtı sloganlar attırmaması, Anıtkabir’e on binleri yürütmemesi zaten büyük bir eksiklik olurdu. Zaten bunu yapanlar için pek de zor olmadı bunu yapmak. Nihayetinde milleti birbirine düşürecek provokatif eylemlerde pişmişlerdi; onların gözleri nice ‘Demokrasi kahramanları’nın toplumun başka bazı kesimlerini baskı altına almak için kendi yandaşlarının kurduğu pusularda öldürüldüğünü görüvermişti. Yabancı sayılmazlardı bu tür işlere; işlerinin ehli bile denilebilirdi onlara.
PİYASALARLA DA OYNAMAK İSTİYORLAR
Cumhuriyet Gazetesi’ne her gün saçma sapan ve hatta komik denilebilecek saldırılar yapılırken yazdığımız gibi, Türkiye genelinde harekete geçilmişti. Meydana getirilen mali krizin hükümet müdahale etmeden birkaç gün içinde başarısızlıkla sonuçlanması üzerine acilen Danıştay üyelerinin öldürülerek, hedefe ulaşılmasına karar verildi. Danıştay’daki saldırı sonrasında ülke o kadar gerildi ki borsa hiç umulmadığı kadar geriledi, döviz tekrar yükselişe geçti. Yatırımcıların gözü korktu. Türkiye’nin tekrar daha karanlık günlere gidebileceğine yönelik kuşkular arttı.
CUMHURBAŞKANI VE KOMUTANLAR YANLIŞ YAPIYOR
Benim üzüldüğüm nokta şu: Cumhurbaşkanı, komutanlar, yüksek yargı organlarının üyeleri, üniversite hocaları Danıştay’a ziyarete gidiyorlar, cenaze namazına katılıyorlar. Hükümetin cenazeye katılanlar tarafından protesto edilmesine hiçbiri bozulmuyor; belki içlerinden seviniyorlar bile. Belki Hükümete tepkiler geldikçe kendilerinin öneminin daha da arttığı veya anlaşıldığını düşünüyorlardır. Onlar için bu çok kötü bir puan; çünkü olan ülkeye oluyor. Bu hükümete bu saldırıdan dolayı daha az oy verilmesi gibi bir saçmalık kabul edilemeyeceğine göre ve hatta meydana gelecek bir kutuplaşma sonrasında AK Parti’nin oylarının yüzde 50’yi bulabileceği mümkün olabilecekken sanki bu saldırının planlayıcısı Hükümet imiş gibi bütün okların AK Parti iktidarı üzerinde toplanmasının başka bir amacı olsa gerek. O amaç, AK Parti’nin erken seçime ikna edilmesi için gerekli baskının oluşturulmasıdır.
ŞEHİT DÜŞEN ASKERİ SEVERLER; TAŞLAYARAK, SAKAT BIRAKARAK!
Bazı partiler, çevreler timsah gözyaşlarını bıraksınlar. Kimse bunlara kanmıyor artık. Güya Güneydoğu’da şehit olan askerlerimizin ardından gözyaşı döküyorlar değil mi? Ben bu kişilerin ODTÜ’de Türk askerini, jandarmasını, polisini nasıl kaldırım taşları ile yerlere serdiklerini, kafalarını yardıklarını, gözlerini çıkardıklarını; birçok askeri, polisi hastanelik ettiklerini, o askerlerden, polislerden bazılarının ömür boyu sakat kaldığını gördüm. Ertesi gün ismi gösterici olarak yazılan bu teröristlerle ilgili onları tutan gazetelerde tek bir satır haber bile göremezdiniz. Polis o kadar tahrikten ve saldırıdan sonra bir iki vurunca, hemen kameralar, objektifler o masum ‘göstericilere’ dönerdi. Haberde hazır olurdu; neredeyse ‘Zalim Türk askeri, polisi yine masum göstericileri dövdü’ babında haberler yazarlardı. Eğer bir insan Güneydoğu’da şehit düşen askere gözyaşı dökmesinde samimi ise asla ona taş atmaz! Yok eğer taş atıyor, yaralıyor, sabahtan akşama küfrediyorsa; bunların Güneydoğu’da şehit düşen asker için üzüntülü görünmeleri bir riyakarlıktan ibarettir. Mehmetçik’i taşlayıp sadece generalleri alkışlayanların, hem ne yaptıkları hem ne niyette oldukları çok açıktır. Onlar sadece kendi emelleri için kullanabileceklerine yalakalık yaparlar. Sadece onları kışkırtmak onlar için önemlidir; sadece onları kendi oyunlarının bir parçası yapmak. Yoksa emir komuta zincirinin altında bulunanların bir önemi yoktur onlar için.
EN ÇOK YARARLANAN KİMSE ORGANİZEDE ONLAR VARDIR
Bu bağlamda sanmayınız ki Danıştay’da katledilen ve yaralananlar için üzüntülerinde samimiler. Böyle olsaydı, o sevdiklerini söyledikleri kişilerin cenaze namazını siyasi şova dönüştürürler miydi? Olayları iyi izleyiniz! Kim bundan menfaat elde etmek için daha çok çırpınıyorsa, emin olun, Cumhuriyet Gazetesi’ne yönelik saldırılarda dahil, saldırılarda onların katkısı daha büyüktür. Onların eli, parmağı kesin bu işte vardır; Hükümete düşen bu insanları, kesimleri parmak izinden bulmaktır!
SON BİR SORU
Bazı partilere ve çevrelere son sözüm de şu: Kamplaşmalara destek olmak; ayrılıkları körüklemek, farklılıkları ateşlemek ve devlet ile vatandaşın arasını açmak ile nereye varacaksınız? Elde etmek istediğiniz gerçekten bu ülkenin huzuru, insanlarının mutluluğu mu? Eğer öyle ise neden huzursuz ediyor ve mutsuzluklarına vesile oluyorsunuz ki?
Yorumlar csezgin binlerce teşekkür hislerimize tercuman olduğun içinAhmet Gezer Türkiye'deki gerçekleri dile getirdiğiniz için sizlere teşekkür ediyoruz. Ali Atıf Bir'ler olduğu gibi sizlerde varsınız. Artık istedikleri gibi at koşturamamanın sıkıntısını yaşıyorlar. Yalan, yanlış yazılan haberler mazide kaldı diyemeyeceğim ama, en azından doğruları yazan gazetelerde varAhmet Gezer Türkiye'deki gerçekleri dile getirdiğiniz için sizlere teşekkür ediyoruz. Ali Atıf Bir'ler olduğu gibi sizlerde varsınız. Artık istedikleri gibi at koşturamamanın sıkıntısını yaşıyorlar. Yalan, yanlış yazılan haberler mazide kaldı diyemeyeceğim ama, en azından doğruları yazan gazetelerde varkartalbey tarafsızlığı savunan kardeş bilmelisin ki sen tarafsızlıkla adaleti karıştırıyorsun.unutmaki istisnasız olarak herkes bir taraftadır.Tarafsızım diyen bile taraftır.Adaletli olmakta taraf olmayı gerektirir zaten.Doğru olanın tarafında olmak...Rasim Kasimoglu Gec de olsa yazinizi okuma firsatim oldu...degisik ve gercekci bir yaklasim..elinize saglik..ferhat güzeliş tek kelime ile mükemmel...Mustafa Besnek Meseleyi akıllıca ortaya koymuş, tebrik ederim.anticem Zoruna mı gitti doğrular yazılınca cem? Yazıya dahi tahammülün yoksa kendini düzeltme zamanın gelmişte geçiyor bile cem. Şeytanın tarafında olmak çok kolaydır cem.Perihan Şentürk Ben yazıyı okudum. Yorum yazmayacaktım aslında. Ama Cem Bey'in yorumuna takıldım. Bana kalırsa yazar gerçeğin tarafını tutmuş; siz gerçeğin tarafının tutulmasından neden rahatsız oldunuz; ben işte bunu anlamadım.Nevin Köksal Biraz uzun olmuş ama dört dörtlük bir yazı. Elinize sağlık.cem Gulec Bugüne kadar okuduğum en saçma yorumu yazmışsın. Tarafsız yazacağına bir AKP li gibi yazmışsın. Yazında kamplaşmalara destek olmamak gerektiğini yazıyorsun ama yazından bir tarafa ait olduğunu anlıyorum. gazeteci dedinmi delikanlı gibi yazacak NE O TARAFA NE BU TARAFA kayacak. TARAFSIN VESSELAM.
ABD'de yaşayan Amishler, dünyadan tecrit edilmiş bir hayat sürüyor. Elektriksiz yaşıyor, at arabası kullanıyor, TV ve bilgisayardan uzak duruyor. İşte Amishler'in izole hayatı...
Ünlüler geçmişlerini inkar ediyor. Örnek Ebru Şallı... Ünlü manken, "İstanbul'da hangi semtlerde oturdunuz?" sorusuna 'Bebek ve Etiler' yanıtını verdi. Oysa Şallı, ünlü olmadan önce Feriköy'de gecekonduda yaşıyordu.
Gülben Ergen'in içi dışı bir!!! İşte Hürriyet'in en çok okunan haberi!!!
Ne Orman yangını, ne YAŞ kararları, ne de Ergenekon... Gündeme bomba gibi düşen ikinci Sibel Can vakası haberi Kıbrıs'tan geldi!
Her kim bu tatlıdan üç lokma yese, göğsüne şifa, gönlüne nur olur. Dindar, yaşlı ve sevimli bir dostu ziyarete gitmiştik. Ben, hüsn-i hat merakım dolayısıyla duvarlardaki eski-yazı levhalarını incelerken, bir levha özerinde ilgi çekici ve hoş bir ilâç târifnâmesine rastladım, ilâcın hazırlanışı şöyle: