Bir yerlerde rüzgâr kokulu atlar koşuyor. Bir yerlerden Ukraynalı Elvira Saranayeva'nın sesiyle yeniden hayat bulan o malum şiiri şakıması geliyor kulağıma:
“Önden giden atlılar
Issız sıcak çölleri
Karşı karlı dağları
Çoktan aşıp gittiler
Kayboldular uzakta…
Sevgiliden daha zor
Ayrılmak bu atlardan…”
Ne de iyi ettiler…
Döndüler… Önden giden atlılar…
Tam da daraldığımız zamanda döndüler.
Çiçek çiçek açmış yeleleri.
Beyaz... Sarı... Siyah...
Ellerinde, dünyanın en güzel renkleri,
Sevginin çiçekleri bunlar.
Komşu bahçedeki ceviz ağacının dallarını usulca sallıyor seher yeli.
Odama ıhlamur kokulu atların nefesleri doluyor.
Roger Garaudy'yi düşünüyorum.
1933 yılında Fransız Komünist Partisi Genel İdare Kurulu üyesidir.
Avrupa'nın en buhranlı yılları... Yazarların, sanatçıların, öğretim üyelerinin çoğu, ya bizzat Komünist Parti üyesi ya da dostlarıdır.
Bu yıllarda Hitler'in yıldızı da parlamaktadır.
Roger Garaudy, 1940 yılında hapse mahkûm edilir.
Cezayir'de Celfa denilen bölgede askerî hapishanededir. İsyancılara öncülük ettiği için idama mahkûm edilir.
Fransız komutanın infaz emrini, Cezayirli Müslüman askerler dinlemezler. Roger Garaudy, Müslüman askerlerin şeref anlayışlarının silahsız birine ateş etmeye izin
vermediğini ve bu yüzden emri yerine getirmeyi reddettiklerini öğrenince, bu olaydan çok etkilenir ve Müslüman olur.
Hâlbuki aynı günlerde Fransız askerler, Cezayirlileri işkenceden kırıp geçirmektedirler.
Roger Garaudy, sonraki yıllarda "Medeniyetlerin Diyalogu için Milletlerarası Enstitü" isminde bir merkez kuracaktır.
Garaudy; "Savaş projeleri, insanları sömüren projeler başarılı olmamalıdır" der.
Saba rüzgârı pırıl pırıl esiyor; Boğaz'ın karşı yamaçlarına günün ilk ışıkları vuruyor.
Yakınlardan bir yerden gül kokulu atların sesleri duyuluyor.
Yeni doğmuş çocuğunun minik elleriyle dünyaya tutunan bir ana gibi seviniyoruz.
Yüz ülkeden tam 550 rengarenk çiçeğimiz şarkı ve şiirleriyle umutlarımızın fersizleştiği bir zamanda elimizden tutuyor.
Yeniden büyük bir ülke olduğumuzu hatırlıyoruz.
Nefesleniyoruz.
Büyüklenmedik ama büyülendik.
550 çocuk birden girdi hayatımıza.
Tuttular elimizden.
Bir haftadan bu yana gazetelerde, televizyonlarda Türkçe konuşan bu çocuklar var.
Bazılarımız bu çocukların ileride neler yapacağını göremeyecek belki; ama bir şeyi biliyoruz ki, onlar birbirlerine düşman olmayacak, silahsız insanları öldürmeyecekler. Bir insanî davranış karşısında dünyası değişen Roger Garaudy geliyor aklıma. Bu insanî projenin bütün dünyanın önyargılarını değiştireceğini düşünüyorum.
Bu çocukların gözlerindeki ışıltı, birbirlerine bakışları umut veriyor bana.
Bu çocuklar, yüreklerinde sevgiyi büyütüyorlar.
Minik yüreklerindeki sevgi dünyalara sığmayacak kadar büyük.
Bu çocuklar, bize yeniden ümit aşılıyor. Bu çocuklar, bambaşka bir hayat yaşayacaklar.
Bu çocuklarla bir gün güneş, yeni bir çağa doğacak.
Önden giden atlılar, mütevazı bir şekilde duruyorlardı çadırın bir kenarında.
Muhteşem bir tablo, sanki bütün dünya Anadolulaşmış ve herkes “Anadolu'dan geliyor”
Dünya Anadolulaşıyor...
Her yöreden oyunlar, türkü ve şarkılarla, dünyanın dört bir yanından rüzgârlar Anadolu'ya has kokular taşıdı dün İstanbul'a.
Gürcü kızımız, bir ömür boyu sevgi pınarı gibi kaynayan fakat ömürlerinin sonlarında bir yudum sevgiye hasret kalan anaları dillendiriyordu.
Alman kızımız, “Sokak çocukları”nı sokağın diliyle değil, ana sütü gibi tertemiz bir dille söylüyordu.
Mozambik'ten gelen yavrumuz, mahallî kıyafetleri içinde geldi sahneye:
“Ne kadar arzu ederdim hepinize ayrı ayrı hediye getirmeyi. Çünkü sizler bize kaderlerimizi değiştirecek öğretmenlerimizi gönderdiniz. Gelirken boş gelemezdim. Ben de size şiirimi getirdim:
“Unutmuştuk gülmeyi sevmeyi
Hüzün kuşatmıştı hepimizi
Siz geldiniz devran değişti
Kader güldü bize
Bir ışık değdi ufkumuza
Ak alınlı yiğitler geldi ülkemize
Kavga yok, savaş yok bizim dünyamızda
Dinler, diller ayrı olsa da gönüller bir yaşarız.”
Ganalı, kalın dudaklı, siyahî kızımız;
“Ah şu eller, gurbet eller
Birbirini çok sevenler, böyle durmaz ayrı ayrı”
derken yılların acılarına, ayrılıklarına son vermenin zamanının geldiğini, zamanın gülen yüzüne haykırıyordu. Sesini duyurabilmenin sevincini, hüzünlere belenmiş yüzünde gizleyemiyordu.
Bu çocuklarla yeni bir dünya kuruluyor.
Minicik yüreklerinde, dünya insanlığına yetecek sevgiyi büyütüyor bu yavrular.
Birçok delikanlımız, hayatının baharındaki taze kızımız, gelinimiz, gurbetin ufuklarına bakarak ihtiyarlayacak ve oralarda kalıp gidecek; ama barış çocuklarının hayal kahramanları olarak ölümsüzleşecekler…
Düşmanlık dalgalarına dünyanın değişik bölgelerinde göğüslerini gerecekler…
Anadolu'yu sevda haline getireceklerdir.
Nemrud'un bile görmediği ateşlerin alevinde yanan insanların, ses bayrağımızın gölgesinde serinlediğini gördükçe ne kadar seviniyoruz.
Bir damla suyu bile esirgeyen küskün çöller, su veriyor bayrağımızın kızıllığında.
Gülmeyen yüzler ışıldıyor ak alınlı yiğitlerin ışığında.
Önden giden atlılar...
Gerdeğe bile giremeden, beyaz gelinliğini giyemeden, ilk aşkının siyah gözlerine koşar gibi gurbete koştular.
Mevlana “Hangi makama vardımsa Türkmen Kocası Yunus'un ayak izlerine rastladım” demişti…
Biz de nereye gitsek hep "Önden giden atlılar"ın sert topraklarda bıraktıkları toynak izlerini görüyoruz.
Medeniyetler arası barış projelerinin planları konuşulurken, genç Cumhuriyetimizin gönül erleri inşayı gerçekleştirmişler.
Bu proje başarılı olmalıdır.
İkindi hüzünlerine dayanmış dünyamızın bir şansıdır bu.
Anadolu'dan giden sevgi süvarileri nice kaleler fethetmişler ve ses bayrağımızı taze ecelerin ve gencecik delikanlıların gönül burçlarına dikmişlerdir.
İnsanî bir davranış fethetmişti Roger Garaudy'nin gönlünü.
Bu, cihanı saran insanî bir projedir.
Medeniyetler diyaloguna büyük katkıda bulunacağı daha şimdiden aşikârdır.
Bu okullar, dünya barış üssü gibi görev yapıyorlar.
Bu öğretmenler, cihan savaşları için değil, dünya barışının inşası için çalışıyorlar.
Dün "Önden giden atlılar" geçti buralardan,
Seher yelinde savruluyordu atların yeleleri...
Beyaz... Sarı… Siyah...
Her renkten bahar çiçeklerini alıp gittiler,
Komşu bahçedeki ceviz ağacının dalları dingin duruyor.
Sesler gittikçe uzaklaşıyor... Rüzgâr kokulu atlar, kayboluyor ufukta..
Dün "Önden giden atlılar" dörtnala geçtiler bütün bir Anadolu'dan.
Yorumlar Ata Türkiye topyekün savaşa mı hazırlanıyor?
Seferberlik ilanının nasıl yapılacağı, kişiye yönelik seferberlik görev emrinin nasıl tebliğ edileceği ve hangi araçlara nasıl el konulacağına dair kanunda değişiklik yapıldı.
Türkiye savaşa mı hazırlanıyor ? Seferberlik kanununda yapılan değişiklikler bu soruyu akla getirdi. Meclis´in tatile girmeden yaptığı değişiklikle seferberlik ilanının nasıl yapılacağı, kişiye yönelik seferberlik görev emrinin nasıl tebliğ edileceği ve hangi araçlara nasıl el konulacağına dair başlıklarda değişiklik yapıldı. Değiştirilen tüzüğün ilgili bendi özel çağrı anlamını içeriyor. Ve Türk silâhlı kuvvetleri kurumlarının tamamının gerginlik ve buhran dönemlerinde seferi teşkilat ve kadro seviyesine çıkarılması ve harekat süresince bu seviyeyi korumaları için gerekli personel ve lojistik desteği sağlamayı kapsıyor.
Buna göre, trafik kanununa tabi olan araçlardan arazi vitesi olmayan otomobiller, zirai traktörler ve motorlu bisikletler dışındaki araçların kayıt bilgileri emniyet genel müdürlüğü kanalıyla her ayın ilk haftasında, toplu olarak milli savunma bakanlığına gönderilecek. Milli Savunma Bakanlığı da, silahlı kuvvetler ihtiyacına elverişli olanlara sefer görev emri düzenleyecek.
Sefer görevi verilmeyen araçlardan gerekli görülenlere mülki idare amirlerince sivil savunma ve diğer kamu hizmetleri için görev verilebilecek. Ticaret ve sanayi odalarının makine parklarındaki iş makinelerinin, kara, hava ve deniz taşıtlarının sicil fişlerinin milli savunma bakanlığına nasıl gönderileceği de yapılan değişiklikle netleştirildi.
Değişikliğe göre sefer görev emri çağrısıyla yapılan tatbikatların ve eğitimlerin süresi en çok 45 gün olabilecek.
huseyin kav keşke onların bavulunun tekeri olabilseydim.bütün haytınız boyunca yaptıklarınızı çarpın 50 lerle 100 lerle yinede o önden giden atlıların bavulunun tekeri kadar işe yarayabilmişmiyiz acaba! Ben dua ediyorum.SOROS yine SOROS George Soros: “Ben bir Siyonist değilim, dindar bir Yahudi de değilim; ama Yahudi kardeşlerime karşı güçlü bir duygudaşlığım var ve İsrail’in varlığını koruması konusundaki endişeleri de derinden paylaşıyorum."??? Mehmet Ali Birand(Posta):
Bildergerg'de ne konuşuldu?...
Hafta sonunda, üç günlük Bilderberg toplantılarına ben de katıldım. Büyük bir gizlilik ve güvenlik çemberi içinde yaşadık...
BİLDERBERG'DEKİ TÜRKİYE:
Tabii, Türkiye de ele alındı.
Hem de iki ayrı oturumda. Önemli sorular soruldu. Ak Parti'nin ülkeyi nereye götürdüğü, bir darbe tehlikesi yaşanıp yaşanmayacağı üzerinde duruldu.
Türkiye hakkında dört soru vardı:
1. Seçimi kim kazanır?
2. Şeriat tehdidi var mı?
3. Darbe olur mu?
4. Türkiye, Irak'a girer mi?
PKK ve Irak'taki gelişmeler, Kürt sorunu ve Kuzey Irak'ta yaşananlar ayrıntılı şekilde konuşuldu.
Sinan EVCIMEN 6. Türkçe Olimpiyatları'nı iple çekiyorum. Son zamanlarda kamuoyunda seçim rüzgarları esiyor ama bence en önemlisi bu olimpiyatlardı. Şair ne demiş " Tohumu at yeşermezse toprak utansın...." Bütün gönül dostlarına sevgi ve saygılarımla.Metmet Bursalı Altan beyin teklifi hoş, olabilir. Başka projeler de geliştirilebilir. Benim de ciddi endişelerim var: Gittikçe içeriden ve dışarıdan demokratik alan daraltılıyor. Türkiye ve Türk milleti; geçmişte Irak'a, Libya'ya, Suriye'ye, İran'a yapılan muamelenin aynısı yapılmak isteniyor. Şu an bütün taşlar, dıştan içe güçlü bir müdahaleye veya askeri darbeye doğru döşeniyor...Benim de acizane teklifim, aynı; demokratik alanın ve cephenin geliştirilmesi, sivil toplum duyarlılığının arttırılması..
Ne yapılabilir? Bilemiyorum..Ama mesela Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı; acilen bir DEMOKRASİ PLATFORMU oluşturabilir. Bu Platformda; Aydın Menderes, Saadettin Bilgiç, Nahit Menteşe, Nilüfer Gürsoy-Naskali, Mehmet Ağar, Prof. Hüseyin Bağcı, Korkut Özal gibi isimler yer alabilir...Bu isimler projeler geliştirebilirler...Bence Mesut Yılmaz ve Süleyman Demirel de tamamen devre dışı tutulmamalıdır...
İşin bir de TÜSİAD ve patronlar yönü var!..Bu alanda, maalesef Hükümetin ve Ak Parti'nin sağlıklı bir diyalog ve istişare mekanizması yok..Bu da önemli...İşadamları, patronlar ne istiyor? Neden istiyor?..Orta yol nedir?..
Bence uzlaşı, barışçı adımlar ve diyalog çok önemli! Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı da zaten bunun için var!..ERhan Bodur Zaman, yaz-tatil abone-satış kampanyası başlatabilir!...
Zaman gazetesi şu an birinci gazete görünüyor. Ancak yaz döneminde 100-150 bin tiraj kaybediyor. Çünkü öğrenci ve öğretmenler tatile çıkıyor. Geriye esnaf, işadamları, sanayiciler kalıyor; onların abonelikleri sürekli..Zaman; bir "yaz modeli" satış-abonelik geliştirebilir aslında. İki-üç şey birden yapabilir:
1-Aboneliğini geçici olarak iptal etmek isteyen her kişi iki abonelik bularak ara verebilir.
2-Abonenin tatil yeri adresi; günü gününe alınarak, gazetesi günü gününe ulaştırılabilir, böyle mobilize bir abonelik sistemi geliştirilebilir.
3-Türkiye'nin bütün tatil beldeleri, mekanları, otel ve motellerinde ZAMAN SATIŞ NOKTALARI oluşturulabilir. Türkçe-İngilizce abonelik kampanyası başlatılabilir. Antalya, Marmaris, Bodrum, Fethiye, Didim gibi yerlerdeki otellerle anlaşılarak, reklam karşılığı her otele müşterilerine ücretsiz olarak hediye edilmek üzere 500'er adet Türkçe-İngilizce gazete bırakılabilir..
Bunlar benim ilk anda aklıma gelenler..Zaman; bu ülkede rahat bir milyon da satar! Biraz daha gayret olursa..Gazete, biraz daha yeni okurlarına hitap edebilecek değişiklikler-yenilikler yapabilirse...Ne yapabilir? Mesela;
1-Her hafta, Cuma günleri birer TATİL REHBERİ verebilir.
2-Kadınlara ve gençlere yönelik, aile ve insana yönelik haberler-yazılar daha da arttırılabilir.
3-Hafta sonları veya Pazartesi günleri; bir MİZAH DERGİSİ verilebilir.
4-Her hafta ÖDÜLLÜ SPOR/FUTBOL BİLGİ YARIŞMASI bulmacası verilebilir...alkışlar MOGALISTAN FATIHI RAHMETLI ADEM TATLI BEYEFENDI BIR TANITIM ESNASINDA TV DE GORMUŞTUM.MILLI EGITIM BAKANI NIN YANINDA IDI VEDE YANINDA ORDUNUN YUKSEK RUTBALI SUBAYI POZUN ICINDEYDI.ONLARI RAHATSIZ ETMEYEN BIZI ISE BU ISİN ORGANIZASYONUNU YAPAN ULKENIN BU KİŞİLERE ZANLI VE REJIM DUSMANI OLARAK ALGILAMASI NE KADAR TEZAT.A.B .D DE BULUNAN BU SEVGI INSANIN KENDI ULKESINDE ZANLI MUAMELESİ GORMESI NE KADAR ÇİRKİN MESNETSIZ .. O COCUKLARA BAKIP DA GELECEK ADINA UMUTLU OLMAYAN YOKTUR. BU ARADA SAYIN ŞİŞLİ BELEDIYE BAŞKANI SARIGULU TEBRIK EDERIM.TAM BIR ULKE SEVDALISI VEDE SOSYAL DEMOKRAT OLDUGUNU TURKÇE OLIMPIYATLARINA KATILARAK GÖSTERMİŞTİR.HERKESE YUREKTEN SEVGILER DEVAMLI SAGI SOLU TUTULARAK AMAN KALKMASIN SU ULKE DENILEN MEMLEKETIM NE GUZEL İŞLER CIKARTIYOR. YAPILAN TUM ZORLAMALARA GAREZE KARŞI KÖTUNUN YANINDA BIZLER IYILIK YAPMAK İÇİN HER DAIM HAZIRIZ DIYEN O GUZEL ÖĞRENCILERDEN ALACAKLARI ÇOK DERSLER VAR..ÇETE BARI MILLYETCILIGI MEMLEKET KURTARMAK YADA ULKEYI DEVAMLI TEHLIKE ARZ EDEN DEMECLERLE GEREN SAYIN MILLIYETÇİ KARDESLERIM ALINMASIN AMA BU MILLIYETCILIK ISE MENFI DEGIL SEVGI ADINA YAPILAN EN GUZEL MILLIYETÇİLİKTİR.Altan F. Gürbulak Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'na bir teklif, bir istirham:
Bu vakıf bugüne kadar çok hayırlı işlere ve hizmetlere imza attı, millet vicdanında makes bulan çok güzel işler yaptı. Bu vesileyle ülkemizin giderek daraldığı ve hatta önümüzdeki 3-4 ay içerisinde bütünüyle tıkanmak istendiği DEMOKRATİK ortamının yeniden rayına oturtulup sükunete kavuşturulması konusunda, yine bu vakfın aktif siyasi ve ideolojik tartışmalardan uzak olarak önemli bir rol oynayabileceğini düşünüyorum...
Ülkemizde son zamanlarda her ne pahasına olursa olusun laik, demokratik, hukuk devletimizi ve özgürlükleri korumak, kollamak ve savunmak için çaba sarfeden TÜRK AYDININI ve duyarlı insanlarımızı; Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, bir "Demokratik Cumhuriyet ve Toplumsal Barış Ödülü" koyabilir, verebilir..Bu alanda benim önerebileceğim, bilhassa gazetelerden başlıca şu isimler şunlar olabilir:
HÜRRİYET: Altan Altan, Gila Benmayor, Soner Yalçın, Enis Berberoğlu, Cüneyt Ülsever, Ayşe Arman...
MİLLİYET: Can Dündar, Metin Münir, Hasan Cemal, Güngör Uras, Serpil Yılmaz...
ÖNCE VATAN: Abdullah Akosman, Levon Panos Debağyan...
VATAN: Tuğçe Baran, Necati Doğru, A. Savaş Akat, Elif Ergu, Haşmet Babaoğlu, Leyla Umar, Seyfettin Gürsel, Cengiz Aktar, Cengiz Özdemir, Yavuz Semerci, Bilal Çetin...
RADİKAL: Ayşe Karabat, Haluk Şahin, Perihan Mağden, Murat Belge...
BİRGÜN: Nazım Alpman, Hayri Kozanoğlu, Oğuzhan Müftüoğlu, Rıdvan Akar...
MİLLİ GAZETE: Hakan Albayrak, Mustafa Miyasoğlu, Kemal Belgin...
ORTADOĞU: Alişan Satılmış, Seyfi Şahin...
TÜRKİYE: Sabahat Emir, Resul İzmirli, Metiner Sezer, M. Necati Özfatura...
AKŞAM: Şakir Süter, Serdar Turgut, Deniz Gökçe, İsmail Küçükkaya, Ahmet Çavuşoğlu...
SABAH: Soli Özel, Umur Talu, Aslı Aydıntaşbaş, Ergun Babahan, Yavuz Donat, Mahmut Övür, Erdal Şafak, Muharrem Sarıkaya, Savaş Ay...
YENİ ŞAFAK: Kürşat Bumin, Fehmi Koru, Hayrettin Karaman, Hüseyin Hatemi, Nazif Gündoğan, Dücane Cündioğlu, Mustafa Özel, Abdullah Muradoğlu, Nazmiye Yılmaz, Bekir Hazar, Osman Akkuşak...
VAKİT: Ali İhsan Karahasanoğlu, Lütfü Oflaz, Hasan Karakaya, Yavuz Bahadıroğlu...
STAR: Ardan Zentürk, Necef Uğurlu, Şamil Tayyar, Sami Selçuk, Ahmet Kekeç, Ayşe Önal, Mehmet Altan, Eser Karakaş, Prof. Mustafa Erdoğan, Hadi Özışık, Mustafa Karaalioğlu, Berat Özipek, Nasuhi Güngör...
ZAMAN: Hilmi Yavuz, Nuh Gönültaş, Alev Alatlı, Herkül Milas, Bejan Matur, Mustafa Ünal, Tamer Korkmaz, Şahin Alpay, Ekrem Dumanlı, Mehmet Niyazi, Leyla İpekçi, Melih Arat, Sami Uslu, M. Ali Yıldırımtürk, A. Turan Alkan, Ali Bulaç, Ahmet Selim, Fikret Ertan. A. Halit Aslan, Selim İleri, Bülent Korucu, Elif Şafak, Mümtazer Türköne, İbrahim Öztürk, Hüseyin Gülerce, Nihal B. Karaca...
YENİ ÇAĞ: M. Nuri Yardım, Mehmet Gül...
TAKVİM: Nazlı Ilıcak...
YENİ ASYA: Faruk Çakır, Abdurrahman Şen, Mustafa Özcan...
Ayrıca; Taha Akyol, Gülay Göktürk, Ahmet Taşgetiren, Mehmet Barlas, Emre Aköz, Nevzat Tarhan, Ümit Kardaş, Zeynep Dağı, Haluk Özdalga, Hikmet Sami Türk, Servet Kabaklı, Etyen Mahçupyan, M. Doğan, Gültekin Avcı, Fikret Başkaya, Oral Çalışlar, Alper Görmüş...sevim Türkçe Olimpiyatlarıyla gurur duyduk!
Fethullah Gülen ve Gönüllüler hareketi; bütün dünyayı Türkçe konuşturmaya başladılar! Dünya şimdi Türkçe öğrenmek için yarışıyor! Dünya Atatürk'ü, İstiklal Marşımızı, türkülerimizi, şarkılarımızı, dil, tarih ve kültürümüzü öğreniyor, Türkiye'yi, Türk insanını imreniyor..Bu ne güzel şey böyle! Emeği geçenlerden Allah razı olsun! Keşke devletimizin bütün birimleri, bütün kurumları, bürokratları, bütün siyasetçilerimiz ve medyamız bu güzellikleri kavrayabildeydi, buna göre kendilerini çeki düzen verip daha büyük, daha ufuklu düşünebilselerdi, daha aklı başında, gelecek vaadeden işler yapmak için kollektif heyecan oluşturabilselerdi!
NEW York Times Gazetesi’nin Türkiye muhabiri Sabrina Tavernise, özellikle Pakistan’daki Fethullah Gülen okullarına büyük övgü yağdırdığı ünlü yazısından sonra, bu defa da Türkiye’deki türban sorununa el attı.
Son Ergenekon operasyonunda gözaltına alınan 'travestiler kraliçesi' lakaplı Seyhan Soylu ve oyuncu Nurseli İdiz'in yeni bir 28 Şubat süreci için zemin hazırlamakla suçlandığı öğrenildi.
Dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı" (LHC), 13.7 milyar yıl önce meydana geldiği düşünülen Büyük Patlama'dan hemen sonraki başlangıç şartlarını oluşturarak maddenin sır perdesini aralayabilmek için yarın çalıştırılacak.
ABD'de yaşayan Amishler, dünyadan tecrit edilmiş bir hayat sürüyor. Elektriksiz yaşıyor, at arabası kullanıyor, TV ve bilgisayardan uzak duruyor. İşte Amishler'in izole hayatı...